1 milyon Türkiye fotoğrafı
|
 |
GURBET_KUŞU67
16 yıl önce - Cmt 25 Ksm 2006, 22:49
Türkiyenin karşılaşmış olduğu sevinçler ve üzüntüler.
Örneğin,Doğu'da kaybetmiş olduğumuz binlerce şehidimizin Anne ve babaları her şehit haberi duyulduğunda askerde kaybetmiş olduğu çocuklarını hatırlıyor ve ciğerleri tekrar yanıyor.Binlerce masum askerimiz hiçbir neden yokken o katil teröristler tarafından öldürülüp şehit ediliyor.Kendi vatanlarına hainlik eden o insanların hiçmi yürekleri sızlamıyor.O mehmetçiklerimiz orada bizi koruyabilmek için gereken herşeyi yapıyor ve bizim de şehitlerimiz için,bir daha şehit vermememiz için elimizden gelen herşeyi yapabilmemiz ve anne babaların yüreğinde bir acı daha açmamamız gerekmektedir.Şehit verdiğimiz her an bizim için kahrolan bir anne baba yüreği demektir.
|
 |
Gülümhan
16 yıl önce - Pts 18 Arl 2006, 11:09
Tam maaşına zam geldi diye sevinecek oluyor Türk Vatandaşı ancak... Birde bakıyorki maaşa gelen zammın ardından tüp, benzin,temel gıda maddeleri vs... hepsi zamlanmış. Sonuç: Üzülür Türk Vatandaşı
|
 |
YUSUF KARACA 58
16 yıl önce - Pts 18 Arl 2006, 11:52
Türkiye'nin sevinç ve Üzüntüleri
Türkiye 'nin 80 sonrasına tanıklık ettim. En çok sevindiğimiz olay herhalde 1988 yılında Galatasaray 'ı Şampiyonlar liginde yarı Finale çıkması,1998 yılında Abdullah Öcalanın yakalanması da sevindiğim olayların başında geliyor. Yine 2000 Yılında Galatasaray'ın Avrupa Kupasını almasıydı ardından 2002 Yılında Dünya Kupasınında 3.olduk 2003 Yılında Eurovizon Sertap Erener'in başarısı bizeleri mutlu etti.
1984 Yılında ortay çıkan P.K.K terörü hala insanlarımız üzerken,2001 Ekonomik krizi yaşamımıza damgası vuran hatırladığım 2 üzücü olaydı.
|
 |
yahyaserbest
16 yıl önce - Pts 18 Arl 2006, 12:18
en cok sevindigim olay TURK ,TURKIYELI OLMAM. yeryuzunde en guzel memleket benim memleketim.
benim iyi,temizkalpli,merhametli MILLETIM Sevinecek cok ama cok guzellikler var.TURKIYEMde.
kotulukler yapan pkkayada bir gun yok olma ani gelecek. onlara YOK OLMA sansi verecegiz uzulmesinler.
|
 |
Kemal Bayır
16 yıl önce - Pts 18 Arl 2006, 12:37
Herkezin bir inancı vardır. Ben de inanıyorum ki İnsanımız öteki dünyada çekeceği tüm
acıları bu dünyada çekmekte. Dolayısı ile diyorum ki Türk İnsanı direkt olarak cennetlik.
Bireysel olarak bilemem de toplumsal olarak mutlu olmayı ve sevinmeyi bilmiyoruz.
Herşeyde, kendimizi üzecek çıkarımlar bulabiliyoruz.
Üstelik başımızdan da hiçbir zaman eksik olmuyor kötülükler.
Sosyal yaşantımızda nereye baksan, problem :
Terör, hastaneler, trafik, eğitim, politika, ekonomi, işsizlik, milli gelir dağılımı...
Töleransımız, hoşgörümüz hep övünç kaynağımız olmuş ama kendimizden hep
esirgemişiz bu hasletlerimizi.
Gittikçe yabancılaşıyoruz birbirimize ve zorlaştırıyoruz yaşamı hepbirlikte.
Diğer sahifelerde arkadaşlarımız yazıyor:
Devlet dairesinde, Adliyede, hava alanlarında, sokakta, otobüste...
yaşadığımız sıkıntıları. Üzülüyorum. Gerçekten üzülüyorum, biz bunların hiçbirini
haketmiyoruz.
|
 |
Mehmet!
16 yıl önce - Pts 18 Arl 2006, 13:18
Özel hastaneler.
Son yıllarda Türkiye'de gerçekleşen yeniliklerden en çok sevindiklerimin başında özel hastanelerin yaygınlaşması geliyor. Kıymetini bilmek lazım bu gelişmenin.
O neydi eskiden, sabahın köründe devlet hastenesine (veya SSK hastanesine) gidip sıra numarası almak için kuyruğa girerdik. İki saate yakın sırada bekledikten sonra hastane memurları yavaş yavaş gelirlerdi. Odalarına geçer, bize numara verecekleri küçük pencerenin camını içerden açarlardı. Bu ana kadar sakin duran kuyrukta bir dalgalanma olurdu. Bazen "ben öndeydim sen arkadaydın, sen sonra geldin ama öne geçtin" tartışmaları olurdu. (Saç saça baş başa veya yurmuk yumruğa kavgalar bile olurdu.) Numaralarımızı aldıktan sonra bu sefer poliklinik önünde bir curcuna yaşanırdı.
Saat 08:00 de numara aldıktan sonra başlayan poliklinik önü bekleyişimiz de saatlerce sürerdi. Doktorlar polikliniklerine saat 9'da veya 10 da gelirlerdi. O zamana kadar hapishane gibi havasız, genellikle karanlık, floresan lambalarla aydınlatılmış koridorlarda bekleşirdik. Hastaların ve yakınlarının ancak yüzde onu oturacak bir bank bulabilirdi. Geri kalanı ayakta saatlerce beklerdi. Ayakta beklemenin verdiği yorgunluğa ilave olarak içeri girmede yaşanan adaletsizlikler ve kavga gürültü sonucu hasta olmayanlar da ruhen hastalanırdı. Çok kötü günlerdi gerçekten. İnanmazsınız ama (on beş yıl önce) bir gün Ankara'daki bir hastaneden sıra numarası alabilmek için akşam saat 22:de sıraya girdiğimi ve sabaha kadar beklediğimi hatırlıyorum.
Ama bugün öyle mi? Her doktora gidişimizde güleryüzlü şık giyimli görevliler tarafından karşılanıyoruz. Kaydımız yapılırken beklememiz için bize gösterilen son model koltuklara oturup gazete dergi okuyoruz. Hatta genellikle çay v.s. ikram ediliyor. Hala düşündükçe tüylerim diken diken olur, devlet hastanelerinde doktor ve hemşirelerden az mı fırça yerdik. Çalıştığımız kurumdaki ve toplum içindeki kariyer ve ünvanlarımız devlet hastanelerinde sıfırın altına inerdi. Bir hemşire bir müdüre veya ünvan sahibi herhangi bir yöneticiye bağırıp onu azarlayabilirdi. (Ama doktorun muayenehanesine gidip en az bir muayene ücreti ödedin mi yediğin fırça ve azarlamalar oldukça azalırdı.)
Gerçi özel hastanelerde de bazı yolsuzlukların olduğu söylentileri var. Mesela bir tahlil gereken bir hastaya 5 tahlil ve hiç gerek olmadığı halde bir kaç film çekiliyor falan diyorlar. O ayrı konu, onun da denetimi zamanla rayına oturur inşallah.
Artık hasta ve hasta yakınları olarak gittiğimiz hastanelerde insan yerine koyulmaktan çok mutluyuz. Allah bize bu imkanı sağlayanlardan razı olsun. Özel hastanelerden henüz yararlanamayan tüm vatandaşlarımızın da en kısa zamanda yararlanmasını dilerim.
|
 |
_serhat
16 yıl önce - Pts 18 Arl 2006, 18:43
Ben şu anda 46 yaşında olan bir Türk vatandaşı olarak , sevinçlerimizin günden güne erozyona uğradığı kanaatindeyim
Geçmişe baktığım zamanlarda toplum olarak sevindiğimiz bir çok yeni oluşumların ,ülkemizde faaliyet göstermeye başladığından mutluluk duyardık.Altmışların sonlarında yerli montaj otomobiller,yetmişli senelerde gemicilik sektöründe başarılar,Tekstil deki muhteşem yükselme, inşaat sektöründeki çağdaş yapılardan örnekler ,Asya ile Avrupanın birbiri ile temasını sağlayan Boğaziçi köprüsünün açılışı. Bunların hepsi zamanında Türk insanını çok sevindirmiş ve mutlu etmiştir
Yukarda saymış olduğumbizleri mutlu eden girişimler her ne kadar seksenlerde de görülsede, Örneyn telekominikasyonun çağ atlaması,Otoyollarımızda ki inanılmaz ilerlemeler gibi Fakat yabancı büyük firmaların devletimizin vermiş olduğu teşvikler sayesinde,Ülkemizde faaliyet göstermeleri ile birlikte , dışarıdan bakılınca daha modern gözüksede ,insanlarımız eskisinden daha zor yaşam mücadelesi vermeye başlamışlardır. Adeta adet haline gelen yolsuzluklar,benim memurum işini bilir mantığı ve Ardından çığ gibi büyüyen terör örgütü binlerce ailemizi kedere boğmuş,hemen hemen hergün düzenlenen şehit cenaze törenleri tüm halkımızın üzüntüsüne neden olmuştur.
Son on yıl içerisinde de toplum olarak sevincimiz sayılamayacak kadar az olduğunu düşünmekteyim.
Sportif alandaki bir kaç mutluluğun yanında Eurovizyon şarkı yarışmasındaki birinciliğimize karşın ,memur maaşlarının neredeyse açlık sınırında olması , komşularımızda yaşanan savaş, dağişmeyen terör olayları bizlere sevinçlerimizi maalesef unutturmakta . Bununla beraber günümüzdeki bazı belediyelerin örnek çalışmaları insanlarımızın bir nebze olsun yüzünün gülmesine sebep oluyor
Toplum olarak günümüzdeki sevinç ve mutlulukları görmek için her hangi bir televizyon kanalının ana haber bültenini seyretmek yeterli olacaktır. Bir bakalım kaç adet sevindirici,kaç adet üzücü haber seyredeceğiz?
Son olarakta ,hayatımda beni en derinden üzen olay, yaşamış olduğumuz 17-Ağustos-1999 depremidir. Allah bir daha yaşatmasın. SEVGILER
|
 |
|
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|