Osmanlı İmparatorluğunun dağılmaya başladığı günlerden beri bağımız kopmuş yaklaşık 100 yıldır iletişim kurulamamış sınırların dışında farklı ülkelerde uzun süre kaldığımız akrabamı burada buldum.Teşekkürler wowturkey.
Sanliurfa, Dedem 8 yasinda Tokat'a gelmis, onun babasi ise urfa dogumlu, tam olarak bilmiyorum ama hicbir baglantimiz kalmadi onlara, bir yanim Yozgat bir Yanim ise Urfa'ya dayaniyor...
Biz Türklerde secere geleneği pek olmamıştır. Secere geleneği daha çok Araplarda vardır. Türkmenler göçer, yarı göçer yaşadığı için atalarımızın kayıt tutacak ne kalemleri olmuş ne de defterleri.
Ben Türkmen kökenliyim. Osmanlı kayıtlarında Yörük olarak geçeriz. Dedeme kadar yarı göçer yaşamışız. Dedem dediysem bayağı eskidir. Yemende 7 yıl kalmış, sanıırm 1880-85 arasında doğmuş olmalı.
Hatay ili Dörtyol ilçesi Kuzuculu kasabasından 1700 yılların başında 3. göbekten dedem Osmaniye'nin bir köyüne gelip yerleşmiş. Köyümüz Bozdoğan aşiret köyü olarak bilinse de benim araştırmama göre biz Kınık boyundanız.
Çukurova bölgesinde Ceyhan nehri ile Gavurdağları arasında kalan bölgeye Kınık bölgesi deniyormuş. Şimdiki Toprakkale ile Erzin arasında Kınık kazası varmış. 1700'lü yıllarda iç kargaşa nedeniyle bu kaza dağılmış, bu kazaya bağlı 70 köy varmış. Çoğunluk Kınık boyu aşiretlerden ve obalardan oluşuyormuş.
Bizim obaya Dokuzoğlu deniyor . Şu an bu soy isimde; Dörtyol, Belen ve Kırıkhan'da bu soyadı taşıyan akrabalarımız vardır.
Bizim soyadımız farklı olsa da Dokuzoğlu aşiret mensuplarıylayla bu bağ gevşekte olsa sürmektedir.
Benim ise baba tarafım 4-5 nesil öncesinde Selanik - Yunanistan'da yaşıyorlarmış. Hatta Yunanistan'da yaşayan son dedemizin mesleği "bağcılık" olduğu için Soyadı Kanunu'ndan sonra soyadımız Bağcı olmuş.
Anneannemler Orta Asya'dan göçmüşler.Hatta bazen Tatarca konuşuyor.
Dedemin soyu ise ise Isparta - İslamköy'den Eskişehir'e gelmiş.
ben iskenderunda doğdum
6 nesildir bu topraklardayız
ama büyük dedem 21 mayıs 1864 sürgünüyle anadolya yerleştirilmişler
aslen adigeyim (çerkes)
yawtigh soyundan geliyorum
bir gün kafkasyaya gitmek isterim ama gezi ve bilgi amaçlı
çünkü Türkiyeyi uzun süreli terkedemem çünkü ülkemi çok seviyorum
zaten ATATÜRKte bu yüzden bu cümleyi söylemiştir
ne mutlu Türküm DİYENE
Bizim köyde soyağacımızı çıkaralım diye düşünmüşler. Biraz araştırdıktan sonra bakmışlar ki isimlerin sonu hep -yan, -yun halini alıyor. Ermeni çıkmaktan korkulduğu için soy ağacı çalışmaları yarım kalmış. Allah korusun! İyi ki yarım kalmış
özbekistan ovalrına hayat veren seyhun ve ceyhun ırmakları,o ovada yapılan pamuk tarımı adanadaki seyhan ve ceyhan üreğir ovası yani yüreğir köklerimizin oğuz boylarının 24 kolundan biri olan üregirler olduğunun kanıtıdır...YÜREĞİR – YÜREĞİR BOYU
Yazılımı ve söylemi üregir, üreğir, üreğil, yüregir, yüreğir, yüreğil diye değişebilen Yüreğir boyu, yirmidört Oğuz boyundandır. Sol kol, Üçoklara bağlıdır. Dağhan'ın Salur, Eymür, Alayund ve Yüreğir adlı dört oğlundan; Yüreğir'in adıyla anılır. Kuşu (Uç) kuşu, (sünukü) etten payı sol umacadır. Sol umaca, sağ kalça (sağrı) kısmıdır. İşareti üçok ve bir yaydır. Bu işaret aynı zamanda Oğuzlarda( Yabgu) işaretidir.
Kayı, Yazır, Avşar ve Yüreğir boyları Oğuz Yabguları çıkarmış boylardır. Yüreğir boyu üçok kolundan yabgu çıkaran tek boydur.. Aral gölüne dökülen Seyhun ve Ceyhun ırmaklarının arasındaki verimli bölge eskiden Yüreğir -Yüreğil diye anılırdı. İki nehir arası diye de anılan bu bölgeyeYüreğir-Yüreğil denilmesi,Yüreğir boyunun kışlağı olmasındandır.
Çukurova'da (Adana) Seyhan ve Ceyhan ırmakları yanyana akarlar. İkisinin arasındaki ovaya Yüreğir ovası denir. Yüreğir boyu, Seyhun ve Ceyhun ırmaklarının adlarını buraya getirmiştir. İki kırmağa Seyhan ve Ceyhan adlarını verip; arasında kalan ovaya Yüreğir ovası demişlerdir. Burası Yüreğir ve birlikte gelen Salur, Kınık ve Bayındır boylarının yurdudur. Bugün bu ova Yüreğir diye anılmaktadır. Yüreğir, Seyhan ve Ceyhan'ın adlarını Çukurova'ya taşıyanlar sonuçta Üçoklu Oğuz boylarıdır.Yüreğirler, Kınık, Bayındır ve Salur boylarıyla birlikte bölgeye on ikinci yy öncesinde gelmişler.Ramazan Bey Yüreğirlerin ve Üçokların başıdır.
Kırşehir/Kaman'ın bir kasabasındanım bizim kasabamız...150-200 yıl kadar önce G.Antep'ten göç etmişler...hatta 40-50 yıla kadar birbirlerine selam gönderirlermiş...ben ilk duyduğumda pek inanmamıştım ama konuşma şivelerimiz G.Antep le birbirine çok benzer kasabamızın...
Dedemin anlattığına ve bazı dağınık tarih bilgilerini toplayarak şunu diyebirim soyum hakkında;
Bizim yöre oldukça dağlık olduğundan daha çok hayvancılık yapanlar yerleşmiştir.Hatta şunu kesin biliyoruzki yörük aslımız.Kışlama yerimiz Antalya iken bugünkü Sütçüler/Isparta havarisine yaylaya çıkıyoruz.Sonunda bazıları temelli kalmış.Dedemin anlattığına göre köyümüzün kurucusu Çoban İsa keçi ile uğraştığından çorak olan bizim köye yerleşmiş,kardeşi Sarı Mehmet koyun işi yaptığından suya ihtiyaç duyacağından günümüzde Sarımehmetler denen köye yerleşmiş,bu arada bizim köyün adı Çobanisa,bir kardeşleride Çandır köyüne yerleşmiş.Dedemin sülale oalrak verdiği kuşağa bakarsak şahsi fikrim bizim köy yaklaşık 200 yıllık.
Diğer yandan Karaman tarafından bir kız kaçırma vakası olur.Çobana gönül veren ağa kızı kaçmıştır,onlarda Bucakdere(Kartaz)köyüne yerleşirler,sonra annane soyumda olur böylece.Onların konuşması bizim Sütçüler konuşmasına hiç benzemiyor.Bizim konuşmamızda bağlı olduğumuz Isparta'ya değil başta Serik ilçesi olmak üzere Antalya'ya benziyor.
Beydili adında bir köyde var bizim orada,oğuz boylarından birinin adı ve mavi gözlü olanı çoktur onların,kaynaklar Beydili boyunda mavi gözlülüğe işaret ediyorlar.
Diğer yandan Sütçüler ilçe merkezi halkı için 1827-1829 Rus Harbinde Horasan/Erzurum'dan gelip yerleşenler olduğunuda duydum.Tabi ne derece doğru bilemem.Annemde onların yaşlıları yakın zamana kadar değişik başörtü bağlardı diyor,sonra bir vesile için Ağrı'ya gidişte Erzurum'u gördüğünde annem aynı Sütçüler'in eski kadınlarının bağlaması gibi demişti.
Tip olarak esmer bir sülaleyiz,hafif çekik gözlülükte var.