Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Akın Kurtoğlu

12 yıl önce - Prş 26 Ekm 2006, 18:31
[İST-G1.69] - Toplu Taşıma Araçlarında Farklı Sezon Uygulamaları ve Sonuçları



TOPLU TAŞIMA KURUMLARININ SEZON GEÇİŞLERİNDE YAŞANAN TUTARSIZLIKLAR VE BERABERİNDE GETİRDİĞİ  OLUMSUZLUKLAR

İstanbul’da “Toplu Taşıma” hizmeti veren kurumların, yıl içinde 2 defa değişen tarifeleri mevcuttur. Bu tarifeler; “Yaz” ve “Kış” olmak üzere 2 sezon şeklinde uygulamaya konulur. Kış Sezonu; Eylül-Ekim aylarında başlar ve Haziran’a kadar devam eder. Bu aydan itibaren Yaz Sezonu devreye girer ve tekrardan Eylül-Ekim civarlarında sona erer. Ay bazında olaya bakacak olursak, Yaz Sezonu; 3 ay, Kış sezonu ise, ortalama 9 ay sürer. Yani, biri diğerinin 3 misli daha fazla süre geçerli olur.

Çoğu kurum, bu sezonları kendine göre başlatır ve sona erdirir. Yani, İdarî birimler arasında genelde bir kopukluk mevcuttur. İstanbul’da 4 temel Toplu Taşıma kurumu olduğu gözönüne alınırsa (İETT/ÖHO, İDO/Şehirhatları, TCDD Banliyö, ULAŞIM AŞ [Metro, LRT, Cadde Tramvayı, Nostaljik Tramvay, Teleferik]), durumun karmaşıklığı çok daha kolay anlaşılır.

Bu 4 temel Toplu Taşıma grubunun tarife değişimleri, genelde aynı ay içinde gerçekleşse de, aynı günlere pek rastgelmez. Oysa, İstanbul şehiriçindeki sirkülasyonun devâsâ boyutları düşünüldüğünde, bir şekilde tüm araçların aynı tarihte Sezon değiştirmesi en mantıklı olanıdır. Çünkü, ciddi bir entegrasyon çalışmasının tartışıldığı günümüzde, sefer adedi yoğunlaştırılmış bir toplu taşıma aracından inen bir yolcu, karşılığında aynı yoğunlukta bir diğer toplu taşıma aracını bulabilmeli, minimum zaman kaybı yaşamalıdır. Sezon atlamaları farklı İdareler tarafından farklı zamanlarda yapıldığında ise, aradaki kayma dilimlerinde istenmeyen zaman kayıpları yaşanacak ve entegrasyon amacından sapacaktır. Hem de ortada hiçbir neden yokken Senkron tutturulduğu anda, işin yarısından fazlası çözülmüş demektir.

İkinci bir handikap ise; yılda 2 defa Sezon değişiminin yeterli olup olmadığıdır. Yolculuk talebi, yıl içinde birkaç defa büyük oranda değişim göstermekte olup, şehiriçi ulaşımını ağırlıklı olarak etkileyen temel geçişler şöyledir:

  • Eylül’de ilk ve orta dereceli okulların açılması,
  • Yine Eylül’de iş çevrelerindeki tatilcilerin geri dönmesi,
  • Ekim’de Üniversitelerin öğretime başlaması,
  • Ekim’de saatlerin geri alınması,
  • Aralık-Şubat’ta karlı ve zorlu hava şartlarının şehri zaman zaman esir alması, özel araç kullanımının kısmen azalması,
  • Yine Şubat’ta tüm öğretim kurumlarının 15 günlük-1 aylık Sömestr tatili,
  • Mart’ta okulların yeniden öğretime başlaması,
  • Mart’ta saatlerin ileri alınması,
  • Haziran’da ilk ve orta dereceli okullar ile üniversitelerin kapanması,
  • Temmuz-Ağustos’ta iş çevrelerinde tatil döneminin başlaması.
Yukarıda saymış olduğumuz 10 önemli dönem dışında, bir de (içinde bulunduğumuz yıllar itibarıyla) Eylül-Ekim aylarına tekabül eden ve 1 ay süren Ramazan ayının toplu taşımaya olan geçici etkisi de gözönüne alınacak olursa, yılda sadece 2 defa Sezon (ve de bağlantılı olarak Tarife) değişimi, bir Megapol için yeterli midir? sorusunu da beraberinde getirmektedir. 9 ay boyunca sürmekte olan Kış Sezonu’nun kendi içinde 3’e bölünmesi ve böylece bir yılın 4 ayrı tarifesinin olması, bazı şeylerin yürümesinde daha etkili olabilir mi? Yoksa, daha fazla kafa mı karıştırır?

Mevsimlik 4 ayrı tarife mantığı uygulanacak olursa, 1 yıl kendi içinde ne şekilde 4 sezona bölünebilir?

3’er aylık dönemlerde yaşanan yoğunluklar, aşağıda, bölümler halinde listelenecek olursa;

* Aralık-Şubat => Kış Sezonu (Zorlu hava şartları, okulların Sömestr tatili)
* Mart-Mayıs => İlkbahar Sezonu (İlk-orta ve Üniversitelerin II. Dönemi, saatlerin ileri alınması)
* Haziran-Ağustos => Yaz Sezonu (Okulların ve iş çevrelerinin tam ve kısmî tatil dönemi)
* Eylül-Kasım => Sonbahar Sezonu (İlk-orta ve Üniversitelerin I. Dönemi, saatlerin geri alınması)

şeklinde, 4 mevsimlik 4 farklı Sezon ayrımı, kabataslak ortaya çıkmaktadır.

İşin özünü anlattıktan sonra, bu başlık altında; sezonların 2 parçadan oluşmasının yeterli olup olmadığı, 3 ya da 4 parçaya ayrılması durumunda, dilimlerin ne şekilde düzenleneceği, aynı anda sezon geçişlerinin gerçekleştirilmesinin olası faydaları gibi konulardaki görüşlerimizi, önerilerimizi ve benzerlerini toplayacağız.

Akın KURTOĞLU


simon

12 yıl önce - Sal 21 Ksm 2006, 02:49

Bu konuda sadece çeyreğinin, çeyreği kadar değerlendirme yapabilirim. Benim parmak basmak istediğim nokta ise, Yaz ve Kış tarifelerinde Sirkeci Adalar seferleri.

Bunda tahmini olarak 3 sene önce yaz, kış tarifelerinde hafta içleri, Sirkeci'den Adalara kalkan vapur saatleri arasında büyük fark yoktu. Ancak bu fark Pazar ve Bayram günlerinde kendini gösteriyordu. Yazın Adalara yolcu yoğunluğu olacağından dolayı saate bir vapur kaldırılırken, kış tarifesinde ise yolcu azlığından saat aralıkları artıyordu. Genelde iki, ikibuçuk saat aralıklarıda mevcuttu, halende mevcut. Eskiden kış tarifesinde hafta içleri neredeyse yaz tarifesini aratmayacak derecede bir düzene sahipti. Ancak kış ortasında bunun büyük bir külfet olduğu kanaatindeydim. Çünkü vapurlar boş gidip boş geliyorlardı. Bu da zararın ta kendisi.  

Ancak üç sene önce, kış tarifesinde yeni bir düzenleme yapmışlardı, Hafta içi tarifesinde vapur saatleri bir hayli azaltılmıştı. Kanımca vapur saatlerinin azaltılmasında bir sebebi ise Kadıköy, Karaköy hattında etkili olan devekuşu vapurlarının peyderpey seferlerden çekilmelerinden dolayı ortaya çıkan boşluğu doldurmaktı. Ancak bahar aylarında hatta havalar ısındığı zamanalar, ve ya sonbahar aylarında havalar daha soğumadığı zamanlarda, yolcu yoğunluğunun azalmadığı zamanalar özellikle pazar günleri bu saatler yeterisiz kalıyorlar. Ek sefer koysalar dahi. Her nedense son zamanlarda yaz ve kış tarifeleri okulların açılıp kapanmasına endeksli oluyor. Halbuki Okullar açıldıktan sonra bile Adalarda yaşayan yazlıkçılar fazlaca mevcut. Eskiden okullar kapanmadan yaz tarifesine, Sonbaharda Okullar açıldıktan sonra bir en fazla iki hafta yaz tarifesi devam ederdi. Dikkat ederseniz şu an işleyen mevcut kış tarifesinde Hafta içi ile Pazar günü saatleri bir iki şey dışında hemen hemen aynı.

Özellikle hafta içi kış tarifesinde eski ve yeni düzen arasında dağlar kadar fark var. Bunun ortası mümkün olamazmı? İdo'nun şu elinde bulunan mevcut kadro ile ne yazık ki mümkün görünmüyor.    Aslında kış tarifesinin şimdi ki sistemi kış ortası için daha mantıklıca geliyor. Ancak Havaların ısındığı zamanlar, yani bahar aylarında işlenen kış tarifesinin pazar günleri bir o kadar mantıksızca geliyor. Halbuki özellikle bahar aylarında kış tarifesinin en fazla saat aralıkları bulunan saatlerde çok değil, bir, iki vapur konulsa bu sıkıntı bir nebzede azaltılır. Özellikle sıcak havalarda en fazla yolcu yoğunluğu yaşanan Sirkeci Adalar hattında bu uygulama yapılabilir. Havaların iyice soğuduğu zamanlarda ise son yıllarda işlenen kış tarifesine dönüş yapılabilir. Örneğin havaların iyice ısınmaya başladığı Mayıs (Havaların soğumadığı ve de ada yazlıkçılarının kişlık evlerine dönmemesi ihtimalinden dolayı Eylül) ayında özellikle Pazar ve Bayram günlerinde 10:30, 12:00, 14:00 ile 16:30 arasına vapur konulabilir. Bu örneği çoğaltabilmek mümkün olabilir. Bu sistem Pazar günleri kadar olmasa'da hafta içinde'de uygulanabilir. Bunun Adalardan dönüş saatlerinde'de lanse edilmesi şart.

Ancak bu mevcut kadroyla ne kadar netice alınabilinir orası tartışılması gereken ayrı bir konu. İş ki İDO, elinde ki mevcut vapur kadrosuna rahat bi nefes aldırmak istiyorsa, kadrosunu genişletmesi şart olarak görüyorum. Hem kadro gençleşmiş, hem de genişlemiş ve de yukarıda yazdıklarıma zemin hazırlayabilir. Ancak kadronun güçlnmesi söz konusu değilse, yazdıklarımın hiçbir faydası olmayacağı kanaatindeyim.


Akın Kurtoğlu

12 yıl önce - Çrş 22 Ksm 2006, 03:01

Yıl içinde 4 farklı dönem uygulaması sadece THY'nda var galiba... Bunun dışında İzmir Metrosu da yıllık 4 ayrı sezon uygulaması yapıyor. Bu tarz çalışmaların, acilen İstanbul'da da denenmesi gerekli...

Akın KURTOĞLU



ANA SAYFA -> ULAŞIM