Sayın Okan bey atladığınız bir nokta var. Bizim derdimiz Tüpraş'a gelen petrolün birim fiyatı değil. Tüpraş'tan çıkıp arabalarımızın deposuna koyduğumuz yakıtın fiyatı. Petrol fiyatından hesap yapınca güzide ötv ve ötv'den alınan kdv'yi atlamış oluyorsunuz. Böyle oluncada hükümetin ötv ile oynayarak akaryakıta petrol fiyatındaki artıştan fazla oranda zam yaptığı gerçeğini atlamış oluyorsunuz. Sizin hesabınız ancak ordu veya belediyeler gibi akaryakıta ötv ödemeyen kurumlar için geçerli.
Bizim derdimiz Tüpraş'a gelen petrolün birim fiyatı değil. Tüpraş'tan çıkıp arabalarımızın deposuna koyduğumuz yakıtın fiyatı.
Ben ülkeme gelen yakıtın yani hammaddenin maliyet fiyatına bakıyorum, tüm dünyada buna bakıyor. Son 30 senedir uygulanan vergilerin yüksekliğini ve adaletsizliğini ise zaten binlerce defa dile getirdik. Ama esas sorun ülkeme gelen hammaddenin fiyatının inanılmaz bir artış görmüş olmasıdır.. Doğal olarak bu tüketiyiciye yansıyacatır. Benim hükümetten beklentim (pek ihtimal vermiyorum ama) ötv ve kdv gibi aşırıya kaçmış vergilerde indirim yapıp petrole gelen bu zammı hiç olmazsa vergi kanadından sübvanse ederek tüketicinin etkilenme oranını azaltması yönündedir.
En son OkanDikmen tarafından Pts 04 Ağu 2008, 04:09 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Bende size hükümetin 6 yıldır sizin beklentinizin aksine, akaryakıttan aldığı ötv'yi düşürmeyip aksine kat ve kat arttırdığını anlatmaya çalışıyorum. Sübvansiyon demişsiniz. Şuan devlet vatandaşa değil vatandaş devlete sübvansiyon veriyor.
Bende size hükümetin 6 yıldır sizin beklentinizin aksine, akaryakıttan aldığı ötv'yi düşürmeyip aksine kat ve kat arttırdığını anlatmaya çalışıyorum. Sübvansiyon demişsiniz. Şuan devlet vatandaşa değil vatandaş devlete sübvansiyon veriyor.
Zaten Kemal Unakıtan "Akaryakıt ÖTV'si bütçenin vazgeçilmezidir" diyerek bu konudaki kapıları kapatmıştır. Ben sadece kendi düşüncemi ve olmasını istediğim şeyi dile getirdim. Tabi bu ötv ve kdv rakamlarını düşürmek veya yükseltmek apayrı ele alınması gereken konulardır. Ben burada sadece ve sadece akaryakıta gelen maliyet zammının dünya ile orantılı olarak normal (hatta düşük) olduğunu söylüyorum. Yoksa ötve ve kdv rakamarındaki artış tabi ki senelerce yüksek enflasyon altında ezilen bir vatandaş olarak hiç işime gelmiyor..
Ben ülkeme gelen yakıtın yani hammaddenin maliyet fiyatına bakıyorum, tüm dünyada buna bakıyor. Son 30 senedir uygulanan vergilerin yüksekliğini ve adaletsizliğini ise zaten binlerce defa dile getirdik. Ama esas sorun ülkeme gelen hammaddenin fiyatının inanılmaz bir artış görmüş olmasıdır.. Doğal olarak bu tüketiyiciye yansıyacatır. Benim hükümetten beklentim (pek ihtimal vermiyorum ama) ötv ve kdv gibi aşırıya kaçmış vergilerde indirim yapıp petrole gelen bu zammı hiç olmazsa vergi kanadından süspanse ederek tüketicinin etkilenme oranını azaltması yönündedir.
Sevgili Okan, ülkemizde 1996 yılından beri benim bildiğim ( öncesi var) 2005 yılına kadar var olan teşvik uygulamalarını biliyorsundur.
Yıllarden beri sübvanse edilen ve ( 0 ) gümrükle ithal edilen teşvikli makinelerin akibeti belli.
Küçükçalık Holding 1991 yılında şirketler grubu bile değilken ihracatı teşvik uygulaması ile yüzlerce tekstil makinesi ithal etti. Yuvarlak örme tabir edilen bu makineler tekstil ihracatımız olan penye (örme) kumaş üretiminde kullanılan makinelerdir. Sıfır K.D.V. + gümrük teşviği.
Yatırımı teşvik altında lanse edilen bu uygulamalara elektrik bile güneydoğu illerimizde teşviklendi.
Neden yatırım yapanı desteklemek iyi de; küçük kullanıcı olan grubu üzmek?
Küçükçalık nasıl Holding oldu? Bu kadar büyüdü? Şahsi düşüncem, kaçak elektrikten ziyade, teşvikten yararlanan büyüklerin yakasına yapışsınlar.
Daha çok detaylar var anlatırım ama adım yazıyor suç duyurusuna girer.
Gürcan bey teşvik konusunda söylediğiniz herşeye katılıyorum. Bu teşvik denilen uygulama gerçek ihtiyaç sahiplerinden ziyade hep büyük balıklara gitmiştir. Özellikle güneydoğuya yatırım yapacağım diye alınan teşviklerin haddi hesabı yok. Ama ne yazık ki ortada bir tuğla bile yok. En basiti Toprak Holding'in rahmetli Özal zamanında aldığı teşvikler halen unutulmamıştır.
Elektriğe zam yapılmamasının başlıca sebebi özelleştirmedir. Devlet Tedaş'ı parça parça özelleştirdiği için çok büyük miktarlarda para kazanıyor. Devletimizin en büyük gelir kaynaklarından biri olan Tedaş'ın yavaş yavaş elden çıktığının kimse fark etmesin diye zam yapılmıyor. Yani hükümetimiz zaten tedaş'tan yeterince para kazanıyor ve bu özelleştirmeleri vatandaşa fark ettirmemek için zam yapmıyor.
Hatta yakında özel şirketler rüzgardan elektrik üretmeye başlayacaklar. Buda demek oluyorki özelleştirme elektrik üretimine dahi girecek.
Kısaca elektriğe bu zam yapılmayan yılların acısını çıkaracaklar.
Gürcan bey teşvik konusunda söylediğiniz herşeye katılıyorum. Bu teşvik denilen uygulama gerçek ihtiyaç sahiplerinden ziyade hep büyük balıklara gitmiştir. Özellikle güneydoğuya yatırım yapacağım diye alınan teşviklerin haddi hesabı yok. Ama ne yazık ki ortada bir tuğla bile yok. En basiti Toprak Holding'in rahmetli Özal zamanında aldığı teşvikler halen unutulmamıştır.
Devlet olarak politikamızı değiştirmedikçe ve teşvik olaylarını kanat-kol altına almadıkça çok daha eziyet ve cefalar çekeriz. ( Şahsi düşüncemdir siyaset ve yönetimi eleştirmiyorum)
Fakat sorunlarımızı zam yapmak yerine rantabilitesi uygun ve yüksek yatırımlara yöneltmek olmalı.
Başka bir konuda bir arkadaşımız yaz aylarındaki fuarlar, festivaller veya buna benzer belediyelerimizin ( Türkiye genelinde) yazmış olduğu bir yazı var dı. Okuyanlar hatırlar. Sanatçılara veya başka etkinliklere 100 binler YTL tutan paraları farklı alanlarda kullanmak şeklinde idi.
Netice de zihniyet aynı, yapı tarzımız aynı... Ben başka ne diyebilirim.
Asgari ücretle geçinmek zorunda olanlara, hatta işi olmayanlara Allah sabır versin.
Türkiye
05.08.2002 - 3.67
28.07.2008 - 11.36 - Artış %210
(Fiyatlar bir galon benzinin dolar cinsinden fiyatıdır)
Buyurun. Dünya ülkelerindeki benzin fiyatlarındaki artış oranları ve Türkiyedeki artış oranı. Bu tabloya göre dünyada %700 artan petrol fiyatı bize gelene kadar %1200 artmış gözüküyor.
Bir tezat soz konusu saniyorum; bir karar verin %210 mu yoksa %1200 mu???
%1200 demek tam 12 kat artis demek.
Benzin eger 2002'de 3.67 ise simdi 12 kat artis ile 44.04 olmasi gerekirdi.
Ama 11.36 ise demektir ki artis 2.1 kat.
Bir karar verin, insanlarin kafalarini karistirmayin.
Yok eger benzin 12 kat artsin da 44 Lira olsun diyorsaniz orasi baska...
Olsun arabalar icin olsun, trafik derdimiz bitsin, insanlar toplu tasimaya yonelsin, korna azalsin, duman azalsin diyorsaniz, dogrudur, herkese Insallah demek duser herhalde...
Haliyle konu elektrikten petrole kaymis vs, fakat Turkiye'de niye insanlar benzinin artislarindan cok hosnutsuz olurlar? Yani oyle bir ulkede yasiyoruz ki toplu tasima olanagi bol, herkese de tesvik ediliyor, sehirlerarasi ulasim kolay, imkanlar cok, ve de kisisel otoya oranla da cok ama cok ucuz. Fakat benzin pahalaniyor diye fergat ediliyor.
Cozum kolay, benzin pahaliysa o zaman cok arabana binme
Otobuse bin, metroya bin, dolmusa bin, tabanvaya takil...
Zaten mesafeler de kisa. 3-5 km yol yurumek bazen otobuse binmekten daha hizli oluyor.
Her taraf araba kayniyor, yakinda Tokyo'daki gibi yeralti, yerustu, araba ustu parklar yapilacak, otomatik makinalar arabalari parktan cikartacak.
Her 10,000 kis basina dusen araba orani artislarinda en basta giden ulkelerdeniz. ABD gibi kimi ulkelerde haliyle araba zorunlu bir unsur, ama Turkiye'de degil.
Benzin esasinda cok daha fazla olmali, ki gereksiz petrol harcamasinin enerji harcamasinin onune gecilmeli. Sirf son 10 yilda Ankara'da araba sayisi herhalde 2-3 katina cikmistir. Trafik allak bullak olmus, her taraf araba kayniyor, ne otobus gidiyor dogru duzgun ne de otomobil.
Istanbul'un durumu dillere destan. Ne guzel sitemizde trafik fotolarimiz var, masallah bir LA, Tokyo'dan farkimiz yok. Her yola cikan eziyet cekiyor resmen.
Kimsenin de aklina gelmiyor, ne kadar cok petrol harcarsak o kadar cok cari acigimiz buyuyor, o kadar cok borclaniyoruz, o kadar cok disa bagimli kaliyoruz. Sonra sucu kendimizde aramaktansa hep baskalarina suc atmaya calisip duruyoruz. Su koskoca Amerika, Ingiltere vs dunyanin en buyuk borc batagina saplanmis olan ulkeler olmalarinin sebebi ne saniyoruz??? Kendi uretemedigimizi disaridan alirsak ne olacak? Borclu olmayacak miyiz?
Bizden sonraki onlarca nesili dusunmeden sadece bugun icin yasayip duruyoruz, sanki hersey bol, sonsuz gibi...