1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 5  |
 |
harun bilgen
16 yıl önce - Cmt 27 Oca 2007, 00:11
KTO İpekyolu Dergisi
Konya Çöküntüsünün Yapısal Özelliği ve Depremselliği
Konya Çöküntüsünün (grabeni) Yapısal Özelliği Ve Depremselliği Orta Anadolu'nun en genç yapılarından olan kuzey-güney gidişli
Konya ovası, batıda Konya Fay Zonu, kuzeyde Karaömerler fayı ve doğuda
Divanlar ve Göçü fayı ile sınırlanmış ve Türkiye'nin Genç-tektonik dönemi içinde gelişmiş bir çöküntü havzasıdır.
Konya çöküntüsünü sınırlayan söz konusu faylar az doğrultu atıma sahip normal fay özelliğindedir. Kuvaterneryaşlı kayaçları kesen bu faylar büyük bir olasılıkla aktif veya potansiyel açıdan aktif faylardır. Konya fay zonu jeolojik olarakyakın geçmişte 6-6.5 büyüklüğüne erişen depremler türettiği gibi, gelecekte de bu büyüklükte deprem oluşturabilecek özelliktedir.
Karıya ovası, uzun ekseni <kuzey-güney gidişli ve yaklaşık elips geometrili bir grabendir
Havzanın kuzey-güney doğrultusundaki uzunluğu ortalama 70 km, doğu-batı yönündeki genişliği ise 40 km civarındadır.
Ortalama 1000 m kotuna sahip havzanın batı kesiminde yüksekliği 2050 mye varan Bozdağlar, kuzeyinde havzayı, Sarayönü ve Cihanbeyli havzalarından ayıran 1500 m kotuna varabilen yükseltiler,
doğusunda 1500 m kotuna varan Hodulbaba dağı yükseltisi, güneyinde ise
Ereğli havzasıyeralmaktadır. Havzanın batı kesiminde Paleozoyik-Mesozoyikyaşlı metamorfitler, Mesozoyik yaşlı okyanusal kayaçlar ve Miyo-Pliyosen yaşlı kayaçlar yüzeylerken, kuzey ve doğusunda egemen olarak Mesozoyikyaşlı metakarbonatlar yüzeylemektedir.
Havza içinde ise, Mesozoyikyaşlı temel kayaçları üzerinde kalınlığı 500 myi geçen, altta Miyo-Pliyosenyaşlı karasal-gölsel, üstte ise Kuvaterner yaşlı karasal çökeller bulunmaktadır.
Konya havzasının bu geometrisini bölgenin Neo-tektonik dönemi içinde oluşmuş blok faylanmalar şekillendirmiştir. Bu faylardan Konya fay zonu (Eren 2000, 2001, 2003a ve 2003b) havzanın batı, Karaömerler Fayı kuzey (Eren 1996, 2000, 2003a), Divanlar (Ulu ve diğ., 1994) ve Göçü fayı (Eren, 2000, 2003 a) ise doğu kenarını sınırlamaktadır.
Konya Çöküntüsünün Yapısı Ve Genç FaylarıKonya'nın yakın batısından geçen kuzey-güney gidişli
Konya fay zonu (KOFZ), Konya yakın çevresinde toplam olarak 50 km uzunluğuna erişmekte, ve kademeli şekilde sıralanmış faylardan oluşmaktadır.
Zonun genişliği 4 knVye kadar varabilmektedir.
KOFZ egemen olarak doğuya eğimli normal bir fay olup, az da olsa sağ yönlü yanal atıma sahiptir.
Fay zonuyla havzanın batı kenarı merdiven basamakları şeklinde aşağı doğru çökmüştür.
KOFZ batısında bulunan doğu-batı doğrultulu ve içinde Miyo-Pliyosen yaşlı karasal kayaçlar ile mutlak yaşı l 1-3 milyon yıl arasında değişen volkanik kayaçların bulunduğu Kızılören grabenini kesintiye uğratmaktadır.
Miyo-Pliyosen yaşlı kayaçların oluşturduğu teraslar, yörede 1050-1 100 mye varan düşey yükselme/alçalmaların olduğunu göstermektedir.
KOFZ, yaklaşık doğu-batıyönelimli transfer veyayanal alımlı faylarla kesilmektedir.Konya ovasının kuzeyini sınırlayan, doğu-batı doğrultulu ve güneye eğimli normal fay karakterindeki
Karaömerler fayı yaklaşık 40 km uzunluğundadır. Karaömerler fayı da Kuvaterner yaşlı ova çökellerini kesmekte ve kuzeybatı-güneydoğu / kuzeydoğu-güneybatı gidişli faylarla kesilmektedir.
Konya ovasını doğudan sınırlayan Divanlar fayı, kuzey-güney doğrultulu olup, batıya eğimli normal bir fay karakterindedir. Uzunluğu 20 km civarındadır ve doğu-batı gidişli faylarla ötelenmektedir.
Ovanın doğu kesimindeyer alan Göçü fayı ise kuzeybatı-güneydoğu doğrultulu ve olasılıkla güneye eğimli bir normal faydır.
Fayın görünürdeki uzunluğu 25 km'dir. Havza kenarlarında, bu faylanmalara bağlı olarak, yaygın bir şekilde askıda kalmış alüviyalyelpazeler izlenmektedir. Faylanmaylayükselen buyelpazelerin eteklerinde daha genç ve daha küçük boyutta alüviyalyelpaze ve konileri oluşmuştur.Kenar faylarının dışında, ova içinde daha küçük ölçekli graben/horst yapıları oluşturan Yazır, Çiftlikbaşı ve Sarıcalar fayı gibi kuzey-güney doğrultulu faylar da bulunur (Eren, 2000, 2001, 2003a ve 2003b). Bu faylardan Yazır fayı, havzanın Kuvaterner dönemi içindeki gelişimine ışık tutacak niteliktedir.
Yazır fayı (YAF), Konya havzasını batıdan sınırlamış Konya fay zonunun doğusunda yer alan ve toplam uzunluğu l O km ye varabilen kademeli olarak sıralanmış ve farklı uzunluklardaki bölümlerden oluşmuş bir faydır (Eren, 2001, 2003a ve 2003b). KKD-GGB gidişli Yazır fayı (YAF), yörede yüzeyleyen Miyosen-Pliyosen yaşlı gölsel kireçtaşları ile Kuvaterner yaşlı karasal kırıntılılardan yapılı ova çökellerini kesmektedir.
Konya merkeze bağlı Parsana ve Yazır mahalleleri arasındaki taş ocağı yarmalarında, YAF gölsel kireçtaşları ile karasal havza çökellerini yan yana getirmiş ve bu faylanma ile gölsel kireçtaşları göreli olarak yükselirken, Kuvaterner yaşlı havzaya ait en genç karasal çökeller çevresinin basitleştirilmiş jeoloji ve genç fay haritası ve 2B). YAF 3 km doğusundaki Çiftlikbaşı fayı ile, Konya havzası içinde üçgen geometrili küçük bir grabenyapısı oluşturmuştur.
Parsana ile Yazır mahalleri arasında YAF yaklaşık düşeye yakın eğimli ve
KKD-GGB yönelimlidir. Kayma çizikleri fayın çok az sağ yönlü doğrultu atıma sahip, düşeye yakın doğuya eğimli bir normal fay karakterinde olduğunu belgeler. Yüzey verilerine göre YAF en az 25-30 m'lik bir düşey atıma sahiptir.
YAF'nın hareketlerine bağlı olarak biri faya paralel, diğeri ise faya dik olarakyönlenmiş iki takım genişleme kökenliyapılar (ekstensiyonelyarıklar) oluşmuştur.Yaklaşık düşey konumlu yarıkların içi üstteki alüviyal çökeller tarafından doldurulmuştur.
Düşey kesitlerinde aşağıya doğru kapanan üçgen geometrili yarıkların genişlikleri 15 cm 2 m arasında değişmekte, boyları ise 10 metreyi aşmaktadır .
Taş ocaklarında gerçekleştirilen gözlemler, bu genişleme kökenli yapıların, fayın Kuvaterner esnasında en az üç farklı evredeki hareketlerine bağlı olarak yüzey kırıkları şeklinde geliştiğini belgelemektedir.
Bu veriler Konya fay zonun görünürde en doğusunda yer alan Yazır fayının geçmişte 6.5 büyüklüğüne varan depremler oluşturduğunu kanıtlamaktadır (Eren, 2003a). Roberts'a (1982) göre Konya ovası içinde Kuvaterner döneminde iklimsel değişimlere bağlı olarak üç farklı evrede teraslar gelişmiştir.
Yazır fayının oluşturduğu terasın da içinde yer aldığı teras, Roberts (1982) tarafından ana teras (2. teras) olarak adlandırılmış ve ortalama olarak 20 OOOyıl önce oluştuğu belirtilmiştir. Bu da Yazır fayının 20 OOOyıl veya daha genç zamanlarda deprem oluşturarak hareket ettiğini göstermektedir.
Sonuç ve ÖnerilerKonya grabeni ve çevresindeyapılan jeolojik incelemeler,
Konya havzası ve çevresinde kuzey-güney, doğu-batı, kuzeybatı-güneydoğu ve kuzeydoğu-güneybatı gidişli dört farklı fay sisteminin bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu faylar çoğunlukla az da olsa verev atıma sahip normal faylardır ve havza içindeki Kuvaterneryaşlı kayaçları kesmektedir.
Veriler, Konya fay zonunun jeolojik olarak yakın geçmişte yüzey kırığı oluşturarak hareket ettiğini belgelemektedir. Ayrıca, havza içinde seyrekte olsa sismik etkinliğin bulunması, fayların aktif veya potansiyel açıdan aktif olduğunu ve sismik açıdan Konya il merkezine olasılı tehdit oluşturduğunu ortaya koymaktadır.
Konya çöküntüsü içinde bilinen tarihsel dönem (son SOOyıldan günümüze) içinde herhangi bir depremin görülmemesi, Konya Fay zonunun deprem oluşturma aralığının yüzlerce belki de binlerce yıl olduğunu göstermektedir.
Yazır fayı ve Konya fay zonunun diğer bölümlerinde yapılacakyaşlandırma çalışmaları Konya fay zonunun deprem oluşturma aralığını ortaya koyacaktır. Bunlarla beraber, yörenin yukarıda belirtilen tektonik özellikleri, Konya il merkezinin bundan sonraki yapılanmasında, oluşma ihtimali az da olsa 6-6.5 büyüklüğündeki bir depremin göz önünde bulundurulması gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Değinilen BelgelerEren, Y., 1996, Konya ovası kuzeyinde Bozdağların jeolojisi, SÜAF Proje No:92-019, Konya, (yayınlanmamış)Eren, Y., 2000, Konya bölgesinin depremselöik özellikleri, N.Ü. Aksaray Mühendislik Fakültesi, Haymana-Tuzgölü-Ulukışla basenleri uygulamalı çalı§ma (VVorkshop), Bildiri özleri, s. 9.Eren, Y, 2001. Konya ve çevresinin Neo-tektonik özellikleri ve depremselliği.
Yerbilimleri Açısından Konya Sempozyumu, Selçuk Üniversitesi, Konya; Bildiriler, s. 17-19.Eren, Y., 2003a, Kon_ya Bölgesinin Depremselliği, Türkiye Petrol jeologları Derneği, Haymana-Tuzgölü-UIukışla basenleri uygulamalı çalışma (VVorkshop), Özel sayı: S, s. 85-98Eren, Y, 2003b, Yazır fayının
(Konya) neo-tektonik Özellikleri, Mühendislik Bilimleri Dergisi, .Pamukkale Üniversitesi Cilt 9, sayı:2, s. 237-244Roberts. N., 1982, Age paleoenvironmentsand climatic significance of Late Pleistocene Konya Lake, Turkey, (Juaternary Research, 19, 154-171.Ulu, Ü., Öcal, H., Bulduk, A.K.. Karakaş, M., Arbas, A., Saçlı, L., Taşkıran, M.A., Ekmekçi, E., Adır, M., Sözeri, Ş., ve Karabıyıkoğlu. M., 1994, Güneybatı İç Anadolu'nun stratigrafisi ve yapısal evrimi, Türkiye jeoloji Kurultayı Bülteni, 9, 171 -182.
En son harun bilgen tarafından Cmt 27 Oca 2007, 01:06 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
|
 |
harun bilgen
16 yıl önce - Cmt 27 Oca 2007, 00:20
KTO İpekyolu Dergisi
Artık Konya’nın Da Teknokent’i Var
8 Ağustos 2003 tarih ve 2003/5962 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren bazı alanların "Teknoloji Geliştirme Bölgesi" olarak tespit edilmesi kararına istinaden; Selçuk Üniversitesi Vakfı, Konya Sanayi Odası, Konya Ticaret Odası ve Konya Ticaret Borsası, Konya 2. Organize Sanayi Bölge Müdürlüğünün ortaklığında Konya Teknokent Teknoloji Geliştirme Hizmetleri A.Ş. kurularak hizmete açıldı.
Selçuk Üniversitesi Alaaddin Keykubat Kampüsü'ndeki binasında faaliyetine başlayan ,
Konya Teknokent araştırma ve geliştirme yapacak girişimcilere önemli imkanlar ve destekler sağlayacak.
Teknokent'te, teknolojik araştırma ve geliştirme faaliyeti yapacak kuruluşlara yer kiralanmaya başlandı. Teknokent'e kabul edilen firmalar Selçuk Üniversitesinin araştırma ve geliştirme imkanları ile öğretim üyesi potansiyelinden yararlanabilecekler.
Teknokent'te faaliyet gösteren firmalara Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsa-mında bir çok muafiyet ve destek sağlanacak. Girişimciler Teknokent'te firmalarının şubesini açabileceği gibi Teknokent bünyesinde çalışmak üzere ARGE şirketlerini kurabilecek. Konya Teknokent'te KOBİ'lere inkübasyon ve ARGE desteği sağlamak amacıyla KOSGEB Teknoloji Geliştirme Merkezi-TEKMER kuruluyor.
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ TEKNOKENTİ Teknoloji üretiminin ekonomik ve askeri gücün temel bileşeni haline gelmesi ile birlikte ülkeler, teknoloji üretiminde önde olabilmek için farklı sanayi sektörlerinde çok sayıda Ar-Ge projesi ve yatırım yapmaya yönelmiş ve Ar-Ge üretim sistemlerini geliştirmeye başlamışlardır. Söz konusu sistemin en önemli unsuru, üniversite-sanayi işbirliğinin gerçeklestirildigi teknoparklar (Teknokentler) dir. Halen Türkiye'de 8 üniversite bünyesinde teknokent kurularak hizmete açılmıştır. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri kanunu çerçevesinde kurulabilen
"Teknokentler"'in başlıca amaçları şunlardır: Bölgenin kuruluş amacı; üniversiteler, araştırma kurum ve kurulusları ile üretim sektörlerinin işbirliği sağlanarak, ülke sanayinin uluslararası rekabet edebilir ve ihracata yönelik bir yapıya kavuşturulması maksadıyla teknolojik bilgi üretmek, üründe ve üretim yöntemlerinde yenilik geliştirmek, ürün kalitesini veya standardını yükseltmek, tasarım kalitesini yükseltmek, verimliliğini artırmak, üretim maliyetini düşür-mek, teknolojik bilgiyi ticarileştirmek, teknoloji-yoğun üretim ve girişimciliği desteklemek, küçük ve orta ölçekli işletmelerin yeni ve ileri teknolojilere uyumunu sağlamak,
Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunun kararları da dikkate alınarak teknoloji-yoğun alanlarda yatatırım olanakları yaratmak, araştırmacı ve vasıflı kişilere iş imkanı yaratmak, teknoloji transferine yardımcı olmak ve yüksek/ileri teknoloji sağlayacak yabancı sermayenin ülkeye girişini hızlandıracak,
Ar-Ge yeteneği ve geleneğine sahip uluslararası firmaların Bölgede Ar-Ge yapabilmeleri için teknolojik altyapıyı sağlamak-tır. Selçuk Üniversitesi Teknokenti Alaeddin Keykubat Kampüsü'nde 462 dönümlük bir arazi üzerinde kurulmaktadır
Teknokent'in kuruluşunu izleyen ilk 5 yıl içinde şirketlere tahsis edilecek Ar-Ge büroları idari ve sosyal tesisler dahil 21.000 m2'lik bir kapalı alan inşa edilecektir.
Teknopark binalarının tamamlanmasına kadar, Ar-Ge hizmetleri S.Ü. Rektörlüğü tarafından tahsis edilen 10.000 m2 lik kapalı alana sahip binada yürütülecektir. Ayrıca S.Ü.'nin 2770 öğretim elemanının en az yarısının bilgi birikimi, sanayi projelerine yol gösterici olabilecektir. Üniversitenin kütüphane dahil birçok alt yapısı Teknokentin hizmetine sunulmaktadır. İlk beş yıllık gelişme döneminde
Teknokentte toplam 200 Ar-Ge firmasının ortalama 5 Ar-Ge personeli istihdam etmesi dikkate alınırsa, 1000 nitelikli personele Araştırma imkanı verilmiş olacaktır.
S.Ü. Teknokentinin kurucu heyetinde Selçuk Üniversitesi ile Konya'nın en önemli odalarından olan Konya Sanayi Odası, Konya Ticaret Odası ve Konya Ticaret Borsası yer almaktadır.
Kurulacak Bölgede, küresel rekabette yer alabilecek ve ihracat odaklı ürünlere yönelik Ar-Ge yapabilecek ve belirtilen tabanda ürünler üretebilecek birimler yer alabilecektir. Birçok ana alanda faaliyetlerin yürütülmesi söz konusu olmakla birlikte, biyoteknoloji, makine sanayi, bilgisayar yazılımı ve kimya sanayi vs. dört ana alan lokomotif görevini yapacaklardır. Bunların her biriyle ilgili alt alanlar aşağıda ayrıca verilmiştir. I)
Biyoteknoloji - Ambalaj Sanayi - Dondurma Teknolojileri -
Hibrid Tohum ve Anaç Fidan Üretim Araştırmaları -
Genetik Mühendislik Uygulamaları - Tarım Ilaç Teknolojileri
Ileri Teknoloji Gübreleri - Biyodizel Üretim Çalısmaları -
Gıda Teknolojisi - Gıda Güvenliği II)
Makine Sanayi - Un ve Tarım Makineleri Sanayi - Otomotiv Endüstrisi ve Yan Sanayi -
Takım Tezgahları Sanayi - Endüstriyel Robot Geliştirilmesi III) Bilgisayar Yazılımı -
Endüstriyel Yazılım - Mobil Cihaz Yazılımı ve Geliştirilmesi - Akıllı Ev ve Ofis Cihazları -
Küçük Sanayi Sitelerinde ve Küçük Isletmelerde Etkin Bilişim Teknolojileri Kullanımı IV)
Kimya Sanayi - Proses Teknolojileri + Otomasyon Teknolojileri -
Proses Yenilebilirliği Teknokent, emek-yogun teknoloji ağırlıklı Konya Sanayi bilgi-yoğun teknoloji alanlarına kaydırılmasında önemli bir rol oynayacaktır.
Beklenen düzeyde Ar-Ge projelerinin üretilmesi halinde çok kısa bir süre zarfında Konya Sanayinde istihdam, üretim ve ihracat büyük boyutlara ulaşacak, küresel ticari rekabette önemli bir avantaj elde edilecektir. Ayrıca uluslar arası şirketlerle işbirliğine gidilmesi mümkün olabilecektir. Teknoparkta Ar-Ge projesini tamamladıktan sonra tesisini kurarak üretim yapan firmalar; 5 yıl (Bazı sektörlerde Bakanlar Kurulu Kararı ile 10 yıl) süre ile Gelirler ve Kurumlar Vergisinden muaf olacaktır. Bu muafiyet Devletin Ar-Ge desteği olarak tanımlanmaktadır.
Ayrıca, Ar-Ge personeli de belirtilen vergilerden muaf tutulacaktır. Belirtilen vergi kolaylığı Ar-Ge yapan şirkete maliyet ve satış bağlamında küçümsenmeyecek bir avantaj sağlayacaktır. Teknokent Sanayi kesimine teknoloji üretil-mesi yanısıra, yeni girişimciler yaratacaktır. Özellikle üniversiteden yeni mezun gençler, birkaç arkadaşı ile birlikte sunacağı Ar-Ge projesinin kabul edilmesi halinde birkaç yıl içinde tamamlayacağı projesini üretim alanında uygulamaya sokarak girişimci hüviyetini kazanacaklardır. Bu durum gençlerimizin önündeki en büyük fırsat olarak değerlendirilmelidir.
Konya Teknokent A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Fatih M. BotsalıTEKNOKENT YÜZYILIN KENTİ OLACAKKonya sanayisinin gelişmesine, kalkınmasına teknolojik alanda ilerlemesine, önümüzdeki yıllarda sürekli değişen ve gelişen teknolojiye ayak uydurabilmek için yeni üretim , tasarım ve planlar yapmak için yoğun bir çalışma başlattıklarını belirten Konya Teknoloji Geliştirme Bölgesi Yönetici Şirketi Konya Teknokent A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Fatih M. Botsalı çalışmaları hakkında Yeni İpek Yolu Dergisi'ne bilgi verdi. Botsalı yoğun bir çalışma başlattıklarını belirterek şunları söyledi.
"Gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkeler, teknolojik gelişmeyi hızlandırmak amacıyla üniversite sanayi işbirliğini dayanan teknopark modeline büyük önem veriyor. Teknoparklar, her ülkede farklı isimle anılıyor. Bilim parkı, endüstri parkı, teknokent, teknopolis, araştırma parkı kullanılan isimlerden bazıları. 4691 Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu, teknoparklar için Teknoloji Geliştirme Bölgesi ismini kullanıyor.
California'daki Silikon Vadisi dünyada kurulan ilk teknopark. ABD bilgisayar teknolojisi alanındaki üstünlüğünü Silikon Vadisinde geliştirilen ürünler ve teknolojiye borçlu. Fransız sanayisi, oluşturduğu katma değerin %24'ünü ülkedeki çok sayıda teknoparktan sadece Sophia Antipolis teknoparkına borçlu. Teknoparklarda üretilen teknoloji doğrudan ihraç edilebiliyor. Bu yönüyle teknoparklar önemli bir ihracat potan-siyeli oluşturuyor.
İngiltere, İrlanda, Finlandiya, Japonya, Çin, Hindistan, Kore, İsrail gibi ülkeler kurdukları teknoparklarla teknoloji üretimi konusunda önemli başarılar sağladı. Teknopark modelinin ülkemizde uygulanması amacıyla 2001 yılında 4691 sayılı kanun çıkarıldı.
Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin amacı: yeni teknolojiler geliştirmek, kullanılmakta olan mevcut teknolojileri iyileştirmek, yeni ürünler geliştirmek, mevcut ürünleri iyileştirmek için yapılacak araştırma geliştirme çalışmalarına destek sağlamak, ileri teknoloji konularında yapılacak yatırımları desteklemek. Sanayi ve hizmet sektörü kuruluşları gerçekleştirmek istediği AR-GE projelerini Teknoloji Geliştirme Bölgesi yönetici şirketine sunuyor.
Yönetici şirket, projenin AR-GE unsuru içerip içermediğini, ülke ekonomisine katma değer sağlama potansiyelini, teklif eden kuruluşun projeyi gerçekleştirme yeteneğini değerlen-direrek uygun gördüğü kuruluşları Teknoloji Geliştirme Bölgesine kabul ediyor. Bölgeye kabul edilen kuruluşlara istediği miktarda ofis veya atölye alanı sağlanıyor. Teknokente kabul edilen kuruluşlar yönetici şirket ile bir kira sözleşmesi imzalayarak faaliyetlerine başlıyor. Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin en önemli özelliği üniversitelerin yakınında kurulması.
Bu sayede üniversitelerin nitelikli araştırmacı ve altyapı potansiyeli, teknoloji geliştirmek amacıyla kullanılıyor, bölgede üretilen bilgi teknolojiye dönüştürülerek sanayi ve hizmet sektörünün hizmetine sunuluyor. Sanayi ve hizmet sektörü teknoparklarda geliştirilen ürünler ve teknolojileri ticarileştirerek ülkeye katma değer sağlama fonksiyonunun yanı sıra bölgede AR-GE çalışması yürüten firmaların uluslararası piyasalarda yüksek rekabet gücüne sahip olmasını sağlıyor.
Sözün kısası teknoparklar, teknolojinin üretildiği bilgi üsleridir. Bakanlar Kurulu kararıyla ülkemizde 16 Teknoloji Geliştirme Bölgesi kuruldu. Bu bölgelerden halen sekizi faaliyetlerine başlamış durumda.
Konya Teknoloji Geliştirme Bölgesi bunlardan birisi. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri, serbest bölgeler gibi Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenmiş sınırlar içindeki alanlarda faaliyet gösteriyor, Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde araştırma ve geliştirme yapan kuruluşlara önemli muafiyet ve destekler sağlanıyor.
Bu bölgelerde yapılan AR-GE çalışmalarından elde edilen gelir 10 yıl süreyle gelir ve kurumlar vergisinden muaf. Bazı sektörler için KDV muafiyeti de sağlanıyor.
Bölgede yer alan şirketlerde çalışan personel de gelir vergisinden muaf. Bölgede yer alan kuruluşlar, ARGE faaliyetlerinde üniversite öğretim üyelerini çalıştırabiliyor. Bölgede yabancı araştırmacı da çalıştırılabiliyor. Üniversite öğretim üyeleri, bölgede kendi şirketlerini kurarak araştırma çalışmalarında elde ettikleri sonuçları teknolojiye dönüştürerek ticarileştirebiliyor.
Bunlar, 4691 sayılı yasa ile tanınan başlıca destekler. Ancak, destekler bunlarla sınırlı değil. Konya Teknokent A.Ş., Teknokentte yer alan kuruluşların AR-GE desteklerinden yararlanabilmesi konusunda danışmanlık hizmeti veriyor. Yönetici şirket, girişimcilere hukuki konularda, patent, endüstriyel tasarım, sınai mülkiyet hakları konularında da danışmanlık hizmeti veriyor. Selçuk Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi, çok farklı konularda faaliyet gösteren sanayi ve hizmet sektörü kuruluşlarının yer aldığı, tarımsal ve sınai faaliyetelerin yoğun olduğu bir bölgede yer almakta.
Bu özelliğiyle bölgenin çok kısa zamanda önemli bir teknoloji üretim üssü haline gelmesini bekliyoruz. Teknokentimizin öncelik verdiği alanlar: maki-ne, elektrik, elektronik, bilgisayar, tarım, biyo-teknoloji, metalurji ve ileri malzemeler, kimya ve proses teknolojileri, gıda, ileri malzemeler, savunma sanayii. Selçuk Üniversitesi, mevcut nitelikli araştırmacı potansiyelini ve mevcut laboratuarları ve diğer altyapı imkanlarını Teknokent'te yer alan kuruluşların hizmetine sunuyor.
Konya Sanayi Odası, Ticaret Odası ve Ticaret Borsası bölgenin çalışması için her türlü desteği sağlıyor. Politikacılar ve bürokratların Konya Teknokent'e büyük önem verdiğini görüyoruz. Sanayici ve işadamlarımızı Tekno-park'ta yer alma konusunda oldukça heyecanlı görüyoruz.
Devletimiz, Teknoparklarda yer alan kuruluşlara önemli destekler ve muafiyetler sağlıyor.
Konya, bir sinerji yakaladı. Bu olumlu unsurları değerlendirebildiğimiz takdirde, Konya'daki sanayi ve hizmet sektörü kuruluş-larının büyümesi, gelişmesi, ihracatının artması, rekabet gücünün gelişmesi konularında önemli ilerlemeler kaydedilecek.
Ülkemizdeki bir çok şehirdeki girişimciler Teknokentimizde yer almak niyetinde. Teknokentimize müracaat eden kuruluşlar arasında, bir ABD firmasının ortaklığıyla kurulmuş olan şirket de bulunmakta. 2005 yılı sonuna kadar Teknokentte yer kira-layan firma sayısının 50'yi aşacağını bekliyoruz. Teknokentimizin mevcut binası kısa zamanda ihtiyaçlara cevap veremeyecek. Bu nedenle, en kısa zamanda Milli Emlak Genel Müdürlüğünün Konya Teknokent adına tahsis ettiği Hilton Oteli yanındaki 800 dönümlük arazimizde bir bilim kenti oluşturmak amacıyla projelendirme çalışmalarımızı başlattık.
Teknokentte yer almak isteyen, Teknokentimiz hakkında bilgi almak isteyen kişi ve kuruluşlar www.konyateknokent.com adresindeki web sayfamızdan bilgi alabilirler. Önümüzdeki günlerde Teknokentimizin tanıtımı konusunda çok sayıda tanıtım programı düzenleyeceğiz.
Teknokentimiz hakkında bilgi almak isteyen kişi ve kuruluşlar, hiç tereddüt etmeden bizlere müracaat edebilirler. Kendi teknolojisini üretmek, teknolojisini yenilemek, yeni ürünler üretmek, ürünlerini geliştirmek isteyen kişi ve kuruluşları bilgilendirmekten onur duyacağımızı,
Teknokentimizin öngörülen amaçlarına ulaşması için tüm gücümüzle çalışmamız gerektiğinin ulusal bir görevimiz olduğu bilinciyle sanayici ve iş adamlarımızın müracaatlarını bekliyoruz. "dedi.
TEKNOPARKLARBölgesel ve küresel ekonomik toplulukların oluşturulmaya başlanıldığı bir dönemde küresel rekabetin ön kulvarında yer alabilmenin ön şartı haline gelen daha fazla Ar-Ge üretimin her yönü ile arttırılması yönündeki çalışmalar giderek hız kazanmaktadır. Ülkelerin her türlü iç potansiyelleri ile ortak ülkelerin benzer potansiyelleri birleştirilerek daha büyük ekonomik güçlerin doğmasına zemin hazırlanmaktadır.
Dünyadaki bu gelişme eğilimi çerçevesinde, kendi Milli Kaynaklarımızın bu yönde daha verimli kullanılması, üniversitelerimizde 27.500'i öğretim üyesi olmak üzere toplam 73.000 kişiyi bulan öğretim eleman kitlesinden yeterince yararlanılması ve genç dinamik nüfusun yeni teknoloji alanlarına yönlendirilmesi;
Türkiye'nin ekonomik gelişmesine yeni bir çehre kazandıracaktır.
Bu güne kadar üniversitelerle yeterince sanayi işbirliğinin kurulmaması; yaygın biçimde lisanslı üretime gidilmesine veya teknoloji transferi süreci kullanılmasına yol açmıştır. Bu tehlikeli gidişe son vermek ve Bilişim teknolojilerinin üretimin temel dinamiği haline gelmesinin yarattığı yeni ekonomik şartlara uymak zorunluluğunun anlaşılması üzerine son on yılda
Üniversite-Sanayi Işbirliği'ne ivme kazandıracak kuruluşların yaygınlaştırılma gayretlerinin başlaması, her iki kesimin birbirine daha fazla güvenmelerinin anlaşılması, sanayi kesiminin bugünkü şartlarda özgün teknoloji üretemediği takdirde satın alma yoluyla bu ihtiyacını karsılayamayacağını anlaması ve DPT Sekizinci Beş Yıllık Planına giren "Milli Yenilik (Inovasyon) Sistemimizin" kurulması yönündeki gayretlerin sürmesi; güçlü bir Türk Ar-Ge sisteminin oluşturulması için umut verici gelişmelerdir.
21. Yüzyıla gelinceye kadar sanayileşme alanında başlayan yarışın boyutları bu gün daha da artmıstır. Zira bu yüzyılın temel niteliği zengin bilgi yoğunluğuna sahip teknolojilerin hayatın neredeyse tüm alanlarına hakim olma-sıdır. Bu noktadan hareketle tüm sanayi odakları çagın temel ekonomik unsurunu göz önünde tutarak Araştırma - Geliştirme ( Ar - Ge ) faaliyetlerine hız verecek organizasyonlar kurmaya başlamışlar ve bunların sayısını son yıllarda daha da artırmışlardır.
Tüm gelişmiş ülkelerde Üniversite sanayi işbirliğinin gerçekleştirildiği ve ileri düzeyde Ar - Ge üretiminin yapıldığı en önemli mekânların başında Teknoparklar gelmektedir. Dünyanın en önde gelen Teknoparklarından birisi de Kaliforniya'daki Silikon Vadisi'dir. Araştırma ve eğitim standartları çok yüksek olan Berkeley ve Stanford Üniversiteleri ile Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü arasında yer alan ve öteki üniversitelerle kamu araştırma kurumlarından da destek alan bu teknoparkta, 5000 civarında bilişim sektörü ağırlıklı Ar-Ge şirketi faaliyet göstermektedir. Öte yandan, bu ülkede üniversite öğretim üyelerine AR-GE kurma ve belirli sürelerle sanayide çalışma izni verildiğinden Sandiego Üniversitesi (Kaliforniya) Kampüs'ünde olduğu gibi binlerce yeni Ar-Ge şirketi doğmustur.
Türkiye'ye Teknopark olgusu gecikmeli olarak girmiştir. ABD ve Ingiltere'de ilk Teknoparklar 1960'li ve 1970'li yıllarda kurulmuş, bilahare bunların kapasiteleri artırıldığı gibi sayıları da artmıştır.
Türkiye'de 2001 yılında yürürlüğe sokulan Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu'na göre bir kamu araştırma kurumu veya üniversite kampüsünde kamu desteğinde yeni teknolojileri yaratacak projelerin yürütül-mesi mümkün olmaktadır.
Bu kanun çerçeve-sinde ODTÜ, HACETTEPE, KOCAELI, ESKISEHIR, IZMIR, ITÜ, YTÜ, TÜBITAK-MAM, BILKENT ve GOSB (Gebze) Teknoparkları hizmete sokulmuştur. Ayrıca, bir çok üniversite teknopark kurma girişimlerini sürdürmektedir. Bölgenin kuruluş amacı; üniversiteler, arastırma kurum ve kuruluşları ile üretim sektörlerinin işbirliği sağlanarak, ülke sanayisinin uluslar-arası rekabet edebilir ve ihracata yönelik bir yapıya kavuşturulması amacıyla teknolojik bilgi üretmek, üründe ve üretim yöntemlerinde yenilik geliştirmek, ürün kalitesini veya standardını yükseltmek, tasarım kalitesini yükseltmek, verimliliği artırmak, üretim maliyetlerini düşürmek, teknolojik bilgiyi ticarileştirmek, teknoloji yoğun üretim ve girisimciliği desteklemek,
Küçük ve Orta Boy Işletmelerin (Kobilerin) yeni ve ileri teknolojilere uyumunu sağlamak, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu'nun (BTYK) kararları da dikkate alınarak teknoloji-yoğun alanlarda yatırım, araştırmacı ve vasıflı kişilere iş imkânları yaratmak, teknoloji transferlerine yardımcı olmak ve yüksek/ileri teknoloji sağlayacak yabancı sermayenin ülkeye girişini hızlandıracak,
AR-GE yeteneği ve geleneğine sahip uluslararası firmaların Bölgede AR-GE yapabilmeleri için gerekli teknolojik altyapıyı sağlamaktır.
|
 |
harun bilgen
16 yıl önce - Pzr 28 Oca 2007, 01:00
KTO İpekyolu Dergisi
Konya'nın Meydan Aşçıları ve Düğün Pilavı
Türklerde yemek gelenek ve görenekleri Orta Asya'dan günümüze olanca zenginliği ve canlılığıyla devam etmektedir. Türklerin ilk yazılı kaynaklarından olan Orhun Abideleri'nde Bilge Kağan'ın ölen kardeşi için yas yemeği verdiği belirtilir.
11. Yüzyılda ise, bayramlarda ve Han'ların düğünlerinde halkın yağma etmesi için otuz arşın yüksekliğinde yiyeceklerle minare gibi hazırlanan ,"Kenç Liyu" adında bir sofradan
bahsedilir Selçukname'lerde, altın sinilerde sayısız yemeklerle donatılan ;
Osmanlı döneminde ise saraylarda yüz yemeği bulan ziyafetler verildiği görülmektedir.
Günümüzde de Anadolu'nun birçok yerinde, doğumdan ölüme geçen süreyi içine alan geçiş dönemlerindeki törenlerde ,çok zengin sofralara rastlanmaktadır.
Bunların en önemlilerinden biri kurallaşmış "Konya Pilavı"dır; "Pilav","Pilav Dökme" gibi adlar da alır Konya'da sünnet ,düğün veya herhangi bir nedenle verilecek çok kalabalık törenlerde mutlaka pilav dökülür
Pilav'da sırasıyla şu yemekler yer alır: Yoğurtlu Toyga Çorbası, Bütümetli Pilav,
İrmik Helvası,Bamya Çorbası, Zerdeli Pilav, Hoşaf.
Konya'da pilava davet edilen bir kimse kesinlikle bu listedeki yiyeceklerle karşılaşacağından emindir; çünkü bu listenin yüzyıllardan beri geldiği söylenmektedir.
Bu konuda yaklaşık yirmi yıl önceki araştırmamda, seksen yaşındaki rahmetli Havva Beton Hanımefendi Konya Pilavı'nın anneannesinin gençliğinde de aynı olduğunu kendisinden duyduğunu söylemişti.
Ancak, günümüzde, kurallaşmış olan bu listede çeşitli nedenlerle yirmi yıl kadar önce başladığı söylenen bazı değişikler görülmektedir.
Pilavın üzerine bütün bir kol veya but yerine kuşbaşı doğranmış et kavurması konulması; zerdeye gül suyu, vanilya, limon kabuğu gibi koku vericiler eklenmesi, yemek sonunda hoşaf yerine şerbet veya koka kola verilmesi düğün yemeğinde görülen üç değişikliktir.
Konya'da düğün yemeğini erkek tarafı vermektedir. Yemek yaz mevsiminde ise bahçelere kurulan on, on beş ;kış mevsimi ise evin her odasına kurulan sofralarda verilmektedir. Sofralar on veya on üç kişilik hazırlanmaktadır.
Bin kişiden on bin kişiye kadar hazırlanabilen yemeği aşçılar pişirmektedir. İki ,üç kişiden oluşan bu ekip büyük kalabalıklara bile hazırlanan yemeği iki gün gibi kısa bir sürede pişirmektedir. Pilav genellikle pazar günü sabah saat sekizde verilmeye başlandığı için çeşitli iş yerlerinde çalışan birkaç aşçı bir araya gelerek Cuma gecesinden başlayarak cumartesi ve pazar günü çalışmaktadırlar.
Ev halkı da pirinç ayıklamada veya servis sırasında aşçılara yardımcı olmaktadır.
Pilav hazırlığı bir hafta öncesinden düğün sahibi ile aşçıbaşının alışverişi ile başlamaktadır. Davetli sayısına göre yüz, iki yüz koyun ;pirinç ve yemek için gerekli bütün malzemeler cuma öğleden sonra aşçıbaşına teslim edilmektedir. Önce etler pişirilmekte diğerleri sonraya bırakılmaktadır.
Yemekler büyük kazanlarda piştiği için, mutfak olarak kesinlikle evin arka bahçesi veya yakın bir meydan kullanılmaktadır.
Araştırma için ,1990 yılında yirmi dört saat gözlem yaptığım Mehmet Kar Usta ve iki yardımcısı beş bin kişilik bir yemek hazırladılar. Ve ben geri planda geleneksel usta çırak sevgi ve saygı ilişkisini belki de yüzyıllar öncesinde de uygulanan şekliyle tanıdım.
Yemek pişirme işi, Cuma akşamı işlerinden gelen iki yardımcı aşçının ustanın elini öpmeleri ve malzemeleri görmeleri ile başladı. Cumartesi sabahı erkenden gelen yardımcılar, yine ustanın elini öperek işe koyuldular.
Mekanik bir şekilde hemen koca koca kazanlar kuruldu,etler yıkanıp içine konuldu, bamyalık etler doğrandı, haşlanmaya bırakıldı. Bütün bunlar hiç konuşulmadan yapılıyor;üç usta makine ile kurulmuşçasına gözleriyle anlaşarak seri bir şekilde çalışıyorlardı.
Nadiren ikaz etmesi gerektiğinde aşçıbaşı yardımcılarına yavaşça "olmadı" diyor, yardımcı ustalar büyük bir saygıyla gerekeni yapıyordu; hoşuna giden bir şey olduğunda ise gidip sevgiyle yardımcısının sırtına vuruyor ve onu memnun ediyordu
Etlerin ikindine doğru haşlanmasıyla iş yarı yarıya bitmiş oluyor ; bu arada boş durulmuyor helva fıstıkları ,hoşaflık üzümler ,bamyalar ayıklanıyor,hazırlanıyordu .
Bu arada birkaç defa damadın babası ve annesi gelip ustaların hatırını soruyor, gelenlere kaynamakta olan et suyundan aşçı tiridi yapılıp ikram ediliyordu. Ustalar da yemek zamanı kendilerine aşçı tiridi yapıyorlardı.
Akşam üzeri bamya, hoşaf ve zerde pişirildi ve gecenin serinliğinde dinlenmeye bırakıldı.
Gece geç vakitte pilavlık pirinç ıslatıldı ve sabaha karşı pilav pişirildi.
Etler kızartılarak hazırlandı,ve irmik helvası yapıldı. İrmik helvası ve pilav meşe odununun közleri üzerine oturtularak,sofraya verilinceye kadar yanmadan sıcak kalması sağlandı.
Sabah ezanı okunurken bütün yemekler hazırlanmış, sıra namazdan çıkan ev sahibinin hoca ile gelerek , bereketli olması için ,yemeği açış duasına kalmıştı
Dua okunurken baş usta kazanların kapaklarını hafif şekilde açtı, dua bitince kayınpedere ve duaya gelenlere yemek sunuldu,yemek yiyenlerde sinilere bahşiş bırakarak ayrıldılar.
Sabah sekizde yemek başladı. Önce aile ve akrabalar sofraya oturdular.
Aileden kişiler de sofraya bahşiş bıraktılar. Sonra gelen konuklara yemekler verilmeye başlandı.
Bu arada bir çocuk geldi, en genç aşçı ile görüştü. Genç aşçı sakin bir şekilde arkadaşına giderek bir şeyler söyledi. Arkadaşı hemen aşçıbaşına giderek bir şeyler söyledi.
Büyük usta onu çağırdı,başıyla "tamam"dedi. Genç usta saygıyla eğilip, el öperek yavaşça ayrıldı.
Meğer, hanımını doğum yapmak üzere hastaneye götürmüşler,onun için izin almış.
Kendisi saygıdan aşçıbaşına söyleyemezmiş arkadaşı aracılığıyla izin almış
Konukların gelmesiyle iki gündür sakin çalışan ustalar hareketlendiler.
Kurulan sofraların görevlileri sırasıyla yemekleri götürüp, boş tabakları getirmeye başladılar.
Bu arada aynı sofraya tekrar bamya ,helva, et istenmeye başlandı. Et dışında istenen yemekler hemen gönderilse de et ikinci kez yarım porsiyon konarak gönderiliyordu.
Ancak, "bir denizaltı" veya "gömme" denildiğinde ustalar tabağa önce bütün eti koyup, üzerini pilavla kapatarak hatırlı sofralara diğerleri görmeden gönderiyorlardı.
Pilav ikindi ezanına kadar devam etti,artan yemekler fakirlere gönderildi.
Konya düğün sofrasının bir özelliği vardır. Sofraya tuzluk konulmaz; çünkü aşçı başı yemeğin tuzunu olması gerektiği kadar kullanacak ustalığa sahiptir.
Ayrıca hoşaf "söz kesen" diye adlandırılır. Hoşafı gören kişi sofraya başka yemek gelmeyeceğini anlar ve son gelen zerdeli pilavla doymadıysa karnını doyurur.
"Ahçı Takımı Yemekleri"diye de adlandırılan Konya Pilavı günümüzde olanca canlılığıyla devam etmektedir. Aileler modern düğün de yapsalar mutlaka bir de pilav dökmektedirler.
Sonuç olarak, yemek kültürümüzde kurallaşmış yemeklerin en özgünlerinden olan ve Konya'nın meydan aşçıları tarafından pişirilen düğün pilavını Konya'ya gelen kişilerin bir fırsatını bulup tatmalarını tavsiye ediyorum.
|
 |
galpay
16 yıl önce - Çrş 07 Şub 2007, 21:45
Konya - Selçuklu Devri Medreseleri
.
Konya Selçuklu Devri Medreseleri
Altûn-Aba (İplikçi) Medresesi
Lala Ruzbe Medresesi ve Hankahı
Gühertaş (Molla-i Atik) Medresesi
Tacü'l-Vezir Külliyesi-Medrese, Mescid ve Türbe
Şeref Mesud Medresesi ve Hankahı
Kadı Hürremşalı Dam'l-hadisi
Büyük Karatay Medresesi
Kemaliye (Küçük Karatay) Medresesi
Seyfiye (Bukalası) Medresesi
Nizamiye (Nalıncı) Medresesi
Atabekiyye (Atabey-Ağazade) Medresesi
Pamukçular (Pembe Fumşan) Medresesi
İnce Minareli (DM'I-hams) Medresesi ve Mescidi
Sırçalı (Muslihiye) Medresesi
Ali Gav Zaviyesi ve Türbesi (Medresesi)
.
|
 |
galpay
16 yıl önce - Cmt 28 Nis 2007, 21:03
Konya'da bulunan camii ve mescidler listesi
• Abdül-Aziz Mescidi
• Abdül-Mümin Mescidi
• Akıncı (Aslan Taşı) Mescidi
• Aksinle Mescidi
• AlaeddinCamii
• Alevi Sultan Mescidi ve Türbesi
• Amber Reis Camii ve Türbesi
• Aziziye Camii
• Beşarebey (Ferhuniye) Mescidi
• Beyhekim Mescidi
• Bulgur Dede Mescidi
• Demirci Hacı Mescidi - Sırçalı Mescid
• Dursun Oğlu Dursun Fakih - Mecidiyeler Camii
• Eflatun Mescidi
• Erdemşah, (Kale-i Cerp) Mescidi
• Fahrün-Nisa Mescidi
• Gazi Alemşah Mescidi ve Kazi Kalemşah Medresesi
• Hacegi - Pınari Mahallesi Mescidi
• Hacı Ferruh - Akçagizlenmez Mescidi –Taş Camii
• Hacı Fettah Camii
• Hacı Hasan Camii
• Halka Begüş Mescidi
• Harmancık - Sinan Çelebi Camii ve Zaviyesi
• Hatuniye Mescidi - Devlet Hatun Mescidi (Kütük Minare)
• Hoca Ali Mescidi (Mesud ibn Şerefşah Hanikahı)
• Hoca Fakih Mescidi ve Türbesi
• Hoca Hasan Mescidi
• İç Kara Aslan Mescidi
• İplikçi Camii
• Kadı İzzeddin Camii, Türbe ve Medresesi
• Kadı Mürsel Camii, Medrese ve Hanikahı
• Kapı Camii
• Kapturga Mahallesi Mesddi
• Karatayi Mescidi
• Karatayi Köyu Camii
• Kasım Halife Camii
• Kayıyüğü Camii
• Kınacı Sokağı-Mahmud Mescidi
• Kışla-Saray Camii
• Kızılören Mescidi
• Kümbetli-Dibekli Mescid
• Meram Camii ve Zaviyesi-Hatıblı Oğlu Camii
• Nakiboğlu Camii
• Namık Paşa Camii
• Nasuh Bey Mescidi ve Darul-Huffazı, Gazhane
• Ovalıoğlu Camii
• Pir Paşa Camii ve Zaviyesi
• Sadred-Din-i Korıevr Camii ve Türbesi
• Sahib Ata-Larende Camii
• Sahib Ata Mescidi (Dönbaba-Tahirle Zühre Mescidi)
• Sakahane (Davud Ağa) Mescidi
• Sebihan Mesoldi
• Selçuk Camii
• Sırçalı Mescid-Kubbeli Mescid (Debbağlar Mescidi)
• Sincari Mescidi
• Subaşı Camii
• Süleymaniye – Sultan Selim Camii
• Şazbey Ağa Mescidi – Akcami - Yıkık Mahalle Mescidi
• Şeker-Fürüş Mescidi
• Şerefed-Din Camii
• Şeyh Vefa Camii ve Hanikahı
• Tahtatepen Camii — Hacı Adil Camii
• Tercüman Mescidi
• Turut Mescidi
• Zenbüri Mescidi
• Zevle Sultan Mescidi
|
 |
sayfa 5  |
ANA SAYFA -> KONYA
|