Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
İstanbul Kızkulesi
« önceki   1234 ... 250251252   sonraki »

ANA SAYFA -> İSTANBUL
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
sayfa 3
Burç

13 yıl önce - Pts 23 Ağu 2004, 21:33



(+) KIZ KULESI - haritadaki yeri


aşağıdaki bilgi, Istanbul belediyesi web sitesinden :
Alıntı:
Kız Kulesi

Üsküdar’da, Salacak’ın 150-200 metre kadar açığında, küçücük bir ada üzerinde şirin, beyaz bir yapı olarak inşa edilmiş olan Kız Kulesi, İstanbul’un güzelliğine güzellik katan başlıca mimari unsurlardan biri. Tarihi yarımadayı Üsküdar kıyılarından seyretmeyi sevenler, İstanbul panoramasının Kız Kulesi’yle nasıl bir renk ve canlılık kazandığını bilirler. Tarihin eski dönemlerinden beri bilinen bir mevki olan Kız Kulesi, sadece estetik zerafetiyle değil, efsaneleri ve anılarıyla da İstanbul’u zenginleştiriyor.



Kız Kulesi Efsaneleri


Kız Kulesi ile ilgili rivayetlerin en eskilerinden biri, İstanbul’un, ya da o zamanki adıyla Byzantium’un Atina’nın hükümranlığı altında olduğu döneme dayanıyor. Bu rivayete göre, Makedonya Kralı Filip’in İstanbul’a saldırma ihtimaline karşı, Atina krallığı, İstanbul’u korumak üzere Amiral Hares komutasında 40 pare gemi gönderiyor. Hares’in çok sevdiği eşi Damalys öldüğünde, amiral, eşini buradaki kayalıkların içine oydurduğu bir mezara defnediyor.

Bir başka efsaneye göre ise, Leandra adlı bir genç burada bir genç kıza aşık oluyor. Her gece, sevgilisiyle buluşmak için karşı kıyıdan yüzerek buraya gelen Leandra’ya yol göstermek için, sevgili Kız Kulesi’nin bulunduğu kayalıkların üstünde ateş yakıyor. Bir fırtınalı gecede genç kızın yaktığı ateş sönüyor. Leandra, kayalıkları bulamıyor ve yolunu kaybediyor. Boğazın serin ve karanlık sularında boğulup gidiyor. Leandra’nın ölümüne dayanamayan sevgilisi de intihar ediyor.

Bizans dönemiyle ilgili efsane de, eski Yunan hikayesindeki gibi ‘acı son’la bitiyor. Falcılar, Bizans kralına, ‘Sevgili kızın, yılan sokmasından ölecek’ diye, kötü bir haber veriyor. Kral, kızını yılan sokmasın diye, Kız Kulesi’nin bulunduğu kayalıklara bir ev yaptırıp, kızını buraya yerleştiriyor. Ancak genç bir subay, kralın kızına aşık oluyor. Günlerden bir gün, genç subay, prensese sunmak için bir demet çiçek hazırlıyor. Çiçek demetinin içinde gizlenen bir yılan, talihsiz prensesi sokup öldürüyor.

Selçuklu dönemiyle irtibatlandırabileceğimiz Battal Gazi efsanesinde ise ‘mutlu son’ var. Battal Gazi, Üsküdar Tekfuru’nun kızına aşık olunca, Tekfur, kızını burada yaptırdığı kuleye hapsediyor. Bunu öğrenen Battal Gazi, kuleyi basarak Tekfur’un kızını kaçırıyor.

Evliya Çelebi’nin hikayesi ise Osmanlı döneminde geçiyor. Çelebi, Sultan Bayezid-i Veli zamanında, Kız Kulesi’nde yaşayan bir velinin, her gün cübbesinin eteklerini toplayıp denizin üstüne oturarak Sarayburnu’na gittiğini ve Sarayda Padişah’a ders verdiğini anlatıyor.



Tarihi bilgiler

Üsküdar açıklarındaki Kız Kulesi’nin bulunduğu kayalıklarda ‘insan yapısı’ bir bina bulunduğuna dair ilk kesin bilgiler 12. Yüzyıla dayanıyor. Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos’un, Boğaz’ın Marmara’ya bakan tarafına iki tane savunma kulesi yaptırdığı kaydediliyor. Biri Kız Kulesi’nin bulunduğu yerde, diğeri de Sarayburnu kıyılarında olan bu kulelerin arasına İstanbul’a yönelik saldırıları önlemek ve ticari gemilerin vergi kaçırmasını önlemek için zincir geriliyor.

Bizans vakanüvisleri de, Osmanlı Sultanı Orhan Bey’in Üsküdar’a kadar geldiğini, Sultan Orhan’ın kayınpederi Kantakuzenos’un ise karşı kıyıdan Kız Kulesi’ne kadar gelerek buradan Sultan Orhan’a elçiler gönderdiğini kaydediyor.

Fetih sırasında da Venedik’e ait bir deniz birliğinin burayı üs olarak kullandığına dair bilgiler var.

Fetih’ten sonra, Fatih Sultan Mehmet Kız Kulesi’nin bulunduğu yere bir kale yaptırmış.

Kız Kulesi, Fetih’ten sonra çeşitli zamanlarda onarılıyor ve bazı değişikliklere uğruyor.

Kulenin Osmanlı dönemindeki son büyük onarımı 2. Mahmut döneminde (1808-1839) yapılıyor. Hattat Rakım’ın kitabesiyle belgelenen bu onarım (H. 1248/M. 1832-33), Kız Kulesi’ne bugünkü şeklini veriyor. Kule daha sonra 1943 yılında içeriden betona çevriliyor.



Hangi amaçlarla kullanıldı?

Başlangıçta, savunma amacıyla inşa edilen Kız Kulesi bu özelliğini Osmanlı döneminde de bir süre muhafaza ediyor. Ancak, İmparatorluğun sınırları genişledikçe savunma amacı önemini kaybediyor. Bunun yerine, denizcilere yol gösteren bir fener olma özelliği öne çıkıyor.

Kız Kulesi, bayramlarda, cülus merasimlerinde, İstanbul’a önemli ziyaretçilerin geldiği günlerde merasim toplarının atıldığı başlıca yerlerden biri oluyor.

Sürgüne gönderilen ya da -çok nadir de olsa- idam edilen önemli şahsiyetlerin bu kulede gözetim altında tutulduğu dönemler de olmuş.

Kız Kulesi, 1830’daki kolera salgınında da karantina hastanesi olarak kullanılıyor.

Cumhuriyet’ten sonra bir süre daha deniz Feneri olarak kullanılan Kız Kulesi, 1964 yılında Savunma Bakanlığı’na devrediliyor. 1982’de Denizcilik İşletmeleri’ne iade edilen kulede bir ara siyanür deposu yapılıyor.




Faruk

13 yıl önce - Çrş 13 Ekm 2004, 17:58



(+)


osman_k
12 yıl önce - Çrş 16 Şub 2005, 01:22



(+)


Kız Kulesi


Üsküdar`ın açığında, kıyıya yakın bir kayalığın üstünde, Kız Kulesi durur. Burada çok eski zamanlardan beri çeşitli yapılar olduğunu biliyor, eski gravürlerde bunlardan bazılarının neye benzediğini görebiliyoruz.
Kule, İngilizce ve başka Batı dillerinde, Leondras Kulesi olarak da anılır. Bu eski bir Yunan mitine dayanır. Kaderi bağdaşmayan sevgililerden kız, yani Hero, bir kuleye kapatılmış. Geceleri yüzerek kendisini görmeye gelen Leandros`un yönünü kaybetmemesi için gece orada fener tutarmış. Bir gece fırtına feneri söndürmüş ve Leandros yolunu şaşırarak boğulmuş. Aslında bu efsanenin doğum yeri İstanbul değil, Çanakkale Boğazıdır. Boğaz`ın Marmara`ya açıldığı bu yerde akıntı kuvvetli olmakla birlikte, fener söndüğü için boğulduysa, Leandros`un yüzme yetileri biraz şüpheli görünüyor.
Bizanslılar`ın kuleye Damalis adını verdiklerini söyleyen daha çok belge var. Ama Batılılar da bizim gibi "Kız" kulesi adını tercih ediyorlar. Türkler başka bir efsane anlatır (bunun kaynağı da muhtemelen Bizans`a uzanır): İmparatora kahinler, sevgili kızının yılan sokmasından öleceğini söylemişler. Buna engel olmak için o kayalıkta yaptırdığı eve ya da kuleye kapatmış kızını. Belli ki o dönemde deniz ortasında kuleye kapatılan kızların gönlü daha yumuşak oluyor. Bu prenses de bir prense gönlünü kaptırmış. Prensin yolladığı meyve sepetine haince süzülen bir yılan, kehanetin kaçınılmazlığını kanıtlamış. Ayasofya`da ana giriş kapısının üstündeki madeni söve nicedir bir tabuta benzetilir ve bunun, talihsiz prensesin tabutu olduğuna inanılır. Madenin üstündeki delikler de, yılanların onu burada bile rahat bırakmadığının ispatı olarak anlatılır. Bu prensesin hikayesi, prenses Fatih Mehmet`in kızı Mihrişah`a çevrilmiş olarak da aktarılır.
Bu efsanelerden daha inandırıcı olmauan "tarihi" söylentilere göre, İmparator Manuel Komnenos bu kayalığı, Boğaz`ı kapatan bir zincirin bir ucunu bağlamak için kullanmıştı.
Deniz ortasında bir kayalık, insanların hayal gücünü çalıştırmalarını teşvik ediyor olmalı. Kayalığı deniz altından karaya bağlayan bir dehliz olduğu söylentisi de vardır.
Kız Kulesi her zaman deniz feneri işlevi gördü. Zaman zaman, karantina yeri gibi, başka işlere de yaradı. Şimdiki bina 19. yüzyıl ve II. Mahmut zamanında yapılmıştır. Hakkında anlatılan efsaneler ne olursa olsun, İstanbul`un siluetinde pek fazla kimsenin gidip ayağının basmadığı, ama hemen oracıkta, herkesin zihninde sağlam yeri olan bir nirengi noktasıdır.

MURAT BELGE
Kaynak: İstanbul Gezi Rehberi. Tarih Vakfı Yurt Yayınları. 1999)



Aydinsert
12 yıl önce - Pts 21 Şub 2005, 15:34

Can sıkıntısı denemelerinden...



(+)


Faruk Öncan

12 yıl önce - Sal 05 Nis 2005, 20:33



(+)




sayfa 3
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> İSTANBUL