1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Yasin
19 yıl önce - Pzr 28 Eyl 2003, 14:26
Hızla yaklaşan tehlike, Çin - [EKONOMİ]
Hızla yaklaşan tehlike
Uğur Civelek
26/09/2003 (1459 defa okundu)
Bu yılın başında ABD Doları'nın olağandışı bir hızla değer kaybetmesinin küresel dengeler üzerinde yarattığı ve yaratacağı tahribat, gelişmiş ekonomileri bir şeyler yapmaya zorlamış gibi görünüyor. Dubai'deki, IMF Dünya Bankası yıllık toplantısı sırasında G-7'lerin döviz piyasaları konusunda yaptığı çağrı oldukça anlamlı. Dolaylı bir şekilde ifade edilse bile bazı ülkelerin dış ticaret konusunda oldukça dengesiz bir şekilde genişlemesi sıkıntı yaratıyor. Çin'deki ekonomik performansın endişe odağı haline geldiği anlaşılıyor.
1997 yılındaki Asya krizi sonrasında Çin dışında ortalama yüzde 7-8'lik bir büyüme performansı sergileyen başka bir ekonomi yok. Durgunluğun egemen olduğu bir ortamda Çin'deki başarı diğer ekonomilerin çözüm şansını sınırlarken, sorunlarını ağırlaştırıyor. Çin Yuanı'nın dolara endeksli oluşu ve dolardaki değer kaybı sayesinde rekabet gücünün anormal bir şekilde artmış olması Çin lehine ve diğer gelişmekte olan ekonomiler aleyhine dengesizliği artırıyor. Yuanın yüzde 40 oranında düşük değerli olduğu iddia ediliyor. Bazı rakamlarsa bu endişelerin haklılık payını yükseltiyor. 1998 yılında devreye sokulan 10 yılda 1 trilyon dolarlık yatırım hamlesi yanı sıra her yıl çektiği 40-50 milyar dolarlık direkt yatırım Çin'in sınai üretim kapasitesini hızlı bir şekilde artırıyor. Çin'in ulusal döviz rezervleri, son altı yıl içinde 140 milyar dolar düzeyinden 500 milyar dolar seviyesine tırmandı. Rekabet gücündeki anormal artış söz konusu eğilimleri iyice hızlandırırken, dengesizliğin hızla büyümesi tehlikesi artıyor; finans sistemi üzerindeki olumsuz basınç kendini hissettiriyor.
Küresel düzeyde gelir dağılımının bozuk olduğu biliniyor: ABD, AB ve Japonya'dan oluşan gelişmiş ekonomiler, dünya nüfusunun yüzde 15'ini barındırmasına rağmen gelirden aldığı payın yüzde 84 düzeyine ulaştığı tahmin ediliyor. Gelir dağılımındaki bu bozulma deflasyonist bir basınç üretiyor ve Çin'deki kapasite artışı, sorunu ağırlaştırıyor. Çin mallarıyla rekabet edemeyenlerin borçlarını ödeyememesi ihtimali zaten kırılganlaşmış olan finansal yapıyı tehdit ediyor. Yine dünya nüfusunun yüzde 85'inin küresel gelirdeki yüzde 16'lık pay dağılımının da Çin lehine
ve diğerleri aleyhine değişmesi mali sistem üzerindeki olumsuzluğu artırıyor.
Bu süreçte güvenlik riski de kaçınılmaz olarak büyüyor. Orta vadede gelir dağılımındaki bozulmanın iyice artması, ihracata yönelik üretim yapısıyla büyüyen Çin için de ciddi bir risk yaratıyor:
Pazar daralması hem iç talebini hem de borç ödeme kapasitesini muhtemelen olumsuz yönde etkileyecek. Dengesizlikler kontrol edilemez hale gelecek. Hal böyle olunca, iş işten geçmeden dengesizliklerdeki büyüme hızını yavaşlatmak ve kontrol altına almak gerekiyor.
Yuanın değerinin tespiti konusunda daha esnek bir yapıya geçilerek piyasaya yönelinmesi ve müdahalenin azaltılması çağrısı oldukça önemli ve acil. Yuan dalgalanmaya bırakılır ve düşük değerli konumdan çıkarsa risk azalacak, denizaşırı direkt yatırımların daha dengeli dağılması ihtimali artacak. Çin'in bu yönde harekete geçmek konusunda ikna edilememesi olasılığıysa, kabul edilebilir bir durum olamayacak. Çin yönetimi işin ciddiyetini yine de anlamak istemezse bazı yaptırımların gündeme gelme ihtimali oldukça yüksek. Bu konudaki gelişmeler Türkiye ekonomisini de, yeni dünya düzenine ilişkin tasarımların akıbetini de yakından ilgilendiriyor. G-7'lerin yaptığı çağrı oldukça önemli: mecbur kalmadıkça beklemeyi tercih edebilirlerdi...
Kaynak: Radikal
Yazının orjinali
|
 |
Yasin
19 yıl önce - Pzr 28 Eyl 2003, 14:34
Bu önemli yazıyı buraya alıntılama gereği duydum. Çünkü, kırmızı ile işaretlediğim kısımlar Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeleri ilgilendiriyor.
2006 yılında uluslararası ticaret anlaşmaları gereğince gümrükler aşağı çekileceği için, dünya pazarında daha da çetin bir rekabet bizi bekliyor. Şu anda Çin oldukça başarılı ve üstteki kırmızı satırlarda belirtildiği gibi, başarısı sürmeye devam ettikçe, yurt dışından daha fazla yatırım çekecek. Bize gelmesi gereken yatırımlar oraya gidecek. Bizim gelişmemiz biraz daha gecikecek ve zorlaşacak.
|
 |
Misafir b7e
19 yıl önce - Pzr 28 Eyl 2003, 15:06
Üzülme Fronxie, tamam Cin anormal bir sekilde yatirim cekiyor ama eger hükümetimiz Türkiyeye yatirim yapmak isteyenlere biraz daha kolaylik tanisa(bedava arsa,...,..) Avruplilar yine bizi tercih edeceklerdir. Hem dil hem'de lojistik yönden Türkiye daha avantajli bence.....
|
 |
messiah_haktan
19 yıl önce - Pzr 28 Eyl 2003, 16:58
Cin dünyada büyük bir pay alabilir ama TRnin bu konuda fazla zararli cikacagini sanmiyorum!Bütün gelismis ülkeler bütün fabrikalarini Cinde kuracak degil ya!TR su anda hem yatirmla hemde kendi markasiyla büyümeye calisiyor,bence dahada dogru böyle!TRye fazla yatirim gelmiyor olabilir ama bu demek degildi endüstri yok,altyapi yok!Artik kendi yerel markalarimiz TRde büyüyor,fabrika aciyor,TV üretiminde avrupada birinciyiz,otobüs desen gene baslardayiz,beyaz esyada dünyaya acildik,tekstil desen ucuyoruz,sasr,vakko,zeki,damat gibi marklar hergün yurtdisinda magza acar hale geldiler!Yani demek istedigim bizim Cin yada i Irlnda kadar dis yatirmia ihtiyacimiz yok,kendi köklü,hizla büyüyen ve monderlesen ,en önemlisi dünyaya acilan markalarizmi var,bunlar zenginlessin,isim yapsin,o bile yeter bize!
|
 |
Yasin
19 yıl önce - Pzr 28 Eyl 2003, 17:32
Messiah,
Türk sermayesinin her zaman Türkiye sınırları dahilinde iş kurup, dünyaya satacağı mamülleri Türkiye'de üreteceği ön kabulünden hareket ediyorsun. Türk sermayesinin ürün pazarı artık sadece Türk pazarı değil. Tüm dünyaya açılıyor, senin de mesajında belirttiğin şekilde. O halde Türk ürünleri de rekabet edebilmek için ucuz ve kaliteli olmalı. En ucuz üretim üssü ise Çin olduğu için, Türk sermayesi de uçar gider Çin'e. Sermaye yitireceğimiz için gelişmemiz sekteye uğrar.
Çok çarpıcı bir şey duydum, geçenlerde. Remzi Kitapevi, Türkiye'de satacağı kitapların kalıplarını Türkiye'de üretiyor, kitap basımınıysa UzakDoğu'da yapıyormuş. Çünkü daha ucuz. Türkiye pazarı için kitap basan bir firma, basım sürecini oralara taşıyorsa, dünya pazarı için üretim yapmaya başlayan beyaz eşyacıların, otomotivcilerin, tekstilcilerin üretimini Türkiye dışına kaydırma olasılığı daha yüksektir.
Bence Türkiye olarak, en büyük hatamız dünyadaki değişiklikleri incelerken, kendi durumumuzun da değiştiğini gözden kaçırmamız. Dünya değişiyor, biz de değişiyoruz.
