1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 4  |
 |
Mehmet Kasım
16 yıl önce - Cum 15 Eyl 2006, 10:18
Son 50 yılda ülkemde güzel şeyler tabi ki oldu.Köprüler , barajlar , yollar.Her yere elektrik ve telefon şebekeleri gitti.
|
 |
erolaysal
16 yıl önce - Cum 15 Eyl 2006, 10:40
Enis Berberoğlu'nun Yazısını Tahlil Ve Mahmut Ustaosmaoğlu'nun Mesajı
Bir arkadaşımız Enis Berberoğlu'nun yazısını referans olarak göstermiş. bu yazıyı bir tahlil edelim dedim(alıntılar Enis Berberoğlu'nun yazısına aittir):
| Alıntı: |
İsmailağa Cemaati'nin lideri yaşlıdır, hastadır. Dolayısıyla ortada bir "hilafet" yarışı vardır. Mesele sadece veliaht olarak algılanan ismin tasfiyesinden ibaret değildir.
Cinayet potansiyel adaylardan birisine yıkılırsa rakiplerin önü açılır. |
Enis Bey şunu unutuyor hayat sadece çıkar meselesi değil, bazıları hayatlarını dinine adamıştır ve dinine adayanlar için de çıkar mücadelesi olamaz; varsa o kişi de problem var demektir.
bunu tabii ki materyalist bir felsefe yaklaşımıyla açıklayamazsınız. hayat sadece maddeden ibaret değildir.
Gelelim yukarıdaki cümlelere:
İsmailağa Cemaati'nin Lideri yaşlıdır ve sonunda bir varis bırakacaktır veya bir varis yolunu devam ettirecektir.
Şu çok iyi bilinmelidir ki:
bir oluşumu bitirmek istiyorsanız sadece liderini bitirmek yetmez, önemli olan ondan sonra gelecek olan kişinin bu durumu sürdüremeyecek güçte ve kredide olmasıdır. Mevcut Cemaat Lideri'nden sonra yerine geçmesi muhtemel kişinin infazı bu oluşumu bitirmenin yoludur. bu işi cemaatin içinden birinin yapması mümkün değildir, yapanların kasdı ise açıktır:
1- müstakbel cemaat liderini katledip oluşumu bitirmek,
2- asıl gaye ise budur: bu katliamla irtica yaygarası çıkarıp tüm dindarlara saldırmaktır. ki bu işe başladılar.
| Alıntı: |
İsmailağa Cemaati, Trabzonlu, Rizeli yani çoğunlukla Karadeniz kökenlidir. Ancak cemaatin İslami çevrelerdeki ünü, rakip cemaatleri kıskandıracak hal almıştır. Gerçi İsmailağa'dan bir cemaat önderinin "Yol birden fazladır, herkesin yolu ayrıdır" sözü anlamlıdır, ama bu ifade bile rekabetin izini taşır. Bu arada, katilin Menzil'den geldiğini hatırlamakta yarar vardır.
(Bu son noktayı fazla abartılı ve uçuk bulanlar için hatırlatalım ki; Menzil şeyhi Muhammet Raşit Erol 1991 yılı Ramazan Bayramı'nda bayramlaşırken zehirli böcek ilacı dolu bir şırıngayla suikasta uğradı. Hayatı kurtuldu ama elindeki yaralar iyileşmedi. Şeyh Erol 1993 yılında öldü.)
|
bu kısımda provakasyonun alası görülmekte bütün cemaat ve tarikatlar birbirine düşürülecek ve kendi kendileriyle uğraşırken hepsi tek yutumluk lokma gibi yutulacak.
Cemaat lideri'nin: "Yol birden fazladır, herkesin yolu ayrıdır"
sözünü rekabete yoruvermiş yazarımız. Cemaat Liderişunu demiyor dikkat edin:
Tek doğru yol benim yolumdur, bu yoldan başkası yalandır. Yani biz bu yolu tutmuş ve bu yolla Allah'a ulaşacağımıza inanıyoruz; ama bunun yanında diğer yollar da Allah'a ulaşır,
herkesin tuttuğu yol da birbirinden farklı metodlar ve güzelliklerle doludur.
Katil hakkında bakalım daha ne iddaalar olacak, menzilden geldi denmiş. iki cemaati birbirine düşürme adına provakatör bir yazı.
menzil Şeyhi'ni de öldürmekisteyenler güya İsmailağa Cemaati. aralarını açmak için iyi provokasyon.
| Alıntı: |
Mesela, 28 Şubat'ın ünlü kıldığı Ali Kalkancı tarikatını hatırladınız mı?
a) Kimilerine göre Kalkancı (ve Fadime Şahin) skandalı İsmailağa Cemaati'ndeki iç çekişmeyle patlak verdi.
b) Diğerleri Mahmut Ustaosmanoğlu'nun damadı Hızır Ali Muratoğlu'nun sekiz yıl önce ve yine İsmailağa'da öldürülmesini Kalkancı olayına misillemeye bağlayacak kadar ileri gitti.
Tüm bu soruları telefonla ulaştığımız Ali Kalkancı'ya yöneltmeyi denedik.
Ama Kalkancı ne güncel, ne de eski günlere ilişkin soruları yanıtlamak istedi. Sadece,
"Bir insanın bir haftada nasıl canavar haline getirildiğini gördünüz" demekle yetindi.
Haklı, çok ilginç bir süreçti!
|
bu başlığın başından beri kalkancı ve müslüm gündüz olayının hakikatini dile getiriyorum, bu yazar da bunu bal gibi biliyor, fakat provakasyon yapacak ya!
....................................................
haber
Ustaosmanoğlu, 3 Eylül 2006 tarihinde meydana gelen menfur cinayetin ardından özellikle medya merkezli gelişen olaylardan sonra kamuoyuna açıklama yapma ihtiyacı duyduğunu belirtti. Ustaosmanoğlu, açıklamasında, “İsmailağa Camii'nde halka vaaz verirken saldırıya maruz kalan merhum Bayram Ali Öztürk hocanın vefatı fevkalade üzüntü verici bir hadisedir. Memleketimizin ilim ve irfan hazinesinden büyük kayıptır.” dedi. Saldırının camide planlanıp yapılmasının da dikkat çekici olduğunu dile getiren Ustaosmanoğlu, olayın özünün mukaddes bir mabette bir hocanın görevi esnasında katledilmesi olduğunu; ancak daha sonra yaşanan gelişmelerin ve yapılan yayınların cami ve cemaatine zarar verdiğini kaydetti. “Memleketimizin huzur ve sükununu rahatsız edecek mecralara sürüklenmek istendiğini üzüntüyle izliyoruz.” ifadelerini kullanan Mahmut Ustaosmanoğlu, “Yarım asra varan diyanet hizmeti süremde herhangi bir kanun dışılığa fırsat vermediğimiz gibi alet de olmamışızdır. Bu mevzudaki hassasiyetimiz ve dikkatimiz bundan böyle de aynen devam edecektir. Bunun aksine olan iddialar yakıştırma, iftira ve kötü niyetliliktir.” diye konuştu. Birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyulan bir dönemde olunduğunu, ülkeyi fitne ve fesada sürüklemek isteyen kişilere fırsat verilmemesi gerektiğini vurgulayan Ustaosmanoğlu, müminlerin basiretinin, aralarına nifak sokmak isteyenlerin önünde en büyük engel olduğunu ifade etti. Ustaosmanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Cami cemaati ve hakkımızdaki asılsız ve haksız itham ve iftiralarda bulunanları bundan vazgeçmeye davet ediyorum. İnsaf, vicdan ve adalet bunu iktiza eder.”
En son erolaysal tarafından Cum 15 Eyl 2006, 10:51 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Mehmet Kasım
16 yıl önce - Cum 15 Eyl 2006, 10:50
Kardeşlik
Türkiye'de ve dünya çapında faaliyet gösteren cemaat ve dini müesseselerin hepsi kardeştir.
Ve samimi dindarların tek bir derdi vardır :
Evladına devletin veremediği dini eğitimi , ahlakı , vatan sevgisini , bayrak sevgisini , Peygamber ve ecdad sevgisini ve en önemlisi ALLAH KORKUSU'nu vermeye çalışmaktır.
Her kurumda olduğu gibi bu kurumlarında içinde çürük elmalar vardır.
Ama ilginçtir içlerinden banka hortumlayan çıkmaz.Devlete silah sıkan da çıkmaz.
Türkiye'ye sonuna kadar bağlıdırlar.
Devlet yurddışında faaliyet gösterebilmek için yurddışındaki müesseselerden destek alıyor efendilerrr.
Bu bir lobidir
GÜCÜMÜZÜN FARKINA VARALIM.
Misak-ı Milli bize dar gelir
Embesilusların Sarptan öteye geçecek kapasiteleri yoktur.
Aşağıladıları toplulukların DÜNYA ÇAPINDA organizasyonları vardı.
ÇAP BU
Sizde gösterin çapınızı.
|
 |
ZERRİNCE
16 yıl önce - Cum 15 Eyl 2006, 12:06
şu imamı öldürülen ismailağa tarikatı ile ilgili olarak eğer açık-net bir fikir edinmek istiyorsanız bu tarikatın başucu kitabı olan EL-İBRİZ'i alıp bi okuyun derim..
korkunç şeylere tanık olacaksınız.aşağıdaki linkten de o kitapla ilgili bölümler var;bu da size bir fikir verebilir:(sayfanın alt kısımları)
http://72.14.221.104/search?q=cache:FHl-87f-lr8J: ...lr=lang_tr
|
 |
Mehmet Kasım
16 yıl önce - Cum 15 Eyl 2006, 12:50
Şüpheli kaynak
Güvenilir bir kaynak değil gibi duruyor.Ama bakın geçen gün cemaat içinden bir itiraf geldi :
Fener Rum Patrikhanesinin bölgede genişlemesini frenleme amacıyla devlet tarafından
" tampon bölge " olarak oluşturulmasına göz yumulan bir topluluk diyor.
Yani herşey devletin bilgisi dahilinde.
Kritik zamanlarda da kullanmak ve öne sürmek için elde sigorta gibi tutmaya çalışıyorlar.İçride de güdümlü İBDA-C var gibi gösteriliyor.Oyun içinde oyun.
Şimdi de böyle bir komplo var işin içinde.
Halk laik-anti laik diye bölünmeye çalışılıyor.
Bizibirbirimize düşürdükten sonra kaynaklarımızı sömürmeleri daha kolay olacak.
ARTIK YUTMUYORUZ TABİ
karnımız tok.
|
 |
ZERRİNCE
16 yıl önce - Cum 15 Eyl 2006, 13:21
dün gece 23.45 te FLASH TV. de bu EL- İBRİZ KİTABI anlatılıyordu..daha korkunç şeyler yazılı bu kitapta ama ben yazmıyacağım,merak eden alıp okur.
|
 |
Mehmet Kasım
|
 |
fatih kocaoglu
16 yıl önce - Cum 15 Eyl 2006, 16:19
Aslanalp tarafından bir önceki sayfada Yalan ve Sahtekarca yazılmış olan,Kopyala Yapıştır olarak sitemizde yayınlanmış haberi derhal silin lütfen
Yukarıdaki, Bilgileri İspat edemeyen İstiklal Harbinde Mücadele eden Atatürk'ten Madalya dahi alan Said-i Nursi'ye Karşı Saygısızlık ve Ülkemizin bağımısızlığı için mücadele veren gazilerimize şehitlerimize karşı şereften mahrum olarak ihanet etmiştir.
Beyler İsyan eden elimizden Kerkük ve Musul'un gitmesine sebep olan Şeyh Sait ile Bediüzzaman Said Nursiyi karıştırmayın lütfen.
En son fatih kocaoglu tarafından Cum 15 Eyl 2006, 16:30 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
erolaysal
16 yıl önce - Cum 15 Eyl 2006, 16:22
| Alıntı: |
| dün gece 23.45 te FLASH TV. de bu EL- İBRİZ KİTABI anlatılıyordu..daha korkunç şeyler yazılı bu kitapta ama ben yazmıyacağım,merak eden alıp okur. |
o demiş olduğunuz kanal açık bir provokasyon yapıyor, El-İbriz kitabını kendinizin okumadığı belli. Kulaktan duyma bir kaç bilgiyle ulu-orta yazmışsınız. merak eden okur demişsiniz. koskocaman kitap'tan kimbilir ne kadarcık yerleri cımbızlayıp abarta abarta anlattılar.
bu kitap'ta kanuna, nizama aykırı bir şey var mı?
yoksa akıllarının alamadığı bazı şeyleri iğrenç diye mi yutturdular.
bırakın kulaktan dolma medya sansaayonlarını gerçekleri görün artık.
KURTLAR VADİSİ'nde Baron'un ölümünü hatırlayın. birileri düğmeye bastı ve adam öldürüldü. şimdi de birileri düğmeye basıyor ve medya dünyası seferber oluyor.
olay bu kadar basit. ama maalesef bunlara prim verecekler olduğu sürece hala
(ne olacak bu ülkenin hali? )
deyip duracağız.
biz prim verdiğimiz sürece başımıza daha çok çorap örülür.
|
 |
oaltay
16 yıl önce - Cum 15 Eyl 2006, 17:15
Komplo
Dincilerin dillerinin aytında geveleyip durup da bir türlü çıkaramadıkları bakla nedir acaba?
Dünkü gazetelerdeki bir haber bu soruya iyi bir yanıt verebilir. Bir İBDA-C'ci, öldürülen imam Bayram Ali Öztürk’ün mezarını ziyaret etmiş ve grup adına açıklama yapan biri, Öztürk'ü öldürtenin "İsrail uşağı, Yahudi Yaşar Büyükanıt" olduğunu söylemiş ve birkaç da tehdit savurmuş. Pek tabi ki, beklendiği üzere daha sonra da ellerini kollarını sallayarak dağılmışlar.
Açıkça ifade edilemese de kaş göz işaretlerinin hedeflediği nokta belli: Üst komuta kademesi başta olmak üzere TSK! Benim gibi komplo teorilerine pek meraklı olmayanları bile olaylar arasındaki tuhaf benzerlikler ve bazı tesadüfler şaşırtmaz mı?
Şu Diyarbakır'da patlayan son bomba olayını ele alalım. Çoğu yazar olayın DTP'nin PKK'ya yaptığı silah bırakma çağrısının hemen arkasına denk gelmesine dikkat çekiyor. Ama dikkatlerden uzak tutulmak istenen asıl gerçek farklı: Bir "APO'yu Sevenler Derneği" olmaktan öte vasıf bulunmayan, ve yöneticileri APO'nun gayri resmi sözcülüğünden öte bir görev yapmamış bir parti, adeta kendi kendine nasıl silah bırakma çağrısında bulunabilirdi ki??? (Bakınız)
Buradan hareketle daha geniş bir tablo çizelim. Hükümet, tüm kamuoyunun ve kurumların muhalefetine rağmen Lübnan'a asker gönderilmesi kararını Meclis'ten çıkartarak "kazananı olmayan savaşın mağlubu" İsrail'i rahatlatma planının ortağı oldu. Önce itiraz sesi yükseltmeyen Yaşar Büyükanıt paşa daha sonra sorulan sorulara "Biz gitmiyoruz, gönderiliyoruz." sözleriyle açık tavrını ortaya koydu. Dahası Afganistan batağına hergün daha fazla gömülen ABD'nin ek asker ve sıcak bölgelerde çatışmaya girilmesi taleplerine de "Türkiye'den tek bir asker gidemez!" şeklinde açıkça karşı koydu.
Şimdi bazıları çıkmış "küreselleşme"nin harikulade faydalarından dem vurarak ve Türkiye'deki bazı gelişmeleri bunların paralelinde değerlendirerek sevinç çığlıkları atmakta. Halbuki Batı'nın müslüman askerini, Türk askerini paralı askeri yapma planları yeni değil, bu oyunlar I. Dünya Savaşında'da, II. Dünya Savaşı'nda da, hep oynanagelmişti. Ama bize tarih öğretilmedi ki...
Bu kaş-göz işareti yapanlar Çarşamba'daki cinayeti şıp diye çözdüler. Halbuki olayı asıl soruşturması gereken İstanbul Emniyet'i ve Savcılık'ı her ne hikmetse o semte uğramaya pek niyetli değiller. Oysa bu kaş-gözcülerin bildikleri bir şey varsa bunu önce gidip savcılara, emniyet yetkililerine anlatmaları gerekir değil mi? Öyle ama bulanık suda balık avlamak, sanal ortamlarda dezenformasyon yapıp insanların kafasını bulandırmak daha cazip.
Daha önceki yazılarımdan birinde Enis Berberoğlu'nun bu cinayetlerin çözülemeyeceği, çözülmesinin istenmeyeceğine dair sözlerinden alıntı yapmıştım. Şimdi belki neden bu sözlere katıldığımı biraz olsun anlatabilmişimdir.
Komploysa komplo, teoriyse teori. Bir tane de ben attım işte ortaya. Atmaktan kim ölmüş?
En son oaltay tarafından Cum 15 Eyl 2006, 17:58 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
|
 |
sayfa 4  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|