Ben milli bayramlarda duygulanırım
ben atatürk'ün bizim için yaptıklarını okuduğumda veya seyrettiğimde duygulanırım
ben Atatürk'ü çok severim ve onunla gurur duyarım
ordumuzla gurur duyarım
ve aynı ben çağrı filimini her seyredişimde ağlarım
güzel sesle söylenen ezan-ı şerifi duyunca hislenirim
kuran_ı kerim ve yasin-i şerif dinlerken tüylerim duygu yoğunluğundan diken diken olur.
şimdi soruyorum ben ve benim gibi düşünen büyük (Kİ ÇOK bÜYÜK) bir TÜRK çoğunluğu hangi guruba dahiliz?
söyleyeyim: ne takiye yapan yobaz takımına,nede maneviyattan yoksun lenin artığı komunal sınıfına. bizler bu ülkenin çok çok ağırlıklı bir gurubu olan yüce TÜRK milleti gurubuna dahiliz.
Düşmesini mi engelliyorlar, altında kalmamaya mı çalışıyorlar?
Sanırım şeklin altında kalmamaya çalışıyorlar düşüncesi de doğru olabilir...Şekilci Atatürkçülük yani....Bu çerçeveden hiç bakmamıştım..Hatırlatmanız iyi oldu...
Liseli gençler, Ramazanda içki içen kişiyi öldürdü
ANTALYA'da dün sabah darp edilmiş halde cesedi bulunan 44 yaşındaki Ünal Topel'in katil zanlıları yakalandı. 4'ü lisede okuyan 5 gencin, Ramazan'da içki içtiği gerekçesiyle Ünal'ı döverek öldürdüğü ortaya çıktı. Muratpaşa Mahallesi'nde dün saat 08.30'da, kafası ve vücudunun çeşitli yerlerinde darp izi olan bir erkek cesedi bulundu. Taş ve sopalarla vurularak öldürülen kişinin Ünal Topel olduğunu belirleyen Antalya Emniyet Müdürlüğü Cinayet Bürosu ekipleri, cinayet zanlısı olarak 4'ü lisede okuyan 5 genci gözaltına aldı. Sorgularında cinayeti itiraf eden B.K., Ş.Ş., M.Ö., V.T. ile R.A., Ramazan ayında içki içtiğini gördükleri Ünal Topel ile aralarında önce küfürleşme geçtiğini, daha sonra kavga ettiklerini ve sopallarla dövdüklerini kaydetti. 5 genç, ifadelerinin ardından çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.
İrtica mı? Yok öyle birşey ciklet diye çiğnerim ben onu..
Liseli gençler, Ramazanda içki içen kişiyi öldürdü
Evet bu irticadır...Ama nereye varmak istiyorsunuz anlamıyorum...Aşırılık her zaman her yerde var zaten...Örnkleri çoğaltmak mümkün ama Türkiye'de irtica var hadi ordu göreve dersen dur bakalım diyen insan da çok olur...
Tam demokratik, hukukun üstünlüğüne dayalı, temel hak ve özgürlüklerin kayıtsız şartsız korunduğu bir ülkeye ihtiyacımız var...
Din kisevesi altında çağdaş insanları ezmek irticadır..
Asker kisvesi altında da halkın inançlarıyla mücadele etmek irticadır...
O videoda gösterilen şeyler, bahsi geçen program ve içeriği çok büyük bir rezilliktir.
Türk toplumu bu tür televizyon yayıncılığına ve programlarına layık değildir..
Ben ve benim gibi düşünen insanlar bu tür boş şeyleri zaten hiçbir zaman seyretmezler çocuklarımıza da bu gibi çirkin programları asla seyrettirmemeliyiz.
Çünkü Türk toplumu bu gibi şeylerle uyutulmaya çalışılmaktadır..
Size asıl irticayı söyleyeyim.
Cumhuriyet tarihimizde ilk defa , bir yüksek yargı organı olan Danıştay bir meczup tarafından basılarak , hakimlerimiz silahlı saldırıya uğramış ve o gün bir hakimimiz maalesef bu çirkin saldırı sonucunda , ebediyete intikal etmiştir..
İstanbul'un göbeğinde Fatih semtinde , Camilerimiz çeşitli tarikat mensupları tarafından zabdedilmiş olup , kendi kanunlarını uygulamakla meşguldürler..
Çevremde , çok sayıda kara çarşafla dolaşan genç kızlarımıza hergün daha fazla rastlamaktayım..
Bunun yanında dinime bağlı , samimi ve inançlı bir Müslüman olduğumu da belirtmeden geçemeyeceğim..Çünkü bu konuda eleştiri getirenlere , inançsız gözüyle bakılması beni gerçekten çok üzmekte ve yaralamaktadır..
Her ne olursa olsun savunmasız bir insana saldırmak hele de onu öldürmek yanlış elbette.Ama bu olayın bir başka bakış açısı daha var.Öldürülen zata sorsalar Kemalistim ve laik olduğunu söyler.Zaten mesele burada.Laiklik ve Atatürkçülük gibi,bu ülkenin en önemli direklerini ayyaş,dinsiz imansız adamlar doldurdu ve o kutsallarımızın ne yazıkkı tarifi bu tipler tarafından yapılıyor.
BEN BU ÜLKEDE MÜRTECİ SAYILABİLECEK İNSANLARIN ÇOK FAZLA OLDUĞUNA İNANMIYORUM.TÜRK HALKI HOŞGÖRÜLÜDÜR,İNSANCILDIR,ILIMLIDIR,AŞIRILIKLARDAN HER ZAMAN KAÇINIR.
İRTİCA OLAYLARI DA BU YÜZDEN ANCAK LOKAL OLUR.GENELE YAYILMA OLASILIĞI YOK DENECEK KADAR AZDIR.
BU ÜLKEDE TÜRBANLI VEYA ÇARŞAFLI KİŞLERE YAN VE DİK BAKAN MARJİNALLER OLDUĞU GİBİ,AÇIK KIYAFETLİ OLANLARADA BÖYLE HOŞGÖRÜSÜZ BAKANLAR HER ZAMAN OLACAKTIR.BUNLARIN SAYISI 75 MİLYONLUK NÜFUSA ORANLA ÇOK ÇOK AZDIR.BUNLAR HER ZAMAN OLACAKTIR VE ASLA TÜKENMİYECEKTİR.
ÖNEMLİ OLAN BU TARZ OLUMSUZ YAKLAŞIMLARIN TOPLUMUN GENELİNE DOĞRU YAYILMASINI ÖNLEMEKTİR.BUNA HER ZAMANKİNDEN ÇOK İHTİYACIMIZ VAR.ÇÜNKÜ BİZİ DÜNE KADAR ALEVİ-SÜNNİ,SAĞCI-SOLCU,KÜRT-TÜRK DİYE VURUŞTURUP BÖLMEYE ÇALIŞANLAR ŞİMDİDE İNANAN-İNANMAYAN,LAİK-ANTİLAİK,AÇIK-KAPALI DİYE AYRIMCILIĞA İTEBİLİRLER.
BİZLER BU KONULARDA MİNİK AYRINTILARA BOĞULDUĞUMUZ ZAMAN ASIL HEDEFİN NE OLDUĞUNU GÖREMİYEBİLİRİZ.KÖR DÖĞÜŞÜ İÇİNDE BAŞKALARININ EMELLERİNE HİZMET EDERİZ.
HER ZAMANKİNDEN ÇOK BİRLİĞE İHTİYACIMIZ VAR.BU ULUSU ULUS YAPAN ÇİMENTOYU KIRMAK,KALDIRMAK İSTİYORLAR.
bakın başbakanımız son açıklamasında ''İRTİCANIN TAM TARİFİ YAPILSIN GEREKEN ÖNLEMLERİ ALALIM '' diyor..uzlaşmacı bir tutum içine giriyor.
aslında ben irticanın ne olduğunu çok iyi bildiklerine inanıyorum
toplasınlar meclisi,alsınlar STK'ların görüşlerini,danışsınlar ilahiyatçı bilim adamlarına,genel bir uzlaşıyla İRTİCA'nın tarifini yasalara koysunlar.
bunu bugüne kadar yapmamış olmaları çok ayıptır.gereksiz yere milletin kafası karışmakta ve zaman kaybına sebep olmaktadır.
açlık,işsizlik,ekonomik sıkıntıların yoğun olduğu,ülkenin gırtlağa kadar borç içinde yüzdüğü bir dönemde bu tür tartışmalar ZAMAN ve BEYİN İSRAFIDIR.hedefi saptırmadır.insanların dinsel kaygılarından faydalanma amacıdır.
...''Gerçi fikirleri güdenler belirli bir sınıfa dayanacaklarını sanıyorlar. Bu katiyyen bir vehimdir, zandır. İlerleme yolumuzun üstüne düşmek isteyenleri ezip geçeceğiz. Yenilik vadisinde duracak, değiliz. Dünya müthiş bir cereyanla ilerliyor. Biz bu ahengin dışında kalabilir miyiz?'' (2.12.1923)
"Uygar olmayan insanlar, uygar olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar." (1925)
"Uygarlık tarikatı Türkiye; şeyhler, dervişler memleketi olamaz. Ölülerden yardım ummak uygar bir topluluk için lekedir. Ortada bulunan tarikatların gayesi kendilerine bağlı olan kimseleri dünyevî ve mânevî hayatata mutlu kılmaktan başka ne olabilir? Bugün ilmin, fennin bütün şümûlü ile uygarlığın göz kamaştırıcı ışığı karşısında filân ve falan şeyhin irsâdiyle maddî ve mânevî mutluluğu arıyacak kadar ilkel insanların Türkiye uygar topluluğunda var olabileceğini asla kabul etmiyorum...
Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müridler meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat, Uygarlık tarikatıdır. Uygarlığın emrettiği ve istediğini yapmak insan olmak için elverir." (1 Eylül 1925).
"Tekkelerin gayesi halkı meczup ve aptal yapmaktır. Oysa ki halk meczup ve aptal olmıya karar vermemiştir. Biz dünya uygarlık ailesi içinde bulunuyoruz. Uygarlığın bütün gerektirdiklerini uygulayacağız." (31 Ağustos 1925
....''Bir takım şeyhlerin, dedelerin, seyyidlerin, çelebilerin, babaların emirlerin arkasından sürüklenen ve falcılara, büyücülere, üfürükçülere, muskacılara talih ve hayatların, emanet eden insanlardan kurulu bir topluma uygar bir ulus gözü ile bakılabilir mi? Ulusumuzun gerçek görünüşü yalnış anlamda gösterebilen ve yüzyıllarca göstermiş olan bu gibi unsurlar ve müesseseler, yeni Türkiye devletinde, Türkiye Cumhuriyeti'nde sürüp gitmeli miydi? Buna önem vermemek, ilerleme ve yenileşme adına en büyük ve düzeltilmesi imkansız bir hata olmaz mıydı?… Biz her vasıtadan yalnız ve ancak, bir bakımdan faydalanırız. O da şudur: Türk Ulusunu uygar dünyada, layık olduğu mevkie çıkarmak ve Türkiye Cumhuriyeti'ni sarsılmaz temelleri üzerinde her gün daha ziyade kuvvetlendirmek… ve bunun içinde istibdat fikrini öldürmek.'' (Büyük Söylev) den.
....''Biz ilhamlarımızı, gökten ve gaibden değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. Bizim yolumuzu çizen, içinde yaşadığımız yurt bağrından çıktığımız Türk Ulusu ve bir de uluslar tarihinin binbir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığmız sonuçlardır."
....''İnanıp bağlanmakla, mutlu olduğumuz İslâm dinini, yüzyıllardanberi alışageldiği gibi bir siyaset aracı haline düşmekten kurtarp yüceltmenin pek gerekli olduğu gerçeğini görüyor ve biliyoruz. Kutsal ve tanrısal olan inançlarımızı ve vicdan işlerimizi karışık ve değişik olup her türlü çıkarlarla hırsların kıpırdanışlarından bir an önce ve kesinlikle kurtarmak ulusun bu dünyada olduğu gibi öteki dünyada, da mutluluğunun gerektirdiği bir sorumluluktur; ancak böylelikle İslâm dininin yüceliği belirmiş olur."