Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Ahh Fransa Ah
« önceki   12345 ... 424344   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
sayfa 4
Mehmet Kasım
16 yıl önce - Pzr 22 Ekm 2006, 23:38
?




arda84

16 yıl önce - Pzr 22 Ekm 2006, 23:47

Alıntı:
Yıl : 1910-1920-1930 Devrin süper güçleri : Fransa ve İngiltere

O zamanın şartlarında bazı kavramlar ortaya çıkmış ve devrimler olmuş.Bizde bunlar ilericidir medeni dünyadır diyerek onlardan etkilenmişiz ve sistemlerini " copy paste " etmişiz " save as " bile yapmadan.



Hay Allah Atatürk bunu nasıl unutmuş, save as bile yapmadan Cumhuriyet Devrimleri diye yutturmuş bize meğerse..O sizin beğenmediğiniz copy paste devrimler sayesinde bugün iyi kötü başımız dik, demokratik, özgür, insan haklarına saygılı yegane müslüman ülkeyiz. Kendi değerlerimizi elbette yaratacağız ancak geçmişte yapılan Cumhuriyet devrimlerine Fransa bahanesiyle dil uzatmadan, onları sindirerek yapacağız..


Mehmet Kasım
16 yıl önce - Pzr 22 Ekm 2006, 23:59
Çağımızın Gerekleri




arda84

16 yıl önce - Pts 23 Ekm 2006, 01:08

Alıntı:
KENDİSİ ELEŞTİRİLEMEYEN DEVRİM NASIL ÖZÜMSENİP BENİMSENİR.

Oturup konşalım özümseyelim geliştirelim güncelleştirelim.YOK YASSAH.

Zorla halk benimsemiyor.Sonra vay niye benimsemedin VUR.



Benimsenmedi dediğiniz devrimler 83 yılda büyük çoğunluk tarafından benimsendi, benimsenmese zaten bir şekilde bu güne kadar gelemezdi, sonuçta zorbalık ve dikdatörlükle yönetilen bir ülkede yaşamıyoruz. Belli bir kesim var belki rahatsızlık duyan ama azınlık istedi diye çoğunluğun yıllardır benimseyip yaşadığı şeyler de değişecek değil.


alimemo
16 yıl önce - Pts 23 Ekm 2006, 01:50

mehmet kasım demiş ki:
AYDINLANMA DENİLEN ŞEY KONJONKTÜRELDİR. Kim güçlüyse o "aydınlatır" paşa paşa.

Katılmıyorum.

Normalde parantezler yazı ortasında açılır ama ben mesajıma parantezle başlayayım.
Aç parantez. Batı dünyası, sadece "daha güçlü" veya "süper" güçlü olduğu için örnek alınmadı. Daha müreffeh, daha özgür, daha iyi eğitimli, bilimde ve felsefede daha üretken, kısacası diğer ülkelere nazaran daha "yaşanır" olduğu için örnek alındı. Çin de güçlü bir ülke ama onun yönetim ve yaşam biçimini örnek almaktan fayda gelmez. Neden? Çünkü müreffeh, özgür ülke değil, bazı evrensel değerleri kucaklamadan da asla müreffeh ve yaşanabilir bir ülke olamayacak.

Nedir bu mevzubahis değerler?
Güç sahibi olanları sorgulamak
Değer yargılarını sorgulamak
Kendi doğru bildiğini sorgulamak (hem de her Allah'ın günü)
Kadın erkek eşitliği
Bireye değer vermek, hiçbir cemaate, komüne, örgüte kayıtsız şartsız tabi olmamak
En güvendiğimiz insanların ve kurumların bile karşısına dikilip "NEDEN???" diye sorabilmek
Yeniliklere açık olmak, dogmalardan ve tabulardan uzak durmak
Sosyal sorumluluk ve yasakları ihtiyaca göre değiştirmek
Farklı olana hoşgörüyle yaklaşmak, dünyaya onun penceresinden bakmaya çalışmak
Hep düşünmek, hep mantık yürütmek, hep felsefe yapmak
Pozitif bilimde ilerlemek, aklı kullanmak

Bunlar batının "paşa paşa" dayattığı şeyler mi? Değil. Bunlar batının kendine de uyguladığı şeyler.
(Tabii bu değerlerden uzaklaştıkları zamanlar oldu, uzaklaştıkları ölçüde de zayıfladılar, gerilediler.)
Bu değerleri batıdan aldık. Ama bunlara "batının değerleri" demeyi de yanlış buluyorum. Çünkü bunlar insanlığın değerleri. "Yarın öbürgün başkası güçlenirse" sorularına karşı da cevap olarak şunu verebilirim: merak edilmesin, "şimdi de bunları mı taklit etsek" demeyeceğiz, çünkü hiçbir ülke veya topluluk, bu değerleri kucaklamadan diğer ülke veya toplulukların önüne geçemeyecek. Her toplum bu değerleri kucakladığı oranda yükselecek. Buraya yazıyorum.

Kapa parantez. Bayağı uzun bir parantez oldu.

Batıdan alınanlar arasında tam olarak neleri tasvip etmiyoruz, onu tartışalım. Somut örnek vermiyoruz, herkes başkasının lafını kendince yorumlayıp kızıyor veya övüyor; ama bir arpa boyu yol alamıyoruz.

Derdimiz nedir?

Kadın erkek eşitliği konusunda itiraz gelmeyeceğini kabul ederek bu "maddeyi" geçiyorum.

Devlet teşkilatı mı derdimiz?
Devlet teşkilatı gerek demokratik süreçlerle gerek darbelerle zaten bayağı değişikliğe uğradı. Biz burada konuşurken bile yasama organları güncellemeleri yapıyorlar. Her değişiklik istediğimiz gibi olmuyor, o ayrı.

Müzik mi?
Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki modernleşme hevesiyle kendi müziğimize biraz sırt çevirmemizi doğru bulmadığımı itiraf etmeliyim. Ama kısa sürede yanlıştan dönüldü. Keşke bugün okullarda batı çalgıları kadar doğu çalgılarına da ağırlık verilse; bunu yapacak bakan takdirimi kazanır. Avrupa'da bir dost meclisinde "sizin müziğiniz nasıl" diyene "kem küm, valla ben Mozart çalmayı öğrendim piyano varsa çalayım" demek yerine sazı çıkarıp bir Ankara türküsü söylemek daha hoş olur. (Mozart seven piyanist arkadaşlar alınmasın   )

Balo mu?
Gösterişi abartmadan bazı şeyleri devlet katında kutlamakta sakınca görmüyorum. Lise mezuniyet baloları da bence hoş şeyler. Öğrenci işleri bürosunda diplomayı verip "haydi güle güle" demek yerine bir tören yapıp ardından (maddi imkana göre) balo yapmak, gençlerin hafızalarına unutulmaz sayfalar ekleyecektir.

Kıyafet mi?
Cumhuriyet'in kurduğu okullardaki, kadınların "aman erkekler tahrik olur, ayıp olur" diye tepeden tırnağa örtünmesine son veren, genç kızlarımıza modern kıyafetler giydiren uygulamayı doğru buluyorum. Kadına "dişi" diye değil, "insan" diye bakmayı erkeklere öğretmeye kararlı, erkekle kız arasında paravan veya örtücü "kalkan" kıyafet koymanın ise tam ters etkiyi yaptığını anlamış eğitimcileri tebrik ediyorum. Yalnız tam doğru bulmadığım bir şey, bazı kuralları okul dışına taşırıp devlet dairelerinde de uygulamak. O zaman rejim halktan uzaklaşabiliyor. Erkek kıyafetine gelince. Atatürk'ün fesli fotoğraflarını çok beğenirim. Keşke fes kalsaydı. Ama batı tarzı giyime (ceket, pantolon, kravat veya papyon) itiraz etmeyi pek anlamlı bulmuyorum. Sonuçta fes dahil her kıyafet başka bir yerden gelmiştir. Kültürler karışmıştır. Batı kıyafeti de artık bugün bütün dünyada kullanılmakta. Bundan vazgeçip cübbe giymeye kalkışana sormazlar mı "bunun sonu nereye varacak, cübbe de diğer kavimlerden geçti, senin mantığınla Bilge Kağan gibi giyinip kımız içmemiz lazım" diye?

Harf devrimi?
Harf ve dil devriminin öyküsünü kitabında anlatan Geoffrey Lewis, Arap alfabesinin Türk diline uymadığını, Türkçe sözcüklerin yazımının hep tartışmalı olduğunu, bu durumun da okur-yazar kitleyi Arapça sözcük kullanmaya ittiğini (Arapça sözcüklerin nasıl yazılacağı hep bellidir) anlatıyor. Yani Latin harfleri bir özenti değil, bir zaruret idi.

Liste uzayabilir.
Epey bir hususa değindim, epey bir LPG tankının üstüne sigara izmariti attım, umarım ki patlama olmaz.   Sıkı denetimimiz sayesinde tartışmaların seviyesi son günlerde yükseldi, böyle devam etmesini diliyorum.

[Diğer denetçi arkadaşlara not: tartışma çığırından çıkarsa hiç çekinmeden kilitleyin, "Alimemo da mesaj atmış, alınmasın, ilişmeyelim" demeyin.
- alimemo - Pzr 22 Ekm 2006, 23:41
]



En son alimemo tarafından Pts 23 Ekm 2006, 19:35 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi


Erdal
16 yıl önce - Pts 23 Ekm 2006, 02:22



Mehmet Kasım
16 yıl önce - Çrş 25 Ekm 2006, 00:59
Ne kadar güzel




osmancık
16 yıl önce - Çrş 25 Ekm 2006, 01:22



arda84

16 yıl önce - Çrş 25 Ekm 2006, 01:33

Alıntı:
baloyla medenileşen kaç ülke var?
Balo, Fransa özentisiyle Türklük'e fransız kalmak, laikliği fransa'dan kopyalayıp yapıştırmak eleştirilemez tabularımız mı oldu yoksa?


Bir balo takıntısıdır gidiyor. O balolar cumhuriyetin ilk yıllarında bir simgedir, Atatürk'ün yerleştirmeye çalıştığı kadın- erkek eşitliğinin ilk adımlarından biridir. Kadın- erkek aynı ortamda bulunulurdu, sosyalleşmeye çalışılırdı o balolalar sayesinde. Kılık kıyafetteki değişimin bir simgesiydi o balolar. Kadınlar çarşafı atmış, çok şık kıyafetlerini giymiş, erkekler smokinlerini, fraklarını giymiş gelirlerdi. Şüphesiz ki bunlar o devrin Türkiye'si için rüya gibi şeylerdi ama insanların da alışması için bu tür simge olaylara ihtiyaç duyuluyordu.

Yoksa herkes o devirde ve zaten şimdi de balodan baloya koşmuyor, bütün medeni ülkelerde de millet balodan baloya koşmuyor ama bir baloya bile tahammül edemeyen -ki Atatürk'ün balolarına özellikle- zihinlerin bu ülke yönetimini ele geçirirse neler yapabileceklerini tüylerim dikilerek düşünüyorum ve Allah korusun demekten başka da bir şey diyemiyorum.


osmancık
16 yıl önce - Çrş 25 Ekm 2006, 01:42

Alıntı:
Yoksa herkes o devirde ve zaten şimdi de balodan baloya koşmuyor, bütün medeni ülkelerde de millet balodan baloya koşmuyor ama bir baloya bile tahammül edemeyen -ki Atatürk'ün balolarına özellikle- zihinlerin bu ülke yönetimini ele geçirirse neler yapabileceklerini tüylerim dikilerek düşünüyorum ve Allah korusun demekten başka da bir şey diyemiyorum.


Hepimiz balodan baloya koşmadığımız içindir bunca geri kalmışlığımız
kastettiğimiz balo, frak, smokin... değil.
medeniyet denilince aklımıza gelenlerin çarpıklığını sorguluyoruz.
bunu sorgulamayan bir yönetim yıllardır bu ülkede hakim olduğu için tüyleriniz diken diken olmadıysa, aksi de sizi fazla korkutmasın.

yıllardır bu işin şekil şemalle olmadığını hala göremediysek, ben de "Ya Sabır" diyeyim bu gece



sayfa 4
« önceki   12345 ... 424344   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET