Ana Sayfa 882 bin Türkiye Fotoğrafı
Nesli tükenmekte olan hayvanlar
sayfa: 1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
a.onurr
7 yıl önce - Sal 05 Eyl 2006, 22:17
Nesli tükenmekte olan hayvanlar


Caretta yavrularının sağlıklı bir şekilde denize kavuşmaları için çalışma başlatan uzmanlar, bölgede gelişen turizm hareketliliğinin deniz kaplumbağaları için sorun olduğu görüşünde. Uzmanlar, denize ulaşan Caretta yavrularının sayısının her yıl biraz daha azaldığına dikkat çekerek, yardım istedi.

Dünyada nesilleri tükenme tehlikesi altında olduğu için özel koruma altında olan caretta carettalarla ilgili Fethiye Çalış Plajı’nda yapılan çalışma sona erdi.

Yaz başından itibaren Çalış ve Yanıklar sahillerine yuva yaparak yumurta bırakan caretta carettaların yavruları denize ulaştı.

12 yıldır Fethiye sahillerinde carettaların korunmasına yönelik çalışma yapan Viyana Üniversitesi uzmanları da yaşanan tehlikelere dikkat çekti.

Viyana Üniversitesi Öğretim Üyesi, Dr. Michael Stachowitsch yaptığı açıklamada, “Son yirmi yılda gelişen turizm kaplumbağaların aleyhine gelişmektedir. Örneğin; yapılan yeni iskeleler, denizlerde yapılan aktiviteler, denizlerden alınan veya çalınan kum ve sahile vuran ışıklar. Denize ulaşan kaplumbağa yavrularının sayısı her yıl azalıyor” diye konuştu.

Uzmanlar, başta Çalış ve Yanıklar sahili olmak üzere caretta kaplumbağalarının yumurtlama alanlarında yaşanan yapılaşmanın önüne geçilmesini istedi.


çağatay mete
7 yıl önce - Sal 05 Eyl 2006, 22:30

Ne yazık ki güzel yurdumuzda pek çok hayvan ve bitki türü nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya.Van kedisi,Ankara kedisi,Kangal köpeği,Akdeniz foku,Nil kaplumbağaları,Kelaynak kuşları,Karaca ve Geyik türlerimiz hemen bir çırpıda aklıma gelen bir kaçı.Ya yok olanlar Anadolu parsı en son ne zaman canlı görüldü ve daha pek çoğu doğal yaşam ortamlarının yakılması, kirletilmesi,betonlaştırılması vb nedenlerle yok oldu. Umarım bundan sonra orman ve denizlerimizi kısacası Anadolu florası ve habitatını korur ve kalan bitki ve hayvan türlerini gelecek kuşaklara taşırız.Yinelemekte yarar görüyorum: Bu dünya bize atalarımızdan kalan bir miras değil;çocuklarımıza en iyi şekilde teslim edilecek emanettir.

arda84

7 yıl önce - Sal 05 Eyl 2006, 22:39

Tehlike sadece Caretta'lar ile sınırlı değil malesef..Türkiye çapında  Doğa Derneği ve 8 üniversitenin katkılarıyla iki yıldan uzun süren bir araştırmaya göre, Anadolu'da yaşayan 550 bitki, sekiz balık, bir kurbağa, bir memeli ve bir kelebek türünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu belirlenmiş.

550 bitki, sekiz balık, bir kurbağa, bir memeli ve bir kelebek türünden oluşan bu canlılar, Türkiye'de tek bir noktada yaşıyor ve büyük oranda insanların yarattığı tahribat nedeniyle yok olmak üzereler.

Türkiye'nin en nadir kurbağası Toros kurbağası (Rana holtzi) Niğde'de, memeli türü Silifke kirpifaresi (Acamys cilicicus) Mersin'de, kelebek türü Malatya kelebeği (Polyommatus dama) ise Malatya'da bir tek noktada yaşıyor.  

Bunların dışında Urfa bozkırlarında 100'den az ceylan kaldığını da eklemek lazım  

Hatta Hacettepe Üniversitesi'ne göre Toros Kurbağası nesli tükenen hayvanlar arasında..

 


vollki
7 yıl önce - Çrş 06 Eyl 2006, 09:58

Benim aklima Panda ve Koala geldi bu 2 canlinin da maalasef nesli tukenmek uzeredir,Pandalar genelde Cin de yasar,dogal ortamlari burasidir,Koala ise Avustralya da yasayan genelde butun gun agac yapraklarini yiyerek ve uyuyarak geciren bir canlidir.Ikiside cok sevimli canlilardir ve ayni zamanda otoburlardir.


 


 


Tuna Yersu
7 yıl önce - Çrş 06 Eyl 2006, 10:41

Fethiye turistik bir yer olduğu için dikkat çekiyor, iyi de oluyor..Caretta ların başka bir yumurtlama alanı da Ceyhan'daki yumurtalık sahilleridir..Ama malesef oraya ilgi sıfır, ve kaplumbağalar orada yokolmak üzere ilgisizlikten ve sahilin pisliğinden..Bu ülke dağıyla,taşıyla,tüm canlılarıyla bizim..onlara sahip çıkmak lazım, hepimiz 'ben ne yapabilirim' diye düşünüp küçükte olsa bir girişim yapmalı ..


Cemali_16
7 yıl önce - Çrş 06 Eyl 2006, 10:43



Aslında Kelaynak kuşlarında durum şu an çok da kötü değil. Bu kuşların üretimi için Birecik'te kelaynak üretme istasyonu açıldı. Bu kuşların son durumuna bakacak olursak 40 civarında kalan Kelaynak kuşları bu istasyon sayesinde şu an, son 20 yılın en üst seviyesine ulaştı ve 86'yı buldu. Eğer aynı şekilde devam ederlerse neslinin tükenmeyeceğine ve uzun yıllar bu kuşları görebileceğimize inanıyorum. Sadece 2005 yılında 19 yavru elde edilmiş. Bursa Hayvanat Bahçesinde bu kuşlardan 2-3 tane vardı.
Aslında biraz tipsizler ama kuş kuştur.

Saygılarımla


Gözde

7 yıl önce - Prş 07 Eyl 2006, 21:51

Bende bu yaziya bir iki linkle katkıda bulunmak istiyorum
Alıntı:
Benim aklima Panda ve Koala geldi bu 2 canlinin da maalasef nesli tukenmek uzeredir,Pandalar genelde Cin de yasar,dogal ortamlari burasidir,Koala ise Avustralya da yasayan genelde butun gun agac yapraklarini yiyerek ve uyuyarak geciren bir canlidir.Ikiside cok sevimli canlilardir ve ayni zamanda otoburlardir.

Diger hayvanlara diyebileceğim birsey yok ama,pandalari nesli tükenen hayvanlar yerine koymuyorum ben bu yazi ile ilgili yazdigim bir linki size buradan tekrar hatırlatmak istiyorum;)
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=314732#314732

Nesli tükenen hayvan olarak bence insalarin neslini tüketmekte oldugu hayvanlari göz önünde bulundurmaliyiz.Mesela carettalar buna iyi bir örmek.Yada bir arkadasiminiz bahsettiği gibi Anadolu leoparı gibi hayvanarları.

Alıntı:
Ya yok olanlar Anadolu parsı en son ne zaman canlı görüldü ve daha pek çoğu doğal yaşam ortamlarının yakılması, kirletilmesi,betonlaştırılması vb nedenlerle yok oldu.


http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=265924#265924

Bu linkte Kazandibi bu konuyu işlemisti.Soru sorulunca bu linki tekrar sizinle paylaşmak istedim Bu konu kabul edilirse bu başlıkla birleştirilebilir . En son 1974 yılında görülmüş ve öldürülmüş


Akınyakup
7 yıl önce - Cum 08 Eyl 2006, 11:17

Ülkemizde Nesli tükenen ve hala izi sürülen bir hayvan Anadolu Leoparı ve yakın zamanda Hatayda yakalanan Sırtlan,Bence Dünyadan çok önce ülkemizde nesli tükenen hayvanları korumalıyız.

a.onurr
7 yıl önce - Cmt 09 Eyl 2006, 16:46

Alıntı:
Çin’de doğan pandalardan biri öldü

PEKİN - Hayvanat bahçesi çalışanlarını yasa boğan ölüm, uykusuzluktan yorgun düşen 7 yaşındaki anne panda Ya Ya’nın, yavrularından birini kucağından düşürmesiyle oldu.

Çongking hayvanat bahçesinin pandalardan sorumlu yetkilisi Guo Wei, aniden düşen pandanın kurtarılmasına imkan kalmadığını söyledi.

Yetkili, yavru pandanın, Ya Ya’nın başının yorgunluktan yana kayması ve pençelerinin gevşemesiyle birlikte yere düştüğünü belirtti.

Ya Ya’nın, doğumdan bu yana uyumadığı ve düzgün beslenmediği kaydedildi.

Yetkililer, yavru pandayı ölümünden önce Ya Ya’dan ayırmaya çalıştıklarını, ancak annenin diş göstererek ve hırlayarak buna izin vermediğini söyledi. Yeni doğan diğer pandanın sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi.


Pandaları koruma altına alan Çin pandalarından birini kaybetti.


m.enver
7 yıl önce - Cmt 09 Eyl 2006, 20:28
SON ANADOLU PANTERİ


Alıntı:
SON ANADOLU PANTERİ


17 OCAK 1974 / SON PATİ İZİ

Bağözü Köyü, Beypazarı’na 12 km uzaklıkta, Nallıhan yolundan kuzeye ayrılarak ulaşılan okulu, sağlık ocağı, PTT acentası, kanalizasyonu bulunmayan; köylülerinin ekip biçtikleriyle kıt kanaat geçinip gittikleri yoksul bir köydür.

Bu köy, ABD-Wyoming’deki rezervlerden sonra, dünyanın ikinci büyük Trona rezervinin, yani tabii soda külü rezervinin dibindedir.

17 Ocak 1974 sabahı, Havva Köksal dere yatağı boyunca aşağıdaki bahçelere – yer elması toplamaya gidiyordu. Önden yürüyen kocası ve kayınbabası gözden kaybolmuşlardı. Şimdi dozerle doldurulmuş olan, o zamanki dere yatağında kocaman, benekli bir kedi yatıyordu.

Havva hayatında ilk defa böyle bir hayvan görürken, belki Benekli de hayatında ilk defa bir insan görüyordu. Benekli, Anadolu’da görülen son Anadolu Panteri’nden başkası değildi.

Otuz yıl aradan sonra, Mehmet Ertüzün’le birlikte 11 Mart 2004’te Havva Köksal’ı ziyarete gittiğimizde bize büyük karşılaşmayı anlatmıştı.

- Şöyle uzun kuyruklu upuzun “bir şey”, orada yolun kıyısında yatıyordu. Onu görünce geri geri gitmemle şak deyip kuş gibi üstüme konması bir oldu. Kolumdan tuttu silkeledi; gözlerimi açtığımda yanımda köpek oturağı gibi oturuyordu. Yine gitmişim kendimden. O sırada odundan Süleyman geliyormuş – onu görünce kaçmış...


Benekli dört - beş metre uçup, Havva’nın kolunu kaptığında, o silkelemede kol kırılmıştı. Ama bir gerçek daha vardı, Benekli’nin öldürme amacı yoktu, baygın Havva’nın yanıbaşına oturup beklemeye başlamıştı. (Leoparlar yalnız yaşayan, gece hayvanlarıdır; iki yılda bir, genellikle de Ocak ve Şubat aylarında çiftleşirler. Avlarını boynuzluysa boğazından, boynuzsuzsa ensesinden ısırarak öldürürler. 17 Ocak’ta, gündüz vakti, yerini yurdunu terkedip dolaşıyor ve dibinde savunmasız yatan insanı öldürmüyor olması, kendisine aştan ziyade eş aradığını düşündürmektedir).

O sırada köydeki bir evde bu durum görülmüş, kadın kocasına:

- Kalk yaa; Havva’yı bir canavar yiyor...   diye bağırmıştı.

İlk, belki de son defa bir leopar tarafından ısırılmış birisiyle sohbet ediyorduk. Bu sohbet sırasında:

- Çok müthiş, temiz, yani o kadar güzeldi ki, üzerinde kir yoktu – halı gibiydi; onun canlı hali bir bambaşkaydı...

ya da:

- Belki de kendim tepinirken kırmışımdır kolumu...   gibi sevgi, koruma ifadeleri de dikkatten kaçmıyordu.

O zaman İzmir’de vatani görevini yapmakta olan oğluna:

- Anneni panter ısırdı   diye haber gitmişti. Oğlu izin alamayınca da firar etmişti; Bağözü’ne gelinceye kadar yolda aklına kimbilir neler neler gelmişti.

** ** **

BENEKLİ’NİN ÖLÜMÜ

Silahlı köylüler “alaca canavar”ın peşindeydi. Başören, Çakıloba gibi çevre köylerden de eli silah tutanlar gelmişti. Amansız bir iz sürümü başlamıştı.

Benekli “insan”la karşılaşmış, hayatı kaymış, oradan oraya kaçmaktaydı. Karşıdaki sırta gidip bir çoban ve köpeklerini görünce geri dönüyor, geldiği yolu bulmaya çalışıyordu.

Ahmet Çalışkan müthiş bir avcıydı. “Kapı” denilen, vahşi hayvanların geçiş yapacağı yolakları iyi bilirdi. Benekli’nin geçebileceği kapıyı tahmin edip, kargaların da telaşlı iniş çıkışını gözleyip, köyün yukarılarındaki Kızıl Meşe Mevkii’nde pusuya yatmıştı.

Ve yanılmamıştı; Benekli can havliyle kapıdan geçerken Ahmet Çalışkan 1980 sonrası devlete teslim edeceği mavzerini (Mauser) doğrultup atışını yapıyor, yüz elli metreden Benekli’yi vuruyordu.

Artık yaralı panter kaçmaktan, izini kaybettirmekten vazgeçmiş, can havliyle kuru meşeleri söke söke Ahmet Çalışkan’a doğru koşmaya başlamıştı.

Birisi sağ kalacaktı; Ahmet Çalışkan üzerine koşan yaralı pantere dokuz defa ateş ediyor, yedisinde vuruyor, Panter ise hala koşarak geliyordu. Artık iki metre kalmıştı, Çalışkan son atışını yaptı ve çene altından giren kurşun Benekli’ye takla attırarak döş üstü yere yatırdı.

Benekli can çekişirken, yanına oturup onu sevmeye başlamıştı. Hala bilemiyordu; neyin nesiydi bu alacalı hayvan? Ahmet Çalışkan 1994’te astımdan ölmeden önce şimdi Bağözü Köyü’nün muhtarı olan oğlu Zekeriya Çalışkan’a o anki tarifsiz hüznünü anlatacaktı.

Bu Bir Mehmet Ertüzün & Düş Hekimi Yalçın Ergir Ortak çalışmasıdır



Son Anadolu panterinin ölüm hikayesini aktarmak istedim.Pek çok resim ve konuyla ilgili bilgi aşağıdaki linkten edinilebilir.

http://www.ergir.com/son_anadolu_panteri_yazi.htm




cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET