1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Atilla DÜNDAR
17 yıl önce - Prş 20 Tem 2006, 13:34
Kurallarını iki kişinin koyduğu oyun (Evlilik)
Bu sitede daha önceden açılan başlıklarda ağırlıklı olarak yabancılarla evlilik konusunun işlenmesinin yanı sıra toplumumuzdaki evlilik kavramına kendi bakış açımızı ve toplumdaki evlilik değerinin ne olduğunu bilmemiz ve yetiştirdiğimiz nesillerin ileride bu kavramı nasıl sürdürecekleri konusunun tartışılması amacındayım.
Toplum olarak en sevdiğimiz, değer verdiğimiz, kutsal saydığımız ama yürütmemek için çaba harcadığımız, aile, sülale olmamıza basamak sayılan, neslimizin sürmesi için attığımız en anlamlı imza.
Günümüzde en büyük müessese sayılan evlilikte devamlılığı sağlayan en önemli unsur nedir?
Saygı ve Sevgi de karşılıklı anlayış mı?
Fedekarlık mı?
Karşılıklı ihtiyaçların karşılanması mı?
Çiftlerin birbirlerine üstünlük kurma hevesleri mi?
Sadakat ve Bağlılık mı?
Yoksa “Ben” yerine “Biz” diyebilmek mi?
Saygı ve Sevgi de anlayış sınırının ne olduğu önemlidir. Yoksa sadece evliliğin yürümesi için eşlerin birbirlerine karşı zoraki bir sevgi yada saygı beslemeleri mümkün değildir.
Evlilikte paylaşım önemlidir. Paylaşımda da fedakarlık. Ancak suistimali en kuvvetli seçenektir. Fedakar görünmek uğruna eşit hakları koruyamama sıkıntısını yaşama olasılığı ortaya çıkar.
Kadın evinin iç işlerinde hakim, kadınlık, temizlik, yemek ve çocuk bakımı yapmaya mecbur, erkek kadını tarafından her türlü ihtiyacının karşılandığı kurumunun tek hakimi mi olmalıdır. Böyle yazılmış senaryoların uygulandığı evlilikler de ne yazık ki ömür olarak kısa olmaktadır.
Erkek güçlüdür, kadın zayıftır. Erkek ekonomik yönden evinin hakimi olmalıdır. Erkek yaşça kadından daha büyük olmalıdır ki sözünü dinletebilsin. İşte bu saplantılarla kurulan evliliklerde üstünlük hevesi en kısa sürede adliye kapısında nihayet bulur.
Kadın ve erkeğin birbirlerine karşı en hassas oldukları, her zaman kafalarında soru işaretleriyle yaşamalarına sebep olan, evliliği içinden bir kurt gibi kemirerek çürüten en önemli unsur.
İşte evlilikleri, eşleri anca ölümün ayırdığı noktaya kadar götürebilen en önemli etken. Evlilik müessesesini ortaklaşa kuran çiftler artık tek düşünme tek hareket etme şansına sahip değillerdir. Bu oyuna iki kişi başlayıp giderek çoğalarak “BİZ” e dönüşmektedirler. Eğer bu kavram benimsenirse sorunlar da en aza iner.
Sevinçler, mutluluklar, üzüntüler, kazanılanlar ve kaybedilenler ile yaşanan bu oyunda yukarıda belirtilen başlıklar için yaşantımızın senaryosu ve kuralları ne olmalıdır?
|
 |
nagihandas
17 yıl önce - Prş 20 Tem 2006, 14:21
maalesef her gecen sene bosanma olaylarinin artisina tanik oluyoruz toplumca. su an ki aile yapisinin bozulmasinda bence en önemli sebep maddi imkanlarin gitgide zorlasmasidir. cünkü maddi sorunlar sevgiyi de,saygiyi da yitirir zamanla.aile icinde ne kadar seviyoruz saygi duyuyoruz desek te sorun maddiyat oldugunda belli bir zaman sonra bunlarda tükenir gider. bence aile kavramini yitirmeye basladigimiz son yillarda bunun en büyük nedeni gecim sikintisinin ve maddi yükümlülügün daha da artmasidir.(bütün bunlarda bir evliligin cöküsüne sebep olur.)
|
 |
Burhanettin Akbaş
17 yıl önce - Prş 20 Tem 2006, 14:23
Aslında kuralları iki kişi koysa mesele yok. O iki kişi, kuralların ikisi tarafından konacağını bilebilseler, işin sırrını çözecekler ama benim gördüğüm birçok evlilikte kurallar manzumesi var adeta. İnsanlar sınırlarını kendilerinin belirlediği bir hayatı değil, başkalarından aldıkları ve uymakla yükümlü hissettikleri kuralları yaşamaya kalkıyorlar. Daha açık gelirsem, annelerin babaların, eşin dostun ve komşuların kuralları da işin içine giriyor. İnsanlar, daha ziyade başkalarının belirlediği bir hayatı yaşamaya kalkıyorlar ve sonuç: hüsran. Boşanmaya kalkışanlar, sürekli kavga edenler, evliliği "zindan" zannedenler vs. vs. vs.
|
 |
Atilla DÜNDAR
17 yıl önce - Prş 20 Tem 2006, 14:34
Evliliklerin genelde sonu hüsranla bitmesindeki en büyük etken iki insanın kendi içerisindeki çelişkileri çıkmaza sokmasından kaynaklanmaktadır. Elbette buna ilave etken olarak çevre de eklenebilir. Ama bu çelişkileri bahsedilen gibi "Ben" yerine "Biz" olarak düşündüklerinde çıkmaza düşmekten daha çabuk kurtulmaları mümkündür.
Bu müessesenin komşulardan, aileler arasında yaşanan tatsız olaylardan etkilenmesinden ziyade iki kişi tarafından sahiplenmesinin önemi büyüktür.
|
 |
serkan
17 yıl önce - Prş 20 Tem 2006, 14:58
Bana ne zaman evlendiğimi sormayın, o kadar uzun süre oldu ki, kendimi bildim bileli evli gibiyim.
Bu konuyu Yahya Kemal'e sormuşlar, "evlenen de pişman, evlenmeyen de.." demiş.
Konfüçyus ise "evlenin, iyi bir seçimse mutlu olursunuz, kötüyse filozof..." demiş.
|
 |
recai
17 yıl önce - Prş 20 Tem 2006, 15:34
Evlilik müessesesi yaşatabilmek çok zordur evde ben sözü varsa , çok kolaydır biz sözü varsa karşındaki eşinle belirli dertlerini sevinçlerini,hayallerini paylaşırsan ve onunda paylaşmasına müsade edersen evlilikten güzel bir müessese olamaz ben bu sözlerime kefilim allahıma binlerce şükürki iyi bir evliliğim var.
|
 |
fatih kocaoglu
17 yıl önce - Prş 20 Tem 2006, 15:44
Burhanettin Üstad Çok doğru diyor
| Alıntı: |
| İnsanlar, daha ziyade başkalarının belirlediği bir hayatı yaşamaya kalkıyorlar ve sonuç: hüsran. Boşanmaya kalkışanlar, sürekli kavga edenler, evliliği "zindan" zannedenler vs. vs. vs. |
Burhanettin Ağabey mesajlarındaki sözlere en yakın örnek ise Bazı medya gruplarının dergilerinde ve hafta sonu eklerinde bazen okuduğum kadarı ile artık toplumda ''herşeyden önce idealleriniz diyerek'' bir kadın profili oluşturulmaya çalışılmaktadır...Burada Atilla Ağbey'inde bahsettiği gibi, Bağlılık ve Fedakârlık gibi kavramlarının yerini,malasef Acı çek unut gibi saçma sapan kavramlarla doldurulmaya çalışılmaktadır.
| Alıntı: |
| Yoksa “Ben” yerine “Biz” diyebilmek mi? |
Günümüzde Kutsal evlilik müessesesi bana göre anlamını yitirmektedir ve bazıları tarafından sürekli olarak bir oyun olarak bilinç altına itilmeye çalışılıyor.Sebebi ise Ben merkezli bir düşüncedir buna en yakın örnek ise ''Ya Ben ne Olacağım gibi yüzeysel bir mantıkdır''...Toplumumuzda sevebilmek,fedakarklık yapabilmek, en zor olan süreclere cesurca yürüyebilme hali malasef bana göre feminist anlayışa yenik düşmüştür.... Acaba Annleerimiz Babalarımız neden buna yenik düşmedi diyerek farklı şekillerde hep düşünürüm.
|
 |
Atilla DÜNDAR
17 yıl önce - Prş 20 Tem 2006, 15:58
| Alıntı: |
| Acaba Annleerimiz Babalarımız neden buna yenik düşmedi diyerek farklı şekillerde hep düşünürüm. |
Sevgili Fatih, çok isabetli bir noktaya değinmiş aslında. Eski kuşaklarda (anneanneler, dedeler ve onların anneleri ile dedeleri) eşler arasında hiç kavga gürültü olmuyor muydu? Elbetteki oluyordu. Ancak, şimdiki zamanda olduğu gibi pat diye soluğu mahkemede almıyorlardı da ondan. O dönemlerde sadece ben vardı. Bu ben de genellikle erkek tarafı olmaktaydı. Ama şimdilerde kadın ve erkek daha medeni bir kültür ve eğitim yapısına sahip duruma geldi.
İşte bu nedenle "Biz" kavramı daha önem kazandı. (Aslında bu kültür ve eğitim yapısı kadınlarımız açısından bakıldığında en büyük kazanç olmuştur)
|
 |
fatih kocaoglu
17 yıl önce - Prş 20 Tem 2006, 16:12
| Alıntı: |
| Ama şimdilerde kadın ve erkek daha medeni bir kültür ve eğitim yapısına sahip duruma geldi. |
Ülkemizde Evlilik üzerine yoğunlaşan,kültür yapısı bence %50 %60 oranlarda bize ait olmayan değerlerde bir yöne doğru gidiyor.
|
 |
serkan
17 yıl önce - Prş 20 Tem 2006, 16:14
Kısacası evlilik; paylaşımdır. (yani resimdeki gibi davranmamaktır)
(+)
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|