1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 13  |
 |
Emir ERTEN
15 yıl önce - Cmt 22 Eyl 2007, 02:24
Evlilik gerçektende kutsal bir müessesedir.Evliliğin tüm kaderi 2 kişi arasındadır.Eğer çiftler iyi anlaşıyorsa o evlilik ölene dek sürer.Ancak çiftler arasında geçimsizlik olupta sık sık kavga yaşanıyorsa mevcut evliliğin ömrü fazla uzun değildir.Evlenmek çok ciddi bir konu olduğundan iyi düşünmek gerekir.
Sonuçta evlilik demek yeni bir hayat demektir.Bu hayata kişi kendini ruhen hazır tutmalıdır.
|
 |
Koray Samancı
15 yıl önce - Cmt 22 Eyl 2007, 02:28
Merhabalar,
Evlilik sanırım güzel bir duygudur. Evli değilim ama çevremde mutlu ve mesut evlilik yapan çiftleri gödrükce dahada ısınıyorum evliliğe. Ve benim için en büyük örnek olan Anne ve Babamın evlilikleri, yaşları geçmesine rağmen hala birbirlerini seviyor ve saygı duyuyorlar, çoğu zaman imrenirim onlara, bana ve evlenmeyi düşünenlere imrenilecek evlilikler yapmları dileğimdir..Hele birde aradığın kişiyi bulursan mutlu olacağını hisediyorsan beklemiyeceksin...Şöyle derler genelde Aşk-Sevgi evlilik olana kadardır, evlendikden sonra aşkda sevgide azalırmış çiftler arasında. Bilmiyorum belkide doğrudur bu, fakat şunu söylemeyilim ki, eğer evlenen çiftler arasında aşk ve sevgi ne kadar azalırsa azalsın, karşılıklı saygının başladığı yerde evlilik her zaman için mutlu sonuçlanır..Ama sevgide-aşk da bitmesin ki, kimi zaman eşinizle aşık olmanın sevmenin tadına varabilelim..İlk zamanlardaki duydugumuz hisleri duymamızı sağlasın...İnşallah hayırlı ve mutlu olacağımız evlilikler yaparız, karşılıklı saygı çercevesinde ve evli olan çiftlerimizin bir ömür boyu mutlu olması dileğimdir...
Mutlu Kalın....
|
 |
Ufuk Y.
15 yıl önce - Cmt 22 Eyl 2007, 03:08
Aslında ülkemizdeki evliliklerin birçoğunda kuralları iki kişi koymuyor malesef. Mesleğim gereği davalarına baktığım kişilerde, genel olarak kuralları taraflar değil, tarafların aileleri ve çevresi koymaya çalışıyor. Taraflarda ailelerinin evliliklerine karışmalarını engelleyemiyorlarsa sonuç boşanmaya gidiyor.
İşin bir başka yönüde, artık aile ve evlilik kültürümüzün eskiye nazaran değişiyor olması. Şöyleki; anne-babamın evliliğinden veya onların çağındaki evliliklerden gördüğüm kadarı ile kadınlar genelde ev hanımı ve ekonomik özgürlükleri yok. Yani ataerkil bir aile sistemi mevcut. Ama son yıllarda artık bu yapı, okumuşluk düzeyinin artması ve kadınlarında ekonomik özgürlüklerini kazanarak,aile geçimine katkıda bulunmaları ile kadın lehine değişmeye başladı.
Eski evliliklerin birçoğunda, geçimsizlik olsa, taraflar anlaşamasalar bile çevre baskısı ve kadının boşanması halinde zor duruma düşeceği gerçeğinden dolayı, pek kolay boşanılmıyordu ve boşanmalar azdı. Ama son yıllarda, artık kadınlar ekonomik olarak kendi geçimlerini sağlamaya başlayınca, eskisi gibi sabretme, çevreden çekinme, ekonomik olarak zor duruma düşme olayı pek kalmadı ve bilhassa kadınların boşanmaya karar vermeleri daha kolay olmaya başladı.
Birde genelleme yapmak doğru olmaz ama, boşanan kadınlar artık boşandıktan sonra yeniden pek evlenmiyorlar. Bunun nedenide ekonomik. Şöyleki, boşanan kadın genelde dava açınca eşinden nafaka alıyor, bunun yanında ya vefat eden anne-babasından-eşinden maaş bağlatıyor, ya da sigortasız bir işte çalışıp buradan da bir gelir elde ediyor, dolayısıyla ekonomik özgürlüğüde olunca, yeni bir eşe katlanmak istemeyip, serbestçe yaşamayı seçiyor.
