Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Ahh Fransa Ah
« önceki   1234 ... 424344   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
sayfa 3
Kemal Dilmen
16 yıl önce - Cum 20 Ekm 2006, 02:28



yasar_gul

16 yıl önce - Cum 20 Ekm 2006, 11:03



Baraküda_Turgay

16 yıl önce - Cum 20 Ekm 2006, 23:07

Alıntı:
 Alman İmparatoru Şarlken'le, 24 Şubat 1525'de yaptığı Pavye Savaşı'nda yenilerek esir düşen Fransa Kralı Fransçois ve annesi Düşes Dangolen, büyükelçi Kont Jan de Franjipan ile Kanuni'ye birer mektup gönderirler.
Kraliçenin mektubu şöyledir :
Şimdiye kadar oğlumun kurtuluşunu Şarlken'in insafına bırakmıştım. Fakat Şarlken oğluma hakaretler etmektedir. Dünyaya geçen hükmünüz, cihanın bildiği azamet ve şanınızla oğlumun kurtulmasını temin etmenizi zat-ı şahanenizden niyaz ediyorum.
Bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman Kraliçe ve esir François'ya birer mektup gönderir. Mektupta kısaca şunlar yazılmaktadır :
Sen ki Fransa vilayetinin Kralı Françesko'sun. Sarayıma elçin ile mektup gönderip ve bazı ağız haberi dahi ısmarlayıp, memleketinize düşman girip, hala hapiste olduğunuzu bildirerek, kurtulmanız hususunda tarafımdan yardım ve meded istida eylemişsiniz. Padişahların mağlup olması ve hapsolması tuhaf değildir. Gönlünüzü hoş tutup üzülmeyesiniz. Gece gündüz atımız eyerlenmiş ve kılıcımız kuşanılmıştır. Allah hayırlar müyesser eyleyip meşiyyet ve iradatı neye müteallik olmuş ise vücuda gele (Allah'ın istediği gibi olur.)
Mohaç Savaşı sonucunda dersini alan ve Viyana kuşatması ile de iyice gözü korkutulan Alman İmparatoru Şarlken, François'i serbest bırakmak zorunda kalmıştır.
Kanuni'nin mektubunda dikkati çeken nokta, Fransa Kralı'na "Sen ki Fransa vilayetinin Kralı Françeskosun" şeklindeki hitabıdır. Bu, Kanuni'nin Fransa'yı küçük bir vilayet, Fransa Kralı'nı da bir vali olarak görmesinin bir ifadesidir.

Bakın büyüklük  nasıl oluyormuş.O gün bize yalvaran Françeskolar bugün adam olmuşlarda ahkam kesiyorlar..Ahhh ..Ahhhh.


Mehmet Kasım
16 yıl önce - Cmt 21 Ekm 2006, 22:39
EN BÜYÜK TEPKİ




gürkang
16 yıl önce - Cmt 21 Ekm 2006, 22:57



hayrettin özpek
16 yıl önce - Cmt 21 Ekm 2006, 23:17

Alıntı:
Resmini gördüğünüz belge, Osmanlı Hükümeti’nin Dâhiliye Nezareti’nden (İçişleri Bakanlığı’ndan) Konya Vilayeti’ne gönderilen resmi bir yazıdır. (Arşiv Kaydı: Başbakanlık Osmanlı Arşivleri (BOA), DH-ŞFR, Dosya:94, Belge 233)

Osmanlı Askeri Birinci Dünya Savaşı’nda yedi cephede savaşırken, Türk köylerinde nerede ise eli silah tutan erkek kalmamıştı. İşte böyle bir dönemde Ermeniler çeteler kurarak dağlara çıktılar ve Türk köylerine baskın vererek kadın, kız, çocuk, ihtiyar demeden katletmeye başladılar.
Osmanlı Hükümeti, Ermeni eşkıyası dağlara çıkarak Türk köylerine baskın verdiği dönemde, onların geride kalan çoluk çocuğunun başına bir şey gelmesin diye onları devlet koruması altına aldı. Bu çocuklar savaştan sonra emniyet içinde ailelerine teslim edildiler. Resimde gördüğünüz belge, ailelerine teslim edilen Ermeni çocuklarının kendi ailelerinden kaçarak yine Müslüman ailelere sığındığını göstermektedir. Belgede, ailelerinden kaçıp gelen bu çocukların tekrar himaye altına alınması istenmektedir.

İşte Türk Milleti böylesine şerefli bir millettir.

