1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
erkmen se
16 yıl önce - Pzr 08 Ekm 2006, 20:12
Batman'lı Ferda dedi ki; Bir kişi bile katılmadı çığlığımıza
Bir kişi bile katılmadı çığlığımıza
18'inde intihar eden Saliha için kendisi gibi düşünen 8 kızla 'sessiz' bir yürüyüş düzenleyen Ferda, "Herkes görünüşte bize destek verdiğini söylese de yine 9 kişi kaldığımızı fark ettik" diyor
ÜMRAN AVCI Batman
"Kabloyu boynuna dolayıp da üzerine çıktığı sandalyeyi ayağıyla ittikten sonraki çırpınış, pişmanlığın, yeniden yaşama dönme gayretinin çırpınışıdır aslında ama artık çok geçtir..."
Bu sözlerin sahibi Batmanlı 20 yaşındaki Ferda, yüzünü dahi görmediği 18'indeki Saliha'nın ipi boğazına geçirdiği andaki çırpınışlarını düşününce gözyaşlarıyla kaleme kâğıda sarıldı.
Ertesi gün de kentteki intihar salgınına dikkat çekebilmek için kendisi gibi düşünen 8 kızla 'sessiz' yürüyüş yaptı. Genç öğrencilerin ufacık adımları öyle bir ses çıkardı ki, sadece yerel ve ulusal basının değil dünya basınının bile dikkatini çekti.
Neden Batman?
Muhafazakârlığın başkenti olmaya aday Batman'daki genç ölümlere projektör tutan kızların en büyüğü olan ve üniversiteye hazırlanan Ferda'yı dershaneye gitmeye hazırlanırken buluyoruz.
Yer minderleriyle döşenen ve hemen hiç mobilyanın olmadığı evin salonundaki kitaplar dikkatimizi çekiyor ilk olarak. Anton Çehov, Dostoyevski, Tolstoy...
Terör nedeniyle Kozlu'daki ilkokuluna üç yıl ara veren, ardından Batman Süper Lisesi'ni bitiren Ferda, Almanca ve İngilizce biliyor. Amacı İngiliz Dili Edebiyatı bölümüne girebilmek.
8 kardeşi olan Ferda, "Biz rahatız ama Batman'daki diğer gençler öyle mi? 2000 yılından beri 60 kişi kıydı canına? Neden Batman?" diye isyan ediyor.
Ve son dokuz ayda 15. kişinin canına kıydığı günün gecesi kaleme sarıldığında şu cümleler dökülüveriyor kâğıda:
'Ölüm değil, umut ışığı olun'
"Anne ve babalar feryadımızı duysun istiyoruz. Çocuklarınızı kendi ellerinizle ölüme göndermeyin. Daha 20'sine varmadan ölmesin yavrularınız. (...) Onlara ölüm değil umut ışığı olun. (...) O gencecik bedenleri ölüme sürüklerken nasıl sızlamıyor vicdanınız? (...) Biz ölmek istemiyoruz..."
Ertesi gün Saliha'nın cenazesi kaldırılırken, kız kardeşler Ferda, Ela ve Sema, amca kızları Zeynep, Gizem'le arkadaşları Tuba Doğan, Renas Savgat, Hülya Sankut ve Dilan Erol evde intiharları tartışıyorlar. O an karar veriyorlar yürümeye.
'Bir baktık ki yalnız kalmışız'
Kızlar önce bir kırtasiyeye gidip kartonlara sloganlar yazıyor, sonra da sessizce yürüyorlar. Yürüyüş kısa sürede Türkiye'nin dört bir yanından ve diğer ülkelerden duyuluyor.
Batman'daki yerel yöneticiler ildeki karanlık intiharlara projektör tutan kızları tebrik için makamlarında kabul ediyor..
Sonra ne oluyorsa, herkesin gözü onlara çevrilmişken, kızlar bir anda kabuklarına çekiliyor. Nedenini Ferda anlatıyor:
"Biz 9 kişiyle bir yürüyüş başlattık ama her şey olup bittikten sonra baktık ki yine 9 kişiyiz. Herkes görünüşte bize destek verdiğini söylese de yine 9 kişi kaldığımızı fark ettik. Bir kişi bile katılmamış bizim çığlığımıza. Batman'da artık göze batmak istemiyoruz."
Yazgısı annesi gibi olmasın istedi
Fakirliğe sesi çıkmayan 18 yaşındaki Saliha'nın, babası yaşındaki adamın kuması olma teklifine ve borçlara karşılık teminat gösterilmesine yanıtı, yaşamına son vermek oldu
Batman Çamlıca Mahallesi'nin bittiği yerde bir gecekondu. Bu evden geçen cumartesi günü bir genç kızın cenazesi uğurlandı. Yazgısı annesi gibi olsun istemeyen Saliha Demir'in cenazesi.
Batman'da Saliha'nın intiharıyla ilgili ağızdan ağıza hemen hemen aynı hikâye dolaşıyor: Baba Ferit Demir, Batman'ın zenginlerinden, çiftlik sahibi olan ve aynı zamanda tefecilik yaptığı ileri sürülen 60 yaşlarındaki Abdurrahman Biçer'e borçlandı. Borcunu ödeyemedi ve sonunda alacaklı olan Biçer, borcu karşılığında Demir'in kızını istedi. Ama Saliha bu teklife isyan etti.
Batmanlılar aileye öfkeli
Adlarının intiharlarla anılmasından zaten bıkmış olan Batmanlı, Saliha'nın ölümü nedeniyle Demir ailesine öfkeli.
Kapısı açık iki göz odalı evin girişinde anne babayı yer minderlerinde otururken buluyoruz. Baba hayli geçkin, anne genç görünüyor. Aralarında 24 yaş fark olduğunu sonradan öğreniyoruz.
İddiaları soruyoruz babaya. 61 yaşındaki baba Ferit Demir, kızının yaşlı biri tarafından istendiğini şu sözlerle doğruluyor: "Kızımı olaydan iki gün önce 60 yaşlarındaki Abdurrahman Biçer istemeye geldi. 'Aarazilerimin tapusunu kızının üstüne yapayım' dedi. Kızıma sordum, kabul etmedi. Abdurrahman bize inanmadı, gidip kızıma kendisi sordu. Kızım istemediğini yüzüne söyledi. Saliha istemediği sürece vermeyecektim."
Baba Demir'e göre kızının intiharının nedeni "ömrünün tükenmesi." O bu durumu, "kader..." diye açıklıyor.
Zar zor Türkçe konuşan 37 yaşındaki anne Halime Hanım, kocası ölüm nedeni olarak "kaderdir" dedikçe sinirleniyor. Yoksulluklarına, "Okumak istiyordu, çok akıllıydı ama parasızlıktan okuldan aldık. Bir yıldır her gün aynı eteği giyiyordu. Kahvaltı yok, yemek yok" diye isyan ediyor.
Saliha'nın üzerinden "Yaşamak çok güzel ama çok zor" yazılı bir not çıktı. Üzerinde hadislerin yazılı olduğu Saliha'ya ait özel bir defter de polise verildi. Kim bilir belki de Saliha, annesiyle aynı kaderi yaşamak istemediğinden, borçlarına teminat gösterilmesini içine sindiremediğinden ölümü seçti.
www.milliyet.com.tr den alınmıştır.8ekim 2006
Bu çığlığa kulaklarımızı kapatamayız,Ferda Batman'daki intiharın ardından duyarlılığını ve sitemini haykırıyor.Onlar bizim kızlarımız,kardeşlerimiz, geleceğin öğretmenleri,doktorları,web sayfa tasarımcıları,Anneleri.....Onların sesine ne kadar destek olabildik?
|
 |
arda84
16 yıl önce - Pzr 08 Ekm 2006, 20:28
Güneydoğu'nun feodal yapısının utanç verici, kör cahillikle bezeli garip adetlerinin sonuçları bunlar malesef. Oralara yol yapılıyor, barajlar yapılıyor ( ışık üretecek enerjiyi sağlayan barajlar, ışıksızlığın hakim olduğu bir bölgede ne ironi ) fabrika kurmak için teşvikler veriliyor ama malesef bu düzen hiç değişmiyor..Hepimizin destek vermesi gerekir bu aydınlık kızlara, aydınlık bir Batman ve Türkiye için.
|
 |
alimemo
16 yıl önce - Pzr 08 Ekm 2006, 21:05
Neden 9 kişi yanlız kalmış? Umursamazlık mı, yoksa korku mu? Yoksa sivil toplum bilincinin yokluğu mu?
Ön yargı gibi olmasın ama, o kızların intiharları acaba ailelere ders olacak mı? Kızlarını zaten mal gibi gören ailelerin "eyvah biz kızımızı yaşlı erkeklerle evlendirmeyelim, canına kıymasın" gibi bir tasaları olması beklenemez diye tahmin ediyorum. Gerçi karamsar olmamak lazım.
Kısa, orta ve uzun vadede ne yapılabilir?
|
 |
rabia-k
16 yıl önce - Pzr 08 Ekm 2006, 21:09
Bu son derece üzücü olay için ne yapılabilir diye düşünüyorum aklıma birşey gelmiyor. Sitedeki isyanlarımızda birşeyi değiştirmiyor. Daha önce de tartışmıştık önce egemen kişilerdeki mentalitenin değişmesi lazım.
Haberden alıntılar yaparsak; baba yalan söylüyor kızım istemese idi vermezdim yaşlı adama diyerek. Çok fazla acı çektiğini de düşünmüyorum o tip insanların, zaten kendileri bile bile çocuklarını ölüme itiyorlar. Kendisi de kızı yaşındaki bir başka kıza talip olan zihniyet, kızını para karşılığı rahatlıkla satar bir başkasına. O kadar çok çocukları var ki biri eksik ne çıkar. Hele kadın sa yiten, hiç önemi yok.
Ferda 'yı ele alırsak; erkek egemen, kadının bir meta olarak kabul edildiği bir toplumda Ferda kardeşimizin yaptığı büyük bir olay bence. Başına herşey gelebilir, o kim ki onca kadın ölüyor yıllardır töre diye, babası, ağabeyi istedi diye de kimsenin gıkı çıkmıyor, kız başına protestoya kalkmış. O'nu ve arkadaşlarını cesaretinden dolayı kutlayabilirim ancak o beni duyamasa da.
Batman, intiharlar kenti, eminim Batman 'da için için sessiz çığlıklar atıyordur bu şekilde anılmanın, erkeklerinin hala zevkleri, para ihtirasları uğruna kadınlarına reva gördüğü işkencelerin utancı içinde, çığlıklarının duyulamamasına ağlıyordur için için.
İntiharlar, terör, geri kalmışlık, geri bırakılmışlık, eğitimsizlik, gerekli cezaların uygulanmaması, aşiretçilik daha pekçok sorun. Batmanı kalkındıracaklar, Kürdistan hayalleri peşinde koşarken acılar içinde unutulan veya acı çekmesi istenen bir şehir ve o şehrin insanları.
Düşünüyorum elimden birşey gelmiyor, benimki de bir sessiz çığlık oluyor Batman'ı düşündüğümde. Tek bildiğim Batmanlı düşünürse, Batman'ı yönetenler düşünürse, yönetenlere oy verenler düşünürse kurtulur Batman'da Saliha'lar, Ferdalar.
|
 |
arda84
16 yıl önce - Pzr 08 Ekm 2006, 21:21
| Alıntı: |
| . Çok fazla acı çektiğini de düşünmüyorum o tip insanların |
Kesinlikle bende katılıyorum, hiç acı çekmediklerine eminim. Ne de olsa onar yirmişer adet doğuruyorlar, biri olmazsa öbürü, öbürü olmazsa beriki var ne de olsa. Ama çocuğum diye sevmek için değil, satmak için 
|
 |
erkmen se
16 yıl önce - Pzr 08 Ekm 2006, 21:48
Alimemo'nun değindiklerinin hepsi önemli nedenler bence,korku,umursamazlık ve sivil toplum bilincinin yokluğu, kısa ve uzun vadede veya biranda aklıma gelenler,bu konularda tüm hukukçular gündeliğe düşmek yerine çözüm ve öneri getirmek,kısaca çalışmak zorunda bence,.Yeni düzenlemeler gerekiyor,Kumalığın kesinlikle suç olduğunu salt yasalarla değil,temel insan hakları uygulamalarıyla vurgulayan.
Kadınlar bu tür zihniyetlerde "kutsal"? bir meta.
Ferda'ların varolması için yasalardan da öte yaptırımcı etik önlemler gerekiyor belki de.Bunları sosyologlar,hukukçular,mülkiyeliler,kadın örgütleri, hepsi sivil toplumla paylaşarak çözümlemek zorunda. Zorla kaçırma nasıl suç ise,zorla evlendirme de suç kapsamında mı?
En son erkmen se tarafından Pts 09 Ekm 2006, 06:40 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
|
 |
özlem_deniz
16 yıl önce - Pzr 08 Ekm 2006, 22:35
Maalesef böyle bir suç yok şu anda Türk Ceza Kanunumuzda.
Bu yüzden , meclisimizde bu konunun ele alınması gerekmekte..
Biliyorsunuz bir kişi onsekiz yaşını doldurduğunda , hak ve fiil ehliyetini de kazanmış oluyor.Yani artık tam fiil ehliyetine sahip bir kişi olarak istediğini yapmakta serbesttir.
Bunların arasında evleneceği kişiyi seçmek de tabiî ki var.
Ancak büyük şehirlerimizde bile aileler, evlatlarının kiminle evleneceği konusunda baskı kurabiliyorken doğudaki illerimizin durumunu bir düşünün.Para karşılığı evlendirilme dahil , akraba evlilikleri dahil bir çok sorun oluşturuyor.
Bunların nedeni , en başta eskiden beri süregelen alışkanlıklar , adet ve töre dedikleri gelenekler..
Bunların bir çırpıda değişebileceğini düşünmek belki yanlış ama bir yerlerden başlamak ve harekete geçmek lazım..Hem de bir an evvel..Önce o yörelerdeki halkı , toplumu ve aileleri bilinçlendirmek , olayın yanlışlığı konusunda ikna etmek lazım..
Bu konuda bence öncelikle devletimize ve idari birimlere büyük iş düşüyor..
Aileden sorumlu bir devlet bakanlığımız var..Bu konulara gereken önem verilip projeler hazırlanmalı..Bakanlıkça uzman , eğitmen , psikolog ve pedagoklar bu konuda görevlendirilip , gerekirse tek tek evlere gidilip ana-babalarla konuşulmalı..
Yada köy evlerinde topluca aile sorunlarına yönelik seminerler düzenlenmeli..
O bölgedeki ailelerle birebir dialoglar geliştirilmeli..
Artık bu yeni yüzyılda bu işin devletimizin asli bir görevi olarak algılanması ve doğu illerimize daha fazla bilgi ve ışık götürülmesi gerektiğine inanıyorum..
