1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2  |
 |
Selcuk Ünal
16 yıl önce - Prş 16 Ksm 2006, 10:15
Almanlar nano teknolojisine ve yenilebilir enerjiye yatirim yapiyor. Cünkü stratejik düsünceye sahip insanlar yönetiyor sirketleri. Devletin de büyük bir destegi var bu dogrultuda. Televizyon, camasir makinesi ve hatta araba üretimi bilincli bir sekilde yurt disina kaydiriliyor. Cünkü bilgi toplumuna ve saniyeden hizmet sektörüne hizli bir gecis var. Kar bu alanda.
Bence camasir makinesi, televizyon vb. satmak avrupa piyasasini ele gecirmek degil, avrupanin piyasadan verimsiz oldugundan dolayi cekildigi bos bir alana yerlesmektir. Bunun da gurur verilecek hic bir yani yoktur.
Ve hatta hala teknolojide genc nufüsumuza ragmen geri kalmisligin bir göstergesidir.
Ayrica Vestelin yukarda belirtildigi gibi avrupada laptop üreten tek sirket oldugu dogru degil. DELL in yillardir Irlanda da üretim yaptigi bir gercek.
|
 |
Cüneyt AKIN
16 yıl önce - Prş 16 Ksm 2006, 10:46
Arçelik ve Zorlu gibi gruplar Grundig ve Bloomberg gibi elektronik markaları satın alarak sektörde daha sıkı rekabet edebiliyorlar. Bence Avrupa markalarının Türk yatırımcılar tarafından alınması da önemli.
Zorlu grubu yani Vestel Laptop üretiminin %80 ini çeşitli dünya markaları adı altında üretiyor. Burada da asıl kazançlı olan Vestel değil markanın sahibi oluyor.
Onun için markalaşmak katmadeğeri çok yüksek bir getiridir ve bunun üzerinde ayrıbir devlet ve özel sektör işbirliği yapılması lazım.
Samsung ve LG gibi Güney Kore markaları ilkönce Japon markaları için üretim yaparak kendilerini son 10 sene içerisinde geliştirerek Made in Korea' yı satın alınabilir katmadeğeri yüksek bir ülke haline getirdiler. Tabi bunda devletin desteği çok büyük oldu. Bundan 10 - 15 sene önce Kore malı diye beyenmeyip almazdık şimdi tercih edilebiliyor. Hatta dünyaca ünlü markaları (Samsung, LG, Hyundai gibi..) tercih edilebilirlik olarak ülkelerinin önünde gidiyor.
Darısı canım Türkiyemin başına.
|
 |
Karakan
16 yıl önce - Prş 16 Ksm 2006, 16:17
| Alıntı: |
Bence camasir makinesi, televizyon vb. satmak avrupa piyasasini ele gecirmek degil, avrupanin piyasadan verimsiz oldugundan dolayi cekildigi bos bir alana yerlesmektir. Bunun da gurur verilecek hic bir yani yoktur.
Ve hatta hala teknolojide genc nufüsumuza ragmen geri kalmisligin bir göstergesidir.
|
Garip bir düşünce tarzı!
Avrupa ülkeleri iç pazarlarında rekabeti terk etmişlerse bunun sebebi piyasanın verimsizliğinden değil yüksek üretim fiyatlarının rekabete ayak uyduramamasından dolayıdır. Tamamen tüketici bir toplum haline gelmeye başlayan AB piyasasını nasıl olur'da verimsiz sayabilirsiniz?
AB nin gelişmiş ülkeleri fabrikalarını kapayıp, üretimi terk etmeleri bugüne kadar kime yaradı? CIN kimin sayesinde bugünkü ekonomik gücüne erişti?
Türk sanayi mamulleri, uygun fiyatlarıyla gelip buraya yerleşmeye başlamışlar ve AB pazarlarını ellerine geçirmeye uğraşıyorlarsa bu gerçekten takdir edilecek bir stratejidir. Keşke yarın AB ye, Cin'in bugün sattığının %25 ini satabilsek!
Beyaz eşya ve elektronik malzeme satışının "geri kalmışlık" olduğunu'da ilk defa sizde duydum.
Bırakın Almanya Nano Teknolojisi üzerinde, milyarlarca ero harcayarak araştırmasını yapsın. Biz buzdolabı satıp para getirelim. Yarın nano teknolojisi dünyaya yayılınca biz de çinliler gibi yapar, kopya eder ve 3 kat alt fiyata, nano teknolojisi içeren mamulleri imal ederiz.
|
 |
alabay
16 yıl önce - Prş 16 Ksm 2006, 16:48
Geri kalmışlık değil, ama hakikaten zor bir alan; bugünün çamaşır makineleri bilgisayarlı (ama bu belki Türkiye'de de öyle, o başka şey).
Asıl göz dikilmesi gereken teknikler bilgisayar, tıb tekniği ve enerji teknolojileri!
Almanya'daki (henüz gülünen) o koca elektrik değirmenleri gibi şeyleri Anadolu gibi koskoca ve çoğu yerde de bayağı boş alanda üretmek, denemek çok iyi olurdu. Neden olmasın?
Almanya'nın ekonomisi bataklıksa da kolay batmaz. Ama Almanya ve Amerika değil, korkulması gereken ülkeler Çin ve Hindistan. Buna şimdi espri gibi ben de Suudi Arabistan'ı bir ilâve edeyim. Güeleceksiniz? Birinci elden bildiğim şu: oranın da petrol ve ekonomi krizi yüzünden şu an yeni bir teknik/sanayi şahsiyet düşüncesi var. Önemli olarak bilgisayar/çip ve enerji bölümü göze alınıyor. Petrol bittikten sonra orası ya boş çöl olur veya teknoloji alanı.
Aklıma gelirken: burada bana hep benim güzel İstanbul'u hatırlatan çok önemli ve pek benimsenmeyen bir şey var: "Paşabahçe". Her yerde ve her köşede ... ta IKEA'ya kadar
Ama ben yine de "Angora" veya "Timur" marka bir dizüstü görmek isterdim - şu "Lenovo" neymiş?
B. Alabay
|
 |
Selcuk Ünal
16 yıl önce - Prş 16 Ksm 2006, 16:54
| Alıntı: |
| Tamamen tüketici bir toplum haline gelmeye başlayan AB piyasasını nasıl olur'da verimsiz sayabilirsiniz? |
Ben piyasa verimsiz derken üretici gözüyle verimsiz demek istedim. Avrupa da ki sirketler artik televizyon üretmek istemiyorlar. Cin de ki düsük ücretler gayet tabii ki en büyük etkenlerden bitanesi. Ama bence bundan daha büyük bir sebeb var. O da bilisim deki son on yilda ki patlama. Eger Avrupa böyle bir dönemde hala televizyon üretmeye devam etmis olsaydi bugün teknoloji de geri kalmis olurdu. O yüzden de eski teknolojiyi gelismekte olan ülkelere satip hem ürünleri kendi pazarlarina ucuz sokmus oldular (bugün 5 avroya kazak aliyorum Almanya da!, türk mali televizyon 150 avro) hem de yeni teknolojilere zaman ve para ayirdilar. Ben sahsen uzak dogu da (Japonya haric) teknoloji olduguna inanmiyorum. Sizin de dediginiz gibi kopyalama. Bunu biliyoruz hepimiz ve düsüncelerimiz burada ayriliyor.
Ben kopyalaya kopyalaya bir yere gelinecegini sanmiyorum. Elbette ilerleme saglariz ancak bizden öndekiler hep bizden önde olmaya devar ederler. Cin de ki gelismenin de her zaman Avrupanin ve Amerikanin gözetimi altinda olacagida su gecirmez.
Artik televizyon satip mutlu olmak istemiyorum ben. Gelecege yönelmis bir ekonomi ve bunun arkasinda da ayni düsünceye sahip bir devlet istiyorum. Büyük devlet ve millet ancak yeni fikir ve ürünlerle olunur kanaatindeyim.
ODTÜ de galiba tekno park diye bir yer acilmis. Darisi televizyon satislarindan gelen vergilerinin bu yöne dogru kaydirilmasina. Vestel gibi sirketler calisanlarinin egitimine ve arastirmaya biraz önem verir dilekleriyle.
Okula giderken bazi arkadaslar kopya cekerken de insanin ögrenicegini savunurlardi. O arkadaslar hala kopya cekiyorlar biryerlerde. Bilmem anlatabildim mi?
|
 |
Mine-Myra
16 yıl önce - Prş 16 Ksm 2006, 16:59
üniversitede bu konuyu hocalarımızla ve sektörün önde gelenleriyle tartışırken konu şu noktaya gelmişti.
acaba batı özellikle avrupa kendi ülkesinde artık üretmek istemediği basit teknoloji pazarını başkalarına mı bırakıyor?çünkü buzdolabı vb.artık önemli bir teknolojik ürün olarak algılanmıyor dünyada
İtalyanın dericilik sektörünün çevreyi kirleten kısmını bize bırakıp sadece moda ve dizayna yönelmesi gibi..
aynı konu yukarda da devam ediyor,takipteyim kısacası.
|
 |
Karakan
16 yıl önce - Prş 16 Ksm 2006, 17:28
Türk ekonomisinin gerçeklerinden bir tanesi:
Ozel sektör bunun dahilinde.
Uygulamaya geçilmeden önce uzun süre araştırma gerektiren ve bunun gerçekleşmesi için büyük sermayeye ihtiyaç olan teknolojik dallarda Türkiye şu anda ilerleyemez. Neden? PARA YOK !
Peki ne yapmak gerekiyor? PARA bulmak yani üretimi çok büyük masraflar gerektirmeyen teknolojik dallardan faydalanmak ve o mamulleri pazarlayabilmek.
"Buzdolabı işte" deyip geçmek çok yanlış. Elektromekanik baz olmasına rağmen bugünkü modern modellerde tamamen elektronik ve domotik teknoloji kullanılmakta. Sanayimiz bu alt yapıyı hazmetmiş bir şekilde tamamen TM (Türk Malı) imal edebilse çok büyük bir aşama olur.
Bu Türkiye'nin 10 sene evvelki Hollanda (Philips) teknolojisini yakalamasını sağlar. Bana kalırsa hiç'de küçümseyebileceğiniz bir olay değil.
|
 |
EnderYıldırım
16 yıl önce - Prş 16 Ksm 2006, 17:38
Kesinlikle küçümsenicek bir şey değil, marka yaratmak yılların işidir. Yani deneyim işidir. Bizim markalarımız da gitigide tanınan bir hale gelecek. Elimizden gelen şu an bu ürünleri üretebilmek. Bunlar içinde çok büyük çabalar harcandığını unutmayalım. Eğer gerçekten teknoloji kosununda bizimde söz sahibi olmamızı istiyorsak, bilgi toplmumu olmalıyız. Hiç bir şey kendiliğinden olmuyor. Almanlar Mercedes' i, Bmw' yi nasıl yarattılar, çalışarak, okuyarak. Ülkemizdeki insanların ne kadarı kitap okuyor. Üniversitelerimiz dünyadakilerle yarışabiliyor mu? Ancak eğitime, bilime önem veren insanlar olursak zaten herşeyi yaparız. Otomobilde üretiriz, mikroişlemcide. Durduk yerde hiçbirşey olmaz, herşey bizim elimizde!
|
 |
Karakan
16 yıl önce - Prş 16 Ksm 2006, 17:45
Bundan 6-7 sene evvel üzerinde "Made in Turkey" diye yazdığı için marketine bir gömlek bile sokmayan avrupalı, bugün supermarketlerinde "MADE IN TURKEY" BEKO 'yu en ön raflarında pazarlıyor.
|
 |
umutyolu
16 yıl önce - Prş 16 Ksm 2006, 21:57
| Alıntı: |
| Ayrica Vestelin yukarda belirtildigi gibi avrupada laptop üreten tek sirket oldugu dogru degil. DELL in yillardir Irlanda da üretim yaptigi bir gercek. |
Türkiye' de tek yazacağıma Avrupa yazmışım bir karışıklık olmuş. Ancak Avrupa vizyonunda da bir hayli iddialı olduğu görülüyor. Çin ve Taiwan' dan daha yakın olduğu için Türkiye' nin tercih edilemesi muhtemel.
| Alıntı: |
Vestel Laptop üretimine başlıyor
Tarih : 11 Mart 2006 12:00:10
Zorlu Grubu bünyesindeki Vestel, Türkiye’nin ilk dizüstü bilgisayarını üretecek. Türk şirketleri yüksek teknolojide yeni bir ürüne daha imza attı.
Vestel, Manisa’daki Vestel City’de 15 milyon dolarlık yatırımla Türkiye’nin ilk dizüstü bilgisayar fabrikasını kurdu. Nisan ayında üretime başlayacak olan fabrikanın prototip ürünleri Almanya’daki CeBIT Fuarı’nda vitrine çıktı.
Türkiye’de üretilen ilk dizüstü bilgisayar, Almanya’nın Hannover kentinde devam eden dünyanın en büyük bilgi teknolojileri fuarı CeBIT’te dünya vitrinine çıktı. Vestel, Manisa’daki Vestel City içinde bulunan Vestel Dijital’de 15 milyon dolarlık bir yatırım ile Türkiye’nin ilk dizüstü bilgisayar üretim tesisini kurdu. Dünya işlemci devi Intel’in desteği ile oluşturulan üretim merkezinde, işlemci ve birkaç küçük parça dışında, ana kart da dahil dizüstü bilgisayarı oluşturan her şey üretilecek.
Üretim Nisanda:
Vestel, CeBIT’te 25’inci salonda kurduğu dev stantta ilk Türk malı dizüstü bilgisayarları dünya basını ve teknoloji sektörüne tanıtıyor. Fuarda tanıtılan Intel Centrino ve Intel Centrino Duo Mobile Technology üzerine geliştirilen 12 ve 15 inç ekranlı dizüstü bilgisayar serisinin üretimine nisan ayında başlanması planlanıyor. Vestel’in Vestel City’de kurduğu dizüstü bilgisayar fabrikası, aynı zamanda EMEA bölgesi olarak adlandırılan, Avrupa, Afrika, Ortadoğu’daki tek dizüstü bilgisayar üretim tesisi olma özelliğine sahip bulunuyor.
520 Metrekarelik Stant:
Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkan Vekili ve Dış Ticaret Başkanı Turan Erdoğan, "1997-2000 yılları arasında CeBIT Almanya’ya düzenli katılım gösterdik. O yıllarda monitör ve internet kutusu üretiyor, fuarda da bu ürünlerimizi sergiliyorduk. Bu alandaki üretim durduğu için 2000 yılından sonra CeBIT’e katılmadık. Bu yıl ise özellikle dizüstü bilgisayar fabrikamızın sağladığı güç ile fuara yeniden katılma kararı aldık. 60 kişilik ekiple katıldığımız fuarda 520 metrekarelik bir standımız var. 500 bin Euro’nun üzerinde harcama yaptık. Yeni dizüstü bilgisayarlarımızın yanısıra, HD uydu alıcısı, masaüstü bilgisayarlar, kablosuz TV, HD TV, çeşitli özelliklere sahip plazma ve LCD TV’lerimiz ile de çok sengin bir stant kurduk. Dünyanın en büyük bilgi teknolojileri fuarında Türk bilişim sektörünü temsil ediyoruz" dedi.
İş Bağlantıları:
Yeni uydu alıcıları, TV ve bilgisayarların fuarda büyük müşteriler tarafından ilgiyle karşılandığını belirten Turan Erdoğan, fuara katılırken özellikle yeni girilen dizüstü bilgisayar işi olmak üzere bu alanda yeni iş bağlantıları kurup, 2006 ve 2007 yılları için sipariş almayı hedeflediklerini belirtti.
Üretim Üssü Oluruz:
Vestel’in uzun yıllardır elektronik sektöründe tüm Avrupa tarafından başarılı bir üretici olarak kabul edildiğine dikkat çeken Erdoğan, şöyle devam etti: "Son yıllarda beyaz eşya sektöründe yaptığımız yatırımlar, kurduğumuz Avrupa’nın en modern beyaz eşya fabrikaları ile elektroniğin ardından beyaz eşya alanında da güçlü ve güvenilir bir üretici olarak kabul görmeye başladık. Son hamlemizi de yeni kurduğumuz dizüstü bilgisayar fabrikası ile bilişim sektöründe yaptık. Bu alanda da kısa sürede önemli başarılara imza atacağımıza inanıyoruz. Türkiye’nin elektronik ve beyaz eşyanın ardından bilişim sektöründe de Avrupa’nın üretim üssü olmasına, bu alanda da çok önemli ihracat tutarlarına erişeceğine şahitlik edeceğiz."
TV’deki Avrupa başarımız dizüstü ile devam edecek
Vestel’in, düz ekran, LCD ve plazma da dahil olmak üzere Avrupa TV pazarında yüzde 26’lık bir paya sahip olduğunu belirten Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkan Vekili ve Dış Ticaret Başkanı Turan Erdoğan, şöyle devam etti: "Avrupa’nın her ülkesinde kendi satış ve pazarlama organizasyonumuzu kurduk. TV nedeniyle Avrupa’da çok büyük bir tüketici kitlesi Vestel’i zaten biliyor. Biz bu insanlara doğru zamanda, doğru ürünü verirsek, dizüstünde de Avrupa’da TV’de yakaladığımız başarıyı yakalarız."
Şimdilik 250 bin ama milyona çıkarız
Vestel’in Manisa’daki Vestel City’de kurduğu dizüstü bilgisayar fabrikasının şimdilik yıllık 250 bin adetlik bir kapasiteye sahip olduğunu kaydeden Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkan Vekili ve Dış Ticaret Başkanı Turan Erdoğan, "Biz Vestel olarak küçük ölçeklerle yetinmeyiz. Bu kapasite kuruluş kapasitesi. Kısa sürede bu kapasitenin en az 1 milyon adede çıkarılmasını planlıyoruz" dedi.
Hedef Avrupalı bilgisayarcılar
Vestel, dizüstü bilgisayar fabrikasında ürettiklerini Avrupa’da sadece kendi markası ile satmayı hedeflemiyor. Avrupalı birçok bilgisayar dağıtıcısının, ’Ben işlemcimi kendim alayım, kalan parçaları sen ver’ yaklaşımında olduğunu belirten Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkan Vekili ve Dış Ticaret Başkanı Turan Erdoğan, "Biz Avrupa pazarında bu yaklaşımda olan dağıtıcıları da hedefliyoruz. Biz onlara işlemci veya ayrı tedarik etmek istedikleri komponentler dışında kalan dizüstü bilgisayar bölümlerini üreteceğiz. Onlar da bu ürünlerin içine kendi işlemcilerini koyup, üzerlerine de kendi markalarını basıp satacaklar" dedi.
|
Bu sadece Vestel, Beko (Arçelik) ve diğerlerinden de böyle güzel haberler bekliyoruz.
İşte size başka bir güzel haber daha :
| Alıntı: |
Aselsan ürünleri Güney Amerika'da
Uruguay Silahlı Kuvvetleri'nin yüksek teknolojiye sahip haberleşme sistemlerine sahip olmak için açtığı ihaleyi ASELSAN kazandı.
ASELSAN, 3 milyon dolarlık ihale kapsamında, Uruguay Ordusu'na taktik telsizler tedarik edecek. ASELSAN tarafından yapılan açıklamaya göre, dünyanın önde gelen savunma sanayi firmalarının da katıldığı ihaleyi kazanan ASELSAN, Uruguay Ordusu için tamamen Türk mühendisleri tarafından geliştirilen 9600 VHF/FM Frekans Atlamalı Telsizleri üretecek. 9600 serisi frekans atlamalı telsizler sabit frekansta çalışan konvansiyonel telsizlerden farklı olarak, telsiz frekansının saniyede 200'den fazla değiştirilmesi özelliği sayesinde düşman birimleri tarafından dinlenemiyor ve kendisine uygulanabilecek elektronik harp unsurlarını engelliyor.
Uruguay Silahlı Kuvvetleri ve ASELSAN arasında 17 Ekim 2006 tarihinde imzalanan sözleşmenin toplam tutarı yaklaşık 3 milyon ABD doları olup, ASELSAN 9600 serisi frekans atlamalı araç telsiziyle sayısal iç konuşma sistemi ve bağlı hizmetlerin tedarikini içeriyor. ASELSAN, Uruguay Silahlı Kuvvetleri'nin haberleşme ihtiyacına yönelik 9600 Frekans Atlamalı Telsiz ve İç Konuşma Sistemi projesiyle Güney Amerika bölgesine ilk satışını gerçekleştirmiş oldu. Uruguay'da elde edilen başarı, ASELSAN'ın savunma sanayinde ulaşmış olduğu seviyeyi bir kez daha vurguluyor olmasının yanı sıra bölgede yar alan diğer ülkeler nezdinde de önemli bir referans oluşturacak. 9600 Frekans Atlamalı Taktik Telsizler, taktik sahada, elektronik harp tehdidi altındaki dost birliklere, güvenilir ve esnek ses/veri haberleşmesini sağlamak amacıyla, bütünüyle ASELSAN mühendislik gücüyle geliştirildi. 9600 frekans atlamalı telsizler sabit frekansta çalışan konvansiyonel telsizlerden farklı olarak; telsiz frekansının saniyede 200'den fazla değiştirilmesi özelliği sayesinde düşman birimleri tarafından dinlenememekte ve kendisine uygulanabilecek elektronik harp unsurlarını engelleyici niteliktedir.
Taktik haberleşme sistemlerinin temini amacıyla 1975 yılında kurulan ASELSAN, bugün ulaştığı noktada en son teknolojiye sahip haberleşme sistemlerini, askeri ve profesyonel uygulamalar için tasarlamakta üretmekte ve müşterilerinin kullanımına sunmaktadır.
Bunun dışında, yazılım tabanlı telsiz tasarımıyla askeri haberleşme alanında dünya standartlarındaki son teknolojiyi tasarlayan ve üreten ASELSAN, aviyonik, uydu ve deniz platformu haberleşme sistemleri konularındaki araştırma / geliştirme ve üretim çalışmalarını da aktif bir şekilde sürdürüyor.
18.10.2006
Kaynak : http://www.dusunenadam.com.tr/haberler.php?id=436
|
Teşekkürler.
|
 |
sayfa 2  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|