1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 12  |
 |
Y.Eğilmez
14 yıl önce - Prş 18 Eyl 2008, 03:26
Konya'nın Yemekleri
ETLİEKMEK
Konyamız ile özdeşleşmiş ekmeklerden birisi de etli
ekmektir. Konya'ya uğrayan herkes bir kez olsun mutlaka yer. Eskiden
et hiçbir zaman makinede çekilmezdi. Tahta tezgâhlarda bir çift
bıçakla kıyılırdı. Etin içine biber, domates, maydanoz ve istenirse
soğan doğranır. Normal
etliekmeklerde 60 gr kıyma, 100 gr sebze (soğan, domates, biber)
kullanılır.
Bu karışım mahalledeki fırına götürülür. Burada fırıncının mahareti
ile mayalı hamurlar fırın küreği üzerinde elle ince ve uzun olarak
açılır. İç konur ve üstü açık olarak pişirilir. Günümüzde et,
makinede çekilmektedir. Et, elde iki bıçak arasında doğranarak bu
ekmek hazırlanırsa buna bıçak arası, et ve peynir karışık olarak
yapılırsa bu çeşidine de Mevlânâ denilmektedir. Bu ekmeğin sadece
peynirlisi de yapılmaktadır. Bazen ıspanaklar evde hazırlanarak,
fırınlara götürülüp açık veya kapalı pişirilmesi sağlanmaktadır.
Konyalı aileler, özellikle hafta sonları bu börekleri yaptırmakta ve
aile bireyleri bir araya gelerek hep birlikte
yenmektedir. Konya'da
sadece etliekmek üzerine ünlenmiş lokanta ve restorantlar
bulunmaktadır.
SAÇ BÖREĞİ
MALZEMELER: Yeteri kadar
un, Tereyağı, Peynir, Ispanak
YAPILIŞI: Yeteri kadar hamur yoğrulur.
Yapılacak içler hazırlanır. Hamur bezeler şeklinde hazırlanır.
Hazırlanan bu bezeler yufka gibi açılır. İçine yapılacak olan
(peynir veya ıspanak) konur ve saç ocağında pek gevrek olmamak
şartıyla yiyecek olanın dişine göre pişirilir. Pişirilen bu brek
yine yiyecek olanın kapasitesine göre yağlanır ve afiyetle yenir.
MEVLANA BÖREĞİ
MALZEMELER:1 çay
bardağı yoğurt, 1 çay bardağı zeytinyağı, Biraz su, Yarım limon
suyu, Biraz Tuz Alabildiği kadar un, (Ayrıca içi içir yarım kilo
kadar zeytinyağı ile karışmış tereyağ)
YAPILIŞI: Bu malzemelerin
hepsi konur ve güzelce yoğrulur. Küçük küçük bezeler ayrılır.
Dinlenmeye bırakılır. Diğer tarafından bir iki baş soğan yarım kilo
kıyma, 1 demet maydanoz, biraz karabiber. Soğanlar bir iki kaşık
zeytinyağında kavrulur. Sonra kıyma da ilave edilerek kavrulur.
Ateşten indikten sonra maydonozu ilave edilir. Diğer taraftan
bezeler incecik açılır. Arası yağlanır tekrar açılır tekrar
yağlanır. Ve bir bohça şeklinde dürülerek köşelere iç konulur ve
kapatılır. Ondan sonra sıcak fırına sürülür.
ARABAŞI ÇORBASI
MALZEMESİ:Bir miktar
su, Bir miktar un, 1 tane horoz, 1 kaşık karabiber, 1 paket yağ, 1
tane limon
ÇORBA YAPILIŞI
Bir miktar un, bol yağda kırmızılaşıncaya kadar kadar kavrulur.Daha
önce pişmiş olan horoz kavrulmuş olan unun üzerine ince ince
didilerek konur.Bir miktar tavuk suyu eklenir. 20 dakika kaynadıktan
sonra limon ve karabiber ilave edilir. Daha sonra hamuru ile
birlikte servis yapılır.
ARABAŞI HAMURU
Tencereye normal bir
şekilde su konarak iyice kaynatılır.Kaynayan suyun içine azar azar
un konarak tahta kaşık ile karıştırılır. Belli bir kıvama gelince un
konulmadan hamur karıştırılarak iyice pişirilir.Daha sonra hamurun
kolay dağılması için tepsi su ile ıslatılarak hamur tepsiye
dökülerek soğutulur. Daha sonra çorba ile servis yapılır. Mide ve
barsak tembelliğine çok iyi gelir. Kış aylarında sıkça
yapılır.
DİLBER DUDAĞI BAKLAVASI
MALZEMELER:
1 yumurta,
1 yemek kaşığı yoğurt, 1 çay bardağı zeytinyağı, 1/2 kg süt, 1 tatlı
kaşığı tuz, ceviz içi, Belli bir ölçüde un
YAPILIŞI
ılık sütün içine zeytinyağını, tuzu, yoğurdu,
yumurtayı döküp karıştıracak. Daha sonra bunun içine un ilave
edilir. Daha sonra elde edilen hamurdan 20 beze yapılarak açılır.
Bundan sonra bezeler tepsinin içine konulup yuvarlak biçimlerde
kesilir. Bunlar içine ceviz konarak fırın tepsisine yerleştirilir.
Tepsinin dolmasından sonra tereyağı kızartılarak üzerine serpilir.
Sonra fırına konularak kızartılır.
HÖŞMERİM
MALZEMELER:
1 kg
kaymak, Un, 1 çay bardağı su, Tuz, Pudra şekeri
YAPILIŞI
Geniş bir tavaya kaymağı koyarız. Bir bardak suyu da
ilave eder. Alabildiği kadar unla karıştırılır. Hafif ateşte
karıştırılarak iyice pişiririz. Tuzu da ilave edip pişince tavaya
güzelce düzleriz. Hafif ateşin üzerinde kızartıp servis tabağına
çeviririz. Biraz soğuduktan sonra pudra şekerini üzerine dökeriz.
PAPARA
(4 KİŞİLİK)
HAZIRLANIŞI:
Ekmekler derin bir tabağa doğranır. ayrı bir yerde
tereyağı kızartılır. Ve soğanlar düzgün birşekilde doğranıp, salça
ile birlikte tereyağında kızartılır.
Yeteri miktarda su ilave
edildikten sonra, suyun kaynamasını bekleriz. Su kaynadıktan sonra
içine ufalanmış tulum peyniri ilave edilir. Biraz daha kaynadıktan
sonra tencere ateşten alınır. Ve bu oluşan karışımı daha önceden
doğradığımız ekmeklerin üzerine dökülür. Üzeri karabiber ve maydanoz
ile süslenir.
BATIRIK:
Düğürcük,
tahin (veya ceviz, menengiç, v.s.) soğan, domates, taze biber,
maydanoz, 7 türlü baharat,tuz, sumak, salça, biber
salçası.
YAPILIŞI:
Düğürcük büyükçe tepsi veya sini üzerine dökülür.
Rendelenmiş domates, salça, biber salçası, soğan, ince kıyılmış
biber ve maydanoz, kızartılmış tahin, ve baharat ilave edilerek
ovulur. Düğürcük yumuşayıp dişe dokunmayacak hale gelinceye kadar
ovma işlemi devam eder. Daha sonra küçük sıkmalar haline getirilir.
Rendelenmiş ve sumaklanmış soğan, domates, salatalık ve turşu ile
yenir. Ayrıca sulandırılarak da yenir. Cevizli, menengiçli, susamlı,
fıstıklı şekilleride yapılabilir. Besin değeri çok
yüksektir.
YOĞURT ÇORBASI
MALZEMELER:
Tereyağı, 150
gr. yoğurt, 50 gr Pirinç, 80 gr mercimek, Nane, Etsuyu
YAPILIŞI:
8 kişilik tencereye, et suyunu ezdiğiniz yoğurduda
katın hiç durmadan karıştırınız. Kaynayınca içine mercimek, pirinci
ilave ediniz. Ve tekrar karıştırın bırakın. Çorba kaynayıncaya kadar
bekleyin, kaynayınca bir iki kez daha karıştırın ve 2-3 dak.
bekleyin. Çorbayı ateşten indirin ve tavanın içine tereyağı koyun
iyice kızarınca tuz atın daha sonra ateşten indirin ve çorbanın
üzerine naneyle birlikte dökün.
