1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2 |
 |
Ertuğrul MERTEL
8 yıl önce - Pts 29 Eyl 2014, 22:02
Onların sözlerini kendilerine iade edelim ...
Hatta 1.5 milyon gelmiş .
Danimarka'nın kendine dert ettiği 8.000 kişiyi de alalım .
Parası ülkedeki fifilerinin parasına harcadıkları kadar /hayvan hakları vırt zırt adı altında - / masrafları olmayan insanları bize yardım karşılığında geri postalamak istiyorlarmış ya hani ...
Bunlara küfürün her türlüsü HELAL ...
Zerre geri dönmez adama ...
Avrupa'da liderlikten ve iradeden bahsetmiş ...
İradenizi ....
BND'ye de ...
En son Ertuğrul MERTEL tarafından Pts 29 Eyl 2014, 22:03 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
yasin3438
8 yıl önce - Pts 29 Eyl 2014, 22:02
Suriye, PKK, ISID, Irak, Misir vb. derken AB zaten uzunnnnn zamandir unutuldu. Neyse zaten almayacaklar bosa gundem yaratiyordu Bazi olumsuz seyler boyle olumlu seylere vesile olabiliyor
|
 |
Cemoli D18
8 yıl önce - Pts 29 Eyl 2014, 22:07
Aynen Ertuğrul abi aynen.
Küfrün en katmerlisini hak ediyorlar.
Arkadan pof poflama yapmaya devam ediyorlar.
Veriyorlar ara gazını bırakıyorlar.
Türkiye bu Avrupa'dan para almıyor mu mülteciler için
|
 |
CihangirAydın
8 yıl önce - Pts 29 Eyl 2014, 22:33
AB çok iki yüzlü,dış politikalarınıda sevmiyorum ama AB'ye kapağı atmak gerek bu vatandaşlarımızın daha iyi hak ve özgürlüklere sahip olması ve demokrasimizi geliştirmek için bu süreç çok iyi bir fırsat...
|
 |
Yakup
8 yıl önce - Çrş 08 Ekm 2014, 17:17
AB'den Türkiye İlerleme Raporu'na onay
Avrupa Birliği, Türkiye'nin 2014 İlerleme Raporu'nu onayladı.
Avrupa Birliği 2014 İlerleme Raporu'nda Türkiye, çözüm sürecinde atılan adımlar nedeniyle övüldü.
| Alıntı: |
AB Komisyonu'nun yayımladığı raporda, "Kürt meselesinin çözümünü hedefleyen süreç devam etti. Çözüm için seçenekler genişçe ve özgürce tartışıldı. Martta yapılan değişiklikler ile mahalli ve genel seçimlerde Türkçe dışındaki dillerde siyasi propaganda yapılabilmesini mümkün hale getirdi. Yüzde 3 barajını aşan partilere kamu yardımı sağlandı. Anadilde özel eğitime müsade edildi. Kürtçe harfler X, Q, W'nun kullanımına ilişkin cezai yaptırımlar kaldırıldı" ifadesi kullanıldı.
Raporda, Kürt meselesinde "Nevruz dahil genel itibarıyla olumlu bir havanın hakim olduğu" ve terörün bitirilmesi ve sosyal entegrasyonu kuvvetlendirmeye yönelik TBMM'nin haziranda kabul ettiği yasanın, çözüm süreci müzakereleri için kuvvetli bir hukuki zemin sağlanmasını hedeflediği belirtildi.
Çözüm sürecinde atılan adımların ayrıntılı işlendiği raporda genel değerlendirme olarak, "Çözüm süreci güneydoğudaki münferit tansiyonlara rağmen devam etti. Terörün bitirilmesine ve sosyal entegrasyonun kuvvetlendirilmesine yönelik kanun, çözüm müzakerelerinin yasal zeminini oluşturdu" tespiti yapıldı.
Raporda, faili meçhullerle ilgili zaman aşımını ortadan kaldıracak ve hesap verilebilirliği güçlendirecek yeni yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu belirtildi.
İlerleme Raporu'nda sivil-asker ilişkileri bağlamında "Genelkurmay, çözüm sürecine ilişkin tek istisna dışında yetkisini aşarak siyasi konularda yorum yapmaktan imtina etti" değerlendirmesi yer aldı.
AB Komisyonu'nun hazırladığı raporda, "Genel olarak ordu üzerinde sivil denetim sabit kaldı, istihbarat servisinin sivil denetiminde ilerleme kaydedilmedi. İstihbarata yargı denetimi bir hayli daraltıldı ve sektörün mali şeffaflığı daha da sınırlandırıldı. Ordunun, polisin, jandarmanın ve istihbarat servislerinin sivil denetimini iyileştirecek reformlara ihtiyaç vardır" ifadesi yer aldı.
AB Komisyonu Türkiye'nin Suriyeli sığınmacılara paha biçilemez desteği nedeniyle övgüyü hakettiğini bildirdi.
AB Komisyonu, Türkiye ve diğer aday ülkeler için 2014 ilerleme raporlarını yayımladı. Belgede Türkiye'nin Suriyelilere kapılarını açık tutması takdir edildi.
Suriye'deki çatışmalar nedeniyle 1 milyondan fazla sığınmacının Türkiye'ye geçtiği ve bunlardan yaklaşık 220 bininin "iyi organize edilen ve iyi yönetilen" 22 kampta barındırıldığı aktarılan raporda, "Türkiye, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin yardımıyla haziran itibariyle kampların dışındaki yaklaşık 580 bin Suriyeli'nin kaydını yaptı. Kaydedilenlere bedava sağlık ve eğitim hizmeti verildi. Bu durum yerel kapasite ve kaynakları kaydadeğer basınç altında bıraktı. Türkiye, Suriyeli sığınmacılara paha biçilemez desteği nedeniyle övülmelidir" ifadesi kullanıldı.
Raporda, sığınmacıların büyük kısmının yasal statüsündeki belirsizliğin, istihdam edilme imkanlarını sınırladığını, kampların dışında yaşayanların genelde zor şartlarda hayatlarını ikame ettirdikleri ve temel hizmetlere ulaşmada zorluklarla karşılaştıkları belirtildi.
Türkiye'nin Suriyeliler dışında, Iraklılar başta olmak üzere önemli miktarda sığınmacıyı barındırdığı hatırlatılan raporda, Türkiye'nin bu ağır yük altında bile göç ve sığınma politikasıyla ilgili önemli adımlar attığı ifade edildi.
Raporda, Türkiye'de 10 Ağustos'ta ilk kez doğrudan halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın zafer konuşmasında, "herkesin cumhurbaşkanı olacağını" söylediği, yeni anayasa ve iddialı kalkınma projeleriyle "Yeni Türkiye'yi inşa etme" sözünü verdiği ve AB katılım müzakerelerinin Türkiye için stratejik hedef olarak kalmaya devam ettiğini vurguladığı aktarıldı.
İlerleme Raporu'nda, Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından 62'nci hükümetin programında da AB katılım müzakereleri, demokratikleşmenin ilerletilmesi, anayasa değişikliği ve çözüm sürecine ilk öncelikler arasında yer verildiği anlatıldı.
17 Aralık operasyonuna da değinilen raporda, hükümetin buna verdiği cevabın yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve etkinliği konusunda ciddi endişelere neden olduğu ve siyasi atmosferin daha da gerginleştiği iddia edildi.
Raporda Türkiye'nin 2010-2014 yolsuzlukla ulusal mücadele stratejisi ve eylem planını uygulamayı sürdürdüğü fakat sonuçlar hakkında parlamentoya ve sivil topluma bilgi verilmediği ve sivil toplumun katkısına sınırlı imkan sunulduğu belirtildi.
Türkiye'nin 2014 sonrası için yolsuzlukla mücadele stratejisi ve eylem planını kabul edip etmeyeceğine karar vermesi istenen raporda, uygulamada başarılı sonuçlar için daha güçlü siyasi irade ve sivil toplumdan daha fazla katkıya ihtiyaç duyulduğu dile getirildi.
İfade özgürlüğü bağlamında Türkiye'de Ermeni meselesi ve Kürt sorunu gibi hassas mevzuların açık ve canlı şekilde tartışılabildiği aktarılan raporda, ifade özgürlüğünü sınırlayan Türk Ceza Kanunu'nun 314'üncü maddesi gibi hala bazı yasal değişikliklere ihtiyaç duyulduğu, kamu görevlilerinin bazı açıklamalarının medya ve basın üzerinde gözdağı etkisi oluşturduğu ve muhabirler ve editörler hakkında soruşturmalar başlatılmasına neden olduğu, çok sayıda gazetecinin işten çıkarılmasının ve medya sahiplerinin bilginin yayılmasını aşan menfaatlerinin basında yaygın otosansüre neden olduğu savunuldu.
İlerleme Raporu'nda Türkiye'nin son bir yılda 35 müzakere faslının büyük çoğunluğunda önemli ilerlemeler sağladığı da ifade edildi. |
KAYNAK: SABAH.COM.TR
DAHA cok yolumuz....
|
 |
Yakup
8 yıl önce - Çrş 15 Ekm 2014, 00:58
"AB üyeliği stratejik hedef"
AB Bakanı Volkan Bozkır, Berlin’de önemli açıklamalarda bulundu.
| Alıntı: |
Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, “AB üyeliği her zaman Türkiye için bir stratejik hedef olmuştur ve olmaya da devam etmektedir” dedi.
Bozkır, Berlin’deki temasları çerçevesinde, koalisyon hükümetinin ortağı Sosyal Demokrat Parti’ye yakınlığıyla bilinen Friedrich Ebert Vakfı’nda ''Türkiye-AB: İkili İlişkiler ve Müzakere Süreci" konulu konferansta konuştu. Türkiye’nin AB üyelik sürecinde kararlı olduğunu, hükümetin yeni dönemde AB sürecine ağırlık vereceğini kaydeden Bozkır, “AB üyeliği her zaman Türkiye için bir stratejik hedef olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Bu ilişki, ortak çıkarlara dayanmaktadır. Ortak çıkarlarımız devam ettiği sürece de devam edecektir. Umuyoruz ki bu ortak çıkarlarımız Türkiye’yi AB’ye daha da yakınlaştıracak ve nihai aşamaya ulaştıracak, Türkiye üye olacaktır” ifadelerini kullandı.
Bakanlar Kurulu’nda kabul edilen Türkiye’nin yeni AB stratejisi hakkında katılımcılara bilgiler veren Bozkır, bu stratejinin üç ayağının bulunduğunu, bunların siyasi reform süreci, sosyo-ekonomik dönüşüm ve AB iletişim stratejisi olduğunu kaydetti. Bozkır, “Kopenhag Kriterlerini yeterli oranda karşıladığımız için müzakerelere başlamıştık. Dolayısıyla sıfırdan başlamıyoruz. Şimdi, Kopenhag Kriterlerini tümüyle karşılama yönünde açığımızı kapatmak istiyoruz” diye konuştu. Yeni dönemde tüm bakanlıkların yeni yasal düzenlemeler için önce AB Bakanlığından görüş alacağını vurgulayan Bozkır “AB Bakanlığı, bundan sonra hazırlanacak her yasa taslağının AB müktesebatına ya da uygulamalarına uygun olup olmadığını inceleyecek. Bunun devrim niteliğinde bir adım olduğunu düşünüyorum” dedi.
REFORM EYLEM GRUBU
Bozkır, geçmişteki Reform İzleme Grubu’nun yerini artık Reform Eylem Grubu’nun alacağını belirterek, tüm bu adımların hükümetin AB sürecindeki kararlığını gösterdiğine işaret etti.
Türkiye’nin AB üyelik sürecini Avrupa ve Türkiye’de kamuoyuna doğru bir şekilde anlatabilmek için AB İletişim Stratejisi hazırladıklarını ifade eden Bakan Bozkır, bu stratejinin ayrıntılarını perşembe günü açıklayacağını kaydetti. Türkiye kamuoyunda AB’ye tümüyle karşı olanların oranının her zaman yüzde 10’un altında olduğunu ancak geniş bir kesimin bu süreci desteklediğini vurgulayan Bozkır, “Şu anda AB üyeliğini destekleyenlerin oranı yüzde 55 düzeyinde. Çoğu zaman değişim, kararsızların oranında yaşanıyor. AB’den olumlu açıklamalar geldiğinde bu destek büyüyor. İnanıyorum ki gelecek aylarda bu yeniden yüzde 65, yüzde 70 düzeyine çıkacaktır” ifadelerini kullandı.
Bozkır, Türkiye’nin son dönemde ekonomide büyük başarılar sağladığını, AB sürecini destekleyen kamuoyunun temel beklentisinin artık ekonomi olmadığını vurguladı. Bozkır, uluslararası alanda zor gelişmeler yaşanırken, Türkiye’nin AB sürecinde ilerleme sağlamasının, yeniden güvenin sağlanmasının iki tarafın da çıkarına olduğunu söyledi. Türkiye'nin Almanya ile sahip olduğu güçlü işbirliğinin Türkiye'nin AB sürecine katkı sağlayacağına inandığını ifade eden Bozkır, “Türkiye, AB süreci sayesinde 2002’den bu yana çok sayıda siyasi reform yapmıştır. AB süreci olmasa, Türkiye’de bu kadar devrim niteliğinde adım atılamazdı. Ancak ne yazık ki son 3 yılda AB, Türkiye’deki önemini kaybetti, etkisi azaldı” diye konuştu.
"ELEŞTİRİLERİNİZİ DAHA CİDDİ OLARAK DİNLEYEBİLİRİZ"
Bakan Bozkır, AB’nin önerilerini, yapıcı eleştirilerini dinlemek ve bunlardan yararlanmak istediklerini, ancak bunun için AB sürecinin canlanması gerektiğini vurguladı.
AB’ye, süreçte yeni müzakere başlıklarını açması çağrısında bulunan Bozkır, “O zaman sizin eleştirilerinizi daha ciddi olarak dinleyebiliriz” dedi.
AB’nin açıkladığı İlerleme Raporu’ndaki yapıcı eleştirileri dikkate alacaklarını ifade eden Bozkır, bu sene Türkiye’nin görüşlerini içeren karşı bir İlerleme Raporu’nun söz konusu olmayacağını, Berlin temaslarının ardından gideceği Brüksel’de bu eleştirileri AB Komisyonu ile görüşmelerde ele alacaklarını vurguladı. Bozkır, “AB İlerleme Raporu’nda yer alan ve haksız olduğunu düşündüğüm eleştirileri AB Komisyonu ve ilgili kişilerle konuşacağım. Bu konuları basın önünde konuşmayacağım. Buradan Brüksel’e gidiyorum ve çok yoğun görüşmelerim olacak” diye konuştu.
"TAM ÜYELİK"
Toplantıya katılan Sosyal Demokrat Parti (SPD) Federal Meclis Grubu Başkan Yardımcısı Axel Schaefer, Türkiye’nin AB üyesi olmasını ümit ettiğini belirterek, SPD'nin ise bu düşünceyi her zaman savunduğunu söyledi.
Bu konuda bazı zorlukların bulunduğunu ifade eden Schaefer, Türkiye’ye misafir olarak gidildiğinde veya Türkiye’den Almanya’ya misafirlerin geldiğinde süreçte nelerin başarıldığının konuşulduğunu, ancak eleştirilerin yapılmadığını kaydetti. Schaefer, Türkiye’nin AB sürecinde hedefinin "tam üyelik" olduğunu belirterek, ancak müzakerelerin başarılmasının garantisinin olmadığını ifade etti. Schaefer, sürecin sonunda Avrupa’da ülkelerin başka bir ülke hakkında oylama yapacağına işaret etti.
‘’Türkiye Avrupalı bir ülkedir ve Avrupalı bir ülke olmak istiyor’’ diyen Schaefer, bundan önce AB'nin 6 ülkeden 28 ülkeye çıktığını, Türkiye’nin NATO gibi bazı birliklere üye olmasıyla da özel bir duruma sahip olduğunu kaydetti. Ülkelerin AB üyeliğine uyum sürecinde her ülkenin ayrı değerlendirildiğini ve sonunda tam üye olunduğunu ifade eden Schaefer, İsviçre’nin AB müktesebatının yüzde 99’unu aldığını, ancak AB’ye üye olmadığına dikkati çekti.
Türkiye’nin Lizbon Sözleşmesini imzaladığını ve bu değerleri paylaştığını hatırlatan Schaefer, Türkiye’nin üyeliğinin diğer ülkelere göre önemli bir konu olduğunu belirtti.
"SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ REFORM SÜRECİNE DAHİL EDİLMELİ"
Sosyal Demokrat Partili AB İlişkileri Komisyonu Üyesi Dorothee Schlegel de Türkiye’de sivil toplum örgütlerinin AB reform sürecine dahil edilmesi gerektiğini belirtti. Schlegel, Türkiye'nin nüfusunun fazla olmasının AB için bir dezavantaj olmayacağını kaydetti.
Schlegel, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğine karşı endişelerin nelerin olduğu yönündeki bir soruya karşılık, bunların farklı değerlere sahip olması gibi bazı konuların ifade edildiğini, ancak kendisinin buna katılmadığını ve ortak dini köklere sahip olunduğunu söyledi. İletişimin iyi bir strateji olduğunu belirten Schlegel, iki ülke arasında daha çok iletişime geçildiğinde bu endişelerin azalacağına inandığını ifade etti.
Temasları kapsamında Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası’nın (TD-IHK) 10. yıl dönümü etkinliğine katılacak Bakan Bozkır, yarın Berlin'de çeşitli temaslarda bulunacak ve Adalet Bakanı Heiko Maas ile görüşecek. |
KAYNAK: TRT.NET.TR
Bence her gecen sene AB üyeligimiz zorlasiyor....
|
 |
sayfa 2 |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|