Ana Sayfa 882 bin Türkiye Fotoğrafı
galpay

7 yıl önce - Pzr 13 Ağu 2006, 15:57
Milli Mücadele yıllarında 1919-1923 (Tarih)


O günlerin her dakikası değerli bir tarih sahifesi..
Ankara'da neler oldu, neler...

Haydi bilenler anlatsınlar.
O kadar çok yayın yapılmış ve hepsi zamanla sararmış kağıtlar üzerinde kalmış...
Neden digital ortamda birleştirilmesin ki...

Buyrun!
beraberce bireysel araştırmalar yapalım ve çalışmalarımızı bu sayfada sergileyelim...
.
dosyanın ismini değiştirdim 17.27 ve 17.32


En son galpay tarafından Pzr 13 Ağu 2006, 17:33 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi


EmrahMac

7 yıl önce - Pzr 13 Ağu 2006, 16:02

Ankara Milli mücadelede türklerin sığınağı ve üs merkezi olmuştur her tülü faaliyet buradan yürütülmüştür.Çünkü ozaman sığınacak tek yer o zaman çorak bir yer olan Ankara idi.Burada toplantılar yapılır ve mücadelenin nasıl olacağı konusunda toplantılar yapılırdı.Ankara'ya İstanbul'dan kaçan komutanlar ve politikacılar gelmiştir.Onların gelmesiyle bir meclis kurulur ve haklı mücadelemezi hukuki ve belgesel olarak da savunabilme imkanımız doğmuştur.

DuMRuL
7 yıl önce - Pzr 13 Ağu 2006, 16:20

Ankara Büyükşehir Belediyesinin resmi sitesinden:
Alıntı:
Cumhuriyet
Dönemi  


1919
yılına gelindiğinde Ankara, tarihteki güçlü merkezlerden biri olma niteliğini
çoktan yitirmiş; çevre yerleşimlerle bağlantısı kesilmiş, zor yaşanılır,
küçük bir kasabadır artık. Düşen Osmanlı Devleti, Mondoros Mütarekesi'nin
imzalamış, ülke itilaf devletlerinin işgali altına girmiştir. Bu arada,
Anadolu'da başlatılan kurtuluş mücadelesi, örgütlü bir hale gelmiş;
Sivas Kongresi toplanmış, işgal altındaki ülke topraklarının ortasında
kalan Ankara, yeniden doğuşun merkezi olarak seçilmiştir.

27 Aralık 1919 günü Mustafa Kemal ilk kez Ankara'ya gelir. Anadolu'da
başlatılan kurtuluş mücadelesi artık bu bozkır kentinden yönlendirilecektir.
16 Mart 1920'de İstanbul işgal edilir, Meclis-i Mebusan İngiliz askerlerince
basılır. Mustafa Kemal bir bildiri yayınlayarak Ankara'da olağanüstü
bir meclis kurulacağını, illerin temsilci göndermelerini ister. Meclis-i
Mebusan'ın üyelerinin bir kısmı da dahil olmak üzere, Ankara'ya yurdun
dört bir yanından akın olur.

Büyük Millet
Meclisi 23 Nisan 1920'de ilk kez toplanır. Derme çatma bir kürsü, iki
gaz lambası ve 115 inanmış insan... En yaşlı üye olan Sinop Mebusu Şerif
Bey kürsüye gelir:

"Dahili
ve harici tam bir istiklal içinde mukadderatını bizzat deruhte ve idare
etmeye başladığını bütün cihane ilan ederek, Büyük Millet Meclisi'ni
açıyorum." 24 Nisan'da Mustafa Kemal kürsüdedir. Dört saat süreyle
konuşur. Ve oybirliği ile başkanlığa seçilir. Kuvayı Milliye, ilk iş
olarak yurdurn dört bir yanında başlayan ayaklanmalarla uğraşır, onları
bastırır. Anadolu'da artık en büyük güçtür Meclis. Ve bu mücadele, adeta
Kurtuluş Savaşı'nın bir provası olmuştur. Bu arada Yunan işgali İzmir'den
Anadolu'nun içlerine doğru yayılmaktadır.

1921 Ocak ayına gelindiğinde ilk kez düenli orduların savaşa girmesine
karar verilir ve ilk Anayasa kabul edilir. Bu Anayasa'ya göre "Egemenlik
Kayıtsız Şartsız Milletindir" Artık tek bir hedef vardır; işgale
son vermek... Büyük Millet Meclisi emrindeki ordular, kıyasıya bir mücadeleye
girişirler.

Başkomutanlık
meydan Savaşı 30 Ağustoz 1922'deki Büyük Zafer'in ardından, 9 Eylül'de
İzmir'de sonuçlanır. Mustafa Kemal, 2 Ekim 1922 tarihinde İzmir'den
Ankara'ya döner ve o gün Ankaralılar tarafından "fahri hemşehri"
ilan edilir. 13 Ekim 1923 tarihinden itibaren, "Türkiye Devletinin
Makarr-ı İdaresi (başkenti) Ankara'dır.

Askeri zaferin
kazanılmasında sonra , sıra bu sonuçları kalıcı kılacak yapısal çözüme
gelmiştir. 28 Ekim 1923 gecesi Mustafa Kemal'in Çankaya'da ikamet ettiği
konutta hararetli bir toplantı yapılır. O gece sabaha kadar Cumhuriyet'in
ilanını gerçekleştirecek Anayasa değişikliği hazırlanır. Ertesi gün,
Büyük Millet Meclisi'nde "Yaşasın Cumhuriyet" nidaları arasında
Cumhuriyet ilan edilir. Mustafa Kemal de , oybirliği ile ilk cumhurbaşkanıdır.





Atilla DÜNDAR
7 yıl önce - Pzr 13 Ağu 2006, 16:46

19 Mayıs 1919 tarihi, Türk İstiklâl Harbi’nin hukuken, siyâseten ve bir anlamda fiilen başladığı tarihtir. Milletin kendi istiklâlini kurtarmak yönünde kendi azim ve kararını ortaya koyduğu bir tarihtir. Bu tarihten sonra Anadolu’da Kuvâ-yı Milliye derlenip toparlanacak ve Hâkimiyet-i Milliye’nin idâmesi için mücâdeleye başlanacaktır. Mücâdele neticesi Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmadan önce tasarladığı vechile yıkılan bir imparatorluktan yepyeni ve millî bir Türk devleti hayat bulacaktır. Bu itibarla 19 Mayıs tarihi, Türk tarihinde mümtaz bir mevkie sahiptir.

Bu konuda ilk duyarlığı ve girişimi gösteren Ankara oldu.  O dönemde Ankara Vali vekili Yahya Galip Bey ve Harbiye Nazırı Cemal Bey o sırada Amasya'da bulunan Mustafa Kemal Paşa'ya Ankara yönetimlerinin ve Ankara Halkının düşüncelerini ayrı ayrı aktarmışlar ve tüm halkın katılımıyla İstanbul Hükümeti protestolarla uyarılmaya başlanmıştı. Bu konuda Mustafa Kemal'in yazışmalarından bir kaç örnekler;

Alıntı:
Gerçekten, başta Müftü Efendi olduğu halde (şimdi Diyanet İşleri Başkanı bulunan sayın Rifat Efendi Hazretleri idi) Ankaralılar, protesto niteliğinde olarak İstanbul Hükümetine başvurmuşlardı.
Ankara'yı yatıştırarak, hükümet erkini kırmamak için, telgraf başında birçok öğütlemelerde bulundum. Fakat, Ankara'nın haklı olduğunu kabul etmemek elde değildi. Sonunda, Cemal Paşa aracılığı ile hükümete yazdığım telyazısından söz ederek, alınacak yanıta değin durumun iyi idare edilmesini Ankara'da Kolordu Komutanı vekili Mahmut Bey'e yazdım.
Burada, yeri gelmişken bir gerçeği bilginize sunmak uygun olur. Biz, Heyeti Temsiliye, hükümetin durumunu ve içyüzünü pek güzel anlamıştık. Hükümet üyelerinden kimilerinin hükümete girmekten pişman olduklarını ve bu gibilerin çekilmek için neden aradıklarını da anlıyorduk. Bundan başka, iç ve dış düşmanların ve Padişahın, birlik olarak, Ali Rıza Paşa Hükümeti yerine kendi görüşlerini açıktan açığa ve çabucak uygulayacak başka bir hükümeti iş başına getirmeye kararlı bulunduklarını da bilmiyor değildik. Bunun için de, Ali Rıza Paşa Hükümetini daha katlanılabilir (ehven-i şer) buluyorduk. Bir de, Ferit Paşa'nın düşmesinden sonra yeni hükümetle anlaşmak için geçen dört beş gün içinde bazı kişilerin, elden geldiğince çabuk uyuşmamız yolunda yaptıkları öğütlemeler de dikkate alınacak anlam ve nitelikte idi. Bundan dolayı, amaca güvenle ulaşıncaya değin, gerekirse kimi isteklerimizden vazgeçmek zorunluğunu duyuyorduk.
Mahmut Bey'e yazdığım şifrede bunlar da sezdirilmişti. (belge: 173)
Cemal Paşa'ya verdiğim yanıtı olduğu gibi bilginize sunacağım:
Şifre Özeldir, ivedidir.
Amasya, 24.10.1919
Harbiye Nazırı Cemal Paşa Hazretleri'ne
Y: 21.10.1919 gün ve 419 sayılı şifreye: Ankara'dan, Vali için yapılan başvurunun ve ileri sürülen dileğin, aşağıdaki nedenlerden doğduğu anlaşılmıştır.
Şöyle ki: İstanbul'dan alınan güvenilir haberlerde İngilizler ile İngiliz Muhipler Cemiyeti, İtilâf ve Hürriyet ve Nigehbancıların Hıristiyan azınlıklarla işbirliği yaptıkları ve Anadolu'ya birçok bozguncular göndererek ulusal örgütleri bozmaya ve İstanbul Hükümetini düşürmeye giriştikleri; bu karıştırıcı kişilerin Adapazarı ve Bursa'dan yola çıktıkları bildirildiği gibi, Adapazarı'nda da son günlerde bazı eylemler döndüğünün görülmesi kaygı doğurmuştur. Konya'ya gönderilen Vali Suphi Bey'in, İngiliz Muhipler Cemiyeti İstanbul Yönetim Kurulu üyelerinden olduğunu Konya'da Refet Bey'e söylemiş bulunduğunun yayılmış bulunması, uyanan kuşkuyu artırmıştır. Ankara Valiliğine atanan Ziya Paşa'nın tutumu ve doğruluğu üzeri ne bir şey denemezse de, kendisinin iş başarma gücü ve yeterliğine güvenilmediğinden, Ankara ili gibi ulusal örgütlerin ve ulusal eylemin en önemli merkezlerinden biri olan yerde daha durum aydınlanıp dirlik ve tam güven sağlanmadan, buradaki önemli işlerin başına hiç denenmemiş, yetersiz bir valinin atanması duraksama yaratmıştır. Ankara'da bulunan Vali Vekili ve Komutan ve Heyeti Temsiliye arasında yapılan yazışmalarda şimdiki hükümetin, nasıl olursa olsun, emirlerine ve yürütümüne uymak gerektiği üzerinde durulmuş ve o yolda davranılmış ise de; doğrudan doğruya halk, sezdikleri tehlikeye karşı verilen inancayı yetersiz görerek, tam güven sağlanıncaya değin, ulusal isteklere uygun iş gördüğü kendilerince deneme ile anlaşılmış bulunan Vali Vekilinin görevinde bırakılmasını gerekli sayıp hükümete başvurmuşlardır. Son bildiriminiz üzerine, Ankara'da gerekenlerle yeniden görüşüldü; sakıncaları olsa bile, hükümet erkini kırmamak için, Ziya Paşa'nın iyi karşılanmasını sağlamaya çalıştık. Ancak, tehlikelerden ve geçmekte olan karıştırıcı olaylardan çok korkmuş bulunan halkı inandıramadık.
Dahiliye Nazırı Paşa Hazretlerinin, içinde bulunduğumuz durumun ağırlığını ve önemini düşmanlarımızın da ne denli şeytanca ve sıkı çalışmakta olduklarını anlamış bulunduğu kuşku götürmez; ancak, nazırlık görevine yeni başladıklarından, çalıştırılmaya değer memurları daha tanıyamamış olacakları da bir gerçektir. Üstelik, Âdil Bey'in de müsteşarlığını yapmış olan Keşfi Bey'in şimdi gene müsteşarlık görevinde bulunduğu göz önüne alınınca, özellikle büyük görevlilerin atanmasında ne ölçüde sağgörüye uygun iş yapılacağı ortaya çıkar. Bundan dolayı, Ziya Paşa'nın şimdilik gönderilmemesinin sağlanmasına aracı olmanızı ve sonucunun bildirilmesini çok rica ederim.
Mustafa Kemal
Baylar, Ali Fuat Paşa, 28 Ekim 1919 günlü bir şifre ile İstanbul'daki örgütümüzden benim adıma gelen bir teli bildirdi. Bu telde verilen bilgiler önemli idi.
Çerkez Bekir'in çıkardığı, bilinen olay, Adapazarı ve çevresinde Kuvayi Milliye'ye karşı ayaklanma başlangıcı sayılmış. Bundan ne yolda yararlanılacağını görüşmek üzere Padişah, Ferit Paşa, Âdil Bey ve Sait Molla ile Ali Kemal Bey'den meydana gelen bir kurul, birtakım tasarlamalarda bulunmuşlar.
Bu telyazısında, yukarda adı geçen Hikmet üzerine de bilgi veriliyordu. Bu Hikmet, iki ay önce Amasya'dan Adapazarı'na gelmiş. O çevrede öteden beri kendisine ve ailesine karşı olanların ulusal örgüte girdiklerini anlamış. Hikmet Bey, Amasya'dan geldiğini ve beni tanıdığını, ulusal örgüt kurma izninin ancak kendisine verilmiş olduğunu ileri sürerek, Sivas'la haberleşmeye girişmek ister. Karşı taraf engel olur. Hikmet, karşıt örgüt kurar. Bunu sezen Sait Molla, Hikmet'i elde edecek çareyi bulur. Kendisini Hıristiyanlara karşı bir ayaklanmaya kışkırtır.
Baylar, Hikmet üzerine ve düşmanlarımızın Hıristiyanlara karşı kurdukları düzenler üzerine verdiğim bilgi, daha sonra dokunacağımız bazı durumların kolaylıkla anlaşılmasına yarayacağından gereksiz sayılmamasını rica ederim. (belge: 174, 175)
Baylar, bu bilgiler üzerine Cemal Paşa'ya çektiğim teli, olduğu gibi görmenizi isterim:
Şifre
Sivas, 31.10.1919
Harbiye Nazırı Cemal Paşa Hazretleri'ne
Adapazarı dolaylarında hükümete ve ulusal örgütlere karşı meydana gelen olayı biliyorsunuz. Bu olay, ulusal birliğin dayancı ve yüce hükümetin kesin ve yerinde önlemleri ile bastırılmış ise de daha oralarda bozgunculuk tohumu vardır. Ulusun birliği karşısında, büsbütün ortadan kalkacağına kuşku yoktur. Ancak, bu bozgunculuk olaylarını Damat Ferit Paşa, eski Dahiliye Nazırı Âdil ve daha önceki Dahiliye Nazırı Ali Kemal Beylerle Sait Molla'nın kışkırttıkları ve düzenledikleri anlaşılmıştır, Adları bildirilen bu kişiler, kendi vatan hainliklerinden başka, çok büyük ve tehlikeli bir yanlış iş daha yapmışlardır. O da bu haince işlerinden sanki yüce Padişahımızın da bilgisi olduğu söylentisini yaymak gibi bir büyük alçaklıktır. Sayın hükümet üyelerinden tam bir yürek temizliği ile rica ederiz. Zamanında durumu, uygun bir yolla yüce Padişaha bildirsinler. Ulusun ve örgütlerinin bu gibi uydurma ve yalan sözlere önem vermeyeceği açık bir gerçektir. Bozguncuların, yalanlarla ulusal birliği bozmak istedikleri ileri sürülerek, olayın geçtiği yerlerde söylentilerin hükümetçe resmi olarak yalanlanmasını; böylece her türlü yanlış anlaşılmanın ortadan kaldırılmasını ve bu dokuncalı kişiler üzerinde gereken inceleme yapılarak yasa yoluyla kovuşturmaya girişilmesini çok önemli bir sorun saymaktayız efendim.
Heyeti Temsiliye adına
Mustafa Kemal


Kaynaklar : T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
                 Milli Eğitim Bakanlığı


Mehmet Kasım
6 yıl önce - Pts 31 Mar 2008, 14:46

http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk_Kurtulu%C5%9F_Sava%C5%9F%C4%B1#Zaman_.C3.87izelgesi

Milli Mücadelemizi iyi okuyup anlamalı ve gelecek nesilelre iyi aktarmalıyız. Yunanlıların İzmiri işgalinden 4 saat 10 dakika sonra Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi tüm halkı örgütlemiş meydana toplamış ve cihad ilan ederek direnişi başlatmıştır.

Ondan sonra kader ipleri TÜRK HALIKININ ELİNE geçmiştir.


Rabia Aydın
6 yıl önce - Pts 31 Mar 2008, 15:05

Atatürk 27 Aralık 1919 tarihinde Ankara'ya geldi. Dikmen sırtlarında seymenlerin gösterileri ve halkın sevgisi ile karşılandı. Türk Tarihinde bir devir değişiyordu. Hep Fatih olan Türkler Birinci Dünya Savaşı cephelerinde canla başla mücadele ederlerken Çanakkale Savaşlarında bir başka heyecanla çarpışıyorlardı. Zira o tarihe kadar hep fetih için giderlerken işte bu savaşta yurtlarını savunma durumunda kalmışlar. Bunu da en güzel bir şekilde başarmışlardı. Ama ne yazık ki, bizim birlikte savaştığımız ülke müttefikimiz Almanya mağlup olmuş ve yurdumuz yeniden işgal altına alınmıştı. İşte bu kabul edilemez duruma önder olan şahsiyet Mustafa Kemal Atatürk İstanbul'un teslimiyetçi Damat ferit ve hükümetini ikna edemeyince. Anadolu'da Türklük yeniden şahlanacaktır. 19 mayıs 1919 Yeni devletin başlangıç günü olarak Atatürk tarafından kabul görürken yeni devletin başkentinin de Ankara olacağını belirtmiştir. Ankara, Anadolu'yu, halkı, yıllardır savaşlarda oradan oraya sürüklenen vatan evlatlarının temsil edileceği yeri simgeliyordu. 23 Nisan 1920 Meclis'in açılmasıyla "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. "ilkesi ile bir devir biter bir devir başlar. Egemenliğini başka birliklere devr etmede bir mahzur görmeyenler, Millî Mücadele kuruluş felsefesini unutmuşa benziyorlar.


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> ANKARA - Haberler ve Sohbet