1 milyon Türkiye fotoğrafı
|
 |
Mert Doğan
16 yıl önce - Pzr 08 Ekm 2006, 17:00
FRANSA'nın 1,5 milyon RUANDA'lının SOYKIRIMINDAKİ Rolü
Bu yazıya belkide Mösyö, sen önce Ruanda’da katlettiğin 1.5 milyon insanın hesabını ver demek lazımdı. Bu gün gazetelerde bazı yazılar gördüm. Bulduklarım içindeki bilgileride düzenleyip paylaşmak istedim çünkü biz sadece Cezayir Soykırımından bahsederken RUANDA'yı unutmuş olmayalım.
Fransa’dan aldığımız haberler hiç de iç açıcı değil.Nerdeyse tüm Fransız aydınlarının karşı koymasına rağmen ‘’Ermeni soykırımını reddetmeyi suç sayan ‘’ akıllara zarar kanun tasarısı fevkalade bir gelişme olmazsa 12 Ekim günü Fransa Parlamentosu’nda yasalaşarak kabul edilecek. (senato ve başkan onayı ayrıca gerekiyor)
1915 yılında, tam da Birinci Dünya Savaşı’nın orta yerinde önceleri örgütlenmiş sonraları silahlandırılmış ve Osmanlı’ya başkaldırarak (dönemin Ermeni başbakanının deyimiyle kendileri kaşınarak ) bağımsız bir Ermeni devleti kurmaya soyunmuş Ermeni azınlıktan yaklaşık 150 bininin zorunlu göç ‘’tehcir ‘’ neticesinde ortadan kaybolmasını, (çoğunun her nasılsa soykırımdan kaçarak Fransa’ya gitmeyi başardığı bilinmesine rağmen) üstüne üstlük Uluslararası Soykırım Tanımı ‘’ önceden tasarlanmış ‘’ olma şartını aramasına rağmen, çapsız Fransız siyasetçileri Türk Devleti’ni 400 bin Ermeni oyuna peşkeş çekerek yarayı kaşımaya devam ediyorlar.
Yani kısacası bu günlerde sapıtma noktasına gelmiş ve fikir üretmek konusunda kabız olmuş Fransız politikacıları siyaseti Türkiye üzerinden yapacaklar.Oysa gerçekte yaptıkları Türk-Ermeni ilişkilerini düzeltmek yerine daha da çıkmaza sokmaktır.Tarih boyunca tüm emperyalistlerin yaptığı gibi yine Ermenileri kullanmaktalar.
2 milyonu aşkın Ermenistan halkı her kış olduğu gibi bu kış da doğru dürüst ısınamayacakken ve açlıktan nefesi kokacakken, o çaresiz insanlara yardım etmek yerine yüzyılların ebedi düşmanı Türklere saldırmak Fransa’da bu sefer de yine prim yapacak.
Ama kimin umurunda...
Ruanda’da iç savaşın tüm şartlarını oluşturduğu , askerlerini eğittiği, silah ve para yardımı yaptığı , 1.5 milyon çoluk çocuğun palalarla katledilmesini desteklediği tabak gibi ortaya konulmuşken zamanın Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand , 12 Ocak 1998 günü Le Figaro gazetesine bakın konuyla ilgili ne diyor.
‘’ Qu’une genocide ait lieu dans ces pays n’a point d’importance... ‘’
‘’ O ülkelerde bir soykırım yaşanması o kadar da önemli bir şey değil... ‘’
1.000.000’DAN FAZLA İNSAN ÖLDÜ
Afrika kıtasında yer alan Ruanda’ da 1994 Nisan ayından başlayarak tamı tamına 100 gün içinde Hutu etnik hakimiyetindeki devletin yönetimine bağlı kuvvetler tarafından Tutsi etnik nüfusundan , kimi rakamlara göre 1 milyon kimi tahminlere göre 1 milyon 750 bin kişiyi machete adı verilen, tarımda kullanılan bir tür kılıç ile soykırımdan geçirmişlerdir.
Önceleri Almanya’nın sonra Belçika sömürgesi olan Ruanda’dan Belçika ordusu kendi kamuoyunun baskısıyla 1990’da çekilmek zorunda kalır. Bu fırsattan yararlanarak Ruanda üzerinde hakimiyetini arttırmak isteyen Fransa devleti rejimin yanında iç savaşa katılır. Ne var ki, büyük Fransız desteğine rağmen Hutular üst üste yenilgiye uğrar. Sonunda 1993 Ağustos’unda (Fransa’nın bütün sabotaj çabalarına rağmen) Tanzanya’nın Aruşa kentinde iki taraf bir anlaşma imzalar. Aruşa anlaşmasına göre iktidar bundan böyle iki taraf arasında paylaşılacaktır.
YÜZYILIN KATLİAMI BÖYLECE BAŞLADI
Ancak 6 Nisan 1994 günü ani bir gelişme olur. Başkanın uçağı başkent Kigali’nin havaalanına inerken füze atışıyla düşürülür, General Juvenal Habyarimana hayatını yitirir. Sabotajı kimin yaptığına ilişkin günümüzde bile hâlâ bir açıklık yoktur. Ama olaydan on beş dakika sonra katliam başlar. Hutuların aşırı kanadı iktidarı ele geçirerek, 36 saat içinde, kadın başbakan da dahil, Hutu muhaliflerden ve Tutsi aydınlarından başlayarak birçok insanı öldürür. Bunu izleyen 100 gün içinde milyonlarca Tutsi ülkenin her köşesinde bıçakların yanı sıra, çekiçler, her türlü ateşli ve ateşsiz silah kullanılarak katledilir.
Birleşmiş Milletler tarafından 1994 başında Aruşa anlaşmasının barış içinde uygulanması amacıyla Ruanda’ya Kanadalı General Romeo Dallaire yönetiminde, merkezi gücü Belçikalı askerlerden oluşan 2700 kişilik bir barış gücü gönderir.
Dallaire soykırımın başlamasından bir ay önce ciddi bir istihbarat alır. Ruanda rejimi büyük bir katliam hazırlanmaktadır. Dallaire bunu BM merkezine bildirir.
O sırada, BM’nin barış gücü operasyonlarından sorumlu genel sekreter yardımcısı, bugünün genel sekreteri Kofi Annan’ dır. Kofi Annan, istihbaratın ciddiliğine rağmen, Dallaire’e “sen karışma!” diye talimat gönderir.
General Dallaire, olayların vahameti karşısında Barış Gücü’nün 5 bin askere çıkarılmasını talep eder. Ama tam tersi olacaktır. Katliamcıların barış gücünü ülkeden kaçırmak üzere on Belçikalı askeri öldürmesi üzerine Belçika askerini çekmeye karar verir. Bunu tek başına yapmamak için de BM’de ABD’nin desteğini ister. 21 Nisan’da yani soykırımın on beşinci gününde, BM Güvenlik Konseyi MINUAR’ın gücünü % 90 azaltarak mevcudunu 270 askere indirir.
Fransa’nın soykırımcı hükümete verdiği destek o kadar açıktır ki, MINUAR komutanı Kanadalı General Dallaire soykırım sürerken ‘’ Fransız uçakları Ruanda hükümetine silah taşımaya devam ederse bunları düşürmekle ‘’ tehdit edecek kadar çileden çıkmıştır.
SOYKIRIM PLANI AŞİKAR
Soykırımın bütünüyle planlı biçimde ve taammüden işlendiği katliamın Habyarimana’nın ölümünden on beş dakika sonra başlamasından, yalnızca şubat ayı içinde machete (katliamlarda kullanılan kılıç ) ithalatının bir önceki yıl ithalatından fazla olmasına kadar bir dizi gösterge tarafından ortaya konulmaktadır.
FRANSA’NIN AÇIK DESTEĞİ
Ruanda’nın Hutu ırkçısı hükümetinin Tutsi azınlığa karşı planlı bir soykırım yürüttüğü konusunda en ufak bir kuşku yoktur.Kuşku götürmeyen diğer husus ise Ruanda soykırımı Fransa’nın, çıkarları dolayısıyla destek verdiği bir katliamdır. Çünkü Fransa soykırımı öncesinde dört yıl boyunca Hutu ırkçısı rejimin arkasında durmuştur. Rejimin etnik temelde örgütlenmiş silahlı kuvvetlerini (FAR) bu dört yıl boyunca eğitmekle kalmamış, mali yardım ve benzeri destek yöntemleriyle bu orduyu dört yıl içinde 5300 askerden 40 bin askerlik bir güç haline getirmiştir.
Bu dönemde bazı Fransız askerlerinin FAR üniforması giydiğine dair tanıklıklar bile mevcuttur. Soykırım dönemine geldiğimizde, Fransa’nın soykırımın planlanmasından ve eşgüdümünden haberdar olmaması düşünülemez dahi. Ruanda istihbarat servisi adına telefonların dinlenmesi Fransız uzmanların teknik kapasitesine devredilmiş durumdadır.
İki ülkenin istihbarat örgütleri iç içe çalışmaktadır.
SOYKIRIMA FRANSIZ ASKERLERİ DE KATILDI
Daha da ötesi geçici hükümet Fransa büyükelçiliğinde kurulmuştur.
Nihayet, Fransız askeri güçlerinin soykırıma katıldığına dair tanıklıklar vardır. Bu tanıklardan biri, soykırım başlamadan önce Fransız misyonunda çalışmakta olan bir Tutsi kadındır. Bu kadın Fransız askerlerinin barikatlarda etnik kimlik kontrolü yaptığını gördüğünü, barikatların yakınında Fransız askerlerince kullanılan barakalardan tecavüze uğrayan Tutsi genç kızların çığlıklarını duyduğunu söylemiştir.
Sonraki yıllarda kırılan Uluslararası Rwanda Ceza Mahkemesi geçici hükümetin en önde gelen sorumlusu başbakanı suçlu bularak ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştır.
RUANDA’DA FRANSIZ MENFAATLERİ: DAHA FAZLA KAHVE (!)
Bugünlerde ABD , Ortadoğu’yu nasıl arka bahçesi olarak görüyorsa 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana Fransa’da Afrika ülkelerini kendi sömürgesi ya da diğer bir deyişle ‘’avlanma bölgesi ‘’ olarak görmektedir.Çünkü Afrika ülkelerinin birçoğunda ki doğal yeraltı ve yerüstü kaynakları ile Ruan’da daki gibi kahve üretimi Total,Elf ve Fina başta olmak üzere Fransız şirketlerinin iştahını sürekli kabartmıştır. Bu şirketler özellikle Fransız devletinin desteği ile, yolsuzluğa batmış, gerici bir dizi Afrika rejimini kendi avuçlarının içine almayı başarmıştır.
|
 |
nebi
16 yıl önce - Pzr 08 Ekm 2006, 17:12
Herkez kendi kapisinin onune baksa her sey daha guzel olacak.
Bilgilerin için tesekkurler sayende bati dunyasinin ne kadar medeni bir toplum oldugunu bir kez daha gorduk...
|
 |
grandonur
16 yıl önce - Pzr 08 Ekm 2006, 17:13
bende azıcık fransız tarihine baktım da bu milletin bir o kadarda korkak millet olduğunu gördüm.sadece kendileri rahat edecek diye diğerlerinin yok olasını sağladılar.ayrıca hep başkalarını kullanıp geçinip gitmişler.madem kabul edilecek ....şimdi sıra bizde tüm gücümüzle BOYKOT diyorum...başta hükümet olmak üzere ne yapılması gerikiyorsa bu kararı alan ve uygulayanlara her kesimden BOYKOT diyorum
|
 |
umutyolu
16 yıl önce - Prş 05 Tem 2007, 22:08
| Alıntı: |
FRANSA'NIN SOYKIRIM DESTEĞİ 'BELGELENDİ'
05 Temmuz 2007, Kaynak : Sabah
Türkiye'nin AB'ye girmesi için önce Ermeni soykırımını tanıması gerektiğini savunan Fransa köşeye sıkıştı. 1994'te yaşanan ve 900 bin kişinin öldürüldüğü Ruanda katliamında Fransa'nın "bilgi sahibi olduğu, buna rağmen silah desteği sağladığını" anlatan belgeler ortaya çıktı. Le Monde gazetesinin cumhurbaşkanlığı arşivlerine dayandırdığı haberine göre: Hutu kabilesinin, Tutsileri katlettiği olayların başlamasından 3 yıl önce, Ruanda'daki Fransa askeri ataşesi Rene Galinie, ülkesine durumu anlatan telgraf gönderdi. Dönemin Cumhurbaşkanı François Mitterrand'a yazdığı telegrafta "Çatışmaların etnik savaşla bitmesi kaçınılmaz" diye yazdı. Bir başkasında "Kibilara bölgesinde katliam izleri görülüyor. İktidar sistematik soykırıma başlıyor" dedi. Ancak birçok uyarı telgrafına rağmen Fransa, Hutu iktidarına silah sağlamaya devam etti... Fransa'nın soykırımdaki rolünü araştırmak için kurulan komisyona konuşan görgü tanıkları, Fransız askerlerinin sivil Tutsileri, Hutulara teslim ettiğini anlatmıştı.
Kaynak : http://www.eraren.org/index.php?Page=GBultenDetay ...p;Lisan=tr
|
Eminim araştırılsa Anadolu'da Fransızların Ermenilere aynı şekilde nasıl silah dağıttığını ve Ermenileri Türklere karşı nasıl örgütledikleri de ortaya çıkar. Çünkü aynı Fransa, aynı taktik ve aynı yöntemler. Rwanda'da da, Cezayir'de, Anadolu'da yaptıkları hep aynı şeyler: Silahlardır, birbirine kırdır ardından inkar et.
Bugün Ermeniler Fransızlardan bunun hesabını sormazlar ama Türkiye 1. dünya savaşında Ermenileri nasıl silahlandırıp yerel halk ile çatıştırdığını Rwanda örneğini kullanarak gösterebilir. Fransa'nın bu suçunun belgelenmesi ilerde onu Ermeni yalanı konusunda da sıkıştırmak için iyi bir örnek olacaktır.
Teşekkürler.
|
 |
CEYHUN ERMAN
16 yıl önce - Prş 05 Tem 2007, 22:45
Asıl üzücü nokta bizim avrupa biriği üyeliğimiz sayısız katliama imza atmış fransanın rızasına kaldı.Avrupalılar diğer ırkları çok aşağı görüyorlar ve onların gözünde bu milletlerin değeri onların menfaatlerinin önüne geçemez.Tarihte en acımasız katliamları doğrudan,dolaylı avrupalılar yaptı.Şimdi de ilginçtir bu insan hayatına çok değer veren avrupalılar aponun idamına bile izin vermediler,o kadar isnancıl insanlarki 30000 kişinin katilini bile asmak onlara vicdan azabı veriyor.
Bugün insan haklarının en büyük savunucuları ne yazıkki avrupalılar diğer asıl ezilmiş,sömürülmüş,aşağılanmış uluslar insan haklarını avrupalıların eline bırakmayacak kadar ilerlemeliler,çünkü avrupalıların insan hakları savunuculuğu menfaatlerinin bittiği yerde biter.
En son CEYHUN ERMAN tarafından Cum 06 Tem 2007, 01:39 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
-serkan-
16 yıl önce - Prş 05 Tem 2007, 23:46
Fransanın Ermeni soykırım yalanlarını dayattığı dönemde, Türk halkı da Fransa'nın Cezayir'e yaptığı soykırımları videolar haline getirip youtube'a yüklemişti. Şimdi yüzlerce belge ve görüntüden oluşan o videolar Fransa'nın başına tam bir bela oldu, yani Fransa kendi açtığı kuyuya kendi düştü diyebiliriz.
Umutyolu, şimdi de uganda soykırımını video yapıp youtube'a yüklemeye ne dersin ? Cezayir soykırımından sonra bir tokat daha atalım şunlara. Şamaroğlanına döndürelim emperyalist kibirli Fransa'yı.
|
 |
onderyolbakan
16 yıl önce - Cum 06 Tem 2007, 00:08
FRANSA'nın 1,5 milyon RUANDA'lının SOYKIRIMINDAKİ Rolü
Geçmiş tarihlerde bütün büyük ülkeler kendi eğemenliğini kabul ettirmek için istila ettikleri ülkelere bu tür SOY KIRIM LARI yapmışlar, bunları sıralamakla bitmez.
Fransa'da bunlardan biri, abd 'de bu günü soy kırımcıların başını çeken ülkedir.
|
 |
umutyolu
16 yıl önce - Cum 06 Tem 2007, 02:19
| Alıntı: |
Fransanın Ermeni soykırım yalanlarını dayattığı dönemde, Türk halkı da Fransa'nın Cezayir'e yaptığı soykırımları videolar haline getirip youtube'a yüklemişti. Şimdi yüzlerce belge ve görüntüden oluşan o videolar Fransa'nın başına tam bir bela oldu, yani Fransa kendi açtığı kuyuya kendi düştü diyebiliriz.
Umutyolu, şimdi de uganda soykırımını video yapıp youtube'a yüklemeye ne dersin ? Cezayir soykırımından sonra bir tokat daha atalım şunlara. Şamaroğlanına döndürelim emperyalist kibirli Fransa'yı. |
Sevgili Serkan,
Yerden göğe kadar haklısın. Youtube ve Google alanlarına yüklenen sunumlar son bir yıldır Fransa'ya karşı büyük bir kampanyanın başlamasına neden oldu. Bize karşı kullanılan bu silahı tersine çevirmeyi başardık. Bunda sizler gibi çalışkan ve bu konuda yılmadan çalışan Türk insanını büyük katkısı var. Artık ne Fransız, ne Ermeni ne de pkk eskisi gibi at koşturamıyor. Google ile "Algerian Genocide" yazınca bu sunumlar dökülüyor. Şimdi aynısını Ermeni yalanına karşıda yapmamız lazım. Ne yazık ki Ermeni konusunda yüklediğimiz sunumlar Cezayir kadar ilgi görmedi. Ancak zamanla insanlar bunları da merak edeceklerdir.
Cezayir soykırımı hakkında ise, eğer konuya siyasi değilde insani yönden bakacak olursa Cezayirlilerin çektikleri insanın içini parçalar. Çünkü Cezayir'de yapılan işkence resimlerle, filmlerle, belgelerle kanıtlanan bir soykırım olmuş. Fransızlar o insanlara kendi ülkelerini dar etmişler. Sistemli bir yoketme politikası işlemişler. Üstelik sunumlarda görüldüğü gibi öldürülen insanlar silahsız, masum insanlar. Yani ortada bir savaş görüntüsü yok. Çadırından çıkan çocuğu nasıl hunharca öldürdükleri, yolda yürüyen yaşlı adamı nasıl kurşunladıkları açıkça görülüyor. Bu gerçekten bir soykırımdır. Fransa'nın bunu inkar etmesi ve Sarkozy'nin kurtulma çabaları bunu engelleyemez. Fransa'nın aslında bu ilk suçu değil. Anadolu'da Ermenileri Ruslar ile birlikte silahlandıran ve Fransız üniformaları ile Ermenileri Türk köylerine katliam için gönderende Fransızdı. Ardından Cezayir, Rwanda soykırımları geldi. Fransızlar ayrıca Hint okyanusunda yaptıkları nükleer denemeler yüzünden oradaki fay hattanın kırılmasına ve geçtiğimiz yıllarda olan binlerce kişinin ölümü ile sonuçlanan depremlere zemin hazırlamıştır. Yani Fransa sadece insanları değil, doğayıda katleden bir ülke olmuştur.
Birde pek fazla bahsedilmeyen ancak tarihçilerin iyi bildiği bir Vicky hükümeti vardı. Bu hükümet aslında Fransa'yı Yahudi soykırımına ortak etmişti. Hitler'e kendi Yahudi vatandalaşlarını teslim etmiş ve Almanları yaptığı büyük Yahudi soykırımınında kayıpların artmasına oldukça destek olmuştur. Buna benzer olarak İspanya'da diktatörden kaçan İspanyolları sınırdan almamış ve büyük bir faciyaya neden olmuştur. İşte bütün bunları toplayınca ortaya karanlık, yalancı, bozguncu, soykırımcı, emperyalist ve vahşi bir Fransa çıkıyor. Düşünün ki bugün Fransa'nın başına gelen Sarkozy'nin annesi Selanik Yahudisidir ve Osmanlı bildiğiniz gibi İspanya'dan enginizasyondan kaçan Yahudilere sahip çıkmış, onları Selanik'e yerleştirmiş ve devlet kademesinde de söz sahibi yapmıştır. Ama bugün Türkiye'nin AB'ye girmesine karşı çıkan 1 numaralı kişi Sarkozy'dir. Aslında Türk halkı AB konusuna sıcak değildir hatta birçoğumuz karşı. Ancak Sarkozy bunu bilmiyor ve fanatik bir şekilde karşı çıkıyor.
Diğer bir ilginç konu ise, Fransa ASALA katillerini düzgün yargılamadan serbest bıraktı. Halen Fransa pkk' ya destek veriyor ve barındırıyor.
Asıl konuya gelirsek, Fransa'nın Rwanda'da yaptıklarına şaşırmamak gerek. Çünkü bu ırkın tabiyatı budur. Bize barbar ve vahşi diyenlerin asıl vahşetin baş aktörleri olduklarını görmek sanırım çok zor değil. Fransız arşivlerinde aslında Ermeniler ile ilgili çok aydınlatıcı belgelerde mevcut.
Şunu unutmayalım, eğer biz milli mücadeleyi kazanmamış ve Atatürk ile silah arkadaşları sayesinde Türkiye'yi kurmamış olsaydık, büyük ihtimalle Cezayirliler gibi olacaktık. Bunu kimse inkar edemez.
Teşekkürler,
|
 |
|
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|