sayfa 5  |
 |
UĞUR_62
16 yıl önce - Pts 08 Oca 2007, 18:23
99 depreminden sonra televizyon kanallarına hayvanlarla ilgili bazı görüntüler yaynlandı.izleyeniniz veye izleyipte hatırlayanınız vardır aranızda bir şirketin bekçi köpeği acaip huysuzlanıyor yerinde durmuyor köpeğe yiyecek veriyorlar su veriyorlar gene nafile öyle bir bağırışı varki sanki ağıt yakıyor gibi.şahsen çok şaşırmıştım.kuşları ve karıncaların depremler konusunda çok hassas olduğu kanıtlanmış.karıncaların hepsi depremden önce yuvalarını terk ettiğini bazılarınız biliyorsunuzdur.
|
 |
Fatih Sayar
16 yıl önce - Pts 08 Oca 2007, 18:37
| Alıntı: |
| Ev alırken, ya da kiralarken, sadece dış görünüşüne değil, iç döşemesine değil de, temelinini de sorgulayalım. Zeminine bakalım. Otokontrolle mütehhatlerimizi düzgün malzeme kullanmaya zorluyalım. |
İşte bunu yapamıyoruz. Bir kooparatife üye oluyorsun şu tarihte teslim edeceğiz diyorlar teslimatı zamanında yapmıyorlar. Artık bir zaman sonra şu ev bir çıksada hemen bir otursak diye ne temelini inceliyoruz ne kolonuna bakıyoruz. Toplum olarakta zaten bu konularda biraz bilgisiz kalmışız.
Bazı mütehitlerimizi düzgün malzeme kullanmaya zorlasakta birşey değişmiyor. Bizim şu anda oturduğumuz site bir kooparatif tarafından yapıldı. Kooparatife üye olduktan sonra babam inşaat ustası olduğu için diğer üyeler babamı başkan seçmişlerdi. Her toplantıda babamla mütahit kullanılan malzeme konusunda tartışırlardı. Birde mütahitimiz "Siz böyle herşeye itiraz ederseniz bu kooparatif zor biter." diye üyeleri korkutuyordu. Fakat yinede birşey değişmedi. Bizim mütehait yine bildiğini yaptı. Şimdi bodruma indiğim zaman binanın kolonlarına bakıyorum da çok zayıf. Elimle kolondan rahatlıkla parça koparabiliyorum. Çimentodan çok kum kullanıldığı için dokunurken bereber ufalanıyor hemen.
Bazı mütahitlerimiz çok kâr etmek amacıyla malzemeyi gerektiği kadar kullanmıyor. Malzemeden çalma dediğimiz şeyi yapıyorlar. Mütahitlerimizin hepsi böyle demiyorum kesinlikle yanlış anlaşılmasın. Ama bu bilinen birşey, bir gerçek. Bu konuda şehirlerimizdeki belediyelerde gerekli kontrolleri tam olarak yapmıyor. Gerekli şartları taşımayan binalara ruhsat veriyorlar. Bu konuda kanunlarımız da yetersiz kalıyor. Eksik malzeme kullanımından çöken binaların sorumlularına verilen cezalar caydırıcı olmuyor.
|
 |
ceren06
16 yıl önce - Pts 08 Oca 2007, 19:29
Aslında depremin gerçekleşme anını tahmin edebilmek konusundaki isteğimizi görünce bunun bir çeşit acziyet olduğunu düşünmeye başladım bizler için. Yağmura rüzgara dayanıklı pencereler, kapılar kullanıyoruz, çatılarımızı tamir ediyoruz. O andan itibaren acaba ne zaman yağmur yağacak diye düşünüyor muyuz? hayır. Peki depreme dayanıklı binalar yaratıp tıpkı yağmuru unuttuğumuz gibi neden depremi de unutamıyoruz?? Çünkü yağmur, fırtına kadar hazır değiliz de ondan. Japonların depremi önceden tahmin edebilmek gibi bir ihtiyaç içinde olduklarını sanmıyorum. Bir doğa olayı ne kadar başa çıkılabilir hale gelirse o kadar gözümüzde sıradanlaşacaktır. Umarım bir gün o evreye gelebiliriz.
|
 |
okan pulat
16 yıl önce - Sal 09 Oca 2007, 10:22
merhaba
Ülkemiz konumu itibariyle kuzeyden ve güneyden sıkışma, doğu batı yönünde de tansiyonel kuvvetlerin etkisi altındadır. Jeolojik olarak bakıldığında bu kuvvet mekanizmasının geçmişte varolduğu günümüzdede ülkemizi etkilemeye devam edeceğini bilmemiz lazım. Fayların mekanizmasını inceleyen bilim dalı jeoloji biliminin içinde "tektonizma" olarak adlandırılır. Tektonizmada geçmişteki fayın karakterini çözümlemek ve güncel fayların hareket mekanizmalarını çözmek üzerine kurulmuştur. Depremlerin oluşum mekanizmalarıda bu bilim dalının gelişim süreci ile alakalı olarak açıklanmaktadır.
Jeolojik araştırmalar kuzey anadolu, ege graben sisteminin ve doğu anadolu fayının çözümlemelerini yapmıştır. Yapan kurumda MTA'dır. Bu fayların ilerleyen süreçlerde daha derin depremler yaratacağıda ispatlanmıştır. Şu ankiler sığ depremlerdir. Ege yöresinde çok sık aralıklarla sarsılmaların olacağı, kuzey anadolu fay zonunda 3-4 arasında hergün deprem olacağını, doğu anadolu fayınında kuzey anadolu fay zonunun hareketi ile ilişkisi olduğu ve bu zonda da hergün 3-4 şiddetinde deprem olacağı bilinen bir gerçektir.
Söylediklerinize katılıyorum. İnsanların korkuları ile yüzleşmesi çok önemlidir. Bu olacak olan olayın önüne geçilemeyeceğininde göstergesidir.
TV lere çıkıp avaz avaz bağıran bilim adamları işin temeline ineceğine kafalarına göre atıp tutuyorlar. Deprem olacak alıştırın kendinizi diyeceklerine garip bir rant kavgasındalar.
Dolayısıyla ülkenin bütün ekonomik düzenini faylar üzerinde kuran bilim adamlarının bugün TV lere çıkıp konuşmaları son derece yanlıştır. Bilim denilen şey insan için vardır. Bunu anlamaları için depremde bütün fabrikaların yıkılması, TÜPRAŞ' ın yanması gibi olayların olması lazımdır.
Çözümüde insanlarımızın bu olaydan kaçılamayacağını anlamalarından geçiyor...
HERKESE SELAMLAR
|
 |
Patron
16 yıl önce - Sal 09 Oca 2007, 10:42
| Alıntı: |
| Çözümüde insanlarımızın bu olaydan kaçılamayacağını anlamalarından geçiyor... |
Bu başlıkta amacımız depremin olmamasını sağlamak değil zaten.
Depremi tahmin ederek, ölümden kaçmak, zararını minimuma indirmek.
Karıncalar bile depremden kaçabiliyorsa, niye insanlar kaçamasın?
Nasıl oldu da Çin'de tahmin ettiler, bütün bir şehrin insanları depremden kurtuldu?
Demek "kaçmak imkansız, bunu anlayın" diyemeyiz.
Tahmin edilebilirse, kaçmak mümkün.
|
 |
okan pulat
16 yıl önce - Sal 09 Oca 2007, 11:01
Ülkemizdeki yapılaşma o kadar sık ve bitişik nizamda yapılıyorki kendi binandan kaçsan başka bir binanın altında kalırsınız. Bu son derece önemli. Kaçılabilecek bir yer bulamıyorsunuz çünkü bir plan çerçevesinde binalar yapılmamış.
Çinlilerin o depremde verdikleri kayıptan haberdar değilim. Onların binalarıda hafif yapı elemanlarından oluşan küçük binalardır. Toplu konut alanlarıda değildir. Tamam bunlara örnek verebilirsiniz ama önemli olan kaçmak değil. O binadan deprem olduktan sonra sağ salim çıkmaktır.
|
 |
Patron
16 yıl önce - Sal 09 Oca 2007, 11:10
| Alıntı: |
| ama önemli olan kaçmak değil. O binadan deprem olduktan sonra sağ salim çıkmaktır. |
Hayır, asıl önemli olan deprem sırasında o binada olmamak.
Bu yüzden işte tahmin önemli ve bu konuda "tahmin edilemez" diye kestirip atılması
bana çok komik geliyor. Çin'deki depremin tahmin edilişi ile ilgili bilgiler,
bu başlığın birinci mesajında mevcut.
|
 |
.dilek.
16 yıl önce - Sal 09 Oca 2007, 12:41
Deprem olmadan önce bende hayvanların garip davranışlarıyla karşılaştım, tabi o zamanlar kimse bu garip davranışların depreme yol açacağını bilemezdi, sonradan öğreniyoruz bunları, bir dahakine daha temkinli davranabilmek için dikkate alınması gerekir... 1999 ağustos depreminde Şehir dışındaydık, dedemlerin bir çok kümes hayvanı ve büyükbaş hayvanları vardı... Özellikle kümes hayvanları o gece kümeslerine gelmek yerinde sağa sola kaçmışlar kimisi bir köşede sabahlamak için gözden kaybolmuştu...
|
 |
Atilla DÜNDAR
16 yıl önce - Sal 09 Oca 2007, 13:03
| Alıntı: |
| Hayır, asıl önemli olan deprem sırasında o binada olmamak. |
Depreme dayanıklı olup olmadığı konusunda emin olunmayan ve emin olunabilmesi için gerekli tesbitleri yaptırmayı ihmal edenler ya da önemsemeyenler için Sayın Burç'un ifade ettiği bu önlem yerinde olacaktır. Ancak, unutmamamız gereken çok daha önemli bir konu daha var. Depremler bizi genellikle olduğu gibi gece uykuda yakalarsa ne olacak?
İşte bu nedenle "korkulu rüya görmektense, uyanık yatmak daha iyidir" deyiminden yola çıkarak, en doğrunun gerekli tedbirleri almak olduğunu her zaman önceliğimiz olarak düşünmeliyiz. Tekrar altını çizmek istediğim nasılsa birileri yada doğa önceden tahmin edip bizi uyarır diye beklemekle kendimizi kandırmamamızdır.
|
 |
okan pulat
16 yıl önce - Sal 09 Oca 2007, 13:16
Merhaba
Depremin önceden tahminine yönelik çalışmalara destek verilmesi taraftarıyım. Elimiz kolumuz bağlı oturalım demiyorum. Ama bunun gerçekleşmesi için daha çok depremin kayıt altına alınarak matematiksel modellemeyi gerçekleştirmek gerekmektedir. Şu an için arşiv bilgileri ile yorumlar yapılıyor.
Çindeki depremin tahmini yapılmıştır. Bizdeki tahmini onlardan önce bulacağımızdanda kuşku yoktur. Deprem gelsin evde oturalımda demiyorum. Sorun tahmin edecek teorinin ortaya konulup gerçekleşme yüzdesine bakmaktır. Şu an için bu mümkünse mümkün diyin. Faraziyet hatayı getirir. Ama binaları daha sağlam yapmak şu an için tek çözümdür.
|
 |
sayfa 5  |