Benim fikrim, evliliğin yürümesi için eşlerin birbirlerine saygılı olmaları ve birbirlerinin kusurlarını ortaya çıkarmadan çok bu kusurları bertaraf etmeleri, en önemlisi de birbirlerine güvenmeleri gerekiyor. Bir de, çok konuşana bir susan, pısırık birisine girişken, tembel olana çalışkan, sinirliye bir uysal eş gerekiyor diye düşünüyorum. Aynen zıt kutupların birbirini çekmesi, aynı kutupların birbirini itmesi misali Sevgiyle kalın.
|
 |
kürşat dede
15 yıl önce - Cmt 22 Eyl 2007, 03:09
Evlilik üç şey üzerinde ayakta kalabilir,birincisi "paylaşmayı bilmek" ikincisi " anlayış ve hoşgörü" üçüncüsü "sevmeyi ve sevilmeyi bilmek". Belki bir dördüncü olarak "dürüstlük" eklenebilir.Bunlardan biri yoksa evliliğin temeli zayıf demektir ve günün birinde zayıf ayağın üzerine yıkılabilir.
Evliliği olumsuz etkileyen o kadar çok öge var ki,saymakla bitmez,yukarıda saydıklarım varsa eğer hepsi yenilebilir ve yıllar geçtikçe farkedilir ki aslında evlilik hele yavrularda varsa dünyanın en güzel olayıdır bence.İki yabancı insanın bir araya gelip yeni bir dünya yaratmalarıdır.
Herkese mutlu ve uzun soluklu evlilikler dilerim.
|
 |
CEMALİ
15 yıl önce - Çrş 31 Ekm 2007, 18:55
Evlilikleri bitiren en önemli sebepler nelerdir hiç düşündünüzmü kimimiz para der; kimimiz ise ilgisizlik aslında hepsi doğru fakat bütün hepsini maddeler halinde okuduğumuzda acaba doğru bir eşmiyiz sorusunu kendimize sormadan geçmemeliyiz, tabiki doğruyuz ama belki bu doğrular bizim doğrularımız ya karşımızdaki insanın doğrular nelerdir hiç düşündükmü bizim için bu soruları değerli çocuk ve ergenlik psikiyatrisi Mazlum ÇÖPÜR yanıtlamış:
Aileler: Kadın ve erkeğin aile yapılarının farklı olması, farklı kültürlerde yetişmiş ve farklı alışkanlıklara, farklı özelliklere sahip olmaları bir anlaşmazlık sebebidir. Kadın ve erkeğin anne- baba veya diğer yakınlarının onların aile düzenlerine karışmalarıda bir diğer anlaşmazlık nedenidir.
Kişisel özellikler: Kadın ve erkeğin alışkanlıkları, amaçları, zevkleri veya hoşlandıkları hoşlanmadıkları şeyler birbirinden çok farklı ise ve ortak fazla bir şeyleri yoksa çatışmalar başlamaktadır. Ayrıca ortak yönleri olsa bile , birbirlerinin farklı yönlerinide kabullenemiyorlarsa veya birbirlerine kendi farklılıklarını baskı ile kabullendirmeye çalışıyorlarsa yine çatışma olmaktadır. Örneğin eşlerden biri bir şeyden hoşlanmıyorsa diğeri onu hoşlanmadığı şeyi yapmaya zorluyorsa .
Kişilik çatışması: Kişiliklerin farklı olması pek çok alanda görüş ayrılığı ortaya çıkarmaktadır. Kişilikleri farklı olan kimselerin yaşam anlayışları, amaçları, sosyal ilişkileri, akrabalarla, arkadaşları ile ilişkileri farklı olduğundan sürekli bir anlaşmazlık söz konusudur. Örneğin eşlerden birinin bir amacı varken diğerinin bir amacı yoksa, birinin belli bir dünya görüşü varken ve buna göre yaşamayı isterken diğerinin böyle bir düşüncesi yoksa, biri kendine güvenliyken diğerinin kendine güveni yoksa ve sosyal ilişkileri zayıfsa .
Çocuk faktörü: Ne zaman çocuk sahibi olunacağı, kaç çocuk sahibi olunacağı ve çocuk yetiştirme, çocuklarla ilgili sorumlulukları yerine getirme konusunda eşler arasında anlaşmazlıklar sık görülen sorunlardır.
İş ve şehir yaşamı: İş yaşamı yoğun olan eşler birbirlerine ve çocuklarına yeterince vakit ayıramamaktadırlar.Bu nedenle eşler zamanla birbirlerinden uzaklaşmaktadırlar.Çocuklar yeterli ilgiyi görmediklerinden okul, arkadaş ve aile ortamlarında çeşitli sorunlar göstermektedirler.Anne çalışmıyor ve baba yoğun çalışıyorsa eşine ve çocuklarına yeterli zaman ayırma imkanı bulamamaktadır.Bu durumda ev ve çocukların sorumluluğu çoğunlukla anneye kalmaktadır.Anne bazen bu sorumluluklarla baş edememektedir.
Maddi durum: Maddi durumun kötü olması öncelikle çocukların beslenme ve eğitim durumunu etkilemektedir.Buna ilaveten eşler arasında sorumlulukların yerine getirilmesi konusunda sorunlar yaşanmaktadır.Bazı ailelerinde ekonomik problemleri olmamasına rağmen iş yoğunluğu nedeni ile çocuklarına vakit ayıramamaktadırlar.Baba çoğunlukla geç vakit gelmekte sabah erken gitmektedir.Hafta sonlarında bile çalışmaktadır. Eşine ve çocuklarına yeterli ilgiyi gösterememektedir.Hem anne hemde baba çalışıyorsa çocuklar dahada ilgisiz kalmaktadırlar.Hiçbir maddi sorunları olmamasına ve her istedikleri alınmasına rağmen doyumsuz ve mutsuz olmaktadırlar.
Geleceğe yönelik plan ve projeler: Eşlerin yaşam anlayışları farklı olduğunda glecek beklentileri ve planlarıda farklı olmaktadır. Gelecekle ilgili yapılacak işler, yapılacak maddi yatırımlar, çocukların hangi okullarda okuyacakları gibi konular sürekli tartışma konusu olmaktadır.
Çevre faktörü: Eşlerin anne babaları ve diğer akrabaların müdahaleleri eşler arasında ciddi anlaşmazlık ve kavgalara hatta boşanmalara sebep olmaktadır.Akrabalar ve diğer kimseler tarafında yapılan bazı dedikodular ve kışkırtmalarda ciddi sorunlara yol açabilmektedir.
Karşılaştırmalara dayalı sorunlar: Eşlerin eşlerinin mesleklerini, işlerini, kazandıkları parayı sosyal davranışlarını başka kimselerle karşılaştırıp birbirlerini suçlamalarıda anlaşmazlık konusu olmaktadır.Çocukların başka çocuklarla karşılaştırılmalarıda ayrı bir anlaşmazlık konusu olmaktadır.
Beklentilerin zaman ve şartlara bağlı olarak değişmesi: Eşlerin başlangıçtaki beklentileri ile sonraki beklentileri arasında farklılıkların olması olağandır.Önemli olan bu beklentilerin gerçekci olması ve eşlerin birbirlerini olduğu gibi kabul etmeleri, karşı tarafı beklentilerini karşılayamıyor diye suçlamamasıdır. Eşler birbirlerinden, şartları düşünmeden beklentilerde bulunur ve bu beklentilerinin karşılanmasını isterlerse çatışmalar başlamaktadır. Örneğin eşinin çok para kazanmasını bekleyen bir kimse bunun olmadığını görünce sürekli olarak bize zorluk çektiriyorsun diye eşini suçlarsa.
Uyumlu ve mükemmel ilişkinin tarifi nedir?
Uyumlu ve mükemmelin net bir tarifi yoktur.Uyumlu olmak için öncelikle eşlerin temel saydıkları bazı konularda birbirine yakın olmaları gerekir.Örneğin dışa dönük, konuşkan bir kimseyle, içe dönük, konuşmayı, sosyal aktiviteleri pek sevmeyen bir kimse arasındaki ilişki uyumlu bir ilişki değildir.Yani kendileri için önemli gördükleri konularda eşlerininde aynı veya yakın davranış biçimlerine sahip olması durumunda önemli sorunlar çıkmaz.Diğer konulardada birbirlerini anlamaları ve birbirlerinin farklılıklarını kabul edip saygı göstermeleri farklılıklarını birbirine baskı ile kabul ettirmeye çalışmamaları gerekir.
Bazen bir eş için önemli olan bir davranış diğer eş için önemli olmazsada, eşinin önemsediği davranış biçimine saygı gösterip, onun bu konudaki duygularını anlamaya çalışmalıdır.
KAYNAKÇA: http://ivillage.mynet.com/ask-ve-evlilik/930-evli ...mitstart=1
CEM HOŞGÖR...
|
 |
burakakça
15 yıl önce - Çrş 31 Ekm 2007, 19:01
Evlilik 2 kişi arasında olan bir yaşam anlaşmasıdır.Evlilik birbirleriyle anlaşan 2 kişi arasında olursa mutlu bir birliktelik yaşanır.Çiftlerin birbirleriyle uyum içinde olması gerekir.Birbirlerine saygılı olurlarsa o evlilik ölene dek mutlu bir şekilde sürer.
Ancak evlilik ciddiye alınması gereken bir olaydır.Doğru kişiyi seçmek çok önemlidir.
|
 |
ALİ ÖZER
15 yıl önce - Cum 15 Şub 2008, 01:18
Alyansı neden dördüncü parmağımıza takmalıyız?
( Çok ilginç deneyin )
Alyansı neden dördüncü parmağımıza takmalıyız?
Bunun, Çinliler’in anlattığı çok güzel ve inandırıcı bir açıklaması var...
Başparmak, anne-babanızı,
İşaret parmağı, kardeşlerinizi,
Orta parmak, sizi,
Dördüncü parmak (yani yüzük parmağı), hayat arkadaşınızı,
Ve serçe parmak, çocuklarınızı temsil eder.
İlk önce avuçlarınızı birbirine bakacak şekilde açın. Orta parmakları bükün ve sırt sırta birleştirin. Daha sonra kalan dört parmağınızı da şekildeki gibi açıp, uç uca getirin.
Şimdi, anne babanızı temsil eden başparmaklarını zı ayırmaya çalışın... Açılacaktır, çünkü anne babanız sizinle birlikte ömür boyu yaşamayacaktır. Er ya da geç onlardan ayrılmak zorundasınız.
Baş parmaklarınızı önceki gibi birleştirip, kardeşlerinizi temsil eden işaret parmaklarınızı ayırın. Onlar da ayrılacaktır, çünkü kardeşleriniz kendi ailelerini kurup, ayrı bir hayat seçer.
İşaret parmaklarınızı birleştirip, çocuklarınızı temsil eden serçe parmaklarınızı ayırın. Onlar da ayrılıcak, çünkü çocuklar da evlenir ve bir gün kendi hayatlarını kurar.
Son olarak serçe parmaklarınızı birleştirip, eşlerinizi temsil eden yüzük parmaklarınızı ayırmaya çalışın. Ayıramadığınızı görünce şaşıracaksınız. Çünkü karı-kocalar hayat boyu bir arada yaşarlar... İyi günde ve kötü günde..
Alıntı..Netten
|
 |
İSMAİL ÇELİK
15 yıl önce - Cum 15 Şub 2008, 11:15
Bu çok su götürecek bir tartışma.En başta kişilerin ne istediği çok mühim.Niye evlenmek istiyor,neler umuyor?Evliliğe hazıemı?Ailelerede burada vazife düşüyor?Maalesef birçok ana-baba iyiniyetine rağmen çocuklarının beklentilerini dikkate almıyor.Ekseriyetlede bu kızlar için zengin koca,erkekler için evde iyi iş görecek kız bulma arayışına gidiyor.Birde cemiyetimizde maalesef son zmanlarda yerleşen kızlarda aman sana kısmetmi yok kariyerine bak,oğlanlarda 30 una kadar yolu var veya afedersiniz önce hayatını yaşa(zamparalık) türünden düşüncelerde evlilikten insanları uzaklaştırıyor.Ben bizzat yaşadığım birkaç tecrübeyi anlatmak istiyorum,buda size misal verecektir.2003 senesinde askerden gelince haliyle bizde izdivaça niyetlendik.Annem illa memleketten istiyordu,bende istemiyordum arkadaşlardan gelen tavsiyeler ile bazı kızlarla tanışma ve görüşmelerim oldu.Birinde bana ilk sorulan soru ilk ilk ilk başka şey değil!!Oturacak evimiz varmı annenlemi oturacağız?Bak bak yav tamam bu soruda sorulur ama ilk soru bu ya!Siz ne düşünürdünüz?
Ben herşeyi açık söylerdim eğer bir süre arkadaşlık yapmak istiyorumdiyorsa onada vardım,yok ben ailemden habersiz iş yapmam diyorsa onada vardım biriyle daha görüştüm bana dendiğine göre istekli imiş evliliğe;övünmek gibi olmasın kız o kadar güzel değildi ben sırf refaransı iyi diye düşündüm ve o anki gözlemim olumlu idi,hiçbir cevapta yok ben anladım zaten sordum şöyle demiş hazır değilim,ya hazır olmayabilirsin biz kimseyi zorla almayacağız o zaman o gün o laflar neydi öyle?
Tip beklentimide açıkça söylerdim,birindede kimseyi hor görme değil bu ama yav insan yan yana getirir bu buna gider der hani hiç beğenmeyeceğim tarzda bir kız ,dediğim gibi aşağılama değil bu ?
Velhasıl kelam bir vesile ile yine İstanbul'da ikamet eden bir hemşehriden kız aldık,iyi birbirimizide beğendik.Bu defa nişanlı iken kayınpeder görüştürmüyor,haftada bir olacakmış!Biz nasıl tanıyacağız birbirimizi dedim,bende seyrek görüşmüştüm diyor!(25 sene önce)
Maalesef gösteriş merakı(bilhassa kız tarafında)bazı şeyleri bitiriyor bunuda bilin,maalesef bizde şu anlayış var sen eşinle iyi olsa gerisi fasa füse,hayır efendim evet eşinle iyi ol ama onun ana-bab ve akrabasında saygıda kusur etmeyeceksin.
Herşeyi dört dörtlük beklemeyeceksin,bütçene göre yaşayacaksın,sunabileceğin hayatı doğru söyleyip göstereceksin,analar-babalar nişanlı ikende damat adayınız ile kızınız görüşsünler serbestçe herşeyi konuşsunlar birbirlerine iyice ısınsınlar,çevreye ayıp olurmuş,yahu ne saçma şey nişan ne demek evlilik için ön aşama değilmi nesi ayıp olcak bunun?
Kız analarının olur olmaz heryere kızlarını çağırmaları(artık kızın kocada önce ona sorması lazım),oğlan analarının illede hizmet beklemeleri(bu normal ama abartıyorlar),bazı büyüklerin gençlerin gitttiği her yeri sorgulaması,kavga ettiklerinde büyüklerin kendi çocuğunun tarafını tutma hatası,çocuk oldumu isim kavgaları(bunuda daha çok kız anaları karıştırır illa dünür ismi olursa koydurtmamaya çalışır)ve burada konuşamayız bunları cinsi bilgi fakiri oluşumuz.
|
 |
Evren_i ebru
15 yıl önce - Cum 15 Şub 2008, 11:21
Evlilik doğru insan ile yapıldığında harika bir şey. Fakat doğru insanı seçmek gerçekten zor olabiliyor. Bir çok faktör sizin seçiminizi etkileyebiliyor. Özellikle aşk gözleri kör ettiği için ve çoğu insan da aşkın peşinden evlendiği için yanlış kararlar verebiliyor. Galiba birazcık da şansın payı var bu işte.
Evlilikte en önemli konu birbirine olan saygıyı yitirmemek ve karşınızdakini olduğu gibi kabullenebilmek bence. Sevgi de zaten var o zaman güzel günler sizleri bekliyor...
|
 |
Engin
15 yıl önce - Pts 18 Şub 2008, 22:12
kopyala yapıştırı hiç sevmem ama çok güzel bir söz gördüm. üstelik günün sözü kategorisinde olduğundan sabit bir linki de yok!
vikisöz'de günün sözü kısmında bugün bu başlığa çok yakışacak bir parça var...
http://tr.wikiquote.org/
| Alıntı: |
Almitra sözü aldı ve sordu:
— Peki üstad; evlilik nedir?
Cevap söyle geldi:
— Siz birliktelik için doğmuşsunuz. Ölüm meleğinin beyaz kanatları sizi ayırana kadar ayrılmayacaksınız.Allahın sessiz tanıklığında bile beraber olacaksınız, ama birlikteliğinizde mesafeler bırakın; bırakın ki, cennetin rüzgarları aranızda dansedebilsin...birbirinizi sevin ama, aşk tutsaklığı istemeyin.. bırakın aşk, ruhunuzun kıyılarına vuran dalgalar gibi olsun... birbirinizin bardağını doldurun ama aynı bardaktan içmeyin; ekmeğinizden verin birbirinize ama aynı somundan ısırmayın... birlikte şarkı söyleyin;lakin birbirinizi yalnız bırakmayı da bilin, sazın telleri de yalnızdır ve armoni içinde aynı melodiyi seslendirir... birbirinize kalbinizi verin ama karşılıklı kilitleyip saklamak için değil! sadece hayatın eli o kalbi saklar! birlikte durun, ama yapışmayın, tapınakların sütunları da bitişik değildir! ve unutmayın; meşe ile çınar birbirlerinin gölgesinde büyümezler...
- Halil Cibran
|
|
 |
sayfa 13  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|