sayfa 5  |
 |
ahmetulu
15 yıl önce - Pzr 14 Ekm 2007, 18:08
Halide Edip'in Türk'ün Ateşle İmtihanı romanında Yunanlıların geri çekilirken yaptıkları mezalim insanın tüylerini diken diken eden bir anlatımla ortaya konuluyor. İzmir'in yakılması da bu utanç tablosunun bir parçasıdır. Şimdi iki anlayışı, dünya görüşünü karşılaştırmanızı istiyorum sizden. Bu karşılaştırmayı yapınca milletimizin nasıl bir terbiyeden geldiğini daha iyi anlayacaksınız. Türk ordusu tarihin bilinen en büyük kahramanlıklarından birini göstermiş ve İngiliz maşası Yunanlıları topraklarından püskürtmüş. Geri çekilirken ortaya konan ve Yunanlılara yakışan bu insanlıkdışı eylemlere karşın Atatürk, İzmir'e girdikten sonra çiğnemesi için ayağına serilen Yunan bayrağını kaldırtıyor. Etraflıca düşündüğünüzde bu, bir milletin genlerinden gelen çok büyük bir erdemdir. O zamanları, şartları bir gözünüzün önüne getirin. Tanınmaz hale gelen İzmir'desiniz, anlatılmaz acılar yaşamışsınız, binlerce insanınız ölmüş ve siz bunlara sebep olan devletin bayrağına saygı duyabiliyorsunuz. Bu ancak soylu bir milletin evladının yapabileceği bir iştir.
|
 |
Suat Gelecek
15 yıl önce - Pzr 14 Ekm 2007, 22:31
Konuyu araştıran arkadaşların 1917 Selanik yangını incelemelerini öneririm.
1912 de yunanlıkarın eline geçen Selanikte Türkler ve Yahudiler nufusun &70-80 i idiler.
Yunanlılaştırmak için Selanik'i yaktılar.
İzmir ise dayalı döşeli konakların Türklerin eline geçmesini önlediler.
|
 |
Yıllmaz Gölcü
14 yıl önce - Çrş 10 Arl 2008, 18:34
İzmirin bir kısmını bizde yakmış olabiliriz bunda abartılacak bir şey görmüyorum.Olaylara o günün şartlarından bakılırsa durum çok daha iyi anlaşılır.Yıllar süren bir işgal'ki bu işgalde katliam var tecavüz var her türlü aşığılanma var.Bu şartlar altında rum ve ermeni mahallelerinin yakılmasını ben çokda umursamıyorum.Gözleri önünde çocuğu eşi öldürülmüş bir insanın neler yapacağını kim kestirebilir.Üstelik bu katil sizin yıllarca komşu bildiğiniz birileri ise.Rüzgar eken fırtına biçer.Yunanlılar şuna şükretsinlerki şanlı Türk ordusu batı trakya ve selanik üzerine yürümedi.Aslında ordu yıpranmamış ve arada İngilizler olmasaydı bunu yapabilirdi.
|
 |
Samet Yılmaz
14 yıl önce - Çrş 10 Arl 2008, 18:49
|
 |
berent
14 yıl önce - Prş 11 Arl 2008, 18:49
| Alıntı: |
| İzmirin bir kısmını bizde yakmış olabiliriz bunda abartılacak bir şey görmüyorum.Olaylara o günün şartlarından bakılırsa durum çok daha iyi anlaşılır.Yıllar süren bir işgal'ki bu işgalde katliam var tecavüz var her türlü aşığılanma var.Bu şartlar altında rum ve ermeni mahallelerinin yakılmasını ben çokda umursamıyorum.Gözleri önünde çocuğu eşi öldürülmüş bir insanın neler yapacağını kim kestirebilir.Üstelik bu katil sizin yıllarca komşu bildiğiniz birileri ise.Rüzgar eken fırtına biçer.Yunanlılar şuna şükretsinlerki şanlı Türk ordusu batı trakya ve selanik üzerine yürümedi.Aslında ordu yıpranmamış ve arada İngilizler olmasaydı bunu yapabilirdi. |
Vay be, demek ki tarihe böyle bakacağız. Onlar yaptı, biz karşılık verdik. İki taraf da tarihi olaylara böyle bakarsa bir arpa boyu yol alamayız. Şimdi yukardaki yazıyı yazan Bursalı arkadaşın yaşı kaç bilmiyorum ama ben orta yaşı çoktan geçtim 50'li yaşlara doğru yol alıyorum. Dedem ve babaannem işgal yıllarında İzmir'deydiler olayların canlı tanığıydılar. Dedemi ben çok küçükken 1969'da kaybettik fakat babaannem 1983'e kadar yaşadı. Eski günleri ona sorduğumuzda pek bir şey anlatmazdı. Arada bölük pörçük ağzından bir şeyler kaçırır "İzmirlinin sonu ateş ve sudan oldu, ya cayır cayır yandılar ya da denizde boğuldular" der, sonra da eski suskunluğuna bürünürdü. Bazen keyfi yerinde olursa dedemin eski revolverini Yunan devriyelerine yakalatmamak için nasıl çabaladığını anlatırdı. Demek ki onca zor zamanlara karşı insanlıklarını kaybetmemişler ki "biz ve onlar" ayrımı yapmazlardı. Ben onun ağzından ne yerli Rumlar ne de yerli Ermeniler hakkında tek bir kötü söz duymadım.
Şimdinin şoven ve insanlıktan nasibini almamış gençlerine bakıyorum da, kim bunlara bunca nefreti öğretti, kim bunları böyle yetiştirdi şaşırıyorum. Kaybedilen şeylerin insanlığın ortak değerleri olduğunu ne zaman öğreneceğiz. İki tarafın milliyetçileri ne zaman olgunlaşıp tarihe daha tarafsız ve insani gözle bakacak bilemiyorum.
(Kesinlikle eminim ki mutlaka birisi cevap yazarken "ama ilk önce onlar başlattı, onlar yaptı" diye yazacak) 
|
 |
erkin1
14 yıl önce - Pts 22 Arl 2008, 01:09
Kimse inanmayacak ama, İzmir 70'li yıllarda da yakılmak istendi. Konak-Basmane arasını açmak için... Hep böyle bir rivayet dolaşır...
İzmir'in yakılmasıyla ilgili elde o kadar belgenin olmaması da ilginç... Bazı noktalar kül olurken bazı yerlere toz bile konmamış
Kültürel bir çatışmadan çok... Osmanlının zamanında tersaneleri de ateşe verilmişti....
Araplar kültürel olarak şehri önce yağmalar, sonra bakımını yapar.. (örnek:Endülüs gibi)
Romalılar,Helenlerde,Cenevizlilerde yakma kültürü tarihte vardır...
Germen-Saksonya kültüründe halkı kazık tarlalarına dikip cesetlerini leş kargalarına yem yapmışlıklarıda vardır...
İzmir yanarak bir bedel ödemiş...
|
 |
yasaruruk
14 yıl önce - Cum 03 Tem 2009, 02:20
| Alıntı: |
| Yunanlılar İzmirden kaçarken yakıp yıktıkları İZMİR. Amerikan konsolusluğunun o tarihte çektiği fotoğraflar |
İzmir'in Yunanlılar tarafından kaçarken yakılması ile ilgili kaynak nedir? Yunanlılar yaktılar ise yangın neden onların denize döküldüğü 9 Eylül günü çıkmamıştır da 12 Eylül günü çıkmıştır? Şehirde bir yerde "saklanan" Yunanlılar mı vardı? O fotoğrafları Amerikan Konsolosluğu çekti ise neden yazıları İtalyanca?
(+)
Yangından hemen sonra alınmış bu fotoğrafta sonradan İkinci Kordon'a dönüşecek olan ve o dönemde "Paralel Cadde" olarak anılan sokağın hali görülüyor. Sağda Fransa Konsolosluğu ve solda İtalyan Kız Mektebi'nin kuleli yapısı.
|
 |
Necdet Cevahir
14 yıl önce - Cum 03 Tem 2009, 02:44
| Alıntı: |
| İzmir'in Yunanlılar tarafından kaçarken yakılması ile ilgili kaynak nedir? Yunanlılar yaktılar ise yangın neden onların denize döküldüğü 9 Eylül günü çıkmamıştır da 12 Eylül günü çıkmıştır? |
Doğrudur, kaynakların çoğu bizim bu bilgimizin yanlış olduğunu söylüyor zaten. Aşağıdaki linkte Emre Aköz'ün bir yazısını bulabilirsiniz. Buraya uzun uzun kopyalamak istemedim.. Ancak bütün kaynaklar bu yönde. Bizlere ezberletilen, daha doğrusu belki bir ayıbın örtbas edilmesi gerektiğini düşünenler bu tarihi yanlışlara imza attılar.. Şimdi düşünüyorum, bu yangın her ne şekilde ve kimler tarafından çıkarılırsa çıkarılsın, belki savaş psikolojisi içinde bir nebze olsun hafifletici bir sebebi olurdu. Ama yıllar boyu yeni yetişen bir nesile, bile bile bu kadar yalan bir tarih okutmanın ayıbını silmek daha zordur..
Kaynak: http://arsiv.sabah.com.tr/2006/05/03/akoz.html
|
 |
berent
14 yıl önce - Cum 03 Tem 2009, 13:01
Zaten akıl var mantık var. Yunan ordusu batıya doğru çekiliyor, Çeşme'nin o taraflara doğru. Şehirdeki Rum nüfus ise Türk ordusunun şehre girişini korku ile bekliyor. Korkulan şey bir misilleme olup olamayacağı. Çünkü Yunan ordusu çekilirken bir çok yerde yangınlar çıkarıyor, mezalim yapıyor. Levantenlerin bir çoğu Yahudiler gibi işgalde Türk tarafını tutmalarına rağmen çıkabilecek bir kargaşa için endişeli. Az buz değil büyük bir savaş oluyor. Ermenilerin ise malum nedenlerden ötürü kıpırdamaya bile mecali yok. İzmir'i geri almak için gelen ordu ise geçtikleri yollarda yapılan mezalimi kaçan Yunan ordusunun çıkardığı yangınları görüyor ve büyük bir öfke duyuyor, bileniyor. Hepimiz insanız sonuçta. Birliklerin başında sertiğiyle tanınan Nurettin Paşa var. Sanırım yeterince ipucu oluyor bunlar.
Fakat şöyle bir soru var: Yunan ordusu İzmir'i terk ederken eğer zarar vermek istiyorsa kime zarar verir. Herhalde aynı etnik kökeni, aynı kültürü, aynı dini paylaştıkları ve aynı dili konuştukları Rum mahallelerinde değil. Bir yangın çıkaracaksa gider Türk mahallelerinin orada çıkarır. Bezmi Nusret Kaygusuz anılarında bir manga Yunan askerinin elinde bidonlarla Tilkilik civarında dolaştıklarını yazıyor ama bir şey yapmadan tekrar aşağıya indiklerini belirtiyor. Nail Moralı'nın anılarında da bu çeşit bir kalkışmadan söz edilmiyor.
Olan İzmir'e ve insanlarına oluyor. Tıpkı Selanik'te olduğu gibi yüzyıllardır süren ortak yaşam ve kültür birikimi son buluyor. Şehirler ve ülkemiz çoraklaşıyor. Biz de geçmişimizi ve benliğimizi bin yıla yakın aynı topraklarda yaşadığımız kadim komşularımızda aramak yerine gidip Orta-Asya'daki putperest kabilelerin adetlerinde aramaya başlıyoruz. Bu da tuzu biberi oluyor. İlginç bir travma ve hafıza kaybı oluyor bizimkisi.
Necdet bey ve Yaşar Ürük abiler gibi bilinçli insanlar dışında bunlar sorgulanamıyor haliyle.
|
 |
yasaruruk
14 yıl önce - Cmt 11 Tem 2009, 05:24
| Alıntı: |
| Doğrudur, kaynakların çoğu bizim bu bilgimizin yanlış olduğunu söylüyor zaten. Aşağıdaki linkte Emre Aköz'ün bir yazısını bulabilirsiniz. |
Necdet bey Aköz'ün makalesini biliyordum. O soruları ne olduğunu bilmeden görüş yazan arkadaşlara nazire olsun diye yazdım. Hiç düşünmeden akıllarına geleni yazıyorlar. Hele ilginç olanı fotoğrafta o dönemin yanan ABD Konsolosluk binası var ve bu belirtilmişken fotoğrafı "ABD Konsolosluğunun çektiği fotoğraflar" diye açıklamak. Oysa o fotoğrafları çekenler İtalyan savaş gemisindeki denizciler.
Sonuçta şu güne kadar yayımlanan belgeler arasında en kesin ve açıklayıcı olan dönemin İzmir Sigorta Şirketleri İtfaiyesi Komutanı Greskoviç'in oldukça ayrıntılı raporu ile dönemin ABD Konsolosu George Horton'un raporudur. Bazı araştırmacılar Greskoviç raporundan söz ederlerse de sorduğunuzda raporun orijinalinin nerede olduğunu bilmedikleri anlaşılır. Her iki rapor da Washington'da Kongre Kütüphanesi'ndedir. Sonuç olarak kesin bir şey var; Yangını asla Türkler çıkarmaz tam tersine Türk Mahalleleri yakılsın diye Ermeni Mahallesi sınırında başlatılır. Çünkü İzmir'de Eylül sabahları hakim rüzgar Gündoğusu'dur. Böylelikle parlayan ateş Kadifekale'ye doğru tırmanacaktır. Ama o mevsim çok ender görülen bir şey olur ve çıkan şiddetli Lodos bir anda bu planı alt üst eder ve ateş tam tersine azınlık mahallelerinin neredeyse tamamını silip süpürür. O daracık sokaklı 25000 civarındaki evin bulunduğu bölgeye yayılan yangını savaşın içinden kopup gelmiş ve bu işle ilgili donanımsız Türk Ordusu'nun istese de söndürmesi olası değildir. Ayrıca o günün koşullarında meteoroloji bilimi böylesine gelişmemişken Türk Ordusu Lodos eseceğini asla bilemezdi. Bu durumda yangını çıkaran neden bizim ordumuz olsun? Yaklaşık 5 güne yakın süren yangının da nasıl söndüğü hemen hiçbir kaynakta yazmaz... Yangını kısa süren şiddetli bir İzmir sağnağı bitirir... Tıpkı 15 Mayıs 1919'da işgalin başladığı gün şehit edilen Hasan Tahsin'den sonra başlayan katliamı durduran yağmur gibi...
|
 |
sayfa 5  |