* Son yıllarda toplumumuzu çözmek için her şey yapılıyor. Televizyonların gündüz programları, sapma davranışları ideal ve normal gösteriyor. Cinsel tecavüzler ve cinayetler artıyor, özgürlükler genişliyor.
Ahlaki değerler ve kutsallar adeta yok ediliyor. Fuhuş yaşı sürekli düşüyor. Çocuk pornosu yayılıyor. Büyük tirajlı bir gazetemiz ''Aldatmanın da bir etiği var, aldatma etiğine uyalım, uymayanları uyaralım.'' diyor ve eşlere aldatırken uyulacak on kuraldan bahsediyor. (Hürriyet gazetesi 27- Ağustos - 2006, Pazar eki) Vatandaş uyuşturulduğundan gerekli tepkiyi gösteremiyor. Tepki gösterenler de yadırganıyor. Türkiye' de toplum düşmanlığını yok edecek yasalara, televizyon yayınlarına ve yaygın eğitime ihtiyaç var. Bu ihtiyacı karşılayacak kaynaklar ise AB müktesebatına ve standardına uymuyor. Ülkemiz hızla ahlaki kirliliğe sürükleniyor. Ne oluyor bize arkadaşlar, nereye gidiyoruz !.........
Ülkemiz hızla ahlaki kirliliğe sürükleniyor. Ne oluyor bize arkadaşlar, nereye gidiyoruz !.........
Bazılarına söylediklerimiz Komiser Shekspır vari ''her olayın uzantısaını dışarıda aramak'' gibi gelebilir...
Fakat model insan olarak diğer toplumlara baktığınızda diyerek her seferinde bazen saçma sosyolojik tahliller yapanlar ile Özgürlük var Demokrasi var bizde de olmalıdır nâraları ile,televizyon ekranlarında,farklı sosyal gruplarda bizlere materyal olarak sunulan Örf'leri ve gelenekleri ile normları ile yaşamış olduğu olduğu toplumla ters düşen ve değerlerini kendi bakış açısı ile değerlendirmeyen ama bunlar örnek'tir işte olmanız gereken sözde çağdaş insan profiller bunlardır gibi budalıklarla,sözde demokrat fikirleri ile yabancı hayranı batı sevdalısı yeniçeriler olduğu müddetçe,bunlar kaçınılmazdır istediğimiz kadar, tepki koyalım kızalım küfür edelim,sonuç vermemektedir.Nedeni ise her konuyu çağdaşlaşma yolunda örnek aldığımız,kültürlerde aramalıyız.Bize ve yaşadığımız ait olduğumuz topluma göre bu konu Kültürel entegrasyon değil,Kültürel erezyon ve Küresel oyunun tezgahladığı bir erezyondur.
Hala daha bir anlam veremeyerek Bu ülkede ,bazı toplum liderlerine ve liderlik yapmış kişilere göre 9.senfoni Çağdaşlağın Uygarlığın sözde simgesi olmuş...Ya biz yanılıyoruz yada ''tarifi yaşadığın zamanın koşullarına göre değerlerin ile ayak uydurmak'' birileri dalgamı geçiyor...
Sosyal sorunlarımızı elinizden geldiğince belirtmişsiniz.Bence sorunun kaynağı kendi benliğimizden kopup avrupayi kültürlere özenilmesidir.Çevremize baktığımız zaman 3 yaşındaki bir çocuk bile cebinde-oyuncakta olsa-bir silah taşıyor.Kabadayılığa özeniyor.Kendi benligini unutup yabancı kulturlere ozeniyor ve onlar gibi olmaya çalışıyor.
Kızlarımızın amacı manken olmak veya oyuncu olmak.Çünkü en kolay yoldan para boyle kazanılıyor.Gençlerimizin derdi futbolcu olmak.Çünkü en kısa sohret ve zenginlik yolu bu.Ve artık türkiyede kısa sürede zengin olma hevesiyle;sohret olma hevesiyle yanıp tutusan insanlarla dolup taşıyor.Bu da 5 ytl için bile bir insana kıyabilecek canavar neslin oluşmasına neden oluyor.
İşte bu ahlaki çöküntü ve kültürel yozlaşma boyle toplumsal faciaların yaşanmasına neden oluyor.Umarız ki belirttiginiz bu sorunlar kısa surede düzelir ve umarım gene melek yüzlü ve kalpli insanlarımız çevremizde yeniden görünmeye başlar.
* Son yıllarda toplumumuzu çözmek için her şey yapılıyor. Televizyonların gündüz programları, sapma davranışları ideal ve normal gösteriyor. Cinsel tecavüzler ve cinayetler artıyor, özgürlükler genişliyor.
Ahlaki değerler ve kutsallar adeta yok ediliyor. Fuhuş yaşı sürekli düşüyor. Çocuk pornosu yayılıyor. Büyük tirajlı bir gazetemiz ''Aldatmanın da bir etiği var, aldatma etiğine uyalım, uymayanları uyaralım.'' diyor ve eşlere aldatırken uyulacak on kuraldan bahsediyor. (Hürriyet gazetesi 27- Ağustos - 2006, Pazar eki) Vatandaş uyuşturulduğundan gerekli tepkiyi gösteremiyor. Tepki gösterenler de yadırganıyor. Türkiye' de toplum düşmanlığını yok edecek yasalara, televizyon yayınlarına ve yaygın eğitime ihtiyaç var. Bu ihtiyacı karşılayacak kaynaklar ise AB müktesebatına ve standardına uymuyor. Ülkemiz hızla ahlaki kirliliğe sürükleniyor. Ne oluyor bize arkadaşlar, nereye gidiyoruz !.........
Maalesef Volkan Bey çok haklısınız. Maalesef diyorum çünkü bizlerde batının eleştirdiğimiz yönlerini almaya başladık. Onlar kadar olmasada uyuşturulma ve hedef saptırma güncel bir konu. İnsanlar yararlı ve özlü programlar yerine uyduruk, saçma ve hiçbir artısı olmayan tv programları ile uyuşturuluyor. Ahlak seviyesinde radikal bir düşüş var, kim kimin evinde ne yaptığını - ne dediğini merak eder oldu. Ancak kıyaslanınca henüz geç kalmış sayılmayız zira "cılkı" çıkmadı henüz. Cılkının çıkmasını beklemeden önlemler alınmalı.
Türk toplumunun geleneksel aile yapısı boşuna örnek alınmazdı.Ahlak değerlerini yitirmiş Avrupa'nın bizim çocukluk dönemlerimizde bizim aile yapımızı incelediğini hatırlarım.Ama kelimesinin anlamını bile kendine göre yeniden şekillendiren başta medyamız olmak üzere toplumumuz geçmişimizden gelen değerleri son 10-15 yılda pervasızca harcamakta bir mahzur görmedi.
Hatırlarım daha düne kadar öğrenciye ev vermeyen ev sahipleri bugün evlerinde kız-erkek birlikte kalmalarına göz yummaktadır.Öyle ya nesi var bunun?Gayri meşru ilişkilerin meşrulaştırıldığı,edepsizliklerin olağan sayıldığı günümüz toplumu eğer bundan sonra bari gereken önlemleri almazsa korkarım ki kayıplar daha da fazla olacaktır.
Ben toplumumuzun özellikle de gençlerimizin bilinçli bir şekilde giderek yozlaştırıldığı kanısındayım. Bu da tabi ki en iyi medya kanalı ile gerçekleştiriliyor. Derste bilimle ilgili bir konu açılınca öğrenciler en fazla bir iki cümle kurabiliyor ama mankenlerden yeni giyim modasından konu açılınca tekrar derse dönmek bayağı zorlaşıyor
Gerçekten şu anda insanlığı ayakta tutan değerlerin giderek azaldığını düşünmekteyim. Bazen lise öğrencileri ile otobüse binmek bana o kadar zor geliyor ki anlamsız seviyesiz konuşmaları çok canımı sıkıyor.
Aslında suçun büyüğü gençlerde değil Birçok velide sahip olduğu değerleri çocuğuna vermediğini görüyorum. Çocukları için kurdukları hayal hep avukat olması, doktor olması... Ne için ? Rahat bir hayat ,çok para Evladını öncelikle vatana millete hayırlı karakterli bir fert, faydalı bir insan olsun diye yetiştiren çok fazla veliyle karşılaşamıyoruz artık
Özgür ve çağdaş olmak örf ve adetlere aykırı davranmak değildir...
Asıl özgürlük milli manevi benliğini korumaktır.
Gençlerimize sadece çıkarları korumayı öğretirsek sonuçlarına katlanmak zorunda kalırız
Saygılar
Bu makaleyi bi arkadaşım kişisel sayfasında da paylaşmıştım. Nasıl bir zamanda yaşadığımızı anlatan çok hoş bir makale. (Konu itibarıyla hoş değil ama ) Burada da paylaşmak istedim.
ACI AMA GERÇEK
Bugünlerde... Mallarımız arttı, keyfimiz azaldı. Daha büyük evlerde kalıyoruz ama daha küçük ailelerde yaşıyoruz. Konforumuz arttı ama zamanımız daraldı. Diplomamız bol ama sağduyumuz az. Uzmanlıklar arttı ama sorunlar çoğaldı. İlaçlar çoğaldı, hastalıklar arttı. Sorumsuzca para harcıyoruz ama az gülüyoruz. Trafikte çok hızlıyız ama çabuk parlıyoruz. Aksam geç yatıyor, sabah yorgun kalkıyoruz. Az kitap okuyor, çok televizyon seyrediyoruz. Varlığımızı arttırdık ama değerlerimizi yitirdik. Çok konuşuyor ama az gönül veriyoruz ve bol yalan söylüyoruz. Para kazanmayı öğrendik ama yuva kurmayı beceremedik. Hayata yıllar ekledik, yıllara hayat katamadık. Aya kadar gidip dönmeyi biliyoruz ama komşumuza geçmek için karşıya geçmiyoruz. Uzaya ulaştık ama ruhun derinliklerine inemiyoruz. Havayı temizledik ama ruhları kirlettik. Atomu parçaladık, önyargılarımızı yıkamadık. Çok yazıyor ama az gelişiyoruz. Daha çok plan yapıyoruz ama daha az sonuç alıyoruz. Acele etmeyi öğrendik ama sabırlı olmayı asla... Gelirimiz arttı, karakterimiz zayıfladı. Tanıdıklar çoğaldı, dostlar eksildi. Çabalar arttı ama mutluluklar azaldı. Bilgisayar ağları kuruyoruz, bilgi otoyolları inşa ediyoruz ama kendi aramızdaki iletişimde zorlanıyoruz. "Dünya Barışı" der, silahlanırız! Daha mutlu olmak için "somurtarak" çalışırız. Yani bugünlerde... Eve çift maaşın girdiği ama çiftlerin boşandığı... Güzel evlerin yuva olamadığı... Kısa seyahatların, kağıt mendil gibi ilişkilerin... Yıka çık gönüllerin, tek geceliklerin... Kilo dertlerinin ve her derde deva vitaminlerin... Vitrinlerin dolu ama gönüllerin boş oldugu... Günlerde yaşıyoruz!
* Günümüzde ne terbiye, ne seviye, nede ahlak kaldı... Her zaman ne deriz? Türk ahlaklıdır, faziletlidir, namusuna, gelenek ve göreneklerine düşkündür...deriz. Şu an içinde yaşadığımız zaman diliminde bunu söylemek ne derece doğru bilinmez ama nacizane "hiç te doğru değil!..." Artık bu kavramların sonuna -dil'li - de'li geçmiş zaman eki kullanmalıyız..... Yazık oldu ve olmaya devam ediyor bu eşsiz Millete, hem de kendi ellerimizle yaptık bunu.
* Türk toplumu artık Televolelerin, Gelin Kaynanaların, Etekli Delikanlıların toplumu haline getiriliyor!
Değerli medya mensuplarının bu konuda ki bütün çalışmaları bütün ihtişamı ve neşesi ile yürütülüyor!....
Ne televizyon denilen sihirli kutuyla nede internet denilen yüzyılın icadıyla başa çıkamadık. Teknoloji bizi resmen kara deliklere attı ve bir bilinmeze sürüklüyor.....
* Abarttık, her şeyde olduğu gibi bu teknolojiyi de... Yapılan her programı Tanrı Misafiri sandık, evlerimize ve hatta yatak odalarımıza dahi aldık... "Misafirliğin makbulü kısa olandır" derler, ama..
Biz bu misafiri öyle bir benimsedik ki, bu benimseme öyle bir hal aldı ki, ne ana, ne baba, ne de evlat, ne avrat kalmadı... Gitti bütün değerler... Gitti bütün bayramlar... Artık bayramlarda kapı, kapı dolaşıp, el öpmek, şeker toplamak yok... Ve yok artık, komşu ziyaretleri, hasta ziyaretleri, hal hatır sormalar, yok artık 7 sokak ötede oturan arkadaşlar... Artık aşklarımızı, özlemlerimizi, mutluluk ve hüzünlerimizi mektuplarla dile getirmek.... Bana en uzak mesafen bir telefon kadar, aşkım, dostum, anam, babam!....
Gelmeye ne hacet, sesini duymak yeterli.... Bilmem farkında mısın? Ekranın bu tarafından bakınca senin içinde ki hayat ne kadar güzel görünüyor? Peki sen, hiç ekranın diğer tarafından bakınca burada ki gerçek hayatı gördün mü?
batı ülkelerinde olan sözde özgürlük televizyon kanallarında okadar iyi özendiriliyor ki şaşırmamamız gerekir.hoş biz her suçu başkasında ararız televizyondan oluyor özentiden oluyor gibilerinden.önceden aile yapıları daha sağlammış.örneğin gece yarısı bir genç bir kız dışarı çıkamazmış.ama bu geri kafalıktan değil ahlaki değerlerden dolayı böyleymiş.şimdi ise bakıyorum ortalama benim yaşıtım olan kız çocukları gece yarılarına kadar parklarda kafelerde gezebiliyorlar.aileden kaynaklanan sorumsuzluk sonucu dışarıya özenti başlıyor.dışarıda ise diğer özentiler.sigara içmeyene kötü gözle bakılıyor.artık lisede sigara içmek normal bir hal aldı.uyuştucu maddelerden konuşurken sanki normal bir şeyden bahseder gibi sohbetler oluyor.geçmiş yıllarda bir yerde bir kırılma noktası olmuş ki bu noktalara gelmişiz.birileri gençleri iyi yetiştirememiş buda çorap söküğü gibi gelmiş.ben hatırlayamıyorum bu gidişatın başı kaç yıllarından başlıyor?
türkcell'in hani o meşhur ''ÖZGÜR KIZ'' reklamını bi hatırlayın.
o reklamın birçok genç kızımızın ve ailenin canını yaktığına inanıyorum ben.
özgürleşeyim derken kimbilir neler feda ve heba ettiler?