Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Ankara Ayaş
« önceki   123456789   sonraki »

ANA SAYFA -> ANKARA
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
sayfa 7
ZaferB66
3 yıl önce - Sal 01 Tem 2014, 12:40

Ayaş'ta düzenlenen iftar yemeğine katılan Melih Gökçek, atıl bir domates işleme tesisini devraldıklarını, burada salça üreteceklerini söylemiş. Yine atıl bir sebze kurutma tesisini de devralarak işler hale getireceklermiş. Köy yolları da yüksek oy veren köylerden başlanarak asfaltlanacakmış.

http://i.milliyet.com.tr/Orjinal/2014/06/30/man-0 ...56354.Jpeg


ZaferB66
3 yıl önce - Çrş 20 Ağu 2014, 11:53

Ali İnandım'ın Ayaşlılarla 1950'lerden bugüne Ayaş üzerine sohbeti.

http://i.milliyet.com.tr/Orjinal/2014/08/19/man-2 ...73829.Jpeg


Misafir 709

2 yıl önce - Sal 25 Ağu 2015, 01:00

Hangi Ayaşlıya sorsan Ayaş ın geri kaldıgını söyler ama hiç kendilerinde suç bulmazlar , Ayaş ta işsizler iş beğenmez bahçede iş yaptırmak istesen ya siirtli ya çorumlu yada kıbrıscıklı işçi çağırırsın , Ayaş erkeklerinde laf çoktur herşeyi bildiklerini sanırlar kahvede vatan kurtarırlar ama işe gelinçe iş yoktur, hiç bir şey üretmezler laftan başka , birisi bir yeni bir dükkan açşa hemen battı batacak batıyor diye dedikodu çıkarırlar, dedikodu haset kıskançlık had safhadadır, cimrilikte 10 numara , iyi yanları kadınları namusludur çalışkandır, ayaşın kadınları üretir satar , erkekleri karı gibi yatar , burda dedikodu bile erkek işidir, kadınları daha delikanlıdır .



Birol Ezertaş

2 yıl önce - Cmt 14 Ksm 2015, 21:41

Ayaş Gezimden...14.11.2015


(+)




(+)




(+)




(+)



(+)



(+)




(+)




(+)




(+)


Misafir 4a2

2 yıl önce - Pts 14 Arl 2015, 23:17

Bursa Ulu Camii, Bursa’da I. Bayezid tarafından 1396-1400 yılları arasında yaptırılmış dini yapıdır.

Bursa’nın tarihi sembollerinden olan cami, Bursa kent merkezinde, Atatürk Caddesi üzerindedir. Çok ayaklı cami şemasının en klasik ve anıtsal örneği sayılır. Yirmi kubbeli yapı, Türkiye’deki iç cemaat yeri en geniş camidir. Mimarın Ali Neccar veya Hacı İvaz olduğu sanılmaktadır. Caminin kündekari tekniği ile yapılmış minberi Selçuklu oyma sanatından Osmanlı ahşap oymacılığı sanatına geçişin en önemli örneklerinden biri kabul edilen değerli bir sanat eseridir.

Caminin duvarlarında bulunan 19. yüzyılın ikinci yarısında ve 20. yüzyılın başlarında farklı hattatlar tarafından yazılmış 192 adet hat levhası ve duvar yazısı, hat sanatının özgün örnekleri arasında gösterilir.

Caminin iç mekanında, tepesi açık bir kubbenin altında bulunan şadırvan, Ulu Cami’nin dikkat çekici özelliklerindendir.





Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]
Bursa Ulu Camii, Osmanlı Sultanı I. Bayezid tarafından Niğbolu Seferi’nden dönüşünde verdiği emir ile inşa ettirilmiştir. Caminin yapım tarihini veren bir kitabe yoktur; ancak minber kapısında geçen 802 (1399) tarihi caminin inşa tarihi olarak kabul edilir.[1]

Bursa Ulu Cami’nin inşası; hem devletin kendisini siyasal, ekonomik ve kültürel bir varlık olarak dünyaya kabul ettirme çabasının bir devamı hem de Osmanlı toplumuna bir kimlik verme çabasının gereği olarak değerlendirilir.[2] Caminin açılışında ilk hutbeyi dönemin önemli mutasavvıflarından biri olan Somuncu Baba’nın okuduğu rivayet olunur.[2]

Cami yapıldığı dönemlerde toplum tarafından çok itibarlı addedilmiş ve diğer medreselerin hocaları burada ders vermeyi bir şeref bilmiştir.[2] Sonraki yüzyıllarda caminin iç mekânını süsleyen ve alışılmışın dışında büyük ebatlı yazılar toplumsal ilgi ve itibarın nedenlerinden biri olmuştur.[2]

İnşasından kısa bir süre sonra Yıldırım Bayezid’in Ankara Savaşı’nda esir düşmesinin ardından Timur’un Bursa’yı işgali sırasında ve Fetret Devri’nde Karamanoğlu Mehmed Bey’in Bursa kuşatmasında(1413) cami, dış cephelerine odun yığılarak yakılmaya çalışıldı. Bu yangınlar sonucu dış cephe kaplaması tahrip oldu. Ortaya çıkan moloz duvar dokusu kalın sıva ile örüldü; bu durum 1950’lerdeki restorasyona kadar böyle devam etti.[2] 1958 Büyük Çarşı yangınında kuzey avlusunun da yanmasından sonra gördüğü tadilat sırasında sıva kaldırılmıştır.

Fetret devrinden sonra 1421 yılında tekrar ibadete açılan caminin ilk tamir vesikası 1494 yılına aittir. 1862 yılına kadar 23 tamir vesikası daha vardır. Müezzin mahfili 1549 yılında yapıldı. 1517 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Mısır'ın fethi ve hilafetin Osmanlı'ya geçtiği dönemde getirilen Kabe-i şerif kapı örtüsü padişah tarafından Ulu Cami’ye hediye edildi ve minberin sağına asıldı.[3]Müezzin mahfilin karşısındaki taş vaiz kürsüsü 1815’de yapıldı.

Cami, 1855 yılı büyük depreminde büyük hasar gördü. On sekiz kubbesi çöken caminin sadece batı minaresinin dibindeki kubbe ile mihrap önü kubbesi ayakta kalabildi. Depremden sonra esaslı bir tamir gördü. Bu dönemde Sultan Abdülmecid’in emri ile İstanbul’dan gönderilen ünlü hattatlar camideki büyük yazıları elden geçirdiler. Ayrıca yeni hüsn-ü hatlar da ilâve edildi.

1889 yılında çıkan bir yangında minarelerin ahşap olan külahları yanmış, sonrasında kâgir olarak yeniden yapılmıştır.






Mimari özellikleri[değiştir | kaynağı değiştir]
Dikdörtgen planlı cami yaklaşık toplam 5000 metrekare boyutlarında olup 20 kubbe ile örtülüdür. Sekizgen kasnaklara oturan kubbeler mihrap duvarına dik beş sıra halinde dizilmiştir. Kasnaklar mihrap ekseni üzerindekiler en yüksek olmak üzere yanlara doğru gidildikçe her sırada daha alçak düzenlenmiştir.

Düzgün kesme taşlarla inşa edilmiş kalın beden duvarlarının masif etkisini hafifletmek için cephelerde her kubbe sırası hizasına gelmek üzere sağır sivri kemerler yapılmıştır. Her kemerin içinde iki sıra halinde ikişer pencere yer alır. Bunların gerek biçimleri gerek boyutları her cephede farklıdır.

Son cemaat yeri bulunmayan yapının kuzey cephesinde köşelerde sonradan yapılan iki minare vardır. Minarelerin ikisi de beden duvarına oturmaz, yerden başlar. Batı köşesindeki minare I. Bayezid tarafından yaptırılmıştır. Sekizgen biçimli kürsüsü bütünüyle mermerden, gövdesi tuğladandır. I. Mehmet'in yaptırdığı söylenen doğu köşesindeki kare kürsülü minare, caminin beden duvarından da 1 metre kadar ayrıktır. Şerefeler her iki minarede de aynı olup tuğlalı mukarnaslarla bezelidir. Kurşun kaplı külahlar 1889'daki yangında ortadan kalkınca, bugünkü boğumlu taş külahlar yapılmıştır.

Ana kapısı kuzeyde olan caminin, doğu ve batıdakilerle birlikte üç kapısı vardır. Ayrıca sonradan Sultanın namaz kılması için ayrılan Hünkar Mahfili’ne açılan bir kapı pencereden bozularak yapılmış; böylece kapı sayısı dörde çıkmıştır.



sayfa 7
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> ANKARA