Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
Ahmet Kemal Senpolat
12 yıl önce - Prş 31 Ağu 2006, 10:33
İST » G1.48. Toplu Ulaşım Konusundaki Tercihlerimiz, Hayat Kalitemizin Düşmesine mi Neden Oluyor?





Burada bu defa ele aldığım konu HAYAT KALİTEMİZİN NEDEN DÜŞÜK OLDUĞU ve bunda ulaşım sistemlerinde yapmış olduğumuz tercihlerin de payı olduğu.

Konu belki siyasi içerikli gibi gözükebilir ancak kimi zaman olaylara çok farklı açılardan ve çok daha geniş boyutlardan bakıldığı sürece tesbitleri ( doğru hastalığı teşhis) yapabileceğimize ve bununla ilintili olarak doğru ilacı ( Çözümü ) bulmakta hemfikir olacağımızı sanıyorum .

Toplum olarak en büyük psikoljik hastalığımız bence tüm gerçeklere gözümüzü kapamak ve kendimizi kandırmak. Hayata sanırım böyle daha iyi bağlandığımızı düşünüyoruz . Oysa gözlerimizi kapattığımız sürece de hiçbir mücadele içinde bulunmuyor , bir şeyler yapanları da eleştirip ağzımızda sigara elimizde kürdan dişlerimizi karışıtırıyoruz.

Bizim ekonomik hayat standartımız düşüktür demek istemiyorum. bu forumun konusu o değil. Ancak HAYAT KALİTEMİZ gerçekten çok çok kötü , uygar dünyanın çok altında. Şunu da hemen söyleyeyim bu tesbit kesinlikle bir karamsar bir bakış açısı da değil. Ancak kimileri bu eleştirileri vatan millet düşmanlığı , yabancı hayranlığı olarak algılıyorlar..

Örneğin herkesin altında en son araba var ama herkeşler istanbul trafiğinde saatler kaybediyor ve hala 3. -4. köprülerle biraz daha rant almak uğruna hayat kalitesinden feda ediyor..boğaziçine bakın..tüm ormanlar yağma edilmiş ... bu yağmanın pratikte yangınla ya da açıkgöz müteahit veyahut imar müdürlükleri hatta terör örgütleri eliyle yapılması arasında bir fark benim gözümde yok....ve yeşil alanlar hala yağmalanmaya devam ediyor..her taraf kaçak villalarla kooperatiflerle dolmuş kimsenin içi cız etmediği gibi bunları teşvik eden yetkili fakat ilgisiz yöneticileri seçiyoruz..

ve üstelik hala BOĞAZİÇİ' ne "ne kadar güzel , ne kadar güzel ulan " diyoruz...!  Yedi tepeyi onun sırtlarında arıyoruz.

Çirkin kardeşim çirkin..açın gözünüzü...ya da istanbula bir havadan bakın uçaktan..bu kadar çarpık yapılaşma var..hala en güzel şehirmiş..palavraları..kardeşim sen kimi kandırıyon ? en güzel olsa bu şehrin her tarafı yabancı kaynar , o artist dediğiniz holiwud yıldızları bu sokaklarda bir kaç günlüğüne değil bir kaç aylığına cirit atar ! ....yabancı sermaye birbiri ile yarışır , cruise turları yanaşacak liman bulamaz...

Hala kendimizi kandırıyoruz...örnekler çok..yaşam kalitemize bakın..hepimizin soluduğu hava asit ve zehir..yediği gıdalar uğur dündar misali şüpheli..istiklal cad dükkanlar fahiş fiyatlar veriyor ama tuvaletleri küçük ve pis..Ankara'da böyük insanlar , istanbulda mavi ışıklı araçlar emniyet şeritlerinden geçiverince diğer insanlar eziyet çekiyor..gazetelerimiz gaste olmuş..medyamız ise ko-medya...

KALİTE kelimesinden ne anlıyorsanız öyle düşünün işte...binalarımız çürük...ama hala tedbir alınmıyor..yöneticilerimiz , sanatçı bozuntularımız , imza makamları hala türkçe konuşamıyor ...

Yaşam kalitemiz düşüyor...düşüyoor..düşüyooor...

Arabanızın rengine bakın...hergün soluyor..neden ? çünkü gökten çamur ve toz yağıyor...müzik setiniz toz tutuyor...neden ? kentiniz kent değil ..asgari sağlanması gereken müştereğin ne odluğounu bilmiyoruz..kavuşmasız kavşak ya da döner kavşak yaparsak geliştik sanıyoruz...

Urfa'da -Tokat'da-Uşak'ta - Sinop'ta- Bitlis'te- Muğla'da kütüphanelerimiz yok, müzelerimiz yok..olsa da resmi kütüphane...kimse gitmiyor...gece hayatı yok..insanlar evine oturup tv izliyor..hayat ömür tüketiyor...sinema yok tiyatro yok...opera yok bale yok..bunlar olmayınca kaliteli hayat da peşinden gelmiyor zaten....

Tüm kasabalarımız şehirlerimiz klasik olarak birbirine benziyor..şehir kartpostallarına bakın...binalar binalar binalar...bana söylermisiniz maraşın tokattan..sivasın çankırıdan , Karaman'ın Bayburt'tan ne farkı var ? Tüm kentlerimiz kasaba kültürü hakim olmuş..yani ne kentli ne de köylü...ikisinin arasında...köylüden alıp kentliye satarım açıkgöz ve cinliği ....tüm kentler kasabalar klasik olarak oto sanayi , kaportacı ve benzin istasyonları ile başlayıp bir anda apartmanlaşan ana caddelere bağlanıp ilkel bir meydan dürtüsüne yol alıyor...orada klasik bir heykel ya da hökümet binası ve aynı isimli caddeler...şehir yine aynı şekliyle sona eriyor.....hep aynı...tüm özgün değerler yok edilmiş ...

İzmir'in kordon boyu yıkılmasa..eski rum evleri kalsa mükkemmel bir kent olacak....Gökçeada'dan rumları bilinçli olarak yok etmesen bir numaralı özgün turizm adası...Atina'daki agoranın 1/10 'i  dünyaya nasıl pazarlanııyor , düşünün. Biz de antik kentlerin üzerinden otoban geçiyor , Allioni sular altında kalıyor , insanlar kafasını suya gömüyor. Sonra verin bize Bergama sunağını , Mouzeleum'u geriye ! ...oldu görürsem söylerim !!!  

kaliteli paralı turist de zaten gelmiyor...bakın kuşadasına şöyle bir tepeden ya da gemiden...ne hale geldi ?

Oysa Kuşadası'nda para millette gani gani..tüm esnaf gemiden inecek soyulacak kazı bekliyor..hepsinin eli daşşağında kendini en yakışıklı en kaliteli adam sanıyor..aldığı parayı tepelerdeki kooperatif evlerine yıllarca yatırdılar....hepsi paralı kıro...turist tekrar gemisine binip geri gidiyor..bizimki parasıyla kendi kentini yok ediyor..hala diyorki ossun yavrum biz de efes var...halı var..rakı var...ulan manyak ağzına sıçmışın kentin..doların var onu damadın yiyecek..seni de ileride kooperatif alanı olacak bir çukura atacaklar...!!!

Miami 'nin , Cenevre'nin ya da Floransa'nın turizmden kazanmış olduğu paraları kooperatif evlerine - blok apartmanlara - zevksiz dükkanlara dönüştürdüğünü düşünsenize... zaten gemiler artık Kuşadasına uğramayı da sanırım planlarından yakında çıkaracaklarmış...

Başka örnek ..bu memlekette kimse gemiyle trenle gezmenin zevkini bilmiyor..hayatında böyle bir kalite yok çünkü...hep minibüse otobüse mahkum edilmiş..deniz ülkesiyiz ama denizden uzak yaşıyoruz...izmirden gemiye binip antalyaya gitme şansınız yok...trenle palandökene çıkma şansınız yok....metroyla Ankara'da Gaziosmanpaşa'dan Batıkente gitme şansınız yok..bin gardeşim münibüse..biraz da havalı korna dinlersin...hatta Ankaradan Trabzon Of'a (!!!!)  son sistem mercedesle git ki memleketin ne kadar gelişmiş olduğunu gör...di mi ?

HAYAT KALİTEMİZ DÜŞÜK..  


Tüm bunlar olmayınca beraberinde doğal olarak insan kalitesini de düşürüyor...allahtan dünyada başka milletler var da kendimizi kıyaslayabiliyoruz..burada hamasilik yapıp osmanlı iyiydi hamamları vardı zengindi edebiyatı yapmayın..sakın....genel olarak otobüslerimiz pislikten kokar..BMW'lerden kül tablaları tükürükler yerlere savrulur..sarı da zart diye korna ! ..kaldırım taşlarının yüksekliği , estetiği hakkında bahsetmiyorum bile...çünkü bizde kaldırım yaya ya da araç tarafından BİNİLMESİ için yapılır...

Hayvanlara ilk önce mehepelilerin sahip çıkması lazım..Malazgirt'te kurda yapılan işkenceye sus puslar...İsviçrede Avusturya'da herkesin balkonunda sardunyalar sarkar çiçekler vardır..kafelerinde serçeler sizle beraber masanızdan kek yer...burada hayvanlar itlaf edilir , zehirlenir , vurulur ...



İsviçre kamyonları , tırları asla ülkesine sokmaz..hepsi tren katarlarının üstünde taşınır..hem hızlı , hem güvenli , hem de trafik riskini kazasını insanlarına yaşatmaz...4000metre rakımlı tepelere trenler çıkar , göllerinde gemiler yatlar dolaşır...



Adamın kerhanesi bile sizinkine on basar...gerisini düşünün...adam jakuzide hayatını yaşar..oradan mozart dinlemeye gider...trene biner ,oradan ucağa aktarma yapar..evine gider bahçesinde oynar , hayvanları ile koşturur...hafta sonu carrefoura tüm ahaliyle beraber hücum etmek aklına gelmez çünkü doğada yapacak çok şeyi vardır...hayatın tadını çıkarır....sen burada aynı mahalleye 4.cami yapmak için fethullah hocadan fetva alırsın, milletten bağış toplarsın , caminin altını da kahveye , büfeye , otobüs şirketine acenta olsun diye kira verir....

Mezarlıklarınızın halini düşünün...hele bayramlarda..anlatmak bile istemiyorum..taşlar üzerinde sek sek oyununu bilmezseniz işiniz zor...arabayla park etmeyi bırakın , o gün o bölgede hiçbir trafik kuralı yoktur..



Bunlar kötümser yaklaşımlar değil..tekrar söylüyorum...hayatımızın kalitesinin düşük ve seviyesiz olduğunu gösteren binlerce örnekten bir kaçı.


Bunların hepsi eğitim diyebilirsiniz...ama hangi eğitim ? Almış olduğumuz bu eğitim mi ? ..Doğrudur...Avustralyayı kuran ingilz sahoşlar -serserisler-fahişeler-mahkumlardır...

Burada yazdıklarım her ne kadar kendi fikrimmiş gibi gözükse de ve bu nedenle büyük bir önyargı ile karşı karşıya olduğumu bilsem de TEKRAR EDİYORUM bu yazdıklarım somut gerçeklerdir.Bir diğer değişle teşhsi doğru koyamaz iseniz vereceğiniz reçete de yanlış ilaçlar olacaktır . -ki bu yanlış ilaçlar zaman içinde hastayı daha da kötü hale getirir.

Bizim eğitim sistemimizi ise 8 yıl zorunlu eğtiimden 5 yıl zorunluya çekmek için kavga eden bugünkü iktidar zihniyetidir..imam hatipleri açan sdemirel taifesidir...fen liselerine destek vermeyen şeyhlerden şıhlardan fetva alan özal ve melekleridir...köy enstitülerini kapattıran adnan menderes yağcıları ve oy uğruna inönüdür...

Tekke türbe ve zaviyeleri açan , ramazanda boyalı basına püskül tesbih zemzem misvak dağıtırıp hafif laik amma moderin geçinen  yine bu kıro arabesk zihniyettir..türkçe kelimeler yerine arapça ve türkçelizce konuşan da bunlara karşı gelen başka bir eğitim antitezidir...Bu zihniyettki atatürkçülük edebiyatında fasikül , tesbihte püskül , mangalda kül bırakmaz..sizi MÜNÜBÜS kültürü ile düşünmeye zorlar...hayatınızda her konuda yaratacağınız tüm çözümler de hep kısa vadeli , çıkar üzerine kurulu , başkalarına saygısı olmayan bir kültürdür.

Sanırım 1950li yıllarda ne ekti isek  onu biçtik...  

Alın size eğitim..alın size KALİTE !...



Av. Ahmet Kemal Şenpolat
İstanbul Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Üyesi


Ahmet Kemal Senpolat
12 yıl önce - Sal 05 Eyl 2006, 16:43

Buyruk altına almaya çalıştığınız milletlerin Ayaklarını ve düşüncelerini Çelikten Raylarda yolculuk etmeye mahkum etmediğiniz takdirde onlar da kendilerine Kurtuluş yollarını bulup sizi ezmekte zorlanmazlar"
Karl Marks


Bu kurtuluş yolu acep bizim MÜNÜ-BÜSLER ile bulduğumuz çözümler ve fırsatçılıklar mı oluyor ?


Ahmet Kemal Senpolat
12 yıl önce - Pts 25 Arl 2006, 19:56

Peki bu tercihleri kim yapıyor ?

sizin benim gibi insanlar...aynı okula giden , aynı milli maçta duygulanan , aynı magazincelieri takip eden , yurtdışına aynı havaalanından giden , aynı hayat bilgisi kitabını okuyan , aynı şekilde ibadet eden insanlar...

peki sorun nerde ?

sorun şurda ...bazıları okumuş oluyor bazıları okutulmuş !

işte Türkiye'de sanırım ilgisi olmaayan bir çok makama konu hakkında hiç yeterliği olmayan kişiler getiriliyor..sonra da kırıkkalede cephanelik patlıyor ? neden adam ziraat müh çünkü..kimya bilmez ki ?
ya da deve kesiyor...? çünkü bilinç dimağ başka yerde ...

ya da imam ama bir şekilde kilit devlet kadrosuna geçmiş...!

eee ..dolayısıyla sanırım kendi elimizle altımızı kazıyoruz...

Bu adam vatan menfaatinden önce kendi menfaatini düşünüyor diye düşünüyorum...! bunun da en kolay yolu mebus , bel başkanı , il genel meclisi üyesi  vs imara açılacak alanda arsa alıp sonra kenarından yol geçirmek..

lastikli için tabii ki...



umit1
12 yıl önce - Pts 25 Arl 2006, 21:22

Alıntı:
sorun şurda ...bazıları okumuş oluyor bazıları okutulmuş


Isin temelide budur zaten,kalite dusumu egitimde kalite dusurulerek baslatilir gerisi ise domino gibi kendiliginden gelir.
Ne demek istedigimi anlayamayan genc arkadaslara 50 li yillara kadar Turkiyede uygulanmis olan "Devlet Lise Bitirme  (Bakalorya) " imtihanlarinda Lise son sinif talebelerine sorulmus olan,ornegin Matematik sorularini universitelerindeki matematik docentlerine gosterip cevaplamalarini istemelerini tavsiye ederim.    

Bazilari su anda Turkiyede bulunan yuksek ogrenim kurumlarina "Yuksek Lise" adini takiyorlar ama bence boyle bir adlandirma gecmisteki Kabatas,Haydarpasa,Pertevniyal vs gibi liselere hakaret olur,baska bir ad bulunmalidir.

Tabii egitimde kalite boylesine tepetaklak edilince,toplumdaki herseyde ona benzemistir.


Ahmet Kemal Senpolat
10 yıl önce - Çrş 29 Ekm 2008, 23:37

bunca yıl sonra bile hala insanların saatlerce boğaz köprüsü ana arterlerinde saatlerini harcaması
ve artık bunun istanbulun kanıksanmış bir gerçeği olması , kimsenin de bu alışılmışa sadece söylenmesi , aslında "hayat kalitesinin ne kadar" olduğunun bilmediğinin bir göstergesi sanırım.



İBRAHİM DİLBER
10 yıl önce - Prş 30 Ekm 2008, 10:30

Bunlar daha ziyade insana verilen değerle ilgili konular. Malesef yıllarca insana verilen değer konusunda çok geride kaldık. Bu da çok genel bir sorunumuz. Yani hem siyasi hayatımızda , kamu kesiminde, özel sektörde, günlük hayatta hayatta vs. Yani hayatımızın her alanında. İnsana değer vermediğimiz, yaşam kalitemizin düşük olduğu malesef doğru. Bir zamanlar kuşlara bile ev yapan medeniyetin evlatları bu gün ne alemde ?

Malesef ülkemizde işler insana hizmet yönünden çok rantiye boyutuyla yürür. Doğru düzgün imar planı olan, daha da önemlisi imar planlarına uyulan kaç tane şehrimiz, ilçemiz var ?Ulaşım sorununu neden bu boyutuyla da ele almıyoruz ? Bu denli çarpık yapılaşma olursa , haliyle ulaşımda da problem üstüne problem yaşanması normaldir.

* Kurban bayramlarında belediyeler hayvan satıcılarından çadır başına yüklü paralar alır ama buralara doğru dürüst hizmet götürülmez. Gelen vatandaş çamurun, pisliğin içinde hayvan seçer. Bunun da ötesinde buraya hayvan satmaya gelen insanlar yaklaşık 1 ay hayvanların arasında yatar. Yakınlarında doğru dürüst ne bir tuvalet , ne de bir duş yeri vardır.

*Belediyeler pazarcı esnafından para alır. 2 metrekare pazar yerinin bile bedeli yüksek rakamlardadır. Ama insanlar sokaklarda keşmekeş içerisinde kurulan pazarlarda alış- veriş yapmak durumundadır. Niye Bahçeşehir'deki Pazartürk benzeri yerler başka yerlerde de yok ? İnsana değer verilmesi için illa ki daha üst düzey gelir seviyesinde mi olunması lazım ?

*Özel Halk Otobüslerinin hat bedelleri çok yüksek rakamlarla ifade edilir ama bunların alçak taban olması bir yana bunlara engelli lifti bile konmaz.


*İstanbul bu kadar binaya boğulmuşken bile hala nereye hangi binayı dikelim telaşındayız. Hala daha yaşam alanı , nefes alma alanı oluşturma gibi bir derdimiz yok. Örneğin Ali Sami Yen stadını taşıyalım, şehir bunu kaldımıyor diyoruz, ama öte yandan burası yıkılınca buraya yeşil alan vb . yapalım demiyoruz da nasıl bir alış- veriş merkezi yapalım diyoruz.

*Yıllarca şehir merkezindeki bahçeli evlerimizi 1-2 daire fazla elde edebilmek için yıktık, müteahhitlere verdik, apartmanlar diktik. Şimdi de nefes alalım diye yazlık yapma , şehrin biraz uzağındaki sitelerden ev alma telaşına düştük. Oraları da betona boğuyoruz. Silivri, Çtalca gibi yerler de elden gitti, gidiyor. Sokakta oynayan çocuklara kızıyoruz ama bina dikme telaşından onlara oyun sahası bile bırakmadığımızı unutuyoruz.


Alıntı:
MÜNÜBÜS kültürü ile düşünmeye zorlar...hayatınızda her konuda yaratacağınız tüm çözümler de hep kısa vadeli , çıkar üzerine kurulu , başkalarına saygısı olmayan bir kültürdür


*KOÇ Holding, kendini sanayi devi diye lanse etti yıllarca , ama malesef Otokar firmasının ürettiği minibüslere mahkum edildik. Minibüs sisteminin büyükşehirler için felaket olduğu ortada. Bu sistemden nasıl arınırız, minibüsler ÖHO'ya mı dönüştürülmelidir diye kara kara düşünüyoruz. Otokar firması değişik tipte belediye ve halk otobüsleri üretimine geçti. Aslında yıllar önce de Otokar ve Magırus otobüsler vardı. Peki geldiğimiz noktada şunu sormak lazım değil mi ? Neden yıllarca otobüs üretimine ara verildi ? Neden minibüs üretimine ağırlık verildi ? Cevap ortada : daha çok araç satmak.


Aslında köylülük de şehirlilik de birer kültürdür. Köyün imece kültürü vb. güzellikleri vardır. Şehir kültürünün de kendine has güzellikleri vardır. Ama biz bu gün ne köy kültüründeyiz ne de şehir kültüründe. Arazi miras kavgalarıyla köylerimizi, gecekondu kültürüyle şehirlerimizi mahvettik. Varsa yoksa rant, varsa yoksa para hırsı...

Örnekler çoğalır da çoğalır. Özetle diyeceğim şudur : Geldiğimiz noktada AB'ye girsek de girmesek de birtakım düzenlemeler yaparken AB'ye yaranmak adına değil de insana değer vermek, yaşam kalitemizi yükseltmek amacıyla düzenlemeler yapalım. Para hırsıyla, rant hırsıyla hareket edelim derken aslında ülke kaynaklarımızı israf etmek suretiyle topyekün fakirleştiğimizi atlıyoruz malesef.


Murat Caner
10 yıl önce - Prş 30 Ekm 2008, 11:06

Nitelikli yaşam için yapacağınız tek şey arabanızı atmak.



Ahmet Kemal Senpolat
10 yıl önce - Sal 04 Ksm 2008, 06:52

arabayı atsanız bile istanbulda en basitinden değil yaya yolu doğru düzgün bisiklet yolu bile yok.

keyifle bisiklet kullanabileceğiniz kalitesi ve zevki yok.


İSMAİL ÇELİK

10 yıl önce - Sal 04 Ksm 2008, 18:02

Doğru ama İstanbul'un her yerinde engebeli arazi sebebi ile bisiklet yolu yapamazsınız.

Ahmet Kemal Senpolat
10 yıl önce - Sal 04 Ksm 2008, 23:00

alın size bisiklet sürülebilecek engebeli olmayan bir sürü alan

boğaziçi ( her iki yaka )
haliç kıyıları
sultaanahmet
kadıköy
bağdat caddesi
istiklal caddesi taksim sıraselviler ta mecidiyeköye kadar
beşiktaş -ortaköy
kadıköy üsküdar kuzguncuk beylerbeyi çengelköy
ziverbey bostancı minibüs hattı

daha sayayım mı ?



sayfa 1
ANA SAYFA -> ULAŞIM