1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
kadirbaba
17 yıl önce - Pts 31 Tem 2006, 22:28
Türkiye'nin Doğası - Ormanlar ve Ağaçlar
AĞAÇLARIMIZ, ORMANLARIMIZ
Ülkemizin doğasını anlatmak için satırlar, sayfalar kâfî olmuyor. Hangi köşesine baksak tabiî bir hazine buluyoruz.
Daha önce bashettiğimiz gibi orman varlıklarımız son derece değerli. 1999 yılı sonu itibariyle ormanlık alanımızın 20.7 milyon hektar olduğu hesaplanmış. Dünya'nın her yerinde, özellikle gelişen ülkelerde hızlı bir ormansızlaşma yaşanırken ülkemizde uygulanan bilinçli politikalar sayesinde orman alanlarımızda yarım milyon hektar artış sağlanmış.
Ilgaz Dağı'ndaki derin vadiler ve nemli ormanlar alpin bitki topluluklarına ev sahipliği yapıyor.
Ormanlar, yalnızca ağaç ve ağaççıkların bulunduğu geniş alanlar değildir. Bugünün anlayışıyla orman, çok sayıda bitki ve hayvan topluluklarından oluşan bir yaşam birliği, hatta büyük bir canlı organizmadır. Türkiye yüzeyinin % 26.8'ini orman sayılan alanlar kaplamakta. Bu önemli zenginliğin gelecek kuşaklara aktarılabilmesi, Milli Park, Tabiatı Koruma Alanı, Tabiat Parkı gibi koruma alanlarının sayısının artırılmasıyla mümkün.
Şu anda korunan alanlar Türkiye ormanlarının yalnızca % 2'sini oluşturmakta. Bu sayının çok daha yukarılara ve toplam orman alanımızı %30'lara taşınması hedefleniyor.
Ancak ağaçlandırma faaliyetlerinde bilimsel veriler muhakkak göz önünde bulundurmalı. Ve ekolojik korumayla ormanlaştırma yapılmalı. Yoksa bilinçsiz ağaçlandırma ekolojik yapıyı tahrip edebilir, geri dönüşü çok zor olacak zararlar verebilir.
Artvin'deki Karagöl-Sahara Milli Parkı'ı çam ve ladinlerden oluşan yoğun ormanlarla kaplı.
Ülkemizdeki ormanlarda 50'yi aşkın ağaç türü yaygın olarak bulunmakta. Bunlardan en yaygınlarının kapladığı toplam alanlar şöyle:
Meşe - 6.088.379 Hektar
Kızılçam - 4.167.524
Karaçam - 3.302.650
Kayın - 1.335.644
Ardıç - 1.234.162
Sarıçam - 1.018.475
Göknar - 619.786
Sedir - 336.341
Ladin - 286.666
Kızılağaç - 109.504
Kestane - 99.433
Gürgen - 99.300
Yukarıda belirtilen ağaç türlerinin yanı sıra diğer Çam türlerimiz, Dışbudak, Ihlamur, Kavak, Okaliptüs gibi ağaçlarımız 50.000 hektardan küçük alanlarda varlıklarını sürdürmekte.
Ormanlarımıza ek olarak yurdumuzun dört bir yanındaki anıt ağaçlar doğal zenginliklerimizi gözler önüne seriyor. Anıt ağaçlarımıza bazı örnekler:
Konya'da 2000 yaşındaki Ağıl Ardıç
Antalya'da 544 yaşında bir Kestane ağacı
Gelibolu'daki Sargı Yeri Şehitliği'ndeki bu anıt ağacın bulunduğu yerin manevi etkisiyle döne döne büyüdüğüne rivayet ediliyor
Bordum'da 800 yıllık bir Zeytin
Bursa'da bir Doğu Çınarı. Neredeyse 600 yaşında
Orhan Gazi'nin oğlu Süleyman Paşa 1357 yılında Rumeli'ye geçerken Balıkesir'deki bu anıt ağaca atını bağlamış
Denizli'de 1150 yaşında bir Karaçam
Finike'deki bu Şah Ardıç 800 yaşında
Bir başka Çınar. Gökçeada'da ve 625 yaşında
Adana-Pozantı'da 635 yıllık bir Lübnan Sediri
Salihli'deki bir Anadolu Çınarı. 410 yaşında
Adana-Yumurtalık'taki bu Sapsız Meşe 210 yaşında.
Doğal Hayatı Koruma Vakfı, Orman Genel Müdürlüğü, Ağaçlar.net
En son kadirbaba tarafından Sal 01 Ağu 2006, 16:58 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
asumandilekaltun
16 yıl önce - Cum 29 Hzr 2007, 07:38
Belki bu ağaçlar çokca yaşlı değiller fakat köklerinin topraktan fırlarcasına bütün yeri sarmasına hayran kaldığım için karelediğim bir fotoğraf bu. Kdz. Ereğli'nin soğanlısuyu adı verilen piknik yerinden.
|
 |
K.Oktar ARKIN
16 yıl önce - Cum 29 Hzr 2007, 08:12
Arkadaslar agaclar basligini gorunce aklima geldi ve paylasmak istedim.
Antik Cagda Izmir de yasamis olan,dunyaca unlu Ege li Ozan Homerus un,
donemin Anadolu'su hakkinda "Mese Denizi"diye yazdigini biliyor muydunuz??
Anadolu nun en ozel agaclarindan birisidir Mese agaclari.
|
 |
Fahriye
15 yıl önce - Cum 18 Oca 2008, 11:24
Sığla ormanlarını kese kese bitirdik
Kleopatra'nın aşk iksiri Hipokratın ilacıydı
Sığla ağacı, Köyceğiz ve çevresinde yetişen nadir bir ağaç türü. Türkiye'den başka Rodos ve Çin'de yetişiyor. Günlük ağacı da denen bu ağacın salgısı kozmetik sanayiinin vazgeçemediği bir hammadde. Mısır Kraliçesi Kleopatra, yağını aşk iksiri ve parfüm olarak kullanmış. Hipokrat döneminden beri sağaltıcı etkileri nedeniyle ilaç olarak da kullanılmış. İyi bir antiseptik ve parazitlere karşı etkili. Türkiye'nin bu doğal zenginliği perişan durumda. Büyük sığla ormanları küçüle küçüle ufak korulara dönüşmüş. Kimsenin kılı kıpırdamıyor. Bir tek etkinlik olsun diye sığla fidanı diken ilkokul öğrencileri var meydanda
Anadolu bin bir çeşit bitkinin, börtü böceğin vatanı. Pek çok nadir bitki ve ağaç var. Bunlardan pek çoğu ülkemizin zenginleşmesi için kullanılabilecek önemli bir kaynak niteliğinde. Ama maalesef bu doğal kaynakları işleyerek iş ve ekmek kapısı yaratmayı beceremiyoruz. 'Günlük ağacı' da denen 'sığla ağacı' Türkiye'nin sahip olduğu doğal zenginliklerden biri. Sığla ağacının yağı ve yongası sağlık ve kozmetik sanayiinde kullanılan değerli bir hammadde.
Türkiye'de Fethiye, Marmaris, Köyceğiz, Dalyan yöresinde yetişen, 20 metreye kadar boylanan bir ağaç. Türkiye'den başka Rodos Adası'nda ve Çin'de yetişiyormuş. Yani her yerde yetişmeyen, nadir bir ağaç.
İşte her yerde yetişmeyen bu ağacın, bir zamanlar Anadolu'nun güneybatısında oluşturduğu büyük ormanlar küçüle küçüle günümüzde ufak korulara dönüşmüş. Koca ormanlardan geriye 50 - 100 ağaçlık gruplar kalmış.
Şimdi sığla ağacı yeniden orman olmak bir yana, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.
Reçinesi cildi yumuşatıyor ve temizliyor
Sığla ağacı (liquidambar oriantalis) dünyada pek az yerde, Türkiye'de ise güneybatıda yetişiyor. 20 metreye kadar boylanan, çınar görünüşünde bir ağaç. Sığla yağı, güzel kokusu ve tedavi edici özellikleri nedeniyle en eski Akdeniz uygarlıklarından beri kullanılagelen bir salgı. Kuru yongaları mevlitlerde ve kilise ayinlerinde yakılarak tütsü yapıldığı için bu ağaca günlük ağacı da deniyor.
Sığla yağı elde etmek için bahar aylarında ağaç gövdelerine çizikler açılır. Temmuz ayından itibaren gövde üzerinde biriken salgı ve kabuklar özel bıçaklar ile kazınır. Bu salgı ve kabuklar sıcak su ile kaynatıldıktan sonra özel preslerde sıkılarak sığla yağı elde edilir. Sığla yağının bileşiminde hoş kokmasını sağlayan sinnamik asit (tarçın kokusu veren madde), uçucu yağ ve reçine bulunuyor. Sığla yağı Hipokrat döneminden beri kullanılan, eski hekimlerin reçetelerinde de sık sık rastlanan bir şifa kaynağıdır
Batık Fenike gemilerinden içi sığla yağı ile dolu amforaların çıkması, Akdeniz ticaretinde sığla yağının önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor.
Eski Mısır Kraliçesi Kleopatra'nın sığla yağını aşk iksiri ve parfüm olarak kullandığı söyleniyor. Eski Mısırlılar'ın bu salgıyı mumyalama işlemleri sırasında da kullandıkları biliniyor.
Günümüzde, özellikle sabun ve parfümeri endüstrisinde sığla yağının önemli bir yeri var. İyi bir antiseptik ve parazitlere karşı etkilidir. Ciltte yumuşatıcı, rahatlatıcı, iltihap giderici ve yara iyi edici etkileri var.
Yukarıdaki bilgileri Orman Yüksek Müh. Sn. Nusret Yakışıklı'nın Antalya Doğa Sporları mail grubuna gönderdiği yazıdan aktardım. Bu pazar, bu bölgede yürüyüş etkinliği yapılacak.
|
 |
CanHayat ÖZYURT
15 yıl önce - Sal 22 Oca 2008, 13:58
Okaliptüs
Muğla-Marmaris seyahati esnasında çetiğim Okaliptüslü yol fotoğrafı. 19.01.2008 de tarafımdan çekilmiştir. Okaliptüs Türkiyenin doğal ağacı değildir. Özellikle sıtma hastalığı yaygın olan 1950-1960 lı yıllarda; bataklık kurutmak için yaygın olarak Okaliptüs kullanılmıştır.
Latince adı: Eucalyptus camaldulensis dir.
Hızlı büyüyen bir ağaçtır. Sulak alanları sever, anavatanı Avustralyadır.
(+)
|
 |
CanHayat ÖZYURT
|
 |
CanHayat ÖZYURT
|
 |
measut
15 yıl önce - Cum 28 Mar 2008, 01:40
korununca
Karamürselbey'de yaşayan dördüz çamlarımız ...
(+)
|
 |
ELIF_74
|
 |
Tahsin Kara Simsek
14 yıl önce - Pzr 30 Ksm 2008, 03:13

|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|