Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
enes

13 yıl önce - Cum 11 Ağu 2006, 16:06
Şehirhatları Vapurlarına Verilen Şehit İsimlerinin Kökenleri




KIBRIS ŞEHİTİ İLKER KARTER
Baba Adı : FETHİ NECİP
 
Anne Adı : FERAH                

Doğum Yeri-Tarihi  : ESKİŞEHİR - 8 Kasım 1943  
 
Şehadet Yeri-Tarihi   : KIBRIS - 20.7.1974

Son Görev Yeri    : 8 NCİ ANA JET ÜS K.

Sicil Numarası   : 1964 - 138  

Medeni Hali     : EVLİ

Eş-Çocuklarının Adı   : MAHİRE - ÖMER EMRE

Gömülü Olduğu Yer   : KIBRIS/GİRNE ŞEHİTLİĞİ



İlker KARTER, 1943 tarihinde Eskişehir'de doğmuştur. İlk ve orta öğrenimini Eskişehirde, lise öğrenimini İzmir Askeri Hava Lisesinde tamamlamış ve 1962 yılında girdiği Hava Harp Okulundan 1964 yılında asteğmen olarak mezun olmuştur. 01.09.1964-24.06.1966 tarihleri arasında uçuş okulu ve jet eğitimini tamamlayan İlker KARTER 28.02.1965 tarihinde teğmenliğe, 30.08.1968 tarihinde üsteğmenliğe yükselmiştir. 24.08.1966-24.06.1967 tarihleri arasında 3. Ana Jet Üs Komutanlığı 193. Filoda, 24.06.1967-22.07.1973 tarihleri arasında 114. Filo Komutanlığında, 22.07.1973-01.09.1973 tarihleri arasında 184. Filo Komutanlığında, 01.09.1973-20.07.1974 tarihleri arasında 8. Ana Jet Üs Komutanlığında görevlendirilmiştir. 20.07.1974 tarihinde 8. Ana Jet Üs Komutanlığında görevli iken, Kıbrıs Barış Harekatı nedeniyle görev uçuşu yaparken, Kıbrıs'ın Deregeçit mevkiine düşerek şehit olmuştur.


simon

13 yıl önce - Cum 11 Ağu 2006, 21:45
Şehit İlker Karter


Sevgili Enes'in yapmış olduğu bu güzel çalışmasından sonra, bende Şehit İlker Karter'in hem kendisinin, hemde adını taşıdığı vapurun bir fotoğrafını gönderiyorum.






(+)


enes

13 yıl önce - Cmt 12 Ağu 2006, 17:17



Şehit Temel Şimşir vapuru ve Şehit Necati Gürkaya dedik de;
Nedir bu vapurların hikayesi, isim babası?
Şehit Temel Şimşir vapuru 1977 tarihinde İstinye tersanesinde üretilen ve şehir hatlarının "b" sınıfı kategorisine giren, ortalama 1450 kişi kapasiteli bir vapurumuz. O seneler şehir hatlarının yeni vapurlara ihtiyacını ortaya çıkması ve Kıbrıs Barış Harekatı'nın etkilerinin kesiştiği seneler. Anlayacağınız üzere Şehit Temel Şimşir Kıbrıs Barış Harekatında şehit olmuş bir karadenizli asker.
 
Peki nasıl şehit olmuş Temel Şimşir?
Türk denizcilik ve havacılık tarihinin en acı olaylarından biri olan Kocatepe muhribinin batırılışında! Kocatepe muhribi; esasen uçak gemilerini denizaltılara karşı korumak amacıyla tasarlanmış bir savaş gemimizdir. 1974'te "ayşe'nin tatilde olduğu günlerde" yani Kıbrıs Barış Harekatı sırasında savaşta aktif rol alır. Geminin komutanı Kocatepe'nin hava savunması konusunda son derece zayıf tasarlanmış bir gemi olduğunun farkındadır ve mürettebatına öncelikle gemiyi terk ve hava savunma tatbikatları yaptırır. Fakat bunlardan hava savunma konusunda mürettebatın başarılı olamaması Türk ordusu'nu çok daha büyük kayıplardan koruyacaktır.
 
Çıkarma günü yetenekli komutanının da becerisiyle Kocatepe muhribi Girne önünde verilen tüm görevleri eksiksiz yerine getirir. İkinci gün gemi komutanına bir yunan konvoyunun Rodos'tan Baf'a doğru yola çıkmış olduğu, mümkün olan en kısa sürede konvoyun durdurulması gerekliliği söylenir. Komutan, konvoydaki gemilerin tiplerini sorar; cevap alamaz.
Kocatepe tekrar söylenenleri yapar, hesaplanmış kesişme noktasına varır. Kocatepe'yle beraber bir kaç gemimiz daha varmıştır muhtemel çatışma noktasına. Fakat istihbaratı gelen gemi konvoyu bir türlü gözükmemektedir. Oysa harekat hava ve deniz komutanlıklarınca ortak yapılmaktadır ve şu anda türk gemileri yunan konvoyunun gözükmediği bu sularda kendileri bir konvoy oluşturmuşturlar.

Şimdi biraz geriye gidelim... a.b.d. dışişleri bakanı kissinger ile T.C. Başbakanı Bülent Ecevit arasında ki konuşmaya kadar;

Ecevit: Yunanistan’ın ateşkes istediğinden söz ediyorsunuz ama ortada ciddi bir sorun var. Yunanistan'ın samimiyetinden ve güvenilirliğinden kuşkuluyuz. Yuannides'in şeref sözü bir oyundan ibaret. Yuannides'in sözlerinin gerisindeki oyunu şimdi anladık. Yunan bayrağı taşıyan her gemiye ateş açabileceğimizi söyleyip ardından da gemilerine Türk bayrağı çekiyor!

Kissinger: Eh, kendi gemilerinizi batırırsanız sizi hiç kimse suçlayamaz.

Ecevit: Hayır, Dr. Kissinger, onlar bizim gemilerimiz değil. Onlar Yunan gemileri. Türk bayrağı çekmiş Yunan gemileri.

Kissinger: Evet, sayın başbakan, Türk bayrağı taşıyan ve Türkçe konuşulan gemileri batırdığı için Türkiye’yi kimse suçlayamaz.


Ecevit'in a.b.d.'yi dinlediği ender zamanlardan biridir ve bu tavsiye türkiye'ye tam 54 cana mal olacaktır...  

Anlaşıldığı üzere, Türk hükümeti yunan gemilerinin türk bayrağı çekip telsiz konuşmalarını türkçe yaparak tsk'yı aldatmakta olduğunu düşünmektedir. Gemi komutanının bu olaylardan haberi vardır ve şu anda Adatepe ve Mareşal Fevzi Çakmak gemileriyle brlikte söz konusu konvoyu kendilerinin oluşturduklarının farkındadır. Tam bir er'in, burada onları yunan uçaklarını bulup bulamayacağı, sorusuna yanıt vermek üzereyken hava saldırısı başlar. Saldıran uçaklar türk uçaklarıdır.

Kocatepe ilk iki roketten kurtulsa da üçüncü ve dördüncü roketlerin biri geminin kıç tarafındaki topa, bir diğeri ise bacasına isabet eder. Kocatepe batmaktadır. Gemi komutanı, daha önceden mürettebata tatbik ettirdiği gemiyi terk emrini verir. Bu sırada da kayıplar olur zira bazı sallar saldırı sırasında isabet almıştır ve kullanılacak durumda değildir. Bazı subaylar ise ordunun malına zarar gelmemesi için hayatlarını riske atmış ve bu riskin sonundan mağlup çıkmışlardır. Bunlardan biri de muharebe subayı Necati Gürkaya'dır.

Necati Gürkaya, an'ın şartları içinde çok önemli olan seyyar telsiz cihazını bir naylon torbaya koyup boynuna bağlar. Gemi alev alev yanmaktadır ve sadece komutan ile kendisi kalmıştır. Acele eden necati gürkaya can yeleğini şişirmeden suya atlamak ister ama komutanın itirazıyla karşılaşır. Geminin infilak etmek üzere olduğunu gören Gürkaya "denizde şişiririm komutanım, bunun usulü böyledir" diyerek kendini suya atar. Ama can yeleği çindeki karbonmonoksit gazı bitmiştir. İpini çekmesine rağmen canyeleği şişmez ve boynundaki telsizin ağırlığı sebebiyle Akdeniz'de kaybolur.
 
Denizdeki mürettebatı israil, ingiliz ve libya gemileri kurtarır. Libya lideri Muammer Kaddafi gazilere çok iyi davranır, onlar şerefine ziyafet verir ve yeşil üniformalar içerisinde Türkiye'ye gönderir. Ama kocatepe muhribi'nde tam 54 askerimiz şehit olur ve bu şehit askerlerden bazıları işte o sıralar istinye tersanelerinde inşa edilen ve "şüheda" yani "şehitler" serisi denilen vapurlara isim babası olurlar. Necati Gürkaya veTemel Şimşir de bunlardan ikisidir.


Çok faydalı bir alıntıdır



Akın Kurtoğlu

13 yıl önce - Cmt 12 Ağu 2006, 17:55

Bu bölüm altında, İstanbul Şehirhatları Vapurları'nın bazılarında rastladığımız; "ŞEHİT" kelimesiyle başlayan şahıs isimlerinin kökenleri ile ilgili bilgiler, bundan sonra içinde bulunduğumuz başlık altında toplanacaktır.

Bu tarz vapurlara, İdare tarafından; "ŞÜHEDÂ" sınıfı vapurlar denilmektedir (Şühedâ: Şehitler / şehit kelimesinin çoğulu). Çoğunluğu; Kıbrıs Barış Harekâtı ve 1980 evvelindeki karışıklıklar sırasında şehit düşen üst rütbeli askerlerimize ve güvenlik güçlerimize aittirler (Hepsinin mekânı cennet olsun...). İstanbul'da bu şekilde başlayan B sınıfına ait (1450-1500 kapasiteli orta grup), 2 farklı grup vapur sınıfı mevcuttur. Öncelikle, siteden bir arkadaş, adıgeçen bu vapurları altalta burada listelerse, ardından da eksik kalan şehit isimlerinin kökenlerini birlikte araştırıp bularak, altına eklemeye çalışırız.

Akın KURTOĞLU


enes

13 yıl önce - Cmt 12 Ağu 2006, 22:08



ADEM YAVUZ
(1943/1974)

1943 yılında Sivas İlinin Hafik İlçesine bağlı Çınarlı köyünde doğdu. İlkokulu Çınarlıda tamamlayan Yavuz, orta ve liseyi İstanbul'da bitirdi. Ankara Sosyal Bilimler Fakültesinde öğrenimine devam ederken Günaydın Gazetesinde Ankara muhabiri olarak gazeteciliğe başladı.

1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatında Anadolu Ajans Muhabiri iken Kıbrıs'a gitti ve orada şehit edildi.
ANKA Ajansı muhabiri Gazeteci Adem Yavuz, Rumlar tarafından tutsak edildi ve gözleri bağlıyken ateş edilerek, yaralandı. Yavuz, 26 Ağustos'ta Adana Tıp Fakültesi Hastanesi'nde vefat etti.

İstanbul gazeteciler cemiyeti tarafından Çınarlıda yaptırılan anıt mezara defnedildi.



enes

13 yıl önce - Cmt 12 Ağu 2006, 22:14

Ergin Konuksever Arap-İsrail, Kıbrıs, Afganistan, İran-Irak savaşlarını ateş altında izledi. Deneyimli gazeteci "savaş muhabirlerinin varlığı, daha büyük insani ayıpların önünde bir engeldir" diyor.
Burada şehit Adem Yavuz ile alaklı kısım yer almaktadır.

Arada bir kuleye mermiler geliyor, vurup dönüyor. Köye geldik, bizim tankı görünce Rum birlikleri kaçmaya başladı. Bir tepenin arkasından beş kişi çıktı geldi, teslim oldular. Tankı öpüyorlar, üsteğmenin elini öpüyorlar. Ersen Üsteğmen hepsine birer sigara verdi, sigaraların yaktı da... Fotoğrafları çekip hergün16.00'da kalkan basın helikopterine yetişmek için köyün minibüsünü tuttuk. Hamile bir kadın var, bir de yaralı binbaşı vardı. Ben, Adem Yavuz (Anka Ajansı), Cengiz Kapkın (Hürriyet) yola çıktık. Yanlış bir yoldayız. Ama inatçı şoföre anlatamıyorum. Birden makineli tüfek ateşine yakalandık. Yattığım yerden şoförün ağzının içine merminin girdiğini gördüm.

Beyaz basın bayrağınız yok mu?

- Yok, fotoğraf makinesini camdan çıkarttım. Ateş kesildi. Dışarı çıktım. Tam o sırada bir mermi de bana geldi. Omuzumdan girip çıktı. Müfreze komutanı sarışın uzun boylu biriydi. Bana "Sen ne yapıyorsun" diye sordu, "Gazeteciyim" dedim. Acıyla güldü "Ben de gazeteciyim ama şimdi ne yazık ki şimdi düşmanız" dedi. Çıkartıp bir havlu verdi. Yarama bastırmam için.

Size nasıl davrandılar?

- Bizi zırhlı bir araca koyup hastaneye götürdüler. Hastane personeli ikiye bölünmüştü. Bir kısmı bunlara bakmayalım ölsünler. Bir kısmı da tedavi edelim. Bir Rum doktor bana "ben Hipotrat yemini etmiş biriyim. Savaş falan beni etkilemez. Senin yaşamın benim güvencemde" dedi. Kapıya da iki tane asker koydu. Birkaç saat sonra Adem Yavuz'u sedye içinde getirdiler. Adem üç dört gün komada, hiç konuşmadı.

O yaralı değildi, nasıl komaya girdi?

- Bunları gözlerini bağlamışlar bir yere götüreceklermiş. Hastane muhafızı bir Rum yapmış. Türk geldi diye duyunca ateş etmiş. Savaş yaraları pistir. Karın zarı iltihaplanması oldu. Pisi pisine öldü. Birkaç gün sonra Türkiye'ye iade ediyoruz dediler. İkimizi ayrı araçlara koydular. Beni Limasol'da bir hapishaneye götürdüler. Şartlar çok kötüydü. Yaralarım mikrop kaptı. Üç dört gün sonra beni Kızılhaç buldu. Türkiye'ye iade edildiğimde Ağustos'un sonu gelmişti.



Gazi Astsubay Mehmet Ceylan'ın Kıbrıs Savaşı sırasında unutamadığı anılardan birini anlatırken,ağlamamak için kendimizi zor tutuyoruz.
Zira; Türkiye'de yetişen her gazetecinin tartışılmaz en önemli idoellerinden biri Kıbrıs'ta şehit düşen Gazeteci Adem Yavuz'dur. Komutan Ceylan diyorki; "Adem Yavuz, Ergin Konuksever ve Cengiz Katkın bizimle bir gün önce Türkiye'den getirdikleri yemekleri cephede paylaşmışlardı. Bir gün sonra ise düşman eline düşmüş ve burada Adem Yavuz'un şehit edildiğini öğrendiğimizde o an için şunu düşünmüştük; "Basın mensuplarıda bir asker gibi görevleri uğruna şehit olabilen vatan kahramanlarıdır"


enes

12 yıl önce - Prş 28 Eyl 2006, 16:02

Şüheda vapurlarının isim kökenlerini araştırırken kapıldığım umutsuzluktan beni, kapağında Titanic'in resmini görür görmez aldığım, Sunay Akın'ın "Önce Çocuklar ve Kadınlar" kitabı kurtardı.
Dünya tarihi ve Türk edebiyatına damgasını vurmuş vapur, gemi ve şileplerin hayatlarını kısa hikayeler şeklinde anlatan bu kitabı Ulaşımcılara tavsiye ediyorum.

Aşağıda Aydın Güler ve Turan Emeksiz'den bahsediyor

1960 yılının Mayıs ayında, Beyazıt Meydanı’nda gösteri yapan öğrencilere, polisin açtığı ateş sonucu Orman Fakültesi öğrencilerinden Turan Emeksiz öldürülür. Bir yıl sonra, Glasgow’da yapılan altı vapurdan birine “Turan Emeksiz” adı verilir. Üniversite öğrencilerini okullarına taşıyan vapur “Sönmezler” adlı şileple çarpışır; 1972 yılının 28 Temmuz gecesi… Sarayburnu önlerinde gerçekleşen kazada 4 yolcu ölürken, 25 kişi de yaralanır.

Turan Emeksiz Vapuru’nun bir iskelede “Aydın Güler” adlı vapur ile yan yana gelmesi son derece anlamlı bir görüntü oluşturur. Çünkü Aydın Güler, 7 Aralık 1976’da, Okmeydanı’nda devriye gezerken, pankart asmalarına engel olmak istediği militanlar tarafından öldürülen bir polis memurudur!...

Turan Emeksiz, emperyalistlerin ülkemizde oynadıkları oyunları Aydın Güler’e anlatırken, iskelede buluşan sevgililer, kaçırmamak için elele tutuşarak vapura koşuştururlar…



BurcuTEMUR
12 yıl önce - Çrş 27 Arl 2006, 15:45

İstanbul'un vazgeçilmez silüeti vapurlarımıza böyle değerli insanların isimlerinin verilmesi ve onların bu şekilde anılması çok güzel...Vapurları sadece bir ulaşım aracı olarak görmeyen,onlarında bir ruhu olduğunu düşünenlerdenim...

savaskan
12 yıl önce - Çrş 27 Arl 2006, 22:07
şehitler


Gemilere isimleri verilen şehitlerimizin resimleri ve kısa biyografileri gemilerin görünür bir yerine asilsa iyi olmaz mı? Yeni nesiller olayları ve insanları pek hatırlamıyorlar.Unutturmamak lazım.

enes

12 yıl önce - Cum 05 Oca 2007, 15:18

Şehit Adem Yavuz vapuru Rumeli Hisarı önünde


(+)




sayfa 1
ANA SAYFA -> ULAŞIM