Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
Atilla DÜNDAR
14 yıl önce - Prş 17 Ağu 2006, 21:00
Dünyanın İlk ve En Eski Bandosu - MEHTER [KÜLTÜR]


MEHTER,    Osmanlılarda, askerî musikiyi icra eden topluluğa verilen isim. Farsça'da mihter olarak geçen mehter kelimesi, ”en büyük” ve “pek ulu” anlamını taşır. Mehter teşkilatının geçmişi,  daha eski dönemlere dayanırsa da “mehter” ve “mehterhane” terimleri Osmanlı döneminde kullanılmıştır.

 Hunlar zamanındaki adı Tuğ olan ve vurmalı sazlarla, nefesli sazlardan oluşan askeri mızıka okulunun, Fatih Sultan Mehmet döneminde almış olduğu isimdir. Mehterhan Bölüğü adı altında harp meydanlarında gece karanlığında bile ordugah nöbetçilerinin uyumaması için devamlı icra gösterirlerdi. Mehterin kendine has yürüyüşü, üç adımda bir durarak yarım sağa ve yarım sola dönmektir. Dünyanın en eski askeri bandosu olan Mehtere, ilk olarak Orhun Kitabelerinde rastlanmaktadır. Bu kitabelerde Kübürge ve Tuğ olarak anlatılan askeri bandonun, 11 nci yüzyılda yazılmış Divan-ü Lügat-it Türk'te de Hakanların huzurunda müzik yaptığı anlatılır.

 Mehter Takımını oluşturan en önemli unsurlar ;

  Mehterbaşı Mehterin müzik şefidir.



  EMİR-İ ALEM (Çorbacı başı)
Mehterin Önünde Yürüyen Kişidir,Mehterin Bölük Komutanıdır.



  Sancaklar
 Mehterde üç sancak bulunur. Bunları taşıyanlara Sancaktar ismi verilir.


Kırmızı sancak (Kırmızı zemin üzerine beyaz üç hilal) >> Devleti temsil eder.


Yeşil sancak (Yeşil zemin üzerine beyaz üç hilal) >> İslamiyeti ve gazayı temsil eder.


Ak sancak >> Bağımsızlığı ve hakimiyeti temsil eder.


  Tuğlar;
Türkler'de, hükümdarlık, vezirlik, beylerbeyilik, sancak beyliği gibi askeri görev ve memuriyet işareti olarak kullanılmıştır.




  Çevgen;
Mehterde ucunda küçük ziller bulunan bir sopa şeklinde müzik aletini kullananlara verilen isimdir . Bu müzik aleti de sadece Mehtere has bir müzik aletidir. Başka yerde kullanılmaz.



  Zurnazen (Ser zurnazen)
Mehterde Zurna çalanlara verilen isimdir. Zurna da bize has bir müzik aleti olma özelliğini halen korumaktadır. Mehterin kaldırıldığı her dönemde Zurna davulla beraber halkın gönlündeki yerini her zaman korumuştur.



Boruzen (Nefirzen)
Mehterde boru çalanlara verilen isimdir.  Boruda Dünyada bütün orkestralarda,
müzik gruplarında mızıka takımlarında kullanılmıştır ve halen kullanılmaktadır.



  Nakkarezen
Nakkare (Kudüm) ağızları deri kaplı, birbirine bağlı farklı büyüklükte iki çömlekten oluşan bir çalgı olup mehterde bunu çalanlara Nakkarezen ismi verilmektedir.



  Zilzen
Mehterde Zil çalanlara verilen isimdir. Mehter de yüzyıllardır kullanılmakta olan Zil bu gün de tüm askeri ve sivil bandolarda ve orkestralarda kullanılmaktadır.



  DavulzenTebbal : Mehterde Davul çalanlara verilen isimdir. Davul; Türklerin çok eskiden beri kullandıkları baş çalgıdır. Kaynağı Orta Asya'dır. Davul, Selçuklu Türkleri'nce Anadolu'ya getirilmiş, Osmanlı Türkleri aracılığıyla da Avrupa'ya yayılmıştır.



  Kös
Mehterde Kös çalan kişiye verilen isimdir. Daha önceleri Kös sadece padişah mehterlerinde kullanılırdı. 3. Selim diğer mehterlere de Kös konulmasına izin vermiştir.



cangül
14 yıl önce - Prş 17 Ağu 2006, 21:40

Bu başlığa ek bir bilgi. Türkiye'de kurulan ilk sivil mehter takımı İnegöl Mehteri'dir

Fotoraf İnegöl başlığından alıntıdır.



bülent dizdar

14 yıl önce - Prş 17 Ağu 2006, 22:46
Mehterin Tarihçesi


Mehter'in Tarihçesi;

MEHTER, Osmanlılar'da, askerî musıkiyi icra eden topluluğa verilen isim. Farsça'da mihter olarak geçen mehter kelimesi, ekber (en büyük), âzam (pek ulu) mânâsında bir ism-i tafdildir. Türkçe'ye bu kelimenin Arapçalaştırılmış şekillerinden mehter, çoğulu olarak da mehterân yerleşmiştir.

Mehter, bölüklere ayrılır. Aynı çalgı aletini çalanlar, alemdarlar birer bölük teşkil ederlerdi. Her bölüğün "ağa" tabir edilen bir âmiri bulunurdu. Davulcubaşına ise "baş mehter ağa" denirdi. Ayrıca bir de Mehterbaşı vardı. İkinci bir mehterbaşı daha vardır ki, bundan ayrı olup, Saray Çadırcılarının başıdır. Mehter teşkilatı, "emir âlem"e tabiydi.

Selçuklu Sultanı İkinci Gıyaseddin Mesud'un 1284 yılında Osman Gazi'ye gönderdiği bir fermanla kendisine, Eskişehir'den Yenişehir'e kadar bütün Söğüt bölgesi ve havalisi sancak olarak verildi. Fermanla birlikte Osman Gazi'ye emirlik alemeti olan "tuğ", "âlem", "tabi" ve "nakkare" de gönderilmişti. Ferman, Osman Gazi'ye Eskişehir'de bir ikindi vakti takdim edildi. Osman Gazi ayakta durarak nevbet vurdurdu (çaldırdı). Fatih Sultan Mehmed Han zamanına kadar nevbet vurulurken padişahların ayakta dinlemesi âdetti.

Mehter teşkilatına bağlı iki türlü mehterhane vardı. Biri resmi teşkilata bağlı olan calici mehterler, diğerleri esnaf mehterleriydi. Resmi mehter, padişah mehteriydi ki, buna "mehterhane-i tabl-i âlem-i hassa" denirdi. Sonraları, mehter sadece padişah ve orduya ait olmaktan çıktı. Her vezir dairesinde bir mehterhane bulundurulması âdet oldu.

Fatih devrindeki mehterhanede dokuz zilsen (zil çalan), dokuz nakkâzen (kadûm çalan), dokuz boruzen (boru çalan), dokuz tablzen (davul çalan), dokuz çavuş ve bir iç oğlan vardı. Altmışdört kişilik mehterhane takımına "dokuz kat mehter" adı verilirdi. Padişahın mehterleri oniki kat olurdu. Oniki kat mehterhanede her çalgıdan onikişer adet bulunurdu. Padişah sefere çıktığı zaman mehter takımı oniki misline çıkarılırdı. Sefer ve harp esnasında padişah mehterhanesi, saltanat sancaklarının altında durup, nevbet vururdu. Bundan başka ikindi vakti, otağ -ı hümâyûn önünde nevbet vurmak âdetti.

Hükümdar mehterleri beş vakit vururlardı. Bundan başka padişah cüluslarında, kılıç alaylarında, harplerde zafer haberi geldiği zaman ve arife divanlarında nevbet vurulurdu.

Mehterler, harp meydanlarında gece karanlığında bile ordugâh nöbetçilerinin uyumaması için devamlı çalar ve aynı zamanda da "yektir Allah," diye bağırırlardı. Harp esnasında ise, padişahın veya seraskerin yanında durup, harp boyunca askerin cesaretini arttırmak ve düşmana dehşet vermek için çalardı.

Vezir mehterhaneleri, ikindi ve yatsı namazları kılındıktan sonra olmak üzere, günde iki defa vururdu. Bunlardan birincisi akşam yemeğinin ikincisi de uykunun işaretini verirdi. Sivil mehterler, kendilerine mahsus nevbet yerlerinde yatsı namazından sonra ve sabahleyin nevbet vururlardı. Eski zamanlarda öğle yemeği, "Kuşluk" namıyla öğle namazından evvel, akşam yemeğinde ikindi namazından sonra yenilir ve yatsı namazından sonra uykuya yatılırdı.

Mehterhane, her ikindi vakti başları, içoğlan baş çavuşunun yahut muadili olanın, "vakt-i sürür ve safa mehterbaşı hey!., hey!" suretindeki nidası (çağırması) üzerine, mehterbaşı ağa elinde zurna olduğu halde bandoya pişrev (önder) olarak Vezirin, Yeniçeri ağası dairesinde ise ağanın oturduğu arz odasının önüne gelir, temenna eylerdi. Bu sırada evvelce "vakt-i sürür ve safa" diye bağırmış olan başçavuş veya muadili; "Eshab-ı hacât ve arzuhal sahipleri var mı?" diye sorardı. Arzuhal sunmak isteyenlerin arzuhallerini alıp vezire yahut Yeniçeri ağasına verirdi. Bu iş bitince heyet bir daire teşkil ederek çalmaya başlardı. Dua ile de merasime son verilir ve çalanlar birer temenna ile çekilirlerdi.

Mehter Duası: Allah Allah, Celilii'l-cebbâar, Muinü's-settâr Hâliku'l-leyli ve'n-Nehâr, lâyezâl, zü'l-celâl, birdir Allah! Ânın birliğine. Resul ü Enbiyâ Peygamberimiz Cenâb-ı Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa (bütün efrâd elleri göğsünde olmak üzere rükûa gelir gibi eğilirler, padişah geldiği zaman ise sadece baş eğer, daha fazla eğilmezler) Âl-i evlâd-ı Resul-ü Mücteba imdâd-ı ruhâniyetine! Pîrân, mürşidin, aşıkîn, kur'agerîn, vasilin, hamele-i Kur'ân, güzeştegân, ehl-i imân ervahına, avni inayetine! Halifetü'l-İslâm es-sultân İbni's-Sultan bil-cümle İslâmın nevât ve seâdet ve selâmetine, pirler, erenler, üçler, yediler, kırklar, göçenler, demine devrânına "Hû" diyelim "Huuu" denildikten sonra; bütün mehter takımı, davul ve zilleri şiddetli vurarak dokuz defa "Hû" çekerlerdi. Sonunda da üç defa kös vururlardı.

Mehterin kendine has bir yürüyüşü vardır. Üç adımda bir durur, yarım sağa ve yarım sola dönerdi.Yürüyüş esnasında mehter efradı, hep bir ağızdan, "Rahim Allah, Kerîm Allah" derlerdi.

Mehter takımının yürüyüş nizamında merasime iştirak şu sıraya göre tertip edilirdi. Önde çorbacıbaşı unvanını taşıyan ve başında "üsküf bulunan mehterân bölüğü komutam, onun arkasında sol tarafta zırhlı muhafızı ile birlikte yeşil sancak, ortada istiklâl alâmeti olan ak sancak, sağ başta ise zırhlı muhafızı ile birlikte kırmızı sancak bulunurdu. Sancakların arkasında ise üçerli koldan üç sıra hâlinde dizilmiş dokuz tuğ gelirdi. Sağ tarafta kırmızı sancağın arkasında ise. Yeniçeriler tarafından taşınan "hücum tuğu" yer alırdı. Tuğlardan sonra ortada mehterbaşı bulunurdu. Mehterbaşından. sonra ise sıra ile; mehterin iki katı adedince çevgenler (okuyucular), zurnazenler, boruzenler, nekkareler, zil-zenler ve davul çalanlar gelmekteydi. En arkada ise bir at sırtında taşınan kös bulunmaktaydı (Bkz. Kös).

Mehter Harp Duası (Harp Gülbankı): Euzubillâh, Euzubillâh... Hûda'ya şükr-i bîhad, lâi-lâhe illallah! El-melikü'1-Hakku'l-mülân! Muhammedü'r -Resulullah, Sadıkü'l-Va'dül emin! İnnâ Fetahnâ leke fethan mübinâ ve yensurekallâhu nasran azîzâ! Ey padişah-ı halifetullah, el-islâmu aleyke avnullah! Sensin haris-ı dîn-i mübîn, harîs-i Şeriatullah! Uğrun açık olsun ey Padişahım Emr-i ikbâlin mecid! Hûda kılıcını keskin eylesin, nur-ı şan satvetine gün gibi medît! Rûh-ı pâk-ı Fahr-i âlemi hoşnut etsin, Hak gazay-ı ekberin etsin mübarek ve saîd...

Takımın içinden evvelce seçilmiş dik ve güzel sesli biri tiz perdeden: "Nasrunminallahi ve fethün karîb. Ve beşşiri'l-mü' mın'ın" âyetini okur. Üç defa "Allah" diyecek kadar dururdu. Sonra bütün âletlerle beraber davullar ve kösler hafif vurarak ve devamlı teramole yaptığı sırada hep bir ağızdan "Allah Allah" deyince susarlar, gülbank devam ederdi.

"Eli kan, kılıcı kan, sinesi üryan, ciğeri püryân. Meydan-ı şehadette Allah yoluna revân. Gazay-ı şühedâya Cemal-i Hak görünür ayan. Kahrımız, gazabımız düşmana ziyan!

Ya Rahman! Denilerek eyyam-ı âdiye gülbankin-deki "Resul-i Enbiya" kısmına geçilir ve aynı şekilde "Hu diyelim Hu!" diyerek bitirildi.

Sonra, bazen "Yektir Allah", bazen de "Ya Fettâh" diye haykırırlar ve baş eğerek geriye döner ve dağılırlardı.

Mehter konserleri "Vakt-i sürûr-u sefa": Mehterân daire seklinde nevbet nizâmını teşkil ederler, nekkarezenlerin oturup, diğerlerinin ayakta durma-sıyla da hilâl görünümü verirlerdi. Kösler hilâlin orta ilerisine konurdu. İçoğlan başçavuşu, mehter faslı başlamadan önce daireden çıkarak ortaya gelir ve:

"Vakt-i sürûr-u sefa, Mehterbaşı Ağa! Hey! Hey!" diye bağırırdı. Bu sırada hazır bulunanların dikkatlerini çekmek için nakkarelerle, sofyan usûlünde üç tempo atılırdı. Nakkareler çalarken de, mehterbaşı Ağa mehterin önüne gelir:

"Merhaba ey mehterân!" der ve sağ elini göğsüne koyarak mehteri selâmlardı. Mehterân da hep beraber sağ ellerini göğüsleri üzerine koyarak koro hâlinde:

"Merhaba, Mehterbaşı Ağa!" diyerek karşılık verirlerdi. Daha sonra Mehterbaşı Ağa:

"Hasduuur!" diyerek çalınacak makamı ve eserin adını söylerdi. (Meselâ: "Der fasl-ı Acem âşirân, cihâd-ı Ekber Marş" derdi.) Hemen arkasından:

"Haydi y'Allah!" diyerek mehteri icraya geçirirdi.

Nevbet bitince mehter gülbankı (duası) okunur ve fasl sona ererdi.

Mehterin Avrupa'ya tesiri: Avrupalılarca, onsekizinci asırdan itibaren "Yeniçeri müziği" diye adlandırılan müzik; evvela, benimsenmiş, bilahare Polonya, sonra Avusturya ve daha sonraları bütün Avrupa'da onların tabiri ile Yeniçeri bandoları kurulmuştur.

Bestekâr Mozart ve Hayd da, mehter musikîsinin tesirinde kalarak, meşhur bestelerini meydana getirmişlerdir. Alman besteci Beethoven, "Büyük Senfoni"sinin son bölümünü, mehterin kös, davul ve zurnasıyla seslendirmiştir. Beethoven, "Türk marşı"nı mehterin bir cenk havasından adapte etti. Avusturyalı bestekâr Mozart'ın "Türk Marşı", Türk askerlerinin "Allah Allah" nidalarının, nakarat olarak tekrarından müteşekkildir. Viyana Kraliyet Orkestra Şefi Gluck bu yıllarda, sarayda verdiği konserlerinde, repertuvarına mehter bestelerini almış ve orkestrasında çaldırmıştır. Alman bestekâr Wagner, bir mehter konserini dinlerken heyecanlanmış, kendisini tutamayarak "İşte musikî buna derler!" demiştir.

Mehter musikîsi gibi, mehter teşkilâtı da Avrupa'ya tesir etti. Onsekizinci yüzyıl içinde önce Avusturyalılar, sonra Prusyalılar, daha sonra da Ruslar, Almanlar ve Fransızlar mehter teşkilâtına benzer mızıka takımlarını kurdular.

Osmanlı Devleti'nin ömrü boyunca, gittikçe mükemmelleşen mehter, Yeniçeri ocağının lağvı ile beraber yerini "Mızıka-i Hümayuna" bıraktı.

Günümüzde Mehter: Mehter, 1911'de Ahmed Muhtar Paşa tarafından "Mehterhâne-i Hâkâni" adiyle yeniden kuruldu. 1914' de kuruluş tamamlandı. Birinci Dünya Harbinde Başkumandan Vekili Enver Paşa'nın emriyle teşkilât, orduya tamim edildi. İstiklâl Harbi'nde de mehterhane hizmet verdi. Cumhuriyetin ilanından sonra, Millî Savunma Bakanı, mehteri saltanat alâmeti sayarak lağvetti. 1950'den sonra, Genelkurmay Başkanı Nuri Yamut'un direktif ve desteğiyle mehterin yeniden tesisi çalışmaları başladı. 1953'de yeniden tesis edildi; Daha sonraları çeşitli okul, dernek ve kuruluşlarda mehter takımları kurdular. 12 Eylül 1980 Harekâtından sonra, yalnız Genelkurmay Başkanlığı Harp Dairesi Askerî Müze Müdürlüğü bünyesindeki mehteran bölüğü, faaliyetine devam etmektedir. İstanbul'daki Askeri Müze'de Pazartesi, Salı hariç, haftanın diğer günlerinde saat 15.00-16.00 arasında mehterbaşının idaresinde bir saat çalmaktadır. Bilhassa turistler ve meraklılar büyük alâka göstermektedirler.
http://www.hemenpaylas.com/download/1391580/002_H ...i.mp3.html

Kaynak: http://www.mehter.info/


En son bülent dizdar tarafından Prş 17 Ağu 2006, 23:48 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


A. ŞAFAK TOMRUK
14 yıl önce - Prş 17 Ağu 2006, 23:37
Mozart' ın Müzik Anlayışı


Türk Müziği ve Mozart
Mozart için Türklerin ayrı bir önemi vardır, Türkler için de Mozart'ın. Mozart Türklerle, müzik ve töreleriyle gençlik çağlarından başlayarak ilgilenmiştir. Osmanlıların Viyana'yı kuşatmaları sırasında ve sonrasında, Avrupalılar, özellikle de Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun yurttaşları Türklerle yakın ilişkilere girmiştir. Kuşatma dağılıp Viyana kurtulunca, daha önce korkulan düşman artık merak konusu olmaya başlamıştı. Osmanlı giysileri hem erkekler, hem de kadınlar arasında moda olmuş, Mozart'ın da tiryakisi olduğu Türk kahvesi Viyanalıların yaşamına bir daha çıkmamak üzere girmiştir. Mehter takımının vurmalı ve üflemeli çalgıları da Avrupa askeri bandolarını etkilemiş, mehter müziğinden Mozart başta olmak üzere çok sayıda besteci yararlanmıştır.
Türklerle ilgili konular müzikli sahne oyunlarının en gözde malzemesi durumuna gelmiş ve bu gelişme 18. yüzyılda Avrupa'da "Türk Operası" akımını yaratmıştır. Bu akımın sayısı yüzü aşan örnekleri arasında en ölümsüz olanı ise Mozart'ın 'Saraydan Kız Kaçırma" adlı eseri olmuştur. Korsanlar tarafindan kaçırılarak Osmanlı sarayına ya da paşa konağına satılan bir Avrupalı genç kızın vatanındaki sevgilisi tarafindan bin turlü hile ve desiseye başvurularak kaçırılması temasını işleyen "Saraydan Kız Kaçırma" operası, Mozart'ın Türk müziği motiflerine ve harem hikayelerine olan ilgisinin bir ürünüdür. Bu ünlü eser, Mozart'ın yeni yerleşletiği Viyana'da kendisine duyulan hayranlığın artmasına, imparatorun gözüne girmesine ve Alman operasının İtalyan stilinin egemenliğinden bir ölçüde kurtulmasına yol açmştır.
Mozart'ın Türk müziğinin ritmik, ezgisel ve tınısal özelliklerine duydugu ilgi sadece operalarla sınırlı kalmadı. Dünyanın 'Türk Marşı diye adlandırdığı ünlü eser, Mozart'ın en sevilen eserleri arasındaki yerini bu yüzyılımızda da korumaktadır. "Türk Marşı" aslında K.V. 331 La minör piyano sonatının "Alla Turca" başlıklı son rondo bölümüdür. Ölümünden bu yana geçen iki asırlık zaman içinde, her kuşak onun eserlerinde bir başka anlam ve güzellikler bulmuştur. Eserlerindeki derin anlam ruhlara işledikçe Mozart'ın insanlığa yardımı daha da önem kazanacaktır.


En son A. ŞAFAK TOMRUK tarafından Prş 17 Ağu 2006, 23:52 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


bülent dizdar

12 yıl önce - Prş 28 Şub 2008, 13:44

Mehter Marşlarını bilgisayarınıza indirmeden, direk olarak buradan dinleyebilirsiniz.
Bundan sonra sürekli ekleme yaparak güncellemeye çalışacağım. Düşmana korku veren mehter marşlarını dinlerken aşağıdan da sözlerini takip edebilirsiniz.


MEHTER MARŞLARI


Yelkenler Biçilecek

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek,
Dağlardan çektirilen kalyonlar çektirilecek.

Elde sensin dilde sen gönüldesin baştasın,
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan,
Yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan,
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan.

Elde sensin dilde sen gönüldesin baştasın,
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.



Mehter Vuruyor

Mehter vuruyor tarihin aksetmede yâdı
Andık yine, Fatih’le, Süleyman’ı, Murad’ı.
Kös sesleri sarsın bütün İstanbul’u yer yer
Geçsin önümüzden, koca gazi ve şehitler.

Türk ordusunun şan dolu bir satvetidir bu
Fethin, Mahaç’ın, Niğbolu’nun haşmetidir bu.
Mehter bize bir ruh veriyor, tâ nerelerden
Meriçlerle, Çanakkale, Yemen’den, Kore’lerden.



deniz_levent_
12 yıl önce - Prş 28 Şub 2008, 14:24

Bulent bey,

Eklenti icin tesekkur ederim.



İSMAİL ÇELİK

12 yıl önce - Prş 28 Şub 2008, 15:08

Çin kaynaklarında,Çinli elçilerin bir bando tarafından karşılandığından bahsedilir.Yani Dünya'da bilinen eski bando takımı diyebiliriz.Mehterde bu halkanın sonuncu(günümüzü saymazsak)ve en mükemmel şeklidir.Mozart meşhur Alaturka bestesinde mehterden esinlendiğini bilmekteyiz.

bülent dizdar

12 yıl önce - Cum 29 Şub 2008, 12:29


Yinede Şahlanıyor Aman

Yinede şahlanıyor aman
Kolbaşının yandım da kır atı
Görünüyor yandım aman
Bize serhad yolları.

Davullar çalınsın aman
Aman da ceng-i cengide harbiyi
Görünüyor yandım aman
Bize sefer yolları.

Gâhi sefer olur aman
Aman da sefer seferde eyleriz
Hazan erişince aman
Bahar güzel severiz.

Gülyüzlü yari de aman
Aman da hile ile de severiz
Sefersiz olamaz aman
Aman er evlaları.



Osman Paşa Marşı

Tuna nehri akmam diyor
Etrafımı yıkmam diyor
Şanı büyük Osman Paşa
Pilevne’den çıkmam diyor.

Düşman Tuna'yı atladı
Karakolları yokladı
Osman Paşa’nın kolunda
Beşbin top birden patladı


bülent dizdar

12 yıl önce - Çrş 26 Mar 2008, 00:26


Mehter Marşı

Gâfil ne bilir neş’ve-i pür-şevk-i vegâyı
Meydân-ı celâdetteki envar-ı sefâyı
Merdân-ı gazâ aşk ile tekbir tekbirler alınca
Titretti yine, rû-yı zemin arş-ı semâyı.

Allah yolunda cenk edelim şân alalım şan
Kur’an’da zafer vaadediyor Hazret’iYezdan.



Estergon Kalesi

Estergon Kâl’ası bre dilber aman
Su başı durak aman
Kemirir gönlümü bre dilber aman
Bir sinsi firak.

Gönül yar peşinde bre dilber aman
Yar ondan ırak aman
Akma Tuna akma bre şahin aman
Ben bir dertliyim.

Yar peşinden amanda gezer
Koşar yandım karabahtlıyım.


Enes Koçer
12 yıl önce - Çrş 26 Mar 2008, 00:36

Dünyanın ilk ve en eski bandosu olan mehter hakkında ayrıntılı bilgi www.mehtertv.com adresinden elde edilebilir ayrıca mehter marşlarını ücretsiz olarak hızlı bir şekilde bilgisayarınıza indirebilirsiniz.



sayfa 1
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET