1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Karakan
16 yıl önce - Pts 04 Eyl 2006, 16:40
AP Raporu onaylandı ve YENI ZORTKIRIMLAR resmileştirildi!
Işte Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu, Hollandalı Hristiyan Demokrat üye Camiel Eurlings tarafından kaleme alınan Türkiye raporu.
Bu rapor ve bu rapora verilen değişiklik önergeleri bu akşam AB Parlementosu tarafından oylanacak .
Rapor, Dışişleri Komisyonundaki oylamanın ardından, eylül ayı sonunda yine Strasbourg'da düzenlenecek genel kurul toplantılarında tartışılarak son kez oylamaya sunulacak.
AP Dışişleri Komisyonunda Türkiye raporuna bugüne kadar parlamenterler ve siyasi gruplarca 349 değişiklik önergesi verildi.
Taslak raporda, Türkiye'den, reform süreci, özellikle ifade özgürlüğü, dini haklar ve azınlık hakları, sivil-asker ilişkileri, kadın hakları, sendikalar, kültürel haklar, yargının bağımsızlığı ve reformların uygulanmasının hızlandırılması isteniyor.
Demokrasi ve Hukuk Devleti ilkeleri
1. Özellikle ifade özgürlüĝü, dini ve azınlık hakları, sivil toplum – asker ilişkileri, bölgede cezaî koĝuşturma, kadın hakları, sendikal haklar, kültürel haklar ve yargının baĝımsızlıĝı alanlarında eksiklilerin devam etmesi ve ilerlemenin yetersiz olması ile gözlemlenen reform sürecinin yavaşlaması üzüntüyle karşılanmakta.
2. Hükümetin inisiyatifi ile, Türkiye Büyük Millet Meclisi´ne sunulan 9uncu reform paketi ile kanun deĝişikliĝi sürecinin yeniden başlatılması memnuniyetle karşılanmakta. Anılan paket, kamu denetçileri kanunu, askerî harcamaların denetlenebileceĝi Sayıştay Kanunu, Vakıflar Kanunu ve yargının daha iyi işleyebilmesini saĝlayacak önlemler de içermekte. Önlemler arasında, idarî usul kanunu, yolsuzlukla mücadelede önlemler, azınlık okullarının daha iyi işleyebilmesi ve siyasal partilerin finansmanı konusunda şeffaflıĝı güçlendirme gibi konular yer almakta;
3. Dokuzuncu reform paketinin reform sürecine gerçek anlamda ivme kazandırabilmesi için, özellikle mütakiben sıralanan hususları da dikkate alarak, TBMM´nin gündemde olan yasama reform paketini deĝiştirerek nihayetinde kabul etmesi beklenmekte:
– yargının işleyişi ve baĝımsızlıĝı uygun önlemler alınarak güçlendirilmelidir. Alınacak bu önlemler, kamu denetçileri kanunu, idari usul kanunu ve idare hukuku usul kanununa da etki yapmalıdır;
– vakıflar kanunu ile Müslüman olmayan dini azınlıkların tüzel kişilik, din adamı yetiştirme, çalışma müsaadeleri, okullar ve iç idare alanında mevcut bütün sınırlandırmalarının giderilmesi ve el konulan mülkler hususunun uygun bir şekilde çözülmesi gerekmektedir;
– siyasal partilerin finansmanı kanunu ile şeffaflık gerçek anlamda iyileştirilecektir ve yolsuzluĝun sona erdirilmesi saĝlanacaktır;
– askeri mahkemelerin sivil kişilere karşı henüz geriye kalmış bütün yetkileri etkin bir biçimde kaldırılmalıdır;
– Avrupa Konseyi´nin ulusal azınlıkları koruma amaçlı çerçeve sözleşmesi, yerel ve azınlık dilleri hakkında Avrupa Antlaşması ile Uluslararası Ceza Mahkemesini kuran Roma Statüsü gibi uluslararası sözleşmeler imza altına alınarak, onaylanmalıdır;
4. yeni Terörle Mücadele Kanunu´nun temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasına engellemelerin kaldırılması ve güvenlik gereksinimleri ile insan haklarının teminat altına alınması ile ilgili uygulamaların dengelenmesi istenmekte (örnek olarak, sanıĝın ancak yargı infaz memuru huzurunda avukatı ile görüşebilmesi sunulur);
5. Türkiye´nin, devlet memurları, askeriye mensupları veya güvenlik görevlileri için istisnaî düzenlemeler bulundurmaksızın, bütün Türk vatandaşlarının mahkeme soruşturmaları, yargılama ve mahkumiyet aşamaları da dahil olmak üzere, bütün yargı süresi boyunca kanun önünde eşit muamele görmelerini teminat altına almasını ister
6. Türkiye´nin, 216., 277., 285., 288., 301., 305. ve 318. gibi, hakim ve savcılar tarafından keyfi yorumlamaya uygun olan ve ifade özgürlüĝü ile basın özgürlüĝü´ne engel olan kararlara yol açan ve bu suretle insan hak ve özgürlükleri´nin dikkate alınmaması tehlikesini içeren ve demokrasi sürecine olumsuz etki yapan maddelerin kısa vadede Ceza Kanunu´ndan kaldırılmasını veya deĝiştirilmesini ister
7. 2002 yılından itibaren Türk hükümeti tarafından işkenceye karşı „sıfır tolerans“ politikası baĝlantılı çabaları sonucunda yasal düzenlemelerde saĝlanan iyileşmeyi takdir eder; bu suretle, Avrupa Parlamentosu´nun tavsiyeleri yerine getirilmiştir; özellikle Güneydoĝu´da yargı infaz memurları tarafından uygulanan işkence ve şiddet vakalarında kayıtların artışı ve bu memurların sıkça cezasız kalmalarından da belirgin olduĝu gibi, uygulamada daha etkin önlemlerin gerekliliĝini vurgular; bölgede halen AB-standartlarının altında olan yargı infazı konusundaki nitelik hakkında endişelidir;
8. 2002 yılından itibaren Türk hükümeti tarafından yolsuzlukla mücadeleye karşı ve hapishane koşulları ile avukata ulaşma olanaklarını düzeltme yolundaki çabaları sonucunda yasal düzenlemelerde saĝlanan iyileşmeyi takdir eder; Türk makamlarından bölgede, yolsuzlukla mücadeleyi istikrarlı sürdürmesini ister;
9. yeni Ceza Kanunu´nun yürürlüĝe girmesiyle birlikte kadın hakları konusunda bir takım ilerlemelerin gerçekleştiĝini tespit eder; ancak, kadın haklarının dikkate alınmamasının Türkiye´de halen endişe verici boyutta devam ettiĝini vurgular; kadınlara karşı dışlayıcı uygulamaların ve kadınlara yönelik şiddetin giderilmesi için ve maĝdur kadınlara yönelik daha fazla barınma evleri temin etme için ek çabaların gerekliliĝinin altını çizer; kadınların eĝitim alma haklarını eksiksiz bir şekilde ifâ edebilmeleri için Türkiye´nin çabalarını arttırmasını ister;
10. bir kitapçıya Türk güvenlik güçlerince bombalı saldırının düzenlendiĝi iddia edilen ve nihayetinde meclis tarafından incelenen savcı Ferhat Sarıkaya´nın görevden alınması ile devam eden Şemdinli olayı ile ilgili oldukça derin endişeler taşıdıĝını ifade eder; Türk toplumu içersinde ordu´nun halen –hatta muhtemelen yeniden güçlenen - önemli bir rol oynadıĝı konusunda hayli endişeli olduklarının altını çizer; kamuoyunda güvenin saĝlanması ve yargının inandırıcılıĝının saĝlanması açısından objektif ve tarafsız koĝuşturulmaların yürütülmesinin önemli önkoşul teşkil ettiklerini vurgular;
11. Ağırlıklı olarak, Kürt partilerini dahil ederek, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde siyasi
güçlerin daha geniş temsilini sağlayacak şekilde, seçim sisteminin %10’luk eşiği
indirmek suretiyle reforma tabi tutulması çağrısını yineler;
12. ileriye yönelik olarak ve AB üyeliĝi için gerekli tüm köklü deĝişikliklerin açık bir ifadeyle yansıtılarak hazırlanacak yeni ve modern bir Anayasa´nın aynı zamanda Türk Devleti´nin modernizasyonunun temelini oluşturabileceĝini kaydeder;
13. Türkiye´den en yüksek yargı organında görevli bir hakimin öldürülmesini şiddetle kınar; açık ve net tehditlere maruz kalan bu tür yargıçların polis tarafından yeterli ölçüde korunmamalarını endişeyle karşılar; Türk hükümetinden bu hususta gerekli önlemleri almasını ister;
İnsan hakları ve azınlıkların korunması
14. geçen yıllarda temek hak ve özgürlükler baĝlamında ancak sınırlı bir ilerlemenin kaydedilmesi üzüntüyle karşılanır; insan hakları ve özgürlüklerin ihlalleri ile bu hak ve özgürlüklerin kullanılmasına bulunan engellemeler deĝerlendirilir;
15. Türkiye´ye, mevcut insan hakları denetleme hizmet birimlerini yeniden düzenleme ve bu esnada görevleri baĝımsız denetleme hizmet birimlerine devretme tavsiyesini hatırlatır; oluşturulacak baĝımsız denetleme hizmet birimlerinin Türkiye´nin bütün bölgelerinde etkin bir biçimde çalışmalarını yürütebilmeleri için kendilerine yeterli kaynak ayrılmalıdır ve baĝımsız sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yaparak gerektiğinde her yerde polis gözaltı merkezlerini denetleme yetkisi verilmelidir; insan haklarını güçlendiren ve dayatılmasını saĝlayan kurumların kapasitelerini geliştirme ve güçlendirmenin acilen gerekli olduĝunun altını çizer;
16. Parlamento´nun son raporundan bu yana din özgürlükleri baĝlamında ilerlemenin gerçekleşmediĝi üzüntüyle karşılanır; vatandaşların seçtikleri veya ait oldukları din veya mezhebin gereklerini yerine getirme özgürlüĝünun, dini inançlarının gereklerini yerine getirme konusunda kendilerine eşit yasal haklar ve idarî olanakların tanınması, cemaatlerini organize etme, dini toplulukların mülkiyet edinme ve idare etme ve din adamlarını yetiştirme özgürlüklerini de içermesi gerektiĝini vurgular;
17. Türk makamlarına yönelik önceki kararlarında da ifade edilen, din özgürlüĝü konusunda üstlenilen yükümlülüklerin yerine getirilmesi yolundaki talebini yineler ve dini azınlıkların önünde özellikle yasal statü, din adamı yetiştirme ve mülkiyet hakları baĝlamında mevcut engellemelerin giderilmesi için somut önlemlerin uygulamaya konulmasını talep eder (Ekümenik Patriklik son dönemde otuz civarında istimlakla karşı karşıya gelmiştir); Türk makamları tarafından dini topluluklara ait mülklere el konma ve satışın icrasına derhal son verilmesini talep eder; Heybeliada Rum-Ortodoks Ruhban Okulu´nun derhal yeniden açılmasını ve Ekümenik Patriklik kilise ünvanının alenen kullanılabilmesini talep eder; cem evlerinin dinî merkez olarak tanınması da dahil olmak üzere, her türlü din dersinin isteĝe baĝlı verilmesi ve sadece sünni inancı kapsamaması suretiyle Alevilerin korunmasını ve tanınmasını talep eder; Türkiye´de bütün Hıristiyan azınlık ve toplulukların temel haklarının korunmasını talep eder (İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada Rumları gibi);
18. bütün dini toplulukların temel haklarının eksiksiz olarak temin edilmesi konusunda Türkiye´nin yükümlülüĝü vurgulanır; yaz tatilinden önce meclisten çıkarılmak istenen Vakıflar Kanunu´nun deĝişikliĝe tabi tutulacak taslaĝının Avrupa Parlamentosu ve Komisyonu´nun önerileri ile uyumlu olarak, hem Avrupa standartlarına uygun ve aynı zamanda çok dinli Türk toplumunun beklentilerini karşılaması zorunluluĝunu talep eder;
19. Türk makamlarını yeniden, sendikal haklara ilişkin İLO standartlarını uygulamaya koymaya ve çocukların çalıştırılmasını yasaklayan müteakip yasal düzenlemeler oluşturmaya çaĝırır;
20. süre ve diĝer engellerin de kaldırılması ön koşulu, Kürt kökenli Türk vatandaşların kültürel haklarını özgürce kullanabilmeleri bakımından Kürtçe yayın yapma olanaĝının açılmasını önemli bir adım olarak görülebileceĝinden olumlu karşılar;
Türkiye - Güneydoĝu
21. PKK tarafından şiddetin yeniden tırmandırılmasını ısrarla kınar; Türkiye´nin deĝişik bölgelerinde Türk vatandaşlarına yönelik şiddet eylemlerinin asla bir mazeretinin olamayacaĝını vurgular; Türkiye´yi teröre karşı verdiĝi mücadelede dayanışması konusunda temin eder;
22. buradan kaynaklanan Türkiye´nin güneydoĝusunda, bölgedeki barış ve istikrar açısından ciddi tehlike teşkil eden, gerginlikler karşısında büyük endişeler taşır; tüm ilişkili tarafları şiddet veya şiddete tepki reaksiyonlarından uzak durmaya çaĝırır; fazlasıyla cürümün Türk Terörle Mücadele Kanunu kapsamına girecek kadar terörizmin hukuksal kavramının esnetilmemesini ve bu suretle temel özgürlüklerin tehlikeye sokulmamasını önemli addeder;
23. Türk makamlarından, şüphelilerin yakalanması ve tutuklanması ile ilgili Avrupa standartlarının uygulanmasını talep eder; Mart ayında Diyarbakır´da vuku bulan ve ölüm olaylarının da meydana geldiĝi çocuklara karşı şiddet olayları hakkında kaygılarını ifade eder; henüz 2005 yılının Temmuz ayında kabul edilen Çocuk Koruma Kanunu´nun ergenlik çaĝında genç ve genç yetişkin suçlulara ilişkin hükümlerle ilgili uluslararası standartlarla tam uyum içinde olmadıĝını tespit eder;
24. önceki yıl Başbakan Erdoĝan´ın cesaret verici beyanatının ardından Türkiye hükümetinden Kürt sorununda demokratik çözüm için çabalarını sürdürmesini talep eder; sivil toplum ile askeriye arasında gerginliklerin önlenmesi koşuluyla güvenlik ortamının denetlenmesi ve politik diyalog ile Güneydoĝu bölgesinin ekonomik ve sosyal kalkınmasının etkin bir şekilde teşvik edilmesi unsurları arasında dengenin saĝlanmasının yeterli ölçüde kaynakla donatılmış geniş bir strateji ile desteklenmesinin kayıtsız önemini vurgular; Türkiye hükümetinden, Güneydoĝu´nun sosyo-ekonomik kalkınmasına yatırım yapmasını ve barışçıl muhataplarla yapıcı bir diyalog sürecini başlatmasını talep eder;
25. etkin kullanılması önkoşulu ile meydana gelen zararların giderimi açısından önemli bir enstrüman olabilecek iç göçe zorlanmış maĝdurları hakkındaki kanunun kabul edilmesini olumlu karşılar; ancak, köy korucularının sürekli bölgede bulunmaları ve şiddetin yeniden alevlenmesinin geri dönme hakkına engel olduĝunu tespit eder; dolayısıyla Türk makamlarından, köy korucularının silahsızlandırılmalarını ve köy korucu sisteminin daĝıtılmasını önemle talep eder;
Bölgesel Konular ve Dış İlişkiler
26. medeniyetler arası anlayışın desteklenmesi bakımından çaĝdaş, demokratik ve laik bir Türkiye´nin yapıcı bir rol üstlenebileceĝi konusundaki kanaatini yineleyerek vurgular;
27. geçmişteki trajik deneyimlerin üstesinde gelmek için Türkiye´nin iki ülke arası uzman heyetinin oluşturulması önerisini ve Ermenistan´ın bu öneriyle ilgili pozisyonunu dikkate alır; nihayetinde her iki tarafın kabul edebileceĝi bir öneriye varılması hedefi ile Türkiye ve Ermenistan hükümetlerinden uzlaşma sürecini devam ettirmelerini talep eder; Parlamento´nun 1987 ile 2005 yılları arasında kabul ettiĝi ilke kararları doĝrultusunda Türkiye hükümetinden, Ermenistan ile diplomatik ve iyi komşuluk ilişkilerinin başlatılması ve ülke sınırının en kısa zamanda açılması için, gerekli önlemleri ön koşul bulundurmaksızın uygulamaya koymasını ısrarla talep eder;
28. çeşitli uyarılara raĝmen Türkiye´nin, Kıbrıs bandıralı gemilere ve Kıbrıs Cumhuriyeti limanlarından gelen gemilere kısıtlamalarını sürdürmek suretiyle, Türk limanlarına girişlerini engellemesini sürdürmesi ve aynı şekilde Kıbrıs uçaklarına Türk hava limanlarına iniş izni vermeme tutumunu sürdürmesi karşısında üzüntüsünü ifade eder; Türkiye hükümetini, bu uygulamaların, malların serbest dolaşımı ilkesini ihlal ettiĝinden, protokolden baĝımsız olmak kaydıyla, Türkiye tarafından Ortaklık Anlaşması´nın ve buna baĝlı olarak Gümrük Birliĝi´nin bir ihlalini teşkil ettiĝini belirtir;
29. Türkiye´ye, üyelik sürecinin zorunlu bir unsurunun da, Kıbrıs da dahil olmak üzere, bütün üye ülkelerin tanınması olduĝuna işaret eder; Türkiye´den Ortaklık Anlaşması ile birlikte Ek Protokol´ünden de ileri gelen bütün hükümleri eksiksiz bir şekilde yerine getirmesini talep eder; Türk makamlarından, Kıbrıs meselesinde Birleşmiş Milletler´in de öngördüĝü çerçevede yapıcı bir düzenlemeye gitme yolundaki çaba ve yapıcı tutumunlarını sürdürmelerini, AB´nin esas ilkelerine dayanan adil bir çözümün hedeflendiĝi ve ilgili BM kararları doĝrultusunda spesifik zaman planı çerçevesinde askerî güçlerini de mümkün olduĝu kadar erken bir tarihte geri çekmesini talep eder;
30. Kıbrıs-Türk toplumunun ekonomik kalkınmasını hedefleyen maddî bir destek enstrümanının oluşturulmasını olumlu karşılar; Konsey´den, Kıbrıs´ın kuzey kesimini ilgilendiren ticarî kolaylıkların düzenlenmesini hedefleyen ve buna ilişkin anlaşma saĝlama çabalarını yinelemesini talep eder;;
Müzakereler
31. Konsey kararı ile Komisyon´dan 2006 yılı boyunca Ankara Protokolü´nün Türkiye tarafından eksiksiz uygulanması hususunda rapor verilmesinin talep edildiĝi ve bu baĝlamda yetersiz ilerlemelerin müzakere sürecine ciddî etkilenmelere yol açabileceĝi ve hatta müzakere sürecinin durmasına da yol açabileceĝi konusunda Türkiye´yi uyarır;
32. önceki kararları doĝrultusunda ve Konsey ile Komisyon tarafından alınan tutum doĝrultusunda Üyelik Ortaklıĝı anlaşması çerçevesinde belirlenen kısa vadeli önceliklerin 2007 yılının bitimi öncesinde yerine getirilmesini ve orta vadeli önceliklerin ise, 2009 yılının bitimi öncesinde yerine getirilmesini bekler; birinci müzakere süreci dahilinde politik kriterlerin eksiksiz uygulamasının öncelikli olması gerektiĝi konusunu ve net olarak belirlenmiş bu hedeflere ulaşmanın da müzakere sürecinin devam ettirilmesinin önkoşulunu teşkil ettiĝi hususunu vurgular;
33. AB Başkanlıĝı´nın, politik kriterlerin görüşülmesini, Eĝitim ve Kültür faslı başta olmak üzere, bütün müzakere süreci boyunca devam ettirilmesi doĝrultusundaki önerisini, olumlu karşılar; bu öneriyle ilgili henüz bir konsensüsün saĝlanamamış olmasını ve bu nedenle siyasi kriterlerin sadece seçilmiş politik alanlarla ilgili müzakereler çerçevesinde işleneceĝini üzüntüyle karşılar; bu suretle Üyelik Ortaklıĝı boyunca, kısa ve orta vadeli önceliklere ulaşılması için belirlenen gerekli koşulların, gerekli politik reformlar ve üyelik sürecinin inandırıcılıĝını muhafaza etme açısından yerine getirilmesinin (2007 yılının, veya 2009 yılının bitiminden önce) daha da gerekli bir hal aldıĝının altını çizer;
34. reformların salt bir dış baskı ürünü olmaktan ziyade, reformlara ülke içinde ilgili makamlar tarafından iç dinamizmin kazandırılması gerektiĝini, ve bunun Türkiye´nin kendi menfaatine olacaĝını ve reform sürecinin geri dönülmezliĝine duyulan güvenin saĝlanması açısından önemini vurgular;
35. müzakerelerin açılmasının doĝası gereĝi açık uçlu olan uzun süre devam edecek bir süreç için başlangıç noktası oluşturacaĝına ve „bir öncelik“ ve otomatik olarak üyelikle sonuşlanmayacaĝını vurgular;
36. müzakerelerin başarıyla tamamlanıp tamamlanmadığına bakmaksızın, Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinin, Türkiye’nin Avrupa yapılarına tam olarak bütünleştirilmiş kalmasını sağlaması gerektiğini görüşünde olmakta
37. AB´nin Türkiye´yi üyeliĝe kabul etme kabiliyetinin ve aynı zamanda uyum dinamizmini muhafaza etmesinin AB´nin genel menfaatleri baĝlamında önem taşıyan hususlar olduĝuna işaret eder; 2005 yılında Komisyon´nun Türkiye üyeliĝinin etkilerini araştıran çalışmasının devamını ibraz edememiş olmasını üzüntüyle karşılar; 2006 yılında üyelik etkiklerinin araştırılmasının devamının kendisine ibraz edilmesini talep eder;
38. Başkanına bu Kararı, Konsey ve Komisyon´a, Avrupa Konsey´i Genel Sekreteri´ne, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı´na ve Türk Hükümeti ve Türk Parlamentosu´na iletmesi talimatını verir.ı
En son Karakan tarafından Sal 05 Eyl 2006, 10:34 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Karakan
16 yıl önce - Sal 05 Eyl 2006, 10:28
Ermeni zortkırımından sonra, Süryani ve rum zortkırımı resmileşti!
AP'den Türkiye raporuna onay ve yeni Zortkırımların resmileşmesi
Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu, Hollandalı Hıristiyan Demokrat üye Camiel Eurlings tarafından kaleme alınan Türkiye raporunu oylayarak kabul etti.
Dışişleri Komisyonu'nda Türkiye aleyhine bazı sert unsurların eklendiği rapor, ay sonunda yine Strasbourg'da düzenlenecek genel kurul toplantılarında tartışılarak son kez oylamaya sunulacak.
AP Dışişleri Komisyonu, Fransız Sosyalistler'in sunduğu bir önerge doğrultusunda hareket ederek raporda değişiklik yaptı ve Türkiye’nin tam üyelik öncesi Ermeni soykırımını tanıması istendi.
Yunan parlamenterlerin girişimi sonunda da, rapora Süryani ve Pontus Rumları'na soykırım uygulandığı yolunda ifadeler eklendi.
Yeşillere mensup Joost Lagendijk ve Cem Özdemir'in sunduğu ve kabul edilen bir değişiklik önergesiyle üniversitelerdeki türban sorununa çözüm bulunması çağrısı rapora girdi.
Türkiye raporuna parlamenterler ve siyasi gruplarca toplam 349 değişiklik önergesi verilmişti.
Rapor Genel Kurul'da bu haliyle onaylansa bile bağlayıcı değil, tavsiye niteliğinde. Ancak raporun Avrupa Komisyonu'nun Ekim ayında yayımlayacağı İlerleme Raporu'nu etkileyebileceği yorumları yapılıyor.
Brüksel'den gazeteci Zeynel Lüle, özellikle soykırım iddialarıyla ilgili değişikliklerin Parlamento'nun nihai raporuna gireceğine inanmadığını söylüyor, ancak raporda, herkesin üzerinde uzlaştığı unsurların bile Türkiye'ye ciddi eleştiriler ve uyarılar yönelttiğini belirtiyor.
Reform beklentileri yineleniyor
Raporda, Türkiye'den, reform süreci, özellikle ifade özgürlüğü, dini haklar ve azınlık hakları, sivil-asker ilişkileri, kadın hakları, sendikalar, kültürel haklar, yargının bağımsızlığı ve reformların uygulanmasının hızlandırılması isteniyor.
Hükümetin hazırladığı dokuzuncu reform paketinin memnuniyetle karşılandığı ifade edilen raporda, yeni terörle mücadele yasasının temel hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı unsurlar içermemesi talep ediliyor.
Türk Ceza Kanunu'nda ''keyfi yorumlamaya uygun olduğu'' öne sürülen 216, 277, 288, 301, 305 ve 318. maddelerin değiştirilmesi çağrısında bulunuluyor.
Raporda, AB yolunda yapılan reformları yansıtacak yeni bir anayasaya ihtiyaç olabileceği görüşüne de yer veriliyor.
Raporda, PKK sert bir dille kınanırken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen yıl yaptığı ''cesaretlendirici açıklamanın ardından Türk hükümetinin Kürt sorununa demokratik çözüm araması'' çağrısına yer veriliyor.
Raporda, Türkiye'ye ''koruculuk sistemini lağvetmesi'', ''Kürt sorununa demokratik çözüm araması'', ''gözaltı ve tutuklamalarda Avrupa standartlarını uygulaması'' gibi çağrılarda bulunuluyor.
Yüzde 10 olan seçim barajının indirilmesi istenen raporda, bu şekilde TBMM'de daha geniş temsil sağlanacağı görüşü savunuluyor.
Raporun ''İnsan Hakları ve Azınlıkların Korunması'' başlığı altında, AP'nin son raporundan bu yana dini özgürlükler bağlamında ilerleme sağlanmamış olmasından ''esef duyulduğu'' ifade edilirken, Türkiye'ye dini azınlıkların ruhbanlarını eğitimde ve mülk edinmede karşılaştıkları sorunları ortadan kaldırması çağrısı yapılıyor.
Raporda, Alevilerin tanınması ve korunması istenirken, cem evlerinin de dini merkezler olarak tescil edilmesi, dini eğitimin gönüllülük esasına göre düzenlenmesi ve sadece Sünni inancını yansıtmaması gibi talepler yer alıyor.
Kıbrıs için uyarılar
Türkiye'nin limanlarını Rum gemilerine açması da talep edilen raporda, ''Kıbrıs dahil tüm AB üyelerinin tanınması, müzakere sürecinin zorunlu parçasıdır'' deniliyor.
Ada'daki Türk askerlerinin bir takvim belirlenerek çekilmesi de isteniyor.
Reuter haber ajansı, raporu "Türkiye ile AB arasında yaklaşan kriz için geri sayımın başladığı" şeklinde yorumladı.
Türkiye'nin Başmüzakerecisi Ali Babacan, yarından itibaren Brüksel'de temaslarda bulunacak ve Avrupalı yetkililere Türkiye'nin reform sürecine devam yolunda kararlı olduğu mesajını iletmeye çalışacak.
CANLARI CEHENNEME!!!ı
|
 |
K.Oktar ARKIN
16 yıl önce - Sal 05 Eyl 2006, 10:35
...
Turkiye olmadan asla yapamayacaklarini biliyolar,
Turkiye nin AB ye girebilmesi icin,hukumetlerden cok oncelikle Turk Halkinin istek ve arzusunun en ust duzeyde olmasi gerektigini biliyolar,
Ve hala Turk Halkini en cok kizdiran.en gicik eden seylerden biri olan, bu Sozde Soykirim
Sacmaliklarinda israr ediyolar,hatta yeni yeni uyduruk sozde soykirimler kurgulamaya calisiyolar..
Ne yapmaya calisiyo bunlar Allah askina yahu !!?????
|
 |
HAKAN©
16 yıl önce - Sal 05 Eyl 2006, 10:42
| Alıntı: |
| Türkiye raporuna parlamenterler ve siyasi gruplarca toplam 349 değişiklik önergesi verilmişti. |
Bu önerge sayısı az değil mi? Bir kaç yüz tane daha verselerdi.
Buradan bile, raporun ne kadar "ortak karar" yansıttığını anlamak mümkün.
| Alıntı: |
Türkiye'nin limanlarını Rum gemilerine açması da talep edilen raporda, ''Kıbrıs dahil tüm AB üyelerinin tanınması, müzakere sürecinin zorunlu parçasıdır'' deniliyor.
Ada'daki Türk askerlerinin bir takvim belirlenerek çekilmesi de isteniyor.
Reuter haber ajansı, raporu "Türkiye ile AB arasında yaklaşan kriz için geri sayımın başladığı" şeklinde yorumladı.
Türkiye'nin Başmüzakerecisi Ali Babacan, yarından itibaren Brüksel'de temaslarda bulunacak ve Avrupalı yetkililere Türkiye'nin reform sürecine devam yolunda kararlı olduğu mesajını iletmeye çalışacak. |
Biz Rum tarafını tanıyalım, limanlarımızı açalım, askerlerimizi çekelim. Sonra onlar gelip "KKTC diye bir yer yok" desinler. Adayı da komple Rum yönetimine bırakıp, istedikleri gibi at koştursunlar. Bundan sonra sıra, "TC diye de bir yok" demek değil midir? Amaç belli ama bizim "Muhteşem Süleyman"larımız halen daha reform sürecinin devam ettiğini lanse etmekle meşguller.
|
 |
Karakan
16 yıl önce - Sal 05 Eyl 2006, 10:46
Bunlar bizi yıldırıp AB den çekilmemize ugraşıyorlar. Böylelikle "Türkler uyum saglayamadıkları için çekildiler" olacak ve tarih kitaplarında suç yine bize yüklenecek.
Bu saçmalıkları kesinlikle kabul etmeyecegimiz aşikar. Türkiye'nin AB hedefini engellemek için bundan iyi köstek olur mu?
Bugün zortkırımlar tanınanacak, yarın toprak vereceksin. Türkiye kabul ederse yaptıkları planlar bundan ibaret. Yani parçalamak.
500 yıldır aynı kini güdüyorlar. Karadeniz ve ege bölgemiz rumlara, Dogu Anadolu ermenilere, Güney Dogu Anadolu kürtlere...
Bundan başka daha ne açıklaması var bunun?
ALLAH BELALARINI VERSIN!
Bu bize ders olsun AVRUPA ASIKLARI UYANIN!!!
|
 |
Atilla DÜNDAR
16 yıl önce - Sal 05 Eyl 2006, 10:57
Bu raporun bu yönde çıkacağını zaten bizim heveslilerimiz biliyorlardı. Bunca yaptırımları ısrarla önümüze getirenlerin bu iştahlarına bizim bu kadar heves, inat ve her türlü dayatmaya rağmen illa bizde olalım türünden yaklaşımlarımız sebep olmaktadır.
Hani ülkenin prestijini düşünenler, hani geçmişte sınırlarımız ve topraklarımız üzerinde oynanan oyunlara karşı duran siyaset ve milliyet anlayışları. Bırakın bu seviyesiz ortama seviyesiz yaklaşımları. Gerçekleri bu kadar görmezlikten gelmek ve halen mutlaka bu topluluğun içinde olmalıyız diye ülke çıkarlarını ayaklar altına aldırarak küçük düşürülmeye bizim tahammülümüz olmadığı gibi, hiç bir siyasi kimliğin de buna hakkı yoktur.
|
 |
Ufuk
16 yıl önce - Sal 05 Eyl 2006, 11:20
Eminim yöneticilerimiz ve bazı sözde aydınlarımız bu raporu aynen kabul edip, uygulamaya geçmeyi düşünecektir.
Kıbrıs için "ver kurtul" diyenler. Türk askeri keşke Kıbıs'a çıkmasaydı. Yıllarca sırtımızda kambur oldu diyenler, soykırım içinde aynı şeyleri söyleyeceklerdir.
"Soykırım yaptık diyelim olsun bitsin" diyeceklerdir. Hatta Almanya'yıda örnek göstereceklerdir.
|
 |
Kamil Büke
16 yıl önce - Sal 05 Eyl 2006, 11:21
| Alıntı: |
| Bu raporun bu yönde çıkacağını zaten bizim heveslilerimiz biliyorlardı. |
Hükümet'in AB ile müzakare takvimi alana kadar konuya bastırması şimdi ise gündemden düşürmesi çok çeşitli şekilde yorumlanabilir.
En önemli kazanımları , Ordu'yu kontrol altına alma , Genel Kurmayı , MSB'ye bağlı bir organ haline getirme yolunda bir nebze ilerlemeleridir.
Bunun dışında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde Türkiye Aleyhine açılan davalarda kendi görüşleri doğrultusunda kararlar çıkmayınca güvenilen dağlara kar yağmış (!) muhtemel başka yönlere doğru rota çevrilmeye çalışılmaktadır.
1960'lı yıllarda ABD başkanı Johnson , zamanın başbakanı İsmet İnönü'ye Kıbrıs sorunu ve Türkiye'nin ordusunu burada kullanacağını bildirmesini çok uygunsuz bir tarzda reddetmişti ve Türkiye'deki orduların NATO'ya bağlı birlikler olduğunu hatırlatmıştı.
Bunun üzerine rahmetli İnönü , "yeni bir dünya kurulur Türkiye'de orada yerini alır" şeklinde ünlü yanıtını vermişti. Zaten bu gelişmeler üzerine Kıbrıs için Nato'dan bağımsız Ege ordusu kuruldu. Türk Milleti zamanın basınının da teşviği ile büyük bağışlar yaptılar , bu paralar ile yeni çıkartma gemileri yapmaya başladı. Zaten sonuçta 1974'de alındı.
Ne demişler "kötü komşu mal sahibi yapar!"
|
 |
a.onurr
16 yıl önce - Sal 05 Eyl 2006, 11:58
Avrupa Birliği bir saçmalıktır.İnsanlara medeniyet abidesi diye gösterilen AB kendi içinde bile bir birlik kuramadan dışa açılmaya çalışıyor.Ülkemizde nedense AB ye bir kurtuluş projesi gözüyle bakılıyor bunu hala anlayabilmiş değilim.Türkiye nin gelişmiş ve müreffeh bir devlet olması illaki AB ye girmekten mi geçiyor.Savaşların olmamasını isteyen insan sayısı gerek ülkemizde gerekse dünyada azımsanacak kadar değil.Öyleyse başta İngiltere olmak üzere bu Savaş Birliği ülkelerin içinde bizim ne işimiz var.Ulus olarak yüksek medeniyeti bizim kendi başımıza gerçekleştiremeyeceğimizi sananlar ve bizi buna layık görmeyenler bize AB yi tek yolmuş gibi dayatanlardır.Biz birçok şeyi başardık zamanında ve yine başaracağız.TÜRKİYE Yİ KİMSE DURDURAMAZ!!!
|
 |
Karakan
16 yıl önce - Sal 05 Eyl 2006, 13:19
Madem Türkiye'yi kimse durduramaz, neden ekonomimizi, politik istikrarımızı, demokratik yaşamımızı biraz olsun düzeltmek için yarım asırdan fazla zaman geçti?
Neden gelmiş geçmiş hükümetler bu kadar vurdum duymaz davranarak, ülkeyi kendi çıkarları için soyarak, dünya ülkeleri arasında saygınlıgımızı ayaklar altına alarak Türkiyemizi büyük güçlere muhtaç hale getirdiler?
Ben milliyetçiyim, vatanseverim diye horozlanan vatandaş niye eline fırsat geçer geçmez Devleti soymaya kalktı?
Bu ne sorumsuzluk?
Tehlike illa kapıya dayanıp, bizim bagımsızlıgımızı tehdit edince mi ayaga kalkacagız daima?
Senin kuvvetli ordun olmuş fakat onun kuvvetini daimi kılacak teknolojin olmamış, ekonomik gücün olmamış. Bu mu kuvvet?
Birbirimize hikaye okuyup yüksekten uçmak kolay. Daima böyle yaptık, hayaller içinde yaşadık, Türk şöyle, Türk böyle... inandık, inandırıldık. Sonuç?
Işte karşımızda 2006 nın Türkiye'si!
AB ye avuç açan, ABD höt dedigi zaman oturup, kalk dedigi zaman kalkan bir Türkiye!
Yüce Atam, ruhları hepsinin şâd olsun, bu yurt için kanını canını veren dedelerim, bu günü gelelim diye mi bıraktılar bu mirası?
Bu durumdan hepimiz sorumluyuz!
Hiç degilse bundan böyle sorumluluklarımızla yaşamaya çalışalım!
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|