1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2 |
 |
Mustafa Taşlı
16 yıl önce - Cum 27 Ekm 2006, 09:36
| Alıntı: |
Ben ogrencilik yillarimdan hatirliyorum dersimize giripte ders anlatmayan hocalarimiz bile olurdu, yada memur olupta ise saat 10 da gelen memurlarin oldugunu hepimiz devlet dairelerinden biliyoruz. (tabii idealistler de var ama iyi ornek sayisi cok az)
|
Herşeyden önce ülkenin olumsuzluklarını anlatmak için işe eğitim ordusu yani öğretmenlerden başlamak yanlıştır.Ülke genelinde çalışan memur kesimin muhtemelen en özverili kesimi öğretmenlerdir.
Ülkenin durumuna gelince;Cumhuriyet dönemiyle birlikte alfabesinden tutun da kılık kıyafetine kadar her alanda değişime giden ülkemiz ulu önderin vakitsiz ölümüyle maalesef bu süreci yarıda bırakmak zorunda kaldı.1938'den sonra halkıyla bir türlü barışamayan,onu kucaklayamayan zihniyetlerin ülke yönetiminde söz sahibi olmaları ülkenin bugünkü resminin baş sorumlusudur.
Modern,çağdaş sıfatlarıyla kendine yer edinmeye çalışan günümüz Türkiye'sine yaşadığımız darbeler yakışmıyor.Herbir darbenin bizi en az 20 sene geri götürdüğü söyleniyor.
Ülkenin zenginleri batıyla tanışalı belki 80 sene oldu ama orta-alt tabaka son 10 senede ancak tanıştı.Bu tanışma ise daha çok kültürel bir değişime sebep oldu.Günümüzde aslı para kazandıran sanayi kolları olan otomotiv,askeri sanayi,gemi sanayiinde hemen hemen sıfırız.Yeraltı ve yerüstü kaynaklarını kullanamayan bizler hala nükleer enerjinin kavgasını yapıyoruz.Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemiz denizcilikte o kadar geri kaldı ki bizim yükümüzü Panama bandıralı gemiler taşıyor.
Ülkenin doğusu ve batısı arasındaki uçurumu hiç kapatamadığımız gibi fark ta geride kalan yıllarda inanılmaz açıldı.Ülkede 2006 senesinin 20 -30 sene gerisinden gelen kesimin oranı küçümsenemez.Görmek isteyenlerin uzağa gitmesine gerek yok.Ege köyleri yeter.
Sanayi devrimini tamamlamış ülkeler modern sosyal yaşamın altyapısını hazırlayalı yıllar olmuşken biz hala başörtüsüne takılıp kaldık.
Mustafa KEMAL hayatı boyunca yol gösterdi ama geriden gelenler laf ebeliğinden başka birşey yapamadı.
Dürüstlüğün bir fazilet değil vatandaşlık görevi olduğunu anladığımız gün yola kaldığımız yerden devam edebiliriz.
|
 |
Atilla DÜNDAR
16 yıl önce - Cum 27 Ekm 2006, 10:09
Şikayetlerimizin en başında hep yanlış politikalar, dürüst olmayan politikacılar ve mali yükümlülüklerini tam anlamıyla yerine getirmeyen belli bir kesim gelmekte. Bunları şikayetlerimize başlık ederken doğru düşünmekle birlikte, bir noktada da hep şikayet etmenin aslında bizi doğruya götürmediğinin de farkına varamayışımız gelmektedir.
Niye böyle olduk? sorusunu sorduğumuz noktada, şunu da kendimize sormamız gerekmiyor mu? Ulu Önder Atatürk, bu ülkeyi ve ülke geleceğini gençlere emanet etmiştir. Şimdi yanlışlarından dolayı şikayetçi olduğumuz yöneticilerin büyük bir çoğunluğu (aktif politika içinde olanlar ve olmayıp fikirlerinden yararlanılanlar) bu yanlışlara rağmen halen çare olması için bizim tercihlerimiz değil midir? Gençlik yıllarından, evliliklerinden itibaren kişiliklerine tanıklık ettiğimiz insanların halen ülke siyasetinde ve yönetiminde gündemde olmaları, yanlışlarına rağmen halen tercih edilmeleri bizlerin de bundan dolayı şikayetçi olmamızı haklı kılmamalıdır.
Eğer halen niye böyle olduk diye kendimizi sorgulama gereği duyuyorsak, bu ülkenin siyasi, ekonomik, bilim ve daha bir çok alanda genç beyinlere ihtiyacı olduğunu düşünmemiz gerekir. Nasıl ki geçmişten bu yana halen gündemde olan insanları bizler tercih ediyorsak ve bu imkan sadece ve sadece bizlerin elinde ise, o zaman memnuniyetsizliğimizi değiştirmek de bizim elimizde olmalıdır.
Siyasi kadrolarımızı daha başarılı görmek istiyorsak, ülkemizin geleceğinden endişe etmek istemiyorsak, o zaman iş yine bize düşmektedir. Yanlış yapanları, ülkeyi bu yanlış yönetimlerle istikrarsız bir geleceğe sürükleyenleri tercih etme yerine, genç ve dinamik yapıda, çağdaş ve modern bir ülke için çalışacak yeni kadroları oluşturmaya ihtiyacımız vardır. Yukarıda da bahsettiğim gibi bu ülkenin emanetçileri GENÇ'lerdir.
|
 |
Ahmet Kozanlı
16 yıl önce - Cum 27 Ekm 2006, 12:00
| Alıntı: |
Alıntı:
Ben ogrencilik yillarimdan hatirliyorum dersimize giripte ders anlatmayan hocalarimiz bile olurdu, yada memur olupta ise saat 10 da gelen memurlarin oldugunu hepimiz devlet dairelerinden biliyoruz. (tabii idealistler de var ama iyi ornek sayisi cok az)
Herşeyden önce ülkenin olumsuzluklarını anlatmak için işe eğitim ordusu yani öğretmenlerden başlamak yanlıştır.Ülke genelinde çalışan memur kesimin muhtemelen en özverili kesimi öğretmenlerdir.
Ülkenin durumuna gelince;Cumhuriyet dönemiyle birlikte alfabesinden tutun da kılık kıyafetine kadar her alanda değişime giden ülkemiz ulu önderin vakitsiz ölümüyle maalesef bu süreci yarıda bırakmak zorunda kaldı.1938'den sonra halkıyla bir türlü barışamayan,onu kucaklayamayan zihniyetlerin ülke yönetiminde söz sahibi olmaları ülkenin bugünkü resminin baş sorumlusudur.
Modern,çağdaş sıfatlarıyla kendine yer edinmeye çalışan günümüz Türkiye'sine yaşadığımız darbeler yakışmıyor.Herbir darbenin bizi en az 20 sene geri götürdüğü söyleniyor.
Ülkenin zenginleri batıyla tanışalı belki 80 sene oldu ama orta-alt tabaka son 10 senede ancak tanıştı.Bu tanışma ise daha çok kültürel bir değişime sebep oldu.Günümüzde aslı para kazandıran sanayi kolları olan otomotiv,askeri sanayi,gemi sanayiinde hemen hemen sıfırız.Yeraltı ve yerüstü kaynaklarını kullanamayan bizler hala nükleer enerjinin kavgasını yapıyoruz.Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemiz denizcilikte o kadar geri kaldı ki bizim yükümüzü Panama bandıralı gemiler taşıyor.
Ülkenin doğusu ve batısı arasındaki uçurumu hiç kapatamadığımız gibi fark ta geride kalan yıllarda inanılmaz açıldı.Ülkede 2006 senesinin 20 -30 sene gerisinden gelen kesimin oranı küçümsenemez.Görmek isteyenlerin uzağa gitmesine gerek yok.Ege köyleri yeter.
Sanayi devrimini tamamlamış ülkeler modern sosyal yaşamın altyapısını hazırlayalı yıllar olmuşken biz hala başörtüsüne takılıp kaldık.
Mustafa KEMAL hayatı boyunca yol gösterdi ama geriden gelenler laf ebeliğinden başka birşey yapamadı.
Dürüstlüğün bir fazilet değil vatandaşlık görevi olduğunu anladığımız gün yola kaldığımız yerden devam edebiliriz.
|
Burada aslini soylemek gerekirse bende ogretmenim ve burada ogretmenleri elestirmiyorum onlarin fedekarliklari gormezden gelinemez ama bir iki tane bile olsa kotu ornek inanin insanin gozune cok batiyor biz halk olarak gercekten kazandigimizdan daha fazlasini harcayan bir milletiz cok luks yasiyoruz ozellikle buyuksehirlerde boyle son model cep telefonleri bizde soruyorum aldigimiz her telefonun parasi kime gidiyor Finlandiya,japonyaya bize bir katkisi varmi? Aramizda kacimiz ayni cep telefonunu 3 sene ustuste kullaniyor soyleyin !!!!!!!!
Unutmayin bizi yonetenler icimizden cikiyor yani bizim insanimiz yani sorun bizde ancak egitim ve uzun vadeli projelerle bu cikmazdan kurtuluruz.
iste size bir ornek................
http://www.yenisafak.com/ekonomi/?t=27.10.2006&am ...atlı/olsun
nerede kaldi kanaatkar caliskan anadolu insani.malesef yeni nesil boyle oldu bende dahil
|
 |
Kemal Bayır
16 yıl önce - Cum 27 Ekm 2006, 12:31
Kalkınma yolunda konuşulurken, değil iğneyi, çuvaldızı kendimize batırmamız gerekmektedir ki,
kaybedilen zamanları bir yana bırakıp, geleceğe yönelik çabalarımız ivme kazansın.
İç çatışmalarımız hiç eksik olmamış, gerek dış etkilerle gerekse cahilane yaklaşımlarımızla,
her şeyi bir yana bırakıp birbirimizi yemişiz yıllarca: İrticai çatışmalar, parti çatişmaları,
sen-ben kavgaları, sağ-sol çatışmaları, mezhep-tarikat çatışmaları,ırk çatışmaları ve
pastadan büyük pay kapma çatışmaları...
9 milyonluk Yunanistanla kıyaslanmamız her zaman ağrıma gitmiştir ama kıyaslamadan da
olmuyor işte. Hem komşumuz, hem de yaptıkları ortada :
600 Milyar dolarlık Dünya Denizciliğinin 100 Milyar dolarına sahipler. Bizim 15 Milyar dolar.
300 milyon ton kapasiteli deniz filolarına karşılık bizim 15 milyon ton.
Gel de gıpta etme. Kimin deniz kıyıları daha fazla, kimde denizcilik istihdamı daha fazla.
Kimde denizcilikten kişi başına düşen pay daha fazla. Kahrolmamak mümkün değil.
Onu bunu yererek, onu bunu beğenmeyerek biryerlere varmayı beklememeliyiz.
Hepimiz bir yerlerde hata yapıyoruz, sonra da bunun bedelini ağır bir şekilde ödüyoruz.
Galiba çok uzun süredir Milli bir politikamız yok topyekün peşinden gidebileceğimiz.
Bir zamanlar kemer sıkma politikaları vardı: Birileri kemerlerini sıkarken diğerlerinin
devamlı genişlettiği. Bunu husumet için söylemiyorum, peşinden gidilecek
Milli bir politika yaratılamadığını, kitlelerin hep bir kısmının ihmal edildiğini ve
politikaların genele yayılamadığını anlatmak için bahsediyorum.
Ve İçine düştüğümüz kısır döngünün fotoğrafı. Problem :
Alıntı :
1938'den sonra halkıyla bir türlü barışamayan,onu kucaklayamayan zihniyetlerin
ülke yönetiminde söz sahibi olmaları ülkenin bugünkü resminin baş sorumlusudur.
Aynı cümlenin devamı. Yeni bir problem. Alıntı :
Modern,çağdaş sıfatlarıyla kendine yer edinmeye çalışan günümüz Türkiye'sine
yaşadığımız darbeler yakışmıyor.Herbir darbenin bizi en az 20 sene geri götürdüğü
söyleniyor.
Suçlu da şikayetçi de aynı : Biz. Alıntı :
Niye bu hale geldik çok açık değilmi basiretsiz politikacılar, iş bilmez bürokratlar,
işini bilen memurlar,vergisini ödememek için adeta bukelemun olan işadamlarımız ,
ve en büyük nedende bir yerlere kapak atmak için türlü torpiller arayan haylaz
insanlarımız daha niye neden soruyoruz ki niye bu hale geldik diye .
Bir an önce herkes kendi evinin önünü süpürmeye başlamalı.
Atatürk'ün güvendiği gençler bu güvene layık olduklarını bir an önce göstermeli.
Yoksa bu böyle sürüp gidecek mi ?
Gençlik yıllarımızda ne umutlarla hayata atılmış ve ne mücadeleler vermiştik.
Galiba beceremedik ?
En son Kemal Bayır tarafından Cum 27 Ekm 2006, 13:35 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
|
 |
Mustafa Urgancı
16 yıl önce - Cum 27 Ekm 2006, 12:51
Sıfırdan
Çünkü biz sıfırdan gelen bir devletiz. Kimsenin desteği yoktu. Osmanlı korkusu ile yeni Türk devletine karşı birleşmiş bir dünya vardı. (Avrupalılar, Amerikalılar, ve Arap devletleri) Diğer Türk devletleri ise fakirdiler, yardıma muhtaçtılar. Bu yeni devlette okul yoktu, sanayi yoktu, para yoktu. Ama mangal gibi yürek vardı. Karamsar olmayın.
|
 |
sayfa 2 |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|