Ana Sayfa  



İsmail K.



Sal 16 Ekm 2007, 19:39   Kazdağları

Kaz Dağları
Kaynak : kazdaglari.org


(+) Şekil - 1


Kaz Dağı yöresi, Çanakkale ve Balıkesir illerinin sınırları içerisinde yer alır (Şekil 1).

Rakım (en alçak-en yüksek)
En alçak yeri Edremit Körfezi kuzey kıyılarında, yaklaşık deniz düzeyinde olmak üzere, Kaz Dağı'nın en yüksek noktası 1774 metredir (Karataş Tepe).

Nerede olduğu / Nasıl gidilebileceği?
Kaz Dağı, Güney Marmara Bölümü'nün batısında Biga Yarımadası'nın güneyinde, Edremit Körfezi'nin kuzey kenarında yer alır (Şekil 2)

Kaz Dağı yöresine, Çanakkale'nin Bayramiç, Yenice ve Ayvacık ilçeleri ile Evciler, Kalkım ve Küçükkuyu beldeleri ve Balıkesir'in Edremit ilçesi ile Güre, Akçay ve Altınoluk beldelerinden ulaşılabilir (Şekil 1).

Genel Coğrafi Özellikleri

Şekil 2: Biga Yarımadası'nın fiziki haritası (Harita Genel Komutanlığı 1:1,000,000 ölçekli Türkiye Fiziki Haritası, 2000)

Kaz Dağı, esas olarak, batıdan Tuzla Çayı ve Kara (ya da Eski) Menderes Çayı, kuzeyden Gönen Çayı tarafından çeşitli düzeylerde aşındırılarak şekillenmiş olan Paleozoyik yaşlı eski bir masiftir (kütledir). Kaz Dağı, batıda Dede Dağı, ortada esas Kaz Dağı, doğuda Eybek Dağı, kuzeydoğuda Gürgen Dağı ve Kocakatran Dağı'ndan oluşan kütlenin adıdır (Soykan, 2001).

Güney Marmara Bölümü ve Ege Bölgesi, günümüzde tektonik açıdan etkin bir K-G gerilme deformasyonunun etkisindedir (Yılmaz, 2001). Bu kıtasal gerilmenin başlıca sonuçları, çok sayıda horst (yükselim) ve grabenin (çöküntünün) oluşumudur. Çöküntü alanları, güneyde yaklaşık D-B, kuzeyde ise DKD-BGB doğrultuludur. Çöküntü alanları, normal ve oblik faylarla sınırlanır ve bu faylar boyunca bölge sismik olarak etkindir. Kaz Dağı yöresi'nde de, fayların doğrultusu genellikle yaklaşık DKD-BGB'dır. Bir çöküntü alanına karşılık gelen Edremit Körfezi'ni kuzeyden sınırlayan Edremit fayı da, DKD-BGB doğrultulu sol yanal atımlı bir faydır (Yılmaz, 2001). Bu yüzden, kabaca DKD-BGB doğrultusunda bir uzanış gösteren Kaz Dağı'nın bu morfo-tektonik durumu (Şekil 2), doğrudan sözü edilen DKD-BGB doğrultulu faylarla denetlenmiş olmalıdır.

Kaz Dağı'nın jeolojisi, KD'ya dalışlı bir antiklinal yapı gösterir (Yılmaz, 2001), Antiklinal yapının tepesi aşındırılmış, güney bölümü ise Edremit fayı ile kesilmiştir. Kaz Dağı kütlesinin çekirdeğinde, Paleozoyik yaşlı ileri düzeyde metamorfik şist, gnays ve amfibolit türü kayaçlar bulunur. Bunların yanı sıra, metamorfizmaya uğramış ofiyolit topluluğu (yeşil kayaçlar, ofiyolit, gabro, vb.) vardır. Bunları, düşük dereceli metamorfizmaya uğramış olan Triyas yaşlı fillat-sleyt türü iyi yapraklanmış, ince taneli kayaçlar sarar. Bu metamorfik kayaç topluluğunu kesen granitik (granit ve granodiyorit) plütonlar, kontak metamorfizmaya neden olmuştur (Yılmaz, 2001). Bu toplulukların üzerini, genel olarak Alt Miyosen döneminde volkanik kayaçlar örtmüştür. Ayrıca, metamorfik temel kayaçların üzerinde, ince kırıntılı kayaçların egemen olduğu, silt, çamurtaşı, şeyl ve kumtaşı ardalanmalı filişimsi çökeller gelişmiştir. Üst Miyosen'de hemen tümüyle karalaşan yörede gelişmiş olan aşınım yüzeyi (Erol, 1992) üzerinde geniş alanlı bir göl oluşmuş ve burada gölsel kireçtaşları çökelmiştir.

