1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Mine Beyaz
16 yıl önce - Pts 11 Eyl 2006, 06:40
Türkiye'den dönme hissini hic yaşadınız mı?
Türkiye’den dönme hissini hic yaşadınız mı? Yaşadınızsa paylaşmak ister misiniz?
Yavaş yavaş sonbahar geliyor. Yaz tatilleri sona ermekte. Okulların açılması veya açılmasının yaklaşması dolayısıyla dış ülkelerde yaşayanlar yavaş yavaş Türkiye’deki tatillerden geri dönmeye başladılar. Biraz buruk, biraz yenilenmiş olarak.
Hiç o dönme hissini yaşadınız mi bilmem. Dönmek icin uçağa bindiginizde içinizde hafif bir burukluk olsa da çok fazla bir hüzüne kapılmazsınız, çünkü yakınlarınızla yaşadığınız güzel günlerle dolu doludur taptaze anılarınız. Hatta yüzünüzde belirli belirsiz bir gülümseme vardır. Türkiye’de kaldığınız günler bir film şeridi gibi gözünüzün önünden geçer, filmi tekrar tekrar geri çekerek yüzlerce kez izlersiniz. Uçakta, döndüğünüzde yaşadığınız ülkedeki arkadaşlara anlatmak üzere gezdiğiniz, gördüğünüz yerlerin listesini yaparsınız kafanızda. Cektiğiniz resimleri bastırdıysanız resimler çantadan defalarca çıkar, bakılır, çantaya geri koyulur, bu hareket de o uzun uçuşlar sırasında defalarca tekrarlanır.
Döndüğünüzde hemen arkadaşlarınızla buluşursunuz. Yüzünüz bir başka parlıyordur. Herkes size ‘bir başka’ göründüğünüzü söyler, sonra hep bir ağızdan ‘tabii, Türkiye’den yeni geri geldi, havası degişmiş’ derler. Anılar paylaşılır, Türkiye’de yeni çıkmış cd’ler ve bir takım mavi boncuklar arkadaşlara hediye olarak dağıtılır. Sonunda aralarından gerçekçi bir çıkıp ‘bir buçuk ay sonra söner balonu’ der.
Evet, dediği doğrudur. Türkiye’de depolanan pozitif enerji döneni bir ile bir buçuk ay kadar idare etmektedir. Sonra birden tekrar özlem vurmaya başlar. Bir dahaki seneye kadar boş bir depoyla dolaşılır. Bir dahaki tatilin planları hemen yapılmasa da dönenler yılbaşı sıralarında başlar yine o günü beklemeye. Planlar yapılır, ucuz bilet konusu konuşmalarda üst sıralara oturur, yılın yarısından çoğu tekrar o günü beklemekle geçer.
Tüm Türkiye’den dönenlere daha nice Türkiye’ye dönme dileklerime
|
 |
Fatih Ozbatur
16 yıl önce - Pts 11 Eyl 2006, 07:07
22 yildir yasadigim Isviçre'nin en çok Turkiye'ye dönüşünü seviyorum desem. Hislerine hemen ortak olurum sanirim Mine Hanim.
Tabii benimkisi bir baska boyutta. Ben okumak icin degil, is guc icin buradayim. Siz yine de benden sansli sayilirsiniz. Biz de ailece donusumuzde cektigimiz fotograflara, kaydettigimiz video görüntülerine, asil önemlisi belleklerimize büyük titizlikle yerleştirdiğimiz Turkiye'ye dair her anıya sıkı sıkı sarılırız.
Biz de sizin gibi, eşe-dosta aldiğimiz mavi boncukları dağıtır hemen akabinde kurduğumuz, rakı masalarında ayağimizin tuzuyla Türkiye sevdamızı doya doya paylasırız.
Benim iki kişiliğim var, biri Isviçre'deki bir diğeri ait olduğum yerdeki. Bunlar özde bir ancak sözde farklı kisiler.
Sayılı olan hersey tükenir, bilirsiniz. Bilirsiniz de burada geçirdiğiniz günler pek tükenir gibi gelmez bana. Ancak her tercih bir vazgeçiştir aslinda. Buralara zorla gelmedik. Bu bilinçle sabrediyoruz.
Aynen sarkida dediği gibi.
Sabret gönül bir gün olur bu hasret biter.
Cekilen acılar canim gün olur geçer.
Turkiye'ye dönüşünüzün yakın düşmesi dileğiyle.
Kendinize iyi bakın.
Fatih Ozbatur.
|
 |
Mine Beyaz
16 yıl önce - Pzr 15 Tem 2007, 17:17
Geçen yıl böyle bir başlık açmışım...Dün Türkiye'den döndükten sonra bir kez daha yaşadım bu hisleri, hem de belki biraz daha buruk olarak. Zor insanın memleketinden ayrı kalması. Yaşamayanın bu hissi anlayabilmesi çok güç.
Türkiye'deyken insan hep orada kalacakmış gibi geliyor, taa ki o uçak havalanana kadar. Sonra görüntüde binalar küçülürken ufak ufak hüzün çöküveriyor insanın üzerine. Geçmişte kağıt üzerinde bakılan fotoğraflar bu kez diz üstü bilgisayardan bakılıyor teker teker. Geride kalanlar geçiyor insanın aklından birer birer. Gittiğiniz her yerin o güzelim görüntülerini aklınıza kazıyorsunuz yolculuk boyunca. Bir nevi depolama yapıyorsunuz idare etsin sizi bir yıl daha diye. Etrafınızda herkesin aynı dili konuştuğu, aynı bayrağı görünce heyecan duyduğu, politakasından futboluna aynı tür heyecanları yaşadığı, espri anlayışlarının benzer olduğu bir ortamdan konuştukları dili iyi bilseniz de aynı telden çalmadığınız bir sürü insana geri dönmek zor geliyor birden bire.
Yine Türkçe cd'leriniz yanınızda, mavi boncukları çantanıza doldurmuş dönüyorsunuz el diyarlarına. Coğu zaman insanın gözüne huysuz, ters gelen Pasapost kontrolündeki görevlinin gülümseyerek 'hoşgeldiniz geri' şeklindeki sözleri bile sevimli gelmiyor insana o an.
Içinizde dışarıda yaşayanlara karşı bir 'gıpta' varsa tekrar düşünün derim. Yok insanın kendi memleketi gibisi!
|
 |
Mehmet F.
16 yıl önce - Pzr 15 Tem 2007, 17:58
Aynı duyguyu yaşamış olmasam da benzeri bir duyguyu yaşadım...
Yeni alınmış elbiselerle bayramlık sevinçlerini yaşayan çocuklar kadar sabırsızdık ama bayramların, çocuksu mutluluklarda kaldığını anımsayamadık...
Eşyalar toplanmaya başlanır, insanın içinde hafif bir burukluk vardır, mumun alevi sönmüştür, masal bitmiştir... Hiç inansı gelmez insanın ayrılıp kopup gidebileceğine, sonra yavaşça yola çıkılır. Ayaklar geri geri gider ama yine de ulaştırır sizi götürecek araca. Ne o araç kalksın istersiniz, ne de oradan ayrılmak istersiniz.
Ama yapacak birşey yoktur, yaşadıklarınız ile birlikte başlarsınız yolculuğa, neleri sığdırdınız o zaman dilimi boyunca hayatınıza. Hepsi birer fotoğraf karesi gibi, yüzünüze bir gülümseme ve kalbinize bir ağılrık vererek gelir gözlerinizin önüne birer birer. Sevinçlerde yarımdı hüzünlerde...
Bu kez ya sizi buruk bir hüzne boğan o fotoğraflar bitmesin istersiniz ya da yol bitmesin. Ama mecburen o yol bitince fotoğraflar da bitecektir... Zaman gelecek günlük monoton koşuşturmacanız arasında, kim bilir belki içtiğiniz bir çayda, yediğiniz bir yemekte, yada serinlemek için aldığınız bir meşrubatta, yahut bir fotoğrafta, portrede, resimde, gördüğünüz bir yerde, baktığınız bir kişinin yüzünde gördüğünüz, hissettiğiniz, tadını aldığınız ufacık birşeyde hatırlarsınız... Birer birer canlanır gözlerinizin içinde ve siz buna alışırsınız. Alışmak zorundasınızdır, başka seçenek sunulmamıştır çünkü.
Ama kim bilir bir gün, yeniden...
|
 |
35CEM35
16 yıl önce - Pzr 15 Tem 2007, 18:00
| Alıntı: |
| Içinizde dışarıda yaşayanlara karşı bir 'gıpta' varsa tekrar düşünün derim. Yok insanın kendi memleketi gibisi! |
Lütfen kişisel algılamayın ama, böyle düşünenlerin samimiyetine hiçbir zaman inanmadım.
Eğer burayı anlattığınız derecede seviyor ve bağlı olmuş olsaydınız, bugüne kadar kazandıklarınızı yeterli görüp kesin dönüş yapmanız gerekirdi.
Şimdi tam mevsimi, sokaklar "almancı" mersedesleri ile dolu.
Üstelik herbiri ülkemizde yaşayanların çok zor sahip olduğu hatta nüfusun büyük bir bölümünün rüyasında bile göremeyeceği modeller.
Bizim orada kırmızı bir corvette var, dükkanın tam karşısındada rüyalarda görülen mersedeslerden...
Eğer oralara gitmeseydiler bu arabaları anca need for speed oyununda oynarlardı bizim gibi.
Pek çok gurbetçinin apartmanları, villaları, dükkanları var ülkemizde.
ALLAH GANİ GANİ VERSİN
Sakın buradakiler olarak gözümüz var zannedilmesin.
Sabahın 5'inde başlayan iş telaşı ile emeklerinizi vererek kazandığınızı hepimiz biliyoruz.
Ama birde şunu düşünün;
Aynı emeğin misli misli fazlasını harcasanız dahi, burada o servete ulaşmanız mümkün değil.
Asgari ücretin 200kusur euro olduğu bir yer burası, sizde biliyorsunuz.
Almanya'da emekliler maaşları ile ülkemizin en gözde yerlerinde tatil yapabiliyorken, bizim emeklimiz daha yazdan taksitle kömürü ucuza alma derdinde.
Ülkeden ayrılmak zorsa ve kopamıyorsanız, (asla inanmam) bugüne kadar elde ettikleriniz nasıl olsa bize yeter diyip kesin dönüş yapabiliyormusunuz?
HAYIR!
Çünkü geleceğiniz için, evlatlarınız için bunu yapamıyorsunuz. Mantıklı olanıda bu zaten.
Kendi yaşam standardınızın düşmemesi, ve sizden sonra gelecek neslinizin iyi yaşayabilmesi için orada kalmaya devam ediyorsunuz.
Siz diyorsunuzki,
Her sene değiştirdiğimiz lüx arabalara,
En iyi sağlık koşullarımıza,
En güvenilir yediğimiz içtiğimiz gıdalara,
Emeğimizin hakkını fazlası ile aldığımıza,
Sosyal hayatımızın zenginliğine,
Çocuklarımızın geleceğini garanti altına aldığımıza,
Ve burada sayabileceğim pek çok sizin için "sıradan" olan yaşantınınıza kimseler gıpta etmesin
Sevgili gurbetçi hemşehrim,
Sizin yaşadıklarınızda gözü olanın gözü çıksın...
Ama sizlerin ülkemizde yaşayan halka göre sahip olduğunuz şartları görmemenize bir isim bulamıyorum.
O kadar alışmışsınızki, elinizdeki imkanların farkında bile değilsiniz artık.
Türkiye'ye Fransa'dan gelen kuzenlerim 2 hafta kadar Çeşme - Kuşadası geziyor,
Kalan zamanda akraba ziyareti ve düğünleri gezmekle geçirip gidiyor.
Kalsana 3 sene bakayım nasıl arkana bile bakmadan kaçacaksın oradaki yaşantına.
Gıpta ediyoruz, bizde keşke bu kadar emeğimize karşı sizler gibi yaşayabilseydik diye...
Siz bu memlekette 365 gün x 24 saat yaşamaya gıpta etmiyosunuz.
Etseydiniz bu yaz geri dönmez kalırdınız.
Lütfen şu ayrıntıyı unutmayın;burada insanlar bir ev almak için ömrünü harcıyor.
Siz biraz tasarruf yaparak apartman alıyorsunuz...
Sizlerin en basit işte çalışanınızın bindiği arabaya, burada şirket sahipleri, mütahitler vs. binebiliyor.
|
 |
Mehmet F.
16 yıl önce - Pzr 15 Tem 2007, 18:03
Bazen herşeyi maddi düşünmemek gerekiyor Cem Bey
Hani derler ya "Bülbülü altın kafese koymuşlar, ah vatanım" demiş...
|
 |
35CEM35
16 yıl önce - Pzr 15 Tem 2007, 18:20
Bazen?
Ne kadar bazen?
İnsan maddi sorun yaşamadığı sürece dertleri büyük oranda hafifler. (biter demiyorum)
Hangi baba evladını özel okullara göderip iyi bir eğitim almasını istemez?
Kirada bir çivi bile çakamadığı evde değilde, kendi evinde oturmak,
Hastalık olduğu zaman "adam gibi" tadavi edecek hastanelerden faydalanmak,
Çocuklarına birşeyler bırakabilmek,
Uzatmaya ne hacet, bütün "sıradan" isteklerimiz bile bu ülkede çok paraya bakıyor.
Ben ülkemi seviyorum, şartları bu hale getirenlerin günahı boynuna olsun.
İnsanlar çok basit emeller peşinde olduğu halde ulaşamıyor.
Sıradan bir insan ortalama 80 milyar olan bir evi nasıl alabilir?
Bu tip konularda hep şu aptal soru sorulur:
Adam çok zengin ama bilmemne sorunu var, ona ne diyeceksin?
Yahu aynı adamın aynı sorunu olsun, üstüne birde beş parası yok o zaman ne olacak onuda düşünsene diyorum o zaman...
Maddi sorunu olmayan insanların dertleri ne olabilir diye başlık açsam, acaba ne yazarlar inanın çok merak ediyorum.(büyük bir kısmını tahmin etsem ve şahit olsamda)
Altında son model jipi olan doktor anne babanın üniversite okuyan kızı, hüngür hüngür saçının rengi için ağladı.İstediği rengi tutturamayan kuaförün ardından saatlerce göz yaşı döküp, çok üzüntülü bir şekilde jipine atlayıp gitti.
Bunun gibi binlerce örnek var, hepimizin iyi kötü şahit oldukları mutlaka vardır.
Bülbülü altın kafese koymuşlar, vatanım demiş ve kafesin kapağını açmışlar birgün...
Nemi olmuş, çıkıp 25 gün uçan bülbül yine kafese dönmüş.
Her sene yaz aylarında "vatanım" diye öten bülbülü bırakırlarmış.
Oda gider uçar bir tur atar, sonra kafese ve kafesin içindekilere "uçarak" dönermiş.
|
 |
Tarlan Bara
16 yıl önce - Pzr 15 Tem 2007, 19:36
Sayın Cem bey.
Yazdıklarınız çok acıtıyor ama ne kadar doğru söylediğinizi bilemzsiniz.
Memleketimizin nasıl bu hale geldiğinde halkımızın da kabahat paylaşması lazım, çünkü, kendi ceplerini doldurarak vatanı bu hale getirenleri halkımız seçiyor.
Ben dışarda yaşıyorum. Ben de bülbül gibi ah vatanım derdim bir zamanlar. Fakat geldiğimde oralarda doğup büyüdüğüm yerleri tanıyamadım. Hayalimde olanların hiç bir izi kalmamıştı. Tekrar yaşadığım yere
dönmeyi zorlukla bekledim.
öyle zannediyorum ki bülbül hayalindeki olanlardan dolayı ah vatanım diyor.
|
 |
35CEM35
16 yıl önce - Pzr 15 Tem 2007, 20:07
Sevgili Tarlan...
Hiçbirinizin beni kötü niyetli gömesini/bilmesini istemiyorum.
Anlatmak istediğim, size basitmişmiş gibi gelen pekçok rutin yaşantınız burada pek çok insanın sadece sayısal loto çıkınca kavuşacağı ayrıntılar içeriyor.
Bunda siz gurbetçilerin suçu yokki?
Bizler seçiyoruz tamamda, hangimiz başımıza gelecek kişilerin vergilerimizi iç etmesini diliyorki?
Kim bile bile evladının boğazından kestiği parayı o doymazlar yesin diye oy verip başımıza getirir?
Herkes bir umutla iyi yaşam beklediği için inandıklarına oy veriyor.
İnanmak eşittir kandırılmak oluyor.
İllaki oy verdiğimiz insanları parti başkanları tespit ediyor ve seçilmişleri seçiyoruz aslında.Çaresi varda bu halk yapmıyormu?
Sola oy verdi, olmadı...
Sağa verdi olmadı...
İkisi ortak geldi olmadı...
Ne yapabilirizki bu noktadan sonra?
Hangimiz sizlerin şartlarında çalışıp kazanmak istemez?
HANGİMİZ?
Ben kendi adıma şunu söylemek istiyorumki, uzanamadığım ciğere mundar demiyor, bizim olmadı bari sahibi olan sizlere afiyet olsun diyorum.
Ama sizler ciğeri yerken, benim gönlüm arkamda kalan kuru ekmekte derseniz inandırıcı olmaz.
Umarım anlatmak istediklerimi doğru bir şekilde aksettiriyorumdur.
Kimseyi yargılamak yada incitmek niyetinde değilim.
Vatana döndüğünüz kısacık süre içinde Kuşadası, Bodrum, Çeşme, Antalya ve ülkemizin bütün güzel yerlerinde tatilinizi yapıp kısa sürede dönüyorsunuz.
Beri yanda ne uzayan ne kısalan bir millet cebelleşiyor göremiyorsunuz.
Şartlarınızın ne kadarda güzel ve (+) olduğunun farkında bile değilsiniz.
Bu arada istisnalar mutlaka ve mutlaka vardır...
Benim düşüncelerim genele yönelik.
Türkiye'de bir kaç apartmanı olan,
yazlık(lar)'ı olan,
Kirada dükkanları, altında son model mercedes/bmw olupta "bülbülü altın kafese koymuşlar ama vatanım demiş" diyenlere...
|
 |
nebi
16 yıl önce - Pzr 15 Tem 2007, 20:11
Sayin Cem abi,
Yazdiklariniza tamamen katilmakla beraber, olayin baska bir boyutuna deginmek istiyorum.
Yurt disi tecrubeniz var mi bilemem ama, bazi ayrintilar gozden kaçiyor.
Ben kendime gurbetçi bile diyemeyecegim. Fransada dogup buyudum. Yurtiçindekilerin çogu bizi af buyrun "gavur" saniyor, ve ben buna sinirleniyorum.
Aramizda o kadar fark olmamasina ragmen bizleri çok farkli goruyorlar. Konuyu dagitmadan soylemek istedigim sudur :
Yurt disina gitmis olanlarin sebepleri maddi durumdur. Bunu soylememe bile gerek yoktu.
Ve yurt disina giderek, çalisip çabaliyarak, 11 ay kesintisiz çalisarak, senede 5 hafta izin alabiliyorlar. 5 hafta nedir ki? Arti, 65! Yasina kadar çalistiktan sonra emeklilik geliyor.
Su an Babam 63 yasinda, ve Turkiyedeki yasitlarinin 10 senedir emekli oldugunu gorunce bir tuhaf oluyorum...
Sene boyu, kurusu kurusuna hesap yaparak, Turkiyede tatil yapiyoruz. Bizim paramiz, Turkiyede degerleniyor, Yoksa geriye kalan 11 ayda hayat pahaliliiyla mucadele ediyoruz.
Baska bir nokta, Maddi açiyi geçelim, Manevi açiya gelelim. Manevi olarak, dusunsenize, bir bayram bile geçiremiyorsunuz. Hiçbir seyin havasi ayni degil.
Bu sebeptendir ki biz her gun Ahhh Vatanim diyoruz.
O kadar verdikten sonra, bu kadar alabiliyoruz. Tabi, haklisiniz, biz bu hayati kendimiz seçtik... Ve bundanda pismanlik duymuyorum Ancak Olesiye, hatta oldukten sonrada ah vatanim diyecegiz, Cunku orasi bizim ulkemiz bizim Vatanimiz.
Turkiyeye, girme hissi bir bambaskadir. Arabayla gidenler bilir, O kopruden geçerken, Insanin kalbi o kadar hizli atar ki kendini resmen kaybeder, hislerine hakim olamaz.
Turkiye, uzaktan bakilinca, sanki bir ruya gibidir. Ve oraya varinca o ruyanin gerçek oldugunu anlariz.
Donme hissine gelince, Turkiyeden çikarken insan biraz buruk birazda sevinçli olur. Burukluk Vatanindan ayrilmadir. Sevinç ise sadece duzenini geri bulacaginizdandir. Benim hayatim burda olmasa, beni buraya baglayan hiç bir sey olmazdi. Ancak duzenimin burda olmasi sebebiyle, o duzene kavusacagimizdan dolayi azda olsa sevinmekteyiz.
Ancak o duzeni bulduktan sonra tekrar baslar : Ah Vatanim...
Iyi Gunler.
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|