Ana Sayfa 915 bin Türkiye Fotoğrafı
GURBET_KUŞU67

8 yıl önce - Pzr 26 Ksm 2006, 20:05
TÜRKİYENİN BAŞLICA SORUNLARI


TÜRKİYE’NİN SORUNLARINA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Hızla  gelişen bilgi ve teknoloji, yoğunlaşan bölgesel bütünleşme hareketleri, artan uluslar arası sosyal ve kültürel ilişkiler, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının ön plana çıkması bir çok ülkenin ekonomik, sosyal ve sosyal yapısını yeniden şekillendirmiştir.
Ülkemizde de, değişimin yakalanabilmesi amacıyla yapılması gerekenler vardır.
SİYASET
Bireyin hukukunu gözeten, halkın katılımını esas alan demokratik, sivil ve çoğulcu bir anlayışla Türk siyaset hayatına yeni bir yön verilmelidir.
Bu çerçevede yapılabilecek olanlar şunlardır:
Parti içi demokrasiyi kurumsallaştıracak ve finansal yapılarını şeffaflaştıracak yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Seçimlerden güçlü iktidarlar çıkmasını teminen sistem değişikliği sağlanmalıdır.
Ayrıca; partilerin üye sicilleri il seçim kurularınca tutulmalıdır.
Bunlar yapılamıyorsa; Siyasi Partiler ve Dernekler Kanunu kaldırılarak, daha iyi düzen Medeni Kanun’la da kurulabilecektir.

HUKUK

Türkiye’de hak arama yollarının açık  tutulduğu, herkesin kanun önünde eşit bulunduğu, bireysel hak ve özgürlüklerin korunduğu ve idarenin hukuka bağlılığının sağlandığı bir hukuk düzeni tesis edilmelidir.
Önerilerimiz aşağıda sıralanmıştır:
Yargının tam bağımsız ve tarafsız olması sağlanarak, hukukun üstünlüğü tesis edilmelidir.
Yargı bağımsızlığının teminat altına alınması amacıyla Hakimler Yüksek Kurulu’na yürütme erki temsilcileri katılmamalıdır.
İhdas edilecek Savcılar Yüksek Kurulu ise savcılar ve hükümet temsilcileri arasından dengeli bir şekilde seçilmelidir.
Yargı sürecinin hızlanması için hakim ve mahkeme sayısı artırılmalı, tahkim teşvik edilmelidir.
Hukuk sisteminde devlet lehine ve vatandaş aleyhine olan düzenlemeler kaldırılmalıdır.
Anayasa’ya, “devlet organları Anayasa ve kanunlarla kendilerine açıkça verilmemiş hakları hiçbir şekilde kullanılamaz” ibaresi konulmalıdır.
Borçlar Kanunu ve İcra İflas Kanunu ile ilgili süreçleri hızlandıracak düzenlemeler yapılmalıdır.

KAMU YÖNETİMİ

Günümüz gelişmiş ülkelerinde devlet doğrudan müdehale yerine politika oluşturmakta, kaynak yaratmakta, standardları belirlemekte ve denetim yapmaktadır.
Kamuda iyi yönetim ilkeleri etkin olmalı, hesap verebilirlik, katılımcılık, özgörülebilirlik ve şeffaflık sağlanmalıdır.
Kamu hizmetlerinde katılım ve işbirliğinin sağlanması için yerel yönetimler güçlendirilmelidir.
Önerilerimiz aşağıda sunulmaktadır:
Yöneticilerin hak sahibi, katılımcı ve paydaş olduğu bir kamu yönetimi tesis edilmelidir.
Merkezde toplanan yetkiler ve kamu hizmetleri etkinlik, kalite ve ucuzluk kriterlerine göre özel sektöre, yerel yönetimlere, sivil toplum kuruluşlarına ve mesleki teşkilatlara devredilmelidir.
E-devlet uygulaması şeffaflığı sağlamak, vatandaşa daha yakın, ucuz ve hızlı bir yönetim yapısını gerçekleştirmek üzere yaygınlaştırılmalıdır.
Kamu hizmetlerinde tek bir vatandaşlık numarası geçerli olmalı, bu numara nüfus cüzdanı, sosyal sigortalar ve vergi numaralarının yerini almalıdır.
Bütün kamu işlemleri için ikametgah ilmuhaberi, temiz kağıdı ve resim isteme uygulamasına son verilmeli, başvurmalarda vatandaşlık numarası yeterli sayılmalıdır.
Devletin çok özel güvenlik ve dış politika konuları dışında bütün kayıtları halka açık hale getirilmelidir.
Zorunlu vatani hizmet uygulaması korunmalı, ancak, askerlik dışında eğitim, sağlık, çevre koruma, sosyal yardım, emniyet, savunma sanayi, orman ve köy işleri alanlarını da içine alacak şekilde genişletilmelidir.
Devlet içindeki yolsuzluk ve suistimalleri araştıracak, hükümetten tamamen bağımsız bir denetleme mekanizması oluşturulmalıdır.
Sayıştayın maddi imkanları ve insan kaynağı artırılmalıdır.

