1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 15  |
 |
Burhanettin Akbaş
11 yıl önce - Sal 06 Eyl 2011, 13:28
Kayseri'de yazlık sinema keyfi...
Kayseri'de yazlık sinema keyfi...
Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin, şehrin kültür sanat hayatına renk katmak amacıyla başlattığı '100'de 100 Kayseri' etkinlikleri Sinema Şenliği ile devam ediyor. Mimarsinan Amfi Tiyatro’daki etkinlik, ‘Kurtlar Vadisi Filistin' adlı filmin gösterimiyle başladı.
Büyükşehir Belediyesi tarafından önceki yıllarda da düzenlenen ve vatandaşlar tarafından büyük ilgiyle takip edilen yazlık sinema keyfiyle yeniden buluşan vatandaşlar, açık havada sinema izlemenin keyfini doyasıya yaşadılar. Hazırlanan programdan dolayı Başkan Özhaseki’ye teşekkür eden vatandaşlar, hem nostalji yaşadıklarını hem de sıcak yaz akşamında açık havada sinema izleme keyfine eriştiklerini ifade ettiler.
Türk Sineması’nın son yıllarda en çok izlenen filmlerinden olan ‘Kurtlar Vadisi Filistin' ile başlayan Sinema Şenliğinde daha sonra sırasıyla 5 – 6 Eylül'de 'Aşk Tesadüfleri Sever', 7 – 8 Eylül'de 'Ya Sonra', 9 – 10 Eylül'de 'New York'ta Beş Minare', 11 – 12 Eylül'de 'Rio' (çizgi film), 13 - 14 Eylül’de 'Çınar Ağacı' ve 15–16 Eylül'de 'Avatar' filminin gösterimi yapılacak.
Ücretsiz olarak izlenebilecek olan Sinema Şenliği'nde tüm filmler saat 20.00'de başlayacak.
|
 |
Burhanettin Akbaş
11 yıl önce - Cmt 19 Ksm 2011, 01:03
AŞKI YAZAN YAZAR SİNAN YAĞMUR
AŞKIN GÖZYAŞLARI III
KİMYA HATUN
Aşkı yazan yazar Sinan Yağmur, yeni çıkan ''Aşkın Gözyaşları III KİMYA HATUN '' kitabının Türkiye’deki ilk satışı, ilk imza günü ve ulusal basın toplantısını 12 Kasım 2011 de Kayseri’de gerçekleştirdi. Nar kitabevinde yapılan imza günü için Nejat Arın “Amacımız okurla yazarlarımızı buluşturmaktır. Sinan Yağmur’un Kayseri’ye bu yıl 7. Gelişidir. Kendisi Kırşehirli olmasına rağmen fahri Kayserilidir” dedi.
Son kitapları “Aşkın Gözyaşları II-III” ile en çok satan kitaplar listesine giren yazar Sinan Yağmur, imza gününde okurlarıyla, hoş sohbetli, dostane ve samimi tavırlarıyla dikkat çekti.
Oldukça kalabalık geçen imza günü saat 12:00 dan 18.30 a kadar sürdü.
Bugüne kadar 20 den fazla esere imza atan yazar, son eserinde, Mevlana’nın, Şems’in ve Kimya Hatun’un hayatını anlatırken, aynı zamanda Konya Tarihine de dikkat çekiyor.
SİNAN YAĞMUR KİMDİR
Sinan yağmur, 1965 yılında Kırşehir’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kırşehir’de tamamladı, Kırşehir İmam Hatip Lisesinden 1984 te, Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden de 1990 yılında mezun oldu. Aynı yıl kelam ve İslam felsefesi ana bilim dalında yüksek lisansa başladı. 1991 yılında Kadınhanı İmam Hatip Lisesinde öğretmenliğe başlayan SİNAN YAĞMUR, sırasıyla KONYA İmam Hatip Lisesinde ve Meram Dr. Ali Rıza Bahadır İmam Hatip Lisesinde idarecilik görevlerinde bulundu, halen Naciye Mumcuoğlu Lisesinde din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olarak görevini sürdüren Yağmur, evli ve iki çocuk babasıdır. Selçuk Belediyesince organize edilen aile okulunda aile içi iletişim, eşler arası sevgi köprüsü konularında konferans etkinliğinde bulunan yazar, ulusal ve yerel televizyonlarda eğitim programlarına katılmıştır.
Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları çıkan Yağmur’un eserleri; Kur’an’da Büyük Günahlar, Benim Annem Bir Melek, Kaf Dağından Masallar, Kara Göz ve Hacivat, Dede Korkut Hikayeleri, Sevda Şelalesi, Öğretmence Sevebilmek İnsanı, Tarihimi Çok Seviyorum, Hz.Mevlana, Tennure ve Ateş, Cennetin Gülü Hz. Muhammed, Aşkın Gözyaşları Şems-i Tebrizi, Aşkın Gözyaşları II Hz. Mevlana, Aşkın Gözyaşları III Kimya Hatun
SERGÜL VURAL
KAHRAMAN TAZEOĞLU İMZA GÜNÜNE YOĞUN İLGİ
Şair, yazar ve radyo programcısı Kahraman Tazeoğlu, 13 Kasım 2011 tarihinde Nar Kitapevinde düzenlenen imza gününde hayranları ile buluştu.
Kendine özgü tarzıyla dikkatleri çeken Kahraman Tazeoğlu’nun gerçekleşen imza gününde oluşan uzun kuyruklar nedeniyle Nar Kitabevi Sahibi Nejat Arın “İstasyon caddesinde vermiş olduğumuz tıkanıklık için yaya ve araç sürücülerine özür dileriz.” dedi.
6 saat 10 dakika süren imza gününde sokaklara kadar taşan kuyruk sebebiyle oluşan yoğunluk, kitaplarını imzalatan okuyucuların sevinciyle son buldu.
İmza günü etkinliğine Tazeoğlu’nun hayranları yoğun ilgi gösterdi. Serin havaya rağmen Kayseri’nin birçok semtinden gelen Kahraman Tazeoğlu hayranları Nar Kitapevine akın ederek kendisini yalnız bırakmadı. Son günlerde “Başka”, “Eyvallah” ve “Kayıp Yüzyılın Prensesi” eserleri ile büyük bir hayran kitlesine sahip olan Tazeoğlu imza günü boyunca hayranları ile sohbet etti ve kitaplarını imzaladı.
Kahraman Tazeoğlu kimdir?
10 Ağustos 1969 yılında İstanbul’da doğdu. Tahsil hayatını İstanbul’da tamamladı. (şair-yazar ve radyocu)
2001 yılından bu yana çeşitli türlerde kitaplar yazmakta.
Eserleri:
Seni İçimden Terk Ediyorum, Ölü Bir Kentin Morg Alfabesi, Mavi Ada Mektupları, Tutsak Mektuplar, Araz, Susacak Var, Mavi Ev, Beni Susarken Bölme, Başka, Eyvallah, Kayıp Yüzyılın Prensesi
SERGÜL VURAL
|
 |
Burhanettin Akbaş
11 yıl önce - Pzr 04 Arl 2011, 15:48
KAYSERİ’DE MESNEVİ OKUMALARI VE ŞERHİ
“Denizdeki canavarı görüp de şaşma,/ içindeki deniz olan canavarı gör de şaş”
Son zamanlarda birçok ilde kurum ya da kuruluşlar tarafından düzenlenen mesnevi okumalarının birisi de Kayseri’de devam ediyor.
Kayseri Seyyid Burhanettin Hazretleri Derneği Tarafından Düzenlenen Tasavvuf Metinleri Okumaları bu yıl yine Mevlana ve ölümsüz eseri “Mesnevi okumaları ve Şerhi” ile devam ediyor.
Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Tasavvuf Bölümü Başkanı Doç. Dr. Osman Nuri Küçük, konuşmacı olarak katıldığı programda, Mesneviden seçtiği hikâyeleri dinleyicilere aktaran Küçük, Mesnevide herkesin kendisiyle ilgili bir şey bulabileceğini söylüyor. Şeriat ve tarikatın, özünü Mesneviden aldığını vurgulayan Küçük, Mevlana, Mesnevisinin üslubunu Kur'andan aldığını ifade ediyor. Ona göre Mesneviden, eğitimlisi de eğitimsizi de bir şeyler alır…
Tasavvuf metinleri okumalarının 3. Yılında, Seyyid Burhanettin Hazretleri Dernek binası yerine artık bir yıl boyunca Kayseri Büyükşehir Belediyesi Yoğunburç Kültür Evi’nde Cumartesi günleri saat: 15.00 yapılacak olan “Mesnevi Okumaları ve Şerhi” ile daha geniş topluluklara ulaşmak hedeflenmektedir. Dernek, bu büyük mutasavvıfın düşüncelerini günümüz insanına taşımayı hedeflemektedir.
|
 |
Burhanettin Akbaş
11 yıl önce - Pzr 11 Arl 2011, 01:13
Tezcan konferansa, efendimizin hayatından kesitlerle, onun kızları ve torunlarıyla olan sevgi dolu ilişkilerini anlatarak başladı
DEMET TEZCAN KAYSERİ’DEYDİ
Kayseri İlim Hikmet Vakfı ile birkaç yıl önce Berceste dergisinin sahibi İbrahim Şahin’in Esma-ül Hüsna sohbetine katıldığımda tanışmıştım. Bu defa vakfın taşındığı yeni binasında, yine aynı konuyu dinlemek üzere davet edilmiştim. Her anını zikir muhabbetiyle geçirdiğim sohbetin sonrasında vakfın kadın komisyonu görevlisi Esra Hanım 05.12.2011 pazartesi günü saat 13.00 de “Resulün Hayatından Hayatımıza Damlalar” konulu bir konferans ile Gazeteci yazar Demet Tezcan’ı konuk edecekleri duyurusunu yaptı. Ayrıca o gün aşure ikramı olacağını da duyurdu. Dikkatimi çeken şey, hanımların kendi aralarında sessizce görev dağılımı yaparak aşure için malzemeleri paylaşmalarıydı. Anlaşılan yardımlaşma bilinci bu hanımlar arasında yerini almıştı.
O gün geldiğinde 1971 Kayseri, Tomarzalı, evli üç kız çocuğu annesi Demet Tezcan ile tanışmak için vakfa erken gittim. Ne de olsa hemşeriydik… Gitmeden önce kendisiyle alakalı biyografik bilgileri ve çeşitli konulardaki konferanslarını da izlemiştim.
Tezcan konferanslarındaki duruşunun aksine sıcak ve samimi tavırlarıyla dikkatimi çekti. Kendisiyle görüşmek isteyenlere zaman ayırıyor, onlarla sohbet etmeyi seviyordu. Sorulursa konuşuyor yoksa sadece dinliyordu.
İlim Hikmet Vakfı konferans salonunda gerçekleşen programda, rağbetin fazla olması sebebiyle sandalye ve tabure ilavelerine rağmen hanımların kimileri ayakta kimileri de yerlere oturarak programı izlediler.
Hz. Hüseyin’i anlatan ilahilerin okunmasıyla başlayan programda, Kur’an tilaveti ve Hazreti Fâtıma ile kızı Zeyneb’i konu alan mini tiyatro gösterisinden sonra Demet Tezcan konuşmacı olarak davet edildi.
Tezcan konferansa, efendimizin hayatından kesitlerle, onun kızları ve torunlarıyla olan sevgi dolu ilişkilerini anlatarak başladı. Kızı işini yaparken torunlarıyla ilgilenen, onları öpen- koklayan, koşup oynayan, torunu sırtına çıktığı için rükusunu uzatan ve kızına: “Onların ağlamasının beni çok üzdüğünü bilmiyor musun” diye sitem ederken her yönüyle dede refleksi taşıyordu efendimiz.
Tezcan, efendimizin torunlarından Hüseyin’e olana bağlılığını ve Kerbela’ya uzanan tarîhi kesiti bir saat boyunca konuştu. Anlattığı her olayın, gözlerinden adeta film şeridi gibi geçtiğini hissettiriyordu. O anlatırken sanki o yıllara gidiyordu. Aklı, duygusallığını hep bastırıyordu. Duruşuyla ve anlatışıyla öncü bir kişiliği vardı.
Yezid’i anlattı uzun uzun. Kerbela’da Peygamber torununun katliamını kabullenemiyordu. Yaratan’ın ve tarihin hükmü uygulanmıştı ama zamanın gerisine gidebilse göğsünü siper edecek kadar savaşçıydı. Nedense her muharrem hiç okumamış gibi Kerbela’yı, zalim Yezid ve insanlığını yitirmiş komutanlarını bir kez daha okumaktan alamıyordu kendini.
“Ben Peygamberin torunu değil miyim?” diyen Hüseyin, anlattıkça canlanıyordu gözünde. Peygamber efendimizin göz aydınlığı, yürek sevinci torunu Hüseyin’in Kerbela’nın en kanlı yerinde baba, eş, abi resmine bakıyordu sürekli. Günler süren kuşatmada aç ve susuz kalmış çocukları anlatıyordu. Çocukların feryadı karşısında kadınların umut arayan bakışlarını resmediyordu. Çaresizlik içinde eli kolu bağlanmışlığı tablolaştırıyordu… Az ötedeki Fırat nehrine bariyer olmuş zalimin daha zalim askerleri… İhanet ağında küçücük evlatlarının birer birer katledilişine tanık olan bir babaydı Hüseyin. “Allah’ım önce bizi çağırdılar şimdi de öldürüyorlar, aramızda hükmü sen koy” diyerek az sonra kavuşacağı Rabb’ine yüreğindeki acıyla ilticada bulunan bir baba…
Kızkardeşini sakın bizden sonra: “Elinizi yüzünüzü yolmayın” diye tembihleyen bir abiydi Hüseyin…
Aktivistti Tezcan. Kah Hz. Musa'yla denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömüyor kah Hz. Yunus (a.s.) ile balığın karnındankurtuluyor kah da Hz. Yusuf ile birlikte kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan çıkıyordu. Tarihi kaynaklar Muharrem ayı ve aşure gününe dair pek çok hadise aktarmış olsa da Kerbela’ydı ilk akla gelmesini istediği…
Hz Hüseyin’in zalim yöneticiye karşı tavır alışı, karşı çıkışı ve bu uğurda ailesiyle, evlatlarıyla canını verinceye kadar mücadelesi ve mazlum bir topluluğu hain bir topluluğun zalimce ihanet ağının içine çekmesi ibret vericiydi her yanıyla.
Muharrem ayında gerçekleşen kıyam hareketlerinin ilki Kerbela ancak ondan sonrakiler de daha az acımasız, daha az kanlı değildi. Hicri 1400 yılında (1979 ) Cüheyman el Uteybi’nin kıyamından, günümüzde Müslümanlara yapılan zulümlerden de kısaca bahsetti.
Konferansın sonundaki soru cevap faslı ve okunan şiirden sonra gelen izleyenlere aşure ikramında bulunuldu.
Demet Tezcan daha sonra, Anne Üşürüm Yokluğunda, Bir Çığır Öyküsü: Şule Yüksel Şenler ve Yola Düşünce isimli kitaplarını okurlarına imzaladı.
Ben de Esra Hanım’a İlim Hikmet Vakfı’nın program takvimi hakkında konuşmak ve bilgilenmek istediğimi söyledim. “Sizi programı hazırlayan hocamızla tanıştırayım” dedi. Tanıştırdığı hoca Ali Dursun’du...
Kendisiyle daha önce telefonla konuşmuş ve Rasim Özdenören kitabını istemiştim. İkimiz de isimlerden birbirimizi tanıdık… Tanışmış olmanın memnuniyetiyle de ayrıldık.
Gün ikindiden akşama doğru yürürken gece mazlumların gözyaşlarını saklamaya hazırlanıyordu…
Sergül VURAL
|
 |
Burhanettin Akbaş
11 yıl önce - Pzr 11 Arl 2011, 01:20
TYB KAYSERİ ŞUBESİ YAZARLIK KURSU AÇIYOR
Yazar olmaya var mısınız?
Türkiye Yazarlar Birliği Kayseri Şubesi örnek bir çalışmaya imza atıyor. “Yazar Okulu” açma kararı alan TYB Kayseri Şubesi, kayıtlara da başladı. Kayıtlar 23 Aralık 2011 Cuma gününe kadar devam edecek.
FORM DİLEKÇELER BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ YOĞUNBURÇ KÜLTÜR EVİNDEN VEYA
TYB KAYSERİ ŞUBESİNDEN TEMİN EDİLEBİLİR.
DAHA GENİŞ BİLGİ İÇİN;
www.tybkayseri.org
ADRESİNE VE MÜRACAAT NOKTALARINA BAŞVURMANIZ GEREKİYOR.
YAZAR OKULUNA MÜRACAATTA İSTENEN BELGELER VE ŞARTLAR
BELGELER:
1. FORM DİLEKÇE (YAŞI REŞİT OLMAYANLARIN VELİLERİ İMZALAYACAKLARDIR)
2. NÜFUS CÜZDANI FOTOKOPİSİ
3. 2 ADET VESİKALIK FOTOĞRAF
ŞARTLAR:
1. DERSLER ÜCRETSİZDİR.
2. CUMARTESİ GÜNLERİ 14.00-16.00 ARASINDA YAPILACAKTIR.
3. DEVAM ZORUNLULUĞU VARDIR.3 DERSE KATILMAYANIN KAYDI SİLİNECEKTİR.
4. YAZAR OKULU ÖĞRENCİLERİ YAZAR İMZA GÜNLERİNE GÖNÜLLÜ OLARAK KATILACAKLARDIR.
5. YAZAR OKULU ÖĞRENCİLERİ DERNEKÇE YAPILACAK PROGRAMLARA GÖNÜLLÜ OLARAK KATILACAKLARDIR.
6. ÖĞRENCİLER KENDİLERİNE VERİLEN ÖDEVLERİ YAPACAKLARDIR.
7. ÖĞRENCİLER KENDİ ALANLARI İLE İLGİLİ REHBER YAZARLA BİRLİKTE KİTAP OKUMA VE DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARINA KATILACAKLARDIR.
8. YAZAR OKULUNA KAYIT İÇİN ÖĞRENCİ OLMAK ŞART DEĞİLDİR.
9. KAYIT İÇİN EN AZ İLKÖĞRETİM OKULU MEZUNU OLMAK ŞARTTIR.
10. KAYIT İÇİN EN AZ İLKÖĞRETİM OKULUNU BİTİRME YAŞINDA OLMAK ŞARTTIR. YAŞIN BİR ÜST SINIRI YOKTUR.
MÜRACAAT SÜRESİ VE YERİ:
BU DÖNEM İÇİN YAZAR OKULUNA KAYIT MÜRACAAT SÜRESİ SON GÜNÜ 23 ARALIK CUMA GÜNÜDÜR.
MÜRACAATLAR;
1. BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ YOĞUNBURÇ KÜLTÜR EVİ
2. TYB KAYSERİ ŞUBESİNE ELDEN VEYA POSTA İLE
|
 |
Burhanettin Akbaş
11 yıl önce - Cmt 24 Arl 2011, 01:08
Kayseri Şiir Akşamları
ŞİİR ETKİNLİKLERİ ŞAHLANMALI, MARKALAŞMALI/Kayseri Şiir Akşamları
Hayatın tekdüze gidişinde yüreklerin yaşadığını hissettikleri anlardır kültürel etkinlikler. Tiyatro ve sinema ile hayatın kesitleri ayna gibi yansıtırken resim, fotoğraf, hat vb. sergileri ve şiir dinletileri de insanı iç dünyasında yolculuğa çıkaran sanat dallarıdır.
Şiir etkinliği hazırlamak özveri ister, çaba ister, sevgi ister. Yapıldığı ilde halkla birlikte bütünüyle bir kabulleniş ister. O sorumluluğu alan iller yok değil. Elazığ Hazar Şiir Akşamları tümüyle bu bilinç üzerine yoğunlaşmış ve yoğrulmuştur. Henüz Kayseri’de şiire olan alakanın ihtişamını göremiyoruz ama bu görmeyeceğiz anlamına da gelmiyor, ümitliyiz.
Büyükşehir belediyesinin düzenlediği Erciyes Şiir Günleri’nin 6. yapılamadı, şiir mahzun kaldı derken İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün hazırladığı “Kayseri Şiir Akşamları” şiir severleri umutlandırdı. Ancak; keşke Yoğunburç Kültür Evi’nde devam eden program isminin aynısı kullanılmasaymış, demeden de edemedim.
Divan şairi Kadı Burhanettin adına düzenlenen gecede Prof. Atabey Kılıç’ın konuyla alakalı tadımlık konuşması, keşke bu konuşma konferans şeklinde şiir gecesinden ayrı yapılsaydı diye düşündürdü beni. Görkemli bir izleyicisi olmayan programda Bahaettin Karakoç’un “şiirin izleyicisi bu kadar olmamalı” sitemi yerindeydi.
Programa mühür vuran şair bana göre Azerbaycan’dan Doç. Dr. Mehmet İsmail’di. Şiiri ile yaşanmışlığı öyle harmanladı ki salonda kabarmayan yürek kalmadı.
Doç. Dr. Tamilla Aliyeva Abbashanlı’nın getirdiği hediyeleri sahiplerine verirken ki heyecanı, Kayseri ve Azerbaycan’ın kültürünü karşılaştıran duygulu konuşması ve akabinde Azerbaycanlı şairlerden örnek verdiği şiirleri okurken yaşadığı ve yaşattığı duygu gıpta ufkumda yerini aldı.
Sunuculuk için Ankara’dan katılan genç hemşerimiz Gökhan Kahraman saygı ve edebiyle dikkatimi çekti. Programa başından sonuna kadar hâkimiyetini kaybetmedi.
Programın diğer şairleri Yasin Mortaş, Dr. Ahmet Tevfik Ozan, Abdullah Satoğlu, İsmet Bora Binatlı, İlter Yeşilay, Mehmet Hameş, Cansın Erol, Emel Demirezen, Fazıl Ahmet Bahadır, Muhsin İlyas Subaşı, Ali Özkanlı, İmdat Avşar, Bekir Oğuzbaşaran, Ahmet Karaaslan, Bülent Gündoğan, Emin Kuzucular… Her biri şiir ikliminde birkaç damla ile ıslattı izleyenleri…
Türk Sanat Müziği’nin güçlü sesi Yıldırım Bekçi’nin de katıldığı şiir ve musiki ile bütünleşen 3 saatlik programın sonunda izleyenlerin halini varın siz tahmin edin. Gecenin sonunda çok kısa bir şiirimle kapanışı yapmak bana kısmet oldu.
Ertesi gün misafirler şairler Erciyes ile buluştu. Kimisi ilk kez görmenin heyecanını yaşarken kimisi yeniden buluşmanın mutluluğunu yaşıyordu.
Meşakkatli bir koşturmaydı bu. Akıp giden zaman içinde veda zamanında yeniden buluşma sözleri alındı.
Etkinlik için gelen konuk şairler şiir gecesinden başka televizyon ve radyo programlarına da katıldılar. Peki, daha neler yapılabilirdi diye düşündüğümde ortaya birkaç madde çıkıyor:
Kadı Burhanettin ile alakalı panel ve konferans yapılabilirdi.
Belli bir program dâhilinde İl ve ilçe okullarına geziler düzenlenerek okullarda şairlerle öğrenciler buluşturulabilir ki bunu Elazığ çok başarılı bir şekilde yapıyor.
Programın kültürel boyutu öne çıkarılarak tarihi gezilere zaman ayrılabilirdi. Çünkü şairler ve yazarlar kültür elçilerimizdir.
Kültür sanat edebiyat dergileri buluşturularak fikir alışverişi yapmaları sağlanabilirdi. Ki bu vesile ile birçok dergide etkinlikle alakalı yazıların çıkması sağlanabilirdi.
Konser ve şiir programı birbirinden ayrılabilirdi. Ne de olsa şiir atmosferinin konserle dağılmasına engel olunamıyor.
Kısacası 3-4 günlük kombine bir program olabilirdi. Tabi bu bizim gönlümüzün arzusu. Gönül bu. Her şeyin en güzelini en iyisini istiyor.
Umarım ki İl Kültür ve Turizm Müdürümüz İsmet Taymuş da kuracağı bir komisyon ile daha profesyonel bir etkinliğe doğru yol alacaktır. Çünkü artık Kayseri’de de şiir etkinlikleri şahlanmalı, markalaşmalı…
SERGÜL VURAL
|
 |
Burhanettin Akbaş
11 yıl önce - Cmt 24 Arl 2011, 22:25
Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un hayatını anlatan tiyatroyu izlemeye ne dersiniz? Hem de ücretsiz! TYB Kayseri Şubesi ile Kayseri Büyükşehir Belediyesinin katkılarıyla Yenilmez Sanat Merkezi tarafından sahnelenen "Safahat - Mehmet Akif Dönüyor... Ya Siz... Neredesiniz?" adlı oyun 25 Aralık 2011 pazar günü saat 13.00 ve 17.30'da Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonunda sahne alacak. Hilali Hasanov'un yönettiği, Uğur Uzunok'un yazdığı ve Ahmet Yenilmez'in oynadığı oyuna bütün Kayseri halkının davetli olduğu bildirildi.
|
 |
Burhanettin Akbaş
11 yıl önce - Pzr 25 Arl 2011, 13:10
YÖRÜK TÜRKMEN VAKFINDAN AŞURE GÜNÜNDE BİRLİK BERABERLİK GÖSTERİSİ
YÖRÜK TÜRKMEN VAKFINDAN AŞURE GÜNÜNDE BİRLİK BERABERLİK GÖSTERİSİ
Yörük Türkmen Vakfı tarafından aşure günü düzenlendi. Birlik ve
beraberliğin sergilendiği aşure gününde Alevi dedesi Hasan Müldür ve
Caferbey Cami İmamı Ali Doğan birlikte aşure yedi.
Yörük Türkmen Vakfı tarafından vakıf binasında muharrem ayı
nedeniyle aşure günü düzenlendi.
Türk Cumhuriyetlerinden gelen öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği aşure
gününde Alevi dedesi Hasan Müldür ve Caferbey Cami İmamı Ali Doğan yan
yana oturarak birlikte aşure yedi.
Amaçlarının birlik ve beraberliği pekiştirmek olduğunu belirten Yör-Türk
Vakfı Başkanı Ali Aydın, aşure gününde değişik inanç ve düşüncede olan
insanları bir araya getirdiklerini belirtti.
Aydın, “bölgemizde son zamanlarda gelişmekte olan insanların kimlikleri
yüzünden birbirlerine düşürüldüğü dönemde, bizler bütün inanç gruplarının
kardeşçe bir arada yaşamasını arzu etmekteyiz” dedi.
|
 |
Burhanettin Akbaş
11 yıl önce - Pzr 01 Oca 2012, 17:37
ABDÜLAZİZ BAYINDIR İLİM HİKMET VAKFI’NDA HİKMETİ KONUŞTU
ABDÜLAZİZ BAYINDIR İLİM HİKMET VAKFI’NDA HİKMETİ KONUŞTU
Süleymaniye Vakfı Başkanı Abdülaziz Bayındır İlim Hikmet Vakfı’nda hikmetle alakalı konuştu.
“Allah'ın Yoluna Hikmetle Çağırmak ” konulu konferans için Kayseri’ye gelen Abdülaziz Bayındır İlim Hikmet Vakfı’nın konferans salonunda Kayserililerle buluştu. Salonun kifayetsiz kaldığı konferansta izlemeye gelenlerin bir kısmı da ayaktaydı. Hikmet vakfında hikmet ile ilgili konuşmanın Allah’ın bir lütfu olduğunu belirten Bayındır, ayetlerin ışığında hikmetli olmanın faziletlerinden bahsetti.
Konuşmasının başında nebi ile resul arasındaki farka dikkat çekerek konunun anlaşılması açısından konuşmasını ayetlerle açıklamalı bir şekilde sürdürdü.
İşte o konuşmadan bölümler:
Bütün nebi ve resuller kitabı ve hikmeti öğretmişlerdi. Kendisine kitap ve hikmet inmeyen bir nebi yoktu. Resul olmayan bir tek nebi yoktu. Bütün nebiler resuldü. Kuran’da Allah’ın vahyettiği kişilerin dışındakilere nebi kelimesinin kullanılmamıştı. Resullerin yaptığı tek şey tebliğdi. Muhammed (a.s) hem nebi hem de resuldü ve resule tebliğden başka bir şey düşmezdi. Nebilik peygamberimizde bitmişti. Dolayısıyla artık vahiy alan kimse de kalmamıştı.
Bütün Resullerin ve nebilerin tebliğinde kitap ve hikmet vardı.
Resul, kendisine kitap indirilmiş olabilirdi ya da olmayabilirdi. Kendisine kitap indirilmişse hem resul hem nebi olurdu. İndirilmemişte sadece bir nebiye indirilmiş olan kitabı tebliğ ediyorsa o sadece resuldü.
Bir nebi 24 saat nebiydi ama 24 saat resul değildi. Tıpkı bir öğretmen gibi… Öğretmen 24 saat öğretmendi ama 24 saat ders vermezdi. Resullük de ders vermek gibi bir şeydi. Ders saatinde öğretmendi ders saati dışında da… Ancak ders verirken ders veriyor denirdi… Kuranı kerimde hiçbir ayette Nebiye itaat emri yoktu ama Resule itaat emri vardı. Nebi Allah’ın ayetini anlattığı anda resuldü. Resul kendi sözünü söyleyemezdi; o yüzden de resulün haram kıldığı Allah’ın haram kıldığıydı.
Abdülaziz Bayındır, Kuran’ın muhafazası konusundaki görüşleri ise şöyleydi:
Kuran indiği şekilde elimize ulaşmıştı. Meal ile ulaşsaydı durumumuz diğer semavi dinler gibi olacaktı ve mealde olabilecek anlam kaymaları düşünüldüğünde büyük bir tahrifata neden olacaktı. Kuran’ı güzel okuma etkinliklerinin, yarışlarının Risalet açısından iyi ama anlama noktasında eksik kaldığında hiçbir şey ifade etmeyecekti. Bu durum içinden su geçen bir boruya benzerdi. Borudan ne kadar su geçerse geçsin, boru sudan bir damla dahi istifade etmeyecekti. En güzeli anlayarak okunan kurandı.
Kuran ile sünnet anlayışı arasında çelişkiler olduğu yönündeki fikirleri ve bu fikirleri farklı yorumlayan mezheplerin çelişkilerinden de bahseden Bayındır, önceliğin her zaman Kuran’a verilmesi gerektiğini belirtti. Muhkem kılınan ayetlerin muhakkak başka ayetlerle anlaşılabileceğini ve bu ayetlerin açıklanmasında Allah’ın yerine başkasının koyulmasının şirk olduğunu vurguladı. Aynı zamanda her Müslüman’ın bildiği ilim kadar resullük görevi olduğunu, kuranın muhkem ayetleri kendisinin açıkladığını, ayetleri açıklama da peygamberin dahi yetkisinin olmadığını, kuranın anlaşılması için uzmanlarca çalışmalar yapılması gerektiğini belirtti.
Sünnet ise peygamberimizin kurandan ürettiği birikimlerdi ve bu sözler kuranın hikmetiydi.
Nasıl ki çay yapmak için su, çay, çaydanlık ve ateş bir de onu nasıl yapacağını bilmek gerekti… Bir hüküm gerektiğinde de Kuranın tamamı incelenmeli hüküm ondan sonra verilmeliydi.
Hikmet sadece peygamberlere özgü değildi. Allah, gayret gösterene, Müslüman olmasa dahi hikmet verebilirdi.
Kuranda hac ve umre için de konular tamamlanmadan muhkem olmamıştı. Safa ile Merve arasında yapılacak sa’yın günah olmadığını belirten emrin gelmesiyle eksiklik tamamlanmıştı. Dağdan demir çıkarmak gibi olan bu hadis bir hikmetti. Peygamber efendimizin sözlerinin tamamı, kurandan çıkarılan hikmetlerdi.
Peygamberimizin hiçbir hadisi kuranda yoktu tıpkı doğada çay çeşmesinin(!) olmadığı gibi…
Kullanılan mikrofonlar, elektrik, kamera da birer hikmetti. İnsanlar bunları tabiattan taklit ediyordu. Hikmet, insanın arabası, evi, yediği yemekti. Hikmeti bulmak için Müslüman olma şartı yoktu.
Hikmet, din ile bilimin buluştuğu noktaydı.
Hikmet, insanların problemini çözen şeydi.
Hikmeti din ile hayat arasında iletişim kurmaktı..
Hikmet olmazsa dini tebliğ etmek de zorlaşırdı.
Hikmet unutulursa Müslümanlığın tebliği de zorlaşırdı ki öyle de olmuştu. Hikmetle gitmediğimizde, çözüm götürmediğimizde Müslümanlığa davet de zorlaşıyordu.
Bayındır son olarak hikmetin ancak çalışarak, gayret ederek elde edileceğini belirterek konuşmasını tamamladı ve sorulan sorulara da cevap verdi.
29 Aralık 2011/ SERGÜL VURAL
|
 |
Burhanettin Akbaş
11 yıl önce - Pzr 08 Oca 2012, 23:42
Ne zaman
14 Ocak 2012 Cumartesi
Zaman
13:30 - 15:00
Nerede
YOĞUNBURÇ KÜLTÜREVİ- KAYSERİ, Melikgazi, Turkey
Açıklama
ADNAN BÜYÜKBAŞ'IN YENİ ÇIKAN ROMANI "HİÇKİMSE" TANITIM VE İMZA GÜNÜ
PROGRAM
* 13:30 TANITIM
* 13:50- 15:00 YAZARLA SOHBET VE İMZA
YER: YOĞUNBURÇ KÜLTÜREVİ
TARİH: 14.01.2012 CUMARTESİ
SAAT:13:30-15:00
|
 |
sayfa 15  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|