Genel Coğrafi Özellikleri
Yörede K-G gerilmesinin yenilenmesi ve gölsel çökellerin akarsularla parçalanması, Alt Pliyosen'den sonradır. Kaz Dağı'nın bugünkü dağ durumuna ulaşması, bu gerilme sonucunda olmuştur. Kaz Dağı, yükselmesini günümüzde de sürdüren bir yükselime karşılık gelir (Yılmaz, 2001). Bu yüzden, Kaz Dağı yöresindeki yeryüzü şekillerinin ve drenaj sisteminin tektonizma denetiminde geliştiği söylenebilir.

Edremit grabeni asimetriktir. Güney kenarındaki topografya, pek çok körfez ve koy oluşturarak çökmüştür. Körfezin kuzey kenarı, Kaz Dağı'nın 1774 m'ye ulaşan çizgisel uzanışlı cephesi ile sınırlanır (Şekil 2). Kesilmiş ve ötelenmiş akarsu yatakları ve fayın uzanışını izleyen drenaj örneği, Edremit fayının önemli bir sol yanal atımının bulunduğunu kanıtlar (Soykan, 2001). Buradaki fayların önünde gelişmiş olan eski ve yeni birikinti konileri ve yelpazeleri, bazı yerlerde dağ eteği ovası görünümü sergiler.
Genel olarak Biga Yarımadası'nda ve Kaz Dağı yöresinin yüksek bölümlerinde Miyosen'den yaşlı jeolojik formasyonlar üzerinde, Alt-Orta Miyosen yaşlı aşınım yüzeyleri; Üst Miyosen yaşlı monoklinal ve az kıvrımlı tortul formasyonlar üzerinde ise, bu gün yörede geniş alanları kaplayan 400-500 yüksekliğindeki platolara karşılık gelen Üst Miyosen aşınım ve dolgu yüzeyleri gelişmiştir (Erol, 1992).

İklimi
Genel olarak, Türkiye'nin batı ve güney bölgelerinde, subtropikal karaların batı bölümlerinde oluşan, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı büyük Akdeniz iklimi egemendir. Thornthwaite nemlilik, Erinç yağış etkinliği ve Çölleşme Sözleşmesi kuraklık indisi gibi çeşitli iklim sınıflandırmalarına göre, Biga Yarımadası'nın Kaz Dağı gibi dağlık yöreler dışında kalan geniş bir bölümünde, yarınemli iklim egemendir (Koç, 2001; Türkeş, 1990, 1999, 2003). Coğrafi olarak Akdeniz ile Karadeniz iklimleri arasında bir geçiş özelliği taşıyan yöre iklimi, geleneksel sınıflandırmaya göre yarınemli Marmara geçiş iklimine girer.
Günümüzde Kaz Dağı'nda ve yakın çevresinde açık bir meteoroloji istasyonu kalmadığı için, bu değerlendirmede zorunlu olarak şu anda kapalı olan üç istasyon (Bayramiç, Çan ve Biga) ile açık olan Edremit istasyonun klimatolojik verilerinden yararlanıldı. Klimatolojik verilerinden yararlanılan istasyonların gözlem kayıt dönemleri şöyledir: Bayramiç (1954-1990), Çan (1948-1990), Biga (1931-1990) ve Edremit (1975-2000). Yıllık ortalama sıcaklık, Kaz Dağı'nın çevresindeki istasyonlardan Bayramiç'te 14.0 °C, Çan'da 13.3 °C, Biga'da 14.1 °C ve Edremit'te 16.3 °C'dir. Tüm bu istasyonlarda, en sıcak ve en soğuk aylar, sırasıyla Temmuz ve Ocak'tır. Yıllık ortalama toplam yağış Bayramiç'te 624.3 mm, Çan'da 713.6 mm, Biga'da 756.6 mm ve Edremit'te 665.6 mm'dir.
Ancak, yörede Akdeniz ikliminin etkisiyle, özellikle kışın bir su fazlalığı, buna karşın yaz mevsiminde önemli bir su açığı yaşanır. Örneğin, aylık olarak değerlendirildiğinde, Yağışın en yüksek ve düşük olduğu aylar, Bayramiç'te Aralık (118.2 mm) ve Ağustos (8.3 mm), Çan'da Ocak (102.3 mm) ayına çok yakın olmakla birlikte, Aralık (106.4 mm) ve Ağustos (10.6 mm), Biga'da Aralık (123.3 mm) ve Ağustos (12.4 mm) ve Akdeniz iklimin daha kuvvetli olarak hissedildiği Edremit'te ise Aralık (125.5 mm) ve Ağustos'tur (3.0 mm). Bu yüzden, yağış rejimi ya da mevsimselliği açısından, yöre yazları kurak, kışları yağışlı Akdeniz yağış rejimi bölgesine girer (Türkeş, 1996, 1998). Yörenin Kaz Dağı ile Çan-Yenice arasındaki bölümü ise, daha nemli bir iklime sahiptir. Bunun nedeni, aynı zamanda yörenin en yüksek noktasını da oluşturan Kaz Dağı'nın burada yer almasıdır. Bu yüzden Kaz Dağı, yörenin yerüstü ve yer altı su kaynaklarını oluşturan, besleyen ve onların sürekliliğini denetleyen en önemli yaşam kaynağıdır. Kaz Dağı, yüksekliği ve bölgeye bereketli yağışları taşıyan hakim hava akımları ile Akdeniz ve orta enlem siklonları açısından uygun bir konumda bulunması nedeniyle (Kutiel vd., 2001; Türkeş, 1998; Türkeş ve Erlat, 2003, 2005), yörenin daha nemli bir iklime, bu nedenle de doğal bitki örtüsü ve tarımsal etkinlikler açısından çevreye göre daha zengin olmasını sağlıyor (Türkeş, 2005). Bugün için Kaz Dağı'nın orta ve yüksek bölümlerindeki iklimi temsil eden herhangi bir meteoroloji istasyonu bulunmamasına karşın, konumu ve yükseltisinin katkısıyla, Kaz Dağı'nın bulunduğu yörede kendine özgü serin/nemli bir mikroklima alanı (serin/nemli dağ iklimi) oluşturduğu çok açık bir gerçektir.

Koruma Statüleri
Milli Park, Tabiatı Koruma Alanı, Tabiat Parkı, Tabiat Anıtı, Özel Çevre Koruma Alanı, RAMSAR Alanı, Sit Alanı, Yaban Hayatı Koruma Sahası, Yaban Hayatı Geliştirme Sahası vs.

Milli Park : Kaz Dağı kütlesinin esas olarak Balıkesir il sınırları içinde kalan güney yüzü, Zeytinli Çayı'ndan Altınoluk beldesinin batısına kadar olan bölümü ile bu bölümün doruklara kadar olan yükseklikleri, 17.04.1993 tarih ve 21555 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 93/4243 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Milli Park kabul edilerek, koruma altına alınmıştır.

Önemli Canlı Türleri
(Endemik, nesli tehlike altında olan (CR-EN-VU), yoğun olan kuş, memeli, çiftyaşamlı, sürüngen, omurgasızlar, kelebekler ve bitki türleri vs.)

Nadir türler

Küresel Ölçekte Tehlike Altındaki Türler (1 takson)
Acer hyrcanum ssp. keckianum

Avrupa Ölçeğinde Tehlike Altındaki Türler (35 takson)
Abies nordmanniana ssp. equi-trojana,Achillea fraasii var. trojana,Alchemilla hirsutiflora,Allium flavum ssp. flavum var. minus,Allium kurtzianum,Armeria trojana,Asperula sintenisii,Astragalus ideae,Bromus spyleus,Carduus nutans ssp. trojanus,Carduus nutans ssp. falcato-incurvus,Centaurea odyssei,Cirsium steirolepii,Crocus gargaricus ssp. gargaricus,Dianthus erinaceus var. alpinus,Erysimum idae,Ferulago idae, Festuca ustulata, Galium trojanum, Hesperis theoprastii ssp. sintenisii, Hieracium idae, Hieracium phaeochristum, Hieracium scamandris, Hypericum kazdaghensis, Jasione idaea, Linum boissieri, Muscari latifolium, Peucedanum arenarium ssp. urbani, Secale cereale var. ancestrale, Sideritis trojana,Silene anatolica,Silene bolanthoides,Silene spylea,Thymus pulvinatus,Verbascum scamandri

ULUSAL ÖLÇEKTE NADİR DİĞER TÜRLER (32 takson)
Aethionema saxatile ssp. oreophilum,Agrostis capillaris var. aristata,Arenaria filicaulis ssp. filicaulis,Aristolochia sempervirens,Catapodium rigidum ssp. rigidum var. majus
Centaurea athoa,Crataegus stevenii,Crocus candidus,Cyclamen hederifolium,Dianthus arpadianus,Doronicum austriacum,
Epipogium aphyllum,Euphrasia salisburgensis,Festuca polita,
Galium asparagifolium,Galium brevifolium,Hesperis balansae ssp. mytilensis,Hieracium labillardieri,Malabila aurea,Malva moschata,Minuartia garckeana,Montia minör,Nectaroscordum siculum ssp. bulgaricum,Paeonia daurica,Paronychia sintenisii,
Rosa sicula,Ruscus aculeatus,Satureja pilosa,Saxifraga sancta,
Sideritis athoa,Teucrium flavum ssp. hellenicum,Thalictrum aquilegifolium.
*Hypericum kazdaghensis Gemici & Leblebici türü Kazdağlarına özgü bir endemik olup tehlike altındaki nadir türler arasında yer almaktadır. Kırmızı kitapta EN kategorisinde bulunmaktadır.
Ayrıca Araştırıcıların yaptığı son çalışmalar ışığında, Kazdağları ile ilgili daha önce Doğal Hayatı Koruma Derneğinin katkılarıyla hazırlanmış olan Önemli Bitki Alanları Kitabındaki Bilgilere ek olarak; 1 yeni takson tespit edilmiştir . Türkiye için yeni kayıt olan subspecies Nepeta L. (Lamiaceae). Bir tür ile ilgili yayın çalışmaları halen devam etmektedir.

Göçmen türler, kışlama, üreme, yoğunlaşma
Koruma altına alınan türlerin yanı sıra, Kazdağı bitkileri arasında halı kilim ve yün boyamada kullanılan ve ekonomik potansiyeli çok yüksek olan türler de yer almaktadır. Örneğin; Rubia tinctorum, Anthemis austriaca, Anthemis cotula, Anthemis pseudocotula, Anthemis cretica subsp. pontica, Anthemis tinctoria var. tinctoria, Quercus cerris, Quercus infectoria, Q. petraea, Q. robur, Juglans regia, Prunus cydonia, Salix alba, Reseda lutea, Vitis vinifrera, Vitex agnus-castus gibi.

Kuzey yörede ve özellikle Ayvacık çevresinde bir çok takson ise çeşitli hastalıkların tedavilerinde ilaç şeklinde ve yiyecek olarak tüketilmektedir.
Örneğin; Achillea nobilis, Alcea pallida, Anchusa undulata, Anethum graveolens, Anthemis cretica, Anthemis tinctoria, Apium graveolens, Asparagus acutifolius, Asphodelus aestivus, Capparis spinosa var. spinosa, Centaurea cyanus, Ceterach officinarum, Chenopodium album ssp. album, Cichorium intybus, Cirsium acarna, Cistus creticus, Conium maculatum, Daucus carota, Daucus guttatus, Dracunculus vulgaris, Elaeagnus angustifolia, Equisetum ramosissimum, Erica manipuliflora, Erodium cicutarium, Eruca sativa, Foeniculum vulgare, Helichrysum orientale, Hypericum perforatum, Juglans regia, Juniperus oxycedrus ssp. oxycedrus, Lavandula stoechas, Lepidium sativum, Laurus nobilis, Malva sylvestris, Melissa officinalis ssp. altissima, Mentha pulegium, Myrtus communis, Myrtus communis, Onopordum illyricum, Origanum majorana, Origanum onites, Origanum vulgare, Osyris alba, Papaver rhoeas, Phlomis fruticosa, Pinus brutia, Polygonum bellardii, Portulaca oleracea, Posidonia aseanica, Quercus cerris var. cerris, Quercus coccifera, Quercus infectoria ssp. boissieri, Raphanus raphanistrum, Reseda lutea, Rhus coriaria, Romulea linaresii, Rosa canina, Rosmarinus officinalis, Rubia tinctorum, Rumex conglomeratus, Rumex patientia, Rumex tuberosus ssp. tuberosus, Salvia fruticosa, Scolymus hispanicus, Sideritis perfoliata, Silybum marianum, Solanum nigrum, Sonchus asper, Sonchus oleraceus, Spartium junceum, Stellaria media, Tamus communis ssp. cretica, Taraxacum officinale, Teucrium chamaedrys, Teucrium polium, Thymbra spicata, Thymus longicaulis ssp. chaubardii, Tilia rubra ssp. caucasica, Torilis arvensis ssp. elongata, Trifolium angustifolium var. angustifolium, Trifolium hybridum, Trifolium purpureum, Urtica dioica, Urtica pilulifera, Urtica urens, Viscum album, Vitex agnus-castus, Vitis vinifera, Ziziphora capitata.
Kazdağı ve civarı Amfibi ve Reptil türleri bakımından oldukça önemli bir alan sayılabilir. Nadir olarak görülen bazı kertenkele türleri, ülkemize özgü yılan türleri bakımından değerli olduğu gibi, sürüngen çeşitliliği bakımından da oldukça zengindir. Kazdağı ve civarında 40 Amfibi ve Reptil türü yaşamaktadır. Bu türlerden Vipera xanthina sadece ülkemiz ve Bazı Ege Denizi adalarında yaşamaktadır ve bu tür Kaz Dağında mevcuttur. Bu tür dışında Kaz Dağı Platyceps collaris gibi nadir görülen yılan türlerine de ev sahipliği yapmaktadır.

Doğal ve Kültürel Kaynak Değerleri
Alandaki ana insan faaliyetleri:
Tarım, turizm, ulaştırma, sanayi, hayvancılık, vs.
Kaz Dağları, doğal ve kültürel kaynak değerleri açısından oldukça zengin bir potansiyele sahiptir. Bu değerler Kaz Dağı kütlesinin tümüne dağılmış durumdadır. Bunlardan Adatepe (Gargaran Tepesi), eski Yunan kültürüne göre tanrılarına kurbanlar sunmak üzere yapılmış bulunan Zeus Sunağı'na ev sahipliği yapar. Tuzla Köyü'nde bulunan 1366 yılında yapılmış olan Hüdavendigar Külliyesi, Çanakkale ve yöresindeki ilk ve orta devir eserlerinden, kitabesi olan ve 600 senedir ayakta olan tek eserdir. Hüdavendigar Camii halen kullanılmaktadır. UNESCO' dan özel ödül almış, türkmen kültürünün iş aletlerinden giysilerine, çadırlarından ev gereçlerine kadar yüzlerce ürünün sergilendiği Tahatakuşlar Etnografya Müzesi emekli öğretmen Alibey Kudar tarafından kurulmuştur. Kazdağları'nda halen geleneksel dokularını hiç bozmadan yaşantılarını devam ettiren Türkmen köylüleri, her sene Ağustos Ayı'nın son 15 günü sarkız tepe'de geleneksel Sarıkız şenliklerinin yöresel kıyafet ve adetlerine uygun olarak yayla yaşantısında çadırlar kurarak, sarıkız Şenlikleri olarak kutlamaktadırlar.
Afrodit'in güzel seçildiği, tarihte bilinen ilk güzellik yarışmasının yapıldığı Ayazma'da halen her yıl Ağustos ayında bu gelenek devam ettirilip Kazdağı Güzeli seçilmektedir.
Kazdağı; Şahindere Kanyonu, Ayazma, Sütüven Göletleri gibi doğal güzellikleri, taş evleri ile dikkat çeken köyleri, orman gözetleme kulelerinin yer aldığı manzara noktaları, şifalı suları, kaplıcaları, Sarıkız Şenlikleri ile dikkat çeken Sarıkız Tepesi gibi daha bir çok doğal ve kültürel zenginliklere sahiptir.

Genel Habitat Tipleri
Ciğer Gölü Turbalığı
* 39º52'37'' N, 26º55'40'' D
* Ciğer Gölü Turbalığı Çanakkale'nin Çan İlçesi sınırları içerisinde Söğütalanı Köyü yakınında yer alır.
* Ciğer Gölü Turbalığı günümüzden yaklaşık 1300 yıl önce bu yöredeki kestane ' meşe ormanının insan eli ile tahribi sonrasında taban suyunun yükselmesine bağlı olarak bir tepenin ayağındaki bir dereye yakın düzlükte oluşmuş sığ bir gölün zaman içerisinde dolmasıyla ortaya çıkmıştır. Derinliği 80-100cm arasında değişen turbalığın çapı 80-100m arasında değişmektedir.
* Ciğer Gölü Turbalığının bulunduğu Kazdağları(İda) Masifi'nin kuzeydoğusu Karadeniz'in dört mevsimi yağışlı okyanus ikliminin etkisine açıktır. Ancak genel olarak bölge kurak ve kısa bir yaz mevsiminin karakterize ettiği subtropikal iklimin mezo-mediteran areası içinde kalmaktadır.
* Ciğer Gölü Turbalığı, turbalık alan ve bunu çevreleyen, ormanlık alan ve dere vejetasyonu (ripisilv) şeklinde üç ana habitat tipine sahiptir.

Şu anda kurumuş olan topojen turbalık alan üzerinde halen astlik indikatörü olarak Sphagnum sp., Rododendron luteum, Osmunda regalis bolca görülmektedir. Asidik anakaya üzerinde oluşmuş kullanılabilir durumdaki besin maddeleri az (oligotrof) ya da orta derecede (mezotrof) olduğu bu tür bir topojen (P<E) turbalıkta mineral elemanlar organik maddedeki moleküler strüktür içinde bağlı bulunduğundan turbanın üzerindeki bitkilerce kullanılamaz. Çünkü düşük pH derecelerinde biyolojik oksidasyonla organik maddenin mineralizasyonu gerçekleşmez ve sonuçta organik madde üretiminin devam etmesi ancak ayrışma olayının olmaması nedeni ile büyük ölçekte biyomas birikimi devam eder. Düşük pH larda ayrıca fosfatlarda çöktüğünden bitkilerin fosfat ve ayrıca azot beslenmesi de zorlaşır.

Genel olarak dağ vejetasyon kuşağı ile submediteran kuşağının geçiş bölgesinde yer alan turbalık karışık bir ibreli-yapraklı ormanla çevrilidir.
Tubalığın hemen yakınındaki derenin varlığı ise yine burada ayrıca özelleşmiş bir dere vejetasyonunun (ripisilv) da oluşmasına olanak vermiştir.
Yaklaşık 10-15 yıl önce gölü besleyen su kaynağının başka amaçla kullanılmış olması nedeni ile kurumuş olduğu anlaşılan topojen turbalık üzerinde halen yüksek nemliliğe ve zayıf asitliğe bağlı olarak özelleşmiş (=azonal) bir ekosistem oluşmuştur. Turbalık üzerinde şu an 10-15 yaşında genç bir orman oluşmuştur. Önem sırasına göre belli başlı türler şunlardır: Alnus glutinosa (kızılağaç), Sorbus umbellata var. paniculata (üvez), Rhododendron luteum (sarı çiçekli ormangülü), Rubus cesius (böğürtlen), Rosa sp. (gül), Osmunda regalis, Pteridium aquilinum, Dryopteris pallida, Athyrium filix-foemina. Bu türlerden Rhododendron luteum ve Osmunda regalis nadir sayılabilecek türlerdendir.
Turbalığı çevreleyen ibreli-yapraklı karışık ormanın asli ağaç türleri ise önem sırasına göre şunlardır: Pinus nigra subsp. pallasiana (karaçam), Castanea cativa (kestane), Quercus petraea (sapsız meşe), Quercus frainetto (Macar meşesi) ve az miktarda Abies nordmanniana subsp. equi-trojani (Kazdağı göknarı).
Dere vejetasyonu (ripisilv) içerisinde ise Alnus glutinosa (kızılağaç), Carpinus betulus (gürgen) ve az miktarda Corylus sp. (fındık) bulunur.
Kazdağı'nın kuzey yamaçları jeolojik, jeomorfolojik, arkeolojik, mitolojik, kültürel, faunustik ve floristik açıdan güney yamaçlarında yer alan Kazdağı Milli Parkı bütünlüğü içinde yer almasına karşın aynı koruma duyarlılığı içinde değerlendirilmemiş ve Milli Park sınırları dışında kalmıştır.
Milli Park sınırları içindeki iyi nitelikli koru orman varlığının yanı sıra kuzey yamaçlardaki orman varlığı daha sık ve zengin bir yapı göstermektedir. Yapraklarını döken ve dökmeyen ağaçlardan oluşan orman vejetasyonunun en dikkat çekici türü ise adını dağdan alan Kazdağı Göknarı ( Abies equi-trojani)' dır.Bunun yanında kayın ( Fagus orientalis ) ' göknar karışık ormanları da oldukça önemli ekosistem alanlarını oluşturmaktadır ve bu ormanlarda yine kuzey yamaçlarda yayılım gösterebilmektedir.

Ana Tehditler
Habitata Yönelik
Yol açılması, tesis inşası, sulak alan kurutma, doldurma, sazlık kesimi, ikinci konut yapılaşması, yasadışı ağaç kesimi vs.

Türlere Yönelik
Yasadışı avcılık, zehirleme, yabancı tür yerleştirme vs.

Kazdağları'nı etkileyen rüzgarlar araştırıldığında, Doğu Avrupa ve Marmara Bölgesindeki sanayi atıkları ile oluşan hava kirleticileri ile ciddi risk altındadır. Yörenin çevresindeki fabrika atıkları sonucu Asit yağmurlarının Kazdağları'na etkileri bölgede gözlenmektedir.


 mesajı beğendiniz mi?
ekin el



Cum 19 Ekm 2007, 02:02  

Kazdağından Altınoluk ve Edremit Körfezi,


(+)


Kazdağı en yüksek tepe,


(+)


Kazdağında safari


(+)


Kazdağında pınarda bulunan doğal açık hava "buzdolabı"


(+)


 mesajı beğendiniz mi?
can salmanoğlu



Sal 23 Ekm 2007, 13:23  

Benim bildiğim kadarıyla Kaz Dağı sadece Güney Marmara'da bulunmuyor. Bu dağ Ege Bölgesi ile Marmara Bölgesi arasında sınır. Güney yamaçlar Ege Bölgesi'ne dahildir. Güneydeki Akçay, Altınoluk, Burhaniye gibi yerler ve aşağıları Ege Bölgesi'dir. Zaten yanlışı yapan siz değilsiniz. Aldığınız site. Bu arada herkese günaydın.

 mesajı beğendiniz mi?
Eylül_k



Sal 23 Ekm 2007, 13:40  

Bu yaz Altınoluk'taydım ve Kaz dağları dahil bir çok yeri gezme imkanım oldu,yıllar önce gitmiştim ve bu gittiğimde hayalkırıklığına uğradım minik bir belde nasıl şehirleşmiş ve bozulmuş gördüm ve bazı değerlerin nasıl yok olduğunuda gördüm çok üzüldüm.Neyse ki kaz dağlarının kekik kokusu hala var...Yetkililerden biraz daha özen ve dikkat istiyorum...

 mesajı beğendiniz mi?
sefikaincel




Çrş 07 Ksm 2007, 21:46   Kaz dağlarında bir cennet: Hasanboğuldu gölü



(+)





(+)





(+)



 mesajı beğendiniz mi?: +3
Mesajları seç: