1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 19  |
 |
GÜVENLİK
12 yıl önce - Sal 12 Ekm 2010, 03:16
| Alıntı: |
| Şuna inanmanızı isterim ki, onların şalvarlarını, başörtülerini, çarşaflarını, farklı kültür değerlerini Avrupalılar Türkiye'de yaşayanlar kadar kadar yadırgamıyor. |
işte bu yazınıza katıldım. bir yakınımız bundan 10-15 yıl önce avusturyaya gitti ve bir kaç yıl sonra geldiklerinde erkek 1 karış sakallı ve hanımı çarşaflı geldi. tabi ki ilk geldiklerinde yadırgandılar ama zamanla alışıldılar. ben kendileri ile konuştum, avusturyada ibadetlerini çok rahat yapıyorlarmış, bu halde kimse kendilerini yadırgamıyormuş. gerçekten orada yaşayan insanları tebrik etmek lazım.
|
 |
GÜVENLİK
12 yıl önce - Sal 12 Ekm 2010, 03:59
| Alıntı: |
Affınıza sığınarak şu cümleye de bir açiklık getirmek istiyorum.
Bende cennet vatanımda yaşamayı yeğlerim ancak bazı sebeplerden dolayı bu mümkün olmuyor maalesef.
Annem-babam zamanında buraya gelmişler,dile kolay 37 yıl olmuş ve ben burada dünya ya gelip büyümüşüm.Ben istemezmiydim vatanımda yaşamak ? >Simdi gel geri diyeceksiniz belki ama oda mümkün olmuyor bazen.Burada bir ortam kurmuşuz,işimiz burda,ailemiz burda,Türkiye de ben şahsen şu an yerleşsem yapamam,yaşayamam.Yol bilmem yordam bilmem,en önemlisi hemen bir iş bulup ailemi geçindiremem.
Onun için diyorum ki,bu yaşamı ben (bizler) seçmedik,bazen büyük konuşmamak lazım,herkesin başına geliverir bir gün... |
estağfurullah ne affı, ben sadece kendi düşüncemi yazdım. bir zamanlar benimde nerdeyse ayağım kayıyordu gurbete, ama hakkımızda böyle hayırlıymışki 2 seçenekten birinciyi seçip ülkemde kaldım. o zamanlar karşı tarafa da çok kızmıştım gelmek istemeyişine. ama şimdi anlıyorum ki onunda hayatı orada geçmişti ve kopamıyordu. ailesi işi ve okulu vardı. ama benimde ailem, işim vede canım memleketim vardı. kopamadım. her neyse, ben şimdi mutluyum inşallah oda mutludur.
|
 |
Bay Bülent
12 yıl önce - Sal 12 Ekm 2010, 04:13
Neyse uzatmama gerek yok,biraz da bizi (alamancı) anlatan bir şarkı ile herkese iyi geceler dilerim
| Alıntı: |
Destanimin adi bir Savasci,
Gurbetin Elinde bir Yabanci,
Memlekete giden bir Almanci,
Zor be Baba, Sor bi Bana.
Kimseden bize bir Hayir yok,
Yinede Insana Saygimiz Cok,
He Sükür Allahima, Karnimiz tok,
Zor be Baba, Sor bi Bana. |
http://www.youclubvideo.com/video/117507/sido-fea ...or-bi-bana
|
 |
Bekir Kurt
12 yıl önce - Sal 12 Ekm 2010, 09:48
| Alıntı: |
...ama genelde bu görgüsüzlük ve olmamışlık hakim bu tür soydaşlara
neden olarak zaten orada yaşamalarının nedeni para olduğundan çoğunun derdi kendini geliştirmek okumak iyi yerlere gelmek ülkesine dönüp yada geldiğinde ülkesine yararlı olmak falan olmadığından diye düşünüyorum... |
Bazı arkadaşlarımızın yurtdışında yaşayan Türklere bakışı beni gerçekten hayal kırıklığına uğrattı. Kendi kendime sormadan da edemiyorum, acaba biz uzaydan falan mı geldik ?
1- Ömrünün büyük bir bölümünü yurtdışında yaşamış bir kişiden, yaşadığı şehrin dışına çıkmamış bir insan gibi hareket etmesini beklemek, ne kadar gerçekçi olur ? Elbette anormallikler vardır ve olacaktır. Bazı şeylere abartırsanız, insanların hoşgörü sınırını aşarsınız ve tepki görürsünüz. Yurtdışında çalıştığı ülkeden memleketine giden ve orada anormallikler sunan kişi ve kişilere karşı gösterilen tepkiye bir sözüm yok. Ama hala genelleme yapıp, kendi insanını dışlamaya çalışan dünyada bir millet varsa, o da bizleriz galiba...
2- Bir devlet, eğer sosyal bir devlet ise, vatandaşlarına iş imkanlarıda vermek zorundadır. 60lı yıllarda olmayan bu imkanlardan dolayı milyonlarca Türk, ekseriyette vasıfsız işçi olarak, yoğunluk Batı Avrupa olmak üzere dünyanın 4 bir yanına dağıldı.
Meseleyi para kazanmaya indirgemek, olaya basit bir bakış açısıdır. Bir şirket kurarsınız, ana gayeleri arasında para kazanmak en öncelikli amaç olur. Bir yere girer çalışmaya başlarsınız, temel gaye eve ekmek götürmektir, istikbalinizi kurtarmaktır ve hatta çoluğunuza çocuğunuza iyi bir gelecek hazırlamaktır. Bunları birbirinden iyi ayırmak gerek.
3. Neden derdimiz kendimizi geliştirmek değildir ? Bu tamamen önyargıdır. Bazı şeyleri bilmeden, araştırmadan suni zan ile iddia etmek, bize özgü bir meziyet olsa gerek !
Lütfen biraz araştıralım. İnternet ortamı buna çok müsait. Mesela bu konular hakkında devamlı araştırma yapan bir Prof. Dr. Faruk Şen ve Türkiye Araştırmalar Enstitüsü var. Bir tık ötede...
Almanya'da yaşadığım için Almanya'dan örnekler sunayım: Alman parlementolarında Türk asıllı milletvekilleri, parti başkanları, eyalet ve belediye meclislerinde haddinden fazla vekil vs var. Sporda tartışılan ve bugün dünyanın en büyük futbol kulübünde oynayan bir isim var ve bunun gibi niceleri var. İş alemine gelince burada irili ufaklı sayısız işyerlerimiz var.
Bizzat kendim buraya bir gurbetçi çocuğu olarak gelmiş, üniversite tahsili ve neticesinde gıda endüstrisinde üst düzey yöneticilik yapmış bir kişiyim. 15 yıldır Londra'dan Sofya'ya, Kopenhag'dan Zürich'e kadar olan bir alanda serbest olarak çalışıyorum. Bir kaç tanınmış gıda devine Avrupa'ya ihracat konusunda konseptler ve hatta Türkiye-AB Gümrük Birliği Anlaşması'na iştigal ettiğim branş üzerine rapor sunmuş kişiyim. Ayrıca Türkiye'de kurulu bir Türk şirketinin Avrupa danışmanıyım. Gayemiz ülkemize faydalı olmak değil, he... Buna sadece üzülerek gülmeye çalışıyorum.
Kusura bakmayın ama, biz burada yaşıyoruz, fakat her gün Türkiye'deyiz ve ülkemizi ve insanımızı çok seviyoruz. Geçen cuma günü Berlin Olimpiyat Stadı'nda Türk Milli Takımı'nı görmek için 400-500 km mesafe kat edip maça giden, Türkiye'nin kazanması için tribünde varını yoğunu ortaya koyan 40 küsür bin Türk seyirci Milli Takım ile beraber gelmedi herhalde. Bir başkadır içimizdeki Türkiye sevgisi. Bu sevgi ve fedakarlık nereden geliyor ? Bunu anlıyabilmek için yaşamak gerek...
Gelelim burada eğitim gören gençlerimize. 1985 yılında burada üniversiteye başladığımda, o üniveristede 70 tane Türk öğrenci vardı. 4,5 yıl sonra mezun olduğumda bu sayı 350 idi. Şimdi ise 1000 in üzerinde. Olay diğer Alman üniversitlerinde de farklı değil. Bizzat kendi çocuğum ve hatta sitemizde üye olan bir kaç kişi Alman üniversitelerinde tahsil görüyor.
Yurtdışındaki insanımızın Türk ekonomisine katkısı noktasına da bir değinmek istiyorum. Ekonomimizin zayıf olduğu yıllar, buralarda yaşayan insanlarımızın Türk ekonomisine döviz, mal mülk yatırımı dolayısı ile katkısını inkar edecek olan var mı ?
Keza Türk Hava Yolları'nın doluluk oranlarının yurtdışındaki Türk insanı ile bir orantısı var mı ? Yine Türkiye'den ihraç edilen bir çok kalemin yurtdışında yaşayan Türkler için mi yoksa Hans için mi gönderildiğini bilen var mı ?
Türkiye'den et ve et ürünleri ihracatı hukuken mümkün olmadığından, burada bir et sektörü (döner) doğdu. Bugün bu sektör Almanya'daki Amerikan menşeli fast food zincirlerin hepsinin cirosunu geçti ve ayrıca Türklerin pek yaşamadığı İspanya ve İtalya'da yoğun bir şekilde piyasaya girdi. Bu ürünün adı Yunan Gyros'u değil, Türk Döner'idir. İşte sana Türkiye tanıtımı, hemde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kasasından bir tek metelik çıkmadan. Bu konuda başka söze gerek var mı?
Arkadaşlarımız, şalvarlı sakallı kişilerden de bahsetmişler. Bunlar sadece yurtdışında yaşayan Türkler mi ? Bu tür insanları Anadolu'nun her köşesinde ve İstanbul'un bir çok ilçesinde görmek mümkün. Bunun garipsenecek yanı ne ?
Birde Türklük kimsenin tekelinde değildir. Kendisini Türk hisseden ve Türk olarak yaşayan herkes Türktür. Bunun ne pasaportla nede yaşanan ülkeyle bir bağlantısı yoktur. Bir Alman kendisini neden Türk olarak hisseder ve Türk olarak yaşamak ister ki ? Kendi insanımıza sahip çıkmıyorsak ve onlara ayrımcı bir gözle yaklaşabiliyorsak, Türklüğe ve Türkiye'ye katkımız nedir ?
Bugüne kadarki yaşantımın yüzde 70 ini yurtdışında geçirmiş biri olarak, arkadaşlarımızın önyargılı değil, daha araştırmacı bir kimlikle olaylara yaklaşmalarını dilerim.
|
 |
Resat Kanburoglu
12 yıl önce - Sal 12 Ekm 2010, 11:34
Evet, bir gün Türkiye'ye dönersem.Türkiye değil, İstanbul sınılarının dışına bile çıkmam!!!
|
 |
Volkan Cordan
12 yıl önce - Sal 12 Ekm 2010, 13:51
Bekir beyin yazdıklarını altına imzamı atarım.
| Alıntı: |
| Ama hala genelleme yapıp, kendi insanını dışlamaya çalışan dünyada bir millet varsa, o da bizleriz galiba... |
Yalnız şu konuda var, acaba gerçekten "genelleme" mi yapıyoruz. Yoksa bazı olumlu gelişmeler olmakla beraber (yeni filizlenen), genel durum aslında vahim değil mi?
Ben de Bekir bey gibi sıklıkla Avrupa`ya yurt dışı seyahatlarına çıkarım. Bu bağlamda Atatürk havalimanı artık ikinci bir ofis gibi oldu bizim için.
Arkadaşlar ile kalkış saatini caf-caflı "Business Lounge" larda bekleyeceğimize, kendimizce bir sportif yarışma geliştirdik: Yolcu profiline göre (bekleme salonlarında), uçağın nereye gideceğini tahmin etme yarışması.
Üzülerek belirtmekte fayda var, Türk nüfusun yoğun olduğu destinasyonlar hemen (olumsuz sekilde) göze batıyor. Sadece kılık kıyafetten yola çıkarak bir değerlendirme yapmak doğru değil elbette, ama maalesef dünyada daima "ilk intiba" önemli ve bunun başlıca kriteri optik görünüm.
Bir örnek:
Gözüme bir grup çarptı: renkli şalvarlar, etekler, kolların ikisi de altın bilezik dolu. Erkekler kasketli, siyah ayakkabı ve beyaz çorap. Bu grup boarding öncesi oturmuş, sayıca fazla el bagajlarindan salkım salkım üzüm çıkartıp yiyor, pideler elle porsyonlanıp dağıtılıyor. Gayet neşeli ve yüksek sesli bir anadolu pikniki havası var. Dikkatimi çekti, ellerinde boarding kartları dışında da alman pasaportları var.
Ne yalan söyliyeyim, beni bir Türk olarak o görüntüler pek hoşnut etmedi. Etraftaki aynı uçağın Alman yolcuların yüz ifadelerini görünce, insan biraz daha geriliyor. Gerisini siz düşünün.
Bu sadece bir örnek.
Siz de bir dahaki seyahatinizde bir göz atın. Gerçekte yolcu profilinden, uçağın hangi "sorunlu" ülkeye gideceğini tahmin etmek zor değil.
Dublin, Oslo, Zagreb, Barcelona, Varşova, Milano, Porto gibi ülkelere uçan Türkler ve Frankfurt, Paris, Köln, Amsterdam, Zürih, Brüksel vs. uçan Türk yolcu profilinde ciddi farklar var.
Zaten "sorunlu" destinasyonlar sorusunun cevabı da burda saklı. Sonuçta "görünüm", ilk initiba ve önyargı demek.
Maalesef toplum,millet ve de devlet olarak daha atmamız gereken çok adımlar var. Bekir beyin söz ettiği olumlu gelişmeler (eğitim, üniversite, işveren konumu vs.) önemli bir ilk adımlardır, ama henüz yetersiz bir seviyededir.
Selamlar
Not: Verdiğim örnekteki THY uçağı daha sonra tüm yolcu ve kalan üzüm, pide ve altın bilezikler ile Düsseldorf (Almanya`ya) uçtu.
|
 |
Bekir Kurt
12 yıl önce - Sal 12 Ekm 2010, 14:16
| Alıntı: |
Gözüme bir grup çarptı: renkli şalvarlar, etekler, kolların ikisi de altın bilezik dolu. Erkekler kasketli, siyah ayakkabı ve beyaz çorap. Bu grup boarding öncesi oturmuş, sayıca fazla el bagajlarindan salkım salkım üzüm çıkartıp yiyor, pideler elle porsyonlanıp dağıtılıyor. Gayet neşeli ve yüksek sesli bir anadolu pikniki havası var. Dikkatimi çekti, ellerinde boarding kartları dışında da alman pasaportları var.
|
Bu tür manzaraları ben, bırak Istanbul Atatürk'te Frankfurt Havalimanı'nda dahi görüyorum. Burada sormamız gereken soru şu: Aynı olayı bir Gaziantep, Elazığ, Adana vb bir havalimanında görmek mümkün değil midir ?
Bir nevi otogar görüntüsüne havaalanında rastlamak biz Avrupa'da yaşayanlara garip gelebilir ve şu söylenebilir: Yahu bu insanlar Avrupa'da yaşıyorlar ve hal, davranış, giyim, kuşam hiç de öyle göstermiyor. Buna itiraz etmek mümkün değil.
Ama bende diyorum ki, bu tür bir manzaraya Türkiye'nin hemen hemen her havalimanında rastlanabilir.
Buradaki tartışma ortamının sıkıntı noktası bu değilki.
|
 |
Volkan Cordan
12 yıl önce - Sal 12 Ekm 2010, 14:35
| Alıntı: |
| Bu tür manzaraları ben, bırak Istanbul Atatürk'te Frankfurt Havalimanı'nda dahi görüyorum. Burada sormamız gereken soru şu: Aynı olayı bir Gaziantep, Elazığ, Adana vb bir havalimanında görmek mümkün değil midir ? |
Elbette görebiliriz, daha doğrusu görüyoruz...hatta daha da ilginç görüntüler izliyoruz.
Ama başlık "Yurtdışında Yaşayan Türkler". Mesajları okuduğmuz zaman, bu grubun hem Almanya`da hem de Türkiye`de bir algılama ve algılanma sorunu var.
Yine verdiğim örnekten yola çıkarak, yanımda bulunan arkadaş şu tepkiyi verdi (ki genelde Türkiye`de Almancı olgusunun ekseriyetle rastladığı bir tepki):
"Eh yuh yani, asırlardan beri Almanya`da, Avrupa`nın göbeğinde yaşıyorsunuz...vatandaşı bile olmuşlar, ama Medeniyet`in "M"`si yanlarına uğramamış. Pes doğrusu!"
Simdi hangi medeniyet daha iyi,olumlu,ileri konusu tabii ki tartışılabilir bir durum.
Ama temelde Gaziantep, Elazığ, Adana vb. yerlerdeki davranış biçimleri ve Avrupa`da yıllarca yaşamış insanlar arasında bir fark olması lazım.
Kaldı ki, Gaziantep, Elazığ, Adana vb. yerler 60`lı,70`li yıllarda kalmamış. Hem kafa yapısı hem yaşam biçimi olarak ilerleme göstermiş.
Siz ama 40 yıllık bir Avrupa yaşantısı sonunda 2000`li yıllara gelemiyorsanız ve hala 50 yıl öncesindeki şablonlar ile yaşıyorsanız, hem Avrupa`nın göbeğinde hemde Gaziantep, Elazığ, Adana vb. şehirlerdeki insanlar tarafından "başkalaştırılırsınız"...ya da daha yaygın değimle "ALMANCI" olur/kalırsınız.
Benim vurgulamak istediğim konu buydu aslında.
Selamlar
|
 |
Mustafa Kavlak
12 yıl önce - Sal 12 Ekm 2010, 15:10
Sorun yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarının daha çok kırsal kesimden gelip belirli bir eğitim ve kültürel donanıma sahip olmamaları sonucundada yaşadıkları ortama uyumda zorluk çekmeleri, bende böyle bir ailenin ferdiyim, amacım kimseyi küçümsemek değil.
Eğer bu göç şehirlerimizden gerçekleşmiş olsaydı durum çok daha farklı olurda ve avrupalı da bize olumlu bir gözle bakabilirdi.
Artık 3. ve 4. kuşaklara ulaştık, olumsuzlukların yavaş yavaş kalkacağını düşünüyorum tabii ki kendi kültürel, dini, tarihi kimliğimizi unutmamak şartıyla.
Bu arada Başbakanımız Erdoğan ın Almanya ziyaretlerinde Merkel e sürekli Asimilasyondan bahsetmesine, ne düşünürsünüz bilemem ama şahsen bunu pek doğru bulmuyorum, başbakan bu konuda yanlış ifadeler kullanmakta.
Avrupa da yaşayan Türk kökenli nesiller, kendi özelliklerini koruyarak bulundukları ortama uyum sağlayacaklarına inanıyorum, şu anki vaziyet bunu göstermekte.
|
 |
Hakan Ali
12 yıl önce - Sal 12 Ekm 2010, 15:23
Arkadaşlar tanıdığım herkes Almanya'da o yüzden gözlemlediğim kadarı ile yazacağım.Öncelikle Almanyaya ilk gidenler hep kırsal kesimden kalkıp gitmiş.Ben hiç görmedim o tarihlerde tahsilli birilerinin fabrikada işçi olarak çalışmaya Almanyaya gittiğini.Maddi durumu kötü olan vatandaşlarımız daha Türkçeyi zor konuşurken hatta kendi memleketlerinin merkezlerini bile hiç görmemişken direkt olarak Almanyaya gitmesi onlar için çok tuhaf birşey.Örnek verecek olursam biyerde okumuştum.Almanların noel'inde fabrika tatile girmiş sanırım birkaç gün.Bizim işçilerde Almanca bilmiyor ya fazla ertesi gün fabrikaya geliyorlar fabrika kapalı.Bizimkilerde fabrika bizi işten attı diye galeyana getiriyorlar ortalığı.Kimse keyfinden gitmez gurbet ele oda ayrı bir mesele.Canını dişine takmış orda çalışmış , çabalamış para biriktirmiş çocuklarına bakmış.Fakat %80'lik bir kesim çocuklarını pek iyi yetiştirememiş gibime geliyor.Türkçe bile bilmeyen o kadar çok çocuk var ki.Bazı bilenlerde Almanca , Türkçe karışık konuşuyor öyle olunca dediğinden hiçbirşey anlamıyorsunuz.Bunun yanında öyle güzel Türkçe konuşanlar var ki takdir etmek gerekiyor.Eğitim konusu benimde dikkat ettiğim kadar hep meslek okullarını tercih ediyorlar.Vardır mutlaka üniversitede okuyan.Fakat pek önem vermiyor aileleri sanki yada çocuklar pek umursamıyor.Sosyal hayata gelecek olursak ortayı tutturamayan kesim çok.Ya çok sıkı tutuyorlar çocuklar bunalıma giriyor yada tam Almanyaya uyum sağlayacağız diye serbest bırakıyorlar çocuk alıp başını gidiyor.Ben genelde çok sıkı tutulanlara denk geldim psikolojileri alt üst olmuş artık.Türkiyeye gelip görgüsüzlük yapan vardır mutlaka fakat bunu genellemek öteki vatandaşlarımıza terbiyesizlik olur.Benim şahsen tek isteğim asimile olmasınlar entegre olsunlar.Çocuklarını tam bir Türk gibi yetiştirsinler.Dilini bile bilmeyen bir nesil yetişiyor bunun önüne geçmeleri şart.Allah yardımcıları olsun gurbette kimse onları dışlamasın kimse keyfinden gitmez binlerce km uzağa.
|
 |
sayfa 19  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|