Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Soy Ağacınız Nereye Uzanıyor?
123 ... 777879   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
sayfa 1
Burhanettin Akbaş

11 yıl önce - Cmt 08 Tem 2006, 11:44
Soy Ağacınız Nereye Uzanıyor?


Bizim insanımız, yaşadığımız acı tatlı olaylar neticesinde çok fazla göç etti. Aileler gerek tarihi olaylardan gerekse sosyal olaylardan dolayı farklı coğrafyalara taşınmak zorunda kaldı. Bazen bir yolculuk esnasında yanınızda oturan kişiyle böyle bir muhabbete girseniz, birçok insanımızın soy ağacıyla ilgili hikayesini dinlersiniz. Kimisi Rumeli'den, kimisi Kafkaslardan, kimisi Arap coğrafyasından, kimisi İran'dan bahisle hatırlayabildikleri kadarıyla anılarını anlatırlar. Kimileri de Türkiye coğrafyasını gözünüzün önüne getirerek yurdun bir tarafından bir başka tarafına göçtüklerini anlatırlar. İçlerinde biz Dulkadirliyiz, Karamanoğluyuz, Kozanoğluyuz, Türkmeniz, Yörüğüz, Avşarız, Bayat boyundanız gibi kendi aile köklerini daha derin araştıranlar da vardır. Ben inanıyorum ki insanlar bu yoğun tempodan vakit bulsalar, soy ağaçları ile ilgili bilgileri araştıracaklar, köklerine doğru gidecekler. Ben "soy ağacınız nereye uzanıyor" derken ailenizden duyduğunuz gerçek hikayelerinizi merak ediyorum.
Örneğin ben  kendi ailemle ilgili  biraz kafa yorup çalışanlardanım. Bizim obamız "taife-i Yörükan / yani Yörük'tür) ve adı da Sarımsaklı diye geçiyor Osmanlı kayıtlarında ve bu Sarımsaklı adını,  şifre gibi, gittikleri her yere taşıyorlar. Benim ailem bu obadandır ve Türkiye'nin değişik yerlerinde bu obanın adına rastladım: Sinop'ta bir mahalle Sarımsaklı adını taşıyor, Samsun'un Tekkeköy ilçesinin bir mahallesi bu adı taşıyor, Kahramanmaraş'ta Sarımsaklı dağları var, Kayseri'de Sarımsaklı suyu ve Sarımsaklı köyü var, Balıkesir'de Sarımsaklı var, Adana ili Karataş ilçesinin Sarımsaklı köyü var ve nihayet Paşaeli Sancağı (bugünkü Yunanistan) Serez İlinde Sarımsaklı köyü var. Cevdet Türkay'ın Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatler, (İstanbul, 1979) kitabına göre Türkiye'nin değişik yerlerine dağılan bu Sarımsaklı oymakları birbirine akraba gözüküyor. Ben üç yıl önce Yunanistan'a gidip Serez şehrindeki Sarımsaklı köyünü görmek istedim. Gittim, köyün adını değiştirip "Pendapolis" koymuşlar. Orada bir tane dahi Türk dönemine ait bir çeşme, bir mezar taşı, bir cami yoktu. Oradaki Türkler, tamamen Anadolu'ya göçmüş. Türkiye'nin hangi bölgesine göçtüklerini bilen kimse yok.


En son Burhanettin Akbaş tarafından Cmt 08 Tem 2006, 11:53 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Gökhan Gök

11 yıl önce - Cmt 08 Tem 2006, 11:53

Bizim aile Konyaya Aydindan göc ettigi söylenir ve Aydinada  Erzurumtarafindan geldikleri söylenir, ve simdide ayle kabilemizin yarisi Isvecde tam Göcebeyiz yani

mesutsuat
11 yıl önce - Cmt 08 Tem 2006, 11:58

Ben de bundan birkaç ay önce Nüfus İdaresine e-posta yoluyla sordum,bizim soy nerelere dayanıyor diye.Onlar da "Kütüğünüzün bağlı olduğu nüfus idaresine sorun,söylerler" dediler.Ben de uğraşmadım sonra...



42hakan42

11 yıl önce - Cmt 08 Tem 2006, 12:04

Birgün merak edip dedeme sormuştum;
- Dede, biz Konyalımıyız yoksa Konya'ya başka bir yerden mi geldik?
Dedem bana cevaben;
- Evladım, bizim sülalemiz Bağdat dolaylarında yaşayan Türkmenlere dayanır, oradan çok uzun yıllar önce (150-200 yıl önce) gelmişiz.
 Yani artık Konyalı olmuşuz. Çünkü 3-4 nesil geçmiş buraya göç edeli...


resitokumus

11 yıl önce - Cmt 08 Tem 2006, 12:26

Bir arkadaşım , "Sosyolojide  7 kuşak ötesine giden ırk olarak o millettendir." demişti.
Bende bundan yola çıkarak araştırmalarımı yaptım.Ama 6. kuşağa ulaşabildim.Onlarda Dağıstandan önce Gümüşhaneye oradanda Trabzona göç etmişler. Ben ise Konyada doğmakla birlikte şu an Kocaelide yaşıyorum.Yani Türkün en çok yaptığı şeyi GÖÇ etmeyi devam ettiriyorum.
En azından bu sosyolojik tanıma göre Oğlum 7. kuşaktan özbeöz TÜRK.
Saygıyla...


İzmirAli

11 yıl önce - Cmt 08 Tem 2006, 12:30
Bir taraf Girit, bir taraf Konya-Bozkır


Bir uç Girit'in güneyindeki Yerapetra kasabasına uzanıyor. Molla Hasanakiler diye geçerlermiş. 1896'da katliamdan kaçmışlar.
Öbür uç Konya'nın Bozkır ilçesinden Muğla Yeşilyurt'a 18. yüzyılda göçmüş (-müş şeklinde yazıyorum ama belgesi var).  Hacıömeroğulları ailesi diye bilinir.



m_emin
11 yıl önce - Cmt 08 Tem 2006, 13:24

Ankara'nın Beypazarı ilçesine bağlı "Kargı" köyünde 7 kuşak öncesine kadar dedelerimizi biliyorum, fakat daha öncesini bilemiyoruz. Köyün ismi (Kargı) adını taşıyan Anadolu'da pek çok yerleşim yeri bulunmakta. Yazarını hatırlamadığım"Türkiye'de Aşiretler, Cemaatler ve Oymaklar" isimli bir kitapta "Kargı" adını taşıyan bir Yörük aşiretinin bulunduğundan söz ediyor. Beypazarı Selçuklular tarafından fethedilince Kütahya civarından Yörük-Türkmenler Beypazarı ve civarına yerleştirilmiş, iskan edilmiş. Zaten bugün Beypazarı'ndaki halk kültürü, şive vb. Kütayha ile çok benzerdir. Bunun dışında "Kargı" adını taşıyan diğer yerler şunlardır:
Antalya/Alanya/Kargıcak
Çorum/Kargı/Kargı
Mersin/Erdemli/Kargıpınarı
Adıyaman/Besni/Kargılı
Ankara/Beypazarı/Kargı
Aydın/Çine/Kargı
Bolu/Dörtdivan/Kargıbayramlar
Burdur/Bucak/Kargı
Çankırı/Çerkeş/Kargı
Çorum/Mecitözü/Kargı
Çorum/Osmancık/Kargı
Çorum/Kargı
Kütahya/Tavşanlı/Kargılı
Mersin/Silifke/Kargıcak
Mersin/Tarsus/Kargılı
Muğla/Fethiye/Kargı
Muğla/Milas/Kargıcak
Ordu/Akkuş/Kargı
Samsun/Tekkeköy/Kargılı
Şanlıurfa/Bozova/Kargılı
Şanlıurfa/Merkez/Büyükkargılı
Giresun/Piraziz/Kargı
Kastamonu/Tosya/Kargı


Burhanettin Akbaş

11 yıl önce - Cmt 08 Tem 2006, 13:32

Derviş Bey,
Kargı adının Oğuz / Türkmen boylarından "Kargı(n)" / "Karkı(n)" boyu ile bir ilgisi gözüküyor.


m_emin
11 yıl önce - Cmt 08 Tem 2006, 13:44

Burhanettin Bey,
Dediğiniz gibi Kargı isminin Oğuz boylarından Kargı(n) ile ilgisi de olabilir, sadece Ankara'da Kargın ismini taşıyan 4 tane köy var.
Bunların haricinde Azerbaycan'da ve Türkmenistan'da da "Kargın" adında köyler mevcut.

Aşağıdaki adreste bütün dünyadaki mezralara kadar tüm yerleşim birimlerinin isimleri ve kısa bilgiler bulunuyor. Ayrıca ilgilenenler için özellikle Balkanlar'da değiştirilen Türkçe yer adlarının yenileri ve eskileri bir arada verilmiş.

http://www.fallingrain.com/world/


HAKAN T. DULKADİROĞLU
11 yıl önce - Cmt 08 Tem 2006, 15:15

Merhabalar

Burhaneddin Bey'in açtığı bu başlık önemsiz gibi görünen ama o kadar önemli bir konudur ki kökünden aldığı güçle beslenen biz Türk insanını ayakta tutan en değerli hazinedir geçmişi.

İstanbul da doğup İstanbul da büyüyen eğitimci ve aydın son derece kültürlü bir babanın evladı olarak öz değerlerime ve köküme bağlı bir evlat olarak yetiştirildim.
Daima Anadoluluk Şuuru zihnimde idi.

Ailemin tarihi serüvenine şöyle bir göz atalım isterseniz.

Anadolu da Selçuklu Devleti nin parçalanma döneminde Horasan dan Selçuklular için mücadele vermiş, komutanlıklarını yapıp yararlıklar göstermiş Türkmen Beyleri Suriye, Halep, Şam taraflarından bugünkü Türkiye'ye geçiş yapmaya başladılar. 1300 lerin başındaki bu geçiş Horasani Halil Türkmen'in yaşlılığına rastlayan bir dönemdir. Şu anki Maraş dolaylarına geldiklerinde Halil Türkmen'in oğlu Hasan Dulkadir Bey son derece güçlü, savaşçı, akıllı ve heybetli bir Bey olarak Türkmen boyları ve aşiretleri arasında dahada öne çıkar. Kendisi ailesi ve diğer Türkmen leri yanında toplayarak dahada güçlenen Hasan Dulkadir Bey Ermeni Prensini yener. Bölgede hızla güçlenen Dulkadir Bey ve ailesi 1337 yılında tam anlamı ile Beylik-Devlet olarak tarih sahnesindeki yerini alır.

Bu zamandan sonra Dulkadir Bey den ötürü Dulkadirliler Dulkadiroğulları diye anıldılar.
Osmanlılar'ın da büyüme döneminde, Dulkadiroğulları askerleri ile Şehzadelere ve Sultanlara desteklerini esirgemediler. Dulkadiroğulları bilindiği gibi Oğuz Han Oğlu Günhan evladı Bayat boyundandır. Günhan ın diğer oğullarından biride Osmanlıların ait olduğu Kayı boyudur. Yani Osmanoğulları, Dulkadiroğullarının amcazedeleridir. Elbette Osmanlı'ya gelişme döneminde verilen destekler sadece amcazadeleri olmalarından değil aynı zamanda Osmanlı Padişahlarının eşlerinin ve annelerinin bir çoğunun Dulkadiroğlu Hanedanı ailesinden olmasıdır. Yani Dulkadiroğulları, Osmanoğulları ile akrabalıklarını saraya kız gelin ederek ve alarak da karşılıklı olarak pekiştirmişlerdir.
Osmanlıların Yükseliş dönemindeki Padişahların eşleri ve anneleri çoğunlukla Dulkadiroğlu kızlarıdır.

Bu sebeple Yavuz Sultan Selim'in annesi Gülbahar Ayşe Sultanda Dedemiz Dulkadiroğlu Alaüddevle Bey'in kızıdır.
Yavuz Sultan Selim Devleşen bir İmparatorlukta son kalan Dedesinin ve dayılarının Beyliğini'de noktalayarak büyümesini devam ettirmek istiyordu.

Bu yöndede yapılan büyük savaşta Yavuz un yanında yer alan Alaüddevle Bey in kardeşi Şahsuvar Bey in oğlu Ali Bey savaş öncesi bir konuşma yaparak amcasının yanındaki Dulkadir Beyleri nin ve askerlerinin önemli bir kısmının yanına geçmesini sağlamıştı. Bu savaş ile yenilen Dulkadiroğlu Alaüddevle Bey ve Beyliği üstünde Osmanlının hakimiyeti kurulmuş oluyordu.

Bu savaş ardından hayatta kalan Dulkadiroğlu Alaüddevle Bey in oğlu Şahrun Bey'in Mehmet ve Ali isimlerindeki oğlu İran tarafına doğru kaçıp Şah İsmail'e sığınmak zorunda kalır. Şah İsmail de bunlara çokca saygı gösterip kendi devletinde önemli yerlerde Sancak Beylikleri yani Han lık verir. Ama sonraları bunlar kendileri sünni olması Şah İsmail in Şii olmasından dolayı oraya ısınamayarak Kanuniye müracaat edip geri dönmek için izin alıp döneceklerdir.

Dulkadir Beyliği nin hüküm sürdüğü iller ve bölgeler Dulkadiriye (Zülkadriye) Eyaleti olarak adlandırılarak Dulkadiroğlu Şahsuvar Bey'in oğlu Osmanlı nın ve Yavuz Sultan Selim'in en sadık Paşası Ali Bey e verilir. Ali Bey Yavuz'un, Mercidabık, Ridaniye ve Mısır Seferlerinde en büyük başarıları göstermiş bir Komutanı ve Paşasıdır. Lakin  Dulkadiroğlu Ali Bey bu büyük başarılarının ödülünü Yavuz vefat edip yerine oğlu Kanuni Sultan Süleyman geçtiğinde devşirme bir Paşa olan Ferhad Paşa tarafından haince mert olmayan bir şekilde pusuya düşürülüp öldürülerek ödeyecektir. Nitekim bir sefer esnasında olan Kanuni yi kışkırtıp iftira ile Yavuz'a yaklaşıp "Sultanım derler ki Dulkadir Beyi Ali Bey Maraş ve ahalisinde halka zulüm edermiş. Bir elçi heyeti gönderip yerinde olayı teftiş ettirelim" bu fitne ve yalan dolu kışkırtmadan sonra cevaz alan hain Ferhad Paşa kendi gibi tehdit edici ve kışkırtıcı bir heyeti Maraş'a yollar.

Maraş'a varan heyet Ali Bey i rencide edici sözler kullanıp provake edici tavırlara girince. O yurtların beyi olan Dulkadir Bey'i çok sinirlenip kızar ve o kişileri bizzat kendi öldürür.

Bu olay hain Hırvat devşirmesi Ferhad Paşa nın ekmeğine yağ sürer. Kanuni'ye binbir yalan söyleyerek Ali Bey i katletmek için izin alır.

Hemen Maraş'a bir yazı yazarak Şah ismail e önemli bir sefer daha yapılacağını ve kendisinin ailesi ile Tokat'a gelmesini ister. Maraş'ta kalan Dulkadir Beyleri, Ali Bey'i bu işte bir tuhaflık olduğunu hissederek uyarırlar. Ama Ali Bey "Benim Osmanlı ile alıp veremediğim nedir ki böyle dersiniz ? Onca yararlarımız olmuştur. Bişey olmaz der" Ve evlatlarının bir kısmını yanına alır Tokat a varır. Orda hain Ferhat Paşa Ali Bey'e çok büyük hürmet gösterip adına ziyafet verir ve yemek esnasında iken ansızın kendi adamlarını Ali Bey ve evlatlarına saldırdıp elleri yemekte iken kılıçtan geçirerek haince öldürtür.

Bu saatten sonra Kanuni haberi alınca çok fazla üzülür ama Ferhat Haininin oyununa gelmiştir bir kere. Ferhad Paşa'nın bir başka hainliğini de gören Kanuni onu asarak öldürtür.

Şimdi gelelim, Dulkadiroğlu Alaüddevle Bey'in oğlu Şahruh Bey'in Kanuni'den izin alıp geri dönen oğullları Mehmet Han ve Ali Mirza Bey'e.

Kanuni bu Dulkadir Beylerini Maraş'a göndermezki, yeniden güçlenip Beyliklerini güçlendirmesinler. Zaten babası Yavuz'da buna önlem olarak Dulkadir Beyleri nin bir çoğunu Maraş'tan yeni fethedilmiş olan topraklara göndermiş bir anlamda Sürgünün düğmesine basmıştır.

Dulkadiroğlu Mehmet Han ve kardeşi Ali Mirza Bey başka yerlerde değerlendirilecek ve yerleştirilecektir.

Erzurum ve Çevre bölgeleri (İlleri) kapsayan bir Beylerbeylik oluşturularak ilk Beylerbeyi Dulkadiroğlu Mehmed Han atanır. Kardeşi Ali Mirza Bey'de Pasinler ve Avnik Sancak Beyi olarak görevlendirilir.
Mehmet Han daha sonra Şah İsmail'in tehdit edici akınlarından ve fitnesinden dolayı Niğbolu Sancak Beyi olarak görev verilip sorun olmadan çözülür.
Dulkadiroğlu Ali Mirza Bey'in evlatlarından Karahan Bey'de Köstendil Sancak Beyi olur. Karahan Bey'in oğu Cafer Bey'de Çorum Sancak Beyi olur.

İşte bu Cafer Bey farklı Sancaklarda Sancak Beyliği yaptıktan sonra yaşlılığında emekli olunca Kayseri'de Sancak Beyi olarak görev yapan oğlu DULKADİROĞLU DAVUT BEY'in yanına Kayseri'ye gelir. Yıl 1591-1592 bundan bir kaç yıl sonrada. Oğlu Davut Bey'in yanında 1600 e doğru vefat eder.

Maraş'a bir daha dönemeyen ve Osmanlı'nın Beylerbeyilik ve Sancak Beyliği gibi önemli görevler vererek Maraş'tan uzaklaştırmak adına sürgünlerine maruz kalan diğer Beyler gibi Cafer Bey'de babası ve büyük dedeleri gibi Maraş dışında vefat eder.

Ve oğlu Davut Bey'de Kayseri Sancak Beyliği görevini tamamladıktan sonra kendisine HAS olarak verilen bu günkü Tomarza, Bünyan, Pınarbaşı'nı içine alan bölge olan Zamantı Bölgesine gelir. Bir müddet burda beğeneceği yer bakar.  Sonra yine düşünüp Maraş'a dönmek en azından kendisi Maraş'ta yaşayıp orda vefat etmek ister. Maraş'a ailesi ile gider, ama o zamanki Maraş ve Saray yönetimi önceki dedeleri gibi oraya yerleşmesini kuvvetlenirler diye istemez. Çünkü Osmanlı Dulkadiroğlu Hanedanı Beyleri'ni başka yerlere iskan ederken Maraş'ta da elbette aileden kalan Beyler olmuştu.

Dulkadiroğlu Davut Bey mecbur kalarak kendisine HAS olarak verilen Zamantı daki hisselerinin olduğu bölgeye döner. Bir kaç yere ailesi ve yanındaki işçi aileler ile konar en son bugün Tomarza İlçesine bağlı olan eski adı Güllü Viran yeni adı Gülveren olan Köyü nü beğenir ve buraya yerleşir. Bu bölge Zamantı Bölgesi Maraş'a yakındır en azından hasretini bu şekilde giderecektir. Dulkadiroğlu Davut Bey'in oğullarıda Osmanlı Sarayınca Dulkadiroğlu Hanedanından olmaları sebebi ile Zamantı Alaybeyi ünvanları ile görevlendirilirler ve babadan oğula bu görev Cumhuriyete yakın zamana kadar sürer.

Diğer illere gönderilmiş olan Dulkadiroğlu Hanedanı ile de yakın akrabalıkları bulunmaktadır. Hatta hem Kırşehir Dulkadirli de yaşayan Dulkadiroğulları hemde Kayseri Tomarza Gülveren'de yaşayan Dulkadiroğulları aile içindeki bilgilere göre kardeşlik bağları vardır ve bir taraf diğerinden ayrılarak oldukları yere yerleşmişlerdir.

Dulkadiroğlu Davut bey'in şöhretinden dolayı Tomarza'nın üç köyünde yaşayan Dulkadiroğlu ailesi Davutlu'lar olarak anılmışlardır. Ailede babadan oğula geçen Alaybeyi'lik görevi neticesinde bir kol Alaybeyler Isbaa'lar (Sipahiler) olarakta tanınmaktadır.
Gülveren ana köy olmak üzere Gülveren'den Harsa (Güzelsu) ve Bel Köyü'ne Bey dedelerimiz evlatlarını yollamış ve orda yerleştirmişlerdir.

Aile içinde bulunan seceremizde soyumuza bağlılığımızın bir göstergesidir.

Ben burdan Burhaneddin Bey'e bu tür alanlarda verdiği gayretlerden ötürü bir kez daha teşekkür ediyorum.



En son HAKAN T. DULKADİROĞLU tarafından Cmt 08 Tem 2006, 15:32 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


sayfa 1
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
123 ... 777879   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET