Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Rifat Behar
12 yıl önce - Pts 20 Ksm 2006, 12:12
[İST-A2.12] - İçerenköy-Kadıköy Halk Otobüsleri (1949)



"İçerenköy-Kadıköy" Otobüsleri 1949 Yaz Tarifesi

Eskicinin birinde bulduğum bu ilginç belgeyi (koleksiyonculuk dilinde euphemera deniyor - efemera diye okunuyor) site üyeleriyle paylaşmak istedim.

Görünüşe göre o tarihte bile İçerenköy'e bayağı bir yolcu talebi varmış. Yaz ve kış tarifelerinin ayrı olması  yaz ve kış arası kayda değer bir talep değişikliği olduğuna işaret ediyor. Elimizde kış tarifesi yok ancak kış tarifesinde seferlerin azaldığını düşünebiliriz. İçerenköy o tarihlerde bağlık bahçelik bir yazlık beldesi. En yüksek ev 3 katlı. Arsalar sudan ucuz. Alın size biraz nostalji.

 

(+)


 

(+)


Aytac_yolas
12 yıl önce - Pts 20 Ksm 2006, 12:37

50 yılda Türkçe ne kadar değişmiş ya hayret ettim...

umit1
12 yıl önce - Sal 21 Ksm 2006, 19:00

Bunlarda 40 li yillardaki Kadikoy-Icerenkoy "otobusleri".




 


Alıntı:
İçerenköy o tarihlerde bağlık bahçelik bir yazlık beldesi. En yüksek ev 3 katlı. Arsalar sudan ucuz. Alın size biraz nostalji.




Oyledir,bu efemera Istanbulun yagmaya acilmasindan hemen onceki doneme aittir,goruldugu gibi yagma oncesi donemde butun Istanbul gibi Icerenkoyde "yasanabilir" bir yerdi,o yasanabilir yerlerde yasayan insanlarin islettigi otobus veya Fatih bey kardesimizin tabiriyle kaptikactilar ise kendilerinden 60 sene sonra o yerleri "yasanamaz" hale getirenlerin islettigi tasima araclarindan cok daha disiplinli ve duzenli sekilde hizmet verebiliyorlardi,sadece tarifelerine bir goz atmak bile bunu anlamaya yeter.

Saygilar,



Akın Kurtoğlu

12 yıl önce - Sal 21 Ksm 2006, 19:28

NOTLARDAN: Ankara Belediye Otobüs Garajı'nın 17 Ekim 1946’da yanması sonrasında Bakanlar Kurulu kararıyla Ankara’ya yollanan ÜKHT (Üsküdar-Kadıköy Havalisi Tramvayları) şirketi 1 yıla yakın bir süre otobüssüz kaldıktan sonra, 1947’de; 12 Twin-Coach, 2 Chevrolet, 1 Dodge ve 1 Fargo olmak üzere; 16 otobüslük, yeni bir filo oluşturuldu. Aynı yıl; [Kadıköy-Bostancı], [Haydarpaşa-Yeldeğirmeni]  hatları hizmete sokuldu. [Üsküdar-Kısıklı] hattı yeniden servislerine devam etmeye başlayarak, Bulgurlu’ya dek uzatıldı. Dolayısıyla 1947 yılında; 3 hatta; 8 otobüs servise çıkmaya başladı. 1948’de; [Kadıköy-İçerenköy], [Kadıköy-Fenerbahçe] ve [Üsküdar-Beykoz] hatları olarak, 3 de Halk otobüsü servisi açıldı.

şeklinde elimde birtakım notlar mevcut. Demek ki, sonradan [7] numarasını alacak olan "İçerenköy" hattı, ilk önce halk otobüsü hattı olarak hizmete giriyor. Rifat'ın gönderdiği tarifeye göre, günde karşılıklı 28'şer servis yapılıyor ve 4 otobüs çalışıyor. Tarife 1949 yılına ait olduğuna göre, hattın konulmasının üzerinden henüz 1 sene geçmiş. Bu tarifede gözüme çarpan birkaç enteresan nokta şöyle:

* Araçların seferlerinin aksamasına neden olacak sebepler arasında, lâstik patlaması ve makas kırılması da not olarak düşülmüş.

* Kalkış saatleri o yıllarda da, günümüzdeki gibi asimetrik. Düzenli kalkış aralıkları yok.

* Bir Halk Otobüsü hattı için, cep tarifesi basılmış.

* Tarife, "Yaz Sezonu"na ait. Tüm seneboyu kullanılacak olsaydı, 1 Kasım 1949'da kalkacak olan karşılıklı son seferlerin, yeniden çalışmaya başlayacağı tarihi de yazarlardı. Demek ki, Kasım başında "Kış Sezonu"na geçilecek.

Akın KURTOĞLU


umit1
12 yıl önce - Sal 21 Ksm 2006, 19:43

Alıntı:
şeklinde elimde birtakım notlar mevcut. Demek ki, sonradan [7] numarasını alacak olan "İçerenköy" hattı, ilk önce halk otobüsü hattı olarak hizmete giriyor.


Anadolu yakasinda butun otobus hatlari ozel (halk otobusu)hat olarak baslamistir benim bilebildigim kadariyla,baslangic noktasida herhalde meshur Suadiye-Suhulet rekabeti olarak alinmalidir.

Asagidaski bilet Suadiye sirketine ait bir bilettir ve bu sirketin Kadikoy-Icerenkoy hattinin guzergahini gostermektedir.yani Kadikoy-Icerenkoy hattinin mazisi 1949 dan epeyce gerilere gitmektedir.



(+)



Saygilar,


M.Ali Sade
12 yıl önce - Sal 21 Ksm 2006, 20:28

Alıntı:
Araçların seferlerinin aksamasına neden olacak sebepler arasında, lâstik patlaması ve makas kırılması da not olarak düşülmüş.



Gecikmeler için bulunan bahaneler o yıllar için çok makul.

Şimdilerde özellikle de "Tubeless" yani içsiz ya da piyasa tabiriyle dubleks lastikler çıktı çıkalı lastik patlaması nedir unuttuk gibi.

Halbuki evvelce bütün arabalarda mutlaka lastik kaynağı ve sökümü için gerekli malzeme en ince ayrıntısına kadar taşınırdı.

Lastik patladığında genellikle stepne de patlak ya da kullanılamaz durumda olduğundan ,kenara çekilip önce bijonlar çok az gevşetilir,kriko aracın sağlam bir yerinden vurulur,bijonlar tamamen gevşetilip lastik aşağıya alındığında önce kazma darbeleri ile damak düşürülür,levyeler yardımıyla çemberli ise çember çıkarılır,dış lastik dışarı alınıp iç lastik kontrol edilir,patlayan yere de kendine has mengenesi ile sıcak kaynak yapılırdı.Bu sıcak kaynak üzerindeki eczaya sigara ateşi gibi bir ateş uygulandığında yavaş yavaş yanarak yamaya ısı verir ve yama da kısmen eriyerek delik olan kısmı kapatırdı.
Daha sonra dış lastik muayene edilir,patlamaya neden olan yani dış lastiğe giren çivi,tel vs neyse bulunarak çıkarılır ve bir daha böyle bir olaya neden olması önlenirdi.Daha sonra da onarılan bu lastik ya aracın kompresöründen istifade ile ya da pompayla şişirilirdi.
Burada iki satırla çabucak ifade ediverdiğim bu işlem bir kamyon ya da otobüs lastiği için yardım edenlerin becerisine ve takımların zenginlik ve kalitesine göre en az bir saatle iki saat arasında zaman alırdı.

Makası da bilmeyenler için açıklayayım,aracın süspansiyonunu (kaba tabirle yaylanmasını) sağlayan genellikle yarım elips biçimi çelik yaylardır.Bir ucu sabit diğer ucu küpeli (oynak) olabildiği gibi iki ucu da hareketli olabilir.
Makas kırılması da o yıllarda çok rastlanılan bir olaydı.Bu öyle lastik yapılır gibi kolayca olmaz kırılan makasın durumuna göre epey bir zaman alırdı.Makascılık o yıllarda çok rağbet gören ve çok popüler bir meslekti.Makaslar da aynen lastiklerde olduğu gibi kaliteden yoksundu.Ana katların kırılması başlı başına sorunken muavin makaslardan biri  kırıldığında nispeten daha pratik çözümler üretilebiliniyordu.Ama aracın yolundan ya da yükünden geri kalmasına mani olunamıyordu.

Bir ilginç hususu daha belirtmeden geçemeyeceğim,şimdi yine aynı usul var mı bilemiyorum ama o yıllarda makaslar makascılarda kilo ile satılırdı.

Gerçekten de eski nakliyeciliğin en büyük sorunu lastik patlaması,makas kırma,aks kesme,bijon kesme, şaft koparma,mazot filtre şişme ve tıkanmaları,hava kompresörü arızaları,debriyaj sıyırma ve hava yapma olarak sıralanabilir.

Herkese selamlar...



ANA SAYFA -> ULAŞIM