Ana Sayfa 915 bin Türkiye Fotoğrafı
Mine-Myra

7 yıl önce - Pts 13 Ksm 2006, 09:30
Eylem nasıl yapılır? Nedir eylem?


Türkiye gündemini yaklaşık 15-20 gündür çocuk istismarı dolduruyor.
herkes isyan ediyor yapılanlara.
işkence taciz cinayet hepsi bir arada bu haberlerde
kimsenin yüreği dayanmıyor olan bitene.
ayrıca inanılmaz bir şaşkınlık içindeyiz.
hep duyardık avrupadan veya uzak doğudan ..ama kendi ülkemizde olayın boyutlarını farkedince lanetler okuduk.
Pınar Kür demiş ki "bluejeans'ini alıp seri katilini almamazlık edemezdik"
evet malesef doğru bence söyledikleri.dünya internetle küçülmeye ve daha global hale gelmeye başlayınca global kötülük te hızla yayılıyor.

bu konuya duyarlı olan bizler ne yapıyoruz?ne yapmalıyız?bunu düşünüyorum kaç gündür.
bir kaç sitede açılan imza kampanyalarına katıldım şahsen ama yeterli mi bu?
avrupa ve amerikanın veya bilmem hangi kıtanın bilimini teknolojisini alırken kötü yanlarını da alıyoruz yurdumuza.malesef almayalım kendi kültürümüze sahip çıkalım söylemleri için geç artık.istesek te istemesek te etkileniyoruz dünyadan.

ne yapmalıyızın bir cevabı "tepki verelim".
tepkiyi nasıl verdiğimiz çok önemli tabi.
"çocuk istismarı için yetkililere sesimizi duyuralım.topluma mesaj verelim bu tip kişileri toplumdan dışlayalım."
bunlar yapılması gerekenler ama iki gündür gazetede okuduklarım beni şaşkınlığa itiyor.
80 sonrası iyice pasifize olmuş halkımız tepkisini msn nicklerinin başına istismar edilen zavallı kız bebeği simgeleyen X harfi koyarak gösteriyormuş...

bu haberi okuyunca dedim ki:
bu mudur eylem?
katılan sayısının bilinmediği,bir yetkiliden kanun çıkarmasını veya önlem almasını talepte bulunmayan, daha doğrusu bir yetkiliye ulaşması bile pek mümkün olmayan,gazetelerde minik bir haber olarak çıkan eylem eylem midir?
yoksa sadece vicdan rahatlatma mıdır?
kısacası halkımız eylemsiz bir halk mı artık?


FigenA
7 yıl önce - Pts 13 Ksm 2006, 10:58

Eylem, eylemi yapanın "oh pek iyi oldu, vicdanım rahatladı, en azından hiçbirşey yapmayanlardan 1-0 öndeyim" demesinden öteye taşınması gereken, diğer tarafdan eylemi yaptığınız karşı tarafın da "boşver nasılsa sesleri solukları kesilecektir, tıkayalım kulaklarımızı" demelerinin ötesine konumlanacak kitlesel harekettir. Amacı ve amaca gidecek en doğru yolu bulmak için, duygusal tarafın kamçılamasına izin vermek, ama akılcı analizlerden vazgeçmemek -bence- şarttır.


damla y
7 yıl önce - Pts 13 Ksm 2006, 12:24

Eylem sözlü,yazılı her türlü gösterilebilecek tepkisel bir dayanışmadır bence.Eğer siz o haberi okuduysanız bu eylem amacıma ulaşmaya doğru yönlenmiş demektir.MSN'de o simgeyi isimlerinin başına koyan kişiler elbette  başka türlü de tepkilerini eyleme dönüştürmüşlerdir ve orada da bir şekilde bunu belirtmek için o simgeleri koymuşlardır.Yani"ben de bu olaya tepkiliyim"demenin bir yoludur bu.

Atilla DÜNDAR
7 yıl önce - Pts 13 Ksm 2006, 13:49

Eylemlerin yapılış tarzı önemlidir. Seçtiğimiz eylemin toplumda antipati toplamasına sebep olabileceğimiz gibi, haklılığımızı savunma şeklimizin yerinde, yasal ve sonuca gidebilecek tepkiler doğrultusunda olması esastır. Bir taksicinin hunharca öldürülmesine gösterilen tepkide taksi topluluklarının korna çalarak trafiği kesip tepkilerini dile getirmelerinde trafiğin aksamış olması aklımıza gelmez, amacın ne olduğunu ve haklılık payını düşünürüz. Günahsız bir çocuğun maruz kaldığı utanç verici bir olayda ister sanal olsun, ister fiili olsun ortaya konan her türlü haklı tepki mutlaka amacı kapsamındadır. Kimse karşımıza çıkıp da niye böyle bir tepki gösteriyorsun diyemez. Ancak, bu gibi durumlara karşı yapılan tepkisel  davranışların sadece tepki göstermek adına yapılmış olmasından ziyade sonuca ulaştırıcı, yaptırıma etkili olacak ve genelde devamlılığın sağlanması yönünde olması sağlanmalıdır. Sanal ortamda hazırlanmış bir oylama, meydanlarda düzenlenen bir yürüyüş, yazılı protesto ilanları eğer yapılışının ardından sonuca gidilmesine etki sağlamıyorsa, o zaman zaman içerisinde unutulmaya yüz tutacak ve bu tepkilere neden olan olaylarda gündemden düşmeyecektir. Eylemlere dönüşebilen her türlü tepkinin sebebiyet verdiği olayların önlenebilmesi için yetkili olan ve yaptırım uygulayacak olan kişi, kuruluş veya devletin herhangi bir organının gerekli önlemlerin alınması için yapacakları uygulamalardır. Eğer bunu sağlayacak bir eylem biçimimiz varsa ve bunu ortaya koyduğumuzda sonuç elde edilebiliyorsa, işte o zaman yöntem doğrudur.

Toplumsal olaylarda gösterilen veya gösterilecek olan her türlü haklı tepki arkası bırakılmadan, sonucu görülmeden takibi kaçınılmaz tepkiler olmalıdır.


Necmettin K.

7 yıl önce - Pts 13 Ksm 2006, 13:58

Başlığı ve amacını fazla zorlamak ve değiştirmek istemiyorum.

  Eylem:Fikriyatın fiiliyata dönüşmesidir.

  Fizik kurallarına göre de;bir maddenin veya bir enerjinin,başka bir enerji ve kuvvet tarafından harekete geçirmesine veya hareketi durdurmasına denir.

  Şu anda kastedilen eylem;insanlığın hizmetine ve hayrına yapılabilecek bir insani ,toplumsal tepki anlamına gelmektedir.

  Ben acizane 1986 yılından bu yana kendince birşeyler yazan ve karalayan bir insanım.Yazdıklarımı ve hatıralarımı insanlığın hizmetine sunmak kitap bastırmak istedim.
  Bu konuda çok geceleri uykusuz geçirip düşündükten sonra benim için milad olan bir karar verdim:yazmak ve hitap etmek,sohbet ve nutuk atmak yerine fiiliyatı uygun gördüm.
  Bu kararımda etken olan temel esasları şu şekilde sıralayabilirim.

   Allah insanı yarattı ve bana itaat et emrini verdi.İnsanoğlu itaat etmedi.
   Allah kuranı ve ondan önce diğer kitapları ve peygamberleri gönderdi onlar insanlığı benim hedeflediğim noktaya getiremedi de benim acizane yazdıklarım mı kurtuluş reçetesi olacak dedim.
   Adolf Hitler "kavgam"ı yazdı,Lenin ve Marks teorilerini yazdı,tarikat şeyhleri sözlerini kitaplaştırdı,siyasi liderler düşüncelerini yazdılar,Arvasi,Türk -İslam Ülküsü adlı eserini yazdığında tamam insanlığı kurtaracak kitap dendi,Ancak bu kitapların sahiplerini kurtarıp kutaramadıklarını bile bilemiyorum.Kaldıki benim aciz düşüncelerim kurtuluşa recete olsun.
   Ama yine de bu başlıklarda kendimi ifade etmek ve düşüncelerimi umuma duyurmanın hemde ücretsiz bir yolunu bulmuş oldum.

   Şimdi sözüm yapılacak eylemler üzerinedir.

   Çalıştığı iş yerinde emrindeki insanların kendisinden emin olmadığı bir yönetici,kendisine odacısının ve şoförünün güvenmediği bir amir eylem yapacaksa siz bu eylemden ne hayır beklersiniz?

   Evinde Askerliğini yapmış oğlunu bu güne kadar bir kez öpmemiş baba eylem yapsa ne anlama gelir?

   Eşine ve kızına saygısı olmayan çocuklarının odasına ahıra girer gibi ,evladından izin almadan kapıyı çalmadan giren anne ve baba eylem yapsa millete ve memlekete ne hayrı dokunur?

   Eylemde kalabalıklar değil,ne kadar haklı ve namuslu insanların eylem yaptıkları ve neyi istedikleri,hedefleri,stratejileri,örgütlenmeleri,sadakatleri,fedakarlıkları,tahammülleri,daha kısacası kendileri için mi yoksa millet için mi istedikleri önemlidir.

   Şeyh olsa bir kişiyi kurtaramayacak,peygamber olsa bir kişiye şefaat etmeyecek olanların eyleminden hak halkı saklasın ve kurtarsın.

  Yeri gelmişken eylemin ne olduğunu,hangi anlama geldiğini,üniversiteyi 80 öncesi 7 yılda bitirdiğimi ve okulun bölümümde en zeki öğrencisi olduğumu söylersem neleri bildiğimi herhalde anlayabilirsiniz

   Bu konuda gelecek mesajları ve yorumları bekliyorum.

   Saygılarımla sağlıkla kalınız.


Mine-Myra

7 yıl önce - Pts 13 Ksm 2006, 14:25

Alıntı:
Başlığı ve amacını fazla zorlamak ve değiştirmek istemiyorum.


başlığın herhangi bir siyasal amaç taşımadığını belirtmeme gerek yok.her eylem siyasi değildir.
toplumlar gelişirken sesini duyurmalıdır.
tepkisiz toplum toplum değil başka şeydir.
bu forumda sadece msn e X koyarak çocuk istismarı için yapılan ve adına eylem denilen olgunun eylem olup olmadığı tartışılmaktadır.
işte bu yüzden yapılan eylem vicdan rahatlatma mıdır yoksa toplum olarak eylemsiz miyiz ya da eylem bir işe yaramalı mıdır diye düşünme üzerine açılmış bir konudur.


Kemal Bayır
7 yıl önce - Pts 13 Ksm 2006, 23:33
Bir elin nesi var


Kişisel hakların, BM İnsan Hakları Beyannamesi ve Anayasalar çerçevesinde korunmakta
oluşu ile özgürlüklerin alabildiğine genişlediği günümüzde, gün geçmiyor ki EYLEM türlerinde
çeşitlilikler, ilginçlikler sergilenmesin.

Halkımız, zannedilenin aksine eylem konusunda oldukça aktif, ama eylem konuları
kişisel olduğu, örgütsüz davranıldığı için farkedilemiyor. Her canı yanan, her mağdur olan
ayrı ayrı eylemde bulunduğu için sesleri cılız kalmakta ve beklenen etki yaratılamamaktadır.

Amaç şov olmadığı sürece, bu tip eylemler kamu oyu tarafından takdir edilmekte ve
taraf bulmaktadır. Ancak, eylemin muhataplarında, bilgi-anlayış eksikliği, umursamazlık,
duyarsızlık ve kasıt varsa bu eylemlerin hiçbir etkisi kalmamakta, bu vurdumduymaz tavır,
eylemcileri, adeta düzen bozucu konuma düşürmektedirler. Bu durum, konuyu dağıtmakta
ve yeni yeni düşmanlıkların temelini oluşturmaktadır.

70 milyonluk bir ülkede, genç-yaşlı, eğitimli-eğitimsiz, öğrenci-öğretmen, zengin-fakir,
üretici-tüketici, işçi-işveren, köylü-kentli, memur, vb.. gibi nedenlere dayanan farklılıklar,
temelde aynı nedene dayanan problemlerle uğraşılmasına rağmen yapılan eylemlerde
kesimlerin birbirini anlayamamaları ve birbirlerine destek verememeleri ile sonuçlanmaktadır.

Kitlesel birlikteliklere yanaşmayıp örgütleşemeyenler, kitlesel birliktelikte buluşanların
baskısı altında kalmaya mahkum olacaklardır.


" Bir elin nesi var, iki elin sesi var " sözü çerçevesinde devamlı sormuşumdur çevreme :

Şehrimizde 2.500 adet Minibüs var ve onların derneği var,
2.500.000 Minibüs müşterisinin birbirinden haberi bile yok.

Şehrimizde 2.000 Fırın var ve onların derneği var,
4.000.000 fırın müşterisinin birbirinden haberi yok.

Örnekleri arttırmama sanırım gerek yok.

Saygılarımla.


Necmettin K.

7 yıl önce - Sal 14 Ksm 2006, 13:25
ÜLKEMİZDE SOSYAL EYLEMLERİN EKSİKLİĞİ VAR


Türk Milletini iyi tanıyanlar ,her zaman düşüncelerinde başarılı olmuşlardır.Bu zafer savaş kazanma değil aşama katetme adınadır.
   Bizi yok etmek ve yıkmak isteyenlerin tespitleri çok önemlidir.Bizi tanıyarak zayıf ve kuvvetli taraflarımızı çok iyi görmüşlerdir.
   En iyi bilinen yönümüzün üstümüze gelinemeyeceğidir.Zayıfta olsak,açta olsak,sayıca az da olsak ,bağımsızlığımız ve dinimiz,namusumuz konu olduğunda çıldırır,kabarır ve kazanırız.
    Ancak bizi okşaya okşaya,"siz kuzusunuz,siz dostsunuz,asla biz düşman değiliz"diyerek bizim yanımıza sokulup hançerlemeyi başarmışlardır.
   Ülkemizde gençliğin en az % 50 si AB ye girince herkes ikibin dolar maaş alacak,işsiz kalmayacak,isteyen üniversiteye girecek,isteyen ingiliz kızı ile çıkacak,dileyen fransada sahilde güneşin batışını seyredecek sanıyorlar.
   Senin kız kardeşin ile çıkmayan bir ingiliz,kız kardeşi ile flört etmene müsade etmez.Kendi acını doyurmadan ,işsizine iş vermeden sana iş mi bulacak sanıyorsun?Evet ! size AB ve ABD iş verecekbin dolara Irakta ,Afganistanda ve daha başka yerlerde onun adına ölecek asker arıyor.Sana sıra gelirse müraacat sırana göre internetten cevap gelecek.
   Bir kardeşim bu olayı anlatmıştı.Almanya ya göç eden tüm milletler nihayet 2. kuşaktan sonra kendi dillerini unuttular,ama hala Türkler 5. kuşak evde çarşıda Türkçe konuşuyorlar bu da onların tüm nefretini ortaya çıkarıyor,demişti.
   Bizler ancak yapamazlar denildiğinde ve alçakça aşağılandığımızda zor olanı yapıyor ve imkansızı başarıyoruz.Bir kere de aşağılanmadan insanlarımız için biz iyiyi,güzeli ve medeni olanları yapalım.
   Mesajların okunma sayılarına bakarsanız,malesef toplumsal ve sosyal konular reyting fakiri durumunda bulunmaktadır.
   Ama bizim milletimizin o kadar güzel hasletleri ve değerleri var ki dünyada başka milletler de bunu bulmanız ve görmeniz mümkün değildir.
   Onlar alaskadaki hayvanlar,balinaları kurtarmak için dünyayı ayağa kaldırıyorlar ama bizim insanımızın yaptığı fedakarlığın hiçbir örneğini onlarda göremiyoruz.
   Biz değer zengini,kültürlü ve medeni bir milletiz.Onlar ise değerden yoksun medeniyeti kaybetmiş yığınlar ve topluluklardır.
   İngilizler bir kahraman için binlerce film yapmış,Almanlar ve İngilizler,2. Dünya savaşı için ancak birer generalleri adına kahramanlık ve savaş filmleri yapabilmişlerdir.Söyleyin biz film yapmaya kalksak her asır ve her 10 yılda film kahramanı olmayan bir kahramansız bir 10 yıl var mı dır?
   Sevdiği kadına iyilik yaptığı için borçlu olduğundan ,minnetle gelin olmasın diye aşkını açıklamayan delikanlıların sayısı onların aşk filmlerin,in sayısından fazladır.
   Eski Türk filmleri basitti,senaryoları belki zayıftı az para ile yapılıyordu,ama yürekleri sevgi hayatları fedakarlık üzerine kurulu dünyaları ve insanları yansıtıyor du.
   Hiç unutmam;yazları açık hava sinemaları hıncahınç dolar enaz bin kişi içeride ,üçbin kişi çatılarda film izler,esas oğlan kızı kurtarmaya atla gelirken alkışlarla sanki onu gayrete getirirler YA ŞA VAROL !sesleriarşa ulaşırdı sanki aktörler duyarmışçasına.
   Bu millet kadar dünyada saf,temiz ve medeni bir millet daha yoktur.Şimdi hadi sen de diyenleri işitiyorum ve size soruyorum:Kutsal bulduğu değerlere saygılı,inançlarına bağlı bir millet daha var mı?
   Ekmeği nimet bilip,arapça yazıyı kur'an yazısı kabul edip ,kutsal bilerek büskivi, çikolata ambalajı ve arapça magazin dergisinin sayfasını bile okuma yazma bilmeyip sırf kutsallığından başının üstünde bir zemine koymasını hakir görecek bir insanın insani değerlerini değerlendirmeyi bile uygun bulmam,düşünmem.
   Suyu aziz bilen,toprağı can bilen ,hayvanı dost,komşuyu ortak,hakkı borç bilen başka bir millet var mı dır?
   Bir bardak su verene,içince"su gibi aziz olun"diyen başka bir ulus var mı dır?
   Şimdi bozulduk.Sebebi,biz ocağımızda meşe kömürü yakarken ateşimize kavak dalları attılar. Bir rüzgar bekliyoruz,kavak dallarının küllerini savuracak,meşenin külünü çıkaracak bir rüzgar bekliyoruz.
   Aslında zaman durma zamanı değil,eylem zamanıdır.Rüzgarı estirecek eylemler ve kan uykusundan uyandıracak eylemler gerekiyor,hemde hiç içinde sevgiden başka bir duyguya yer vermeyen.
   Rüzgarın esmesi dileğimlle saygılar.


Atilla DÜNDAR
7 yıl önce - Sal 14 Ksm 2006, 14:06

Türkiye'de eylemlerin nasıl ve neden yapıldığını, yola ne amaçla çıkılıp nerelere gidildiğini ve sonuçlarının da neler olduğunu çok iyi bilen bir toplumuz. Bu nedenledir ki, "Eylem" denilince toplum olarak hep korkmuş, geri adım atmış ve hatta uzak durmaya çaba göstermişizdir. Bu da bizi toplum olarak biraz sinmiş ve ürkek yapmıştır. Oysa ki, gösterilecek tepkiler eyleme dönüştürüldüğünde illa ki taşlı sopalı, kavgalı, yaralamalı ve hatta ölümle sonuçlanabilecek dereceye getirlmeden de ortaya konulabilir. İşte forumumuzda bunun en iyi örneklerini verebiliyoruz. Töreye ve uygulanış biçimlerine, kundaktaki bebeklerimize yapılanlara, ekonomik alandaki yanlışlara, ülke yönetiminin aksayan ve neticesinde vatandaşa yansıyan olumsuz taraflarına, doğaya, her türlü canlıya yapılan kıyımlara bir köşesinden dokunup tepkili olduğumuzu gösterebiliyoruz.

Ama ısrarla takipçiliğimizi ve sonuca götürülmesini beceremiyoruz. Reklamlardan şikayet edebiliyor, tepkili sesler çıkartıyor ama sonuçta o reklamın ürünlerini almak için yarışıyoruz. Televizyon programlarının bazıları için ahlak ve toplum kurallarına aykırı diye tepki gösterip, reytingleri yükseltiyoruz. Adalet mekanizmasının işleyişinden şikayet edip, adaleti içinden çıkılmaz bir duruma getiriyoruz. Peki bunlara gösterdiğimiz tepkileri olumlu eylemlere neden dönüştüremiyoruz? Çünkü, şiddete karşı eylemi yine şiddet içeren eylemlerle ortaya koyuyoruz.

Cinsel istismara maruz kalan çocuk ve kadınlar için, törelere boyun eğmek zorunda bırakılan insanlar için ister toplum olarak, ister yetkili kurum yada kişiler olarak birkaç cümle yazı yazmak yada demeç vermenin yeterli olmadığını henüz kavramış bir toplum değiliz. İstemediklerimizin yapılması karşısında atacağımız adımları, uygulanacak yaptırımları dile getirmek kadar, gerçekleştirilebilmesini de sağlamak gerçek bir eylemdir. Ülkemizin çıkarlarına, bayrağımıza ve topraklarımıza, tarihi değerlerimize, inançlarımıza ve namusumuza karşı gösterdiğimiz kararlı tutumumuzu, toplumsal yanlışlıklarda ne yazık ki gösterebilme becerisine sahip değiliz. Eylem; kızmak, küfretmek, bağırıp çağırmak değildir. Bizler halk olarak uygulayıcı olamayız, ama yaptırım gücü elinde olan, uygulayıcılara yanlışları gösterip, doğruyu yerine getirmelerini sağlayacak en güçlü unsuruz.


rabia-k
7 yıl önce - Sal 14 Ksm 2006, 15:14

Bana göre eylemler; herhangi bir konuda veya pekçok konuda kişinin bilgi ,beceri ve deneyim kazanmasını , kişiler arasında eşgüdümü hedefleyen, kişilerin aktif olarak topluma katılımını sağlayan araçlardır.

Eylemler planlı, programlı ve toplumun yararına olduğunda kitleler tarafından kabul görürler genelde. Ve eylemler doğru yapıldıklarında toplum için son derece olumlu kazanımlar sağlarlar. Eylemi yapmak için konu ile ilgili bilgi, beceri ve deneyimler ortaya konmalı. Herşey medeni ölçüler içerinde olmalı. İnsanlar artık kargaşa , kavga, hakaretle kişilerin ve olguların değişmeyeceğini ve bir yerlere ulaşılamayacağını anlamalılar.

Bu arada, en medeni geçinen  insanlar bile çocuk istismarı, töre cinayetleri, şiddet gibi konularla henüz yüzleşmekten kaçarken yukarıda Mine Hanım' ın bahsettiği x işareti de sonuca ulaşmaktan çok uzak olsa bile bana göre bir eylemdir. Kişilerin dikkatini çekmiş olması önemlidir bu aşamada. Halk olarak bu tür konulara eğilmek ve acil çözümler üretmek konusunda o kadar yavaşız ki.


En son rabia-k tarafından Sal 14 Ksm 2006, 15:40 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET