Milli takımımız 2008 Avrupa Kupalarına bir adım daha yaklaştı.
inönü stadında Gökhan Ünal, Mehmet Aurelio ve Halil Altıntop'un golleri ile galibiyete ulaştık.
onbir ayın sultanı Ramazan bereketi ile geliyor....
Milli Takıma Avusturya/Isviçre yolunda başarılar diliyorum...
Saygılar,
YK
Alıntı:
İNÖNÜ'DEN ÇIKAMADILAR !
Milli Takımımz, Macaristan'ı İnönü Stadı'nda farklı şekilde devirdi.12 Eylül 2007 22:30Malta gibi güçsüz bir ekiple berabere kalarak büyük eleştiri alan milli takımımız 665 gün sonra seyircimizle buluştuğu maçta Macaristan'ı 3-0 ile geçti ve Malta maçından sonra verdiği sözleri tuttu.
İnönü Stadı'nda oynanan karşılaşmaya farklı bir 11'le çıkan Fatih Terim'in öğrencileri Macar Zoltan Gera'nın kırmızı kart görerek oyundan atılmasından sonra açıldı ve golleri buldu.
68.dakikada Gökhan Ünal ile 1-0 öne geçen takımımız 73.dakikada da Aurelio ile golü buldu ve skoru 2-0'a getirdi. Uzatma dakikalarında ise Halil Altıntop'un golü skoru belirledi. Milli takımımız bu kritik maçtan 3 puan çıkararak gruptan çıkma şansını artırdı. Norveç ile Yunanistan'ın berabere kaldığı grupta milli takımımız bu galibiyetle puanını 17'ye çıkardı. Türkiye bu skorla averajla maç fazlası bulunan Norveç'in üstüne çıkarak ikinci sıraya oturdu.
Alıntı:
ilk 11
TÜRKİYE
Hakan Arıkan
Hamit Altıntop
Emre Aşık
Servet
İbrahim
Gökdeniz
Aurelio
Ayhan
Tuncay
Gökhan Ünal
Nihat
Yedekler: Rüştü, Emre, Mehmet Topuz, Hakan Balta, Serdar Özkan, İbrahim Toraman, Halil Altıntop
Federasyonun verdiği bir karar. Bence fark etmez nerde oynadığımız.
Inönü de olmuş, Saraçoğlunda olmuş önemli değil.
Taraftarlar sağolsun, hiçbir yerde yalnız bırakmıyorlar A Milli Takımımızı.
İlk 10 dakika içinde Tuncay'ın pasında hareketlenen Nihat kaleye sert bir şekilde yolladı topu, kaleci üzerine gelen topu zorlukla çeldi. Bunun dışında beni ayağa kaldıran, gol geliyor dedirten bi pozisyon olmadı. İlk yarının sonuna doğru kanalı değiştirmek üzereydim. İlk yarının sonunda Tuncay kaleciyle karşı karşıya geldi ama oraya da Macar bi oyuncu geldi ve dengeyi bozdu. Top auta çıktı. Şansımıza top sekip Tuncay'ı bulmuştu ama şansımıza yine defans yetişebilmişti.
2. yarıya ilk dakikalarda bir gol buluruz umudu ile girdim ama ilk dakikalar kabus gibiydi. Son çizgiye kimse inmiyor, ortadan ne uzaktan şut vuran var ne de çalıma kalkan. Orta sahadan ceza sahası önüne doğru yerden uzun pas atıyoruz ve arkası dönük kalan forvetler topu kaptırıyor. Bütün oyun kurgumuz bu kadar basitti. Ne olduysa kırmızı kart çıktı, 10 kişi kalan takımın direnci azaldı. İşte o zaman takımımız rahatladı. O oyuncunun eksikliğinde orta sahamıza basacak adam eksildi. Güzel bi pas gitti Tuncay'a. İyi bi ortayla Gökhan golü attı. Daha sonrası da çorap söküğü gibi geldi. İkinci golde seken topa Aurelio koştu, takip etti ve golü attı. Üçüncü golde ise Halil'in aut çizgisinden ceza sahasının bitim noktasına doğru olan bölgeden sert vuruşu falso aldı ve kaleciyi yanılttı. Şansımıza 3. golü de atmıştık.
Bugün 3 gol attık ama yarın ne yapacağız ? Hep bu şansa bulunan goller sayesinde (örnek Yunanistan maçında Yunan kalecinin içeri aldığı toplar) kazandığımız maçlar herşeyi güllük gülistanlık gösteriyordu. Ama daha sonra birden çöküşe geçtik dendi. Ama bu çöküş birden değildi. Puanlar hataları örtbas ediyordu. Birazda bunda medyanın etkisi vardı. Sürekli çöküşte olan takım puan kaybetmeye başladığında "birdenbire" çöküşe geçmişti. Kimse anlam verememişti. Bu maç da aynen öyle. Bundan sonraki maçlar da böyle olursa benim 2008'e katılma gibi bir ümidim yok.
Geçen maçtaki önliberosuz sisteme göre bu maçtaki önliberolu sistem çok daha başarılıydı. Mehmet Aurelio herşeye yetişiyor. Yardımlaşma artıyor ve açıklar kapanıyor. Ama 2. önlibero Ayhan sahada kayboldu. Onun yerine Halil ile başlanıp Nihat daha geriye çekilebilirdi. Nitekim Nihat ilk yarı genelde orta sahada topla buluştu. Defanstaki güvensizlik hala devam ediyor. İbrahim Üzülmez soldan ne destek veriyor ne de arkadaki emniyeti sağlayabiliyor. Tuncay ise ilk yarı felaketti. Gökhan elinden geleni yaptı. Yine 10 numarasız oynayan bi takımın eksiklerini gördük. 2. yarı Emre durumu biraz toparladı denilebilir.
Neden hala uzaktan şut vuran, çalım yapan bi orta saha oyuncusunun oynatılmadığını merak ediyorum.
Sonuç olarak bu maç yine kötü oynamamıza rağmen kazandık. Bi dahaki maça da bu kötü oyunla kazanabiliriz. Ama dikkat edelim ondan sonraki maçlarda "birdenbire" kötü oynamaya başlayıp, "ani" çöküşler yaşamayalım
En son Deha S. tarafından Prş 13 Eyl 2007, 00:15 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
17 ekimde Yunanistan ile yapacağımız maç kendi sahamızda olacak.Bu da büyük ihtimalle beşiktaş inönü stadı.
Bu maçıda kazanıp büyük bir avantaj elde etmek istiyoruz.
Sizleri anlayabilmek cok zor. Milli Takim böyle hayati bir maci bu derece net bir skorla kazaniyor. Gene de icinizde memnun olup, sevinemeyenler var. Neden bravo diyebilmek bu derece zor geliyor ?
Sizleri anlayabilmek cok zor. Milli Takim böyle hayati bir maci bu derece net bir skorla kazaniyor. Gene de icinizde memnun olup, sevinemeyenler var. Neden bravo diyebilmek bu derece zor geliyor ?
Çünkü yanlış yerde denilen bravolar hüsranla sonuçlanıyor da o yüzden. Bunun için bravo deyip, eksikleri söylüyorum.
*Top yuvarlaktir* veya *Öldü denilen cok yasar* diye bir takim atasözleri vardir. Önümüzde daha maclar ve sampiyon olma imkanlari varken: Neden böyle karamsarlik yayiyorsunuz? Sayet Maltaya 3 atip, Istanbulda 0:0 kalsaydik, her sey yerinde olacakti. Siz gercekten Terim'den daha iyi bildiginizi mi saniyorsunuz?