En son Yasin tarafından Pzr 28 Eyl 2003, 17:48 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi
|
 |
messiah_haktan
19 yıl önce - Pzr 28 Eyl 2003, 17:51
TRde biraz altyapi gelissin(infrastructure) ve bir kac yeni kanun,yatirmi kolaylastiranCin TR icin viz gelir!Öyle biryerdeyiz ki,yani güneye bak Afrika,Kuzeye bak Rusya,batiya bak,avrupa,doguya bak,gelismekte olan türk cum.!Yani daha nasil anlatayim,dünyanin ortasindayiz sanki,yaptigmiz iside iyi yapiyoruz,hatasiz ve hizli bir sekilde,onun icin biraz vergi indirmi bir kac yatrimciya yardim ile biz bu isten karli cikariz!Yatirimciya kolayliklar basladi bile ve geriside geliyor!Asil avrupa korksun,dometzine,salataligina kadar disardan aliyorlar!
|
 |
Yasin
19 yıl önce - Pzr 28 Eyl 2003, 17:55
| messiah demiş ki: |
| sekilde,onun icin biraz vergi indirmi bir kac yatrimciya yardim ile biz bu isten karli cikariz!Yatirimciya kolayliklar basladi bile ve geriside geliyor! |
Türkiye'nin en büyük avantajı coğrafi pozisyonu.
Vergi indirimi konusunda seninle hem fikir değilim. Keşke, imkan dahilinde olsa da yabancı yatırımcıya, vergi indirimi gibi ödün vermesek. Ama mecbur
|
 |
messiah_haktan
19 yıl önce - Pzr 28 Eyl 2003, 18:08
Bende gerekirse vergi almam bile!Fabrika acilinca gene kendi halkim yararlanacak,ac insamin doyacak,o ordan kazandigi parayi baska yere yatiracak,sirkulasyön olacak!Burda devletin bir kayibi var mi?Yok!Halkin bir kazanci var mi?Var!Demekki halkima yariyor,ozman hosgelmilerdir yatirimcilar!Eger illaki devlet kazansin diyorsan,tabii bunu bende isterim,söyle bir sey yaparsin:Ilk 5 yil vergi lamassin,o fabrika/üretici 5 yila kadar TRye yerlesir,kökünü salar 5 yil sonra TRde iyice büydükten sonra,para yapmaya basladiktan sonrada ödeyecegi vergiden kacmaz!
|
 |
Selcuk
19 yıl önce - Pzr 28 Eyl 2003, 19:04
Bence Cin´den korkmamiz lazim degil! Belki son senelerde cok yabanci yatirimlar yapildi Cin´de ama bu gelecek senelerde Türkiyede de olacak! Reformlar yapilmali ve cok sayida kanunlar degistirilmeli! Cok yabanci Firmalar sene sonunu bekliyor! Enflasyon %20´nin altina düserse baya cok yabanci Firmalar Türkiye´de Yatirimlar yapacaklarmis!
Türkiye´nin Cin´den korkmasi lazim degil! Bence Türkiye Cin´len iliskilerini (Ekonomi, Turizm) güclendirmesi lazim! Böylece iki ülke bunlardan yararlanabilir!
Avrupa, Orta Dogu ve Kafkas Bölgeleri icin Türkiye en uygun Ülke! Cin´de tek Asya Ülkeleri icin uygun! Ondan böyle korkmamiz lazim degil!
|
 |
alimemo
19 yıl önce - Pzr 28 Eyl 2003, 20:46
Yabancı yatırımcıyı buradan kaçıranın vergi zorluğu değil bürokratik engeller ve yolsuz düzen olduğunu bas bas bağırıyor basın yayın. Ayrıca bedava arsa falan gibi kapitülasyonvari uygulamalara karşıyım. Zaten yabancı tüzel ve gerçek kişilerin arsa sahibi olmasının da anlamını kavramış değilim. Yabancı sermaye buraya iş yapmak için geliyorsa, iş yaptığı sürece arsayı kullanabilmeli. Birleşik Arap Emirliklerinde öyleymiş. Meselâ IBM bina lâzım olduğu zaman satın alamıyor, 49 yıllığına kiralayabiliyormuş. Gerçek kişiler için de, 49 yıl sonra mülkünü devlete devretme ya da satma şartı getirilebilir. 49 yıl içinde vatandaşlık alabilirse mülk onda kalır, alamazsa satmak zorunda kalır. Vatandaş olmayanda mülkün ne işi var ki zaten? Böylece devletin İsrail gibi olması önlenir. Benim Amerikalı bir ahbabım da (lisedeyken öğretmenimdi) bu yasadan tedirgin olmuş. "Ben batılılardan değil, zengin Arap şeyhlerinin istilâsından korkuyorum. En kötüsü onların gelmesi olur" demişti.
Kurbağa usta bizi bir aydınlatırsa sebineçimiz.
Ayrıca Çin'den korkmamız lâzım. Pis olması hiçbir şey değiştirmez, batılılar oraya kendi insanlarını değil mangırlarını kaydıracaklar. Ayakkabıcıların uzakdoğudaki fabrikalarda çocuk çalıştırdığını hatırlayın. Yani fizikî şartların pek önemi yok, nasıl olsa oralarda Çinlilier çalışacaklar.
Komünist değilim; yabancı yatırım elbette çekilmeli ama bunu yapmanın yolu bürokrasiyi düzeltmek olmalı.
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|