Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
Necmettin K.

12 yıl önce - Pts 27 Ksm 2006, 15:41
Göçmenler ve Mülteciler


Karacaoğlanın bir dizesini şöyle değiştirmek istiyorum:Bana terörist diyen batı,ellerin kanlı değil mi?

  Aşağıda yaptığım alıntılar,bir kaç kitap,kızılay genel müdürlüğünün resmi evrakları Başbakanlık ve bazı üniversitelerde tez yazımında kullanılan bilgilerdir.

  Türkiye'ye göçmen ve mübail olarak gelenlerle,sığınmacılar 1920 yılları ile 1960 yılları arasında 308.636 aile ve 1.203.936 dır.

  Üstte verilen rakamı ülkemizdeki bir ilin nüfusu ile kıyaslarsak bugün 20.000.000 kişi olabileceği ihtimalini de varsaymak gerekmektedir.Devletimizin bu kadar mülteciyi ikame etmesi ve bakımını sağlaması ne demek olduğunu anlamanızı idraklerinize sunmak isterim.

  Bu insanlar yaşadıkları ülkelerden ve evlerinden memnun olmadıkları,daha iyi kazanç ve hayat şartları için gurbete çıkanlardan yani avrupaya işçi olarak gidenlerden değillerdir.Bu insanlar yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan sürülen,zorla göç yani tehcir edilen insanlardır.
  Ermeni tehcirini insanlık suçu ve soykırım kabül edenlerin hristiyan haçlı topraklarını Türk ve Müslümanlardan arındırmaları suç değilmidir?
  Akdeniz bir Türk gölü ve Ege denizi bir iç deniz gibiyken ,bugün Türklerden ve Müslümanlardan arınmış olmaları ,Girit ve Ege adalarında sistemli bir şekilde Türkleri katledenler nasıl bizleri katil ve soykırımcılıkla itham edebilirler?
   Hümanist ve batı yanlısı bazı insanlarımız!!! "zaten bizler ortaasyadan göç ettik,Girit,Kıbrıs ve adaları bizler onlardanalıp işgal ettik"diyeceklerdir.Bu insanlara diyeceğimiz şudur:O tarihlerde Girit ve Kıbrısın nüfusu azalmışmıdır?İşgalden sonra kaç kişi katledilmiştir?
   Soykırım ve katliam gibi olayların belgesi,işgal edilen topraklardaki insanların nüfuslarının yok olması ve toplu mezarlardır.Fethedilen topraklara Anadoludan insanlar ve muhafızlar şehri koruyacak asker gönderilmiş,ancak halkın bir tekine bile dokunulmamıştır.Eğer bunun aksi olsaydı bizim fethettiğimiz topraklardan diğer ülkelere göçler olurdu.Halbuki aksi onların işgal ettikleri topraklarda olmuştur.

  Ülkemize göç eden ve sığınan mülteciler:

  İspanya ve Portekiz Yahudileri:
 
  15. ve 16. yüzyılda katolik olmayan hristiyan ve yahudilere yapılan baskılar sonucunda Anadoluya göç etmişlerdir.Osmanlı devleti hem ülkelerinden Kuzey Afrikaya veya diğer ülkelere kaçmalarına ve oradan Anadoluya geçmelerine yardım etmişlerdir.

  Macar Mülteciler:

  Macar Milliyetçileri değişik zamanlarda katliam ve baskılardan kaçıp Osmanlıya sığınmışlardır.Thököly Imre,Rakoczi Ferenc II ve Layoş Kosuth gibi Macar liderler ve çevresi Anadoluya sığınmışlardır.

  İsveç Kralı Şarl'ın Sığınması:

  Poltova savaşında Ruslara yenik düşen Şarl 18 Temmuz 1709 da 2000 kişilik bir grupla Osmanlı Devletine iltica etmek için sınırı geçmiş ve sığınmıştır.

  Prens Czartorski ve Polanya Mültecileri:

  1830 Polonya ihtilal liderlerinden Prens Adam çarlık Rusyasına karşı yürüttüğü mücadelede başarılı olamayınca ülkesi dışına çıkarak bunu devam ettiren önemli tarihi kişilerdendir.
  1841 senesinde Paşabahçe yakınlarında 5 000 dönümlük arazi alıp rejim karşıtı asker ve devlet adamlarını burada toplayıp "Polenezköy" ü kurmuştur.

  Vragel Ordusunun Sığınması:

  Ekim 1917 de Bolşeviklerin iktidara geçmesinden sonra "Beyaz Orduya" katılan Vrangel Nisan 1920 de beyaz kuvvetlerin başına geçmiştir.Kasım ayı başlarında ızılorduya yenik düşen ve ordusu önce Kırım'a aynı ay içinde 70 000 i asker ve 135 000 kişiyle İstanbula sığınmak için hareket etmiş ve İstanbul yakınlarına gelmiştir.Bir süre Gelibolu ya yerleştirilen Baron Vrangel bir müdet sonra Yugoslavya ya nakledilmiştir.

  Diğer taraftan Ocak 1929 da Stalin tarafından Sovyetler Birliğinden kovulan 1917 devriminin liderlerinden Troçki de 1929-1933 yılları arasında Büyükada da yaşamıştır.

  Böyle bir Devlete ve yüce Türk Milltine katliamcı ve soykırımcı diyenlerin önce tarih boyu ellerindeki kanı yıkamalarını ,sonra bizim elimizin kirine karışmasını tavsiye ederim.

  1988 Yılında 15 Eylül tarihinde birgünde,en düşük rakımın 1780 olduğu noktalardan ülkemiz sınırlarına geçerek topraklarımıza giriş yapan 51 542 kişi ve daha sonra 14 Nisan 1991 de 460 000 kişi ülkemize giriş yapıp sığınma isterken,aynı zamanda batılı ülkelerden de sığınma hakkı istemişlerdir.

  Devletimizden sınırları açmasını isteyen insan hakları savunucusu batılı ülkeler sadece TV kanallarına konuk olacak kadar ailenin sığınmaına izin vererek yükü tamamen devletimizin sırtına yüklemiştir.

  Bugün Afganistan,Filistin,Irak,Pakistan ve Lübnan,Çeçenistan ve Abhazya
da katliama devam etmektedirler.

  Irakta sistemli bir şekilde ürk ve Müslüman soykırımı yaparak boşalttığı arazileri yeni dünya düzeninin yerleşim birimleri yapmak istemektedirler.

  Kaynak:Iraklı Sığınmacılar ve Türkiye
  Yazanlar:
  Doç. Dr. Muhteşem Kaynak
  Proje yöneticisi ve Redaktör:
  Prof.Dr. Cemalettin Şahin
  Doç.Dr.Mehmet Tomanbay
  Yrd.Doç.Dr.Mustafa Safran
  Araş. Gör.Dr.Nurcan Süzal
  E. Vali mehmet Aldan
  E. Vali A. Hüsnü Kiper
  E. Vali fethi Aytaç


Necmettin K.

12 yıl önce - Sal 28 Ksm 2006, 13:45

STRATEJİK GÖÇLER

    Dünya üzerinde tarih boyunca milyarlarca insan göç etmiştir.Bu göçlerin iki sebebi vardır;zorunlu göçler ve stratejik göçlerdir.

   Ortaasya steplerinden başlayan büyük göçler tarihin en büyük göçlerindendir.

   Türk Milletinin,yaşadığı topraklarda meydana gelen afetler ve yıllar süren savaşlar,açlık,sefalet belkide meydana gelen bulaşıcı hatalıklar neticesinde göç dalgaları akın akın yollara düşmüşlerdir.

  Dünyanın dört bir tarafına başlayan göçler mecburiyetten olmasına rağmen bunların içinde stratejik göçlerde bulunmaktadır.Enazından göç yönünün ve yollarının tespiti stratejiktir.

  Batıya ayrılan kollar ve doğu ile güneye inen kollar arasındaki fark işte stratejik önem taşımaktadır.

  Batıya giden kafilelerin bir kısmı Hazarın kuzeyini seçerken bir kısmı güneyini seçmiştir.İşte bu tercih stratejiktir.

  Günümüzde de stratejik göçler devam etmektedir.

  Dünya da en fazla göç ,Japon halkı tarafından yapılmaktadır.En az göç veren ülke ise İrlandadır.

  Göçlerin bir kısmı Nüfus göçü olmasına rağmen ,bir kısmı aynı adı yani nüfus göçü ,ancak anlamı etki göçü olan bir göç şeklidir.Bazı ülkelerden nüfusun fazla ve imkanların kıt olması vesilesi ile göçenlerin yanında,bazı ülkelerden göç ettikleri ülkelerde etkili olmak için göç edenler bulunmaktadır.

  Siyasi etkinlik ve ideolojik anlamda yapılan göçler stratejik göçlerdir.

  Dünyada en büyük göçlere maruz kalan Milletimiz stratejik göç yapmamıştır.Bu çok önemli ve eksik bir ideolojik yaklaşımdır.

  Ülkemize göç eden nüfusun göç ettikleri topraklarda her şeye rağmen barınmalarını ve yaşamalarını sağlayabilseydik,stratejik olarak kazanacaklarımız bu günkü kazançlarımızdan kat bekat fazla olacaktı.

  Çok basit bir örnek verecek olursak nüfusu bir milyonu bulmayan bir ülkede beşyüzbin Türk göçmen olsa Erovizyonda en büyük puanı ülkemize vererek bir hizmette bulunacaklardır.

  BM de veya AB de nüfusumuzun etkili olduğu bir ülkeden bizim lehimize verilecek bir kararın ne anlama geldiğini düşünmek gerçek milletini sevenlerin tercihi olacağı muhakkaktır.

  Bu güne kadar iktidara gelenlerin bu konulara destek vereceklerine ilişkiye girdikleri ülkelerden ihanet görmelerine rağmen hala ben akıllıyım demelerini içime sindiremiyorum.

  Sürekli ülkemiz aleyhine karar veren ülkelerin bankalarına para yatırmanın en azından ihanet sayılmasa da gaflet olduğu kesindir.

  Ülkesinin zararına karar vermekte direnenleri mutlaka bir tabip kontrolünden geçirmeli ve ısrarı halinde elindeki yetkileri almak gereklidir diyorum ve saygılar sunuyorum.


İzmirAli

12 yıl önce - Sal 28 Ksm 2006, 15:12
İnternetten kaynak


Necmettin bey,

Ben de tam bu bilgileri arıyordum. İngilizce wikipedia'da Immigration to Turkey maddesine başladım ama devam ettiremedim. Elinize sağlık, epeyi temel bilgi derlemişsiniz. Konu önemli.

http://en.wikipedia.org/wiki/Immigration_to_Turkey

Bana salık verebileceğiniz, wikipedia maddesinde kaynak olarak belirtebileceğim bir iki internet adresi var mı? Sunduğunuz bütün bilgilerin internette olması gerekmiyor, maddenin dayanaksız görünmemesi yeterli  Yazdıklarınızdan çok yararlanacağım.

Saygılar,



Mine-Myra

12 yıl önce - Sal 28 Ksm 2006, 16:26

neden bulgaristandan göçen vatandaşlarımız çabucak uyum sağlayıp iş güç hatta ev bark sahibi oldular ,çocuklarını okuttular da..

suriyeden ıraktan göçenler hala ekonomimize yüktür her açıdan..
hala işsiz..
hala evsiz barksız..

hatta büyük şehirlere göçüp suç yükünü bile arttırmışlardır..

aynı göç..farklı sonuçlar..


Akınyakup
12 yıl önce - Çrş 29 Ksm 2006, 15:06

Ab'nin Türkiyeden Avrupaya gitmek için kullandıkları yollarda yakalanan göçmenler için uygulanacak çözüm yolarıyla ilgili olarak Türk yöneticilerle yaptığı görüşmelerde;

Türkiyenin mülteci sorununa çare bulması ve insan kaçakçılığını önlemesi
Mültecilerin Avrupaya ilticasının önlenmesi yolunda tedbirler alınması istenmiş
Bunun yanında
Bizden Türkiyeye geçen mülyecilerin ülkelerine geri iade ve sınırdışı edilmemeleri bunun insan haklarına aykırı olduğu yolunda uyarılar yapılmıştır.
Bizim Yöneticilerimizde Madem öyle İnsan hakları var siz alın dendeğinde;İnsan hakları ve özgürlükleri var ama biz alamayız,ülkenize sığınanlarıda geri iade etmeyin deyince yunanistanan uygulamaları hatırlatılmıştır.
Sonuç;  Başınızın çaresine bakın.

İlginç! İnsan Hakları ve Özgürlükleri konusunda hassas olan Avrupa iş kendine gelince ayak diriyor.Sizin başınıza bela olsunlar,yada sizde kalsınlar nasılsa ben size onları bela yaparım diyorlar.

Avrupa Mülteciler birliği komiserliği işini iyi yapıyor.Mültecileri Türkiyeye kadar getirip,Avrupa yakasında  Aha işte şize avrupa burdan ötesi yok diyip atıyor.Ab eskiden yunanistana mülteciler ve sığınma kampları için iyi para verirdi şimdi bunlar kalkınca yunanlılar mültecileri denizde Öldürmekten bile çekinmiyorlar.İnsan hakkaı sadece Avrupalı olanlara var Sığınmacı ve mültecilerin böyle bir hakkı yoktur.Yoksa daha önce iltica edenler avrupada neden 3-4 sınıf insan olarak itibar görüyorlar.Avrupalı kendi pisliğini temizleyemiyorda ondan.İnsanlık suçu işleyen Avrupa Hak ve özgürlüklere birliği içerisine ne kadar sahip çıktığını göstermektedir.



Necmettin K.

12 yıl önce - Çrş 29 Ksm 2006, 16:01
Göçlerin Etkileri


Türklerin İsmiyle kurulan ilk devlet olan Göktürk Devleti yine Türk olan ve kuzeyde yaşayan Kırgızların tehdidi ile yıkılıp bugünkü Moğalistandan yine bugünkü Doğu Türkistan (Çin sınırları içerisindeki özerk Uygur bölgesi) a itildiler.

  Türklerde Milli devlet anlayışı yerine hanedan,Kaan devleti anlayışı daha yaygındır.Beyler,tuğlar,Hanlar ve Hakanlar güçleri aile ve soyları ile birleşir ev en güçlü kişiye biad ederler.Ve Devlet o kişinin adıyla anılırdı.
  Krallık ve hanlık babadan oğula geçerdi. Eğer Milli bir Devlet olsa meclisin en zeki olgun ve seçilmişi devlet başkanı olurdu.
  Göz eden devletler tüm kültür ve medeniyetlerini de beraberinde taşımışlardır. Daha önce Göktürk alfabesi kullanırken din değiştirip kullandıkları alfabeyi de yeni dinlerinin  mani rahibelerinin icadı olan Uygur alfabesini kullanmışlardır.
  Uygurların bir zümresi Çin'in Kansu eyaletine yerleşip bugünkü Sarı Uygurların dedeleridir, Türkçe konuşurlar ve dinleri Budizm'dir.
  Uygurların çağında Türkler medeniyetin zirvesine çıkmışlardır. Yazıyı ağaç kabukları yerine kağıda yazdılar. Kağıt ve matba Uygurlar vasıtası ile Bağda'da ve oradan dünyaya dağıldı.
  Alman arkeologları Turfan kazılarında yazıtlar ve kitaplar bulmuşlardır. Yine aynı zamanda Türk maden işçiliği ve el sanatları Çin'e tesir etmiş buradan da dünyaya yayılmıştır.
  Uygurlar Xlll.XlV yy. da yabancı dillerdeki metinleri Türkçe'ye çevirerek medeniyette hangi seviyede olduklarını göstermişlerdir. Hint ve İran minyatür sanatını Uygurlar'dan almışlardır.
  Aurel Stein Uygur pasaportları ve vizeleri bulmuştur. Kira mukaveleleri ve buna benzer hukuki vesikalarda elimizde bulunmaktadır. O yıllarda kağıt peçete tuvalet kağıdı kullandıkları bilinmektedir.
  Yukarıda yazılan tüm bilgiler bugün en büyük ihtiyacımızdır.
  Tarihte zorunlu olan göçlerin getirdikleri bugün dünyanın gelişmesi ve medenileşmesi için kullanılabilir.
  Ülkemizde büyük şehirlerdeki ekonomik hareketlilik ve medeni hayattaki gelişme küçük şehirlerde ancak askeri birlikler üniversiteler veya benzeri kuruluşlar sayesinde olmaktadır.
  Cumhuriyet döneminde yurt dışından gelen göçlerin kubulu ve onların iskan işleri büyük bir titizlikle yapılırken daha sonra bu düşünce yerini siyasi tercihlere ve rant hesabına dönüşmüştür.
  Muş ovasına karadeniz insanının çalışkanlığı ve zekasını getirirken bölge insanın paylaşımcılığı ve sadakati kullanılmıştır.
  Asya kökenli Türk aileler yerleştirilirken onların düşünce temeli ve yaşam tarzı esas alınmış Ahıska Türkeleri ve Kırgızlar ideal yerlere yerleştirilmişlerdir. Batıdan gelen göçmenler ise sayıca çoklukları ve siyasi tercihlerden dolayı yalnış iskan edilmişlerdir. Geldikleri bölgelerde arazi küçülmüş, nüfus çoğalmıştır. Tek başına 100 dönüm arazi işleyen bulunmamaktadır. Ekime elverişli araziler yapılaşmaya açılınca başta Bursa, Balıkesir, Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli'nde ekonomi, tarım ve hayvancılık yerine kopyala yap, bul yap-sat şeklinde istikrarsız bir saniyileşmeye dönüşmüştür.
  Halbuki batıdan (Yugoslavya,Romanya ve Bulgaristan'dan) gelen göçmenler Avrupa kültürü batı teknolojisi ve teknik tarımla tanışık hayvanların suni tohumlanmasını bile teknisyenden oluşmakta iken istihdam alanlarını yeni nesillerde sanayiye terketmişlerdir.
  Batılı göçmenler Konya, Niğde, Eskişehir, Yozgat, Sivas ve Erzurum'a yerleştirilmiş olsalardı bugün bu illerin gelişmişliği en az Kocaeli ve Yalova kadar olacaktı.
  Yalnış göçler ve siyasi kararlar ülkemizin geleceğini de etkilemiş ve bugün pkk ve bölücü kürtçülük ile karşı karşıya kalınmıştır.
  İsmet İnönü ve A.Özmen'in raporlarına uyularak 1935 yılında Elazığ ve çevresi ekonominin gelişimine Diyarbakır Türk kültür merkezine dönüştürülseydi ülkemizin belki tarihi kaderi değişecekti.
  Yinede geç kalınmış sayılmaz bugüne kadar hep bölgelere göre siyasi teşvikler adama göre yatırım teşvikleri ödendi. Yeni bir yasa ile yeni teşvik metodu kalkındırılacak bölgeye projeleri ve üretimleri ile fayda sağlayacak yeni göçler oluşturulmalıdır.
  Daha açıkçası 1986-1992 yıllarında doğudan teşvik alıp, batıya kaçanların tersine doğuya ve Orta Anadoluya göçe teşvik verilmelidir.
  Gerçek üretim yapan, istihtam eden ve katma değer kazanandan 20 yıl vergi almamak çok akıllıca olacaktır.
  Zira şu anda zaten böyle bir vergi alınmıyor, üretim olmadığından katma değer gerçekleşmiyor. Geri dönüşün, göçün kazandıracağı hakiki geliri hesaplamak ancak akıllı ve vatansever insanların işidir.
  Saygılarımla...


Necmettin K.

12 yıl önce - Çrş 13 Arl 2006, 16:47

STRATEJİK GÖÇLER (ihtirasi göçler)

  I.Dünya savaşının sona rmesiyle Talat Paşa kabinesi istifa ettiler.Yeni Padişah Vahidettin,İttihatçılara diş biliyordu,ağabeyi Sultan Reşadın gösterdiği müsamaha ve pasifliği kabül edemezdi.
 
  Enver Paşa ve arkadaşları bir Alman denizaltısı ile İstanbuldan ve Türkiyeden ayrıldılar.2.11.1918 de Alman işgalindeki Odessaya çıktılar.Oradan Berline geçtiler,Enver Paşa Rusya ya gitti.

  Asıl maksadı oradan Anadoluya geçip Milli Mücadelenin başında bulunmaktı.Mustafa Kemal bu durumu bildiğinden Anadoluya gelmesine izin vermedi.

  Enver Paşa katıksız bir Türkçü ve Turancıydı,Asya Türklerini birleştirip tüm federe Türk Devletlerini birleştirmek amacındaydı.

  Ruslarla Türkistan da giriştiği bir savaşta alnından ve vücudunun 7 yerinden vurularak şehit oldu.Pamir Yaylası etekleinde Türkistanda Balcevan bölgesinin Çeyan tepesi onun şehit olduğu yerdir.Cesedi o bölgedeki Abuderya köyünde bir ceviz ağacının altında gömülmüştür.Ahali sıksık mezarını ziyaret edip kuran okumaktadır.

  Enver Paşa bizim aykırı bir ittihatçı liderimiz olduğu gibi Dünya da da böyle hürriyet kahramanları zaman zaman ülkelerini terk etmek zorunda kalmışlardır.

  Hepsinin amacıda birgün gelip ülkesinin başına geçmek olmuştur.Bazıları bu hayallerine kavuşurken bazıları birer isimsiz kahraman olarak ölmüşlerdir.

  Zaman Zaman dünyada yapılan ihtilallerde eski iktidarın başı,ya ihtilali önceden haber alıp kaçmıştır ya da daha güçlü ülkelerin elçiliklerine sığınmış hatta gizli bir operasyonla ülkeden kaçırılmışlardır.

  Bir romana konu olan Rus Çarı eşi ve mahiyetini İstanbula göndermiş,Osmanlı hanedanlığı ülkesinden batıya kaçmışlardır.

  Adlarını bile bilmediğimiz bazı Afrika ülkelerinde yılda bir ihtilal olmaktadır.Dünya da en çok bilinen ve konuşulan sürgün,liderlerin içinde Ayetullah Humeyni de bulunmaktadır.Gizlice ülkemize gelen bu lider Bursa da ikamet ettikten sonra Fransada en üst düzeyde korunmuş ve ihtilalden kısa bir süre önce İrana dönmüştür.

  Afganistan devlet Başkanı,eski Irak kralı ve bazı muhtemel lider adayları tesadüfi olmamak kaydı şartıyla yetiştirilmiş,korunmuş,desteklenmiş,önü açılmış ve lider yapılmıştır.

  Kaos veya siyasi istikrarsızlık dönemleri süper güçlerin isteklerinin reddi sonucu oluşmuş ve uygun bir ortamda kurtarıcının monte edilmesi için tezgahlanmıştır.

  Iraktaki gelişmeler sonucu tüm grupların onaylayabileceği ve mazlum halkın "kan ve gözyaşı dursun da ,kim olursa olsun"diyeceği uygun bir ortama uygun bir liderin buzdolabında dondurulmuş olması ihtimali uzak değildir.

  Stratejik göçlerden bahsetmişken bugünkü mülteci akımlarından bahsetmemek mümkün değildir.Haftalık dergi ve günlük gazeteleri ile bazı film senaryolarına baktığımızda ABD de inanılmaz sertlikte bir hakimiyet savaşının yaşandığı ve sayıca üstünlük için mülteci akımının sürdüğü bilinmektedir.

  Bugün ,Pakistan,Hindistan ,Bengaldeş,Irak,Filistin ve Afrika kökenli insanların ülkemiz üzerinden Yunanistan vasıtası ile AB ülkelerine mülteci akını sadece masum sığınmacı olayı olarak görülmemelidir.

  Bu akımın kaynağı cidi bir şekilde araştırılmalıdır.Son zamanlarda ülkemize yerleşen yabancı mülteci sayısı artmaktadır.Burada yabancı düşmanlığı yapmak gibi bir düşüncemin kinden,cehaletten veya gafletten olduğunu düşünmenizi istemiyorum.Mülteci ve insan hakları,ülkemizde artan suç oranı,denetim ve yönetim zorluğu,gettoların oluşması v.s. konuları bugünden göremeyenlere uyarı yapmak maksadıyladır.Bugünkü İstanbul trafiğini önceden düşünemeyenlerin gelecekte "bizim mültecilerin bu kadar sorun yaratacağını düşünmemiştik"demelerini duymak istemiyorum.

  Eğer göçmenlerin ülkemize gelmesi gerekiyorsa ,ülkemizin maddi ve manevi tüm çıkarları hesap edilmelidir.Gelecekte ,San Fransisco ve Las Vegaslar yaratılması,Türk ve müslüman olan milletimizin hayrına değildir.

  Saygılarımla.



Necmettin K.

12 yıl önce - Çrş 13 Arl 2006, 19:12
SÜRGÜN AHISKA TÜRKLERİ


Yıl 1944. Sovyetler birliğinde ,Stalin zulmü devam etmektedir.Karadeniz ile Hazar denizinin arasında Türkiye Cumhuriyetinin Kars vilayeti ile komşu ,hemen kuzeyinde bulunan şirin bir yurt parçası ,Ahıska.

  Bu bölgedeki toplam 200 köyde 90 bin civarında Türk yaşıyor.Osmanlının çöküşünden sonra çizilen sınırların hemen bir adım dışında kalmıştır.

  Ahıskalılar,çalışkan,candan ve akıllı insanlar.Stalin için en kötü olanı ise Ahıskalıların Milliyet duygularından ,örf ve adetlerinden hiç taviz vermeyen insanlar olması.Öyle ki,Sovyetler birliğinde yeniden düzenlenen kimlik kartlarının Milliyet bölümüne Türk kelimesinin yazılmasında ısrar eden tek topluluk onlar.Yönetim tarafından "Milliyeti"sütununa "Azeri" veya "Gürcü"yazılan kimlikleri kabul etmiyorlar ,bir kabul etseler önlerinde bir sürü kapılar açılacak,işleri de olacak aşları da.Ama "özünü inkar etmiş kişiye başka şey gerekmez"diyorlar.Nitekim Milliyeti bölümünde Türk yazan kimliği alıyorlarda sonunda bir çok Ahıskalı başlarından geçenleri anlatırken milliyeti böümünde Türk yazan kimliklerini büyük bir iftiharla çıkartıp gösteriyorlar.

  Hemen yanıbaşımızda yaşayan özüne ve milli değerlerine bağlı böyle bir topluluk stalini rahatsız ediyor ve Stalin,soğuk bir sonbahar gününde kararını veriyor.1944.Yılının 14 Ekim günü gece yarısından sonra Ahıskanın 200 köyünde yaşayan toplam 90 bin insan aynı dakikalarda kapılarını tekmeleyen Rus askerleri tarafından yataklarından kaldırılarak birkaç saat içerisinde hayvan taşınmasına ait vagonlara doldurulup gün ışımadan yola çıkartılıyor.Evlerinden zorla çıkarılan bu insanlara özel bir uygulama ve birkaç günlük olağanüstü bir tedbir,bu uygulamanın sonucunda evlerine geri dönecekleri belirtiliyor.Soğuk hava ve elverişsiz koşoullarda yapılan yolculuk esnasında ölümler başlıyor.Rus askerleri her ölüm sonrası kapıyı açıp cesedi dışarı atarak katarın yoluna devam etmesini sağlıyor.Belirli bir zaman sürecinde yolculuğun bitmesi için emir alanlar cesetlerin hiç olmazsa dini kurallar ve geleneklere göre defnedilmesine izin vermiyorlar.

  Katar her uğradığı yerde birkaç vagon çözülüyor,ana lokomotifte vagon yoluna devam ediyor.Parçalanan katar değil aslında yürekler ve aile bağlarıdır.Ana vagonda ,"ana"giderken ,evlat çözülen vagonda kalıyor.Çözülen vagonlar ile bir toplumun bağları da çözülmüş oluyor.

  Bir kısmı Kırgızistan a indirilen Ahıska Türkleri ,burada zorla Kırgızların evlerinde bir odaları boşaltılarak yerleştiriliyor.Kolay değil,ev üstüne ev gelmesi.Her ne kadar Türkseler bile ,dilleri,lehçeleri farklı,adetleri farklı,yapacakları işleri,aşları yok.Yanlarında bırakın eşyayı,üstlerine giyecekleri elbiseleri bile yok.

  herşeye rağmen teşkilatçı ruha sahip olan Ahıskalılar gittikleri her yerde büyük şehirlerin kenarlarına mahalleler kuruyorlar.Burada topluca adetlerini ve törelerini yaşatıyorlar.Bu durumdan rahatsız olan yönetim onları bu sefer de mahallelerinden dışarı çıkmalarına izin vermiyorlar,şehirlere sokmuyorlar.1945 Yılı baharına kadar 30-35 bin Türk ün öldüğü tahmin ediliyor.

  Ahıskalılar,1953 yılında Stalinin ölümünden sonra başlayan Kruşçev iktidarıyla birlikte biraz nefes almaya başlıyorlar.Kruşçev,Ahıskalıların sürgün olayına da değindiği 4 Haziran 1956 tarihli nutkunda "Bu sürgün hiçbir askeri gerekçe olmadığını ve Türklere yönetilen 2.Dünya savaşında Almanlarla işbirliği suçlamasının,Stalinvari bir yalan olduğunu" ifade ediyor.Gorbaçov zamanında "Literaturya" gazetesinde yayınlanan bir yazıda ise sürgün edilen Türklerden onbinlercesinin hayvan katarındaki kötü şartlar ve çalışma kamplarındaki kırbaçlar altında hayatını kaybettiği hayvan vagonlarına doldurularak Sibirya ya ,Urallara ,Türkistana gönderilen Türklerin buralardaki cebir,iş kamplarında köle işçi olarak çalıştırıldığı belirtiliyor.

  Kruşçev iktidarı dönemine rastlayan 1957 yılında Ahıskalılar dışında kala ,Karaçay,kalmuk,Çeçen ve kabartay gibi diğer kafkas Türk boylarının eski yurtlarına dönmeleri serbest bırakılıyor.Fakat Ahıskalıların yurdu,Gürcistan topraklarına katılmış olduğu için Ahıskalıların yurtlarına dönmelerine izin verilmiyor.

  Geçtiğimiz yıllarda sınırımızı geçmek için bekleyen Ahıska Türkleri ülkemize de kabül edilmediler.Sınırımızda kadın çoluk çocuk günlerce iltica talebinde bulundular ancak 500 bin peşmergeyi,350 bin Bulgaristan göçmenini kabul eden devlet yetkilileri Ahıskalıları malesef kabul etmediler.

  Çok önemli bir not:Diğer tüm Türk boyları kazak,Kırgız,Özbek,Uygur,gibi adlarla anılır ve çağrılırlar,sadece Ahıskalılar "Türk" adıyla çağrılırlar.

  Daha ileriki zamanlarda ülkemizden göçe zorlanan Ermenilerle ilgili de belge ve bilgiler aktaracağım.

  Sayın Feyzullah Budak beye Orta Asya Mektupları için teşekkürler.Tarih bize değil,biz tarihimize minnettar olmalıyız.

  Saygılarımla.


teomann
12 yıl önce - Çrş 13 Arl 2006, 19:35

Ülkemizdeki GüneyDoğu sorunu öyle bir hal aldıki artık Batıda ve Güneyde oturanlar buralardan kendi bölgelerine göç olmasını istemiyorlar..
Bunun nedenleri şöyle sıralanabilir..
Göç edilen yerlerde bölücü örgüte destek verilmesi ve olaylar çıkarılması..
Küçük çocukların kullanılarak kapkaç yaptırılması..
Töre cinayetleri gibi...
Bu söylediklerimin en acı örneği ise Mersin'de yaşanmaktadır..


Misafir 1c2

3 yıl önce - Pzr 10 Tem 2016, 21:28

Suriyelilere sahip çıkmamak, Anadolu'nun tarihi misyonuna aykırıdır. Bu topraklar, 150 yıldır tüm mazlumlara vatan oldu...





sayfa 1
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET