Dün metrobüsü kullandım Capacity'nin en öndeki meşhur 1.5'luk koltuğa oturdum yanım boşdu kimse oturmadı zaten ben şişman birisiyim fazla yerde kalmadı. Ancak buna rağmen yanıma aşırı şişman bir beyfendi öyle oturduki yanıma sıkışmaktan camdan aşağıya atlıyacaktım canımı kurtarmak için. Bu Mercedes mühendisleri azıcık akıllı olsalar bunlar olmayacaktı. 1.5 koltuk mu olur? 1.5 İskender olur benim bildiğim.
Alıntı:
Mercedes mühendislerinin bu koltuğu bu şekilde tasarlamalarının sebebi azıcık akıllı olamamaları değil, insana saygılı olmaları bir de herkesi kendileri gibi saygılı sanmaları... Neden mi?
Bu koltuğum tam 2 kişilik olmamasının sebebi otobüse binişte insanların sıkışmasını engellemek, çanta, valiz vs gibi yükü olan yolcuların araca daha rahat binmeleri. Tek kişilik olmamasının sebebi de çantayla binen bir kişinin buraya çantasını koyabilmesi ya da zayıf iki kişinin o koltuğa oturabilmeleri.
Peki Mercedes mühendislerinin düşünemediği ne? Bazı insanların düşüncesizliği. Ben de sizin gibi "geniş" bir insanım Doğukan Bey, otobüsteki tek boş yer o 0,5 kişilik yer olsa, yorgunluktan ölsem yerde oturur, oraya oturmam. Ama bazı düşüncesiz insanlar gelip kendi ve orada oturan kişinin "kıta sahanlıklarına " bakmadan oturmaya çalışıyorlar... O yüzden metrobüste tek olsam gene oraya oturmam, ne malûm 2. yolcu gelir yanıma oturmaya çalışır falan
hepimizin bildiği gibi evrim sonucu otobüslerin alçalan tabanları devasa davlumbazların ortaya çıkmasına sebep oldu. bu davlumbazlar üzerine de misâl Ikarus'taki gibi boylamasına ya da enlemesine 1+1 koltuk düzeni yapılamıyor. çünkü davlumbaz enine bir hayli geniş. Bu sebeple enlemesine 2+2 düzeni kullanılıyor sıklıkla. ve bu yine bildiğimiz gibi sırt sırta iki çift koltuğun yerleştirilmesiyle oluyor. Fakat bu durumda neredeyse 50 cm'ye kadar daralabilen koridor genişliği araç içi dolaşımı olumsuz yönde etkiliyor. Özellikle aracın ön dingil hizasında bunun olması arka dingil hizasındaki darlıktan daha da fazla etkiliyor yolcu hareketliliğini. Bu sebepten bir süredir 1,5 + 1,5 (bildiğim kadarıyla yeni conecto'da var?) ya da capacity'deki gibi 1,5+2 koltuk düzeni kullanılıyor yolcu akışını biraz olsun rahatlatabilmek için.
Bunu bu şekilde çözmeye çalışırken, tasarımcı ve mühendisler şöyle de bir şey uydurmuş (Mercedes-Benz Türk'ten bir mühendisin aktardığı kadarıyla): "anne-çocuk koltuğu". Yani bir nevi öncelikli oturma koltuğu. Almanca kısaltmadan oluşan, yanılıyor olabilirim "mu-ki" diye de bir ismi vardı bu "anne-çocuk" koltuğunun. Mühendis ve tasarımcılar modern ressamlar gibidir aslında; hele bir de işin içinde seri üretim çılgınlığı olunca şirket yararına her şey "ben yaptım oldu"ya döner.
Şimdi bakıyorum bu koltuklara... eyvallah çocuklu kadın için öncelikli koltuk kavramını algılıyorum. Fakat esas öncelikli koltuğun fiziksel engellilere yönelik olması gerekir. Çocuğunu kucağında taşıyan bir kadının öncelikli koltuğa ihtiyacı olur fakat bu durumda yanında ilave alana ihtiyacı olur mu pek emin değilim. Kendi başına koltukta oturabilecek hâle gelmiş bir çocuk için uygundur. Ama bu 5 yaşındaki çocuk ile anneden önce, aracın hemen girişinde başka kesimler için öncelikli koltuk kullanılmalıdır.
Nihayetinde bu, üretim kısıtlarından ötürü ortaya konmuş, bir koltuk sığmıyor davlumbaz genişliğine 1,5 olsun buna da ana çocuk otursun! denmiş bir gecekondu (yama) çözüm / tasarımdır. [kimse bana karşı çıkmasın lütfen, seri üretime dayalı teknolojinin pek çoğu gecekondu / yama çözümlerden ibarettir: zamandan kısılır, paradan kısılır, konfordan kısılır, az biraz güvenlik sağlanarak kullanıcının önüne ürün atılır.]
Ve bu tip bir aracın o koltuğuna anne ve çocuğun oturması, onların olmadığı hallerde tek kişinin kullanması ancak ayakta yolcu yoğunluğunun olmadığı hatlarda gerçekleşir. İstanbul'da böyle bir hat neredeyse yok. Almanya'da ya da size göre "modern, saygılı" insanların yaşadığı başka yerlerde o koltuğun durumu nedir tanıklık edemedim... Fakat saçma sapan, saygısız, namussuz, câhil bir seçimle metrobüse yerleştirilen bu "rahat oturma anlayışıyla" üretilmiş aracın kısıtlı geçit alanında akraba olan yüzlerce insan birbirine saygılı da, bulunan yere poposunun bir lobunu koyan insan mı saygısız? Bu tercih meselesidir. Belki, azami saygı gözetilecekse, önceden orada oturan kişiye sorulur: "yanınıza oturabilir miyim?" diye... en fazla bu olur.
gerisi bence boş lâftır.
esas edilmesi gereken lâflar bu aracın bu şekilde üretilmesine karşın büyük bir cehaletle metrobüs hattına konması ve zaten birbirine tahammülü kalmamış halkın bir imtihana daha sokulmasıdır!.
ben yine de imtihana sokulan; okumuşu, okumamışı, efendisi, serserisi bu halkın nispeten sesini çıkarmadan, ilk başlardaki gibi fazla kavga gürültü patlatmadan "biraz daha az tıkabasa dolu" araç beklemelerine, vücut vücuda sıkışınca ıkh pıkh edip birbirine hakaret etmemelerine saygı duyuyorum ve teşekkür ediyorum. yöneticilere ise lânet okuyorum.
bence siz de öncelikle, ünvanlarının tek kaynağı halk olan bu insanlardan saygı bekleyin. tercihler konusunda sürekli olarak, sanki kasti planlanmış gibi en kötünün en kötüsünü seçenleri sorgulayın.
bir de lütfen, marka fetişi, milliyet fetişi yapmadan önce sağlıklı tahlil yapın. mercedes en zarif düşüncenin otomotiv sektöründe hayat bulmuş hali değildir. eğer öyle olsaydı; mevzuatı biraz inceler, bizim belediyenin isteklerinden önce, kendileri bir standart olarak mevzuata uygun araç üretip yollarlardı. bir ahlâkları olurdu da tekerlekli sandalye için en azından basit kemer düzeneği takar, hiç olmazsa fuarda teşhir için ilaç için insan içine çıkarlardı; diğer tüm yerli ve yabancı firmalar kutsal kitap gibi tapıp tüm güvenlik unsurlarını yeni araçlarına uygulamışlarken yine aynı fuarda.
düşünce, saygı, ahlâk firma bünyelerinde bulunmaz aramayın. konfor ve güvenliğe dair önlemleri ise yalnızca mevzuat dahilinde ele alırlar. Mercedes-Benz dahilindeki alman ve türkler çok iyi biliyorlar türkiye'de mevzuatın denetiminin yapılmadığını. bu bakımdan böyle halka böyle hizmet diyorlar.
siz neyi hakettiğinizi bilin ki halkınızı yargılamadan önce, ideale kavuşun ve böylece halkınızı yargılamanızı gerektirecek ortam bile olmasın.
Capacity'leri neden çook yoğun hatlara vermiyorlar hala anlamıyorum yolu genellikle düzolan 145 türevleri 76 türevleri veözelliklede 97-97M-98B hatlarına lazım kurbanlık koyunlar gibi üstüste gitmekten bıktık artık.
Araçlar 4 dingilli olduğu için ve ekstra uzun olduğu için normal trafikte seyretmesi uygun olmayabilir.Tam bilmiyorum ama metrobüs yolu haricinde bir yolda kullanılması yasak gibi birşeylerden bahsediliyordu zamanında forumda.
Belki de o yüzdendir.Ama bence İETT'nin,zaten bazen normal körüklü Citaro çalıştırdığı bir hattaki mevcut uzun aracını da başka hatlara vermesi pek te beklenilen bir durum olmaz heralde..
Ne yazıkki İstanbul için açılan ilk metrobüs hattımızda tercih edilen otobüs olan Mercedes Capacity, çok büyük bir hata oldu. Bu otobüsün metrobüs ile ahlakası bile yok. Araç, belediye otobüs standartlarına uygun ve sadece normal körüklü otobüslerden az miktarda uzun. Bu aracın içindeki bazı hatalar nedeniyle bazen metrobüs hattındaki yolculuk sıkıntılı oluyor. Yukarıdaki resimde görüldüğü gibi alçak tabanlı olduğu halde arka kısımdaki şark köşkü gibi döşenen koltuklara binmek için bile iş, holding gibi yüksek binalara çıkmak için çıktığımız merdivenlerden bile çok fazla merdien basamakları kullanmış. Buradaki basamakların yüzünden arka kapı tarafındaki koridor kısmı felaket derecede darlık olduğundan, arka kapıdan binenler iyice sıkıştıkları için mecburen bu basamaklara çıkmak zorunda kalıyorlar. Otobüsün motoru arka kapının yanında kaldığı halde bu şark köşkü koltuklar ile yüksek, çoklu basamk olayı gerçekten akıl almaz mühendis hatası sonucu oluyor. Aynı şekil Mercedes Conecto otobüsünün bir önceki modelinde de böyle bir şey var. Ama o otobüste motor, Capacity'lerdeki gibi arka kapının yanında olduğu halde koltuklar düz yerleştirlmiş ve gereksiz basamaklarda yok. Böyle bir otobüsten bu kadar hatalı ve yanlış üretim hiç beklenmezdi. Sonuç itibariyle bugün İstanbul'da açılan ve hizmette tercih edilen Mercedes Capacity marka araç almak çok büyük bir hataydı. Phileas'lara verilen eleştiriyide biraz iyi düşünüp, Capacity araçlarada yönlendirmek daha doğru olur.
Doğukan kardeşim, gerek Mercedes O345, gerek Mercedes citaro, gerekse Mercedes Capacity otobüslerde arka tarafta oluşan koridor ve koltuk seviyesi yükselmesi ve basamak artışı, otobüslerin orjinalde en arka kapı olmayacak şekilde tasarlanması ve arka kapıların biraz da Türkiye için mecburi açılması sonucu ortaya çıkmış bir sorun olabilir. Bilhassa Mercedes O345'lerde koridorun patika gibi sonradan açılmış gibi durmasının sebebi de Alman merkezli tasarımlarda arka kapıların gözardı edilmiş olmasıdır. Bunlar benim tahminim.
Doğukan kardeşim, gerek Mercedes O345, gerek Mercedes citaro, gerekse Mercedes Capacity otobüslerde arka tarafta oluşan koridor ve koltuk seviyesi yükselmesi ve basamak artışı, otobüslerin orjinalde en arka kapı olmayacak şekilde tasarlanması ve arka kapıların biraz da Türkiye için mecburi açılması sonucu ortaya çıkmış bir sorun olabilir. Bilhassa Mercedes O345'lerde koridorun patika gibi sonradan açılmış gibi durmasının sebebi de Alman merkezli tasarımlarda arka kapıların gözardı edilmiş olmasıdır. Bunlar benim tahminim.
Bazı modeller için dedikleriniz doğru sanıyorum. Mesela Citaro'da böyle bir örnekle karşılaşmıştım:
Fakat Capacity için bu olasılığın olmadığını tahmin ediyorum. Tabii yalnızca uluslararası sitesinin Almanya sekmesinde araç şu şekilde tanıtıldığı için:
Bu otobüsün metrobüs ile alakası bile yok. Araç, belediye otobüs standartlarına uygun ve sadece normal körüklü otobüslerden az miktarda uzun. Bu aracın içindeki bazı hatalar nedeniyle bazen metrobüs hattındaki yolculuk sıkıntılı oluyor. Yukarıdaki resimde görüldüğü gibi alçak tabanlı olduğu halde arka kısımdaki şark köşkü gibi döşenen koltuklara binmek için bile iş, holding gibi yüksek binalara çıkmak için çıktığımız merdivenlerden bile çok fazla merdien basamakları kullanmış. Buradaki basamakların yüzünden arka kapı tarafındaki koridor kısmı felaket derecede darlık olduğundan, arka kapıdan binenler iyice sıkıştıkları için mecburen bu basamaklara çıkmak zorunda kalıyorlar.
bu araç ayakta yolcu yoğunluğunun yüksek olmayacağı öngörülen hatlarda dahi sıkıntı yaratır. sol arka bölüm MÜTHİŞ İNSAN TEKNOLOJİSİNİN geldiği gecekondu / yama çözümlere en güzel örnektir ve otobüsün araç içi / araç dışı yolcu hareketliliğini baltalayan en önemli tasarım tercihidir. Ha içine insan bineceği hatırlanarak daha iyisi yapılamaz mı? Yapılır elbette. İnsanın, hele Almanya'nın o müthiş teknolojisi buna yeter de artar. Ama sinekten yağ çıkarmamız gerekiyor dünyayı bir an önce yaşanmaz hâle getirmek için; "rekabet" adı altında. Uç yönlere sapmadan bir örnek vereyim:
Şimdi bu tabloya bakarak Mercedes'e şapka çıkarılabilir 193 kişi yüküyle tam performansı vaad ettikleri için. Fakat yuh da çekilebilir insan ile sardalyayı karıştırdıkları için.
Diğer yandan iki körüklü araca 185 kişiyi uygun gören APTS'ye de yuh çekilebilir ve performansı sorgulanabilir. Fakat otobüse bineceklerin insan olduklarını hatırlamış görünürlükte sundukları veriler (metre kareye 4 kişi / metre kareye 6 kişi gibi iki ayrı seçenekle) için saygı da duyulabilir.
Kaldı ki Capacity'nin ayakta yolcular için barındırdığı alan ile Phileas'ın barındırdığı alanın dağılımı düşünüldüğünde, bu aracın kesinlikle yoğun hatlara verilmemesi gerektiği öngörülebilirdi. Kalkıldı metrobüs yapıldı. Lütfen iki araca da binişlerinizi hatırlayın. Phileas'ta en yoğun saatte dahi bir kargaşaya tanık oldunuz mu? Ha Phileas zaten apayrı bir konu. Ama yeri bu başlık değil. Phileas'ı düzgün bir örnek olarak vermiyorum. Yalnızca Mercedes-Benz'in "resmi" olarak insanlara öngördüğü yolculuk şartları ile APTS'ninki arasındaki ayrımı ortaya koymak istiyorum.