MALZEMESİ:
1 kg yağsız dana kıyması, 1 su bardağı köftelik
bulgur, 1 ad. yumurta, 1 demet maydanoz, 2 yemek kaşığı un,
Tuz-karabiber-kekik, 1 ad. soğan, 1 su bardağı haşlanmış nohut, 1
yemek kaşığı salça margarin yağı-etsuyu veya sıcak su
Geniş bir kabın içine eti, bulguru, yumurtayı ince
kıyılmış maydanozu, unu, soğanı, tuzu ve baharatları koyup köfte
hazırlar gibi iyice yoğrulur. Macun haline gelince ufak ufak
yuvarlaklar yapılır. Diğer tarafta genişçe bir tencereye iki yemek
kaşığı margarini eritip içine bir kaşık un konup kavrulur. Salçasıda
konduktan sonra nohutta katılarak 6-7 bardak sıcak su veya etsuyu
konur. Kaynadıktan sonra diğer tarafta bekleyen etli malzememizi
tencereye boşaltır. 15-20 dakika hafif ateşte pişirilir.
BAMYA ÇORBASI
250 gr kuşbaşı et, 150 gr kuru bamya, 3 soğan 2
kaşık margarin, 1 limon, tuz, su (et suyu), 1 kaşık salça
YAPILIŞI:
Kuru bamya limonlu suda hafif haşlanır, süzülür. Bir
tencerede et bir miktar su ilave edilerek yumuşayıncaya kadar
pişirilir. Yağ ve ince doğranmış soğanlar konur. Kavrulur. Salça tuz
limon, su (et suyu) ilave edilir. Su kaynamaya başlayınca haşlanmış
bamyalar da konur. Özleşinceye kadar pişirilir. Suyu eksilirse sıcak
su ilave edilir, sıcak sıcak servis yapılır.
UN HELVASI
MALZEMELER:
Pemkez veya
şekerden yapılmış şurup, 2 çay bardağı sıvı yağ, Yeteri miktarda un
YAPILIŞI:
Pekmez kaynatılarak veya şekerden yapılan şurup
kaynatılarak içine yeteri miktarda un konur. unu karıştırarak
içindeki şuruba yediririz. İçinde hiç ekmez kalmayıncaya kadar
karıştırılır. Sonra yağ ilave edilerek kızartılır.
ETLİ PİLAV
MALZEMELER:
Nohut, Et suyu, 500 gr. Et, Tuz-Karabiber, Pirinç,
Kişniş, 1 margarin
Pirinç güzelce yıkanır. Öbür tarafta et
suyu kaynar. Nohut haşlanır. Tavaya yağ konur. Eridikten sonra
pirinç içine atılır. Hafif ateşte bekletildikten sonra üzerine suyu
dökülür. Pişmeye bırakılır. Piştikten sonra üzerine kebap şeklinde
et dökülür. Servis yapılır.
YAPRAK SARMASI
MALZEMELER:
1 kg ince
çekilmiş koyun eti, 1 kg yaprak, bir bardak pirinç, Bir fincan ince
bulgur (düğü), Bir baş irice kuru soğan, İki çorba kaşığı margarin
veya tereyağ, Bir çorba kaşığı salça, Bir tutam maydanoz, Kırmızı
biber ve tuz
YAPILIŞI:
Etin içine
yıkanmış pirinç, düğü, ince kıyılmış soğan, salça, maydanoz konulup,
iyice yoğrulacak sonra tuz ve biber ilave edilerek biraz daha
karıştırıldıktan sonra bir çay bardağı soğuk su ile yoğrularak öbür
tarafta yıkayıp haşladığımız yaprakları, teker teker bohça şeklinde
sarılarak tabanı yağlanmış tenceremize yerleştireceğiz. İki su
bardağı sıcak su döküp kapağını kapattıktan sonra orta ateşte
pişirilecek.
MALZEMELER:
1 su bardağı süt, 1 paket margarin, 2 su bardağı
şeker, 1/2 paket irmik, 100 gr fındık, fıstık veya ceviz (6
kişilik)
YAPILIŞI:
Margarin kısık ateşte eritilir. Üzerine irmik
eklenir. Bir süre karıştırılır. Rengi buğdaysı olunca süt dökülür.
İrmik kabarıncaya ve sütünü çekene kadar karıştırılır. Üzerine şeker
ilave edilir. Helvanın üzeri fındık, fıstık veya cevizle
süslenir. İsteyen bu yemişleri içine katarak yapabilir.
PATATES BÖREĞİ
MALZEMELER:
1 kg un, 1 kg patates, 250 gr peynir, Yeterince Tuz,
Pakmaya ( 6 kişilik)
YAPILIŞI:
Mayalı hamur
kulakmemesi yumuşaklığında ılık su ile yoğularak kabarmaya
bırakılır. Bu arada patates haşlanır. Haşlanmış patates püre haline
getirilerek içine 250 gr. peynir ve tuz katılarak karıştırılır.
Karışım normal bir patates büyüklüğünde top haline getirilir.
Kabarmış hamur 6 çeşit parçaya bölünerek beze tutulur. Bezeler
elde biraz açılarak ortasına patates püresi konularak kapatılır.
Daha sonra el arasında iki taraflı çevrilerek kullanılacak tavaya
sığacak şekilde açılır. Bundan sonra kızgın sıvı yağda kızartılır.
İsteğe göre içi açılarak içine tereyağ veya kaymak konur.
ETLİ FIRIN YEMEĞİ
MALZEMESİ :
1 kg bıçak arası yağsız sığır eti, Orta-boy dört baş
soğan, 5-6 diş sarımsak, tuz, biber, 1-1,5 su bardağı su, 1 kg un, 1
sana yağı, 1 ad. büyük patates
YAPILIŞI:
Et tencereye
konur,soğanlar doğranarak tencereye ilave edilir. Tuz ilave edilir.
Bir kaşık margarin katılır. Et suyunu çekene kadar tencerenin kapağı
kapanarak pişirilir. Patates rendelenir,sarımsaklar ezilir ve
tencereye ilave edilir. Patetes ezilene kadar kaynatılır.
Söndürdükten sonra isteğe göre karabiber ilave edilir.
HAMURU:
Undan yumuşak hamur yoğrulur ve iki eşit parçaya
bölünür. Bölünen hamurlar oklava yla ayrı ayrı açılır ve eritilmiş
sana yağı üzerinde gezdirilir. Açılan ve yağlanmış olan hamurlar
katmer şeklinde kıvrılır. Daha sonra katmer haline getirilmiş hamur
parçalarından biri alınarak fırın tepsisine serilir. Daha önce
hazırlanmış olan et ,tepsinin üzerine örtülür. Bundan sonra iki
hamur parçasının kenarları birbirine iyice yapıştırılır. Kızgın
fırına sürülerek kızarıncaya kadar bekletilir. Kızardıktan sonra
servis yapılır.
KAYGANA TATLISI
MALZEMELER:
5 yumurta, 1 kilo süt, Kabartma tozu, Un, tuz
YAPILIŞI:
Yumurta iyice çırpılacak. Sütle karıştırılacak. İçine
aldığı kadar ün, bir tutam tuz ve kabartma tosu atılarak iyice
karıştırılarak kızgın yağda kaşıkla biraz biraz dökülerek
kızartılacak. Hazırlanmış olan şurup tatlının üzerine dökülecek.
Servise sunulacak.
TANDIR
BÖREĞİ
MALZEMELER:
4 kg un, 1 kg kıyma, 1 kg peynir, Yarım kg tereyağ,
4 baş soğan, Maydanoz, Kırmızı biber
YAPILIŞI:
Unu mayalayıp
hamur yapacaksınız. Kıymayı suyu çekilecek kadar kavuracaksınız.
Soğanı doğrayacaksınız. Peynir kırmızı biber ve maydanozla
karıştırarak iç hazırlayacaksınız. Hamur ekşiyinceye kadar tandır
yakılıp hazırlanacak. Daha sonra hamurdan börek yapılıp tandıra
yapıştırılacak.
|
 |
mbinol
14 yıl önce - Cum 26 Arl 2008, 13:33
KONYAMIZIN EN ÖNEMLİ GÜLELLİKLERİNDEN BİRİDE HAZRETİ MEVLANADIR.
Mevlana'nın Hayatı
Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi'nin Belh şehrinde doğmuştur.
Mevlâna'nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında "Bilginlerin Sultânı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled'tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur.
Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'den ayrıldı.
Sultânü'I-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaştılar. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.
Sultânü'I Ulemâ Nişabur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâ'be'ye hareket etti. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldiler. Karaman'da Subaşı Emir Mûsâ'nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler.
1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun'u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.
Bu yıllarda Anadolunun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti'nin egemenliği altında idi. Konya'da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi.
Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alâeddin kendilerini muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni ikametlerine tahsis ettiler.
|
 |
mbinol
14 yıl önce - Cum 26 Arl 2008, 13:33
Sultânü'l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu SarayınınGül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'ndaki bugünkü yerine defnolundu.
Sultânü'I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu.
Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems'de "mutlak kemâlin varlığını" cemalinde de "Tanrı nurlarını" görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü.
Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkûbî ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî'nin yerini doldurmaya çalıştılar.
Yaşamını "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 Pazar günü Hakk' ın rahmetine kavuştu. Mevlâna'nın cenaze namazını Mevlâna'nın vasiyeti üzerine Sadreddin Konevî kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevî çok sevdiği Mevlâna'yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine, Mevlâna'nın cenaze namazını Kadı Sıraceddin kıldırdı.
Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah'ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.
"Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!
Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir"
Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
Bizim dergâhımız, umitsizlik dergâhı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...
-----------------------------------------------------------------------
Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız
Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir...
-----------------------------------------------------------------------
Güneş olmak ve altın ışıklar halinde
Ummanlara ve çöllere saçılmak isterdim
Gece esen ve suçsuzların ahına karışan
Yüz rüzgarı olmak isterdim...
-----------------------------------------------------------------------
Aklın varsa bir başka akılla dost ol da,
işlerini danışarak yap...
-----------------------------------------------------------------------
Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz
Şu tertemiz tarlaya başka bir tohum ekmeyiz biz...
-----------------------------------------------------------------------
Hayatı sen aldıktan sonra ölmek, şeker gibi tatlı şeydir
Seninle olduktan sonra ölüm, tatlı candan daha tatlıdır...
İnsan vardır, değerlidir dertler içinde;
İnsan vardır, hayır yok Dünyaya gelişinde
Ne büyük yanılgı, ne büyük aldanıştır
"İnsan" diye anılmasının her ikisinin de...
-----------------------------------------------------------------------
Bedenimiz tıpkı değirmene benziyor.
O değirmen ki, Aşktan akan sudan döner.
-----------------------------------------------------------------------
Kötü havalarda insan Dosta aç olur,
Bir araya gelse, Dost Dosta ilaç olur ,
Bahçede güller tek tek bir şeye benzemez,
Öbek öbek olunca, Bahara taç olur
-----------------------------------------------------------------------
Aşk yüreğinde köpük köpük kan döner.
Köpük degil O . Köpük üstünde Can döner
-----------------------------------------------------------------------
Sevgide güneş gibi ol
Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol
Hataları örtmede gece gibi ol
Tevazuda toprak gibi ol
Öfkede ölü gibi ol
Her ne olursan ol
YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN
YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL
|
 |
mbinol
14 yıl önce - Cum 26 Arl 2008, 13:34
ESERLERİ
MESNEVİ
Mesnevî, klâsik doğu edebiyatında, bir şiir tarzının adıdır. Sözlük anlamıyla "İkişer, ikişerlik" demektir. Edebiyatta aynı vezinde ve her beyti kendi arasında ayrı ayrı kafiyeli nazım şekillerine Mesnevî adı verilmiştir.
Her beytin aynı vezinde fakat ayrı ayrı kafiyeli olması nedeniyle Mesnevî'de büyük bir yazma kolaylığı vardır. Bu nedenle uzun sürecek konular veya hikâyeler şiir yoluyla söylenilecekse, kafiye kolaylığı nedeniyle mesnevî tarzı seçilir. Bu suretle şiir, beyit beyit sürüp gider.
Mesnevî her ne kadar klâsik doğu'şiirinin bir şiir tarzı ise de "Mesnevî" denildiği zaman akla "Mevlâna'nın Mesnevî'si"gelir. Mevlâna Mesnevî'yi Çelebi Hüsameddin'in isteği üzerine yazmıştır. Kâtibi Hüsameddin Çelebi'nin söylediğine göre Mevlanâ, Mesnevî beyitlerini Meram'da gezerken,otururken, yürürken hatta semâ ederken söylermiş, Çelebi Hüsameddin de yazarmış.
Mesnevî'nin dili Farsça'dır. Halen Mevlâna Müzesi'nde teşhirde bulunan 1278 tarihli, elde bulunan en eski Mesnevî nüshasına göre, beyit sayısı 25618 dir.
Mesnevî'nin vezni : Fâ i lâ tün- Fâ i lâ tün - Fâ i lün'dür
Mevlâna 6 büyük cilt olan Mesnevî'sinde, tasavvufî fikir ve düşüncelerini, birbirine ulanmış hikayeler halinde anlatmaktadır.
DİVAN-I KEBİR
Dîvân, şairlerin şiirlerini topladıkları deftere denir. Dîvân-ı Kebîr "Büyük Defter" veya "Büyük Dîvân" manasına gelir. Mevlâna'nın çeşitli konularda söylediği şiirlerin tamamı bu divandadır. Dîvân-ı Kebîr'in dili de Farsça olmakla beraber, Dîvân-ı Kebîr içinde az sayıda Arapça, Türkçe ve Rumca şiir de yar almaktadır. Dîvân-ı Kebîr 21 küçük dîvân (Bahir) ile Rubâî Dîvânı'nın bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Dîvân-ı Kebîr'in beyit adedi 40.000 i aşmaktadır. Mevlâna, Dîvân-ı Kebîr'deki bazı şiirlerini Şems Mahlası ile yazdığı için bu dîvâna, Dîvân-ı Şems de denilmektedir. Dîvânda yer alan şiirler vezin ve kafiyeler göz önüne alınarak düzenlenmiştir.
MEKTUBAT
Mevlâna'nın başta Selçuklu Hükümdarlarına ve devrin ileri gelenlerin.e nasihat için, kendisinden sorulan ve halli istenilen diıü ve ilmi konularda ise açıklayıcı bilgiler vermek için yazdığı 147 adet mektuptur. Mevlâna bu mektuplarında, edebî mektup yazma kaidelerine uymamış, aynen konuştuğu gibi yazmıştır. Mektuplarında "kulunuz, bendeniz" gibi kelimelere hiç yer vermemiştir. Hitaplarında mevki ve memuriyet adları müstesna, mektup yazdığı kişinin aklına, inancına ve yaptığı iyi işlere göre kendisine hangi hitap tarzı yakışıyorsa o sözlerle ve o vasıflârla hitap etmiştir.
Fİ Hİ MA Fİ H
Fîhi Mâ Fih "Onun içindeki içindedir" manasına gelmektedir.. Bu eser Mevlâna'nın çeşitli meclislerde yaptığı sohbetlerin, oğlu Sultan Veled tarafından toplanması ile meydana gelmiştir. 61 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerden bir kısmı, Selçuklu Veziri Süleyman Pervane'ye hitaben kaleme alınmıştır. Eserde bazı siyasi olaylara da temas edilmesi yönünden, bu eser aynı zamanda tarihi bir kaynak olarak da kabul edilmektedir. Eserde cennet ve cehennem, dünya ve âhiret, mürşit ve mürîd, aşk ve semâ gibi konular işlenmiştir.
MECÂLİS-İ SEB'A
(Yedi Meclis) Mecâlis-i Seb'a, adından da anlaşılacağı üzere Mevlâna'nın yedi meclisi'nin, yedi vaazı'nın not edilmesinden meydana gelmiştir. Mevlâna'nın vaazları, Çelebi Hüsameddin veya oğlu Sultan Veled tarafından not edilmiş, ancak özüne dokunulmamak kaydı ile eklentiler yapılmıştır. Eserin düzenlemesi yapıldıktan sonra Mevlâna'nın tashihinden geçmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Şiiri amaç değil, fikirlerini söylemede bir araç olarak kabul eden Mevlâna, yedi meclisinde şerh ettiği Hadis'lerin konuları bakımından tasnifi şöyledir :
1. Doğru yoldan ayrılmış toplumların hangi yolla kurtulacağı.
2. Suçtan kurtuluş. Akıl yolu ile gafletten uyanış.
3. İnanç'daki kudret.
4. Tövbe edip doğru yolu bulanlar Allah'ın sevgili kulları olurlar.
5. Bilginin değeri.
6. Gaflete dalış.
7. Aklın önemi.
Bu yedi meclis'de, asıl şerh edilen hadislerle beraber, 41 Hadis daha geçmektedir. Mevlâna tarafından seçilen her Hadis içtimaidir. Mevlâna yedi meclisinde her bölüme "Hamd ü sena" ve "Münacaat" ile başlamakta, açıklanacak konuları ve tasavvufî görüşlerini hikaye ve şiirlerle cazip hale getirmektedir. Bu yol Mesnevî'nin yazılışında da aynen kullanılmıştır.
Mevlana'nın anlamı:
"Efendimiz, mevlâmız" mânâsında olan bu kelime, hürmeten büyük kimselere söylenmiştir. Hazret mânâsında da kullanılır.
|
 |
mbinol
14 yıl önce - Cum 26 Arl 2008, 13:47

|
 |
sayfa 12  |
ANA SAYFA -> KONYA
|