1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Ufuk
16 yıl önce - Prş 07 Eyl 2006, 08:53
Gözden kaçanlar: İsmailağa camiinde linç
Şemdinlideki olayları hatırlarmısınız. Bütün AKP kadrosu bir ağızdan gerçekleri ortaya çıkartacağız gibi bir şarkı söylüyordu. İnsan haklarından, demokrasiden bahsediliyordu.
Peki İsmailağa camiinde olanlara ne diyorsunuz. Neden hiçbir yetkili bu konuda gerçekleri söylemiyor. Camide birisi öldürülüyor ve cami cemaati, katilin kafasını mihraba vura vura linç ediyor. Polis kayıtlarınada, "katil kafasını mihraba vurarak ölmüştür" diye yazılıyor. Böyle bir komedi olabilir mi? Neden bu konunun aydınlanması için hükümet bir şey yapmıyor. Neden böyle komik bir tutanak hazırlayan polis için bir şeyler yapılmıyor.
|
 |
BEHÇET VOLKAN
16 yıl önce - Prş 07 Eyl 2006, 09:38
Gözümüzden kaçmıyor, kaçmıyorda bu adamlarıda meczup diye koruma zırhının içine alacaklar. Daha öncede yazdığım gibi, Meczup kılıfı milletvekili dokunulmazlığı gibi koruyucu bir zırh oluyor. Polisin tutumuda ortada. Hükümet, kendileri için oy potansiyeli olarak gördükleri bu mukaddes kesimler için ne yapacakki, yapmaya kalksa bindiği dalı kesmiş olur. Buda eşyanın tabiatına aykırı. Balık baştan kokuyor.
|
 |
Nazli Atak
16 yıl önce - Prş 07 Eyl 2006, 10:07
Ufuk Bey çok haklı ve kendisine katılıyorum. Takiyyeci anlayış , çifte standartı da bünyesinde barındırır. Bahse konu olayda da görüldüğü gibi işine geldiğinde hızlı demokrat kesilen hükümet bu konuyu sulandırarak kapatmaya gayret ediyor. Bu tür olaylar aydınlanmadıkça "saklı karanlıklarda" kimbilir daha ne olaylar gizemleriyle birlikte yok olup gidecektir.
|
 |
cevat yılmaz
16 yıl önce - Prş 07 Eyl 2006, 10:19
takiyeci anlayış
hükümeti oluşturan parti her kesimden görüşü olanların birlikteliği gibi görünsede içerisinde önemli bir bölümü cemaat guruplarıyla doğrudan alakalıdır ve bu gurubun hükümetin üzerinde önemli imtiyazı vardır.tabiki bu olayı örtbas edeceklerdir yoksa aleyhlerinde çok önemlibir gündem oluşur.hem birşey söylemek istiyorum öldürenide öldürülenide tasvip etmiyorum ama trabzon oflu olan ismail hocanın öldürülmesi burda hiçbir yankı yapmadı.
|
 |
Tolgaryus
16 yıl önce - Prş 07 Eyl 2006, 10:27
Hocanın Trabzon Of lu olmasının hiç bir önemi yok.Çanakkale li olsa,Manisa lı olsa,Mardin li olsa ne farkeder?Sonuçta öldürülen ve ardından linç edilenlerde bir insan.Her iki eylemde büyük bir suç ve günah.Tasvip etmek,herhangi bir şekilde iki olayıda önemsiz görmek yada göstermeye çalışmak büyük hata olur.Ne adına,hangi hakla bunlar yapılabiliyor,akıl sır erdirmek mümkün değil.
Not:Cevat Bey aşağıdaki mesajında benim yanlış anladığım konuyu açıklamış.Konu
Of lu olması değil,memlekinde tepki oluşmaması dır.
En son Tolgaryus tarafından Prş 07 Eyl 2006, 11:42 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
cevat yılmaz
16 yıl önce - Prş 07 Eyl 2006, 10:41
ismail hoca
ben hocanın öneminden bahsetmedim sevgili kardeşim tabiiki önemiyok bu vatanın herkarış torağı hepimizindir vede bir bütündür.benim anlatmak istediğim ismail hocanın öldürülmesine memleketinde hiç bir tepki yaratmadı sen ifadelerimi yanlış anldın. NOT: konuya getirdiğiniz açıklıktan dolayı teşekkürlerimi iletiyorum.
En son cevat yılmaz tarafından Prş 07 Eyl 2006, 12:45 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
|
 |
Aytac_yolas
16 yıl önce - Prş 07 Eyl 2006, 10:53
Hükümet ve akp üyelerinin büyük bir kısmının tarikatlerle olan ilişkisinin hepimiz farkındayız. Büyüklü küçüklü bu tarikatler genelde zaten birbirinin uzantısı, bağlantılı örgütlenmeler. Hatta hatırlarsanız başbakanın gazetede bir tarikat şeyhinin önünde eğilmişken resmi çıkmıştı seçilmeden önce... Yani bütün bunları göz önüne alınca, bu tarikat olayının üzerine gidilmemesine şaşırmamak gerek. Başımızda bu insanlar oldukça bu fazlasıyla normal.
|
 |
mustafa kahramanoğlu
16 yıl önce - Prş 07 Eyl 2006, 11:16
| Alıntı: |
Tarikatçı onayıyla polisten gözaltı
İSTANBUL polisinin imam Bayram Ali Öztürk’ün cenazesinde olay çıkmaması için tarikatla işbirliği yaptığı ortaya çıktı. Polis, cenazede tarikatın onay vermediği kişileri gözaltına aldı. Adını vermeyen üst düzey emniyet yetkilisi, İsmail Ağa Camii’nde öldürülen imam Bayram Ali Öztürk’ün cenazesinde İBDA-C’nin kanla sonuçlanabilecek provokasyonunun tarikatla ortak çalışma sonucunda engellendiğini söyledi. Yetkili müdür, cinayetin işlendiği sabahın erken saatlerinden itibaren terör örgütü İBDA-C’nin provokatif eylem hazırlığı içine girdiğini belirterek, şöyle dedi:
"İBDA-C ölen kişi hakkında sünnetsiz olduğundan tutun da devlet ajanı olduğuna kadar birçok dedikodu ortaya attı. Örgütün asıl karışıklığı cenazede çıkaracağını biliyorduk. Polisin tek başına çalışmasının yeterli olmayacağını gördüğümüz için cemaatle ortak bir çalışma yapmaya karar verdik."
TARİKATLA TOPLANTI
Yetkili kişi, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden 3 yetkilinin cemaatin önde gelen kişileriyle bir araya gelip toplantı yaptığını söyleyerek, bundan sonra yaşananları şöyle anlattı: "Onlardan cemaat üyelerinin namaz sırasında aralarına yabancı almadan saf tutmalarını istedik. Namaz süresi boyunca sessiz olmalarını ve heyecanlı kişileri de uyarmalarını söyledik. Polisin cemaat üyeleri içinde dolaşmasının tehlikeli olabileceğini düşündük. Kötü niyetli birisi polise sataşıp olayları başlatabilirdi. Bu yüzden onlardan bir ekip kurulmasını kararlaştırdık. Cemaat kendi içinde seçtiği kişilerden ekip oluşturup onlara kolluk taktı. Biz de kalabalıkta gördüğümüz çatlak sesleri ve şüpheli kişileri cemaatin önde gelen kişilerine gösteriyorduk. Cemaatten ’Bizden’ onayı almayanları gözaltına aldık." |
Hürriyet-07/09
Yukarıdaki haber içeriği de ayrı bir tartışma konusudur.
İlgili cenaze töreninin basına yansıyan fotografları da yukarıdaki haberi doğrular niteliktedir.
|
 |
Mustafa Urgancı
16 yıl önce - Prş 07 Eyl 2006, 11:18
Bir kanun, Lübnan, Hizbullah
İki cinayetle ilgili olarak yakın zamanda göstermelik de olsa gözlem altına almalar veya tutuklamalar olabilir. Ancak aşağıdaki yasanın da var olduğunu ve geçerliliğini sürdürdüğünü belirtmelim. Ama kimin umurunda. Bence polisin ya da ilgili kurumların, bu tür kapalı cemaatlere "kendi işlerini kendileri görsün" şeklinde bir yaklaşımı oluyor. Mevcut yürütme de bunu bir özgürlük olarak gören bir zihniyete sahip. Bu da o cemaati Lübnan'daki Hizbullah gibi, devlet içinde devlet şeklinde bağımsız bir yapıya doğru götürüyor. Eğer devletseniz buna imkan vermemeniz gerekir. Devletin yargı kurumları dışındaki bir yargıya ve yapılanmaya müsaade etmemek lazım. Osmanlı döneminde tarikatların şimdiki parti işlevine sahip olduğunu dünkü Zülfü Livaneli yazısında belirtiyordu. Bu da önemli. Tarikatların neden kapatıldığının iyi bilinmesi gerekiyor. Yani sadece dinin kötüye kullanılmasını önlemek değil tarikatları kapatma işlemi, aynı zamanda Osmanlı'dan kalma mevcut siyasi yapıların kapatılması anlamı da taşıyor. Ayrıca İsmail ağa camiinin hukuki yapısının ortaya çıkartılması gerekiyor. Kimindir, imamlarını kim atar, vaazları keyfi midir? Tarikatın adı olarak nasıl anılabiliyor? O tarikata tahsis mi edilmiştir?
TEKKE VE ZAVİYELERİN KAPATILMASI
Tekke ve zaviyelerle türbelerin kapatılmasına ve türbedarlıklarla (türbede hizmet edenler) birtakım unvanların men ve ilgasına dair kanun: No. 677, Tr: 13 Aralık 1925.
Madde l - Türkiye Cumhuriyeti dahilinde gerek vakıf suretiyle, gerek mülk olarak Şeyhinin tasarrufu altında, gerek diğer suretlerle tesis edilmiş bulunan bilumum tekkeler ve zaviyeler, sahiplerinin diğer şekilde temellük ve tasar ruf haklan baki kalmak (yani başka maksatlar için kullanılmak) üzere kâmilen kapatılmışlardır. Bunlardan mevzu usulü dahilinde halen cami veya mescit olarak kullanılanlar ipka edilir.
Bilûmum tarikatlarla, Şeyhlik, Dervişlik, Müritlik, Dedelik, Seyitlik, Çelebilik, Babalık, Emirlik, Naiplik, Halifelik, büyücülük, üfürükçülük, falcılık ve gaipten haber vermek ve murada kavuşturmak maksadiyle nüshacılık gibi unvan ve sıfatların istimaliyle, bu unvan ve sıfatlara ait hizmet ifa ve kisve iksâsı (elbise giyilmesi) memnudur.
Türkiye Cumhuriyeti dahilinde Selâtine (Padişahlara, Sultanlara) ait, ve ya bir tarikata (dini tarikata) ve yahut cerri menfaata (Çıkarcılığa) müstenit olanlarla, bilûmum sair türbeler mesdut (kapatılmış) ve türbedarlıklar mülgadır. Kapatılmış olan tekke ve zaviyeleri veya türbeleri açanlar veya bunları yeniden ihdas edenler veya tarikat âyini icrasına mahsus olarak velev muvakkaten olsa bile yer verenler ve yukarıdaki unvanları taşıyanlar veya bunlara mahsus hizmetleri ifa veya kıyafeti iksâ edenler (elbise giyenler) üç aydan eksik olmamak üzere hapse ve elli liradan aşağı olmamak üzere para cezasına çarptırılırlar.
Madde 2 - İşbu kanun neşri tarihinden muteberdir.
Madde 3 - Bu kanunun icrasına Vekiller Heyeti memurdur.
Düstur tertip No. 3. cilt 7. s. 113.
|
 |
can a.
16 yıl önce - Prş 07 Eyl 2006, 11:29
| Alıntı: |
Öztürk'ü öldürdükten sonra cemaat tarafından linç edilen Mustafa Erdal da 2 cami dolaştıktan sonra geleneklerin dışına çıkılarak öğle ile ikindi arasında bir zamanda, mezarı başında kılınan cenaze namazının ardından defnedildi. Erdal'dan "helallik" de alınmadı.
|
Müslümanlıkta ölümde herkes birdir. En büyük günahkar da olsa her kul cenaze namazını ve usulünce defnedilmeyi hakeder. Müslümanlığın en güzel yönlerinden biri budur. Ama bazı din görevlilerinin cenazeyi yıkamayı ve namazı kıldırmayı reddetmesini kabul edemiyorum.
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|