Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 3
engincl

1 ay önce - Çrş 01 Tem 2020, 18:09

HEY GÖZÜNÜ SEVDİĞİMİN BURSA’SI


Hey gözünü sevdiğimin Bursa’sı
Yirmibeş kuruşluk beyaz peynirle
Kaç kez kahvaltısını ettim sabahlarının
En şimşekli gecelerinde
Kaç kez sarıldım sana
Korkmayasın diye
Yine de hep beni tekmeledin...

Kışların en donduranında bile
Avuçladım umutlarımı
Kartopu yaptım
Sıktım buz kesti beyazdan
Velesbit bacaklı öcülerine fırlattım.

Ah be Bursa
Ben sana karasevda olmuşum
Güzellerine - çirkinlerine
Akıllılarına - delilerine
Hep vurulmuşum da
Yine de yaranamamışım

Hey kozalı gelinim
Hey yeşil fistanlı hatunum
Hey kestane saçlı sevgilim
Hey beyaz tenli güzelim
Gir haydi koluma, Âşıklar’ı gezelim

Hey gözünü sevdiğimin şehri
Havalan, caka sat
Çünkü senin çöp tenekelerin bile konuşur
“Çöpü bana at".
[1974]

Nevzat ÇALIKUŞU (1953)


engincl

1 ay önce - Cum 03 Tem 2020, 00:38


ÇOCUK, DÜŞ VE BURSA

Su en geniş sözlüğü hayatın
Akar içinden naif bir duyguyla
Ağaçlar arasından gülümseyen o şehrin
Hamurunda binlerce gövde, yaprak ve dal
Taşın aklı kalmadı hiç bu yerde
Çünkü usta bir el yontup
Koydu onu oraya
Çocuk en sevinçli hali zamanın
Eskimeyen telaştır kubbelerde
Ahşap evlerin kiremit damlarıyla
Avlulardan sokaklara uzayan ahenk
Yeşil bir renk değildir bur’da sadece
İpek en güzel düşü bir tırtılın
Uykusunda incelen dokunuş
Nasıl bir ölümse ki can veren
Bu şehir işte tastamam bir kozadır
Su en geniş sözlüğüyse hayatın
Çocuk zamanın en sevinçli hali
İpek en güzel düşüyse bir tırtılın
Düşüyle büyüyen bir çocuktur Bursa...

Muharrem SÖNMEZ (1978



engincl

1 ay önce - Cmt 04 Tem 2020, 06:40

GÜZELKIZ SOKAĞI
Akşamüstü, Kayhan’dan aşağı
İnerken dalgın, düşünceli
Birden bir sokak: Güzelkız Sokağı
Ve bir ahşap pencere, basma perdeli

Eski zamanlardan bir kapı
Ardında küçük, dualı dünya
Sessizce sürüyor saltanatı
Balkonda iki saksı sardunya

İçerde birtakım sesler: dikiş makinesi
Belki çeyizini işliyor Güzelkız
Bir şeyler anlatıp duruyor annesi
Kızın aklı kısmette, aralıksız

Eşikte kıvrılmış hırsız kedi
Lokma kokusu geliyor bahçeden
Sahi, bugün Regaip Kandili
Tövbe güğümleri doluyor çeşmeden

Komşu pencerede bir kadın
Dalıp gitmiş kendi âlemine
Yok üzre yaşamaktan kırgın
Adı bile yazılmamış defterine

Ben nasıl şairim, ayıp
Kırk yıldır geçmemişim buradan
Kimbilir kimler geldi, kimler kayıp
Öğrensem anlamı yok sonradan

Bu sokak kimden aldı adını
Bilsem vurulurdum mutlaka
Kütüklerde bulamadım kaydını
Hayat dediğin zaten, tuhaf bir şaka

Nahit KAYABAŞI (1955)





engincl

1 ay önce - Pzr 05 Tem 2020, 03:59

BURSA’DA LODOS
Rüzgâr
Yine Keşiş’in zindanından boşandı,
Yine pancurlar, pencereler kapandı..
Acar
Bir dev gibi dolaşıyor ortada
Hayda!..
Yeşil’den Tophane’ye, Tophane’den Yeşil’e..
Göğsü bağrı deşile deşile
Koşuyor..
Rengi mosmor,
Saçları dalga dalga koşan bir deli..
Bir eli
Havada bulutları süpürüyor
Bir eli evleri, damları yumrukluyor,
Bir an uyukluyor..
Sonra yine köpürüyor,
Lodos!
Hiddetten rengi mos
Mor.
Yaprakları, meyvaları döküyor,
Ağaçları kökünden söküyor,
Koşuyor
Bir şimşek gibi çakıyor
Herkes kızgın kızgın bakıyor,
Ortalığı altüst eden bu deliye;
Ben gıptayle, hasetle bakıyorum
İçimde teselliye
Benzeyen bir his var
Rüzgâr
Despot Keşiş’in zincirlerini kıran
Zindanını yıkan
Bağıran, uluyan, haykıran
Hür ve başı boş ortaya çıkan
Rüzgâr...

Namdar Rahmi KARATAY (1896-1953)






engincl

1 ay önce - Pts 06 Tem 2020, 03:18

BIÇAKLAR

Sen Bursa bıçağısın
oluklu,
kemik saplı,
her zaman kınından sıyrılmaya hazır
dosta, düşmana karşı.
Ben ekmek bıçağı,
kan dökmekten hoşlanmam,
ekmek keser,
soğan doğrarım.
Aç ağızları doyurmak,
sofraları süslemek için
varım.
Sen Bursa bıçağısın,
her zaman tetikte.
Ve belki bir yürekte
acıyla kalacaksın.
Ben, ekmek tenekesinde,
sevinç içinde...

Hakkı ÖZKAN (1926-1999)



Cumhuriyet Caddesi


engincl

1 ay önce - Cum 10 Tem 2020, 01:15



BİR SİHİRLİ ŞEHİR BURSA

bir sihirli şehirdi masaldı yaşananlar
at yelesi serinlikler saklanırdı yamaçlarda
şeftali çiçekleri ovada
her gelin için yeniden açardı
ve dereler
gümüş rengi için yalardı toprağı taşı

bir sihirli şehirdi masaldı yaşananlar
bir kestane gözleriyle camdaki çocuk
bir de
eteklerinde kenti uyutan uludağ anlardı bunu
tarih denen yaşlı nine ise
çoktan ayrıntıyı unutmuştu

bir sihirli şehirdi güzeldi üstelik
karıncalar zaptettiler sarmaşıklardan süzülüp
vurgun yedi sokaklara bölündü kent
her dem her dalda yeniden kurudu

dili tutuldu camdaki çocuğun - sustu
derelerce ağladı uludağ o günden sonra
güzellik başa bela derdi yaşayanlar
güzelliği öldürdü onu

bir sihirli şehirdi
masal oldu yaşananlar

Şener AKSU (1963)



engincl

3 hafta önce - Cum 24 Tem 2020, 22:51


ERGUVAN MASALI - Nahit KAYABAŞI (1955)

Evvel zaman içinde
Gençliğim ziyan içinde
Çekirge’de evimiz vardı
Bahçesi erguvan içinde

Ne güzel ağaçtı Allahım
Nisan dedi mi takvimler
Al-pembe salkım salkım
Açardı deli can içinde

Dallarında kuşlar kelebekler
Gölgesinde sofra kurardı annem
Babam köyde olur gelmezdi
Yollar uzak duman içinde

Bir sevgilim vardı hercai
Göğüsleri iki kopça erguvan
Kaçtı gitti bir zengine
Kaldım yaralı meydan içinde

Bir gün baktım yıkıcılar
Dümdüz etti bahçeleri
Apartmanlar dikildi yerine
Cümle cümbüş talan içinde

Artık ne bahçe ne erguvan
Ne eski baharlar ne sevgili
Bir postmodern leşmiş hayat
Yaşayıp gidiyoruz yalan içinde
2005


engincl

1 hafta önce - Cmt 01 Ağu 2020, 23:15

Yağlıboya tablo: Rafet ÖZTAN (1955 Bursa)

ÇİÇEKLERİ ULUDAĞ’IN

Bir başka âlemdir ilkyazları Uludağ’ın
sonlarında şubatların, başlarında martların
erimesiyle ayarlı karların
gözlemek açılışını taç yapraklarının

pembe beyaz pembe sarı pembe
beyaz pembe sarı arasında mor
genellikle bu tondadır
ilkyazında çiçekleri Uludağ’ın

sonra yaz ayları gelende
başlar renkler özel geçidi
yeşilin yalnız yüzler çeşidi
yakamozlanan bir deniz gibi kendi engin rengininde

yalnız bir çiçek var ki ayrı durur
sarılardan ayrı ayrı kızıllardan morlardan
sakınır gibi kendisini kem gözlerden
görünen sislerin tüllerin ötesinden ötelerden

bence adı dağ minesi latif dağ minesi ah
ulaşabilmek ne mümkün ona
ki açar tahtaboşlarında yarların taraçalarında sarpların
bakıp bakıp da nedimvari insanın
diyesi geliyor “bir perî sûret görünmüş bir hayal olmuş sana”

İbrahim Ünal TAŞKIN (1941-1989)



sayfa 3
ANA SAYFA -> BURSA - Haberler ve Sohbet