Batılı bilim adamlarının yaptıkları tüm arşiv incelemelerinde ve çeşitli kisveler altında girdikleri Anadolu'nun çeşitli yerlerinde yaptıkları araştırmalarda soykırımla ilgili hiçbir bulguya rastlayamamış olmalarının verdiği utançla tarihi bir olayın altına siyasi bir imza atarak daha da alçalmışlardır. Tarih önünde de yalan ve iftiralarla dolu bu iğrenç kararın cevabını veremeyecek ve altında ezileceklerdir. Kısacası utanması gereken Türk Milleti değil yalancı ve ikiyüzlü Fransa'dır.
Alıntılar:haber7.com


Mehmet Kasım
16 yıl önce - Pzr 22 Ekm 2006, 09:55
Araplar




Çağatay67
16 yıl önce - Pzr 22 Ekm 2006, 12:32



Mehmet Kasım
16 yıl önce - Pzr 22 Ekm 2006, 18:50
İYİ NİYET




alimemo
16 yıl önce - Pzr 22 Ekm 2006, 23:15

gürkang demiş ki:
Irak'ta tek derdi evine ekmek götürmek olan Türk tır şoförlerinin kellesini sözümona din adına uçuran Araplar'dan aldığımız İslam'dan da vazgeçmemiz gerekir, çünkü bu yaptıklarını da kabul edemiyoruz.

mehmet kasım demiş ki:
Araplar adam gibi Müslümanlığı yaşasaydı  bizi arkamızdan vurmasaydı bunlar başlarına gelmezdi.
...
Iraktaki kelle uçurma eylemlerini bizzat Müslümaları dünyaya zalim gösterip kendi zalimliğini kamufle etmek isteyen ABD organize ediyor.

Irak'taki kelle uçurmalar ABD'nin tezgahı olabilir. Ama Arapların kültüründe bize medeniyet dışı gelen tek öğe bu değil, birçok öğe var. Gürkan arkadaşımızın verdiği örneği doğru buluyorum. Nasıl Arap'a kızıp İslam'dan çıkmıyorsak, Avrupalı'nın burnu havada tavrına kızıp, Avrupa'da başlayan aydınlanmadan vazgeçmemeliyiz.

Alıntı:
Hak , hukuk , adalet , hoşgörü istişare , müzakere , münazara

Bunlar Türk tarihinin belli zamanlarında belli ölçülerde vardı elbet. Ama sonradan aşınmaya uğradılar. Atatürk denen işgüzar    adam onun için devreye girme ihtiyacı hissetti. Seçme ve seçilme hakkı (sırf kadınların değil erkeklerin de) ile demokrasi kavramı Osmanlı'da yoktu, batıyı örnek alan yenilikçiler sayesinde son dönemlerde halk iktidarı kavramı dile getirilmeye başladı. Osmanlı'da ilk seçimler (göstermelik de olsa) batıyı örnek alan ilericilerin baskısıyla yapılmadı mı?

"Sözlerinizi esefle karşılıyorum, ama onları söyleme hakkınızı canım pahasına savurunum" diyerek, kendi gibi düşünmeyenlerin haklarına saygı göstermeyen insanoğluna ışık olan Voltaire Fransız'dı.

Otoriteyi sorgulayan aydınlar batıda seslerini duyurdular. Onlardan etkilenen Atatürk, "Sen ve arkadaşların yedi evliya kuvvetindeki padişaha isyan mı ediyorsunuz?" diye soran annesine kararından dönmeyeceğini belirterek aydınlanma hareketine katılıp, ülke halkının "kul"dan "birey"e geçmesi için Cumhuriyet'in kuruluşundan sonra bile gece gündüz çalıştı.

Ve yine doğu medeniyetinin bir aralar ilke edindiği ama sonradan "unuttuğu" pozitif bilim sonradan batıda yeşerdi.

Bugün kendimize "Türk Milleti" diyebiliyorsak, bunu da Fransa'da ortaya çıkan hareketlere borçluyuz. (Dedemin halasının nüfus cüzdanında "Milleti: İslam" yazar). Son birkaç asırda Türk milliyetçiliği çok büyük aşınmaya uğramış ve "İslam milleti" kimliği altında ezilmişti ve Fransa'daki milliyetçilik akımı olmasaydı bugün Türk milliyetçiliği de belki (kesin demiyorum) olmayacaktı.

Kadınlarla erkeklerin aynı iş yerinde çalışması, aynı okul sıralarında oturması, aynı yetkilere ve haklara sahip olması da batıdaki özgürlük kıpırdanmalarının Türkiye'de taklit(!) edilmesinin eseri.

Şimdi soruyorum sana adaşım, Mehmet Ağabey,
bunları batıya "geri" mi verelim?



sayfa 3
« önceki   1234 ... 424344   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET