3 yıldır bu konuda araştırma yapıyorum, net araştırmalarımın yanında bayağı kitap aldım ve okudum, didik didik ettim, çok aydınlatıcı oldu, buna göre;
oğuzların bozok koluna bağlı 2. oğlu olan ayhanın oğlu döğer boyundan kaysar obasına bağlı mütevellizade sülalesinden geliyorum, bu tarz araştırmalarda insanlar genelde kendisini kayı boyuna bağlamayı tercih ediyor, kayı boyu lider vasfı olduğu için emrinde bir çok boydan insan var, dolayısıyla iyi araştırmak gerek, ben kayı boyundan değilim, kayı boyunun amcaoğlu olan döğer boyundanım, sembolüm de kartal
Arkadaşlar ben ailemizin soy kütüğünü 1800'lere kadar biliyorum (8 nesil). Babamın dedesi yüz yıl yaşadığı için (2002 de vefat etti) o da kendi babasından herşeyi yazdığı için bu kadarını biliyoruz. Bundan sonrasına nasıl ulaşabilirim bilgisi olan varsa benimle paylaşırsa çok memnun olurum.
Antalya serik'e bağlı Gebiz beldesi Macaristan'dan gelen Macarlar tarafından kurulduğu ve kurulmadan önce bu kişiler uzun süre gebze'de kaldığı için gebiz olarak kaydedildiği söylenir. köyün eski adı macar ve dedemin nüfuz cüzdanında hala macar yazıyor. köyde macar araştırmacılar tarafından dikilmiş bir anıt da var.
Tabi bence bu ne kadar doğru bilmiyorum insanlar kısa sürede bu kadar hızlı asimile olmaz. Çünkü dedem ve anneannemgil yörükmus yörüklügü çocukken birakmislar. macar olacak da sonra asimile olup yörük olacak da zor iş.
17. yy'da Macaristan'dan göç olup 1830'a kadar kocaeli gebze'de kalınmış sonra da Antalya gebiz'e göç edilmiş macar araştırmacıya göre
Tabi bence bu ne kadar doğru bilmiyorum insanlar kısa sürede bu kadar hızlı asimile olmaz. Çünkü dedem ve anneannemgil yörükmus yörüklügü çocukken birakmislar.
İnsanoğlu, güvenli yaşayabilmek için elinden geleni ardına komaz.
Hızlı asimile de olur, vs.
Tehdit olmadığı durumlarda konu daha farklı gelişir.
Ben, Ermeni azınlığın 1914 sonraları Kürt bölgelerinde, bilinçli olarak asimile olduklarına inanıyorum.
Atalarım, yaşadığım kente yerleştiğinde gerek öyle uygun gördükleri için, gerekse büyük kentte yaşama biçimine alışabilmek için, gerekse çevreye ters düşmemek adına, hızlı bir biçimde şehirlileşmişler, gördüm, biliyorum. Belki de kanlarında vardı kentsoyluluk, bilemem.
Sizin de dede ve anneannenizin yörüklüğü bıraktıktan sonraki durumları, tezinize en kuvvetli dayanak olacaktır.
Arkadaşlar ben ailemizin soy kütüğünü 1800'lere kadar biliyorum (8 nesil). Babamın dedesi yüz yıl yaşadığı için (2002 de vefat etti) o da kendi babasından herşeyi yazdığı için bu kadarını biliyoruz. Bundan sonrasına nasıl ulaşabilirim bilgisi olan varsa benimle paylaşırsa çok memnun olurum.
Nüfus Müdürlüğünüzle bir görüşseydiniz ...
Sonrası Osmanlı Nüfus arşivi olabilir bildiğim ...
Nüfustan Telefonla bilgi veriyorlar ben sormuştum ...
Kaç yılına kadar kütüğün geri gittiği hususunda .
Sizin de dede ve anneannenizin yörüklüğü bıraktıktan sonraki durumları, tezinize en kuvvetli dayanak olacaktır.
anlamadım da yörüklük zaten tüm Türkiye'de Cumhuriyet'ten sonra bırakılmaya başlandı insanlar tarıma yöneldi. Çiftçilikle falan uğraşıyorlar. Yazın yaylaya çıkarlar ama
Nüfus Müdürlüğünüzle bir görüşseydiniz ...
Sonrası Osmanlı Nüfus arşivi olabilir bildiğim ...
Nüfustan Telefonla bilgi veriyorlar ben sormuştum ...
Kaç yılına kadar kütüğün geri gittiği hususunda .
Ertugrul abi benim kutugum Istanbul Besiktasta Besiktas Nufus Mudurlugunde arsivleri var midir?
Babam Yenikoylu dedem Emirgan Boyacikoylu ailemin Berkin soyadinin geldigi tarafi kusaklardan beri Istanbulda yerlesik bir aile Osmanli Kayitlarina ulasabilirsem kesin bilgileri vardir.
anlamadım da yörüklük zaten tüm Türkiye'de Cumhuriyet'ten sonra bırakılmaya başlandı insanlar tarıma yöneldi. Çiftçilikle falan uğraşıyorlar. Yazın yaylaya çıkarlar ama
aslında cumhuriyetten önce de oluyordu. osmanlının yörükleri iskan teşebbüsleri var. cengiz orhonlunun bu konudaki kitaplarını okumanızı öneririm. ör. ben yörük bir sülaleden geliyorum ama köyümüz 16-17. yyda yerleşik düzene geçmiş, ahşap evler yapılmış, herkes bizim yörük olduğumuzu bilir ama artık istanbul doğma büyüme olduğumuz için unutulmuş, genlerimizden hiç çıkmamış bahar geldi şimdi bizimkiler hemen yaylaya çıktılar, nisan ayı dendi mi yörük yerinde duramaz hemen yukarılara koşar, ülkemizdeki seyahat alışkanlığının köklerinde bu gelenek vardır.
yukarıdaki mesajlarda bi arkadaşımız sivas şarkışla demiş, şarkışla aslında şark kışlağı olsa gerek yani kışlak, atalarımız kışın aşağılarda olur ve kışlak derdi bir de yazlak var, şark kışlağı demek doğudaki kışlan anlamında, belki batısı da vardır,