1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 134  |
 |
yılmaz büktel
14 yıl önce - Pts 27 Ekm 2008, 02:55
| Alıntı: |
| Yolculuk boyunca 2 film gösterilmişti araçta. Filmlerin isimlerini hatırlıyamadım ama birinde Cem Davran oynuyordu ve ilk filmiydi (Çocuk haliyle oynadığı bu filmi, yaz aylarında bir tv kanalı yayınladı.) Ben de yolu seyretmekle tv seyretmek arasında helak olmuştum (Otobüste tv/video seyretmek süper bir olaydı nede olsa. Yine de yolu seyretmekten İstanbul'a kadar uyumamıştım) |
İlk televizyonlu servislerde biz maalesef film izleyemiyorduk. 0302ler peronda, açık tvde haber, film, reklam ne varsa izleterek havalı havalı durarak yolcusunu beklerken, yanındaki televizyonsuz otobüslerin yolcularını kıskançlıktan çatır çatır çatlatırdı. Ancak yola çıkıldıktan sonra alıcıları zaten çok güçlü olmayan televizyonlar sürekli görüntü kayması ya da parazit yapar ve çok geçmeden sürücü muavini çağırarak talimatını verirdi: "kapat oğlum şunu başım şişti". Tv kapatılır ve yolcunun bir kısmı sürücü ile aynı fikirdeyken, bir bölümüde "nasıl televizyonu servis bu" diye içlenirdi.
Tvlerde video filmleri göstrilmesi ise sanırım 80lere doğru başladı.
|
 |
Volkan TÜRKKAN
14 yıl önce - Pts 27 Ekm 2008, 03:13
| Alıntı: |
Ancak yola çıkıldıktan sonra alıcıları zaten çok güçlü olmayan televizyonlar sürekli görüntü kayması ya da parazit yapar ve çok geçmeden sürücü muavini çağırarak talimatını verirdi: "kapat oğlum şunu başım şişti". Tv kapatılır ve yolcunun bir kısmı sürücü ile aynı fikirdeyken, bir bölümüde "nasıl televizyonu servis bu" diye içlenirdi.
Tvlerde video filmleri göstrilmesi ise sanırım 80lere doğru başladı. |
O dönemlerde Büyüklerimin anlattıklarına gore Televizyon izleme Merakı olan Kaptanlarımız Yoldan Gözünü ayırdığı için kaza yapıp İnsan canını ölüme kast ettiği düşüncesiiyle bi ara Televizyon otobüslerde izlenmesi yasaklanmış. Ne kadar Doğru yada yanlış Bilmiyorum fakat Zamanında Yapılan yayın ile Şuan yapılan yayın arasındakı Fark Kaptanın İzlememesi için Televizyonun kaptanın kafasının Hizasından gerıde olması yada Araçların Büyük olmasının verdıgı sebebten Boyun agrıması
Saygılar;Volkan TÜRKKAN
|
 |
Sefer Kuyruk
14 yıl önce - Pts 27 Ekm 2008, 23:02
Videolu otobüsler
(Fotoğraf tarihi 10.09.1984)
| Alıntı: |
| Tvlerde video filmleri göstrilmesi ise sanırım 80lere doğru başladı. |
Benim bildiğim videolu servisler 1983 ortalarında başladı, 1984'te yaygınlaştı. Ve aynı yılın sonlarına doğru tekrar yasak gelmişti. Otobüslerin arkasında "Videolu" "Videolu lüks servis" gibi ibareler yer alırdı.Yukarıdaki resimde Gazanfer Bilge'ye ait otobüsün arka camındaki çıkartmalı yazıda "Videolu servis", Es Turizm'in otobüsünün arkasında "Videolu Süper Es" yazıları bulunmaktaydı. İtimat firmasına ait otobüsün yazısı belli olmuyor ama kuvetli bir ihtimal orada da "Videolu" gibi birşey yazabilir.
En son Sefer Kuyruk tarafından Pts 27 Ekm 2008, 23:24 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
OSMAN TUNCA
14 yıl önce - Pts 27 Ekm 2008, 23:41
| Alıntı: |
| İtimat firmasına ait otobüsün yazısı belli olmuyor ama kuvetli bir ihtimal orada da "Videolu" gibi birşey yazabilir. |
Bu İTİMAT yazan otobüs bizim otobüsünde çalıştığı SAKARYA İTİMAT'ın otobüsü bu aracıda hatırlıyorum köşede yazan ise VİDEOLU SERVİS değil EXPRES yazısı daha önce kurulmuş olan EXPRES firması sadece Adapazarı Karasu Kocaali çalışırken Sakarya İTİMAT kuruldu ve iki firma hemen birleştiler daha sonrada ön ve arka camda köşeye EXPRES yazısını eklediler işte o yazı budur.
|
 |
Sefer Kuyruk
14 yıl önce - Sal 28 Ekm 2008, 00:52
| Alıntı: |
| Bu İTİMAT yazan otobüs bizim otobüsünde çalıştığı SAKARYA İTİMAT'ın otobüsü bu aracıda hatırlıyorum köşede yazan ise VİDEOLU SERVİS değil EXPRES yazısı |
Sevgili Osman Tunca'nın uyarısı için teşekkür ederim. Fotoğrafın aslına baktığımda "Videolu" değil "Ekspres" yazılı olduğunu gördüm. Osman Bey, plakası 54 DF 502 olan bu aracı hatırladığınızı söylüyorsunuz ! Acaba araç orjinal 302S mi ? Kasa mı ? Bana orjinal değil gibi gelmişti de.
|
 |
sureyyaizgi
14 yıl önce - Sal 28 Ekm 2008, 02:36
Sadece otomobil ya da otobüsler değil, her ama her şey, gerekli koşullar sağlanabildiği taktirde 200 km/s'yi rahatça aşabilir, maharet değildir:) Ama bu işin makbulü, o şeyin fizik ve mantık kuralları dahilinde kontrol edilebilir olmasıdır. Yolda tutunabilmesi, durabilmesi yani güvenli olabilmesidir. Bir otobüsle değil 200, 130 km/s'yi bile denemek bile cinayettir. Katılır mısınız sevgili M. Ali Sade bey?
|
 |
M.Ali Sade
14 yıl önce - Sal 28 Ekm 2008, 13:07
| Alıntı: |
| Sadece otomobil ya da otobüsler değil, her ama her şey, gerekli koşullar sağlanabildiği taktirde 200 km/s'yi rahatça aşabilir, maharet değildir:) Ama bu işin makbulü, o şeyin fizik ve mantık kuralları dahilinde kontrol edilebilir olmasıdır. Yolda tutunabilmesi, durabilmesi yani güvenli olabilmesidir. Bir otobüsle değil 200, 130 km/s'yi bile denemek bile cinayettir. Katılır mısınız sevgili M. Ali Sade bey? |
Tabii ki katılıyorum.Biraz da açıklayayım hatta.
Eskiden dizellerin pompa-enjektör ayar cihazları çok pahalıydı.Ve bu işi bilen sayısı da bütün Türkiye için söylüyorum,on onbeş ustayı geçmezdi.Ama bu ustalar da ustaydı.Şimdiki bazı iş bilmez pompacılar gibi sadece pompayı söküp cihaza bağlayarak çeneyle göz boyamaz,o pompanın ulaşabileceği en yüksek performansları da ayarlamayı bilirlerdi.Daha dizel araç atelyeye yaklaşırken çıkan dumandan,sesten,kokudan teşhisi patlatırlardı.Ki bu ilk koydukları teşhis de mutlaka doğru çıkardı.
Pompacıların ücret tarifeleri biraz yüksekti.O yüzden kesilen bir eleman olmadıkça,çok belirgin bir pompa arızası vuku bulmadıkça gariban şoför esnafı bu atelyelere gidemezdi.Yani hiçbir zaman bir BMC TM 140 sahibi "dur ben şimdi şu pompayı bir açtırayım da yollarda biraz sürat yapayım" demezdi,diyemezdi.
Eski pompacılar işçiliği kabul etmesi,yedek parçasının bulunması,sağlam ve dayanıklı olması sebebiyle Alman imali araçlarda kullanılan sıra tipi Bosch pompaları beğenirlerdi.Bu pompalar çok güzel ayar kabul ederler ve ustayı asla mahcub etmezlerdi.Bir de yıldız tipi İngiliz pompaları vardı.Onların Bosch kadar başarılı olduğunu söyleyemeyiz.
Pompacılık işleri sonraları dizel araçların piyasaya hakimiyetinden sonra çoğaldı.Her sanayi sitesinde her köşe başında bilir bilmez pompa enjektör ayar atelyeleri açılır oldu.(Konu dışı olacak ama rot-balans işinin de bu şekilde cılkı çıkmıştı)
İşte yukarıda bahsettiğim bu "esas" ustaların eline geçen bir dizel motor pompası regülatörü ile oynanmak suretiyle maksimum devirleri 2500 den 3200 dev/dak. değerlerine kadar çıkarabilirdi.2500 devirde beşinci viteste 120 km/h hızları yakalayabilen bir otobüs ,3200 devirde 160 ve hatta 170 km/h hıza ulaşabilirdi.Bu hız yolun,havanın,rüzgarın,deniz seviyesinden yüksekliğin,sıcaklığın ve diğer etki edecek faktörlerin etkisiyle artabilir ya da azalabilirdi.
1965-70 yıllarında İstanbul-Ankara arasında şoförlerin "türbinli"olarak tabir ettikleri Uludağ Turizm'de çalışan bir MAN vardı.O yıllarda turbo besleme dizellerden ziyade "roket" tabir edilen Amerikan malı otomobillerde vardı.Otobüs kasa olarak Magirus Satürn kasasına sahip olmakla birlikte nasıl olduysa üzerinde turbo şarjlı bir MAN dizel motor vardı.Tek şeritli o zamanki Azaphane'li,Akyarma'lı ve Bolu Dağ'lı eski yoldan 5 saatte İstanbul'a girdiği rivayet edilirdi.Gerçi daha sonra bu yolda yaptığı çok ölümlü bir kaza sonunda trafikteki kayıtlarından da düşmüştü.
Eski O302 lerde kilometre saatinin içerisinde küçük kırmızı bir lamba vardı.Yolcunun pek çoğu bunu göstergeye atılmış bir aksesuar olarak değerlendirirdi.Halbuki 80 km/h hız geçildiğinde bu lamba yanarak şoförü ikaz ederdi.Maksimum hızı 80 km/h olan bir otobüsü de tehlike anında durdurabilmek çok zor değildir.
Lafı şuraya getireceğim.Başta da söylediğim gibi Süreyya üstada sonuna kadar katılıyorum.Yolcu taşınan otobüs,minibüs,dolmuş gibi vasıtaların süratten ziyade emniyeti önemlidir.
O yüzden sürat merakından vaz geçelim.Kendi kullandığımız otomobillerde ve bütün vasıtalarda direksiyon rot başı denen bir civata/somunla kasaya bağlıdır.Neticesinde bir somunun üzerinde gidiyoruz.
Aman dikkat edelim.Özellikle de "ben şu otobüsle 200 Km/h hız yaptım " gibi iddialı konuşan kaptanlardan uzak duralım.Bırakalım kendi kendine ne hızlar yaparsa yapsın.
Herkese selamlar...
|
 |
fatih koyuncu
14 yıl önce - Sal 28 Ekm 2008, 15:19
emektar delikanlı yakışıklım önce beydağında çalıştı ömrünün sonuna doğru aksoğanoğlu zaferden satıldı ömrün uzun olsun.
|
 |
Sefer Kuyruk
14 yıl önce - Sal 28 Ekm 2008, 15:30
Eski sayfalara göz gezdirirken yeni farkettiğim bir ayrıntı hakkında bilgi vermek istiyorum.
| Alıntı: |
Gurbetçi Şaban'ı Almanya 'ya götüren Otobüs.
Almanya'ya varıldığında bu otobüsten inmiyor ama. |
| Alıntı: |
Filmde yolculuk 0302S le başlıyor. Sınırı geçerken MAN SR280 oluyor otobüs. Almanyada ise 0303ten iniyor Şaban:)
Bizlerin gözümüzden kaçmaz tabi:)
Sınırı geçtiği MAN |
Filmi ilk seyrettiğim zaman -Şaban'ın bindiği otobüs ile indiği otobüsün aynı olmadığını-bende fark etmiştim. Hatta demiştim ki '' Herhalde İstanbul'dan gidiş sahnesini çektiler. Sonra uçakla Almanya'ya gittiler. Tekrar orada otogar'da, haliyle başka otobüste iniş sahnesini çektiler.
Yıllar sonra yani, Kemal Sunal'ın rahmetli olduğu gün ilk defa uçağa bindiğini ve uçak fobisi nedeniyle vefaat ettiğini öğrendiğimde yanlış düşündüğümü anladım. Evet gerçektende filmde Kemal Sunal, Almanya'ya kadar aynı otobüsle gitmemiş, otomobille gitmişti.(!)
İkinci bir ayrıntı ise film dikkatli izlenirse zaten, Şaban yanında oturan yolcuya -Almanya'da araç değiştirileceğini ve aktarma yaptıktan sonrada inşallah yine yanyana otururuz- şeklinde bir ifadede bulunuyor. Sonuç olarak bindiği otobüs ile indiği otobüs farklı olması doğal.
Böylece senarist otobüs farklılığını mantıklı bir kurguya sokmuş. Fakat şimdiye kadar Man Sr 280 hiç farketmedim. Tekrar izlediğimde bu kez buna dikkat edeceğim. Saygılar
|
 |
mert1969
14 yıl önce - Çrş 29 Ekm 2008, 01:48
(+)
Topkapı'da efsane 0302'ler.(1982)
|
 |
sayfa 134  |
ANA SAYFA -> ULAŞIM
|