EKONOMİ

Bugün serbest piyasa sisteminin, demokrasinin, hukukun ve iyi yönetimin yerleştiği ekonomilerde istikrarlı gelişme ve kalkınma sağlanacağı düşüncesi herkes tarafından kabul edilmektedir.
Enflasyonu düşürecek, kamu borç stokunu azaltacak ve büyüme sağlayacak ekonomik tedbirlerin alınması elzemdir.
Önerilerimiz:
Tarafların uzlaştığı iktisat politikaları uygulamaya konulmalıdır.
Reel sektörün yatırım, üretim, istihdam ve ihracat gibi ekonomik büyümeyi sağlayan faaliyetlerinin önünde engel teşkil eden her türlü uygulama kaldırılmalıdır.
Tarım ve hayvancılık sektörü verimlilik esas alınarak reforma tabi tutulmalı, milli bir tarım ve hayvancılık politikası oluşturulmalıdır.
Sosyal güvenlik sistemi baştan aşağı yeniden düzenlenmeli, dağınık ve kontrol dışı yapı ortadan kaldırılmalıdır.
Kamuda mali disiplin sağlanmalı, mali disiplin temin edilirken kamu gelirlerini sürekli artırmaya çalışmak yerine, kamu harcamalarının azaltılması esas alınmalıdır.
Devletin üretim ve dağıtımdaki rolü tamamen kaldırılmalı, denetimdeki rolü ise güçlendirilmelidir.
Merkez Bankası’nın bağımsızlığı sürdürülmeli, ancak, Merkez Bankası’nın uzun vadeli hedefleri TBMM tarafından belirlenmelidir.
İç borçlar sürdürülebilir bir dengeye ulaşana kadar Merkez Bankası sadece enflasyon hedefine odaklanmak yerine, iç borç yönetiminin getirdiği ihtiyaçları göz önüne almalıdır.
Bankacılık kesiminden reel kesime sağlıklı fon akışını sağlayacak sistem kurulmalıdır.
Türkiye’nin temel sorunu işsizliktir. Bunun için de, Türkiye’de uygun bir yatırım iklimi tesis edilmelidir.
Yabancı sermaye girişi hızlandırılmalıdır.
Yurtdışındaki işçilerimizin birikimleri mutlaka ülke ekonomisine kazandırılmalıdır.
Komşu ülkelerle ticaretin geliştirilmesi konusunda devlet öncü rol oynamalıdır. Rusya, Kafkas ülkeleri, Orta Asya ülkeleri, diğer eski Sovyet Cumhuriyetleri ve Orta Doğu ülkeleriyle AB ile koordinasyon sağlanarak ekonomik işbirliği bölgeleri oluşturulmalıdır.
Talihsiz bir gelişme sonucu, erken seçime yönelik siyasal lobi ortamında işçi sendikalarının girişimi ile bir yıldır Meclis’te bekletilen eski İş Güvencesi tasarısı kanunlaşmıştır.
İş Güvencesi Kanunu, sosyal taraflar arasındaki protokole aykırıdır, hem de artık kadük olan İş Kanunu ön tasarısının kendi içindeki tutarlılığını ve homojenliğini bozacak yapıdadır.
4773 sayılı Kanun’un 1.maddesiyle İş Kanunu’nun 6.maddesinde yapılan değişiklikle tarım işçilerinin de kapsama alınması yanlıştır. Çünkü; doğa şartları etkisi altında çalışan tarım işçisi ile sanayi işçisi arasında büyük farklar vardır. 1475 sayılı Kanun’un birçok hükümlerinin tarım işçisine uygulanması mümkün değildir. Bu ise, sorunların mahkemede çözülmesini gerekli kılacaktır.
4473 sayılı Kanun’un 13. ve 24.maddeleri iş güvencesi adına çözüm getirmemiş, işsizliğe davetiye çıkaran hükümlerdir.
4472 sayılı Kanunu, İş Kanunu’nun 14.maddesini ve hizmet akdinin haklı sebeplerle işçi veya işveren tarafından feshi konularını yeni baştan düzenlemeden yürürlüğe koymak, işçinin aleyhine olduğu gibi işverene de ağır bir yük getirmiştir.
Bilim adamlarınca hazırlanan İş Kanunu ön tasarısı İş Güvencesi Kanunu dikkate alınarak değerlendirilmeli ve kanunlaştırılmalıdır.
İstihdam üzerindeki reel sektöre iş yapmayı caydıracak boyuttaki ağır maliyetler kaldırılmalıdır.

KAMU MALİYESİ

Vergi oranları, vergiden kaçınmayı sağlayacak düzeylerden aşağılara çekilmelidir.
Hisse senedi yatırımlarına getirilen teşvikler uzun vadeli bonolara da uygulanmalı, uzun vadeli tasarruflara vergi muafiyeti getirilmelidir.
Hazine arazileri hızla özelleştirilmelidir.
Sektörel teşvikler merkezi bütçeden çıkartılarak, yerel idarelere bırakılmalıdır.
Kamu kuruluşlarının bütçe dışı harcama yapması imkansızlaştırılmalıdır.
Devletin iç borçlanması bankaların ve aracı rolü çerçevesinde doğrudan halktan yapılmalıdır.
Harçlar, fonlar ve damga vergisi  gibi ekonomik aktiviteyi yavaşlatıcı vergiler kaldırılmalıdır.
Mükellef kitlesi yaygınlaştırılmalıdır.
4369 sayılı Kanun’un Türkiye ekonomisi üzerinde doğuracağı aşağıdaki olumsuz etkilerin giderilmesi amacıyla yeni düzenleme yapılmalıdır:
Gelir tanımının genişletilmesiyle adeta servet beyanı yeniden getirilmiş ve vergi mükellefi olmayanlar bile baskı altına alınmıştır. Bu uygulama yatırımı, üretimi ve istihdamı olumsuz etkileyecektir. Yatırımlar yurt dışına kayacaktır. Tüketim harcamalarından kaçınılacak, servet ekonomi dışında gizlenecektir. Yani; servet atıl ankese yönelecektir.
Geçici vergi uygulaması kurumlar vergisi açısından nihai vergiye dönüşmüştür. Gelir vergisinin % 85’inin stopajla, % 14’ünün beyanla alındığı bir ülkede geçici vergi düzenlemesiyle beklenilen elde edilemez, yalnızca, mükellef huzursuz edilmiş olur. Ayrıca; geçici verginin birinci döneminde kar, diğer dönemlerde zarar eden mükellef ödediği verginin iadesi için ertesi yıl beyanname dönemine kadar beklemek zorundadır.
Faiz gelirlerinin endekslenmesinde ikili uygulama vardır. Ticari işletme bünyesinde elde edilen faiz ve repo gelirleri hiçbir indirime tabi tutulmadan nominal değer üzerinden vergilendirilirken, işletme sahibinin şahsi faiz ve repo gelirleri enflasyondan arındırılmış reel değer üzerinden vergiye tabi tutulmaktadır. Bu sistemin bütünlüğünü bozup, işletme kaynaklarının işletme dışına çıkışına yol açmaktadır.
Gelir Vergisi Kanunu Geçici Madde 47’nin geçerliliği tartışmalı, ama, gerekliliği tartışmasızdır. Bu nedenle, 31.12.2002’den sonraki bir tarih için yeni bir mali milat belirlenmesi zarureti vardır.

DİĞER KONULAR

Vize konusunda AB ülkeleri tarafından vatandaşlarımıza çıkarılan zorluklara tavır konulmalıdır.
Özel okullar teşvik edilmeli, belirli oranda parasız öğrenci alan okullar vergiden muaf olmalıdır.
Enflasyon muhasebesi uygulamaya konulmalıdır.
Şirketlerin kuruluş, birleşme, bölünme ve tasfiyeleri kolaylaştırılmalıdır.


GURBET_KUŞU67

8 yıl önce - Pzr 26 Ksm 2006, 20:52

TRAFİK SORUNU

Gelişmiş ya da gelişmekte olan tüm ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de en önemli sorunların başında trafik gelmektedir. Nüfus, sürücü ve motorlu araç sayısındaki hızlı artışın yanı sıra, sanayileşme ile birlikte ortaya çıkan kolay ulaşım ihtiyacı, kaynak yetersizliği ve plansız uygulamalar sonucu, motorlu taşıtların faydadan çok zarar vermesine neden olmaktadır. Yük ve yolcu taşımacılığının %90'1 aşkın bir kısmının şehiriçi ve şehirler arası karayollarımız üzerinden yapılmasına rağmen, trafik alt yapısında ve kamuoyundaki trafik bilincinde yeterli gelişme sağlanamaması nedeniyle trafik, ülkemizin en öncelikli çözülmesi gereken sorunlarının başında yer almıştır. Bu sorun, toplumumuzun belirli bir kısmını değil, bireyleri ve kurumlarıyla birlikte tamamını ilgilendiren çok boyutlu bir nitelik taşımaktadır. Her gün kendisini hatırlatan ve hiç istisna tanımadan herkesi hedef alan trafik kazaları, meydana geliş sebepleriyle kaza tanımlamasının ötesine geçmesine rağmen, kamuoyunda yeterli derecede tartışılmamaktadır.

Türkiye'de "trafik" kavramı kazaları, kazalar da Trafik Zabıtasını akla getirmektedir. Oysa çağdaş düşünce, trafik kavramını çok daha geniş boyutlarda ele almakta ve genel olarak mühendislik hizmetleri, eğitim, ilk yardım, acil müdahale-kurtarma hizmetleri ve denetimi ön plana çıkartmaktadır. Akılcı ve doğru olan düşünce tarzı da budur.

Sorunun nedenleri, bir anlamda çözüm yollarına da ışık tutmaktadır.  Gerekli alt yapı çalışmalarının tamamlanması, ilk yardım ve acil kurtarma hizmetlerinde iyileştirme, ülke genelinde trafik kültürünün kazandırılması amacıyla düzenlenecek ve kalıcılığı sağlanacak bir eğitim anlayışı, suçla orantılı bir ceza sistemi ve yoğun teknoloji desteği sağlanmış denetim hizmetleri, sorunun çözümünde yararlanılacak en önemli faaliyetler olarak kabul edilmeli ve bu doğrultuda hareket edilmelidir.

Emniyet Genel Müdürlüğü olarak yasadan aldığımız "Denetim" görevini ifa ederken, trafik sorununa bilimsel yaklaşımlarla çözüm bulmak azmi ve çabası içerisindeyiz. Trafik kazalarının nedenleri ve sonuçları konusunda yapılan analizler ışığında, bilinçli personel yetiştirmek ve hedef planlı, etkili denetim uygulayarak trafik kazalarını en aza indirmek, bu azim ve Çabanın başlıcalarındandır. Trafik kazalarını, kazalardan dolayı meydana gelen ölüm ve yaralanmaları en aza indirmek amacıyla teşkilatımızın en uçtaki birimine kadar gerekli tedbirlerin alınması ve geliştirilmesi yönünde sürekli olarak faaliyet gösterilmektedir. Bir taraftan, trafik hizmetlerinde görevli personelin bilgi ve birikimlerini geliştirmesi amacıyla, eğitim formasyonu almış personelimiz ve yurt dışından gelen uzmanlar vasıtasıyla yoğun bir eğitim programı gerçekleştirilmekte iken, diğer taraftan, trafik kazalarına neden olan kural ihlalleri belirlenerek, denetimler bu kural ihlallerine yönelik olarak yapılmaktadır. Rastgele bir aracın durdurularak sürücüsünün kurallara uygun davranıp davranmadığının denetlenmesi yerine, teknolojik araç ve gereçler yardımıyla, sadece kural ihlali yaptığı tespit edilen sürücülerin denetlenmesine geçilmiştir.

Nasıl ki trafik sorunu toplumun her bireyini doğrudan ilgilendiriyorsa, bu sorunun çözümüne de herkesin katkıda bulunması gerekir. Sorun toplum için ve toplumla birlikte çözülmelidir. Trafik mevzuatının görev verdiği kurumlarla birlikte, başta basın kuruluşları ve sivil toplum örgütleri olmak üzere sosyal, ekonomik ve psikolojik yönlerden zarar görenlerin bilinçli ve gönüllü faaliyetlerde bulunmaları büyük önem taşımaktadır. Son yıllarda, sorunun çözümüne katkı sağlamak amacıyla gerçekleştirilen hizmet ve işbirliği artışı sonucunda, önceki yıllara göre trafik kazaları, ölü ve yaralı sayılarında önemli azalma sağlanmıştır. Bu azalışın devamı en büyük dileğimiz ve hedefimizdir.

Tıpkı trafik sorununda olduğu gibi, diğer sorunların çözümü için atılacak ilk ve en büyük adım da birlikte hareket etmek ve kişisel menfaatlerden ziyade, toplumun menfaatlerini gözetmektir. 7 ay kadar önce böyle bir adım atılarak kurulan Emekli Emniyet Müdürleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği'nin teşkilatımız ve ülkemiz açısından hayırlı olması ve kuruluş gayesi doğrultusunda kendisinden beklenen katkıyı sağlamasını temenni ederim. Ayrıca, tüm emeklilerimize ihtiyaç duydukları her zaman yanlarında olacağımızı bildirir, üye ve çalışanlarınıza sağlıklı, mutlu günler diler, saygılar sunarım.
[/b]


serdar alt
7 yıl önce - Prş 21 Arl 2006, 17:24

En büyük sorunlardan bir tanesi iyi yetişmeyen genç nüfus.

Bu ileride diğer sorunları çözmede işimizi zorlaştıracak.


Fırat
7 yıl önce - Prş 21 Arl 2006, 17:30

Türkiye'nin en büyük sorunu işsizlik! Bence yaşı 40'ı geçen çalışanların artık emekli olmaları gerekiyor.Böylece işsiz kalan gençlerin önü de açılmış olacak!


ELCIN19
7 yıl önce - Prş 21 Arl 2006, 17:47

Türkiyenin en batisindan en dogusuna, en güneyinden en kuzeyine kadar. Bu topraklarda yasayan herkesin vatanina sahip cikmasi, Kültür mozagimizdeki herkesin ,bir digerine sevgi ve saygiyla yaklasmasi.

Vatanin yükünü, özellikle Istanbul degilde ,her uygun köseye ,dengeleyerek dagitmak.

Insanlarin devletle olan , anlasmazliklarini minumuma indirip(3 y den dolayi) ,devlete sevgi ve saygisini yeniden kazandirmak.
Bunun icin toplu bir reform,a ihtiyac var, yasama ,yargi ,yürütme dedigimiz bu 3 y de devlet sinifta kalirsa, zaten arkasindanda tepkisel olarak problemler baslar.

Önce iceride bu 3 y,yi kusursuz yürütürlerse arkasindan ,evdeki karmasa ve düzeni halletmis olup, kapisinin disindaki komsulari ilede, stratejik iliskilerini gerceklestirir.


34mert34
7 yıl önce - Cmt 20 Oca 2007, 20:38

Türkiyenin büyük sorunlarından birisi de enflasyon.her şey çok pahalı.kendimize artık meyve sebze bile alamaz olduk.kuraklık nedeniyle hiçbirşey yetişemez oldu.inşallah bir an evvel yağış olurda bitkilerde suya doyup birazcık ucuzluk olur.[/code]

sercan_10
7 yıl önce - Cmt 20 Oca 2007, 21:10

Aslında şuanda en büyük sorun sağlık alanındadır bence.Gerek hastane yetersizliği gerek doktor ve ilaç yetersizliği bu durumu meydana getiren ana nedenler.Son yıllarda bu sorunu halletmek için bir takım gelişmeler yaşansa da bunlar sorunu tam olarak kesemedi.
 Son yıllarda hastanelerimiz özelleştiriliyor ve bence iyi de oluyor.Çünkü herkes devlet hastanelerimizin durumunu görmüştür.İnsanlar yığılıyor kapılar önünde ve ameliyat için 6 ay sonraya gün veriliyor.Dünyadaki en önmeli konu olan sağlık bu şekilde kontrol altında tutulamaz.Bence olay gene özellikten geçiyor.Çünkü özel hastaneler sayı olarak çok olacak ve böylece hastane sayısına düşen hasta sayısı azalacak ve böylece daha iyi şartlar altında tedavi yapılacak.İkincisi doktor sayısı azilen arttırılmalı çünkü ülkemizde 1 doktor binlerce insana hizmet vermeye çalışıyor.Buda sorunların çığ gibi büyğmesine neden oluyor.
Hastaneler özelleştirilmeli fakat ücretlerde fahiş olmamalı.Sağlık herkesin en önemli varlığıdır ve bir insanın sağlığı için milyarlar dökmesi haksızlıktır.Her sınıftan insan bu hizmeti her yerde ve her şekilde eşit ve en iyi biçimde almalıdır.


gokerjr
7 yıl önce - Cmt 20 Oca 2007, 21:41

En buyuk sorun medyada "kurt sorunu" diye gecen ama benim "kurt illeti" dedigim problemdir. Bu soysuz kurtlerin yol actigi terorle mucadele icin TC son yirmi yilda 80-100 milyar dolar arasi tahmin edilen bir rakam harcamistir ki bu Turkiye gibi fakir bir ulke icin korkunc buyuk bir meblagdir. Bu para yatirima yonelseydi ne issizlik kalirdi ne de saglik ve trafik sorunu olurdu.
Hep yazdim bunu bu siteye, "kurt illeti" nin cozumu icin kurtlerin ortadan kaldirilmasi gerekiyor. Bu korkunc meblaglari turkiye daha ne kadar odeyebilecek? Zaten bogazina kadar borca batmis durumda. Faizini bile odeyemeyecek hale geldi...


Oktay Kasman

7 yıl önce - Pzr 21 Oca 2007, 01:26

Bence en büyük sorunların biride Milli gelirin eşit dağıtılmaması.Dolaysız vergilerin daha ciddi bir şekilde tahsil edilmesi,büyük servetlerin kaynağına inerek incelenmesi.Bir yandan süper lüks arabalar için kuyruğa giren mutlu küçük azınlık,diğer yanda kıtkanaat geçinen,çocuklarını okula kaydettirirken bile zorunlu bağış ödeyen mutsuz çoğunluklar.Arada çığ gibi çoğalarak büyüyen gelir dağılımındaki eşitsizlik.Hükümetlerin bu konuda acilen tedbir alması gerekkir diye düşünüyorum.

Gökhan Erdoğan

7 yıl önce - Pzr 21 Oca 2007, 01:58

En büyük sorunumuz ''biz olamamak.''Bunu hem ülkedeki herkesin kendini sanki farklı hissediyormuş gibi görünmesi de diyebiliriz hemde Ülkeyi biz olarak yani Türk olarak yönetememizdir.Bu topraklarda yani aziz vatanımızda bizden başka herkesin söz hakkı var sanki.Herkes bir yer hakkında itilaf yarattırıyor.
Bakın tam Irak'a asker gönderecekmiyiz derken Hrant Dink'in öldürülmesiyle gündem nereye çekildi.Bir gün önce bangır bangır bağıran tvlerde bugün K.ırakla ilgili tek bir haber yok.Sizce bu bir tesadüf mü? Bence değil.Hrant Dink'i öldürecek adam Vatana hiyanetten yargılandığında değil de neden Türkiye Irağa asker çıkartacağı zaman sansasyonel bir şekilde öldürüldü???
En büyük sorunumuz görünüyor ki bizi biz yönetmiyoruz ağalar!!!


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET