Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
İstanbul Cihangir Camii
« önceki   123 ... 101112   sonraki »

ANA SAYFA -> İSTANBUL
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
sayfa 2
Başdoğan

11 yıl önce - Pzr 03 Arl 2006, 03:46



(+)



 

(+)



 

(+)



 

(+)



 

(+)




Sinan Doğan

11 yıl önce - Prş 07 Arl 2006, 00:19



(+)
Galata Kulesi'nden görünümü


AMIRAL
11 yıl önce - Cmt 16 Arl 2006, 15:32
Cihangir'de 'cami' olmak


Cihangir'de 'cami' olmak

Cihangir semtinin incisi Cihangir Camii eşsiz manzarasıyla herkesi büyülüyor; avludan seyrettiğimiz Boğaz"ın ve İstanbul"un güzellikleriyle dolu dört asırlık ihtişam, ibadete farklı tatlar katıyor. Cihangir, İstanbul"un alımlı çalımlı, biraz gururlu, yer yer "entelektüel" ve de güzelliğinin farkında olan bir semti.

Bir rivayete göre de padişahın "cihanı gör" dediği mevki. Burada, padişahı ve cümle semt sakinlerini, ecnebisi, yerlisi, Rumu, Ermenisiyle etkileyen "cihan" İstanbul olmalı, "görülen" ise semtin bitiminde başlayan ve sudan bir seccade gibi etrafımızı kuşatan Boğaz, Kız Kulesi, gemiler, vapurlar, kasırlarıyla Marmara Denizi...

Cihangir"in cami de işte semtin denizle buluştuğu bu en güzel yerinde konuşlandırılmış mahzun bir yapı. İstanbul"un orta yerinde olmasına rağmen kıyıda köşede kalmış, semt sakinleri haricinde pek de bilinmeyen nadide bir mücevher izlenimi bırakıyor. Ancak bir vesileyle manzarasına tanık olanlar sayesinde caminin ünü yayılmış. Tesadüf eseri, saray bahçesini andıran avluya gelenler, Boğaz"a yeterince doyamadan ayrılıyor ve semtin yokuşlu yollarından bir daha ziyaret etmek üzere geri dönüyorlar.

Cihangir Camii ihtişamına rağmen biraz "mahzun" dedik ya, bunun nedeni beş yangın geçirmiş olması ve yetkililerce uzun süre bakımsız bırakılması. Çevredeki apartman sakinlerinin evlerinden, camiye ziyarete gelenlerinse mermer döşeli avludan seyrettiği manzara onu günün her vakti canlı kılmaya yetiyor. Fakat bu hareketlilik daha önce söylediğimiz gibi günde beş vakit ibadetten kaynaklanan bir yoğunluk değil. İbadetinde kaim olanlar var, ancak rağbet insanın başını döndüren,"Allah" dedirten ve bir anda alıp götüren manzaraya... Bir musiki eserinde, "Yıldızların altında ibadet ne güzel şey" deniliyor, "Boğaza karşı ibadet" de çok güzel şey ancak buraya gelenlerin büyük çoğunluğu, aynı şarkının, "Mehtaba dalıp yar ile sohbet" dizesindeki mana muhteviyatı gereğince kendi âlemlerine dalıyor ve mabedin verdiği muhteşem huzuru başka bir yerde bulamamak endişesiyle uzun zaman İstanbul"u seyre duruyorlar. Vakitler bu halde geçiyor ve geç kalınmış yerler de oluyor çoğu zaman! Banklarda otururken gelenlerin yüzünü seyreder ve gayri ihtiyari gözlemlerseniz birbirlerine dayanıp denizin enginliğinde kaybolanlara, gözleri dertleriyle halleşip uzaklara dalanlara ve bir damla huzur arayanlara da rastlayacaksınız. Ara sıra dut yemeğe gelen çocuklar sizi rahatsız edebilir. Olsun, caminin gövdesine dayanan bir-iki saatlik bu saltanatınız sizi ihya edecek...

Cami ve avlusu kamuya açık bir alan olduğu için sabah namazından yatsıya kadar herkesin hizmetinde. Bu durumu suiistimal edenler de haliyle çok oluyor. Avlu ise günün farklı saatlerinde değişik konukları ağırlıyor. "İstanbul"un deniz görmeyen" asfalt aşırı semtlerinden gelmiş çoluk çocuk, yaşlı-genç bir hayran kitlesi, iki iş arasında bir nefeslik gelenler, piknik yapmak için erzakıyla banklara oturan komşu teyzeler de ziyaretçiler arasında. Herkesin mutluluk ve huzuru yakaladığı bu ortamda, -cami atmosferinin, manzaranın enginliğiyle birleşmesinden olsa gerek- genel bir sessizlik içinde bir müddet doğa seyrediliyor. Uzaklardan İstanbul"un yapıları gösteriliyor işaretle. Namazdan çıkan yaşlılarla banklarda oturan gençler ilginç görüntüler oluşturuyor. Banklardan birinde takım elbisesi ve kravatıyla namazdan yeni çıkmış bir İstanbul beyefendisine de rastlayabilirsiniz, demiri-zinciri pantolonuna moda diye takıştırmış yirmili yaşlarda bir gence de... Fakat sessizlik kaidesi herkes için gizli bir anlaşma gibidir. Bozulmaması istenir. Belki de burada ibadetin kendisi unutulup, çiçek kokuları, hafif rüzgar ve doyumsuz Boğaz manzarası karşısında zaman zaman dilleri tutulmuşçasına sessizliğe bürünüyor insanlar.

Fındıklı Yokuşu, Pürtelaş Mahallesi"nde bulunan caminin meşhur manzarasının yanında uzun zamandır ihmal edilmiş restorasyon işleri de var. Bu da güzelliğini gölgeleyip mahzunluğunu haklı kılar bir durum elbet. Örneğin iki minareden birinin alemi yok, giriş kapısının alt kısmı çürümüş, fakat Vakıflar tarafından bir ustaya yaptırılması oldukça pahalıya mal oluyor; kapı bekliyor. Müştemilat içindeki sebil ve çeşmeleri atıl durumda. Paratoner olmadığından dolayı şimşek çaktığında ahşap iç kısımlar büyük tehlike atlatıyor.

İstanbul"un tüm tarihi eserleri gibi olmazsa olmaz tahribatların yanında, kendine has bir mazisi de var caminin. 1559-60 yıllarında tamamlanan cami, yangınlardan sonra 2. Abdülhamid döneminde yeniden yaptırılmış. Mihrap, minber ve cemaat yeri ahşap ve şirin bir görünüme sahip. Mimarı ise Sarkis Balyan olarak tahmin edilse de bunun sağlam bir bilgi olmadığı kaydediliyor. İç mekanı süsleyen 1868-1890 yılları arası hazırlanmış 39 levha ise Hafız, Sami, Rakım, Şevki, Hasan Rıza, Sabri Şefik, Muhammed Fehmi, Mehmed Tahir, Arif, Seyyid Ali gibi değerli birçok hattatın elinden çıkmış eserler. Bunlar da 3-4 ay önce bir hırsızlık teşebbüsüyle cami kilidi kırıldığı için çeşitli müzelere gönderilmiş. Caminin mimari üslubunda ise Mimar Sinan"ın Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii"nde başlattığı çizgi takip edilmiş. Müştemilatın içinde Halvetiye tarikatı şeyhlerinden Hasan Burhaneddin Cihangiri"nin türbesiyle 28 mezar daha yer alıyor.

Murat Belge, İstanbul Gezi Rehberi"nde caminin şahıslara dayanan tarihinden de bilgiler aktarmış. Belge, "Cihangir"in, Kanuni Sultan Süleyman"ın çok sevdiği, sakat doğmuş, şiir ve estetik hazlara kendini vermiş oğlu olduğunu söylüyor. Ardından zamanın tarihçilerinin anlattığına göre ağabeyi Şehzade Mustafa"nın babaları tarafından öldürülmesi olayı karşısında Cihangir"in üzüntüsünden öldüğü aktarılıyor. Şehzade, aynı adlı camideki türbeye gömülüyor ve Kanuni onun anısına bir cami yaptırıyor. Belge, harap olan caminin 2. Abdülhamid tarafından ihya edilmesine rağmen mimari açıdan şimdi "özelliksiz" bir görünüme sahip olduğunu belirtiyor.

Cihangir Camii"nin, bulunduğu semte yabancı kaldığı bir gerçek; bu kozmopolit yapının sağlam bir parçası olduğu da... Değişmeyen bir şey var ki, her daim Boğaz"a bakan yüzüyle ziyaretçilerini büyülüyor..


Kaynak : Aksiyon Dergisi



yasin.yılmaz

11 yıl önce - Cmt 23 Arl 2006, 16:57

Osmanli Hanedan üyeleri, Fetih sonrasinda, kentin Beyoğlu yakasında uzun yıllar boyu yapısal etkinliklere girişmemişlerdir. İlk kez 1559'da Kanuni ve Hürrem Sultan'ın en küçük oğulları Cihangir'in ölümünden sonra, Mimar Sinan'a küçücük bir cami yaptırtılmıştır. Fındıklı yamaçlarında, günümüze erişemeyen tek minareli, küçük bir camidir bu.

Cihangir'in anısına bir zamanlar bir Pagan tapınağı veya Bizans'ın bir manastırının bulunduğu yamaca, Ayvansarayi'nin yazdığına göre Şehzade'nin bir çardaktan doyumsuz manzara izlediği, saraydan her gün gördüğü bir yer için, Mimar Sinan'a küçücük bir cami yaptırılır. Özgün biçimi hakkında pek bilgi yoktur. Kırma ahsap çatılı ve tek minareli olduğu, 1580 tarihli bir çizimden anlaşılmaktadır.

Küçük olarak tasarlanması, o günlerde fazla cemaati olmadığı gibi bir gerekçeye dayanmış olabilir. Cami, zamanla çevredeki yerleşmenin merkezi olmuş ve mahalle de Cihangir olarak anılagelmiştir. Yapıldığı yıllarda kıyıdan başlayan koruluklar içinde yalnız bir camidir. Fındıklı'dan dik merdivenle çıkılan camiyi Evliya Çelebi “cihannüma” olarak nitelemektedir. Cami'nin yanında bir de sıbyan mektebi yapılmış, altmış yıl sonra da bir Halveti tekkesi kurulmuştur. Beş kez büyük yangınlar geçirdikten sonra, mahalle, Cami ve Tekke de defalarca onarılmış, yeniden yapılmıştır.

Günümüzdeki Cami, 19.yy ortalarından sonra yaygınlaşan tipolojiye uyan, kare hacimli, tek kubbeli, iki minareli bir camidir. Kubbe, dört büyük kemere oturtulmuş, kemer içleri yelpaze biçimli ışınsal pencerelerle doldurulmuş, altta da kemerli sıra pencereler yer almıştır.

Kaynak:http://www.beyoglubeyoglu.com


Sinan Doğan

10 yıl önce - Cmt 28 Nis 2007, 14:38



(+)
Minareye yakın bakış



sayfa 2
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
« önceki   123 ... 101112   sonraki »
ANA SAYFA -> İSTANBUL