|
 |
kadirbaba
16 yıl önce - Pzr 08 Ekm 2006, 23:53
İnsanları hayata bağlayan en önemli şeyin ümit olduğundan hiç şüphe yok. Aslında ümit hiç batmayan bir güneş gibidir. Onu görmemek için gözlerimizi yummamız gerek. Peki bu gençlerin ümidini köreltip kendi canına kıyacak noktaya getiren nedir? Acaba o ışığı gölgeleyen engeller mi var önünde. Bence bunlardan en göze çarpanı kendilerini önemsiz hissediyor olabilecekleri. Çünkü hepsi zor geçinen ailelerin 8 ya da 10 çocuklarından birisi. Aldıkları sevgi de, ilgi de, eğitim de, maddi imkânlar da paylaştırılıyor. Öncelikle bu zor geçinen ailelerin çok cocuk yapmasına mâni olmak şart. Ancak bu yapılsa bile hâldekiler kazanılamayacak. İkinci yapılabilecek şey toplumsal bir seferberlik. Eğitim sisteminin kötü olduğundan şikayet ediliyor, devlet yaptığı veya yapamadığı her şey yüzünden toplum tarafından kınanıyor. Burası Türkiye sözü milletimizin alışılagelmiş, asla düzelmeyecek yanlışları ifade ediyor. Artık bu kafayı değiştirmek lazım. Türkiye sözü bizim için övünç kaynağı olmalı. Eğer burası Türkiye ise eğitim de, hizmet de, birey birey herkesin yaptığı iş de en iyi şekilde icra edilmeli. Bu toplumsal güvensizlik başımıza bu şekilde daha çok belalar açar. Gençlerdeki uyuşturucu kullanım oranı Batılı ülkelerdeki seviyeye yaklaşmaya başladı. Bir ilimiz intihar eden gençlerle özdeşleşiyor. Yan koşumuzdan, sokaktaki insandan giderek kopuyoruz. Yabancı ile tehlikeli kelimeleri aynı anlama gelmeye başladı. Kısaca toplum her seviyede çözünüyor. Aile, arkadaşlık, komşuluk, hemşehrilik ve millet kavramları ortadan kayboluyor. İnançlar, sorumluluklar, amaçlar bireyselleştikçe bu çözülme daha da hızlanacak. Her bir fert artık bir fert olmadığını, beraber hareket eden, amacı ve çıkarları ortak olan çok büyük bir toplumun parçası olduğunu ve her halini, her işini bu düşünceyle yapması gerektiğini iyi bilmeli. Sadece Batman için bir çözüm bulunsa bile bu hiç bir şeyi değiştirmeyecek yarın bir başka Batman'ımız olacak, varoşlar karanlığa daha da gömülecek. İhtiyacımız olan şey iyi insanlar olmak. Çünkü bu duruma çok üzülüyorum ama içimizdeki iyi insanlar giderek azalıyor. İyi insan paylaşandır, bencil olmayandır, fedâkârdır.
En son kadirbaba tarafından Pts 09 Ekm 2006, 00:03 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
begum_begum
16 yıl önce - Pts 09 Ekm 2006, 00:02
İşte yine eğitim ve maddi yetersizlikler sebebiyle meydana gelen acı bir tablo daha. Eğitim bilincine sahip olan ailedeki farkı gördünüz mü?
Ferda'nın ailesi onu okutuyor ve verdiği bu haklı tepkiye ses çıkarmıyor. Hatta Ferda hala konuşabildiğine göre destekliyorlar da anladığım kadarıyla. Okuduklarımdan maddi sıkıntı yaşamadığını da anlıyorum Ferda'nın.
Diğerleri öyle mi ya... Borcum var deyip ya da aman malımız yabancıya gitmesin deyip kızlarını satan ailelere az mı rastlıyoruz toplumumuzda. Fiil ehliyetinden önce herkes hak ehliyetine sahiptir. Yaşama hakkı gibi. Ne yazık ki hala, değil istediği kişiyle evlenmek, yaşaması bile engelleniyor kızlarımızın.
Babanın söylediklerine bakılırsa ne yazık ki evlat sevgisinden mahrum kalmış bir kalbi olduğu çok açık. O kalp ki, zavallı Saliha intihar etmemiş bile olsa hiç şüphe yok ki kendi elleriyle yapardı aynı alçaklığı. Ağlarsa ana ağlar. Aynı acıları çeken ana nasıl da veryansın ediyor. Kendini görüyor kızının yerinde, belli. Ama kim dinler seni ey ana. Erkek egemen bir toplumda yaşadığımız ve zihniyetleri değiştiremediğimiz sürece ne Salihalar gelir, ne Salihalar gider kimbilir.
Ama dur demenin zamanı bu zamandır. Medyamız, okullarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, analar, babalar, doktorlar, milletvekilleri... Duysunlar bu sesleri de memleketimdeki insan manzaralarının bir yorumunu yapsınlar, derde ortak olmasınlar, çözüm bulsunlar. Sanırım en kısa yoldan birebir ilk adımı atabilecek olan, Mardin milletvekilliği koltuğunda oturanlardır. Eğitimse eğitim, işse iş, psikolojik destekse destek, sığınma eviyse ev.
Bu çocukların da böyle durumlarda güvenebilecekleri, sığınabilecekleri yerler açılmalı belki de. Nasıl ki şiddete maruz kalan ya da fuhuşa zorlanan kadınlarımızın sığınabilecekleri evler ya da çağrı telefonları varsa, bu kızlarımız için de ücretsiz telefon çağrı merkezleri açılabilir. Çok geç kalınmış bir adım belki ama başka Salihalar'ın intiharını engelleyebilir.
|
 |
alimemo
16 yıl önce - Pts 09 Ekm 2006, 00:43
Böyle sorunları aşmak için ya eğiteceksin, ya da sopayla (ceza yasalarıyla) adam edeceksin. Eğitim uzun vadede etkisini gösterir ama kesin çözümdür. Avrupa böyle yaptı. Uzun vadeyi beklemek ise sabır ister; bu arada daha nice Salihalar ölür. Amerika ise eğitimi boş verip sopayla adam etme* yolunu seçmiş bir ülkedir. Cezalar ağırdır ve uygulanır.
Biz bence iki yöntemi de uygulamalıyız.
Bazı kanunları geniş yorumlama eğilimi olan yargımız, acaba TCK'nun 80. maddesini de biraz geniş yorumlayıp, çocuklarını başlık parasıyla veya zorla evlendiren aileleri insan ticaretinden mahkum edemez mi?
| Türk Ceza Kanunu'nu yürürlüğe koyan yasa koyucu demiş ki: |
İnsan ticareti
MADDE 80. - (1) Zorla çalıştırmak veya hizmet ettirmek, esarete veya benzeri uygulamalara tabi kılmak, vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle kişileri tedarik eden, kaçıran, bir yerden başka bir yere götüren veya sevk eden, barındıran kimseye sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezası verilir.
(2) Birinci fıkrada belirtilen amaçlarla girişilen ve suçu oluşturan fiiller var olduğu takdirde, mağdurun rızası geçersizdir.
(3) Onsekiz yaşını doldurmamış olanların birinci fıkrada belirtilen maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları hallerinde suça ait araç fiillerden hiçbirine başvurulmuş olmasa da faile birinci fıkrada belirtilen cezalar verilir.
(4) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.
|
Aslında baktığımız zaman hiç de geniş yorumlamaya gerek yok, çoğu ailenin yaptığı, kanunun saydığı fiillerle bire bir örtüşüyor zaten.
Ama iki yöntem birden lazım, yani eğitim de boşlanmamalı. Parası olmayan ailelerin çocuklarının okul masrafını karşılayacaksın**. Okul yapacaksın. Belki yakılacak. Yine yapacaksın. Öğretmen yollayacaksın. Belki şehit olacak. Yine yollayacaksın.
*Amerika'nın asırlardan beri gelen Puritan ahlak sisteminde insanların seçim yaptıkları ve bu seçimlerin çevreden bağımsız olduğu varsayılır. Doğru yolu seçen iyi insandır, yanlış yolu seçen kötü insandır. Ya eğitimin rolü? "Yok". Eğitim insanlara sadece iş ve aş kazandıran bir "kurs" olarak görülegelmiştir. Tabii ABD'de aydın kesim böyle düşünmemektedir ama onların sözünün geçmesi daha birkaç onyıl alacaktır.
**Çocuğunu yollamayanlar, ekseriyetle maddî imkansızlıklardan dolayı yollamıyor. Mürteci veya ataerkillik heveslisi olduğu için değil. Bu durumda "vay, Cumhuriyet'e nasıl karşı gelirsin" diye aileyi karşımıza almak yerine yardım etmek daha doğru olacaktır.
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|