1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 4  |
| Ahmet Necdet SEZER |
| çok sevdim |
 
|
35.0% |
[172] |
| hiç de sevmedim |
 
|
51.3% |
[252] |
| ne sevdim, ne de nefret ettim, nötr |
 
|
11.4% |
[56] |
| yaşım çok küçüktü / hatırlamıyorum / tanımıyorum / beyim bilir |
 
|
2.2% |
[11] |
|
| Toplam Oy : 491 |
|
 |
burak ataseven
16 yıl önce - Sal 17 Ekm 2006, 15:24
Kamuoyu araştırmaları daha net mesajlar verir düşüncesiyle aşağıda ki anketi bilgilerinize sunuyorum.
Daha güncelini bulamadım.Bulduğumda paylaşacağım.
AKP anketi: En güvenilir kurum ordu
Ankara
AKP yönetimi tarafından çeşitli illerin köylerinde 668 kişiyle gerçekleştirilen bir ankette, en güvenilir kurum Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) çıktı.
Ankete göre en güvenilen kurumlar sırasıyla şöyle:
TSK: 84
Jandarma: 83
Cumhurbaşkanlığı: 78
Cami: 76
Polis: 74
Başbakanlık: 73
Meclis: 72
Anayasa: 71
Yargı: 68
Siyasi partiler: 48
İş dünyası: 47
Sendikalar: 47
YÖK: 45
Medya: 45
AKP yönetimi, AB sürecinde kırsal kesimdeki seçmenin ihmal edildiği görüşüyle köylere yönelik aldığı çalışma kapsamında 2005 yılının ilk anketini "Kırsal Kesim Siyasi Eğilim, Oy Tercihleri ve Beklentileri Araştırması" adıyla yaptırdı. Anket, AKP için ANAR tarafından İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep, Konya, Malatya, Şanlıurfa ve Malatya’nın köylerinden 668 kişiyle gerçekleştirildi.
En güvenilir ve güvenilmez kurumların belirlenmesi amacıyla yapılan anketten ilginç sonuçlar çıktı. Anket, en çok güvenilen kurumun Türk Silahlı Kuvvetleri(TSK) olduğu sonucunu verdi.
Ankete göre en güvenilen kurumlar sırasıyla şöyle:
"TSK: yüzde 84, Jandarma: yüzde 83, Cumhurbaşkanlığı yüzde 78, Cami: yüzde 76, Polis: yüzde 74, Başbakanlık: yüzde 73, Meclis: yüzde 72, Anayasa: yüzde 71"
Anket, yüzde 68’le yargının orta güvenilirlikte olduğu sonucunu verdi.
PARTİLERE GÜVEN YOK
AKP’nin anketi kırsal kesim seçmeninin güvenmedikleri kurumların başında siyasi partilerin geldiğini ortaya çıkardı. Anket sonuçlarına göre kırsal kesim seçmeninin en güvenilmez bulduğu kurumlar şöyle sıralandı:
"Siyasi partiler: yüzde 48, İş dünyası: yüzde 47, Sendikalar: yüzde 47, YÖK: yüzde 45, Medya: yüzde 45."
(ANKA)
|
 |
fatih kocaoglu
16 yıl önce - Sal 17 Ekm 2006, 15:44
silinsin...
En son fatih kocaoglu tarafından Sal 17 Ekm 2006, 15:56 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
burak ataseven
16 yıl önce - Sal 17 Ekm 2006, 15:44
| Alıntı: |
Arkadaşlar borçlar hakkında çok bilginiz var.Aradım ama bulamadım.Şu bilgiyide eklermisiniz.
Cumhurbaşkanımız Anayasayı fırlatınca ne kadar borçlandık.Ülke ne kadar geriye gitti??
Teşekkürler.... |
TABLO:1
Dış Borç Stoku
------------------------------------------
Yıllar: Milyar USD
-------------------------------------------------
2000 91.007
2001 105.750
2002 130.092
2003 144.915
2004 162.201
2005 171.078
2006/6 193.617
İç Borç Stoku
-------------------------------------------
Yıllar Milyon.YTL
----------------------------------------------------
2000 103.865
2001 118.075
2002 149.870
2003 194.387
2004 224.483
2005 244.872
2006/6 251.942
Kaynak:TC Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı
|
 |
Kemal Dilmen
16 yıl önce - Sal 17 Ekm 2006, 15:51
Ülkemizin çok büyük bir borç altında olduğu konusu geçiyor.En güvenilir kurumun TSK olduğu söyleniyor.Acaba nereye bağlayacağız bu konuyu?
|
 |
fatih kocaoglu
16 yıl önce - Sal 17 Ekm 2006, 15:55
[ siyasi partiler içeren mesaj silinmiştir - Burç - Sal 17 Ekm 2006, 16:47 ]
En son fatih kocaoglu tarafından Sal 17 Ekm 2006, 16:27 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
mustafa_3434
16 yıl önce - Sal 17 Ekm 2006, 16:39
kimse burda siyaset yapmasın.siyaset meydanı değil burası+cumhurbaşkanını meclis seçiyor.böle bi kavgaya girmeyede gerek yok zannımca.
|
 |
fatih kocaoglu
16 yıl önce - Sal 17 Ekm 2006, 16:45
Adım adım hareket ediyorlar Önce askeri kesim rahatsız edildi ve Genelkurmay Başkanı tartışmaları başladı. Ardından Cumhurbaşkanı tartışmaları geldi. En sonunda Demirel'in tetik düşüren cümlesi. "Türbanlılar Arabistan'a gitsin." Hayatında hiçbir zaman böyle söylemi olmamış bir siyasetçi lafının nereye gideceğini ve tepkileri bilmez mi ? Tabii ki bilir lafının nereye gideceğini, gerilim yaratacağını. Sonra da Danıştay saldırısı geldi. Türkiye'yi bir erken seçime zorlamak istiyorlar. Hükümet bunu istemiyor.
"Hükümeti seçime zorluyorlar. Maalesef gerilim sürecek, şiddet artacak" buna müdahil olanlarda şimdiden bellidir.Tüsiad gibi bir takım Abd'e hayranlardır Hatırlayınız Irak savaşındaki Tüsiad tavrını.
Amaç bu meclise Cumhurbaşkanı'nı seçtirmemek. Zaten Baykal net bir şekilde tavrını koydu televizyonlardaki açıklamalara bakarsasnız Laikliğin son kalesi gibi bir takım açıklamaları ile şam şeytanlığı yapmaktadır. CHP'nin uzun süredir askeri kesim ve rejim üzerinden dün dini siyasete alet edenler gibi politika yaptığı da malasef ortada zaten. Demokrasiye aba altından sopa vuruluyor. 28 Şubat'ta Türkiye olarak biz bunu yaşadık.Hükümet malasef çok saf davranıyor anti demokrasiye karşı tavrını koyamamaktadır dolayısı ile muktedir olamayan bir iktidar gitmelidir.
|
 |
Emre Uzan
16 yıl önce - Sal 17 Ekm 2006, 16:51
Demirel "Türbanlılar Arabistana gitsin" dememiş, "Türbanlılar bu ülkede okuyamıyor, madem içleri ilim irfan aşkı dolu, okumak için Arabistana gitsinler" demiştir. Başbakan kızlarını okumak için Amerika'ya yollarken Demirel böyle söylemiş neden koydu anlayamadım. Arabistan yerine "Amerika'ya gitsinler" deseydi kızar mıydınız? Yoksa "Doğru diyo başbakan da öyle yaptı" mı derdiniz?
|
 |
Kamil Büke
16 yıl önce - Sal 17 Ekm 2006, 17:32
| Alıntı: |
Türkiye Cumhurbaşkanının en azından güzel konuşma yapabilme yeteneği olması lazım,
Cumhurbaşkanımızın bir kağıttan okumadan konuşma yapamaması beni hep rahatsız etti.
Ne dediğini dinlemek istediğim halde, birçok konuşmasında uykuya daldım.
Liseli bir çocuk gibi yanlış vurgulamalar ve monoton bir sesle ödev okur gibi okuyor.
Biraz duygu, biraz doğru vurgulama yapabilen birisi olması lazım, en azından. |
Bu düşünceden hareket ile ABD'de Hollywood kökenliler Vali, Senatör, Başkan olabiliyor.
Ancak bu görüşe ben katılmıyorum. Türkiye Avrupa'nın göbeğinde komşuları aklı başında bir ülke değil ki. Herbiri ayrı bir problem ve düşmanlık üretiyor. Dönemini tamamlayan Cumhurbaşkanı , Türkiye Cumhuriyeti'ni Anayasanın tarif ettiği şekilde layıkı ile temsil etmiş ve yakın gelecekte kendisini çok arayacağımız bir şahsiyettir.
Eurovision birincisini, Dünya üçüncüsü Milli Futbol takımımızı anında kabul etmiş bir kişi, ülkesi hakkında araştırmadan kulaktan dolma bilgiler ile yalan yanlış beyanat vererek bu ülke halkına hakaret etmiş bir kişiyi niçin tebrik etsin?
O kişinin öncelikle Türk Halkına ÖZÜR borcu vardır.
Unutmayın ne Türk , ne de Osmanlı Ordusu Fransa'ya bir kez saldırmamış ve işgal etmemiştir. Ancak O Fransızlar, Adana, Kahramanmaraş'ı ve Gaziantep'i işgal ederek kan dökmüştür. Ödül alan o zat, Fransızların , Ermeniler ile işbirliği yaparak Güneydoğu Anadolu'da kaç Türk Askerini öldürdüğünü biliyor mu acaba?
Anketlere bir bakınız , Cumhurbaşkanımızın , Ordumuzdan sonra en güvenilir şahsiyet gelmesi boşuna değildir. Burada herkes kendi duygu ve düşüncelerini yazıyor. Kimse kendi düşüncesini çoğunluk düşüncesi gibi yansıtmaya lütfen çalışmasın.
Saygılarımla
|
 |
Mustafa Taşlı
16 yıl önce - Sal 17 Ekm 2006, 18:31
| Alıntı: |
| Fakat en az eleştirilmesi gereken Politikacı olarak göze çarpıyor. |
Problemlerin başında zaten bu geliyor.Anayasamıza göre Cumhurbaşkanı'nın bir siyasi kimliği olamaz.O bir memur statüsündedir.Herhangi bir siyasi partiye eğilim gösteremez,ya da herhangi bir partiye karşı tavır alamaz.Halbuki sayın SEZER bu konuda net tavırlar sergilemiştir yıllarca.Her ne kadar hukuktan dem vursa da bu konudaki bilgi birikimini hep yanlı kullanmıştır.Yaptığı devlet adamlığına ve işgal ettiği makama yakışmayan acemice ve sorumsuzca ani çıkışlarla ekonomik krizlere sebep olmuştur.
'Kamusal alan'gibi ilginç bir kavramı literatürümüze kazandırmış ve 'cumhur'a ait olan Çankaya Köşkü'nü Anadolu insanına adeta haram etmiştir.Ülke insanını kamplara bölerken PKK'lı teröristleri affetmiş ve onları toplumun başına tekrar bela etmiştir.
Ben özellikle canlı yayınlanan bir programda yaptığı konuşmasında Ramazan ayı olmasına rağmen konuşmasının arasında su içmesini kasıtlı bir hareket olarak görmüştüm.Sanki birilerinin hoşuna gitmek ister gibi bir hali vardı.
Hal böyle olunca bir tarafın hoşuna gitmezken birilerinin onu sevmesi hem de çok sevmesi yadırganacak bir durum değil.
En son Mustafa Taşlı tarafından Sal 17 Ekm 2006, 23:31 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
sayfa 4  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|