1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Tunc
16 yıl önce - Çrş 04 Ekm 2006, 16:01
Acaba Irtica Hayali bir Dusman mi dir?.....
Bugun ANKA Ajansin Haberini Okuyuinca, Biraz Sasirdim, Kimse Uzerine Sorumluluk da alamiyor. Neden Tanimi yapilamayan Birsey ile Bu kadar cok Vakit kaybediyoruz, Ayni seylerin Uzerinde Donup Dolasiyoruz.. Ben Bunun Sucunu Medyad a da buluyorum, Butur Konularda Medya yetersiz kaldigi icin, Olaylari baska boyutlara cekiyorlar. Buna Bir Ornek Vermek istiyorum, Gecen Gunlerde Sayin Genel Kurmay baskanimiz bir Konusma yapmisti, sayfalarca suren konusmasi
Icerisinde, Bazi basin Yayin Organlari ve Kose yazarlari Sadece, Bu kisima Vurgu yapmis, Konusmanin geri kalani Gume Bosa... Bu Durum Bence Genel Kurmay Baskanligina ve Makamina da Saygisizliktir..
Saglik Is Sendikasi Keske Bu Soruyu Gazetelere de sorsa imis, Nasil cevaplar alacaktik Merak ediyorum...
Tanimlanamayan Konu Icin Ise Firtinalar Kopuyor, ve Hayali Dusman Yaratilip, Bunun ile savasiliyor..
Bena Gore Yapilmasi gereken, Ulkeye ve Ulke insanina karsi Bir zarar, Bir Tehlike veya Problem Var ise, Once Kaynagi Ogrenilsin, Tespit edilsin, Tanimi Yapilsin, Ve Onlemleri Ulke ve Ulke insani icin Alinsin, Adi Ister Irtica, Ister ise Laiklikle ilgili herhangi bir tehdit ne olursa olsun, Ve Sonuc icin Gerekli Onlemler alinsin...
Sevgilerimle,
| Alıntı: |
Devlet kurumlarına irticayı sordu
Sağlık-İş Sendikası, çeşitli kurumlara “İrtica nedir” diye sordu, sadece Diyanet'ten istediği cevabı aldı. 12 kurumdan 8'inin cevapları ise bir hayli ilginç...
Sağlık-İş Sendikası, çeşitli kurumlara “İrtica nedir” diye sordu, sadece Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan yanıt geldi. Diyanet'in yanıtında, "İrtica, Arapça kökenli bir kelime olup, Türkçe’de gericilik tabiri ile birlikte kullanılmaktadır" denildi.
Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası (Sağlık-İş) Genel Başkanı Mustafa Başoğlu, Bilgi Edinme Kanunu gereğince Cumhurbaşkanlığı Başbakanlık, Genelkurmay, MGK, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Yargıtay, Danıştay, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ODTÜ Rektörlüğü olmak üzere bazı kurum ve kuruluşlara sorduğu “İrtica nedir-İrtica suç mudur-Suç ise kimler bu suçtan yargılanmıştır” sorularına, ilgili makamların verdikleri cevapları, düzenlediği basın toplantısı ile açıkladı.
Türkiye’de irtica tehdidi bulunmadığını söyleyen Başoğlu, “Bu değerlendirme irticadan yakınan makamların bana verdiği yazılı cevaplarla kesinlik kazanmıştır” dedi. Başoğlu, İslam’ın laikliğin rakibi olmadığını ifade ederek, Atatürk ve laikliğin arkasına sığınarak örtülü İslam düşmanlığı yapıldığını kaydetti.
İŞTE CEVAPLAR:
BİR İŞLEM BULUNMAMAKTADIR
“-Cumhurbaşkanlığı: Devletin ve yürütme organının başı olan, Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Ulusu’nun birliğini temsil eden Cumhurbaşkanı’nın, bu konumu nedeniyle 4982 sayılı yasa yönünden ‘kamu kurumu’ kapsamında olmadığı, yasa kapsamındaki kamu kurumunun, yine yukarıdaki madde ve gerekçelere göre, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği olduğu açıktır. Bu nedenle, Sayın Cumhurbaşkanı’nın çeşitli yerlerde kendi takdirleri ile yaptıkları konuşmalarındaki söylemleri için 4982 sayılı yasa kapsamında yapılacak bir işlem bulunmamaktadır,
LOGOYU TIKLAYARAK CEVABI ÖĞRENİN
-Başbakanlık: Müracaatınızın durumunu BİMER tarih ve sayısını www.basbakanlik.gov.tr adresindeki BİMER logosunu tıklamak suretiyle ulaşabileceğiniz sorgu ekranına girerek veya ALO 150 hattını arayarak öğrenebilirsiniz,
SOYUT SORUYA CEVAP YOK
-MGK: Talebinizin, irticanın genel tanımı gibi geniş kapsamlı bir konuda genel ve soyut nitelikte olduğu görülmektedir. Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun Uygulanma Esas ve Usuller Hakkında Yönetmeliğin 18’inci maddesinin 9’uncu fıkrası gereği soyut ve genel nitelikteki başvurular işleme konulamaz.
DİYANET HARİCİLERİ ÖRNEK VERDİ
-Diyanet: İrtica klasik kaynaklarda tanım ve izahı yapılmış bir terim değildir. Türkiye’nin dışında nadiren kullanılmakla beraber, Arapça kökenli bir kelime olup ‘geriye dönmek’ anlamına gelen ‘Rucü’ mastarından türetilmiştir. Türkçe’de eş anlamlı olarak gericilik tabiri ile birlikte kullanılmaktadır. Terakkinin zıddı olan irtica kelimesi, Türkçe’mizde, toplumda yeniliklere değer vermeyip, her yönüyle eskiyi özlemek veya eski düzeni getirmeye çalışmak anlamını ifade eder. İrtica kavramı psikoloji, sosyoloji vb. alanlarda kullanıldığı gibi dini alanda da farklı biçimlerde algılanmaktadır. Bir yönüyle dinden sapmak, tekrar cehalet ve şirk hayatına dönmektir. Diğer yönüyle irtica, dinin özünden uzaklaşmak ve dini, temel ilkelerine aykırı olarak algılamak ve yorumlamaktır. Buna göre irtica, kendini dindar sanan kimselerin bilerek veya bilmeyerek din kurallarından uzaklaşması, dinin özünü bir tarafa atıp örfi şekline sarılmasıdır. İslam’ın zahirine sıkı sıkıya bağlı kalmanın esas olduğunu ileri sürüp, bu esasa riayet etmeyen insanları dışlayan, onlara hayat hakkı tanımayan Haricilerin hareketi bu konuda tipik bir örnek teşkil etmektedir.
BİZ KAPSAM DIŞIYIZ
-Yargıtay: 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 2. maddesine göre, yargı organları anılan yasanın kapsamı dışında bırakılmıştır. İsteminizle ilgili olarak; taraf olmayanlara karar örneği verilmesi yasal olarak mümkün değildir. Yargıtay kararları tarafların isimleri çıkartıldıktan sonra sürekli güncellenen Kurumumuzun yayını olan dergide yer almaktadır. Ayrıca Yargıtay’ın internet sitesinde ücretsiz olarak emsal kararlara ulaşılmaktadır.
Kitapevlerinde, kütüphanelerde, internet sitelerinde belirtilen konularda pek çok hukuk yayını mevcuttur. Yargıtay Birinci Başkanlığımızca yapılacak işlem yoktur.
İRTİCA SUÇU MEVCUT OLMADIĞINDAN...
-İçişleri Bakanlığı: Belirtmiş olduğunuz hususlarla ilgili olarak, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda irtica suçu mevcut olmadığından ve irtica suçları” kavramından hangi suçların ifade edildiği anlaşılamadığından dilekçenizde talep ettiğiniz konulara cevap verilememiştir
ANALİZ ETMEK GEREKLİ
-Adalet Bakanlığı: 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 7. maddesinin 2’nci fıkrasında, ‘Kurum ve kuruluşlar, ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler’ hükmü yer almaktadır. Bu nedenle ayrı ve özel bir çalışma, araştırma, inceleme ve analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgiye yönelik başvurunuza cevap verilememiştir.
-Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı: İlgi yazı ve eki kapsamında yapılan hazırlık bilgisayar kayıtlarımızın tetkikinden konuya ilişkin olarak herhangi bir hazırlık kaydı tespit edilememiştir
CEVAP VERMEYEN KAMU KURUMLARI
Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Danıştay, ODTÜ ve Ankara Üniversitesi Rektörlükleri’nden cevap gelmedi. |
ANKA
|
 |
gürkang
16 yıl önce - Çrş 04 Ekm 2006, 16:20
İrtica deyince herkesin aklına birkaç yıl önce domuz bağıyla bazı evlerin bodrumuna insanları gömenler, meydanlarda yeşil bayraklarla şeriat isteyen, laikliğe ve Atatürk'e öfke kusan insanlar geliyor. Bugün gelen irtica böyle alelade bir biçimde değil. Daha sessiz, sinsice ve emin adımlarla geliyor. Devletin kurumlarına ve belirli konumlara getirildikleri kurumla ilişkisi olmayan, tek vasfı ilahiyat-imam hatip olan insanlar getiriliyor. Bu şekilde getirilen kadın personel ise kılık kıyafet yönetmeliğine aykırı biçimde giyinerek görevini yapıyor. Danıştay'a türban nedeniyle yapılan saldırı, Atabeyler Operasyonu'nda bir islami cemaatin müdahalesinin olduğu şüphesi, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitaplarında tarikatleri övücü ifadeler, bir belediyenin yeni evli çiftlere dağıtılan evlilik rehberi kitabında kadınların 9 yaşında evlendirilebileceğini, onların dövülebileceği, birden fazla kadınla evlenilebileceği gibi ifadelerin yer alması, yasadışı eğitim veren kurum açan kişilere verilen cezanın 3 yıldan 1 yıla indirilerek kefaletle serbest kalmaları ve bunun sonucunda bu cezanın caydırıcılığını yitirerek dinle alakası olmayan dini(!) eğitim(!) veren kaçak kursların açılması, Milli Eğitim Bakanı'nın İmam Hatip Lisesi mezunlarının ÖSS'de genel lise mezunlarıyla eşit sayılabilmesi için yönetmelikler, yasalar çıkarıp çaba sarf etmesi, MEB onaylı ilköğretim öğrencilerine yönelik masal kitaplarında (Pinokyo gibi) tahrifat yapılarak masalların islami motiflerle çevrilmesi, meclis başkanının 23 nisan töreninde "Laiklik tanımı yeniden yapılmalıdır" diye konuşması, Laiklik ilkesinden bahsedilirken, tanımının sadece din özgürlüğü olarak yapılması...
Basındaki bu irtica söylemleri aslında Fatih Çarşamba'daki cinayetle arttı ve zannediliyor ki sırf bu olay yüzünden insanlar "irtica geliyor" diye konuşmaya başladılar. Oysa yukarıda sadece bir kısmını saydığım olaylar bile bu ülkede birilerinin halka dini bir yaşam tarzı dayatma arzusu içinde olduğunu göstermektedir.
Laiklik, elbette dini özgürlükleri korur ancak aynı zamanda bir ülkenin eğitim sisteminin, yasalarının, yönetim şeklinin dini kurallara göre değil akla, mantığa ve toplumun ihtiyaçlarına göre belirlenip uygulanmasını sağlamaktır. Bu ilke sayesinde devlet tüm dinlere, onlara inanan ve inanmayanlara, o dinlerin kurallarını tam olarak yerine getiren ve getirmeyenlere eşit ölçüde yaklaşır ve bu farklılıklara sahip insanların farklılıklarından ötürü birbiriyle çatışmasını engeller.
|
 |
SABRİ BİLGİN
16 yıl önce - Çrş 04 Ekm 2006, 16:34
Aslında irticanın tehdit olarak görülmesi yukarıda yazılan bazı İslam dışı davranışların İslamiyeti yaşadığını öne süren insanlar tarafından yapılıyor olmasından kaynaklanıyor.Dini konularda yeterli bilgiye sahip olmayan insanlarımız, dini kurallara uyar gibi görünen insanların yaşamlarına bakarak "Bu nasıl davranıştır,9 yaşında evlenmek normalmiş bu nasıl olabilir,demek İslam bunu emrediyor" diyebiliyor ve din ile irtica aynı kefeye konulmaya çalışılıyor.Oysa İslam'da gericilik diyebileceğimiz hiçbir emir yoktur.Benim tavsiyem dini bilgiler, Kur'an ve Sünnet ışığında değerlendirilsin,onlara bakılsın;yanlış bilen insanlara değil.
|
 |
Mustafa Urgancı
16 yıl önce - Çrş 04 Ekm 2006, 16:35
Gericilik
İrtica vardır denildiğine veya irtica yoktur denildiğine göre, ilgililerince ne olduğu bilinmektedir. Hükümetin irtica ile mücadelesi: Yangına, alev silahı ile müdahale gibi birşey oluyor tabii. (Bir karikatürden alıntıdır. Amerika'nın Irak'a müdahalesi için çizilmişti). Atatürk'ün en büyük düşmanlarının kim olduğuna bakın irticayı anlarsınız. Bunu mu tartışmayalım?
|
 |
Elif®
16 yıl önce - Çrş 04 Ekm 2006, 16:38
İrtica soyutluk bir yana insanın gözünü oya oya kendini gösterecek kadar somut ve aynı zamanda sinsi bir düşman...
Ama özel gözlükleri var, takıyorsunuz ve irtica denen şey görülmüyor. Genelde yönetenlerin bir çoğunda olan bu gözlük, temizlenmek üzere ara sıra çıkarıldığında, ülkelerde irtica tartışmaları oluyor...
Bu sinsi düşman, önce en alt tabakalarda bulduğu boşluklardan içeri süzülüyor. Yavaş yavaş yukarı çıkıp en üst kademeyi ele geçiriyor. Yok etmenin tek yolu, laiklikten geçiyor...
Gözlükler çıkarılıp laiklik bütün hatlarıyla uygulanırsa irtica mikrobu da yayılma olanağı bulamaz... 
|
 |
MISTIK
16 yıl önce - Çrş 04 Ekm 2006, 16:45
bizler bu ülkede kimlere güveniyoruz en çok?
tabiki %74 türk silahlı kuvvetlerine.
peki halkın bu kadar çok sevip güvendiği bir kurum yalan söylermi? söylemez.
eğer ordu komutanlarımız irtica var diyorsa doğrudur ve halkın ezici bir çoğunluğu buna kesinlikle inanır.
zaten şu aşamada ülkemizin laik çağdaş insanları bugünden ziyade 15-20 yıl sonra ben bu ülkede aynen bu çağdaş yaşantımı sürdürebilirmiyim diye endişe etmektedir.çünkü halkı bu endişeye sürükleyen açık veya sinsi adımlar vardır,gelişmeler vardır,irticanın tohumları her geçen gün daha da fazla serpilmektedir.
aslında BÜYÜKANIT paşa 500 satırlık konuşmasında 18 satır irticadan söz etti..
diğer bölümlerde işaret ettiği tehlikeler çok daha önemlidir.
mesela TESEV RAPORU.
mesela AB dayatmaları.
mesela türk ordusuna içerden ve dışardan yapılan çirkin saldırılar
YIKILMASI İSTENEN SON KALE TSK'dır.
aklımızı başımıza devşirelim artık.
|
 |
Mehmet Kasım
|
 |
Aytac_yolas
16 yıl önce - Çrş 04 Ekm 2006, 16:46
Şeyh Sait hayali midir?
Çarşamba mahallesindeki radikal tarikatler hayali midir?
Fethullah Gülen hayali midir?
Mememen katliamı hayali midir?
Bunlar ne kadar hayalsa, irtica da o kadar hayalidir.
|
 |
MISTIK
16 yıl önce - Çrş 04 Ekm 2006, 16:52
....menemen olayı, genç cumhuriyet rejiminin 1925 yılındaki şeyh sait isyanından sonra tanık olduğu ikinci önemli irtica olayıdır. hükümet sıkıyönetim ilan eder. general mustafa muğlalı başkanlığında bir harp divanı kurulur. olaya doğrudan veya dolaylı katılan bütün sanıklar menemen'de yargılanır. 18 gün süren yargılama sonucunda karar açıklanır: 40 kişi sorumsuzluğu nedeniyle salıverilir, 27 sanık beraat eder, 41 suçlu çeşitli hapis cezaları alır. 36 kişiye idam cezası verilir.
ancak bazılarının yaşı küçük olduğundan, onların ölüm cezaları ağır hapse çevrilir.
28 sanık, 3 şubat 1931 gecesi menemen'de idam edildi. yobazlardan bazıları, yedeksubay kubilay'ın başının kesildiği yerde asıldı.
bir sanık sehpaya götürülürken kaçtı. iki hafta sonra yakalandı ve ertesi gün idam edildi. olayın hemen ardından menemen'de devrim şehidi iki bekçi ve kubilay adına anıt dikildi. anıtın üzerinde şöyle yazar:
‘‘inandılar, dövüştüler, öldüler. bıraktıkları emanetin bekçisiyiz.’’
atatürk, menemen olayına çok kızdı. söylentiye göre, menemen'in haritadan silinmesini emretti. daha 10 yıl önce yunan işgali altında inleyen bir ilçede yobazların yaptığı ve halktan bazılarının bu yobaz sürüsüne arka çıkması, onu çileden çıkarmıştı. o dönemde ortada kararlı bir devlet vardı. savaştan yeni çıkmıştık, güçsüzdük, olanaklar yetersizdi. ama devletin ve cumhuriyet rejiminin onuru, ilkeleri ve inancı vardı... çünkü ülkeyi mustafa kemal atatürk gibi bir devlet adamı ve onun devrimci kadroları yönetiyordu. nitekim mahkeme derhal kuruldu, yargıladı ve gereken cezaları verdi. şimdi bir düşünün bakalım, aynı durum bugün olsa acaba ne yapılır? bugün menemen irtica olayının 74. yıldönümü. yılanın başı aradan geçen 74 yıla karşın ülke genelinde ezilmedi. unutmayın, yılan pusuda bekliyor. (hürriyetim,23.12.2001)
kaynak:
http://www.organel.com.tr
|
 |
Mehmet Kasım
16 yıl önce - Çrş 04 Ekm 2006, 16:53
Bunlar gerçek
Hemde ustaca kurgulanmış gerçek ler.Hani basında çıkmışı : Yeni tayini çıkan memurlar terör konusunu kavrasın diye kapılarında bir kaç bomba patlattım demişti emekli bir paşa.
İşte bu şeyh sait , ismailağa falan bu tarz olaylar da bu tarz hazırlanmış komplolardır.
Millet konuyu iyi kavrasın benimsesin diye kurgulanmış konspirasyon ( komplo ) dur.
Psiklojik savaş taktikleri yani 
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|