1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 13  |
 |
Engin
16 yıl önce - Cum 08 Arl 2006, 23:02
| Alıntı: |
| Böyle bir durumda söz konusu değil. Eğer Ercan Havalimanına uçuş izni verilseydi, KKTC'ye turizm açısından seferler başlayacaktı. Bu da tabiki KKTC' nin ekonomosi açısından çok önemli. Kısacası, şu an itibariyle(KKTC tanınmamasına rağmen) havalimanının açılması turizmin gelişmesi açısından önemli" |
benim bildiğim arada günü birlik geçilebiliyor, yanı rum tarafına inen turist geçip kktc yi de gezebilir bu turistik açıdan engel değil.
sonra rumlar ticaret filoları ile ünlü, bizim liman açmamız onlara çok ama çok şey kazandırır. kktc ne üretiyor da ne satacak... bir şey üretmiş de Türkiye almamış mı? Türkiye'ye ve kendisine fazla gelmiş de Dünya'ya mı açılıp satacak?
Bu radyo satar otomobil alırız mantığı ile zamanında gümrük birliğine girmekten farksız olacak...
üstelik halen bas bas şart olmadığı yok bütünmüş paketmiş cart curt olduğu söyleniyor dışişlerinden!
ben size olacakları söyliyeyim: limanların hepsi açılır, kktc ye göstermelik olarak üç beş ab l bürokrat gider gezer... Türkiye'nin sırtı sıvazlanır... yıllar ilerler bir gözden geçirme ilerleme ne haltsa onun toplantısı olur raporu hazırlanır. raporda Türkiye'nin katettiği mesafeden övgü ile söz edilip, Rumları tanıması beklenir Rumlara da tavsiye niteliğinde hadi barışın artık denir... bizim basın hemen zafere az kaldı nidası ile duyurur... sonra Rum yanlısı bir plan çıkar BM den o dönem... Türkiye isterse kabul etmesin... BM diyen sendin derler.. e zaten limanlar ardına kadar açık... verecek koz da kalmamış! bir de anlaşılır ki mavi akım gibi zamanında biri bi anlaşma imzalamış BM çözümüne evet ne olursa imzalarız gibi... o çıkar piyasaya...
hadi hayırlı olsun KKTC pardon ne KKTCsi? oralar böööyle bizimdi zamanında deriz çıkıp beş parmağa!
|
 |
EnderYıldırım
16 yıl önce - Cum 08 Arl 2006, 23:15
Şimdi Rum tarafından turistlerin sadece bir kısmı geçiyor. KKTC' ye direkt olarak seferler koyulabilmesi önemli. Eğer bu seferler başlarsa, şu an yapılan yeni otel projeleri var, bunlar dolmaya başlar ve yenilerinin yapılması içinde, önü açılmış olur. Ercan' a, izin verilirse, KKTC turizminde büyük bir patlama olacaktır hiç kuşkunuz olmasın. Ayrıca KKTC dünyaya, portakal, enginar ve patates gönderir ki, bu saydığım ürünler çok kaliteli olarak yetiştiriliyor. Yani aynı zamanda ticaretide gelişir. Dolayısıyla, bu hamle karşısında, kazanan KKTC olur. Tabi gerçekleşirse...
|
 |
fatih civelek
16 yıl önce - Cum 08 Arl 2006, 23:32
Arkadaslar,
Bu baslikta inanilmaz sekilde sahane ve hiç ummadik yorumlar gelip gelip duruyor. Ve gerçekten internette bu konu üzerine haberleri okumaktan daha keyfli.
Ne cevherler varmis bizlerde böyle. Gazetecilere bu sayfayi okumalarini önermek lazim aslinda. Inanilmaz sahane yorumlar var. Hangisini tekrar okuyacagimi sasirmis durumdayim.
Türkiye sahipsiz degil, en kötü ama en Kötû ihtimalde bile ikinci bir " Barış Harekatı " daha yapar Türkiye. Milli davamizdan kimse vazgeçiremez bizi. Son olarak demek istedigim, Kibris' taki durum bir sonuca varsin artik.. yazik, gerçekten yazik. Bu kadar da vicdansiz olunmaz ki : 40 sene izolasyon, bu ne demek yahu.. Rum Kesimi'ne 40 sene izolasyon uygulansaydi hallari ne olurdu acep !
Buna komsuluk denmez, insanlik denmez, vicdan denmez. Münafiklik yapip duruyorlar. Ama sabirli, salim ve sebat olmak lazim. Türkiyemiz gerçekten sahipsiz degil. Adalet eninde sonunda dönüp dônüp yerini bulacaktir.
|
 |
umit1
16 yıl önce - Cum 08 Arl 2006, 23:39
| Alıntı: |
| Britanya-ABD ikilisinin çıkarlarından ötürü (Almanya ve Fransa istese de istemese de) AB'ye üye olacağız. (Hatta kendimiz istesek de istemesek de.) |
Sizin en buyuk yanilginiz ABD yi homojen bir ulke zannetmenizden kaynaklaniyor.
300 milyonluk kalabalik bir ulkedir ve herkezin "double loyalties" dedigimiz sorunlari vardir.
ABD dunde,bugunde Ingiltere-Almanya mucadelesinin uzerinde yurutuldugu bir savas alanidir,ABD nin kurulusu bile bu mucadele sayesinde olmustur.Washingtonun ordusunu kuran egiten ,silahlandiran ve yolladiklari uzmanlarla bizzat yonetenler Prusyalilardi.
Bunlar olmasaydi,Ingilizlerin yetistirdigi buyuk askeri dehalardan biri olan Gen.Cornwallis Washingtonu pacavraya cevirirdi kisa surede.
ABD 2000 yilindan beri Global Sermaye kontrolunden ,yani Ingiltere kontrolunden cikmistir,halen de "Bonesmen" tarafindan yonetilmektedir ve bunlarin ABD de uyguladigi politikalarin adina "Starve the Beast" politikalari denmektedir,yani The Beast yani bugunki ABD ac birakilip yok edilmelidirki yerine daha iyi bir sey gecirilebilinsin,
Bu daha iyi bir seyin ne olacagini herhalde anlamissinizdir artik.
|
 |
Alperen_dt
16 yıl önce - Cmt 09 Arl 2006, 00:13
| Alıntı: |
Burc
Kıbrıs'da Rum kesimi ile birleşme referandumu yapılırken "Kıbrısı verdiler!"
diye en çok feryat eden bendim, hükümete bir küfretmediğim kalmıştı.
(Bknz sitedeki eski mesajlar)
Fakat sonradan gördüm ki sonuç bizim lehimize oldu.
Hem Kıbrıs yerinde duruyor hem de sonuçta Rumlar'ın gerçek yüzünü dünya gördü.
Ben bu sonucun bilinçli olarak elde edildiğine de önceleri inanmadım.
Oysa sonradan gördüm ki bu yaptıkları takiyyenin alası imiş.
Ben duygusal bakmışım, politikada böyle oyunlar yapmak gerekiyormuş.
Bir Irak tezkere olayı vardı, gene hükümeti eleştirmiştim.
Oysa sonuç gene bizim lehimize oldu.
Lübnan'a Türk askeri gönderilmesi de bana anlamsız geldi.
Ancak eleştirmeye çekindim, çünkü belki bir bildikleri vardır diye düşünmeye başladım artık.
Nitekim o zamanlar veryansın edenler şimdi bu olayı unuttu, bir kaybımız olmadı.
Avrupa Birliğine karşı teslimiyetçi politikalarını da bir zamanlar çok eleştirdim.
Ama bu iktidar boyunca çok önemli bir gelişme oldu :
Son birkaç sene içinde halk artık Avrupa Birliğini istemez hale geldi.
çünkü AB için ne gerekiyorsa yapıldı ve AB'nin ne mal olduğu gösterildi.
Eğer açıkça AB'ye rest çekilseydi, bu sevda halkın içinde kalacaktı,
"vay gericiler yüzünden AB'ye alınmadık" olacaktı.
Oysa şimdi AB'ye karşı biraz tavır koysalar halk alkışlıyor artık.
Gördüm ki bunlar çok iyi planlanmış politikalar, bilinçsiz değil.
Dış politikada benim güvenimi kazandılar.
Türkiye'nin iyiliği için çalıştıklarını görüyorum.
Rum'lara hediye olsun diye değil, bizim bir çıkarımız olacağı içindir. |
Burc bey, yorumunuzu okudum ve bende ayni fikirdeyim.
Son zamanlarda, Turkiye dunya capinda daha iyi isime sahip olmaya basliyor, ilk defa Bati medyalarin 1974 oncesi Kibrisda ne oldugunu ve Rum Kibrislilarin irkcilig ve yobazligini gosterdi.
Hukkument ilginc oyun oynuyor, Turkce'de kelimesini bilmiyorum, Inglizcede "reverse psychology" (burada arkadaslar Turkce karsitini versinler) denilen bir siyaseti yurutuyor. Yani bizimki Rumla ve digerlerle oyun oynuyor ve onlarin maskelerini cikartiyor.
Hukkumeti cok elestiriyorum ama son senelerde Turkiye'nin durumu pek kotulesmedi, tersine daha iyi bir durumda, ama yine elestirmeye devam edecem, her hukkumeti elestirlemek lazim, elestirlemiyizki onlar rahat olmasin ve hep calisin, calismasa biz onlara meclisten atariz!
|
 |
EnderYıldırım
16 yıl önce - Cmt 09 Arl 2006, 22:47
Kıbrıs sorunu için, ortada iki tane çözüm var. Birincisi; fesh edilen 1960 Anayasalı Kıbrıs Cunhuriyeti' nin, adada iki halkın var olduğunu kabul ederek, tekrar iki tarafın birleşmesi. İkincisi; şu an fiili olarak var olan KKTC hükümetinin, dünyaya tanıtılması. Annan planı birinci çözüm üzerine kurulmuştu fakat Kıbrıs Türkü' nün hakları göz önünde bulundurularak gerçekleştirilmezse, biz buna çözüm diyemeyiz. Bu daha sonra Kıbrıs Türkü' nün, tekrar eskiden olduğu gibi zor duruma düşmesine sebep olabilirdi. Bu sebeple, planı detaylı bir biçimde, deneyimlerine bağlı olarak inceleyen, KKTC' nin birinci Cumhurbaşkanı, Rauf R. Dentaş, bu planı bütünüyle red etmişti. Cumhurbaşkanına göre, planda herşey normal olarak gözüküyordu. Buna bağlı olarak, bu planı yeni nesil, ileride sorun çıkarmıyacağını ve sayın Cumhurbaşkanının çözümsüzlükten yana olduğunu zannediyorladi. Kaldıki planda, gençlerin anlayamacağı, bazı oyunlar vardı ve bu durum ileride türk halkının bağımsızlığını tehlikeye sokacak cinstendi.
1974 yılında, bir çok şehit verdik, adada acı çeken Kınrıs Türk Halkı vardı. Mağusa' dan kalkıpta, Girne' ye gitmek sonunda ölüm getiriyor çünkü yolda Rum' lar, türklere pusu kuruyorlardı. Eski zamanlarda yaşanan zor durumlardan haberi olmayan yeni neslin, gençlerin bu gibi planlara ciddiyetle yaklaşması gerekiyor. Birden heyecana gelip, sanki sonunda gerçekten kalıcı bir çözüm varmış gibi hatalar yapmanın, ne kadar tehlikeli olduğu, zamanında yaşanan olaylardan belli oluyor.
Şu anki KKTC' ye bakın, halk tam bir bağımsızlık ve özgürlük içinde yaşamlarına devam ediyorlar. Ve herşeye rağmen, kendi içinde, tanınan diğer devletler gibi, işleyen bir mekanizması var. Varolan devletin kıymeti bilinmeli!
|
 |
Alperen_dt
16 yıl önce - Cmt 09 Arl 2006, 23:27
| Alıntı: |
| Bir de ayip edildi, Genelkurmay' a bilgi verilmeliydi. Ciddi devletlerin, ciddi kararlar arifesinde onemli kurumlarinin bu kararlardan haberi olur. |
Bu oyundur, Avrupa ve Kibrisin kafasini karistirmak istiyorlar, ama bunun gercek olmasi mumkun degil.
|
 |
metink
16 yıl önce - Pzr 10 Arl 2006, 00:33
kibris'i ilhak
KKTC'nin Turkiyeye ilhak'i mumkunmudur? Mumkun degilse neden mumkun degildir? Mumkunse bunun Turkiye acisindan maliyeti nedir? Ornegin topyekun bir askeri ambargoyami ugrariz? Yada rumlarin mulkiyet davalarini bizemi yonlendirirler? Odemezsek ne olur? (AB'yi rafa kaldiracagimiz kesin tabii boyle bir durumda. )
Eger kuzey kibrista bir referandum yapilsa ve onlara Turkiye ile butunlesmek istermisiniz diye sorulsa, bu referandum sonucuna gore hareket edilse olmazmi? Kuzey Kibris halki bu konuda acaba nasil davranirdi?
Bu sorularimi cevaplandirabilecek kadar birikim sahibi bir Kibris uzmani varmi acaba bu forumda?
Tesekkurler..
|
 |
Figen
16 yıl önce - Pzr 10 Arl 2006, 00:34
Hükümetimiz bu konuda diplomatik bir "blöf" yapmaya çalıştıgını düşünüyorum. Rum kesime bunu zaten kabul etmiyecektir, Cünkü KKTC yi tanıma anlamı taşır endişesi içerisindeler.
Yanlız bütün bu konunun özünde aslında gümrük birligi konusu yatmaktadır.
TÜRK TIR’ları AB ülkelerine serbestçe giremiyor. AB, Türk TIR’larına kota getiriyor, yani, belli sayıda TIR’a geçiş izni veriyor, girişi sınırlıyor.
Bildigin kadarıyla, TIR, ulaştırma ve taşımacılık kapsamında.
AB bizim TIR’ları sınırlıyor, çünkü AB’ye göre, "gümrük birliği anlaşması ulaştırma ve taşımacılık hizmetlerini kap-sa-mı-yor".
Ulaştırma ve taşımacılığı madem kapsamıyor, o zaman AB neden, gümrük birliğine dayanarak, "Güney Kıbrıs’a limanlarınızı ve havaalanlarınızı açın" diyor?
Gümrük birliğine dayanarak, nasıl böyle bir dayatmayı sürdürüyor?
Madem ulaştırma ve taşımacılık gümrük birliği dışında ve bu görüşten hareketle, Türk TIR’larına kota uygulanıyor, limanlar ve havaalanları da ulaştırma olduğuna göre, o halde Türkiye’nin Güney Kıbrıs’a, limanlarını ve havaalanlarını açması gibi bir yükümlülüğü yok.
Bir yanda, gümrük birliğine dayanarak, limanlarınızı ve hava alanlarınızı açın, diyor, ama öte yandan aynı gümrük birliğini hiçe sayarak, Türk TIR’larının geçişini sınırlıyor.
Bu bir çelişki, bu bir çifte standart. Uluslararası hukuku çiğneyen bir çelişki, bir çifte standart.
Bu gibi durumlarda sorunu çözecek olan bir mahkeme var. Lüksemburg Avrupa Toplulukları Adalet Divanı. Türkiye buraya başvurabilir. Hakkını burada arayabilir.
|
 |
seli
16 yıl önce - Pzr 10 Arl 2006, 00:37
ab sevdasına verilen tavizleri görüyormusunuz.eyvah kıbrıs elden gidiyor arkadaşlar
|
 |
sayfa 13  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|