1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2  |
 |
ozanfus
16 yıl önce - Çrş 04 Ekm 2006, 16:54
Cumhuriyet Gazetesi 9 mayıs köşe yazısına rastladım..yazıya bakılacak olursa bir hayli gercekçi ve çarpıcı acıklamalar var bu konu ile ilgili;
| Alıntı: |
Siyasal İslam ve Bölücü /Ayrılıkçı hareketten kaynaklanan bir büyük tehdit altında bulunan Türkiye'de, özgürlükçü (liberal) sağın ve halkçı (demokratik) solun kendi içlerinde bütünleşerek bir işbirliğine ya da birlikteliğe gitme arayışlarının yoğun hale geldiği; bu yolda umutların yeşerdiği bir dönemde; Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ''Cumhuriyet Düşmanı'' bir kişi hakkında aldığı beraat kararı, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğinden kaygı duyan tüm yurttaşları endişeye sevk etmiştir!.. Mahkemelerine, yargıçlarına güvenen, yargı kararlarına büyük saygı gösteren Türk toplumu, bu kararın hukuksal gerekçelere uygun olduğundan kuşku duymasa da; yurttaşların birçoğu, bu kararla doğacak sonuçların ne gibi gelişmelere yol açacağını düşünmeye başlamıştır... Bir erken seçimin gündemde olduğu Türkiye'de, bu kararla bağlantılı olarak ortaya çıkacak gelişmelerin tüm siyasal dengeleri altüst etmesi olasılığı belirmiştir...
Sürdürülen çabalar
Geleceği göremedikleri için 2002 seçimlerinde kendi içlerinde bütünleşmeyi ve iki kanat arasında birlikteliği sağlayamayan ''özgürlükçü sağ'' ve ''halkçı sol'' için ortaya çıkan bu gelişme karşısında artık tek çıkar yol kalmıştır: ''Ulusal Bütünleşme İçin Birliktelik!..''
Türkiye'de ''sağ'' ın bütünleşme koşullarının giderek arttığı bir ortamda, ''sol'' un da bütünleşmeye gitmesi kaçınılmaz görünmektedir. Ne var ki, her iki kanadın birliktelik olasılığı, Türkiye'yi yörüngede tutmak isteyen bir küresel gücü önlem almaya yönlendirmiştir. Çünkü ulusal bütünleşmeyi gerçekleştirebilecek bir ''Özgürlükçü Sağ/Halkçı Sol Koalisyonu'' , ABD'nin ''Ilımlı İslam'' ve ''Büyük Ortadoğu'' planlarını bozacaktır. Böyle bir koalisyonun oluşturulma aşaması öncesinde atılacak tek adım; ABD'deki emin adamın, ''Cumhuriyet Düşmanı'' nın Türkiye'ye gönderilmesidir. Oyunun sondan bir önceki sahnesi bu olacaktır...
Olurlar ve olmazlar
İran'da 56 yıllık monarşiyi yıkan siyasal İslam, bugün Türkiye'de 83 yıllık Cumhuriyeti tehdit altında tutmaktadır. Şubat 1979'da İran'da gerçekleştirilen İslam Devrimi ile İran'ın 27 yılda geldiği nokta ortadadır. İran bugün çağdışı ''Siyasal İslam'' ın koyduğu kurallarla çizilmiş sınırlar içerisinde, karanlık bir yaşamla baş başadır. Türkiye'de yaşamakta olup da İran'a özlem duyanlar bile bu resimden korkar olmuşlardır...
İran'da devrim çok süratli gelişmiştir. Yönetim ve Silahlı Kuvvetler ilk günlerde dağılmıştır. El ilanları ve duvarlara asılan pankartlarla ''Asker; Humeyni 'nin Emri ile Firar Et'' çağrılarıyla parçalanan Silahlı Kuvvetler, yetişmiş kadrolarını ve komuta kademesinin tümünü başlangıçta kaybetmiş, bir yıl sonra Irak'la girişilen savaş (1980- 1988) bu nedenle yönetilemez hale gelmiştir. Hapsedilen ve emekli edilenler hariç sadece kurşuna dizilerek öldürülen generallerin ve amirallerin sayısı 30'u bulmuştur. (Silahlı Kuvvetlerde, Emniyet Teşkilatında, Haber Alma Teşkilatında SAVAK'ta görevli general ve amirallerin, üst düzey yöneticilerin idam kararları, maiyetlerindeki görevliler tarafından infaz edilmiştir.) Bu arada ideolojik nedenlerle, ''özgürlük ve demokrasi'' sloganlarıyla monarşik yönetime karşı çıkarak mollalarla birlikte hareket eden ve ''İran İslam Cumhuriyeti'' özlemiyle mollalara destek veren, Halkın Fedaileri, Halkın Mücahitleri, Yasadışı Komünist Partisi/TUDEH gibi sol kanattaki bütün örgütler tasfiye edilmiş ve yandaşlarının tümü idam edilmiştir.
Devrim sonrasında yönetim mollaların eline geçince ilk uygulama kadınların tesettüre (örtünmeye) sokulması olmuştur... Örtünmeyen kadınların yüzüne yollarda kezzap atılmış ya da yüzleri jiletle parçalanmıştır... Kız ve erkek çocukların okulları ilk günden ayrılmıştır... İçki satan yerler tümüyle tahrip edilmiş ve kapatılmıştır... Müzik ve eğlence programlarının tamamı yasaklanmıştır... Sahipsiz kalan taşınır ve taşınmaz malların hepsi yağmalanmıştır... Eğer ''Bunların hiçbiri Türkiye'de olmaz'' diye düşünenler varsa, geçmişin ve bugünün Türkiye'sinden fotoğrafları yan yana koyarak gelinmiş olan noktayı görmeli ve düşüncelerinin sağlamlığını irdelemelidirler..
Tekrarlanan sahneler
Air France'ın 1 Şubat 1979 tarihli Paris-Tahran seferiyle İran'a dönen Humeyni'yi örnek alarak, elinde Pan American'ın Washington- Ankara seferi için açık tarihli bilet bulunduran bir ''Cumhuriyet Düşmanı'' bugün yola çıkmak için sabırsızlanmaktadır. Onun gibi, onu karşılayacaklar da sabırsızlanmaya başlamıştır. Bu kişinin yetiştirmeleri onun yolunu gözlemektedirler. Küçük yaştan itibaren beyinleri şekillendirilerek yaratılmış bir neslin mensupları olarak, artık devleti ele geçirme zamanının geldiğini düşünmekte ve ''Cumhuriyet Düşmanı'' nın liderliğini beklemektedirler. Uçaktan iner inmez onun da ''Ben değiştim'' diyeceğini umut etmektedirler...
''Laik Türkiye Cumhuriyeti, İslam çizgisinden ve Osmanlı yolundan ayrılmıştır'' ,''Allah ve Peygamber emirleri yerine Türkiye'de Atatürk' ün emirleri geçerlidir'' diyen Humeyni'nin Türkiye'deki temsilcileri, bugün ondan daha da ileri gitmişler; işgal ettikleri makamları, bulundukları konumları unutmuş görünerek, başta ''Laiklik'' olmak üzere ''Türkiye Cumhuriyeti'' nin anayasal niteliklerini tartışmaya açacak kadar; devletin en yüce makamlarına, anayasal kurum ve kuruluşlarına saldıracak kadar derin bir ihanet çukuru içine düşmüşlerdir. Bu resim içinde Türkiye'de şeriat ve bölücülük tehlikesi olmadığını söyleyenler de boy göstermiştir. Onların bu kapsamdaki söylemleri belli bir maksada yöneliktir. Bu yolda alınabilecek önlemlerin başlangıçtan itibaren etkisiz kılınması için bir taktiktir. Amaç; tehdidi yok göstererek, şeriat ve bölücülüğe karşı alınabilecek önlemleri engellemek, oluşabilecek direnci önceden yok etmektir! ''Bu millet istedikten sonra laiklik tabii ki elden gidecek'' diyenlerin ve ona destek verenlerin başka türlü düşünmesi zaten mümkün değildir!..
Türkiye İran olabilir mi?
''Türkiye İran olmaz'' , ''olmayacak'' diyebilenler varsa; bugünden tezi yok ortaya çıkmalıdırlar!.. Ulus tümlüğü ve ülke bütünlüğünden yana olan; ''Laiklik'' başta olmak üzere, Cumhuriyetin anayasa ile belirlenmiş temel niteliklerinde hiçbir görüş ayrılığı bulunmayan, ''Atatürk İlke ve Devrimleri'' ni aynı biçimde algılayan, yalnızca isimleri farklı olan ''özgürlükçü sağ'' ın ve de ''halkçı sol'' un liderleri, parti örgütlerinin temsilcileri, her iki hareketin destekçileri, sivil toplum örgütleri ve tüm yurtseverler bir kutsal görev için hemen mücadeleye soyunmalı ve yola koyulmalıdırlar...
Bugün Türkiye'de, ''Laik Cumhuriyet'' in ''İslam Cumhuriyeti'' ne dönüştürülmesi planı, İran arşivinden yararlanılarak oluşturulmaktadır... Bu arşivde yer alan yöntemler kullanılmaktadır... Bölücü ayrılıkçılarla, şeriatçılarla, ikinci cumhuriyetçilerle; özet olarak tüm Cumhuriyet karşıtları ile dayanışma içinde olan bir ''Cumhuriyet Düşmanı'' , şimdi Amerika'da kendisine tahsis edilmiş bir konutta, ''Humeyni'nin Tahran'a Dönüşü'' adlı bir filmi seyretmekte; Esenboğa'da kendisini uçağın merdivenlerinde karşılayan, dizi dibine diz çöküp el öpmeyi çok seven bir başka ''Cumhuriyet Düşmanı'' nın kolunda merdivenlerden aşağı doğru indiğini düşlemektedir...
Bugün Türkiye'nin üzerinde dolaşan bir kara buluttur!.. Türkiye'nin geleceği tehlikelerle doludur!.. Kurtuluş için tek yol ''Ulusal Bütünleşme İçin Birliktelik'' yoludur. Bu yol Türkiye için son umuttur... |
yazar: O. Doğu SİLÂHÇIOĞLU
gercekten cok carpıcı bir yazı..mutlaka okuyun..
|
 |
Mehmet Kasım
16 yıl önce - Çrş 04 Ekm 2006, 16:58
sloganizm
Sloganizm bize ilk öğretim yılarından beri öğretilmeye çalışılan bir hamaset naralarıdır.Ben etkisinden kurtuldum bağımsız düşünebiliyorum.Cumhuriyet gazetesi hala aynı kafada
Hala asar keser 1 Türk 10 yabancıya bedeldir hamaset nutukları atanlar var.
Varsayımlarla konuşuyorlar.
İrticacı kişiye bir örnek verirmisiniz ?
Bileyimde ondan sakınayım.Onun davranışlarını yapmayayım
|
 |
ibrahim10
16 yıl önce - Çrş 04 Ekm 2006, 16:59
Acaba Irtica Hayali bir Dusman mi dir?.....
Evet hayalidir.Şöyle ki malumunuz üzere Cumhurbaşkanlıgı seçimleri yaklasıyor.Artı genel seçimler aynı şekilde Çankaya'ya ve Başbakanlıga kendi menfaatlerini düsünen bir lider göndermek isteyen bazı çevreler durmadan suyu bulandırma politikası izlemekteler.Bunun adınada İrtica demekteler.Kimse endişe etmesin her seçim arefesinde olur böyle şeyler....
|
 |
erhanthunder
16 yıl önce - Çrş 04 Ekm 2006, 17:06
Ya bu kadar yazmışsınız da verdiğiniz örneklerde belirttiğiniz insanlar bu kadar akıllı bu kadar sinsi de ben kendim için yazıyorum benim elim armut toplamıyor ama tutupda laiklik arkasınada saklanmıyorum.Kimse öyle gelipte Türkiye Cumhuriyeti ni kelime anlamı geriye dönüş olan irtica ile yıkamaz.Eğer yıkılır diyorsanız yıkacak olan küçük azınlıktan çok korkuyoruz demektir.Yıkamazlar.Bu ülke at gözlükleriyle bakanların görmediği biçimde laikliğe sahiplenmiştir.Bugün anadolunun köylerine gidin oralarda kimse irtica nedir bilmez o insalarımız sadece yaşarlar..Ama siz o insanlara iş aş sağlamayıp onları şehirlere göçe zorlarsanız gelirler şehirlere o çook korktuğumuz irtica yuvaları tarafından iş aş verilir sonrada daha 1 ay önce köyde masum olan köylümü irticacı diye bizde fişleriz...
O zaman bende sorarım Lailalar,Etiler,Akmerkezler,Bağdatlar,Alsancaklar,Karşıyakalar ve adını sayamadığım bir sürü yerdeki insanımızın eli armutmu topluyor onlar Laikliğimize sahip çıkmıyorlarmı.Korkulan kesimler o kadar küçük mü küçükse neden korkuyoruz?
Verdiğiniz örneklerdeki adamlar bu ülke vatandaşı değilmi? Bu duruma nasıl geldiler?Neden Laiklik ilkemizi onlara anlatamadık?Neden irtica yapma isteği duyarlar? Asıl bu soruların cevaplarını bulursak sanırım irticadan korkmayız çünkü irtica olamaz.
Sonuç olarak bence KORKMAYA GEREK YOK İRTİCA SADECE BAZI ÇEVRELERİN PARANOYASI.
Benim PARANOYAMIDA yazayım.AB-Ortadoğu-Bölünme-PKK-ABD-Kültür yozlaşması-EKONOMİ
Sanırım benim paranoyalarıma Genelkurmay başkanım daha fazla zaman ve satır ayırdı.
Teşekkürler....
En son erhanthunder tarafından Çrş 04 Ekm 2006, 17:08 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
MISTIK
16 yıl önce - Çrş 04 Ekm 2006, 17:07
Devşirme Yobazlar
Yıl 1921, aylardan Şubat...
Yüzbaşı Sinan Bey komutasındaki 15-20 atlı, İzmir"in 40 kilometre kuzeyinde bulunan Sarıca Köyü"ne vardıklarında şafak söküyordu. Günlerdir yoldaydılar, ne mideleri sıcak yemek, ne sırtları yumuşak döşek görmüştü. Yorgundular, içlerinden bazıları yaralıydı, atlarının nalları düşmüş, tırnakları yarılmıştı.
Sinan Bey köy meydanında atından indi ve kendilerine yanaşan birkaç köylüye, köyün muhtarıyla görüşmek istediğini söyledi. Karınlarını bir parça doyurup atlarının bakımını yaptıktan sonra tekrar yola çıkacaklardı. Muhtarın yardımcı olabileceğini düşünmüştü.
Kısa bir bekleyişten sonra köy birden hareketlendi ve haykırışlar duyulmaya başladı. Köyün imamı Feyzullah Efendi, arkasında kalabalık bir grupla köy meydanına doğru ilerliyor, bir yandan da avazı çıktığı kadar "Din elden gidiyor ey ahâli! Bu küffarları köyümüzden kovalım. Muhammed aşkına vurun!" diye bağırıyordu. Peşinden gelen sarıklı-cüppeli topluluğun ellerinde taşlar ve sopalar, gözlerinde ise kin dolu bakışlar vardı.
Çanakkale"de Mustafa Kemal"in emrinde savaşarak Gazilik mertebesine erişen, Yunanlıların İzmir"i işgalinden sonra da padişahın ordusundan ayrılarak Kuvay-ı Milliye"ye katılan "Dadaş Sinan" lakaplı Yüzbaşı Sinan Bey yüzünde acı bir gülümsemeyle üzerlerine doğru yürüyen kalabalığa baktı. Son aylarda Anadolu"nun birçok yerinde meydana gelen bu durumun sebebini biliyordu. Askerlerine döndü ve:
"Sivil halka silah çekecek halimiz yok. Gün gelir, vatana ihanet edenlerden hesap sorulur elbet. Atlarınıza binin, gidiyoruz." dedi.
Aradan yıllar geçti... Türkiye Cumhuriyeti"ni bizlere armağan eden nice kahramandan biri olan Tuğgeneral Sinan Türkyiğit çocuklarına şerefli bir isim miras bırakarak bu dünyadan göçerken, İmam Feyzullah"ın çocukları ise Yunanlılarla işbirliği yaptığı için İstiklâl Mahkemeleri"nde "vatana ihanet" suçuyla yargılanarak idam edilen babalarının utancını omuzlarında taşıyorlardı. ("Kurtuluş Savaşı"nın Kahraman Erzurumluları", Yunus Demirdöven, Sayfa: 58-59)
Yukarıdaki kısa alıntı, ağzı salyalı yobaz takımının tarih boyunca Türk Milleti"ne nasıl köstek olduğunu gösteren binlerce örnekten sadece bir tanesidir. Türk"ün, dünyanın en büyük kahramanlık destanını yazdığı Milli Mücadele yıllarında bu vatanın evlatları her türlü yokluk ve sıkıntıya rağmen kadın-erkek, genç-yaşlı, çoluk-çocuk demeden Gazi Mustafa Kemal Paşa"nın önderliğinde, kendilerinden kat kat güçlü işgal kuvvetleriyle savaşırken; Anadolu"ya kağnılarla cephane taşıyan analar, düşmanı telef ederek vatanı kurtaracak olan top mermilerinin ıslanmaması için kundaktaki bebeğinin üstündeki örtüyü alıp cephanenin üstüne örterken; bir millet düşmana karşı tek yürek, tek bilek halinde kanının son damlasına kadar mücadele ederken; sarıklı-cüppeli yobaz sürüsü de Türk"ün bağımsızlığını baltalamaya çalışıyordu. Yunanlılara "gavur" derlerdi fakat o "gavur"lardan aldıkları altınlar karşılığında Anadolu"da vatan uğruna savaşan Kuvay-ı Milliye"nin Bozkurtlarına, yani kendi din kardeşlerine kahpece saldırdılar. Saldırmaya yüreklerinin yetmediği yerlerde ve zamanlarda ise halkı Gazi Mustafa Kemal Paşa ve Kuvay-ı Milliye aleyhine kışkırtmaya çalıştılar.
Bunlar güya müslümandı ve "din elden gitmesin" diye uğraşıyorlardı. İşgal ettikleri tüm ülkelerde müslümanlığı yasaklayarak halkı hıristiyanlık dinine inanmaya zorlayan sömürgeci devletlere uşaklık, bağımsızlığı için savaşan müslüman Türklere ise düşmanlık eden bu vatan haini yobazların büyük bir çoğunluğu İstiklâl Mahkemeleri"nde yargılanarak asıldı.
Yıl 2006... Boynunda yağlı urganla telef olan bu alçakların tohumları işbaşında... Devir değişmiş, taşların ve sopaların yerini kalemlerle klavyeler almış fakat kafa aynı kafa, ihanet aynı ihanet.
|
 |
Mehmet Kasım
16 yıl önce - Çrş 04 Ekm 2006, 17:07
eğitim
30 sene kendisine irtica tehlikesi vardır diye eğitim verilen , basa basa anlatılan bir insan çıkıpta irtica yok diyemez ki ! Böyle bir özgürlüğü yok ki ?
Söylenecekler söylenmiştir.O ezberleri söylemezse sorgulanacağını bilir.
Yeni bir şey söyleyemez.
Ama ben gayet hür ve özgürüm.İrtica var da diyebilirim yok ta
Farkı anlatabiliyormuyum ?
Düşünceler pranga vurmaktan vazgeçin .
|
 |
SABRİ BİLGİN
16 yıl önce - Çrş 04 Ekm 2006, 17:07
Kendi düşüncemizi savunan kaynaklar okumak yerine karşıt görüşlü kaynakları da okursak her konuya çok farklı yaklaşımlarla bakabilecek kadar bilgi birikimine sahip olabiliriz.Kendi görüşümüzü savunduğunu bildiğimiz bir kaynak, bizi doğrunun bizim düşündüğümüz gibi olduğuna inandırabilir.İrticayı tehdit olarak gören kişilerinden bazıları bayanların örtünmesini de irticai bir faaliyet olarak görürken herkesi yaratan Yüce Kudret ""Örtünün" diyor.TSK'yı ya da başka bir kurumu dinleyipte kapanmaktan vaz mı geçeyim,yoksa Allah'a mı uyayım.
Demek istediğim,irtica bahanesi ile dinin yaşanmasının da engellenilmeye çalışıldığı görüşündeyim.Dinde yeri olmayan davranışların din adına yapılması yasaklansın ama laikliği koruyorum derken iyi niyet sınırı aşıp, fırsat bu fırsat deyip başka amaçlar benimsenirse bu doğru olmaz.Bir öğretmenin kapalı bir şekilde ders vermesinin sakıncalı olduğunu düşünmek mi doğrudur?
|
 |
ozanfus
16 yıl önce - Çrş 04 Ekm 2006, 17:12
| Alıntı: |
| Kendi düşüncemizi savunan kaynaklar okumak yerine karşıt görüşlü kaynakları da okursak her konuya çok farklı yaklaşımlarla bakabilecek kadar bilgi birikimine sahip olabiliriz |
en azından yeni birseyler ogrenmek için okuyorum..bildigimi destekler nitelikte degil.. ve en azından once ogrenip sonra anlıyorum...anlayıp ogrenme cırpınışı değil..bilimsel bir yaklasım olmakla beraber ezen taraftır aynı zamanda..yalnız acı bir yanı vardır ki BİLİM de bizden yana..
|
 |
©taner©
16 yıl önce - Çrş 04 Ekm 2006, 17:13
İrtica kelime manası olarak geriye gitmektir; gericiliği desteklemektir. Bu anlamda Türkiye'de irticacı denebilecek insanların sayısı azdır. Sanıyorum sıkıntı artık zengin olan, şehir hayatında etkin olan, çocukları iyi eğitim alan ve uluslararası bilim olimpiyatlarından başarılarla dönen, üniversite sınavlarında Türkiye dereceleri yapan, bilimsel çalışmalar yapan başarılı doktora sahibi profesyonel insanların önemli bir kısmının dindar bir demokrat olmayı başarmasını hazmedemeyen statükocu ve ülkenin kaynaklarını yıllardır acımasızca sömüren kesimlerin ortalığı velveleye vermesinden kaynaklanıyor.
|
 |
Mehmet Kasım
16 yıl önce - Çrş 04 Ekm 2006, 17:14
İrticadan kasıt
Açıkça söyleyemiyorlar.İrticadan kastettikleri apaçık ortada :
Allaha inanan ,Dindar , Muhafazakar kesim artık büyüyor.Üniversite okuyup , master , doktora yapıp para kazanıyor , önemli konumlara geliyor .Şirketleşiyor global oyuncu haline geliyor.
E buda laikçi kesimin iş sahasında bir daralmaya neden oluyor
Eskiden müdürler,patronlar,bakanlar,milletvekilleri hep laik kanattan olurdu.
ŞİMDİ HER ŞEY DEĞİŞTİ .
sorunları bu.
En son Mehmet Kasım tarafından Çrş 04 Ekm 2006, 17:19 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
sayfa 2  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|